T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALILAR : 1-
2-
3-
4-
DAVA: Tapu İptali ve Tescil veya Alacak
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
KARAR YAZIM TARİHİ:
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP :
Davacı vekili 27/12/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 27/10/2023 tarihinde ticari takas sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında müvekkilinin edimlerini yerine getirerek sözleşmede belirlenen taşınmazı, araçları ve nakit parayı davalı şirkete verdiğini ancak davalı şirketin sözleşme gereğince müvekkile vermesi gereken taşınmazların devir ve teslimini yapmadığını, müvekkili tarafından yapılan ödemelere ilişkin makbuzlarında mevcut olup dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, müvekkili tarafından davalı şirkete yapılan yazılı ve sözlü ihtarlara rağmen taşınmazların teslim edilmediğini, müvekkile devredilmesi gereken taşınmazların davalılara silsile yoluyla devredilerek taşınmazların kaçırıldığını, müvekkilinin açık bir şekilde zarara uğratıldığını, davaya konu sözleşmenin ticari bir sözleşme olduğunu bu nedenle de Asliye Ticaret Mahkemelerinin davaya bakmaya görevli olduğunu, dava öncesi yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını, davalı şirketin benzer yöntemle birçok kişiyi dolandırdığının tespit edildiğini, konuyla ilgili Konya C. Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, ... soruşturma sayılı dosya ile savcılık soruşturmasının halen devam ettiğini beyanla öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilerek davaya konu taşınmazlar üzerine tedbir konulmasına, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline, bu mümkün olmaz ise dava sürecinde alınacak bilirkişi raporuyla tespit edilmek ve arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00TL olan taşınmazların bedelinin davalılardan tahsili ile yasal faiziyle birlikte müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı tarafça dosyaya cevap dilekçesi sunulmadığı, duruşmalara katılan olmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLER:
Davaya konu taşınmazların tüm takyidatları ve geldi gittileri ile birlikte tapu kayıtları celp edilmiş, ... , ... ve ... plakalı araçların trafik sicil kayıt örneklerinin UYAP sistemi üzerinden alınarak dosyamız arasına alınmış, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünde, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odasından ve Konya Defterdarlığından davacının kayıtlarına ilişkin bilgi ve belgeler celp edilmiş, davaya konu taşınmazların değerinin tespiti için gayrimenkul değerleme uzmanı ve fen bilirkişi refakatinde mahkememizce mahallinde keşif yapılarak bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünün 03/01/2025 tarihli cevabi yazıları ile; davacı ... (... Masaj Salonu) işletmesinin 13/05/2015 tarihli işlemi ile terkin edilerek sicil kaydının silindiği anlaşılmıştır.
Gayrimenkul değerleme uzmanı ve fen bilirkişi heyetince mahkememize sunulan 03/03/2025 tarihli raporda özetle;
"...Dava konusu Konya İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel zerinde bulunan ana taşınmaza ait olan dava konusu taşınmazların dava ve devir tarihleri itibari ile eğerlerinin aşağıdaki tablodaki gibi olabileceği kanaati hasıl olmuştur.
Blok Bağımsız Bölüm Nitelik | Kat no | Dava Tarihi İtibari ile E BLOK ... BAĞIMSIZ 5. Kat 2.295.000 TL. F BLOK ... BAĞIMSIZ 5. Kat 1.930.000 TL.F BLOK ... BAĞIMSIZ 5.Kat 1.930.000 TL. olabileceği..." kanaatleri bildirilmiştir.
DAVANIN NİTELİĞİ, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE:
Dava, adi yazılı taşınmaz satım vaadi sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil, bu mümkün görülmediğinde taşınmaz bedellerinin davalılardan tahsili davasıdır.
6100 sayılı HMK'nın 1. maddesinde: Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir” hükmüne yer verilmiştir. Aynı yerdeki farklı mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, mahkemelerce görev hususu resen nazara alınır. HMK nun 114. maddesi gereğince mahkemenin görevli olması hususu dava şartlarındandır. HMK nun 115. maddesi gereğince de mahkemenin görevli olması ile ilgili dava şartındaki noksanlığın sonradan giderilmesi mümkün değildir. Mahkemenin görevsizliği halinde de davanın usulden reddi ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmelidir.
TTK nun 5. maddesinde de ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi kurumundan hareket ederek asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu dava ve işler düzenlenmiştir. TTK nun 5. maddesine göre; Asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Yine özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere asliye ticaret mahkemesinde bakmakla görevlidir.
TTK nun 4. maddesinde ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi kurumu düzenlenmiştir. TTK nun 4. maddesine göre; Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Yine tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; TTK ndan, TMK nun 962–969. maddelerinden, TBK nun 202, 203, 444, 447, 487–501, 515–519, 532–545, 547–554, 555–560 ve 561–580. maddelerinden, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuattan, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerden ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerden doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
Bir davaya asliye ticaret mahkemesinin bakmakla görevli olabilmesi için görülecek dava veya işin; 1-Ya her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davası olması, 2-Ya da TTK'nda düzenlenen bir konudan doğan hukuk davası olması, 3-veyahut TTK 4/1. maddenin (b), (c), (d), (e), (f) bentlerinde sayılan konulardan doğan hukuk davası olması, 4-Yahut da diğer özel kanunlardan doğan hukuk davası olması gerekmektedir..
Somut olayda uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir.
Eldeki dava mutlak ticari dava niteliğinde olmadığından dava tarafı gerçek kişilerin tacir olup olmadığının tetkiki gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 tarih ve 2007/7851 E., 2008/10258 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez.
TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre;
a-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
b-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usul Kanunu'nun 177. Maddesi: "Aşağıda yazılı tüccarlar, I inci sınıfa dahildirler:
1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı (150.000 TL) lirayı veya satışlarının tutarı (200.000 TL) lirayı aşanlar;
2. Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı (80.000 TL) lirayı aşanlar;
3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı (150.000 TL) lirayı aşanlar;
4. Her türlü ticaret şirketleri (Adi şirketler iştigal nevileri yukarıdaki bentlerden hangisine giriyorsa o bent hükmüne tabidir.);
5. Kurumlar Vergisine tabi olan diğer tüzel kişiler (Bunlardan işlerinin icabı bilanço esasına göre defter tutmalarına imkân veya lüzum görülmeyenlerin, işletme hesabına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığınca müsaade edilir.);
6. İhtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih edenler." hükmünü içermektedir.
Parantez içinde belirtilen rakamlar her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellenmektedir.
Bu itibarla dava taraflarını tacir olup olmadığının tespiti hususunda ilgili Ticaret Sicil Müdürlüklerine, Ticaret Odası Başkanlıklarına, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliklerine ve Vergi Dairelerine müzekkere yazılmıştır.
İlgili kurumlardan gelen yazı cevapları içeriklerine göre davalı şirket tacir ise de dava tarihi ve aynı zamanda uyuşmazlık tarihi itibariyle davacı tacir değildir.
Tacir olmayan veya tacir sayılması mümkün olmayan gerçek ya da tüzel kişinin ticari işletmesinin olması mümkün değildir. Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarına asliye ticaret mahkemeleri bakar. Taraflardan birisi tacir olmadığından, onun açısından bir ticari işletmeden de söz edilemez.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 S.Y. ile değişik 6102 sayılı TTK. nun 5.maddesinin 3.fıkrası değiştirilmiş ve "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükmü getirilmiştir. Bu düzenleme ile Ticaret Mahkemeleri genel mahkemeler içinde yer alan Asliye Hukuk Mahkemelerinin bir dairesi olmaktan çıkarılmış ihtisas mahkemesi haline getirilmiştir. Asliye ticaret mahkemeleri ile diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisidir.
İşbu davaya sulh hukuk mahkemelerinin bakacağına ilişkin HMK nun 4. ve 382. maddelerinde ve diğer kanunlarda özel bir hüküm olmadığından, dava çekişmesiz yargı işi de olmadığından iş bu davaya bakmaya sulh hukuk mahkemeleri görevli değildir. Diğer yandan tarafların kar amacı gütmesi nedeniyle uyuşmazlığın tüketici işleminden doğmadığı gözetildiğinde, iş bu davaya bakmaya tüketici mahkemeleri de görevli değildir. Bu itibarla genel görev kuralı gereğince davanın görüleceği yer Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın mahkememizin görevli olmaması nedeniyle HMK nun 114/1-c maddesi ve HMK nun 115/2. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,
2-HMK nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, verildiği anda kesin olan kararlarda kararın tebliği tarihinden, süresinde kanun yoluna başvurulmadığından kesinleşen kararlarda kararın kesinleştiği tarihten ve kanun yoluna başvurulan kararlarda da kanun yolu başvurusunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren yasal iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli KONYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-Belirtilen iki haftalık süre içinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememizce re'sen davanın açılmamış sayılmasına karar (ek karar) verileceğinin taraflarca bilinmesine, HMK 331/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılması hakkında karar verilmesi halinde talep halinde yargılama giderleri konusunda karar tayin olunmasına,
4-Harç, yargılama giderleri ve sair hususların görevli mahkemece karara bağlanmasına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince (2) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/12/2025
Başkan Üye Üye Katip