T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... E. - ... K.
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
ESAS NO:
KARAR NO:
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ:
DAVALI: HASIMSIZ
MÜDAHİLLER: 1-.
VEKİLLERİ:
2-
VEKİLLERİ:
3-
VEKİLLERİ:
4-.
VEKİLİ:
5-
VEKİLLERİ:
6-
VEKİLİ:
7-
VEKİLİ:
8-
VEKİLLERİ:
9-
VEKİLLERİ:
KONKORDATO
KOMİSERİ:
DAVA: KONKORDATO
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Davacı tarafından hasımsız olarak açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 27/09/2024 tarihli dilekçesiyle; davacı şirketin borçlarını ödeme güçlüğü içerisine düştüğünü beyan ederek, 2004 s. İİK.nin 285 vd. maddeleri gereğince davacı şirket lehine 3 aylık konkordato geçici mühleti verilmesini ve davacı lehine tedbirlere hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.
Davacı şirket tarafından ön proje ve ekleri ibraz edilmiştir.
01/10/2024 tarihli ara kararı ile davacı şirket lehine 01/10/2024 tarihinden itibaren 3 ay süre ile konkordato geçici mühleti verilmiş ve bir kısım tedbirlere hükmedilmiştir.
Geçici mühlet dönemi içerisinde ilgili yerlere konkordatoya ve tedbirlere ilişkin müzekkereler yazılmış, ilanlar yapılmış, tayin edilen konkordato komiseri tarafından 30/10/2024, 06/12/2024, 16/12/2024 tarihli raporlar ibraz edilmiş, farklı alanlardaki bilirkişilerden de (geçici konkordato komiseri tarafından) 27/12/2024, 04/11/2024 tarihli raporlar alınmış, müdahiller tarafından müdahale dilekçeleri sunulmuş ve davacı vekili tarafından 12/12/2024 tarihli uzman görüşü ibraz edilmiştir.
18/12/2024 tarihli son duruşmada, davacı şirket temsilcisi ve vekili ile konkordato komiseri ve hazır olan müdahil vekilleri dinlenilmiştir.
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava, "Konkordato" davasıdır.
2004 s. İİK.nin 288/1. maddesine göre, "Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur."
2004 s. İİK.nin 287/5. maddesine göre de, "291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır."
2004 s. İİK'nin 289. maddesine göre, "Mahkeme, kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde verir.
Kesin mühlet hakkında bir karar verilebilmesi için, mahkeme borçluyu ve varsa konkordato talep eden alacaklıyı duruşmaya davet eder. Geçici komiser, duruşmadan önce yazılı raporunu sunar ve mahkemece gerekli görülürse, beyanı alınmak üzere duruşmada hazır bulunur. Mahkeme yapacağı değerlendirmede, itiraz eden alacaklıların dilekçelerinde ileri sürdükleri itiraz sebeplerini de dikkate alır.
Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir. Bu kararla birlikte mahkeme, yeni bir görevlendirme yapılmasını gerektiren bir durum olmadığı takdirde geçici komiser veya komiserlerin görevine devam etmesine karar verir ve dosyayı komisere tevdi eder..."
2004 s. İİK.nin 292. maddesine göre ise, "İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:
a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.
b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.
c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa.
d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse...
Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder."
Somut olayda ; konkordato geçici ve kesin mühleti verilmesinin amacı, borca batık olan veya borca batık olmamasına rağmen ödeme güçlüğü içerisinde bulunan borçluların, belli bir plan dahilinde ve alacaklıların belli orandaki rızasıyla borçlarını tasfiyelerini sağlamaktır (2004 s. İİK. m. 285/1). Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına da uymak zorundadır (4721 s. MK. m.2/1).
Bilindiği üzere, konkordato davası açmadan önceki davaya hazırlık süreci ortalama yaklaşık 1 ila 2 ay kadar sürebilmektedir. Çünkü, bu süre içerisinde bağımsız denetim şirketlerinin bu büyüklükteki bir şirketi hem kayden, hem fiilen usulüne ve standartlara uygun incelemeleri ve projelerin hazırlanması zaman almaktadır.
Konkordato geçici ve kesin mühletleri, sadece borçlu davacı şirketin değil, alacaklıların da menfaatinin gözetilmesinin gerektiği süreçlerdir.
Geçici konkordato komiserinin 06/12/2024 tarihli raporu ve 16/12/2024 tarihli son raporu ile duruşmadaki sözlü beyanları ve davacı şirket temsilcisinin son duruşmadaki sözlü beyanları ve dosyaya sunulan dilekçeler, uzman görüşü, müdahillerin beyanları ve diğer belgeler birlikte değerlendirildiğinde;
Davacı şirketin tek ortak ve temsilcisinin ... olduğu, davacı şirketin başvuru belgesinde 31/08/2024 tarihli rayiç değer bilançosunda 105.666.648,89 TL. varlık fazlası hesaplanmasına rağmen, davacı şirketin 01/10/2024 tarihli rayiç değer bilançosunda varlık fazlasının 27.570.874,85 TL. olarak gösterildiği, davacı şirketin konkordato döneminde %40 kârlılık öngörmesine rağmen 2024 yılı bilanço tarihine kadarki kârlılık oranının %10, 2023 yılı kârlılık oranının %13 ve 2022 yılı kârlılık oranının %7,10 oranında gerçekleştiği, davacı şirketin konkordato dönemindeki faiz oranlarını %24 olarak öngörmesine rağmen, mevcut banka faiz oranlarının %50'den fazla olduğu, davacı şirketin kefaleten olan borçlarının hesaba katılmaması halinde borca batık olmadığı, aksi halde borca batık olacağı, konkordato projesinde borcun 2025 yılı aralık ayından itibaren 48 eşit taksit halinde ödenmesinin öngörüldüğü belirlenmiş, davacı şirket temsilcisi son duruşmada bu sürenin 36 aya kadar çekilebileceğini bildirmiştir.
Diğer yandan davacı şirketin de kabulünde olduğu üzere, davacı şirket tarafından Mahkememizdeki bu dava açılmadan 2 gün önce, 2 adet taşınmazın davacı şirketin alacaklısı olan şirkete satıldığı, davacı şirkete ait 4 adet aracın da yine dava tarihinden yaklaşık 10 gün önce dava dışı 3. kişilere satıldığı belirlenmiş, sebebi araştırıldığında davacı şirket tarafından özellikle 2 adet taşınmazın 18.750.000 TL.'ye satıldığı, bu bedelin 6.000.000 TL.'sinin davacı şirketin borçlarına mahsup edilerek, davacı şirketin borçlu olduğu çeklerin geri alındığı, satın alan şirketin iade ettiği çeklerin üzerine ilave olarak 3.000.000 TL. değerinde ve 9.750.000 TL. değerinde çekler vererek 18.750.000 TL.'lik borcu ödediği, satışların nakit ve peşin olarak yapılmayıp, davacı şirketin ödeme acziyetine rağmen satışların çekler yoluyla (vadeli olarak) yapıldığı, 9.750.000 TL.'lik çekin ise davacı şirketin kayıtlarına girilmeyip, grup şirketlerin kaydına girdiği ve grup şirketler adına alacak olarak düzenlendiği anlaşılmıştır.
Davacı şirketin kefaleten olan borçlarının, asıl borçlunun ödememesi halinde davacının ödemesi gereken muhtemel bir borç olduğu gibi, davacının kefaleten olan bu borçları ödemek zorunda kalması halinde de davacı şirketin asıl borçluya karşı muhtemel alacaklı haline geçeceğinden muhtemel alacak teşkil ettiği, davacının kefaleten olan borçlarının bu nedenle kendi bilançosunda hem pasifinde hem de aynı şekilde aktifinde yer alması gerektiği, dolayısıyla matematiksel olarak nötr bir durum oluşacağından kefaleten olan borçların borca batıklıkta değerlendirilmemesi gerektiği anlaşıldığından, davacının kefaleten olan borçları borca batıklıkta değerlendirilmemiş, dolayısıyla davacı şirketin borca batık olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacı şirketin kefaleten olan borçlarının her ne kadar borca batıklıkta borç olarak hesaba katılması mümkün değil ise de, davacı şirketin kefillikten doğan sorumluluğuna istinaden kefaleten olan borçlarının ödeme acziyeti ve konkordato projesinin uygulanabilir olup olmadığı konusunda gözönünde bulundurması gerektiği kabul edilmiştir.
Yargıtay HGK’nun 02/10/2024 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadına göre, "İcra ve İflas Kanunu’nun 305 inci maddesinde belirtilen konkordatonun tasdiki için aranan şartların yanında mahkemece Kanun’un öngördüğü iki ilkenin de dikkate alınması gerekmektedir. Bu ilkelerden birincisi 2004 sayılı Kanun'un 308/d maddesinde belirtilen ve borçlu tarafından alacaklılardan birine konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yapılan vaatlerin hükümsüz olmasıdır. Bu düzenleme alacaklılar arasında eşitlik ilkesinin dayanağını oluşturmaktadır… Hükümsüzlük için borçlunun alacaklılarından birisini ya da bir kısmını konkordato projesine göre daha iyi konuma getirmeyi taahhüt etmesi gereklidir. Bunun klasik görünümü borçlu tarafından alacaklılarından birine konkordato projesinde öngörülenden fazla veya daha önce ödeme yapılacağı yönündeki vaat şeklinde gerçekleşir. Bu hükmün konuluş nedeni konkordatoda tüm alacaklılara eşit davranılması ve alacaklıları borçlunun mallarından alacaklarını eşit olarak tahsil edebilmelerini teminat altına almaktır (... , s. 159). Alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesi uyarınca hiçbir alacaklı diğerinin aleyhine öncelik veya ayrıcalık elde edemeyecek, bu şekilde konkordatonun nisabında oyların manipüle edilmesinin önüne geçilmiş olacaktır.
Konkordatonun tasdiki sırasında mahkemece dikkate alınması gereken bir diğer ilke ise, konkordatonun kötüniyetle sakatlanmamasıdır. 2004 sayılı Kanun'un “konkordatonun tamamen feshi” başlıklı 308/f maddesinde her alacaklının kötüniyetle sakatlanmış konkordatonun feshini tasdik kararını vermiş olan mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir. Buna göre konkordatonun tasdikinden sonra kötüniyetin anlaşılması hâlinde konkordatonun feshi mümkün olup, bu durumda mahkemece konkordato isteminde bulunanın, tasdik aşamasında da iyiniyetli davranıp davranmadığı denetlenmeli, istemde bulunanın tasdik aşamasında kötüniyetli davranış içerisinde bulunduğunun tespit edilmesi durumunda mahkemece konkordato tasdik edilmemelidir.
Somut uyuşmazlıkla ilgili olarak konkordatonun tasdiki için aranan şartları düzenleyen 2004 sayılı Kanun'un 305/1-b maddesinde belirtilen "teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması" şartına değinmek gerekmektedir… Burada belirtilen "orantılılık" şartı ile borçlunun mali imkânlarıyla, tüm alacaklıların alacaklarına adil ve uygun zamanda kavuşmalarını sağlamak amaçlanmaktadır. Konkordato talebi ile birlikte mühlet hükümlerinin devreye girmesi ve bu süreçte alacaklıların alacaklarını tahsil edememeleri nedeniyle katlandıkları sürecin karşılığı olarak borçlunun da mümkün olan surette kaynakları ile borçlarını ödemesi beklenmektedir.
Borçlunun alacaklılara daha kısa zamanda ve daha fazla miktarda ödeme yapma imkânı varken, alacaklıların aleyhine bir ödeme planının tasdiki uygun değildir. Nitekim konkordato kurumu, borçlunun faaliyetlerine devamını sağlamak ile birlikte alacaklıların da tatmini yolu olup, borçluya konkordatonun amacı dışında bir finansman enstrümanı niteliğinde projenin tasdik edilmesi mümkün değildir.
Bununla birlikte borçlunun vade konkordatosu talep ederken de büyük bir hareket alanına sahip olduğundan söz edilemez. Borçluya vade konkordatosu yoluyla da olsa uzun yıllar faizden kurtulmasını sağlayacak biçimde konkordato imkânının tanınmayacağı açıktır.”
Davacı şirketin, bu dava açılmadan 2 gün önce 2 adet taşınmazını kendilerinin borçlu olduğu şirkete satıp, bu şirketin (6.000.000 TL.lik) alacağına tamamen kavuşmasını sağladıktan sonra, diğer adi alacaklılara bugünkü enflasyon ve faiz ortamında 48 aylık veya 36 aylık ödeme vaat etmesi, alacaklılar arasında eşitlik ilkesine ve iyiniyet prensiplerine aykırı görülmüştür. Diğer yandan yukarıda yazılı Yargıtay HGK'nin emsal içtihadında da açıklandığı üzere, konkordatonun amacı dışında finansman enstrümanı niteliğinde de kullanılamayacağından, davacının bugünkü ekonomik koşullarda 48 aylık veya 36 aylık ödeme projesi sunması bu prensiplere de aykırı görülmüştür.
Davacı şirketin borca batık olmamasına rağmen, iyiniyetli görülmeyen yaklaşımları, projenin uygulanabilir olmaması, alacaklılar arasında (dava öncesi) eşitsizlik yaratması ve borçlunun malvarlığının korunmasının gerekmesi nedenleriyle, 2004 s. İİK'nin 292/1-a ve 292/1-b maddelerine istinaden davacının konkordato davasının reddi ile davacı şirketin iflasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay . HD.nin 31.10.2017 gün ve ... E. ... K. ve Yargıtay . HD.nin 08/09/2015 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihatlarına göre, davaya müdahale halinde maktu olarak hem başvuru hem de peşin harcın yatırılması gerektiğinden, eksik harç yatıran müdahillerden de eksik harçların da tahsili gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-Konya Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... ticaret sicili sırasında kayıtlı davacı ... Ticaret Limited Şirketinin KONKORDATO DAVASININ REDDİNE,
2-Mahkememizin 01/10/2024 tarihli ara kararı ile verilen GEÇİCİ MÜHLETİN, kararın kesinleşmesi beklenmeksizin derhal KALDIRILMASINA,
3-Mahkememizin 01/10/2024 tarihli ara kararı ile verilen BÜTÜN İHTİYATİ TEDBİRLERİN ve KONKORDATO ŞERHLERİNİN kararın kesinleşmesi beklenmeksizin derhal KALDIRILMASINA,
4-Konya Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... ticaret sicili sırasında kayıtlı davacı ... Ticaret Limited Şirketinin İFLASINA, 18/12/2024 günü saat 15:20 itibariyle İFLASININ AÇILMASINA,
5-İflas tasfiyesinin ADİ TASFİYE şeklinde yapılmasına, Mahkememizce konkordato komiserinin tasfiye memuru olarak görevlendirilmesine yer olmadığına,
6-İflasa ilişkin hüküm özetinin iflas müdürlüğüne derhal bildirilmesine, müzekkere, tebligat ve ilan masrafları ile geçici komiserin ücretinin ödenmesinden sonra artan gider avansının (ilk aşamada 75.000 TL. olmak üzere) tamamının iflas müdürlüğüne gönderilmesine,
7-Geçici konkordato komiseri Ahmet Bulca'nın görevinin bugün (18/12/2024 tarihi) itibariyle son bulmasına ve kendisine bu tarihe kadar olan hizmetine yönelik olarak takdir edilen ücretin gün hesabıyla ödenmesine,
8-Konkordato davasının reddedilip, bütün ihtiyati tedbirlerin ve konkordato şerhlerinin de derhal kaldırıldığının, davacının iflasına karar verildiğinin ve konkordato komiseri Ahmet Bulca'nın görevinin 18/12/2024 tarihi itibariyle son bulduğunun daha önce müzekkere yazılan ilgili yerlere müzekkereyle bildirilmesine ve ayrıca gerekli ilanların yapılmasına,
9-Karar tarihi itibariyle alınması gereken maktu ret karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
10-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
11-Müdahillerden ... Bankası A.Ş.'nin müdahale talebi nedeniyle, maktu 427,60 TL. başvuru harcı ve maktu 427,60 TL. peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL. harcın, müdahil ... Bankası A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
12-Müdahillerden ... Bankası A.Ş.'nin müdahale talebi nedeniyle, maktu 427,60 TL. başvuru harcı ve maktu 427,60 TL. peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL. harcın, müdahil ... Bankası A.Ş'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Dair ; davacı şirket temsilcisi ve vekili ile konkordato komiseri ve bir kısım müdahiller vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2004 s. İİK'nin 293/3. ve 164/2. maddeleri gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, Konya BAM ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/12/2024
Başkan Üye Üye Katip