T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI : HASIMSIZ
MÜDAHİLLER: 1-
VEKİLİ:
: 2-
VEKİLİ:
: 3-
VEKİLİ:
:4-
VEKİLİ:
:5-
VEKİLİ:
: 6-
VEKİLİ:
: 7-
VEKİLİ:
: 8-
: 9-
VEKİLİ:
: 10-
VEKİLİ:
: 11-
VEKİLİ:
KONKORDATO
KOMİSERİ:
DAVA: Adi Konkordato
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP :
Davacı vekili 27/09/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin saç, demir, çelik, plazma kesim ve büküm işleri ile iştigal eden bir şirket olduğunu, ... İnovasyon şirketi ve EFC İnovasyon şirketi ile birlikte grup şirketi olduğunu, müvekkili bu şirketin %100 oranında iç piyasayla ticareti olduğunu, müvekkili şirketin 2022 yılına kadar mali durumunun iyi durumda olduğunu, 2023 yılından itibaren ekonomik şartlar, faizlerin artması, döviz kurundaki dalgalanmalar ve maliyet artışları nedeniyle şirketin nakit akışının bozulduğunu ve mali durumunun kötüye gittiğini, şirketin mali durumundan dolayı mal varlıkları, stokları ve ticaretinin devamını sağlayacak ekipmanlarının cebri icra tehdidi altında muhafaza altına alınma ve satılma riskinin oluştuğunu, müvekkilinin iflası ya da malvarlıklarının cebri icra ile satılması durumunda alacaklıların tamamının alacaklarına kavuşamayacağını, İİK'nun 285.maddesi uyarınca şirket borçlarının ödeyememe tehlikesinin oluştuğunu, şirketin alacaklarına vadesi gelince kavuşması, borçlarını da vadesi geldikçe ödemesi için şirketin ticari hayatına devam edebilmesi gerektiğini, kanun uyarınca hazırlanan ön proje kapsamında şirket faaliyetine devam ederek içinde bulunduğu durumdan çıkabileceğini beyanla müvekkil şirket hakkında ivedi olarak geçici mühlet kararı verilmesini, müvekkil şirket hakkında konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER :
Davacı şirket tarafından konkordato ön projesi ve ekleri ibraz edilmiştir.
Mahkememiz 01/10/2024 tarihli ara kararı ile; davacı şirket lehine 01/10/2024 tarihinden itibaren 3 ay süre ile konkordato geçici mühleti verilmiş ve bir kısım tedbirlere hükmedilmiştir.
Geçici mühlet dönemi içerisinde ilgili yerlere konkordatoya ve tedbirlere ilişkin müzekkereler yazılmış, ilanlar yapılmış, tayin edilen konkordato komiseri tarafından 01/11/2024 tarihli geçici mühlet dönemi 1. raporu ve 10/12/2024 tarihli geçici mühlet dönemi nihai raporu ibraz edilmiş, geçici konkordato komiseri tarafından makine mühendisi bilirkişisinden 22/10/2024 tarihli rapor alınmış, müdahiller ... A.Ş., ... A.Ş., ... Tic. Ltd. Şti., ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş. ve ... Bank A.Ş. vekilleri tarafından müdahale dilekçeleri sunulmuştur.
Müdahil talebinde bulunan ... Bank A.Ş'nin başvuru ve peşin harcı yatırmaması nedeniyle müdahillik talebinin reddine, diğer müdahil talebinde bulunanların müdahillik taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Geçici konkordato komiseri ... tarafından mahkememize sunulan 01/11/2024 tarihli geçici mühlet dönemi 1. raporunda özetle;
"...1. Davacı şirkete 01.11.2024 tarihi itibariyle geçici mühlet süresi verildiği ve gerekli tedbirlerin alındığı, geçici mühlet kararının basın ilan kurumu sitesinden ve Türkiye ticaret sicili gazetesinden ilanlarının yapıldığı, (Ek 1-2)
2. Alacak-borç teyit çalışmalarına devam edildiğinden, mali tablolar ve konkordato ön projesi hakkında görüş bildirmeye rapor tarihi itibariyle imkan bulunmadığı, ikinci raporda yer verileceği,
3. Rapor dönemi içinde geçici mühletin kaldırılmasını gerektiren bir uygulama tespit edilmediği..." kanaatleri bildirilmiştir.
Geçici konkordato komiseri ... tarafından mahkememize sunulan 10/12/2024 tarihli geçici mühlet dönemi nihai raporunda özetle;
"...1-Davacı şirketin başvuru belgeleri arasında bulunan mali tabloları 31.08.2024 tarihli olması, bu tarihten geçici mühlet kararı verilen 01.10.2024 tarihine kadar oluşan mali durum hareketleri ve güncel mali durumun tetkik edilmesi gereği, davacı şirket tarafından oluşturulan geçici mühlet kararının alındığı tarihteki mali tablolar ve son mali tablolar olan 30.11.2024 tarihli MUGT’ne göre komiserliğimize beyan edilen bilanço (Ek-1) üzerinden yapılan mutabakat ve değer tespit çalışmaları ışığında 30.11.2024 tarihli Rayiç Değer bilançosu hazırlanmıştır.
-Komiserliğimiz tarafından posta yolu ile yapılan mutabakat çalışmaları sonucu ilişkili kurum veya kişilerin cevap yazılarında farklılıklar tespit edilmiştir. Davacı şirket beyanının kabul edildiği ve ilişkili kurum veya kişilerin beyanlarının doğruluğu kabul edildiği rayiç değer bilançosunun rapor edilmesi gereğine ihtiyaç duyulmuş, ayrıca Kefaleten borçlara göre ve ayrıca asaleten borçlara göre 2 ayrı borca batık olup olmadığı noktasında hesaplama yapılmış ve mahkemenizin takdirine bırakılmıştır.
2-Davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olan Nissan Primera 1998 (13.500,00 TL kaydı değerli) model aracın bilirkişi tarafından tespiti yapılmadığı, sözlü olarak şirket yetkililerine sorulduğunda ise aracı hatırlamadıklarını devir almadan önce satılmış olabileceğini beyan ettiklerini,
-Yine şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmayan ve bilirkişi tarafından tespiti yapılan ... 2006 Model ... plakalı 420.000,00 TL güncel beledi olan araçlar varlık olarak değerlendirilmiştir.
3-Davacı şirketin ticari defter kayıtlarına ile ilişkili kişilerin beyanların göre,
-Davacı şirketin kefaleten borçlarının dikkate alınmaması sonucunda 54.806.892,42 TL miktarında varlıkları, 55.486.189,22-TL miktarında borçları olduğu, davacı şirketin 679.296,80-TL miktarında borç fazlası hesaplandığı, Davacı şirketin borca batık olduğu,
4-Davacı şirketin varlıklarına, davacı şirketin yetkilisi ve ortağının, ortak olduğu dava dışı grup şirketlerinden kullanmış olduğu kredilerden kaynaklı kefaleten borçları dahil edilemesi durumunda,
-Davacı şirketin kefaleten borçlarının dikkate alınması sonucunda 54.806.892,42-TL miktarında varlıkları, asaleten 55.486.189,22 TL ve kefaleten 121.458.371,26 TL olmak üzere toplam 176.944.560,48-TL miktarında borçları olduğu, bu durumda ise davacı şirketin 122.137.668,06TL miktarında borç fazlası hesaplandığı, Davacı şirketin borca batık olacağı.
5-Davacı şirketin ve grup şirketin kullanmış olduğu krediler mevcut olduğu, davacı şirketin asaleten çekmiş olduğu krediler dışında grup şirketleri kullanmış olduğu kredilere de kefaleten borçlu olduğu, davacı şirketin kullanmış olduğu kredilerin tamamının adi borç olduğu, davacı şirketin herhangi bir varlığının ipotekli olmadığı tespit edilmiştir.
-Grup şirketlerinin kullanmış olduğu kredilerin tamamında, grup şirketlerin taşınır, taşınmaz varlıklar ipotekli olduğu,
-Davacı şirketin revize ettiği ön projesine göre öngörülen nakit fazlalığının 64.266.075,41 TL olabileceği, , davacı şirketin toplam borcunun 55.433.168,55 TL olduğu, % 10 faizi ile birlikte davacının toplam borcu 60.976.485,41 TL olabileceği, DAVACI ŞİRKETİN, KESİN MÜHLET SÜRECİ VERİLMESİ İLE BORÇLARINI TASFİYE EDEBİLECEĞİ, KONKORDATONUN BAŞARIYA ULAŞMASININ KUVVETLE MUHTEMEL OLABİLECEĞİ, yönünde Geçici Konkordato Komiserliği kanaatim oluşmuştur, Kesin mühlete geçilmesi halinde bu konudaki incelemelerim devam edecek, tespitlerim güncellenecektir.
6-Başkanlığınızca, kefaleten borçların tamamından davacı şirketin sorumlu olması nedeniyle, davacı şirketinin dava dosyasına sunmuş olduğu projesinin uygulanabilir olabilmesi için asaleten ve kefaleten borçların tamamını karşılayabilecek kabiliyette olması gerektiğine hükmedilmesi durumunda,
-Davacı şirketin kefaleten borçlarının dikkate alınması sonucunda 54.753.871,75-TL miktarında varlıkları, kefaleten 121.458.371,26 TL ve asaleten 55.433.168,55 TL olmak üzere toplam 176.891.539,81-TL miktarında borçları olduğu, bu durumda ise davacı şirketin 122.137.668,06-TL miktarında borç fazlası hesaplandığı, Davacı şirketin borca batık olacağı.
Davacı şirketin projesinin asaleten ve kefaleten borçlarının tamamını karşılayacak mal varlığının olmadığı ve ayrıca proje döneminde mevcut faaliyetleri kapsamında, davacı şirketin mevcut mal varlığı ile elde edilecek muhtemel gelirlerinden asaleten ve kefaleten olmak üzere toplam borcu karşılayamayacak durumunda olduğu, komiserliğimiz tarafından değerlendirilmiş ve bu durumda ise davacı şirketin ön projesinin makul ve uygulanabilir olamayacağı..." kanaatleri bildirilmiştir.
Mahkememiz 18/12/2024 tarihli son duruşmasında geçici konkordato komiseri ... beyanında;
"...Dosyaya sunmuş olduğum gecici mühlet dönemi 10/12//2024 tarihli nihai raporumu aynen tekrar ederim, rapor içeriğimde yapmış olduğum tespitler halen geçerliliğini korumaktadır, görevi devralmam sonrasında davacı şirket temsilcileri ve çalışanları tarafından gerekli bilgi ve belgeler gecikmeksizin tarafıma ulaştırılmıştır ve süreç içerisinde istemiş olduğum tüm bilgiler tarafıma eksiksiz olarak verilmiştir, davacı şirket ticaretine aktif olarak devam etmektedir, geçici mühlet süreci içerisinde alacaklılarının zararına yönelik olarak bir eylem veya işlemde bulunmamıştır, mahkemenizce yapılan şifai görevlendirme üzerine davacı şirket temsilcisinden itiraz dilekçelerinde yer alan müşteri çeki yoluyla kredi borcunun bir kısımının ödenmesine ilişkin bilgi ve belgeleri de kendilerinden talep ettim, buna istinaden tarafıma gecikmeksizin aynı gün gerekli bilgiler ulaştırılmıştır ve izahat dilekçelerimde belirttikleri üzeri 3.131.000,00TL tutarındaki çekler ilgili bankalar tarafından tahsil edilmiştir, yani bu tutarda bir borç eksilmesi olmuştur, 10/12/2024 tarihli raporumda davacı şirketin iki ihtimalli olarak projesinin başarı durumunu ve borca batılık durumunu tespit etmiştim, buna göre raporumda kefaletten kaynaklı borçların sayılması halinde davacının borca batık olduğu ve projesinin uygulanamaz olduğunu belirtmiştim, ikinci ihtimalde ise kefaletten kaynaklı borçların sayılmaması halinde projenin başarıya ulaşabileceğini ve davacının 600.000,00TL civarında borca batıklık durumu olduğunu takdir etmiştim, söz konusu çek tahsilatları sebebiyle ikinci ihtimalde netice değişmese de ilk ihtimalde yani kefaletten kaynaklı borçların sayılmaması halinde davacının yaklaşık 2.400.000,00TL civarında bir varlık fazlasının olacağı ve buna göre borca batık olmadığı ortaya çıkmıştır, hazırlamış olduğum rayiç değer bilançosu 30/11/2024 tarihindeki veriler dikkate alınarak hazırlanmıştır, genel uygulamada konkordato davalarının niteliğinden kaynaklı olarak geçici mühlet tarihindeki değil güncel mali veriler dikkate alınarak bir bilanço tespiti yapılmaktadır, bende tespitlerimi genel uygulamada olduğu gibi güncel verilere göre yaptım, az önce belirttiğim gibi çek tahsilatlarından kaynaklı varlık fazlası sadece kefaletten kaynaklı borçların borç olarak sayılmaması durumunda etkilidir, görevi devralmam sonrasında davacının hesabının bulunduğu tüm banka şubelerine yazı yazdım ve hesapta bulunan davacıya ait paranın komiserliğimiz nezaretindeki ... Bankası ... Şubesi hesabına aktarılmasını istedim, bu yazıma istinaden hiçbir banka tarafından konkordato hesabına para havalesi yapılmadı, davacı vekilinin dilekçesinde belirtmiş olduğu husus davacının müşterileri tarafından aslında konkordato hesabına gönderilmesi gereken paranın davacının diğer banka hesaplarına gönderilmesi ve bunun neticesinde ilgili bankalarda bulunan blokeler sebebiyle paraların gerek bankalar tarafından gerekse başka alacaklılar tarafından blokede tutularak konkordato hesabına aktarılmamasına ilişkindir, bununla ilgili tarafımızca yapılan bir işlem olmamıştır, konu komiserliğimiz faaliyeti dışındadır..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememiz 18/12/2024 tarihli son duruşmasında davacı vekili beyanlarında; "...öncelikle geçici konkordato komiserliği tarafından düzenlenen rapora yönelik olarak sunduğumuz itiraz dilekçelerimizi aynen tekrar ediyoruz, bu dilekçelerimizi tarafımıza verilen kısıtlı süre zarfında hazırlayabildik, itirazlarımızda belirttiğimiz üzere geçici konkordato komiserliği tarafından hazırlanan rayiç değer bilançosu ve rapordaki diğer tespitler usule ve esasa aykırı olup hatalıdır, komiser raporunu detaylı olarak inceledikten sonra daha kapsamlı itirazlarımızı dosyaya sunacağız, ayrıca geçici konkordato komiserliği tarafından dosyaya rapor ibrazından sonra bir takım belgeler sunulmuştur, bu belgeleri de inceleyerek gerekirse yazılı beyanda bulunacağız, müvekkil şirket grup şirket niteliğinde faaliyetine devam etmektedir, diğer grup şirketler hakkında aynı tarihli açmış olduğumuz konkordato davaları mevcuttur, komiserlik rayiç değer bilançosunda müvekkilin kefaleten sorumlu olduğu banka kredilerinden kaynaklı borcu hatalı olarak bilançonun pasif hanesinde gösterilmiş ve buna göre borca batıklık durumu tespit edilmiştir ancak dosyaya sunduğumuz Yargıtay . Hukuk Dairesinin içtihadında kefalet borçlarının borca batıklıkta ve projenin başarıya ulaşmasında kriter olarak değerlendirilmemesi gerektiği vurgulanmıştır, öte yandan müvekkilin borçlarının çok büyük çoğunluğu rehinle teminat altına alınmıştır, müvekkil gerek geçici mühlet sürecinde gerekse de bu süreç öncesinde iyi niyetli olarak ticaretini yapmıştır, fakat piyasadaki olumsuz koşullar sebebiyle nakit sıkışıklığına girdiğinden konkordato yoluna başvurmak mecburiyetinde kalmıştır, biz öncelikle itirazlarımızın kapsamlıca değerlendirilmesi ve müvekkil açısından yapılacak mali durum tespitinin daha sağlıklı bir neticeye kavuşturulması için geçici mühlet süresinin 2 ay uzatılmasını talep ediyoruz, mahkemeniz aksi kanaat olur ise kesin mühlet kararı verilerek ihtiyati tedbirlerin devamına karar verilmesini istiyoruz, ayrıca müvekkilin banka hesaplarında bulunan blokeler sebebiyle hesapta bulunan paraların konkordato komiserliği nezaretinde açılmış olan banka hesabına aktarılamamaktadır, bu sebeple ilgili bankalara yazı yazılarak müvekkilin bankalardaki paralarının konkordato hesabına aktarılmasının istenilmesini talep ediyoruz..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememiz 18/12/2024 tarihli son duruşmasında davacı şirket yetkilisi beyanlarında; "...ülkemiz ekonomik koşullarındaki olumsuzluklar sebebiyle alacaklarımızı tahsilde sıkıntıya girdiğimizden nakit ihtiyacımız doğdu, bundan kaynaklı olarak da borçlarımızı tam olarak ödeyemez hale geldik ancak şirketimizin alacaklıları rehinle teminat altına alınmış vaziyettedir, rehin tutarları borçlarımızı karşılamaya yeterlidir, adi alacaklı sayımız ve alacak tutarı oldukça düşüktür, biz faaliyetimize iyi niyetli olarak devam ediyoruz, şuanda işletmemiz 17 kişi istihdam etmektedir ayrıca ticaretimiz aktif olarak devam etmektedir hatta bu sürece şahit olan bir kısım müşterilerimiz ek siparişler vererek sürece katkı vermiştir, şirketimizin mali durumu olumlu yönde seyretmektedir, öncelikle geçici mühlet süresinin uzatılmasını bu mümkün değilse kesin mühlet kararı verilmesini ve tedbirlerin devam etmesini talep ediyorum..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememiz 18/12/2024 tarihli son duruşmasında hazır olan bir kısım müdahil vekilleri beyanlarında; "...Okunan müdahale dilekçelerimizi aynen tekrar ederiz, konkordato talebi kötü niyetli olduğu gibi verilen tedbir kararları da amacına uygun olmadığından geçici mühlet ve tedbirler kaldırılsın ve davanın reddine karar verilsin..." şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
DAVANIN NİTELİĞİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLME GEREKÇE :
Dava, konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.
Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordato; vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği karma konkordato şeklinde olabilir. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran ve/veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi, hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Aksi halde bu durumdaki borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olacaktır. Konkordato ucuz kredi temini yolu olarak kullanılmamalıdır. (Yargıtay . Hukuk Dairesi 06.03.2023 tarih ve ... Esas, ... Karar)
Konkordatonun tasdiki için, öncelikle borçlunun dürüst olması, daha sonra, teklif olunan meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması, konkordato projesinin alacaklıların yarısı ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunlukla kabul edilmesi, borçlunun konkordato işlemlerinin yerine getirilmesi, alacakları kabul edilmiş olan imtiyazlı alacakların tamamen ödenmesi ve mühlet sırasında komiserin onayı ile akdedilmiş borçların ifasını sağlamak için yeterli teminatı göstermesi, konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama masrafları ve ilam harçlarının tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması gerekir. (Yargıtay . Hukuk Dairesi ... Esas ve ... Karar)
Konkordato davalarında, yasada belirtilen koşulların sağlanması halinde borca batık olan veya borca batık olmamasına rağmen ödeme güçlüğü içerisinde bulunan borçluların, belli bir plan dahilinde ve alacaklıların belli orandaki rızasıyla borçlarını tasfiyelerini sağlamak amacıyla geçici ve kesin mühlet kararları verilmektedir. Konkordato geçici ve kesin mühletleri, sadece borçlu davacının değil, alacaklıların da menfaatinin gözetilmesinin gerektiği süreçlerdir.
Borçlunun işletmesinin devamı, önemli ve hissedilir ölçüde aktiflerin azalmasına ve pasiflerin artmasına yol açmaktaysa ve bu durum konkordato süreci içinde geri dönüşü olmayan bir aktif pasif dengesizliğine yol açacağı öngörülüyorsa; iflasın derhal açılması ile borçlunun mal varlığının tasfiye sağlanmak suretiyle daha iyi bir tatmin elde edileceği tahmin ediliyorsa, işletmenin devamı mümkün gözükmüyor yahut çok düşük bir ihtimal ise, malvarlığının korunması için kesin mühlet kaldırılarak iflasın açılması zorunludur. (... / ... , ... ... ... , Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 315 - 316 )
Davacı şirket vekilinin dilekçe ve beyanları, dosya kapsamında toplanan deliller, bilirkişi raporları, konkordato geçici komiserinin raporları ve açıklamaları ile müdahil vekillerinin talep ve itirazları, yukarıda yer verilen yargısal içtihatlar, doktrin görüşleri ve yürürlükteki mevzuat hükümleri hep birlikte değerlendirildiğinde;
Davacı şirket, limited şirket ünvanıyla ağırlı olarak lazer ışınlarının kullanımı yolu ile metallerin kesilmesi alanında faaliyette bulunan tek ortağı ve yetkilisi bulunan bir sermaye şirketidir.
Davacının hazırladığı konkordato ön projesi, bir vade konkordatosu olup, projede herhangi bir tenzilat öngörülmemiş, borcun % 10 faiziyle birlikte 2025 yılı 12. Ayından başlamak ve 2029 yılı Aralık ayında sona ermek üzere aylık taksitler halinde 48 ayda ödeneceği şeklinde teklifte bulunulmuştur.
Geçici konkordato komiserliği tarafından dosyaya sunulan 10/12/2024 tarihli raporda davacının projesinin başarıya ulaşma durumu iki ihtimalli olarak değerlendirilerek;
Davacı şirketin kefaleten borçlarının dikkate alınması halinde; davacı şirketin 54.806.892,42 TL miktarında varlığı, 55.486.189,22 TL asli borcu, 121.458.371,26 TL kefaletinden kaynaklı borcu olmak üzere 176.944.560,48-TL miktarında borcunun olduğu ve buna göre 122.137.668,06-TL miktarındaki borç fazlası sebebiyle davacı şirketin borca batık olacağı ve bu ihtimale göre davacının mevcut mal varlığı ve elde edilecek geliri dikkate alındığında borçlarını karşılayamayacağı ve projenin uygulanabilir olmadığı, tespit edilmiştir.
Davacı şirketin kefaleten borçlarının dikkate alınmaması, sadece asaleten borçlarının dikkate alınması halinde; davacı şirketin 54.806.892,42 TL miktarında varlığı, 55.486.189,22 TL asli borcu olduğu ve buna göre 679.296,80TL miktarındaki borç fazlası sebebiyle davacı şirketin borca batık olacağı ve bu ihtimale göre davacının mevcut mal varlığı ve elde edilecek geliri dikkate alındığında borçlarını karşılayabileceği ve projenin uygulanabilir olduğu, tespit edilmiştir.
Burada hemen belirtmek gerekir ki, Yargıtay . Hukuk Dairesinin 05/06/2024 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato tam manada bir dava olmayıp dinamik bir hukuki süreci içerdiğinden, borca batıklığın ve projenin uygulanma kabileyetinin talep tarihi veya geçici mühlet tarihi itibariyle değil, yargılama sırasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler dikkate alınarak güncel mali durum gözetilmek suretiyle belirlenmesi gerekir. Bu itibarla, davacı vekilinin geçici mühlet tarihi baz alınarak bir tespit yapılması gerektiği yönündeki itirazları kabule değer görülmemiştir.
Diğer yandan davacı vekili, dosyaya sunduğu 16/12/2024 tarihli itiraz dilekçesinde, davacının kullanmış olduğu banka kredine ilişkin olarak müşteri çekleri yoluyla tahsilat yapıldığını, ancak konkordato komiserliği rayiç değer bilançosunda bu tahsilatlar dikkate alınmadığından hesaplama yapıldığını, müvekkilinin hazırlamış olduğu rayiç değer bilançosu ile komiserlik rayiç değer bilançosu arasındaki 8.141.558,42 TL tutarındaki farklılığın bundan kaynaklı olduğunu belirtmiştir.
Buna istinaden, geçici konkordato komiserliği tarafından söz konusu tahsilatların açıklanıp detaylandırılması ve buna ilişkin belgelerin sunulması için davacı şirket yetkilisinden izahat istenilmiştir. Bunun üzerine, davacı şirket yetkilisi tarafından düzenlenen ve konkordato komiserliğine sunulan 17/12/2024 tarihli açıklama dilekçesinde müşteri çeki yoluyla bankanın tahsil ettiği toplamda 3.131.000,00 TL tutarında bir tahsilatın olduğu, geri kalan (8.141.558,42 TL-3.131.000,00 TL) 5.010.558,42 TL'nin faiz farkı olabileceği belirtilmiştir. Konkordato komiserliğinin raporunu tanzim etmesinden sonra gelişen bu durum Mahkememizce konkordato komiserliğinden sorulmuştur. Huzurdaki duruşmada konkordato komiseri tarafından, 3.131.000,00TL tutarında davacı lehine bir borç eksilmesinin olduğu, kefaletten kaynaklı borçların sayılmaması halinde söz konusu çek tahsilatları sebebiyle davacının yaklaşık 2.400.000,00TL civarında bir varlık fazlasının olacağı ve buna göre borca batık olmadığı, ancak kefaleten borçların dikkate alınması halinde çek yoluyla yapılan kredi tahsilatların, raporundaki önceki tespitleri değiştirmeyeceği hususlarını bildirmiştir.
Davacının projesinin uygulanabilir olup olmadığının tayini açısından kefaleten sorumlu olunan borçların niteliği ve asıl borçlularının hukuki ve mali durumlarına bakılması gerekmektedir.
Davacı vekilinin aşamalardaki dilekçe ve ekli belgelerden ve incelenen dosya içeriklerinden anlaşıldığı üzere, davacının kefaleten sorumlu olduğu borçlarının asli sorumluları grup şirketleri olup, grup şirketleri hakkında da konkordato yoluna müracaat edilerek ilgili dosyalardan geçici mühlet kararı verilmiştir. Ayrıca konkordato komiserliğine sunulan kefalet sözleşmeleri incelendiğinde kefaletlerin, müteselsil kefalet niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
6098 sayılı TBK'nun 586. maddesinde ise iş bu yargılamada değerlendirilmesi gereken müteselsilen kefalete yer verilmiştir. TBK 586/1. fıkrada: “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir.Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerekir" hükmü yer almaktadır. Sözü geçen kanun maddesinin 2. Fıkrasında ise, alacağın teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvence altına alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağı, ancak alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla karşılanamayacağının önceden hakim tarafından belirlenmesi veya borçlunun İflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi halinde rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabileceği belirtilmiştir. Yasal düzenlemelerin bu şekilde olması ve asıl borçluların da ödeme güçsüzlüğü içerisinde konkordato mehili verilen şirketler olması karşısında davacının kefaleten sorumlu olduğu borçlardan dolayı da sorumlu olduğu ve projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı değerlendirilirken bu borçların da dikkate alınmasının gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim Ankara BAM . Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı kararında, grup şirketler açısından çapraz kefalet ilişkisi bulunması halinde borcun grup şirketlerin tamamının hanesinde gösterilmesi gerektiğine işaret edilerek buna ilişkin istinaf talepleri reddedilmiştir.
Öte yandan davacı şirket yetkilisi tarafından her ne kadar duruşma sırasında, şirketin alacaklılarının rehinle teminat altına alındığı, rehin tutarlarının borçları karşılamaya yeterli olduğu, adi alacaklı sayımız ve alacak tutarının oldukça düşük olduğu belirtilmiş ise de, dava dışı grup şirketi asıl borçlu Doğu İnovasyon şirketi hakkında görülen Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası içeriği, konkordato komiserliğinin nihai raporundaki tespitler ve müdahil bankaların dosyaya sunduğu belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının tüm borcunu karşılayacak tutarda bir ipotek teminatının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Netice itibariyle; teklif edilen konkordato ön projesinin uygulama imkânın bulunmadığı, davacının tüm borçlarını karşılayabilecek kaynağı oluşturma imkan ve yeterliliğe sahip olmadığı, kesin mühlet aşamasına geçilmesinin alacaklıları daha da mağdur edeceği sonuç ve kanaatine varılarak, davacı şirkete verilen geçici mühletin ve bütün tedbirlerin kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davanın reddi karşısında iflas kararının da verilmesinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesinde ise ;
İİK'nun 292 maddesinde kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflasın açılması ve aynı kanunun 287/5 maddesinde aynı hükümlerin geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanabileceği hususları düzenlenmiştir.
İİK.nun Geçici Mühlet başlıklı 287/5.maddesi: "291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır." hükmünü içermektedir.
Yine Aynı Yasanın Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması başlıklı 292.maddesi gereğince:
"İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:
a)Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.
b)-Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.
c)-Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa.
d)-Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.
İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir.
Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." hükmüne yer verilmiştir.
2004 Sayılı İİK'nun 292/1-d maddesindeki şartların oluşması halinde davacı borca batık ise iflas kararı verileceği düzenlenmiş ancak, aynı maddenin a, b ve c maddeleri için açıkça borca batıklık şartı aranmamıştır.
Hukuk sistemimizde iflas yolları takipli iflas ve doğrudan doğruya iflas olarak ikiye ayrılmaktadır. Doğrudan iflas sebepleri İcra ve İflas Kanunu'nun 177, 178 ve 179'uncu maddelerinde gösterilmiştir. Buna göre borçlunun bilinen bir yerleşim yerinin olmaması, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçması, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli işlemler yapması ya da bunlara teşebbüs etmesi veya haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklaması ve ödemelerin tatili (İİK m.177) doğrudan iflas sebebi olduğu gibi aciz hali de böyledir (İİK m.178). Sermaye şirketleri için borca batıklık da bir doğrudan iflas sebebi olarak gösterilmiştir (İİK m.179).
Davacının borca batıklık durumu değerlendirildiğinde yine iki ihtimalli bir sonuçla karşılaşılmaktadır. Buna göre, davacının kefaleten borçlarının sayılması halinde yukarıda izah edildiği gibi davacı, 122.137.668,06-TL miktarındaki borç fazlası sebebiyle borca batık vaziyettedir. Ancak kefaleten borçlarının sayılmaması halinde ise, yaklaşık 2.400.000 TL tutarında varlık fazlası ile borca batık vaziyette değildir.
Davaya emsal Ankara BAM . Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı kararı:
"...Mahkemece doğrudan iflas sebebi olarak sadece borca batıklık incelenmiş, bu aşamada da Yargıtay . Hukuk Dairesinin 08.03.2017 gün ve ... E., ... K. sayılı kararına atfen kefalet borçlarının pasifte gösterilemeyeceği gerekçesiyle istem sahibi gerçek kişinin borca batık olmadığı sonucuna varılmıştır.
Gerek tek düzen hesap planına gerek Türkiye Muhasebe Standartları/Türkiye Finansal Raporlama Standartları çerçevesinde düzenlensin bilançolar belirli ilkelere uygun olmak zorundadır. Bu bağlamda kefalet yükümlülüğünün finansal tablolara ne şekilde alınacağı hususu değerlendirilmelidir. Kefalet borçları bir parasal değer hareketi niteliğinde olmadığından doğrudan doğruya bilançonun pasif kısmında yer almasa da bunların istem sahibinin sorumlulukları kapsamında olmadığı düşünülemez. Zira bu riskin gerçekleşmesi kaldıraç (varlık/borç) oranını değiştirecek ve bir anda borca batık hale getirebilecektir. Hal böyle olunca kefalet borçlarının bilançoda gösterilmesi ve yapısı itibariyle nazım hesaplarda takip edilmesi (... : İflas Erteleme Talebinde Bulunan Grup Şirketlerinde Kefalet Çelişkisi, ABD, 2018/1, s.104) ve nihayet gerek şahıs şirketi yönetimini, gerek ortak ve alacaklıları ve gerek yargılama yapan mahkemeyi aydınlatma amacıyla bilanço dipnotlarında gösterilmesi gerekir. Başta Türk Ticaret Kanunu olmak üzere mevzuatta bir çok düzenlemenin atıf yaptığı Türkiye Muhasebe Standartları/Türkiye Finansal Raporlama Standartları dışına çıkılarak sırf kefalet borçlarının kötü niyetle bilançoya aktarılmasının önüne geçilmesi gibi bir düşünce ile değerlendirme yapılması doğru değildir. Bu durumda mahkemece borçlunun kefil olduğu alacağı güvence altına alan başkaca ayni ve/veya şahsi teminatlar varsa bunların da değerlendirilmesi sonucunda borçluya isabet edebilecek muhtemel riskin yaklaşık olarak tespiti ile borca batıklık durumunun belirlenmesi gerekir..." şeklindedir.
Yukarıda yer verilen istinaf mahkemesi kararında belirtildiği üzere, kefalet borçlarının istem sahibinin sorumlulukları kapsamında olmadığı düşünülemez. Zira bu riskin gerçekleşmesi kaldıraç (varlık/borç) oranını değiştirecek ve bir anda borca batık hale getirebilecektir. Davacı vekilinin dosyaya sunduğu Yargıtay . Hukuk Dairesinin içtihadı güncel olmayıp, iflas erteleme davasına ilişkin olarak verilen bir karardır ve bu dosya için emsal teşkil edici nitelikte değildir. Zira, istinaf mahkemesi kararında da benzer yöndeki bir Yargıtay kararının somut olayda uygulanma yerinin bulunmadığı belirtilmiştir. Türkiye Muhasebe Standartları/Türkiye Finansal Raporlama Standartları dışına çıkılarak sırf kefalet borçlarının kötü niyetle bilançoya aktarılmasının önüne geçilmesi gibi bir düşünce ile kefalet borçlarının değerlendirme dışında tutulması Mahkememizce de yerinde görülmemiştir. Davacının kefil olduğu alacağı güvence altına alan ayni ve/veya şahsi teminatlar değerlendirildiğinde dahi davacının borca batık olduğu sonucuna varıldığından davacının iflasına da karar vermek gerekli olmuş ve aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-2004 s. İİK.nin 288/1 yollamasıyla, 2004 s. İİK'nin 292/1-b maddesi gereğince, davacı ... TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - (Mersis No : ... - Selçuk VD. ... -Konya Ticaret Sicili No : ...)'nin KONKORDATO DAVASININ REDDİNE,
2-Mahkememizin 01/10/2024 tarihli ara kararı ile verilen GEÇİCİ MÜHLETİN, kararın kesinleşmesi beklenmeksizin derhal KALDIRILMASINA,
3-Mahkememizin 01/10/2024 tarihli ara kararı ile verilen BÜTÜN İHTİYATİ TEDBİRLERİN ve KONKORDATO ŞERHLERİNİN kararın kesinleşmesi beklenmeksizin derhal KALDIRILMASINA,
4-... TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - (Mersis No : ... - Selçuk VD. ... -Konya Ticaret Sicili No : ...)'nin İFLASINA, 18/12/2024 günü saat 14:41 itibariyle İFLASININ AÇILMASINA,
5-İflas tasfiyesinin ADİ TASFİYE şeklinde yapılmasına, Mahkememizce konkordato komiserinin tasfiye memuru olarak görevlendirilmesine yer olmadığına,
6-İflasa ilişkin hüküm özetinin iflas müdürlüğüne derhal bildirilmesine, müzekkere, tebligat ve ilan masrafları ile geçici komiserin ücretinin ödenmesinden sonra artan gider avansının (ilk aşamada 100.000 TL. olmak üzere) tamamının iflas müdürlüğüne gönderilmesine,
7-Geçici konkordato komiseri ...'in görevinin bugün (18/12/2024 tarihi) itibariyle son bulmasına ve kendisine bu tarihe kadar olan hizmetine yönelik olarak takdir edilen ücretin gün hesabıyla ödenmesine,
8-Konkordato davasının reddedilip, bütün ihtiyati tedbirlerin ve konkordato şerhlerinin de derhal kaldırıldığının, davacının iflasına karar verildiğinin ve konkordato komiseri ...'in görevinin 18/12/2024 tarihi itibariyle son bulduğunun daha önce müzekkere yazılan ilgili yerlere müzekkereyle bildirilmesine ve ayrıca gerekli ilanların yapılmasına,
9-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
10-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
11-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
12- Davanın iflas kararı ile neticelenmesi sebebiyle İİK'nun 293/3. Maddesi atfıyla İİK'nun 164/1. Maddesi gereğince, iş bu gerekçeli kararın davacı tarafa, müdahillere ve konkordato komiserliğine re'sen tebliğine,
Dair; davacı şirket temsilcisi ve vekili ile konkordato komiseri ve bir kısım müdahil vekillerinin yüzüne karşı, bir kısım müdahil vekillerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2004 s. İİK'nin 293/3. ve 164/2. maddeleri gereğince (2) hafta içerisinde, Konya BAM ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/12/2024
Başkan Üye Üye Katip
¸e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır