(5271 S. K. m. 193, 280, 303) (5237 S. K. m. 53, 58, 63, 220, 314) (3713 S. K. m. 1, 5) (YCGK 11.11.1991 T. 1991/9-242 E. 1991/305 K.) (YCGK 24.05.2016 T. 2014/13-676 E. 2016/262 K.) (YCGK 26.09.2017 T. 2017/956 E. 2017/370 K.)
Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/136-2018/334 E-K sayılı kararı ile verilen hükme karşı sanıkların müdafiileri tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunanların dilekçe içeriğine göre; istinaf başvurularını reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmesi sonrasında, dosya kapsamı itibariyle, sanık ..... yönünden, 7035 sayılı kanunla değişik 5271 Sayılı CMK’nın 280/1-a maddesiyle atıf yapılan CMK’nın 303/1-a maddesine göre “olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması” gerektiğinde, bölge adliye mahkemesi hükümdeki hatayı düzelterek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verebilecektir. CMK'nın 193/2. maddesinde, "Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir" şeklinde bir hüküm yer aldığı halde CMK'nın 303/1-a maddesinde sanığın savunmasının tespitinden bahsedilmediği gibi görevli ve yetkili ilk derece mahkemesi tarafından usulüne uygun olarak sanığın savunması da tespit edilmiş olduğundan ve verilecek hükmün niteliği de gözetildiğinde, davanın yeniden görülmesine karar verilmeden hüküm kurulduğunda, savunma hakkının kısıtlanması da söz konusu olmayacaktır. Kaldı ki, mevcut delillere göre karar verilmesi mümkün olup, duruşma açılsa bile toplanması gereken bir delil bulunmadığından, duruşma açılmadan karar verilmesi, usül ekonomisi ve makul sürede yargılamanın sonuçlandırılması ilkelerine de uygun olacağından, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca dosya üzerinden beraat kararı verilebileceği değerlendirildiğinden, sanık ..... ile ilgili deliller ayrıntısıyla açıklanacak olup son kısımda isediğer sanık ..... yönünden istinaf başvurusu sonucunda Dairemizin verdiği hükme yer verilecektir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1-İDDİA:
Aksaray C.Başsavcılığının 02/05/2018 tarih ve 2017/8081 soruşturma, 2018/1860 esas, 2018/225 sayılı iddianamesi ile sanık ..... hakkında Örgüt İçerisindeki Hiyerarşik Yapıya Dahil Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme suçunu işlediği iddiasıyla 5237 Sayılı TCK'nın 314/2, 220/7, 3713 Sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 53/1, 58/9, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2-İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ:
Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/136-2018/334 E-K sayılı kararı ile;
Sanık .....'ın mevcut eylemleri itibariyle örgüte yardım suçunu işlediği gerekçesiyle örgüte yardım suçundan TCK'nın 314/2, 220/7 maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3-İSTİNAF BAŞVURUSU:
Sanık ..... müdafii yasal süresinde sanık lehine istinaf başvurusunda bulunmuştur.
4-SAVUNMA:
Sanık .....'ın ilk derece mahkemesindeki savunmasında;
"Tarafıma iddianame tebliğ edildi, üzerime atılı suçlamaları biliyorum, suçlamalara ilişkin olarak soruşturma aşamasında ayrıntılı beyanlarda bulundum, o beyanlarımı aynen tekrar ediyorum, atılı suçlamaları kabul etmem, ..... isimli şirkette kağıt üzerinde bir ortaklığım söz konusuydu, herhangi bir bedel ödemedim, eğitim amaçlı kurulduğu söylendiği için kağıt üzerinde ortak olarak gözükmekteydim, bu ortaklığımın rayiç bir bedeli söz konusu değildir, şirketteki hissemi kime devrettiğimi de bilmiyorum, ..... olabilir, .....’i de esnaf olması nedeniyle tanıyorum, benim herhangi bir yayın organına aboneliğim söz konusu değildir, iddianamede bahsi geçen iletişim tespitlerinde adı geçen şahıslarla esnaf olmaları ve Ortaköy’de bulunmaları nedeniyle tanışırım, evde yapılan aramada ele geçirilen kitapların ve gazetenin bulunması doğrudur, ..... yayınlarının bu yapıya ait olduğunu dahi bilmiyordum, gazete de kanepe altında bulunmuş, benim herhangi bir sohbete katılmam, burs, bağış, himmet vermem söz konusu değildir, Bank .....’da hesabım yoktur, eğitim hayatım boyunca bu yapıya ait ev ve yurtlarda kalmadım." şeklinde savunmada bulunmuştur.
5-DELİLLER:
Sanık savunmaları, tanıklar ..... ve .....'ın anlatımları, Şirket hisse delil belgeleri, HTS kayıtları, Arama ve el koyma tutanakları.
TANIK ANLATIMLARI
Tanık.....: ".....’ın ..... isimli şirkette küçük bir ortaklığı vardı, daha sonra kendisi ayrıldı, örgütsel manada bir faaliyetine tanıklık etmedim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık.....: "..... tarafından bana ..... isimli şirkete üye olmam konusunda teklifte bulunuldu, bu şahıs abimin damadı olur, bu teklif gelince eğitimimi tamamlayamama içimde ukte olduğu için teklifi kabul ettim ve şirkete kurucu üye oldum, Ortaköy için de güzel bir yatırım olacağı düşüncesindeydim, bu şirketin faaliyeti boyunca genel kurul toplatılarına katılmak dışında herhangi bir faaliyetim olmadı, başka bir görev almadım, bu nedenle şirketin örgüt ile bir bağlantısının olup olmadığını bilemiyorum, ben diğer esnaf arkadaşlarım olan sanıkların da üye olduklarını, genel kurul toplantılarına katıldıklarını biliyorum, bunun dışında bu şirket içinde başka bir görev aldıklarını ya da başka bir faaliyette bulunduklarını bilmiyorum, yine sanıkların bu şirket dışında örgütsel anlamda bir faaliyetlerinin olduklarına şahit olmadım. Bu şirkete ait yerlerde herhangi bir sohbet toplantısı ya da dini toplantı yapıldığını duymadım." şeklinde beyanda bulunmuştur.
6-DAİREMİZİN DEĞERLENDİRMESİ VE KABULÜ;
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/13-676 esas, 2016/262 karar)
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü :
Kendisini kısaca "Hizmet hareketi" olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma düşüncesine sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı ilke edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan kendine özgü bir terör örgütüdür.
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu durum Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve 2017/956-370 E-K sayılı kararı ile onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/3-2017/3 E-K sayılı kararında da dile getirilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 sürecine kadar, örgüt lideri ..... tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir.
Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu ayrıca devletin yanında oluşturduğu Paralel Devlet Yapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için polis ve jandarma teşkilatı, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silah kullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında, 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan, 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar ve ilkeler ışığında sanıkların hukuki durumu değerlendirildiğinde;
Sanık .....'ın bir kısım örgüt mensuplarının kendi aralarında gizli haberleşmek amacıyla kullandıkları bylock ve diğer programları kullandığına dair bir tespit bulunmadığı, örgüte müzahir bankasya, sendika ve derneklerde herhangi bir kaydının bulunmadığı, dijital materyallere ilişkin inceleme raporuna göre, herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, sanığın KHK ile kayyum atanmasına karar verilen ..... Eğitim Hizmetleri Sağlık Dağıtım Reklam ve Turizm A.Ş. isimli şirkette 2015 yılına kadar ortaklığının bulunduğu anlaşılmış ise de; sanığın savunmasında ..... isimli kişinin şirketin eğitim amaçlı Ortaköy ilçesine katkı sağlayacağını söylemesi üzerine teklifi kabul ederek herhangi bir bedel ödemeksizin şirkete kağıt üzerinde ortak olduğunu, 17/25 Aralık sürecinin sonrasında .....'e şirket ortaklığından ayrılmak istediğini söylediğini, ancak kendisini bir süre oyaladıklarını, sonrasında hissesini kime devrettiğini de bilmediğini beyan ettiği, sanığın bu savunmasını doğrular şekilde .....'in tanık olarak alınan beyanında sanığın şirkette küçük bir ortaklığının bulunduğunu, daha sonrasında ayrıldığını, sanığın şirketten ne zaman ayrıldığını hatırlamadığını, ancak öncesinde de şirketten ayrılmak istediğini söylediğinin doğru olduğunu, ancak resmi olarak ayrılma işleminin kısa sürede gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, sanığın ayrılmak istediğini söylemesinin 17/25 Aralık sürecinden sonra olabileceğini, sanığın örgütsel manada faaliyetine tanık olmadığını beyan ettiği, şirket kayıtlarının incelenmesinde sanığın hissesini 17/08/2015 tarihinde ..... isimli kişiye devrettiğinin anlaşıldığı, ..... isimli kişinin tanık olarak alınan beyanında kendisinin de ..... isimli kişinin teklifte bulunması üzerine şirkete ortak olduğunu, şirketin FETÖ/PDY Terör Örgütü ile bağlantısı olup olmadığını bilmediğini, sanığın şirkette faaliyet alıp almadığını bilmediğini, sanığın örgütsel manada herhangi bir faaliyetine tanık olmadığını, şirkete ait yerlerde herhangi bir sohbet toplantısı yada dini toplantı yapıldığını duymadığını ifade ettiği, böylece sanığın ilçeye katkı sağlayacağını düşündüğü için şirkete kağıt üzerinde ortak olduğunu, şirketin herhangi bir faaliyetine katılmadığını, 17/25 Aralık sürecinden sonra ayrılmak istemesine rağmen bir süre oyalandığını beyan etmesi, tanıklar ..... ve .....'ın ifadelerinde sanığın savunmalarını doğrulamaları, yine şirket kayıtlarına göre düşük bir oranda hisse kaydı bulunduğu anlaşılan sanığın hissesini 17/08/2015 tarihinde devrettiğinin anlaşılması, bir kısım örgüt mensuplarının kendi aralarında gizli haberleşmek amacıyla kullandıkları bylock ve diğer programları kullandığına dair bir tespitin bulunmaması, örgüte müzahir bankasya, sendika ve derneklerde herhangi bir kaydının olmaması, dijital materyallere ilişkin inceleme raporuna göre herhangi bir suç unsuruna rastlanılmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın savunmasına itibar edilmesi gerektiği, bu durumda sanığın talimat üzerine hareket ederek söz konusu FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım amacıyla hareket ettiğine dair savunmasının aksine delil bulunmadığı, tüm bu deliller ve dosya kapsamı itibariyle, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arz eden eylemlerinin bulunmadığı, sanığın konum ve kişisel özellikleri de nazara alındığında üzerine atılı suçu işlediğine dair, cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, mevcut eylemlerinin örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçu olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilerek, ilk derece mahkemesi hükmünün CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir.
Öte yandan, sanık ..... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin ilk derece mahkemesince verilen kararda usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksikliğin olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından suç adı ve sevk maddeleri uygulamasına ilişkin düzeltme yapmak suretiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
A) Sanık ..... yönünden yapılan inceleme neticesinde;
Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/136-2018/334 E-K sayılı hükmünün, CMK’nin 280. maddesi 2. fıkrası uyarınca sanık ..... yönünden KALDIRILMASINA,
Sanık ..... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan açılan kamu davası sonucunda, ilk derece mahkemesince sanığın örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,
Sanık hakkındaki CMK'nın 109/3-a maddesi gereğince uygulanan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki ADLİ KONTROL TEDBİRİNİN KALDIRILMASINA,
Bu sanık yönünden yapılan yargılama giderlerinin CMK’nın 324/4. maddesi gereğince, kamu üzerinde bırakılmasına,
Sanık .....'ın gözaltında kaldığı suçtan dolayı beraat etmesi nedeniyle, CMK'nın 141/1-e, 141/2, 142/1-2, 231/3 ve 232/6. maddeleri uyarınca Maliye Hazinesine karşı kararın kesinleştiğinin kendisine tebliğinden itibaren 3 ay ve herhalde hükmün kesinleşme tarihini izleyen 1 yıl içinde oturduğu yer Ağır Ceza Mahkemesinde ve o yer Ağır Ceza Mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise aynı yerde başka Ağır Ceza Dairesi yoksa en yakın Ağır Ceza Mahkemesinde tazminat davası açma hakkı bulunduğunun kendisine BİLDİRİLMESİNE,
B) Sanık ..... hakkında ise Örgüt İçindeki Hiyerarşik Yapıya Dahil Olmamakla Birlikte, Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan inceleme neticesinde;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık .....'ın gözaltına alındığı 27/07/2016 tarihinin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi hususu mahkemesince mahallinde düzeltilebilir eksiklik olarak görülmüştür.
Gerekçeli karar başlığında suç adının ''Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte, Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme'' yerine ''Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama'' olarak yazılması mahkemesince mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Yukarıda belirtilen hususlar haricinde Mahkemenin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen istinaf nedenlerinin reddine,
Ancak:
Sanık ..... hakkında temel ceza tayin edilirken uygulama maddesi "5237 Sayılı TCK.nın 314/3 ve 220/7 maddeleri delaletiyle aynı yasanın 314/2. maddesi uyarınca" şeklinde yazılı olması gerekirken "TCK.nın 314/2. maddesi gereğince" şeklinde yazılmış, ayrıca ''Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte, Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme'' suçundan hüküm kurulurken bu suç yerine " Terör Örgütü Üyesi Olma" şeklinde yazılmış ise de, bu hususların davanın yeniden görülmesini ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin CMK.nın 280/1-a ve 303 maddeleri uyarınca düzeltilmesi olanaklı bulunduğundan,
Hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinde yer alan" Terör Örgütü Üyesi Olma" ibaresinin kaldırılarak, bu ibare yerine ''Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte, Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme'' ibaresi eklenmek sureti ile, aynı bendde yer alan "TCK.nın 314/2. maddesi gereğince" ibaresinin kaldırılarak, bu ibare yerine "5237 Sayılı TCK.nın 314/3 ve 220/7 maddeleri delaletiyle aynı yasanın 314/2. maddesi uyarınca" ibaresi eklenmek sureti ile hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Kararın bir örneğinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiilerine tebliğine,
Sanık ..... yönünden verilen kararın 5271 sayılı CMK'nın 286/1-2a maddesi uyarınca KESİN, sanık ..... yönünden verilen kararın ise, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutturup hakime onaylatmak ya da bir başka ilk derece mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin ceza infaz kurumunda bulunması halinde tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK'nın 286. maddesi uyarınca TEMYİZ YOLU açık olmak üzere, 08/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)