T.C. KONYA BAM 1. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/02/2026
NUMARASI: ... ...
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av...
DAVALI: ...
VEKİLİ: Av...
DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil
DAVA TARİHİ: 24/06/2025
KARAR TARİHİ: 12/02/2026
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/06/2026
Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasında 12/02/2026 tarihli kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine dosya dairemize tevzi edilmekle yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava konusu ... Mah. ... Sk. No:.. Meram/Konya adresinde bulunan 3 katlı karkas bina'yı ve binanın üzerinde bulunduğu arsa olduğunu, taşınmazın Konya İli, Meram İlçesi, ... Mevkii, ... Ada, ... parselde kayıtlı bulunduğunu, taşınmazın tapu malikinin davalı şirket olduğunu, taşınmazın gerçek malikinin maddi hukuk temelinde hala müvekkili şirket olduğunu, dava konusu taşınmazın davalı şirkete devrinin görünürdeki hukuki sebebi olan, ancak maddi hukuk temelinde geçersiz olup illilik prensibi gereğince kendisine dayalı olarak yapılan tasarruf işlemlerini de geçersiz hale getirerek davalı şirket adına yapılan tescilini yolsuz kılan, hükümsüzlükle malul olmanın da ötesinde içeriği tefecilik kapsamında suç teşkil eden borçlandırıcı işlemler olduğunu belirterek, davalı şirket adına muvazaalı ve bundan da öte ceza hukuku bağlamında suç teşkil eden borçlandırıcı işlemlerin geçersizliği nedeniyle geçersiz hale gelen bir tasarruf işlemine dayalı olarak yapılan 3 katlı okul binası ve arsasının yolsuz tescilinin iptaline, 3 katlı okul binası ve arsasının, borçlandırıcı işlem ve tasarruf işlemlerinin geçersizliğine bağlı olarak maddi hukuk bağlamında aslında mülkiyeti kaybetmemiş olan, müvekkili ..... adına tesciline, kaydın bu suretle düzeltilmesine, tapu iptal ve tescil talebinin kabul görmemesi yahut başka sebeplerle bunun gerçekleştirilememesi halinde davaya konu taşınmazın karar tarihindeki rayiç bedelinin tazminat olarak davalı şirketten alınıp müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı ...... tarafından Konya ....Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası kapsamında 21/11/2024 tarihinde bir dava ikame ederek birebir aynı dilekçe ve gerekçe ile davaya konusu taşınmaza yönelik olarak şirket adına dava açılmadığı için işbu davadaki şirketi temsilen talep ettiğini, davanın davacısı olan ... yetkilisi ...... şirketini temsilen 05/12/2024 tarihinde dosyaya müdahil olduğunu ve davadan da feragat ettiğini, vermiş olduğu dilekçe ile alım satım işlemlerinin gerçek olduğunu açık bir şekilde belirttiğini ve dava kapsamında tapu iptal ve tescil talebinin ancak şirket adına istenebileceğini belirterek şirketin de böyle bir talebinin olmadığını belirterek ikame edilen davada ancak hak sahibinin ..... olduğunu ve davadan da bu nedenle feragat ettiğini bildirdiğini bu nedenle davanın feragat nedeniyle veya derdestlik nedeni ile reddi gerektiğini, tapu iptal tescil davalarında davalı olarak gösterilebilmesi için o kişinin tapu kaydında malik olarak gözükmesi gerektiğini, Konya ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası kapsamında işbu davaya konu edilen Konya ili, Meram ilçesi, ... Mevkii, ... ada, ... parsel sayılı 5.322,69 m² taşınmaza yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiğini ancak Tapu Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabi yazıları ile de anlaşıldığı üzere dava konusu ... ada ... parsel nolu taşınmazın dava tarihinden önce 16/04/2024 tarih ...... yevmiye numarası ile ...... Bankasıye .... göre devir ve Finansal kiralama şerhi işlemi ile devredildiğinden dolayı ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazın maliki olmadığını ve tapu iptal tescil davasına da konu edilmesinin de mümkün olmadığını, dosya kapsamında pasif husumet yokluğunun mevcut olduğunu, davanın süresinde ikame edilmediğini, dava konusu taşınmazın muvazaalı bir şekilde devre konu edildiğini ve bu nedenle tapu iptal ve tesciline tabii olduğunu, müvekkili şirket ile davacı firma arasında imzalanan 02/01/2024 tarihinde ihtiyari arabuluculuk yapılarak taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin 80.000.000 TL olduğu borca karşılık olarak dava konusu taşınmazın 65.000.000,00 TL bedel ile devredildiği hususunun tutanağa geçildiğini, .....'in bu miktara ek olarak 15.000.000 TL bakiye borcunun bulunduğunun ve bu bakiye miktarın 30.03.2024 tarihinde ödeneceğinin belirtildiğini, söz konusu taşınmazın devir tarihi itibariyle 100.000.000 TL olduğunu iddia edildiğini ancak bu durumun gerçeği yansıtmadığından bahisle, davanın reddine karar verilesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin tefecilik ve muvazaa iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, uyuşmazlığın sadece klasik taraf muvazaası olarak değil Türk borçlar hukukundaki illilik ilkesi ve borçlandırıcı işlemin ahlaka veya kamu düzenine aykırılığı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin içinde bulunduğu ekonomik zor durumdan yararlanılarak okul binası niteliğindeki taşınmazın gerçek değerinin çok altında bir bedelle devredildiğini, ancak mahkemenin edimler arasındaki bu açık orantısızlığı ve iddia edilen borcun hukuki/ekonomik dayanağını araştırmadığını, kararda ceza soruşturmasındaki takipsizlik kararına fiili bağlayıcılık atfedilmesinin ve tanık delilinin usulsüzce dışlanmasının hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğunu, maddi vakıaların eksik incelemeyle geçiştirildiğini, ayrıca taşınmazın üçüncü kişilere finansal kiralama yoluyla devredilmesinin işlemin finansman veya teminat amaçlı olduğunu gösterdiğini, ticari defterler incelenmeden ve taşınmazın güncel rayiç değeri bilirkişi marifetiyle belirlenmeden hüküm kurulduğundan bahisle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını,talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının esası itibarıyla doğru olduğunu ancak dava türünün tazminata dönüşmesine rağmen eksik harcın tamamlatılmamasının usule aykırı olduğunu ve bu eksikliğin giderilmesi için kararın kaldırılması gerektiğini, dava konusu taşınmaza ilişkin daha önce açılan benzer bir davadan davacı şirket yetkilisince feragat edildiğini, bu feragatin ve savcılık dosyalarındaki beyanların devir işlemlerinin gerçekliğini kanıtladığını, müvekkili hakkındaki tefecilik iddialarına yönelik yürütülen soruşturmalarda verilen kesinleşmiş takipsizlik kararlarının maddi vakıalar yönünden hukuk hakimini bağlayacağını ve iddiaların asılsız olduğunu, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacının tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğunu ve gabin iddiasının süresinde ileri sürülmediğini, taraflar arasında düzenlenen ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının yasa gereği bağlayıcı olduğunu ve üzerinde anlaşılan bu hususlarda yeniden dava açılamayacağını, davacının kendi muvazaasına dayanarak hak talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve muvazaa iddiasının hukuken dinlenemeyeceğinden bahisle, ilk derece mahkemesi kararının harç yönünden düzeltilmesine ve davacı tarafın istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; aşırı yararlanma ve hile iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu Konya Meram ... Mahallesi ... Ada ... parsel sayılı taşınmazın davacı şirket adına kayıtlıyken 23/11/2023 Tarihli satış işlemiyle davalı şirket adına tescil edildiği 17/06/2025 Tarihli akitle de dava dışı ...... Bankası adına tescilli olduğu anlaşılmaktadır.
Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nun 28. maddesi ile de; "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. " düzenlemesi mevcuttur.
Diğer taraftan, aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır. Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene), sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptal davası açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı verir.
Somut olayda da davacı tarafça davalıya devredilen tazminata dayanak taşınmazın davalı tarafın tefeciliği nedeniyle şirketin borçlandırlıp teminat adı altında dava konusu taşınmaz üzerine ipotekle kendi üzerine geçirdiğini davalının edinimin bu suretle yolsuz olduğunu ileri sürerek eldeki davayı ikame etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere ileri sürülen hile iddiasının tanık dahil her türlü delille ispatı olanaklıdır. İddianın ispatı için de davacı tarafça tanık deliline dayanılmış ve dava dilekçesinde tanıklar bildirilmiştir. Dolayısıyla davacının iddiasının ispatı için usulünce dosyaya sunulmuş olan deliller toplanmalı, dava dışı ...... tarafından Konya CBS'nın ... ve ilk derece mahkemesi gerekçesinin aksine davacı şikayetine ilişkin olmayan fakat davalı temsilcisi hakkında yürütülmüş olan ... S. Sayılı dosyasında verilen kamu davası açılmasına yer olmadığına dair kararda geçen davalı temsilcisi hakkında tefecilik iddiasıyla yürütüldüğü belirtilen Konya ....Asliye Ceza ... E. Sayılı dosyası dosyaya celbedilmeyip deliller tam olarak toplanmadan hatalı hukuki nitelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi yanlıştır. Bu halde taraf delilleri toplanıp davacının soruşturma dosyasına sunduğu 05/12/2024 Tarihli dilekçe ve Konya ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasına sunulan dilekçeler de bir bütün olarak değerlendirilip bir karar verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca; taşınmazın üçüncü kişiye devredilmesi nedeniyle terditli olan tazminat istemiyle devam edilmiş ve davacı tarafça sunulan 05/08/2025 Tarihli dilekçeyle taşınmazın davalı tarafça üçüncü kişiye devredildiği tarihteki değeri istenmiştir. Kısmi olarak açılan tazminat davasının görülmesi mümkün olmakla birlikte tazminata dayanak taşınmazın eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça üçüncü kişiye devredildiği tarih ile taraflar arasındaki 23/11/2023 satış tarihindeki değerlerinin belirlenerek istinaf ve temyiz sınırının belirlenmesi adına da keşif icra edilerek bilirkişi raporu alınmadan esas hakkında karar verilmesi de yanlıştır.
Açıklanan sebeplerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. Maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasında 12/02/2026 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
4-İstinaf eden davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
5-İstinaf incelemesi duruşma açılmadan sonuçlandırıldığından taraflar leh ve aleyhine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,
6-Kararın HMK'nun 27.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,
Dair,dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK 353/1-a maddesi uyarınca 15/06/2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Başkan
...
¸
Üye
...
¸
Üye
...
¸
Katip
...
¸
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/06/2026