(5271 S. K. m. 280) (5237 S. K. m. 53, 58, 62, 63, 314, 220, 221, 314) (3713 S. K. m. 1, 5) (YCGK 26.09.2017 T. 2017/956 E. 2017/370 K.) (16. CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.)
Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 19/03/2019 tarih ve 2018/284-2019/79 E-K sayılı kararı ile sanık ....... hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafi tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvuru dilekçe içeriğine göre; istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmesi sonrasında delillerin tekrar değerlendirilmesi amacıyla 5271 Sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilip duruşma açılarak Dairemizce yargılama yapılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1-İDDİA
Aksaray C. Başsavcılığının 17/10/2018 tarih ve 2018/13845 soruşturma, 2018/3901 esas, 2018/562 sayılı iddianamesi ile sanığın Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği iddiasıyla 5237 Sayılı TCK'nın 314/2, 221/4, 3713 Sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 53/1, 58/9, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2-İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ:
Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 19/03/2019 tarih ve 2018/284-2019/79 E-K sayılı kararı ile, "Kara astsubay personeli olarak görev yapan sanığın yapıyla öğrencilik yıllarında tanıştığı, örgütün askeri sınavlara hazırladığı öğrenci evlerinde kaldığı, ....... kod adlı ....... aracılığıyla Fetö'ye ait çalışma evlerinde askeri okul sınavlarına hazırlandığı, askeri okul sınavlarını kazandıktan sonra da sanığın örgütle bağını devam ettirdiği, 2011 yılında Balıkesir Kara Astsubay Okulu'na gitmeden önce ....... kod adlı .......'un kendisiyle görüşme yaptığı ve orada ne şekilde görüşeceklerini sanığa söylediği, sanığın Balıkesir'de bulunduğu dönemde ....... kod ....... ve adını hatırlamadığı bir kişiyle görüştüğü, sanığın bu dönemde ....... kod ....... ve adını hatırlamadığı bir kişinin sorumluluğunda olduğu, 2013 yılı Ağustos ayında mezun olan sanığın 6 ay boyunca İstanbul'da eğitime gittiği sonrasında Sakarya'ya atandığı, Sakarya'da bulunduğu dönemde her ne kadar bu konuda bir tespit bulunmasa da kendi beyanlarıyla da sabit olduğu üzere ankesörlü telefonlardan arandığı, söz konusu aramaların örgütsel amaçlı yapılan aramalar olduğu, zira gerek yapılan soruşturmalarla gerekse de sanığın savunmasında belirttiği üzere gerçekleştirilen aramaların deşifre olmamak için tedbir amaçlı örgüt içerisinde kullanılan bir yöntem olduğu, tanıklar ....... ve .......'in hazırlık beyanlarının sanığın kabulünde olduğu, tanıkların hazırlık beyanlarının sanığın örgüt evlerinde askeri okul sınavlarına hazırlandığını ortaya koyduğu, dosya da bulunan delillerin sanığın 2013 yılından sonra dahi örgütün mahrem yapılanma olarak adlandırdığı, gizliliği azami ölçüde özen gösterdiği askeri yapılanması içerisinde yer aldığını ve bu şekilde örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu ortaya koyduğu, son ana kadar örgütle bağını koparmayan sanığın eylemlerinin belirtilen şekilde yoğunluluk süreklilik ve çeşitlilik gösterdiği ve örgüt üyesi olduğu bu şekilde sanığa atılı bulunan silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu ve etkin pişmanlıkta bulunduğu" gerekçesiyle sanığın, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı TCK.nın 314/2, 3713 sayılı TMK.nın 5/1, TCK.nın 221/4-5, 62, 53/1, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmiştir.
3-İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
Sanık ve müdafii yasal süresinde yaptıkları istinaf başvurusunda özetle; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen hükmün kaldırılarak, beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmişlerdir.
4-SAVUNMA:
Sanık ....... ilk derece mahkemesindeki savunmasında özetle, "Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde beyanlarda bulunmuştum, aynen tekrar ediyorum, evde kaldığım dönem içerisinde burs bağış himmet adı altında para talebinde bulunmadılar, ancak muvazzaf olduktan sonra maaşımızın yüzde 15'ini vermemiz için sürekli bizi aradılar, ancak ben vermedim, eve çıkmamız için bizi ikna etmek için sürekli ....... adından birisi ankesörlü hattan aradı, bu şahsın açık kimlik ve adres bilgilerini bilmiyorum, aradığında eve çıkmamızı söylüyor ve baskı yapıyordu, eve de çıkmadık, tayin olduktan sonra Sakarya ilinde de ankesörlü hattan aradılar, babam rahatsızdı, ben Sakarya'da fazla kalmadım, babam vefat ettiği için ücretsiz izin aldım ve benle bu dönemden sonra irtibata geçmediler, daha öncesinde de soruşturma aşamasındaki beyanlarımda belirttiğim gibi bu yapıya ait evlerde ücretsiz olarak kalmıştım, yapıyla ilgili tüm bildiklerimi de anlattım, bana herhangi bir kod ismi vermediler, ....... kod isimli ....... Balıkesir'de bizimle görüşüyor ve ikna etmeye çalışıyordu, sürekli gelin görüşelim, namaz kılın, hırsızlık yapmayın şeklinde telkinlerde bulundu, .......'den ''Hocaefendi'' diye bahsederdi, Risale-i Nur'dan bahsederlerdi, CD'lerini izlediğimi hatırlamıyorum, daha öncesinde benden burs bağış adı altında para talebi olmadı, ancak maaş aldıktan sonra maaşımızın yüzde on beşini himmet olarak vermemizi istediler ancak ben vermedim, bekarlardan yüzde on beş isterlerdi, evlilerden ne kadar istediklerini bilmiyorum, ancak herhangi bir burs bağış himmet vermedim, 2013 yılından sonra da bu yapıyla herhangi bir bağlantım söz konusu değildir, daha önceki beyanlarımda etkin pişmanlığa ilişkin ayrıntılı beyanlarım mevcuttur, aynen tekrar ediyorum, ayrıca benim bulunduğum dönemlerde terör örgütü olarak anılmıyordu, bir dini yapı olarak biliniyordu, benim bulunma amacım da bu şekildeydi, hiç bir zaman terör örgütü olduğu düşüncesiyle bu yapı içerisinde bulunmadım, hakkımda beyanda bulunan ....... ve .......'i bilirim, ....... kod isimliyi beyanına bir diyeceğim yoktur, ....... de yine yukarıda belirttiğim gibi o dönem cemaat olarak bilinen örgüte ait evde kalan birisiydi, ben de ücretsiz olduğu için gidiyordum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık ....... Dairemiz huzurundaki savunmasında ise;" İlk derece mahkemesinde vermiş olduğum savunmalarımı aynen tekrar ederim. 2010-2011 yılında ....... isimli kod adı ....... olan kişinin yönlendirmesi ile üniversite öğrencileri ile birlikte bir eve yerleştirildik. Burada YGS çalışması yaptık, daha sonra astsubay meslek yüksek okulunu kazandım, ilk önce okul bittikten sonra İstanbul'a gönderildim, daha sonra Sakarya ya gittim, 2014-2018 yılları arasında da Sakarya'da görev yaptım, ben Astsubay okulunda 2013 yılında mezun olduktan sonra ismini tam hatırlamadığım bir kişi benden himmet istemişti, bende vermeyeceğimi söyleyince bağımı kopardım, akabinde İstanbul'da eğitimim devam ederken beni ankesörlü telefondan aradılar. Ancak ben bunlara cevap vermedim, yalnız İstanbul'da eğitim devam ederken ....... isimli kişi ile görüşmüştüm, beni sohbetlere çağırmıştı ben de gitmemiştim, ben Aksaray'da gözaltına alındıktan sonra etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulundum, o beyanlarımı tekrar ederim, beraatime karar verilmesini talep ederim, mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim dedi. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
5-ESAS HAKKINDA MÜTALAA;
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında; "Yerel mahkemenin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşılmakla, yapılan istinaf başvurusunun CMK’nun 280/2-1.cümlesi gereğince esastan reddine karar verilmesi” yönünde mütalaada bulunmuştur.
6-DELİLLER;
-Sanığın aşamalarda alınan savunmaları,
-Yakalama, arama ve el koyma tutanakları
-tanık ....... dairemiz huzurunda alınan beyanında, “Aksaray’da üniversitede okuyordum, sanıkta hafta içi yatılı olarak bizimle kalıyordu, ancak herhangi bir şekilde kira ödemiyordu, ben okurken sanık ile aynı evde kaldık, 2010-2011 yılları idi, sanık dershaneye gidiyordu, daha sonrada eve çalışmaya geliyordu, daha sonra sanığın askeriye okulunu kazandığını öğrendim, ben sanığın birlikte kaldığımız süre içerisinde herhangi bir örgütsel faaliyetine şahit olmadım, sadece ders çalışırdı, daha sonra İstanbul’da bir kaç defa kendisi ile irtibat kurdum, ancak gelmedi, hatırladığım kadarıyla 2012 ya da 2013 yılı kışı idi, başkada bir bilgim yoktur” şeklinde beyanda bulunmuştur.
7-DAİREMİZİN DEĞERLENDİRMESİ VE KABULÜ;
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü:
Kendisini kısaca "Hizmet hareketi" olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma düşüncesine sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı ilke edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan kendine özgü bir terör örgütüdür.
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu durum Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve 2017/956-370 E-K sayılı kararı ile onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/3-2017/3 E-K sayılı kararında da dile getirilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 sürecine kadar, örgüt lideri ....... tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir.
Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu ayrıca devletin yanında oluşturduğu Paralel Devlet Yapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için polis ve jandarma teşkilatı, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silah kullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında, 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan, 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar ve ilkeler ışığında sanığın hukuki durumu değerlendirildiğinde; Kara astsubay personeli olarak görev yapan sanığın yapıyla öğrencilik yıllarında tanıştığı, örgütün askeri sınavlara hazırladığı öğrenci evlerinde kaldığı, ....... kod adlı ....... aracılığıyla Fetö'ye ait çalışma evlerinde askeri okul sınavlarına hazırlandığı, askeri okul sınavlarını kazandıktan sonra da sanığın örgütle bağını devam ettirdiği, 2011 yılında Balıkesir Kara Astsubay Okulu'na gitmeden önce ....... kod adlı .......'un kendisiyle görüşme yaptığı ve orada ne şekilde görüşeceklerini sanığa söylediği, sanığın Balıkesir'de bulunduğu dönemde ....... kod ....... ve adını hatırlamadığı bir kişiyle görüştüğü, sanığın bu dönemde ....... kod ....... ve adını hatırlamadığı bir kişinin sorumluluğunda olduğunun anlaşıldığı, 2013 yılı Ağustos ayında mezun olan sanığın 6 ay boyunca İstanbul'da eğitime gittiği sonrasında Sakarya'ya atandığı, Sakarya'da bulunduğu dönemde ankesörlü telefonlardan arandığı, söz konusu aramaların örgütsel amaçlı yapılan aramalar olduğu, zira gerek yapılan soruşturmalarla gerekse de sanığın savunmasında belirttiği üzere gerçekleştirilen aramaların deşifre olmamak için tedbir amaçlı örgüt içerisinde kullanılan bir yöntem olduğu, tanık .......’in beyanlarının sanığın örgüt evlerinde askeri okul sınavlarına hazırlandığını ortaya koyduğu, dosya da bulunan delillerin sanığın 2013 yılından sonra dahi örgütün mahrem yapılanma olarak adlandırdığı, gizliliği azami ölçüde özen gösterdiği askeri yapılanması içerisinde yer aldığını ve bu şekilde örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu ortaya koyduğu anlaşılmakla, eylem ve faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk durumu da dikkate alındığında, örgütle organik bağ kurduğu ve hiyerarşik yapı içerisinde yer aldığı, sanığın eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arz ettiği, bu haliyle sanığın silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediği Dairemizce de kabul edilmiş ve ilk derece mahkemesinin suçun sübutuna dair kanaati yerinde bulunmuştur. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının veya etkin pişmanlık indiriminin hangi oranda yapılacağının belirlenmesinden önce etkin pişmanlık müessesesinin kısaca değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.
ETKİN PİŞMANLIK:
Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesinde “Etkin pişmanlık” düzenlenmiştir. Bu hükümle, gerek suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK m.220) ve gerekse silahlı örgüt (TCK m.314) suçlarını işleyip de etkin pişmanlık gösteren faillerin örgüt suçlarından, yani amaç suç işlenmeksizin veya işlenen amaç suçlar dışında kalan suç örgütü ile ilgili suçlardan dolayı affedilmeleri veya cezalarında önemli bir indirime gidilmesi mümkün kılınmıştır.
5237 sayılı TCK.nun 221/1. maddesine göre; suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle ceza soruşturmasına başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, kurduğu veya yönettiği örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmedilmeyecektir.
5237 sayılı TCK.nun 221/1. maddesine göre suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya henüz başlanmamış ve örgütün amacı doğrultusunda da suç işlenmemiş olmalıdır. Ancak bu şartların varlığı halinde, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan örgüt kurucu veya yöneticileri hakkında örgüt suçundan dolayı cezaya hükmedilemez. Örgütünü dağıtmayan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayamayan örgüt kurucusu veya yöneticisi, etkin pişmanlığa bağlı cezasızlık halinden yararlanamaz.
5237 sayılı TCK.nun 221/2 maddesine göre; örgüt üyesinin, suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenen bir suça iştirak etmeksizin ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını, yani örgütle üyelik ilişkisini kestiğini ilgili makamlara bildirmesi halinde, örgüt suçundan soruşturma başlatılıp başlatılmadığına bakılmaksızın suç örgütüne üyelik suçundan hakkında ceza hükmedilmeyecektir.
Bu hükme göre; örgüt üyesinin, hiyerarşik yapısına dahil olduğu örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını kolluğa veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmesi durumunda cezaya hükmedilemeyecektir. Bu etkin pişmanlık durumunda; örgüt üyesi örgüt tarafından işlenen veya teşebbüs edilen herhangi bir suça katılmamalı ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmeli, yakalanmamalıdır. Örgüt üyesi yakalanmayıp da, hakkında soruşturma başlatılsa ve bu arada kendisi ilgili makamlara örgütten ayrıldığını gönüllü olarak bildirse, örgüt üyesi hakkında suç örgütü üyeliğinden cezaya hükmedilmeyecektir. Üye yakalanırsa gönüllü bildirim ortadan kalkar ve yerini yakalanmaya bağlı etkin pişmanlık alır. TCK'nun 221/2. fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık halinin tatbiki için, örgüt üyesinin örgütle ilgili faydalı bilgiyi ilgili makama verip vermediğine bakılmaz.
5237 sayılı TCK.nun 221/3 maddesine göre; suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesi hakkında, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde cezaya hükmedilmeyecektir. Suç örgütü üyesi tarafından verilen bilginin, örgütün dağılmasını veya örgüt mensuplarının yakalanmasını sağlaması şart değildir. TCK.nun 221/3.maddesinin uygulanabilmesi için, pişmanlık duyan suç örgütü üyesinin bilgileri samimi olarak adli makamlara aktarması ve bunların da elverişli, somut bilgiler olması yeterlidir.
Bu hükmün tatbiki için; yakalanan örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen herhangi bir suça katılmaması ve pişmanlık duyup örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi şartları aranmaktadır. Hükümde; örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamak değil, sağlamaya elverişli, yani somut ve makul bilgilerin adli makamlara veya adli makamlara bilgi aktaran idari makamlara verilmesi yeterli görülmüştür.
5237 sayılı TCK.nun 221. maddesinin dördüncü fıkrasının düzenlenmesinin gerekçesi; “Kişi, suç işlemek için kurulmuş olan örgütün kurucusu, yöneticisi veya üyesi olmakla birlikte, örgütün ulaştığı yapılanma itibarıyla dağılmasını sağlama imkânından yoksun olabilir. Bu durumda bile, söz konusu sıfatları taşıyan kişilerin belli şartlarda etkin pişmanlıktan yararlanması sağlanabilmelidir. Bu düşüncelerle maddenin dördüncü fıkrası düzenlenmiştir” şeklinde ifade edilmiştir. Bu nedenle de örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmemiş ve yakalanmış olan fail, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi verememiş ancak örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermiş ise 4. fıkra uyarınca cezasından indirim yapılacaktır.
5237 sayılı TCK.nun 221/4 maddesine göre; suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin gönüllü olarak teslim olup, suç örgütünün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, bu kişi hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak ya da örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçu nedeniyle cezaya hükmedilmeyecektir. Bu hükmün tatbiki için, gönüllü olarak teslim olan örgüt mensubu tarafından suç örgütünün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen amaç suçlarla ilgili bilgileri adli makamlara aktarması yeterlidir. Örgüt mensubu kendi isteğiyle adli makamlara teslim olmayıp da yakalandıktan sonra bu bilgileri verdiği takdirde, hakkında suç örgütü suçu kapsamında verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirime gidilecektir.
5237 sayılı TCK.nun 221/4. maddesinde iki etkin pişmanlık hali düzenlenmiştir. Birincisine göre; suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan veya üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek veya isteyerek yardım eden kişilerden bahsedilerek, yani 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinde sayılan tüm süjelere yer verilerek, gönüllü olarak teslim olma, yani yakalanmama ve ek olarak örgütün yapısı ve bunun yanında faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verilmesi şartları aranmış, ancak bu şartların varlığı durumunda fail hakkında cezaya hükmedilmeyeceği belirtilmiştir. Cezasızlık öngören etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için; 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinde sayılan faillerin gönüllü olarak teslim olmaları, yakalanmamaları ve bunun yanında örgütün yapısı ile varsa faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili yararlı, yani somut ve makul bilgilerin verilmesi şartı aranmıştır.
5237 sayılı TCK.nun 221/4. maddesinin ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlığa bağlı azaltılmış ceza ile aynı maddenin ilk cümlesinde öngörülen cezasızlık halinin farkı, failin yakalanıp yakalanmaması ile ilgilidir. Örgüt suçu mütemadi, yani neticesi devam eden bir suç olduğundan fail, CMK m.90’a veya 98.maddesine göre çıkarılan yakalama emrine bağlı olarak yakalanırsa, bu durumda cezasızlık değil, örgüt suçundan verilen cezanın üçte birden dörtte üçe kadar indirilmesi gündeme gelecektir. Cezanın üçte birden dörtte üçe kadar indirilmesinin tayin ve takdiri ise, somut olayın özelliklerine ve 5237 sayılı TCK.nun 61 ve 62. maddelere göre cezayı bireyselleştirecek mahkemeye aittir.
5237 sayılı TCK.nun 221. maddesine göre, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamalarında etkin pişmanlık uygulanabilir.
5237 sayılı TCK.nun 221. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları arasında fark vardır. Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine katılmadan yakalanan örgüt üyesi; pişmanlık duyması kaydı ile, örgütün dağılmasına veya mensuplarının yakalanmasına elverişli bilgiler vermesi halinde, bu bilgilerin verilme aşamasının soruşturma veya kovuşturma olduğuna bakılmaksızın hakkında cezaya hükmolunmaz.
Maddenin dördüncü fıkrasında ise 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinde sayılan faillerin gönüllü teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti kapsamında işlenen suçlarla ilgili bilgi vermeleri halinde, bu kişiler hakkında örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma suçu nedeniyle ceza verilmez. Bu cezasızlık hali, soruşturma veya kovuşturma aşamasında ortaya çıkabilir. Kişinin yakalanacağından veya cezalandırılacağından korkarak teslim olması da gönüllü teslim olma kapsamında kabul edilmelidir.
Kişinin örgütle veya örgütün faaliyetleri ile ilgili bilgileri, CMK m.90 veya 98. maddesine göre yakalandıktan sonra vermesi halinde, fail hakkında tam cezasızlık değil, indirimli cezasızlık uygulanacaktır.
Bu açıklamalar çerçevesinde sanığın etkin pişmanlıktan ne şekilde faydalanacağına ilişkin somut olay değerlendirildiğinde;
TCK'nın etkin pişmanlığa ilişkin 221. maddesinin amaç, kapsam, gerekçesi ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları birlikte nazara alındığında, sanığın gözaltına alındığında alınan ifadesinde ve kovuşturma aşamalarında, pişmanlığını gösterir şekilde, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde önemli bilgiler verdiği, bu nedenle hakkında, TCK'nin 221/4. madde ve fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Sanığın eylemlerinin ağırlıklı olarak 17/25 Aralık öncesi olması ve verdiği bilgilerin elverişli ve örgütün çözülmesine yarayacak nitelikte olması karşısında, TCK'nın 221/4. madde ve fıkrasının ikinci cümlesi gereğince cezasından 3/4 oranında indirim yapılmış, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki olumlu davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak sanığa verilen cezanın 5237 sayılı TCK'nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilmesine karar verilmiş, sabıkasız olan sanık hakkında yeniden suç işlemeyeceği hususunda Dairemizde olumlu kanaat oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmış, açılan duruşma sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 19/03/2019 tarih ve 2018/284-2019/79 E-K sayılı kararı ile sanık ....... hakkında Silahlı Terör Örgütü Üyeliği suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Sanık .......’ın üzerine atılı FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olma suçu sabit olduğundan eylemine uyan TCK'nın 314/2. maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, sanığın örgüt içindeki konumu gözetilerek alt sınırdan takdiren 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eyleminin 3713 sayılı yasanın 3. maddesi kapsamında yer alan terör suçu olması dikkate alınarak cezasının 3713 sayılı Kanunun 5/1. bendi gereğince yarı oranında artırılarak 7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti ile ilgili etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesi nedeni ile örgüt içerisindeki konumuna göre vermiş olduğu bilgilerin nitelik ve derecesi dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 221/4-2 maddesi gereğince cezasından takdiren 3/4 oranında indirim yapılarak 1 YIL 10 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Verilecek cezanın sanığın geleceği üzerinde olası etkileri gözetilerek tayin olunan cezanın TCK'nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilere....... YIL 6 AY 22 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında başkaca artırım ve indirim hükmünün tatbikine YER OLMADIĞINA,
Etkin pişmanlıkta bulunan sanık hakkında TCK'nın 221/5. maddesi uyarınca 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre sanık hakkında TCK'nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının uygulanmasına,
Sanığın örgüt üyesi olması dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Sanığın evvelce işlemiş olduğu kasıtlı bir suç nedeni ile mahkumiyetine karar verilmemiş olması, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmalardaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde kanaat oluşması ve dosyaya yansıyan somut zararın bulunmaması dikkate alınarak CMK'nın 231/5-6. maddesi gereğince sanık hakkında kurulan HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
Sanığın CMK 231/8. maddesi gereğince 5 YIL DENETİM SÜRESİNE TABİ TUTULMASINA, sanığın sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak denetim süresi içerisinde sanığa herhangi bir yükümlülük yüklenmesine yer olmadığına,
Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılacağı ve davanın düşmesine karar verileceğinin CMK 231/10 maddesi gereğince sanığa ihtarına (yapıldı)
Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirlerine aykırı davranması halinde CMK'nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına,(ihtarat yapıldı)
Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kendisine has müstakil sisteme kaydına,
Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiğinden 5237 sayılı TCK'nın 50, 51.maddelerinin CMK'nın 231/7 maddesi gereğince uygulanmasına yer olmadığına,
5237 sayılı TCK'nın 63.maddesi uyarınca sanığın gözaltında kaldığı sürelerin cezasından MAHSUBUNA,
Sanık hakkında CMK'nın 109/3-a maddesi gereğince verilen yurt dışına çıkamamak şeklindeki adli kontrol kararının KALDIRILMASINA,
3-İlk derece mahkemesince yapılan 536 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile maliye hazinesine gelir kaydına,
Dairemizce yapılan yargılama giderlerinin kararın sanık lehine değişmesi nedeniyle kamu üzerinde bırakılmasına,
4-5320 Sayılı Yasanın 16.maddesi gereğince hüküm kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir suretinin İlk Derece Mahkemesi tarafından soruşturmada görev alan kolluk birimine gönderilmesine,
Kararın bir örneğinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de istinaf başvurusunda bulunan sanığa tebliğine,
Dair, sanık ve müdafiinin yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı …. (..)'un katılımı ile, isteme aykırı olarak kararın tefhim tarihinden itibaren yedi gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak düzenleterek hakime onaylatmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığı ile dilekçe gönderilmek suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 231/12, 267 ve 268/1. maddeleri uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere 08/07/2019 tarihinde oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)