T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C.GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:
KARAR NO:
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI : 1-
VEKİLİ:
DAVALI : 2-
VEKİLİ:
DAVA: TAZMİNAT
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; 28/07/2022 tarihinde davalının sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonun yaya olarak bulunun müvekkili ...' e çarptığını, müvekkilinin bu kaza neticesinde hayati tehlikesinin bulunacak şekilde iş ve çalışma gücünü tamamen bitirecek şekilde yaralandığını, diğer davalı sigorta şirketinin ise kazaya karışan kamyonun trafik sigortacısı olduğunu, sigorta şirketine yönelik olarak 14/02/2022 tarihinde başvuru gerçekleştirildiğini, müvekkilinin kaza nedeniyle uğradığı iş ve çalışma gücü kaybının, SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve yol giderlerinin, ekonomik geleceğinin sarsılması gibi bedeni hasarlar ve diğer maddi zararların davalılarca karşılanmadığını, kaza nedeniyle başlatılan soruşturmanın Ereğli (Konya) . Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile kovuşturma aşamasına geçildiğini, kazanın sürücü ...' nin dikkatsiz ve tedbirsiz araç kullanımı nedeniyle meydana geldiğini, müvekkilinin traktörünün tekerinde meydana gelen arıza nedeniyle yolun olabildiğinde sağ tarafına çekili vaziyette yardım beklediğini, yardıma gelen ... , ... , ... ve ... ' ın tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini, sayılan şahıslarla birlikte müvekkilinin traktörün tekerindeki arızayı giderdikleri sırada davalının dikkatsiz ve tedbirsizliği nedeniyle müvekkiline çarptığını, müvekkilinin kazadan sonra yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi verdiğini, zararın tespiti için müvekkilinin tedavi gördüğü hastanelere müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin taburcu olduktan sonraki tedavilerinin devam ettiğini, bedeni hasarlar nedeniyle yatağa ve bakıma muhtaç bir şekilde hayatını sürdürdüğünü, müvekkilinin çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan bir kişi olduğunu, kazancının asgari ücretin üzerinde olduğunu, kaza nedeniyle hem kendisi hem de oğullarının tarla ve hayvanların bakımına yetişemediğini, tarlalardaki ürünlerin hasat bile edilemediğini, müvekkilinin sağlığında çektiği kredilerin kaza nedeniyle ödenememesi nedeniyle icra takibine maruz kaldığını, müvekkilinin uğradığı kazanç kayıplarının tespiti için o yıl ektiği yerleri gösterir çiftçi kayıt belgelerinin ve hayvan pasaportlarının ilgili kurumdan getirtilmesini talep ettiklerinden bahisle müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen kazanç kaybı zararının tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL kazanç kaybının davalı şirket yönünden temerrüt, davalı kişi yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödettirilmesine, müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen iş ve çalışma gücü kaybı zararının tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL iş gücü ve çalışma gücü zararının davalı şirket yönünden temerrüt, davalı kişi yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödettirilmesine, müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen ekonomik geleceğin sarsılması zararının tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zararın davalı şirket yönünden temerrüt, davalı kişi yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödettirilmesine, müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen beden hasarı zararının tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL beden hasarı zararının davalı şirket yönünden temerrüt, davalı kişi yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödettirilmesine, müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen ve SGK nın karşılamadığı yol ve bakım gideri zararı dahil diğer tüm maddi zararların tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL tedavi, yol ve bakım gideri dahil olmak üzere diğer maddi zararlarının davalı şirket yönünden temerrüt, davalı kişi yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödettirilmesine, müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen acı, elem, ıstırap, keder, bozulan ailevi durumu ve sağlığı nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 180.000,00 TL manevi zararın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı ...' den alınarak müvekkiline ödettirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 13/10/2023 havale tarihli talep artırım dilekçesi ile özetle; öncelikle müvekkilinin ekonomik durumu göz önüne alınarak teminatsız olarak ihtiyati tedbir talep ettiklerini, 100,00 TL olan geçici iş göremezlik tazminatı taleplerini 17.445,01 TL olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz, davalı ... yönünden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine, 300,00 TL olan sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerini 537.826,70 TL olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz, davalı ... yönünden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine, 100,00 TL olan tedavi, yol ve bakım gideri taleplerini 5.600,00 TL tedavi gideri, 647.878,50 TL bakıcı gideri olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz, davalı ... yönünden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik, tedavi, yol ve bakıcı gideri taleplerimiz yönünden tedavi klozuna ilişkin poliçe limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasını, aynı şekilde davalı sigorta şirketinin sürekli iş göremezlik talepleri yönünden sakatlık klozuna ilişkin poliçe limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasını talep ettiklerininden bahisle dava değerlerini manevi tazminat dahil 1.388.750,21 TL olarak belirlediklerini, bu bedel üzerinden davalarının kabulünü talep etmiştir.
Davacı vekili 20/03/2025 havale tarihli talep artırım dilekçesi ile özetle; 17.445,01 TL olan geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinde artış yapmadıklarını, 537.826,70 TL olan sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerini 962.538,44 TL olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz, davalı ... yönünden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine, 5.600,00 TL olan tedavi gideri tazminatı kaleminde artık yapmadıklarını, 647.878,50 TL olarak talep ettikleri bakıcı gideri tazminatını 1.150.401,36 TL olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz, davalı ... yönünden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik, tedavi, yol ve bakıcı gideri taleplerimiz yönünden tedavi klozuna ilişkin poliçe limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasını, aynı şekilde davalı sigorta şirketinin sürekli iş göremezlik talepleri yönünden sakatlık klozuna ilişkin poliçe limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasını talep ettiklerininden bahisle dava değerlerini manevi tazminat tutarı dahil 2.315.984,81 TL olarak belirlediklerini, bu bedel üzerinden davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesiyle özetle; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğradığını, dava konusu trafik kazasının anılan zamanaşımı süreleri geçtikten sonra işbu davanın açıldığı, bu nedenle zamanaşımı itirazları doğrultusunda işbu davanın reddinin gerektiğini, yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkının ortadan kaldırıldığını, dava öncesinde sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun getirildiğini, başvurunun tam yapılması gerektiğini, hasar başvuru kapsamında davacı taraftan kalıcı maluliyet oranını belirtir sağlık kurulu raporu talep edilmiş ise de eksikliğin tamamlanmadığını, bu nedenle müvekkili şirket nezdinde davacıda meydana geldiği iddia olunan maddi zararın tespiti için aktüerya hesabının mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin temerrütünden bahsetmenin mümkün olmadığını, davacının müvekkili şirkete resmi bir başvuru yapmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan tedavi evraklarının yargılama neticesinde müvekkili şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, maluliyet oranının Yargıtayca da kabul edildiği üzere Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, somut olayda trafik kazasının anlatıldığı gibi husule gelmediğini, müvekkilinin bu nedenle ZMMS kapsamında bir sorumluluğunun bulunmadığını, araç sürücüsünün ehliyetinin olmaması nedeniyle müvekkilinin herhangi bir ödeme sorumluluğunun bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili şirketin ZMMS uyarınca sigortalısının kusuru ile 3. şahıslara verilen zararı poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, geçici iş göremezlik giderleri ve geçici iş göremezlik dönemine tabi geçici bakıcı tazminat taleplerinin ZMSS genel şartları gereğince teminat dışı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik talepleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafın geçici iş göremezlik nedeniyle doğan zararlardan tedavi giderleri kapsamında olması nedeniyle müvekkili sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, bu kalemden Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğunu, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatlar tespit edilerek müvekkili şirket aleyhine hükmedilecek olası bir tazminattan mahsup edilmesi gerektiğinin son derece açık olduğunu, bu kapsamda tazminat hesabının da uzmanlık gerektiğinden hazine müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanının seçilerek anılan hesaplamaların yaptırılması gerektiğini, ayrıca yine dava konusu trafik kazası ile ilgili açılmış bulunan ceza davasının da bu dava da doktrin ve yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava konusu poliçenin 01/06/2015 tarihinden sonra tanzim edildiğinden eldeki uyuşmazlıkta 01/06/2015 tarihli genel şartların uygulanması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için söz konusu görülen davanın haklı olduğu varsayılsa bile müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğundan bahisle öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine, davacı uhdesinde meydana gelen zararlardan müvekkili şirketin ZMMS poliçe teminatı kapsamında sorumluluğu bulunmadığı nedeniyle haksız davanın reddine, müvekkili şirketin aleyhine hüküm kurulacak olması halinde SGK tarafından yapılan/yapılacak ödemelerin müvekkili şirketin sorumluluğundan tenziline, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle özetle; 28/07/2021 günü saat 09:20 sıralarında müvekkilinin sürücüsü olduğu ... plakalı kamyonun seyir halinde iken davacı ... isimli yol kenarında lastik tamir ettiği sırada aniden yola çıkması ile müvekkilinin davacının ağır kusuru nedeniyle davacıya çarptığını, bu kaza nedeniyle Ereğli (Konya) . Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile yargılamanın devam ettiğini, trafik kazalarında kusurun temel öge olduğunu, tazminat hesaplarının genellikle kusur oranları üzerinden hesaplandığını, kusursuz sorumluluklarda dahi bazı ayrık durumlar dışında bir kusur ölçücünün belirlenmesi gerektiğini, davacıların dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurlu olduğunu iddia ettiklerini, ancak davacıların kusur oranına ilişkin bir iddialarının gerçeği uygun olmadığından taraflarınca kabul edilmediğini, davacıların iddiasının yalnızca olay yerinde düzenlenen trafik kazası tespit tutanağına dayandığını, kaza tespit tutanağının mahkeme tarafından karar verilmesi için yeterli delil niteliğini arz etmediğini, ayrıca kaza tespit tutanağına göre davacının asli kusurlu olduğunu, mahkemece alınacak bilirkişi raporu tespitleri ile müvekkilinin kusursuzluğunun tespit edileceğini, bu nedenle davacının kaza tespit tutanağına dayanarak müvekkiline kusur izafe etmesinin ve bu kusur doğrultusunda talep edilen tazminatların kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu kazanın davacının kusurlu hareket nedeniyle yaşandığını, meydana gelen kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kazanın meydana geldiği yerde hız sınırlarının 80 km olduğu, müvekkilinin kullandığı kamyonun hızının ise 50-60 km civarında olduğunu, müvekkilinin hızının takograf ile ölçüldüğünü, müvekkilinin kullandığı kamyonun trafik sigortasının ve fenni muayenesinin bulunduğunu, lastiklerinin mevsim şartlarına uygun olduğunu, ceza dosyasındaki tanık ifadelerinden de anlaşılacağı üzere davacının yola bakmadan yolu kontrol etmeden kendi can güvenliğini ve trafik güvenliğini tehlikeye atarak yolun trafik durumunu kontrol etmeden aniden sebepsizce yola fırladığını, bu esnada davacının müvekkilinin aracına çarptığını, müvekkilinin tüm tedbirleri almasına rağmen davacının kusuru ile dava konusu kazanın meydana geldiğini, gerekli olması halinde dosyanın kusura ilişkin olarak ATK ndan yeniden rapor aldırılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin kusursuz olması nedeniyle maddi ve manevi tazminatların reddedilmesi gerektiğinden bahisle maddi ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın esastan reddine, yargılamam giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin tazminat isteminden ibarettir.
Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen trafik kazasında, zarar görenlerin zararından, 6098 sayılı TBK'nın 49. Maddesi uyarınca araç sürücüsü, 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi uyarınca araç işleteni ve şartları varsa teşebbüs sahibi ve 2918 sayılı KTK'nın 91. Maddesi uyarınca sigortacı müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Trafik kazası nedeniyle zarara uğradığını iddia eden hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında ispat yükü 6098 sayılı TBK'nın 50. Maddesi uyarınca zarar gören üzerinde olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek zorundadır.
Yine bu tür davalarda 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca, zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapması gerekmekte olup bu husus sonradan giderilmesi de mümkün olmayan dava şartlarındandır. Ayrıca yazılı başvurudan hemen sonra dava açılması mümkün olmayıp 15 günlük sürenin dolmasından sonra dava açılabilecektir. Sigorta kuruluşu kendisine yapılan yazılı başvuruya karşı 15 gün içinde cevap vermek ve 2918 sayılı KTK'nın 99. Maddesine göre 8 iş günü içinde de tazminatı ödemek zorundadır. Sekiz iş günü içinde sorumlu olduğu tazminatı ödemeyen sigortacı 9. gün itibariyle temerrüde düşecektir.
Hak sahipleri tarafından talep edilebilecek tazminatlar ise 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesi uyarınca 2918 sayılı KTK ile 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri uygulanacaktır.
Somut olayda davacı, davaya konu trafik kazası neticesinde yaralandığını iddia ederek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı, tedavi gideri tazminatı ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur.
Açılan dava ilk önce Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sırasına kaydedilmiş, bu sıra üzerinden yapılan yargılama neticesinde 17/04/2024 tarihli, ... E. ... K. sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Konya BAM . Hukuk Dairesi'nin 16/12/2024 tarihli, ... E. ... K sayılı ilamı ile "Anlatılan ilke ve düzenlemeler ışığında somut olayda, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderildiği ayrıntılı, gerekçeli, oluşa ve deliller ile İTÜ uzman bilirkişi heyetinin raporunda davalı tarafa da kusur verilen kusur oranlarında bir isabetsizlik bulunmadığından, yukarıda yazılı olduğu gibi ceza dosyasının maddi vakıa dışındaki kusur belirlemesinin hukuk mahkemesini de bağlayıcı kılmayacağından, davalıların az da olsa kusurunun varlığında müteselsil sorumluluk gereğince sorumlu oldukları göz önüne alınarak; tüm deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, çelişkilerin giderilmesi için alınan İTÜ heyet raporundan sonra usule aykırı biçimde ceza dosyasında kusur raporu veren Adli Tıp Kurumu aynı heyetinde yer alan bilirkişilerin de yer aldığı Adli Tıp Kurumu bilirkişi heyetinden alınan rapora itibar edilerek ve gerek ceza gerekse Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu raporları haricinde diğer tüm kusur raporlarında davalı tarafın kusurlu bulunduğu da gözetildiğinde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmakla, buna ilişkin davacı istinafının kabulü ile kararın kaldırılarak mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir." gerekçeleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı ile 14/08/2023 tarihli İTÜ raporunun dosya kapsamına uygun olduğu belirlenmesi karşısında, bu aşamada kusur yönünden yeni bir değerlendirme yapılması mümkün değildir. Yapılması gereken, bu kusur raporundaki veriler dikkate alınmak suretiyle yargılamanın yürütülmesinden ibarettir. Bahsi geçen İTÜ raporu ile kazanın oluşmasında davacının % 10, davalı ...'nin % 40, 51 DV 943 plakalı araç sürücüsünün ise % 50 oranında kusurlu olduğu tespit edildiğinden, kazanın oluşmasında davalı ...'nin % 40 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Davacı açıkça davalı ...'nin kusuruna isabet eden zararın tahsilini talep ettiğinden yapılması gereken zararın tespitinden sonra davalı ... kusuruna isabet eden tazminatın hüküm altına alınmasından ibarettir.
Bu kapsamda öncelikle zarar görenlerin davaya konu trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremez hale gelip gelmediğinin tespiti için hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmelidir. Maluliyetin tespiti yönünden hangi yönetmeliğin uygulanacağına ilişkin KTK'da ve TBK'da açık hüküm bulunmadığından bu boşluğun içtihatlarla doldurulması gerekmektedir.
Konya BAM . Hukuk Dairesi'nin süregelen uygulamasına göre; 2918 sayılı KTK'nın 90. ve 92. maddeleri ile genel şartlara yapılan atfın 09/10/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle genel şartların ve Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanma kabiliyetinin kalmadığı gerekçesiyle, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 08/02/2023 tarihli, ... E ... K sayılı kararı)
AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı karşısında genel şartların uygulanma kabiliyetinin kalmadığı açık ise de, iptal kararı Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. Her ne kadar 01/06/2015 tarihli Genel Şartlar'da bu yönetmeliklere atıf yapılmakta ise de bu yönetmelikler genel şartlardan bağımsız olup, genel şartlara yapılan atfın hatta doğrudan genel şartların yürürlükten kaldırılması bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel değildir. Zira bu yönetmeliklerin dayanağı 01.06.2015 tarihli genel şartlar olmayıp, Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği'nin 3. Maddesinde, Erişkinler ... Yönetmeliği'nin de yine 3. Maddesinde belirtildiği üzere bu yönetmeliklerin dayanağı kanundur. Dolayısıyla bu yönetmelikler ya da yönetmeliğe dayanak teşkil eden kanunlar yürürlükten kalkmadığı sürece bu yönetmeliklerin uygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır.
Bunun yanında her ne kadar Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesi ile birlikte uygulanmaya başlanmış ise de; bu yönetmeliğin 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, yürürlüğe girdiği tarihten 01.06.2015 tarihine kadarki süreçte de uygulanmasına engel bir halin olmadığı, ancak yargı kararları ile bu süreçte Çalışma Gücü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının tercih edildiği, tercihin bu yönde kullanılmasına bir engel olmadığı gibi aksi yönde kullanılmasına da bir engel olmadığı, ancak 2918 sayılı KTK'daki atıf nedeniyle 01.06.2015 tarihli genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte bu tarihten itibaren Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının bir zorunluluk olduğu, AYM iptal kararının sadece bu zorunluluğu ortadan kaldırdığı, dolayısıyla yargı organlarının takdir hakkını kullanarak yürürlükte olan yönetmeliklerden herhangi birisini tercih etmesinin mümkün olduğu, Yargıtayca bu takdir hakkı kapsamında hangi tarihler arasında hangi yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik oluşturulan uygulamanın yerleşik hale geldiği, Yargıtay ve diğer BAM uygulamalarının aksine Özürlülük Ölçütü ... Yönetmeliği ile Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı yönündeki kabule açık yasal bir engel yoksa da TMK'nın 4. maddesi uyarınca kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceği, hakimin takdir hakkını kullanırken keyfi uygulamalardan kaçınmasının gerektiği, yerleşik ve genel kabul gören uygulamaların aksine hareket edilmesinin adil yargılanma ilkesine aykırılık teşkil edeceği ve yargıya güveni ortadan kaldıracağı, Yargıtay uygulamasının da herhangi bir yasa hükmüne aykırılık teşkil etmemesi karşısında KONYA BAM . HD'NİN ANILAN GÖRÜŞÜNE İŞTİRAK EDİLMEMİŞTİR.
Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden maluliyetin tespitinde Erişkinler ... Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının Erişkinler ... Yönetmeliği'nin uygulanmasına engel bir yönü yoktur.
Yargıtay . Hukuk Dairesinin yerleşik hale gelen uygulamasına göre; maluliyet belirlemesinin, kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.(Emsal ilam:Yargıtay . Hukuk Dairesi ... E ... K)
Davaya konu trafik kazası 28/07/2021 tarihinde meydana gelmiş olup, davacının kalıcı sakatlığının bulunup bulunmadığının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekir.
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 03/01/2023 tarihli maluliyet raporu ile, davacının yaralanmasının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre % 94 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, davacının geçici iş göremezlik süresinin 12 ay, davacının ömür boyu başkasının yardımına muhtaç olduğu ve tedavi gideri zararının 14.000,00 TL olduğu belirlenmiştir.
03/01/2023 tarihli rapordaki değerlendirilmelerin dosya kapsamına uygun olduğu kabul edildiğinden davacının kalıcı sakatlık oranının % 94, geçici iş göremezlik süresinin 12 ay, tedavi gideri zararının ise 14.000,00 TL olduğu ve davacının ömür boyu başkasının yardımına muhtaç olduğu kabul edilmiştir.
Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda 2918 sayılı KTK'da ve 6098 sayılı TBK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kapsamda hesaplamanın yargı kararları ile yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerekir. Hesaplamalarda prograsif rant yönteminin uygulanması konusunda herhangi bir görüş farklılığı yoksa da bakiye yaşam süresinin tespitinde hangi yaşam tablosunun esas alınacağı konusunda Konya BAM . HD. nin uygulamaları ile Yargıtay uygulamaları farklılık arz etmektedir.
Konya BAM . HD.'nin yerleşik hale gelen uygulamalarına göre, 2918 sayılı KTK ile genel şartlara yapılan atfın, AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle bakiye yaşam süresinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerekir. (Konya BAM . HD.'nin 17/02/2023 gün ve ... E ... K)
TRH 2010 yaşam tablosunun, genel şartların yürürlüğe girmesiyle uygulanmaya başlandığı, önceki dönemde PMF 1931 yaşam tablosunun uygulandığı bilinen bir gerçektir. Genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Dairelerinin uygulamalarına istinaden PMF 1931 yaşam tablosu esas alınmaktaysa da TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasına da engel yasal bir düzenleme bulunmamaktaydı. Genel şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, KTK'da genel şartlara yapılan atıflar nedeniyle, hesaplamalarda TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması yasal bir zorunluluk haline gelmiş, devam eden süreçte ise AYM'nin 17/07/2020 tarihli ... E ... K sayılı iptal kararı ile bu zorunluluk ortadan kalkmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, iptal kararı ile sadece bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararı TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasını imkansız hale getirmemiştir. Gelinen aşamada, mahkemeler takdir yetkisi kapsamında gerek PMF 1931 yaşam tablosunu, gerekse TRH 2010 tablosunu esas alabilecektir. Ancak takdir hakkının, 4721 sayılı TMK'nın 4. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak kullanılması gerekir. Bu takdir hakkı kapsamında, genel kabul gören yaşam tablosunun esas alınması hakkaniyete daha uygun olacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02/12/2021 tarihli, ... E, ... K sayılı ilamı ve 21/12/2021 tarihli, ... E., ... K sayılı ilamı ile bakiye yaşam süresinin tespitinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınması gerektiğine işaret etmiştir. Yine, Yargıtay Daireleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin uygulamaları da bu yönde olmuştur. Bu nedenle, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının hakkaniyete daha uygun olacağı kabul edildiğinden, Konya BAM . HD.'nin PMF 1931 yaşam tablosunun dikkate alınmasına yönelik görüşüne iştirak edilmemiştir.
Kısaca üzerinde durulmasının faydalı olacağı düşünülen bir diğer husus ise, 14/02/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 gün ve ... E. ... K sayılı kararı iptal kararıdır. 7237 sayılı yasanın 18. maddesiyle 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklik ile, 09/06/2021 tarihinden sonra meydana gelen trafik kazaları yönünden bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması yasal zorunluluk haline gelmiştir. Ancak, anılan değişikliğin AYM tarafından iptaline karar verilmesi karşısında bu zorunluluk ortadan kalkmış olup, iptal kararının TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanmasına engel bir yönü yoktur.
13/03/2025 tarihli hesap raporu ile, davacının davalı ...'nin % 40 oranındaki kusuruna isabet eden sürekli iş göremezlik zararının 1.123.928,88 TL, geçici iş göremezlik zararının 17.445,01 TL, bakıcı gideri zararının 1.424.672,70 TL ve tedavi gideri zararının 5.600,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Hesaplamalarda gelir olarak asgari ücretin esas alınmasına davacı tarafın bir itirazı bulunmadığından davacının gelirinin asgari ücret kadar olduğu kabul edilmiş ve 13/03/2025 tarihli rapordaki tespitlerin dosya kapsamına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacıya atfı mümkün bir müterafik kusur tespit edilmediğinden hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı kabul edilmiştir.
Davacı vekili, 20/03/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı istemini 962.538,44 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı istemini 17.445,01 TL'ye, bakıcı gideri tazminatı istemini 1.150.401,36 TL'ye ve tedavi gideri tazminatı istemini 5.600,00 TL'ye çıkarmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında davalı ...'nin % 40 oranında kusurlu olduğu, kaza neticesinde yaralanan davacının davalı ...'nin % 40 oranındaki kusuruna isabet eden sürekli iş göremezlik zararının 1.123.928,88 TL, geçici iş göremezlik zararının 17.445,01 TL, bakıcı gideri zararının 1.424.672,70 TL ve tedavi gideri zararının 5.600,00 TL olduğu, davalı ...'nin kazaya karışan aracın sürücüsü ve işleteni olması nedeniyle bu zarardan sorumlu olduğu, yine davalı ... Sigorta A.Ş.'nin de kazaya karışan aracın ZMMS sigortacısı olması nedeniyle poliçe limitine kadar olan zarardan sorumlu olduğu sonucuna varıldığından, taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacının maddi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Kazanın oluş şekli ve sonucu, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacının manevi tazminat davasının da kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 962.538,44 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 17.445,01 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.150.401,36 TL bakıcı gideri tazminatı ve 5.600,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 2.135.984,81 TL tazminatın, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu (sakatlanma teminat klozu limiti nedeniyle 430.000,00 TL, sağlık gideri teminat klozu limiti nedeniyle 430.000,00 TL olmak üzere toplam) 860.000,00 TL ile sınırlı olması kaydıyla, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 02/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, davalı ... yönünden ise 28/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 180.000,00 TL manevi tazminatın 28/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 158.204,92 TL harçtan, peşin ve ıslah nedeniyle alınan 7.910,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 150.294,68 TL eksik harcın (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 55.809,27 TL ile sınırlı olması kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Mahkememizce 24/06/2024 tarihinde kaldırma kararı öncesi dosyamızdan yazılan harç tahsil müzekkeresinin işlemsiz iadesi için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.600,00 TL yargılama giderinin davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
6-Davacı tarafından yapılan 7.910,24 TL harç giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 2.937,32 TL ile sorumlu olması kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 652,60 TL harç gideri ve 16.301,73 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 16.954,33 TL yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 6.295,69 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
9-Maddi tazminat davası yönünden; davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunn A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 294.958,33 TL vekalet ücretinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 132.400,00 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
10-Manevi tazminat davası yönünden, davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca, tayin ve takdir olunan, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...' den alınarak davacıya verilmesine,
11-Gerekçeli karar tebliği için davacı avansından yapılacak (ve 45,00 TL olacağı değerlendirilen) yargılama giderinin (davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 16,70 TL ile sınırlı olmak üzere) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
12-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair ; davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere, Hakim ... muhalefeti ve oy çokluğuyla verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/05/2025
Başkan Üye Üye Katip
MUHALEFET GEREKÇESİ: Konya BAM . HD' nin yerleşik hale gelen kararlarında da belirtildiği üzere, maluliyetin tespitinde çalışma gücü ... Yönetmeliği hükümlerinin dikkate alınması gerektiği, yine bakiye yaşam süresinin tespitinde PMF 1931 Yaşam Tablosunun dikkate alınması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun maddi tazminat davasına ilişkin kararına muhalefet ediyorum.
...
Üye Hakim-...
¸e-imzalıdır