(5271 S. K. m. 223, 280) (5237 S. K. m. 53, 58, 63, 220, 314) (3713 S. K. m. 1, 5)
DAVA: Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18/06/2019 tarih ve 2017/277-2019/218 E-K sayılı kararı ile sanık .... hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik o yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvuru dilekçe içeriğine göre; istinaf başvurusu reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmesi sonrasında delillerin tekrar değerlendirilmesi amacıyla 5271 Sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilip duruşma açılarak Dairemizce yargılama yapılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
KARAR: 1-)İDDİA
Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 08/03/2017 tarih ve 2017/12521 soruşturma, 2017/3173 esas sayılı iddianamesiyle, sanık ....'ün Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği iddiasıyla TCK 314/2, 3713 Sayılı Kanun'un 5/1, TCK 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
2-)İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ:
Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18/06/2019 tarih ve 2017/277-2019/218 E-K sayılı kararı ile; sanığın iddia edilen suçu işlediğine ilişkin cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, hukuka uygun, kesin ve inandırıcı delil dosya kapsamı ile elde edilemediği gerekçesiyle sanığın terör örgütüne üye olma suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
3-)İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
O yer Cumhuriyet savcısı tarafından yasal sürede yapılan istinaf başvurusunda özetle; TSK personeli olan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin, örgüt içerisinde mahrem olarak nitelendirildiği ve tedbir adı altında gizliliğe çok dikkat ettikleri, mahrem sorumluları ile TSK mensuplarının birbirlerini cep telefonu ile aramadıkları, görüşmeleri gereken durumda aramayı yapacak kişinin sabit/ ankesörlü hattan diğerinin cep telefonunu aradığının etkin pişmanlık kapsamında ifadesi alınan örgüt üyelerinin beyanlarından sabit olduğu, benzer soruşturmalardan bilindiği üzere; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Türkiye geneli ankesörlü/ sabit hatlar ile arama /aranma ile ilgili çalışmalarının devam ettiği, mahrem sorumluların bir kısmının TSK personelinin bulunduğu şehir dışından görevlendirildiği de dikkate alındığında, şehir dışında bulunan mahrem sorumlunun, şehir dışından sabit/ ankesörlü hatlardan örgüt mensubunu arayıp aramadığının tespitinin de gerektiği, sadece sanığın görev yaptığı yerlerden sabit/ ankesörlü hatlardan aranıp aranmadığının tespiti ile yetinilmemesi gerektiği, bu haliyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazılan müzekkerenin cevabının beklenilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırmayla karar verilmesi usul ve esas yönünden kanuna aykırı bulunduğundan kararın istinâfen kaldırılmasını talep etmiştir.
4-)SAVUNMA:
Sanık ilk derece mahkemesinde SEGBİS Sistemiyle Alınan Savunmasında:
"Başkan: O. senin Konya SCH'de ve sorguda vermiş olduğun ifadeler var bu ifadelerin doğru mu?
Sanık ....: Doğrudur başkanım,
Başkan: O. hangi tarihte nerede görev yaptığın ve 15 Temmuz gecesi yaşananlara ilişkin savunmanı ayrıntılı yapmışsın, tekrara girmeksizin üzerine atılı suçlamayla ilgili savunman nedir dinliyoruz?
Sanık ....: Sayın başkanım ve değerli mahkeme heyeti öncelikle saygılarımı sunuyorum, sizinde belirttiğiniz gibi öz geçmişim ile ilgili konular dosyada mevcut o yüzden tekrara girip zamanınızı almak istemiyorum, başkanım öncelikle şunu belirtmek isterim ki küçük yaştan beri dini vecibelerimi her zaman yerine getirmeye çalışan ve bu vecibeleri yerine getirirken de hiçbir zaman gizlenme ihtiyacı duymayan bir insanım, dini vecibelerimi yerine getirdiğimi tüm mesai arkadaşlarım ve sıralı amirlerim sicil amirlerimin hepsi çok iyi bilmektedirler, iddianamede isimlerini öğrendiğim daha önce hiç tanımadığım L. T. Ş. A. N. S. ve 24 Nisan 2016 tarihinde tanıklıktan çekildiğini bildiren A. M. G. isimli şahısları kesinlikle tanımıyorum, bu şahısların kendi branşları gereği hiçbir zaman da birlikte çalışmadık, birlikte çalışmadığımız için kendileri ile de hiçbir mesaimiz olmadı, ayrıca aile ve sosyal bir arkadaşlığımız da bulunmamaktadır, bu şahısların ifadelerinde de belirttikleri gibi arkadaşlarından öğrendiklerini beyan ettikleri gibi arkadaşlarından öğrendiklerini söyledikleri tarafıma isnat ettikleri suçlar tamamen iftiradan ibarettir, ayrıca birliğin sosyal kasasından sorumlu olduğum iddia edilmiş ben kesinlikle birliğin kasasından sorumlu olmadım, birliğin kasası ile ilgilenmedim, ayrıca hakkımda aleyhimde ifade veren diğer iki şahıs olan S. A. ile yaklaşık 8 yıl önce 2-3 sene , S. S. ile de tutuklanmadan önce ki son 3-4 sene kadar aynı işyerinde fakat farklı birimde çalıştık, kendileri farklı birimde farklı binada oldukları için haftada bir iki gün bazen karşılaşırdık hatta bazen hiç karşılaşmadığımız da olurdu, bu kadar samimiyetimiz az idi yani, bu şahısların tarafıma isnat ettikleri suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum, iddia ettikleri gibi böyle bir korkum olmuş olsaydı benim ki zaten o zaman emekliliğimi hak etmiş bir insanım, kendim emekli olurdum sayın başkanım, ben kaldı ki tutuklandıktan sonra bile emekliliği hak etmiş olmama rağmen emekli olmadım, bu iki şahsın farklı zamanlarda birbirlerini referans göstererek beni çağırdıkları bir sohbet grubu olmuştu bunu daha önceki ifadelerimde de belirtmiştim zaten bunlara katılmadığım için böyle bir iftira ile beni devreden çıkarmak için yaptıklarını düşünüyorum, ben dinimi kendi halimde yaşamaya çalışan sadece eli kanlı fetö pdy terör örgütü değil başka diğer oluşumların hepsinden de uzak durmuş vatanını çok seven bir insanım, tarafıma isnat edilen suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum, başkanım şunu belirtmek istiyorum ben 26 senelik meslek yaşantım boyunca 6 sene Ankara'da 8 yıl Diyarbakır ve 12 Sene Konya'da görev yaptım, bu süreçte yüzlerce insanla mesai yaptık, 24 saat nöbet tuttuğum insanlar oldu, bu insanlardan ailecek görüştüğüm samimi olduğum insanlar var, bunlardan bir tanesi kalkıp benim fetöcü olduğumu söylemiyor kaldı ki bu insanlardan benim yıllarca sicil amirliğimi yapmış albay rütbesinde insanlar var, bunlar benim hakkımda ifade vermişler, dikkatinizi çekmek istiyorum hakkımda ifade veren H. Y. albay benimle ilgili iddialarda bulunan S. A. ile çalıştığımız dönemde de benim sicil amirimdi beni yaklaşık 24-25 yıldır tanır, bunların hiçbirinin benim fetöcü olduğuma dair beyanları yokken benimle ailece bile görüşmeyen doğru düzgün samimiyetimiz olmayan insanların ve aynı sohbet evine beni çağırmış iki şahsın diğer dördünü hiç tanımıyorum bile bunların beni fetöcü olarak iddia etmeleri bunun takdirini de yüce mahkemenize bırakıyorum, sonuç olarak kesinlikle bu hain fetö pdy terör örgütü ile hiçbir bağım yoktur, aile ve akrabalarımdan da fetö üyesi yoktur, bu hain örgüte hiçbir ad altında hiçbir yardımda bulunmadım, bylock ve benzeri programlarını yüklemedim kullanmadım, ayrıca şunu da belirtmek istiyorum silahlı kuvvetlerde bugün ben yıllarca dini vecibelerimi yerine getirmede zorluklar yaşadım, bu hükümetimiz döneminde çok rahatlamış bir şekilde bu vecibelerimi yerine getirirken böyle eli kanlı bir hanin örgüte destek vermem kesinlikle düşünülemez, böyle bir şeyi aklımdan bile geçirmedim, değerli başkanım ve değerli heyet yaklaşık 8 aydır tutuklu bulunmaktayım bu süreçte ailem ve ben maddi ve manevi olarak çok yıprandık, biraz öncede belirttiğim gibi TSK tarafından açıkağ alınmadım mesleğimden de ihraç edilmedim, hakkımda herhangi bir soruşturma bulunmamaktadır, tek dileğim mesleğim ve aileme biran önce kavuşmaktır, halen muvazzaf bir astsubay olmak ve sabit ikametgah sahibi olmam nedeniyle kaçma ihtimalim de yoktur, mağduriyetimin onarılamaz hale gelmemesi için öncelikle beraatimi aksi taktirde mahkemenizin uygun göreceği şekilde tahliyemi talep ediyorum, saygılarımla arz ederim başkanım,
Başkan: Uygulanması ihtimaline binaen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep eder misin?
Sanık ....: Etmiyorum başkanım hayır, tanık D. T. beraber konuştuğumuzu iddia ettiği tarihlerde bana gelmişti, üstlerinin kendisine mobing yaptığını söyledi, bana Cumhurbaşkanlığı'na mektup yazacağını, burada görev yapamadığını söyledi, ben de yazabilirsin, ancak kimin ne olduğu bu dönemde belli değil dedim, bunun dışında başka bir şey söylemedim, kesinlikle bu yapı çok güçlü vb. Şeyler söylemedim, H. D. ile konuşayum gibi sözler de söylemedim, tanık D. bana H. D. komutan ile tartıştığını ve H. D.'in kendisini odadan kovduğunu söylemişti, ben de bunun üzerine H. D.'e istersen gidip senin iyi biri olduğun yönünde beyanlarda bulunabilirim gibi sözler söylemiştim, beni KOM Şube'den aradılar, aradıklarında sizin bilginize başvuracağız dediler, arkadaşlarınız sizin isminizi verdiler, sizin yardımcı olabileceğinizi söylediler dediler, ben de tamam ifade vermeye gelebilirim dedim, daha sonra telefonu kapattıktan sonra D. T.'ın yanına gittim, benim ismimi sen mi verdin dedim, D.'ta bana evet ben verdim dedi, ben de bunun üzerine KOM Şube'ye gittim, ifade verdim tanık D. ile biz 17/25 aralık olaylarından önce de sürekli konuşuyorduk, ben tanık D.'a önceki adıyla cemaatçileri iyi biri olarak, dindar kişiler olarak görüyorum demiştim, daha sonra dershane olayları olduktan sonra tanık D. ile konuştuğumuzda cemaatçilere dershaneler devletten daha çok mu önemli şerefsizler gibisinden söylemlerim oldu, ben bunları dindar sanıyordum, yanılmışım gibi sözlerim olmuştu, yoksa ben kendisine ben bunlardan ayrılmak istiyorum gibi, daha önce onlarla birlikte toplantıya katılıyordum şeklinde sözler söylemedim, kaldı ki KOM Şube'den döndükten sonra sen benim bir zamanlar onlarla birlikte olduğumu mu ve daha sonra ayrılmak istediğimi mi söyledin, ben sana öyle bir şey söylemedim, ben yalnızca bunların dindar insanlar olduğunu zannediyordum, böyle değillermiş şeklinde söyledim gibi sözler söylemiştim tanık D. T.'a, HTS kayıtlarımdaki 3 şahsı çok tanımıyorum, ben çocuğumu 2013 yılı Ocak ayında çocuğumu Sabah Dershanesine göndermiştim, daha sonra 17/25 aralık olaylarından sonra 2014 yılında çocuğumu bunların okulundan aldım, bu nedenle mesaj atmalar olmuştu, görüşmelerim olmuş olabilir, bu şahıslar dershane görevlileriydi, ben Kimse Yok Mu Derneği'ne yardımda bulunup bulunmadığımı hatırlamıyorum, yardım amaçlı olarak mesaj atmış olabilirim, 2013 yılında ocak ayında erken kayıtlar vardı, benim çocuğum da 2013 de sabah dershanesine gitmişti, 17-25 aralık sürecinden sonra kaydını sildirdim, erken kayıtlar ile ilgili internetten dershanenin telefonunu aradım, dershaneye de gittim, kayıt için Ferdi beyle görüştüm, bana kart vermişti, ben de daha sonra cep telefonumdan bu kartta bulunan numarayı arayıp görüştüm, Önceki savunmalarımı tekrar ediyorum, yargılamam çok uzun zamandır devam etmektedir, benim gibi olan birçok sanık herhangi bir sorgulama yapmadan beraat etmiştir ancak bizim yargılamamızda çeşitli sebeplerle yargılama uzamaktadır, bu özellikle aileme ve çocuklarıma zarar vermektedir, yargılamama konu olaylar zaten bellidir, bu yüzden bir an önce yargılamamın sonuçlanarak hakkımda karar verilmesini istiyorum, 3 senedir maddi ve manevi olarak yıprandık, Mütalaya katılıyorum, ben bu davada beni tanımayan tanıkların iftiralarıyla 3 senedir bu sıkıntıları çekiyorum, maddi ve manevi olarak yıprandım, ihraç edilmedim, açığa alındım sonra kendi isteğimle emekliliğe ayrıldım yüce heyetinizden beraatimi talep ediyorum, Yüce heyetiniz bizi dinlediği ve sabrettiği için teşekkür ediyorum beraatimi istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık Dairemiz huzurunda ise; ''İlk derece mahkemesinde vermiş olduğum savunmamı aynen tekrar ederim. Örgüt üyesi değilim... Mütalaayı kabul etmiyorum, mütalaada belirtilen tanıklar S. S. ve S. A. isimli kişilerle beraber çalıştık, bu kişiler belli bir gruba mensup olan kişilerdir, kendileri beni sohbetlerine davet ettiler ben mesleğim gereği bu tür gruplarda yer almayacağımı belirtmem üzerine bana karşı husumet besleyerek aleyhime ifade verdiler, fetö veya herhangi bir örgüte üye değilim, beraatime karar verilmesini talep ederim'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık müdafii Dairemiz huzurunda; ''Savunmaya ekleyeceğimiz bir husus yoktur, ilk derece mahkemesindeki savunmalarımızı tekrar ederiz'' şeklinde beyanda bulunmuştur.
5-)ESAS HAKKINDA MÜTALAA;
Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasında; ''Tanık S. A. ve tanık S. S.'nın anlatımlarından; sanığın, örgüt evlerine gidip geldiği, örgütün sohbet toplantılarına katıldığı, örgüt ve liderine bağlı olduğunun anlaşıldığı, dijital materyallerinin incelemesi sonucu düzenlenen siber inceleme raporu içerğinden; örgüt ele başının ismiyle kayıtlı klasördeki dosyaların silindiğinin ve örgütle bağlantılı zaman.com.tr, rota haber, samanyolu haber sitelerine giriş yaptığının belirlendiği, HTS kayıtlarının incelenmesinde haklarında benzer suçtan soruşturma ve kovuşturma bulunan kişilerle iletişim ve irtibat içerisinde olduğunun belirlendiğinin anlaşılmış olması karşsında, sanığın asker mahrem yapılanması içerisinde yer aldığının kabulüyle hakkında unsurları oluşan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması yerine yazılı biçimde beraat kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan,
1-) O yer Cumhuriyet Savcısının istinaf talebinin kabulüyle yerel mahkeme kararının CMK'nın 280/2-2.cümlesi gereğince kaldırılmasına,
2-) Sanığın eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nın 314/2, 3713 saylı TMK'nın 5/1 ve TCK'nın 58/9, 63 ve 53.maddeleri gereğince cezalandırılmasına" karar verilmesini talep ve mütalaa etmiştir.
6-)DELİLLER;
Sanık ve sanık müdafi yazılı savunmaları,
HTS kayıtları inceleme raporu,
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtları,
Arama ve el koyma tutanakları,
Emniyet Müdürlüğü kayıtları ve tutanakları,
Bank Asya hesabı olmadığına ilişkin yazı,
SGK kayıtları,
Bylock sorgu raporu,
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu cevabi yazısı,
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yazıları,
-TANIK ANLATIMLARI
Tanık L. T. ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında SEGBİS Sistemiyle Alınan Beyanında:
"Başkan: Tanıklardan L. T. gelsin, L. hazırlık soruşturmasında verdiğin ifade de hava ihbar komutanlığında çalışan ve kesin fetöcü olduğunu arkadaşlardan öğrendiğim ve H. D.'in kasa olarak atadığı kıdemli başçavuşlar diye bir de ....'ün ismini vermişsin bu ifadeni açar mısın?
Tanık L. T.: Efendim ben ....'ün fetöcü olduğunu Ş. A. ve S. S. ile D. T.'dan duydum, kendisi ile bir tanışıklığım yok, sonradan öğrendiğimiz bazı hadiseler var efendim, onları izah etmek istiyorum çünkü skandal olabilecek bir durum var, şimdi efendim D. T. HİK'te görev yapan bir yüzbaşı, .... ile daha önce astsubay iken tanışıklığı olan birisi, çok eskiden tanışıyorlar, çok samimiler, ben kendisini şahsen diyor çok sever çok takdir ederim fakat kendisi diyor efendim şöyle bir şey var bahsedeceğim D. T. ifade veriyor Kom'da .... hakkında da ifadeleri var fakat dosyada nedense yok, efendim daha önceki dosyalarda da bu şekilde oldu, bazı kişiler ifade verdi fakat dosyalara yansımıyorlar, halen kurumlar içinde bunlar bir şekilde korunuyor bir şekilde saklanıyor bunlardan en bariz delili de .... hakkında D. T.'ın verdiği ifade, D. T. şundan bahsetti, kendisinin eşinin 1-1,5 sene önceye kadar tekrar kapandığını, o taraftan ayrıldığını söylediğini, hatta D. T. HİK yapılanması ile ilgili ifade verdiğinde .... demiş ki sen büyük bir yapı ile mücadele ediyorsun sen bunlarla baş edemezsin ben bunları biliyorum tanıdığım için söylüyorum diye samimi bir ifadesi olmuş, o da demiş ki madem bu yapıyı biliyorsun oradan da ayrıldın sen gidip ifade versen iyi olmaz mı diyor, daha sonra D. T. Kom'a gidiyor ben size birini göndereceğim eğer bu konuşursa kendisine yardımcı olursanız hava kuvvetlerindeki şifreyi çözersiniz diyor, çünkü hava kuvvetlerinde bu çok tanınan bilinen birisi, çok tanıdığı bildiği var, yapılanmanın içinde yer almış birisi diye ifade veriyor, daha sonra Kom şubeden birileri ....'ü arıyor, O. telaşlanıyor polis aradı diye hemen D. T.'a gidiyor, D. da ben verdim senin ismini diyor, eğer bana söylediklerin samimi bir şekilde anlatırsan hem memlekete hizmet etmiş olursun hem de bu yapıyı çökertmiş oluruz diyor, yok eğer sağın solun oynar da kıvırtırsan ifaden 5 dakika sürer çıkar gidersin oradan diyor, daha sonra kendisi Kom'a gidiyor ifade veriyor,
Başkan: Biz o ifadeye bakarız, D. T. buradaysa onu da dinleriz,
Tanık L. T.: D. T. burada değil efendim, geçen Y. Azizoğlu ile ilgili ifade verirken elden verdiği bir belge vardı, çünkü Kom'da bu imzalı ifade veriyor fakat..
Başkan: Tamam biz onu dinleriz, sen .... özelinde başka bilgin görgün var mı?
Tanık L. T.: Bir de efendim biz 15 Ekimde ifade verdik, 17 Kasım'da hava kuvvetleri komutanı oraya saat 4'te bir baskınla geldi ve bu ifade verenler hakkında soruşturma idari tahkikat başlatmak için bir ekiple geldi, saat 4'te geliyor buraya, hiç olağan bir şey değil bu ve Cumhurbaşkanımız Genel Kurmay Başkanımız ve Mit başkanımızın Pakistan'da olduğu bir zamanda geliyor, fakat burada milli subaylar diyelim bunun doğru olmadığını, bu memleketin hakim ve savcısının olduğunu eğer bir sorun varsa onların çözmesi gerektiğini uygun bir dille anlatıyorlar, o da hakikaten doğru diyor bir sorun varsa onlar çözsün deyip tekrar ekibi ile geri gidiyor, daha sonra 17 Ocak'ta hava kuvvetleri komutanımız buraya geldiğinde bir toplantı yapmıştı kıdemli astsubaylarla ilgili, bende bu toplantıda yer almıştım, orada bir astsubay dedi ki bir sürü arkadaşımız orada tutuklu hava kuvvetleri komutanlığı olarak bunlar hakkında ne yapıyorsunuz bir girişiminiz var mı diye, hava kuvvetleri komutanımız da ben bu 47 kişiye sahip çıkıyorum, siyasilere rağmen onları atmamak için direniyor ve onların sosyal haklarının verilmesi için çalışma başlattım demişti, ben bu 47 kişinin ne kadar hatırı sayılır kişiler olduğu konusunda aklımda şüpheler oluşmuştu, daha sonra öğrendim ki .... ile hava kuvvetleri komutanı aynı köydenler, ikisi de çerkez ikisi de Kayserili, hava kuvvetleri komutanı albay iken .... onu abi diye telefonla arayıp muhabbet eden birisi, daha sonra efendim ....'ün oğlu daha önce 18 Nisan'da girdiğimiz bir davada Uğur Polat'ın oğlu ve bir kişi daha var H. Kaya'nın kardeşi D. K. bunlar hava kuvvetlerine gidiyorlar, hava kuvvetlerinde bir ekip bunları karşılıyor, vıp kapısından hava kuvvetleri komutanı ile görüşüyorlar, komutan karşılıyor bunları 7. Kata çıkartıyor, oradan biraz sohbet ettikten sonra 7 tane generalden bahsediyorlar tam emin değilim personel başkanı istihbarat başkanının olduğu ve diğer generallerin olduğu bir brifing veriliyor bunlara, yani yapı çok derin, anlatmakta yetersiz kalıyor, benim bir devrem açığa alındı, bunlar muvazzaf astsubay ve subaylarda var biz ne zaman açığa alındık diye bir açıklama için nizamiyeden dahi içeriye alınmıyorlar kapıdan geri dönüp gidiyorlar, bunlar sivil şahıslar içerideki elemanları çok sağlam olduğu için bunlar hep söylüyorum hava kuvvetlerinde halen üst seviyede korunuyorlar ve etkinler, hava kuvvetleri komutanına kadar çıkabiliyorlar vıp kapısından girebiliyorlar, benim aktaracaklarım bu kadar efendim." şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık N. S. ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında SEGBİS Sistemiyle Alınan Beyanında:
"Başkan: Tamam diğer tanık N. S. gelsin, N. hava ihbar komutanlığında çalışan ve kesin fetöcü olduğunu arkadaşlarımdan öğrendiğim birlik komutanı H. D.'in kasa olarak atadığı diyerek ....'ün de isimini vermişsin bazı isimlerle beraber, bu ifadeni açar mısın?
Tanık N. S.: Efendim ben sanığın ismini S. S.'dan aldım ve ifademde yer verdim efendim,
Başkan: Sanığa ilişkin kendi bilgin görgün var mı?
Tanık N. S.: Yok efendim." şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık S. S. ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında SEGBİS Sistemiyle Alınan Beyanında:
"Başkan: Tamam ayrılabilirsin, diğer tanık S. S. gelsin, S. HİK grup komutanlığında çalışan ....'ün de aynı yapıda olduğunu çok iyi biliyorum, hatta kendisi ile bir ay önce karşılaştığım da ne yapıyorsun diye sorduğumda kendisi bana atılmayı bekliyorum diye cevap verdi, kendisini konumlandırdığı yer o grubun içerisindedir diye devam eden bir ifaden var bu ifaden doğru mu?
Tanık S. S.: Doğrudur efendim,
Başkan: Bu ifadeni açar mısın?
Tanık S. S.: 15 temmuzdan 1-2 ay sonra idi, .... ile 3-4 senedir beraber çalışıyoruz, samimiyiz de hatta o beni iyi tanır ben onu iyi tanırım, bir ara ailece görüşmüşlüğümüz de vardır, 15 temmuzdan 1-2 ay sonra idi böyle bir karşılaştık bina içinde abi nasılsın dedim o da bana ihraç olmayı bekliyorum dedi, orada birisi geldi yanımıza muhabbet orada kapandı, böyle bir konuşma geçti aramızda, zaten önceden de ben ....'ün de bu yapıda olduğunu biliyordum, HİK grup komutanlığında bu yapının içinde olan o kadar çok kişi var ki ....'te bunlardan birisi idi, sonradan şunu duydum sayın başkan .... biz bu mahkemelere çıkmaya başladıktan sonra ifade verdiğini duydum bazı kişiler hakkında bizim Hik gurup komutanlığı içinde, yalnız orada ki bazı ifadelerde bazı çelişkiler gözüme çarptı, bilmiyorum yanlışım varsa düzeltebilir ...., H. D. hakkında aleyhe M. Y. hakkında lehe ifade veriyor, benim gözümde önceki çıktığım mahkemelerde de söylemiştim H. D. en tepededir bunun altında Y. A., M. Y., M. Y. bunlar bir ekiptir, ben ....'ü bu ekibin içerisine tamam fetöcüdür ama bu ekibin içine koymuyordum yalnız bu ifadelerden sonra yani H. D. aleyhinde verip M. Y. lehinde vermesi acaba bir pişmanlık mı var, pişman mı olmuş da ifade veriyor, konuşmuş mu acaba diye düşünürken böyle bir çelişki gördüm, bu çelişki bana farklı şeyler düşündürdü, şunu da söyleyeyim eğer .... konuşursa hakikaten vatan millet için çok şeyler söyleyeceğine, kendi birliği içinde veya önceki çalıştığı birlikler içinde çok kişi hakkında...
Başkan: Tamam onu biz hatırlatırız, senin başka bilgin görgün var mı?
Tanık S. S.: Yok efendim başka. "şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık Ş. A. ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında SEGBİS Sistemiyle Alınan Beyanında:
"Başkan: Tamam aydın ayrılabilirsin, diğer tanık Ş. A. gelsin, Ş. H. ihbar komutanlığında çalışan ve kesin fetöcü olarak arkadaşlarımdan öğrendiğim birlik komutanı H. D.'in kasa olarak atadığı kıdemli başçavuşlar diye 3 isim veriyorsun bunlardan biri de ...., bu ifadeni açar mısın?
Tanık Ş. A.: Sayın başkanım ben ....'ün fetöcü olduğunu S. S.'dan öğrendim, kendi gözlemlediğim bir şey yok, sadece duyduğum kadarıyla." şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık S. A. ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında SEGBİS Sistemiyle Alınan Beyanında:
"Başkan: Tanığa soru var mı? Yok sanırım, ayrılabilirsin Ş., diğer tanık S. A. gelsin, S. senin hazırlık soruşturmasında bir ifaden var bu ifaden doğru mu?
Tanık S. A.: Doğrudur efendim,
Başkan: Sanık ile ilgili fetö pdy suçlamasına ilişkin bilgin görgün nedir?
Tanık S. A.: İfadem geçerlidir efendim,
Başkan: 3-4 yıl birlikte çalıştığınızı söylemişsin, daha doğrusu aynı komutanlıkta .... radar operatörüydü bende muhabere teknisyeniydim demişsin, benim dindar namaz kılan biri olduğumu eşimin kapalı biri olduğunu biliyordu, o dönemde kendisi gizli namaz kılıyordu demişsin, o dönem dediğin hangi yıllar?
Tanık S. A.: Ben 2011 senesinde emekli oldum, ondan önce 2-3 yıl zannedersem beraber çalıştık,
Başkan: Gizli namaz kılıyordu, beni kendisine yakın hissettiği için olmalı bana hizmet harekatından ve yapılan hizmetlerden bahsediyordu, kendisi bu hizmetlere gidemediği zaman üzüntü duyduğunu söylüyordu, kendisi fetullah gülenin kitaplarını okuyordu, alim olarak görüyordu, kendisi cemaatin evlerine gidip geldiğini gidemediği zaman üzüntü duyduğunu, hatta bir seferinde cemaat evine gitmediği için rüyasında peygamberimizi gördüğünü ve peygamberimizin kendisine kızarak cemaat toplantısına evlerine gitmesini söylediğini anlattı demişsin, dolayısıyla ben ....'ün fetö yapılanması içinde olduğunu biliyorum, en son 15 Temmuz hain kalkışma sonrasında yani 18 Temmuz günü pazartesi semt pazarında karşılaştığımızda işin tadı kaçtı, emekli olmanın zamanı geldi diye söyledi, bende ona herkes yanlış yapabilir önemli olan yanlışı anlayıp görmesidir dedim demişsin, bunlara ilave edeceğin bir şey var mı?
Tanık S. A.: Yok efendim,
Başkan: Son yıllarda hiç sohbetiniz oldu mu?
Tanık S. A.: 15 Temmuzdan iki gün sonra gördüm, ondan önceleri de yine semt pazarında karşılaşıyorduk, aynı semt pazarını kullanıyorduk, kendisini severdim aramızda bir husumet söz konusu değildi, bu karşılaşma O. kardeşimiz kendisini bana bu cemiyetten olarak tanıtıyordu,
Başkan: Bu kendisini yakın hissettiğinden hizmet harekatından falan bahsediyordu dedin ya bu hangi yıllarda idi?
Tanık S. A.: 2011 senesinde emekli oldum 2011 ve öncesinde,
Başkan: Emekli olduktan sonra görüşüyor muydunuz?
Tanık S. A.: Emekli olduktan sonra da genelde pazarda karşılaşıyorduk, ifademde olduğu gibi son olay 18 Temmuz'du sanırım, rüya bahsi bundan 1 sene önce falandı,
Başkan: Darbe girişiminden 1 sene önce idi diyorsun bu rüya gördüğü ile ilgili hadise,
Tanık S. A.: Evet,
Başkan: Başka ilave edeceğin bir şey var mı?
Tanık S. A.: Yok efendim,
Başkan: Tanığa soru var mı? Sorun avukat bey,
Sanık .... Müdafi Av. M. Ş. Müvekkilimizle 2005 yılından sonra 3-4 sene birlikte çalıştığınızı ifade ettiniz, bu süre içinde ve emekli olduğunuzda karşılaştığınız süre içinde çarşıda pazarda kendinize ait sosyal bir grubunuzun olduğu, zaman zaman bunların toplanıp sohbet ettiğinizi, hatta S. S.'nın da bu gruba dahil olduğunu ifade ederek kendisini bu gruba sohbetlerinize toplantılarına davet ettiniz mi, hatta çocukları da getirin onların derslerine yardımcı olacak öğretmen arkadaşlarımız da var onlara yardımcı olurlar diyerek davetlerinizi tekrarladınız mı ettiniz mi?
Tanık S. A.: O. kardeşimiz şimdi derslere gidemediğini, bu rüyasını anlatıp üzüntü duyduğunu söyleyince evet böyle bir davetim oldu, bizim de böyle bir kuran hizmetimiz var, çocuklarınızı da getirebilirsiniz dedim aynı semtteydik zaten, o yüzden bu şekilde davetim oldu,
Sanık ....: Sayın başkanım müsaade ederseniz burada bir şeyi düzeltmek istiyorum, ben 2005-2009 yılında S. A. ile aynı yerde çalıştım, 2009 yılında ben birlikten lojman yönetim başkanlığına ayrıldığım için 2011 yılının sonuna kadar lojman yönetiminde çalıştım ve iş yerine de gitmedim, ondan sonra da zaten HİK grup komutanlığına atandığımız için biz 2009 yılından sonra S. A. ile pazar dışında o da ayakta biri iki dakikalık bir görüşme dışında bir görüşmemiz olmamıştır,
Başkan: Beraber çalıştığınız dönemi 2011 yılı öncesi olarak söylüyor, peki sen bu rüya meselesini anlattın mı S.'a ?
Sanık ....: Hayır efendim tamamen hayal hikaye uydurmadır,
Başkan: S. yalan söylüyor diyorsun öyle mi?
Sanık ....: Evet,
Başkan: S. bak O. rüya meselesi ile ilgili anlattığın kısım için S. yalan söylüyor diyor ne diyorsun?
Tanık S. A.: Ben şunu demek istiyorum, O.! ben seni şuana kadar seviyordum, senin için dua ediyordum, şuan yalancı olduğunu bana ispat etmiş oldun tüm sevgimi de kaybettin, yukarıda Allah var mübarek gündeyiz mübarek vakitteyiz, kendisi bana bu meseleyi bizzat anlatmıştır,
Başkan: S. tamam, doğru mu diyorsun anlattıkların için?
Tanık S. A.: Kesinlikle doğru efendim" şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık S. A. Narlıdere ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında SEGBİS Sistemiyle Alınan Beyanında:
"Başkan: Tamam çıkabilirsin S., diğer tanık S. A. Narlıdere gelsin, S. A. sanığın komşusuymuşsun, sanığın fetö pdy yapılanması içinde birisi olmadığını, gerek ev oturmalarında gerekse apartman oturmalarında kendisi ile sürekli olarak görüştüğünü, birlikte oturduğunuz hiçbir ortamda ....'ün ağzından ne fetullah gülen'i övücü bir söz ne de fetö pdy yapılanması içinde olduğuna dair bir izlenim edinmediğin gibi kesinlikle bu yapı içinde değildir diye bitirdiğin bir ifaden var hazırlık soruşturmasında, bu ifaden doğru mu?
Tanık S. A. NARLIDERE: Doğru efendim,
Başkan: İfadeye ekleyeceğin bir şey var mı?
Tanık S. A. NARLIDERE: Yok efendim" şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık Ö. Adam ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında SEGBİS Sistemiyle Alınan Beyanında:
"Başkan: Tanığa soru var mı? Yok sanırım, diğer tanık Ö. Adam gelsin, Ö. sanık .... ile 4-5 yıldır tanıştığınızı, komşu olduğunuzu, aynı apartmanda oturduğunuzu, kendisinin Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığında çalıştığını, onun ağzından sayın Cumhurbaşkanımıza ve Başbakanımız aleyhinde bir söz duymadığını, kendisinin devletini seven hükümet yanlısı olarak biri olduğunu bildiğini, ayrıca sosyal medyada da arkadaş olduğun için ne hükümet aleyhine ne de fetö pdy yapılanmasını övücü nitelikte bir paylaşımını görmedim gibi lehine bir takım beyanlarda bulunmuşsun hazırlık soruşturmasında, bu ifaden doğru mu?
Tanık Ö. ADAM: Doğru efendim,
Başkan: Bu ifadene ekleyeceğin başka bir husus var mı?
Tanık Ö. ADAM: Yok efendim" şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık M. Yüksek ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında SEGBİS Sistemiyle Alınan Beyanında:
"Başkan: Soru var mı tanığa? Yok sanırım, çıkabilirsin Ö., diğer tanık M. Yüksek gelsin, M. sen hazırlık soruşturmasında sanığı yaklaşık iki yıldır tanıdığını, aynı zamanda hemşehrin olduğunu, ailece görüştüğünü, aile yapısı hakkında bilgin olduğunu, hiçbir zaman fetö pdy yapılanması içinde olmadığına dair hiçbir izlenimin olmadığına dair sanığın lehine bir takım beyanlarda bulunmuşsun, bu ifaden doğru mu?
Tanık M. YÜKSEK: Doğru efendim,
Başkan: Bu ifadene ekleyeceğin başka bir husus var mı?
Tanık M. YÜKSEK: Yok efendim." şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık S. D. ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında SEGBİS Sistemiyle Alınan Beyanında:
Başkan: Soru var mı tanığa? Yok sanırım, çıkabilirsin M., diğer tanık S. D. gelsin, S. hazırlık soruşturmasındaki ifadende O.'ı 93 yılından itibaren tanıdığını, 93-98 yılları arasında Ankara Ahlatlıbel radar mevzi komutanlığında birlikte çalıştığınızı, muhafazakar devletini milletini seven, bayrağına bağlı bir insan olduğunu, dini vecibelerini yerine getiren ve bu vecibeleri yerine getirirken saklanma gereği duymayan bir insandır şeklinde sanık lehine ifadelerde bulunmuşsunuz, bu ifadeleriniz doğru mu?
Tanık S. D.: Doğrudur efendim,
Başkan: Bu ifadene ekleyeceğin bir şey var mı?
Tanık S. D.: Yok efendim,
Başkan: Soru var mı tanığa? Buyurun avukat bey sorun
Sanık Müdafi Av. M. Ş.: İlk 3 tanık birlikte kasa sorumlusu olarak müvekkilimin ismini duyduklarını ifade etmişlerdi, sayın tanık S. bey müvekkilimizle aynı birlikte uzun yıllar görev yapmakta, bu adı geçen sandıklar ilgili müvekkilimizin herhangi bir görevi veya görevlendirilmesi oldu mu geçen zaman içinde?
Tanık S. D.: Hayır olmadı,
Sanık Müdafi Av. M. Ş.: Kasa sorumlusu olarak falan görevlendirilmedi değil mi?
Tanık S. D.: Olmadı,
Sanık Müdafi Av. M. Ş.: Siz de bu kasaya aylık olarak ödeme yapıyor muydunuz?
Tanık S. D.: Evet herkes ödeme yapıyordu" şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık M. K. ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında SEGBİS Sistemiyle Alınan Beyanında:
"Başkan: Başka soru yok sanırım, ayrılabilirsin S., diğer tanık M. K. gelsin, M. sanığa isnat edilen fetö pdy terör örgütü üyeliği suçlamasına ilişkin herhangi bir bilgin görgün var mı?
Tanık M. K.: Kesinlikle yok, Diyarbakır'da 6 sene çalıştım, burada 5 sene toplamda 11 sene...
Başkan: Sen de Astsubay mısın?
Tanık M. K.: Evet astsubayım,
Başkan: Şuanda neredesin?
Tanık M. K.: 3. Ana Jet Üs komutanlığında çalışıyorum, 25 yıllık astsubayım,
Başkan: Sanığa ilişkin herhangi bir bilgin var mı?
Tanık M. K.: Yok efendim,
Başkan: Geçmişte cemaat denilen, fetullahçı cemaati denilen yapı ile ilgili bir söylemini eylemini gördün mü?
Tanık M. K.: Yok efendim kesinlikle görmedim,
Başkan: Başka söyleyeceğin bir şey var mı?
Tanık M. K.: Yok efendim,
Başkan: Soru var mı tanığa? Buyurun avukat bey,
Sanık Müdafi Av. M. Ş.: Efendim personel dini vecibelerini yerine getirir miydi, çünkü siz uzun zamandır birlikte görev yaptınız?
Tanık M. K.: Şöyle söyleyeyim 28 Şubat sürecinde dahi namazını kılan cumaya teravihe giden biriydi, hiçbir zaman gizlemedi,
Sanık Müdafi Av. M. Ş.: Gizleme gereği duyar mıydı?
Tanık M. K.: Asla, herkesin çok sevdiği, bunu yaparken de herkesin bunu kabullenmesi yani onunla Allah'ı arasında olduğunu bilen, yani içki içenle oturup sohbet eden bunun yanında inanmayanla da oturup konuşan ve onlarda bunun samimiyetine inanan insanlardı komutanlarımız da dahil,
Sanık Müdafi Av. M. Ş.: Birlik kasası ile ilgili bir görevlendirilmesine şahit oldunuz mu müvekkilimizin? Siz de bu kasaya aylık ödeme yapıyor muydunuz?
Tanık M. K.: Kesinlikle kasayla bir bağlantısı veya görev alması söz konusu olmadı, harcama yapan herkesin aylığından kesiliyordu,
Sanık Müdafi Av. M. Ş.: Bu yapılan kesintilerde her ay size arz ediliyor muydu?
Tanık M. K.: Evet, ayın 15'inde listeler asılır herkes oradan bakardı" şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık Aytuğ M. Güncülüoğlu ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında alınan beyanında: "Önceki vermiş olduğum beyanlarımı tekrar ederim. Ben sanığın fetöcü olduğunu 3. Ana Jet Üssünde görev yapan L. T. ve Ş. A.'dan öğrendim. Kendileride aynı dosyada tanıktırlar. Herhangi bir somut görgü ve bilgim yoktur. Ekleyeceğim başkaca bir husus yoktur" şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık …. ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında alınan beyanında: "Vermiş olduğum dilekçe içeriğini aynen tekrar ederim. .... ile beraber aynı iş yerinde görev yapıyorduk. Kendisi abdestin, namazında biridir. Bu dini ibadetlerini yaparkende gizli yapmayan biriydi. Hatta mescit yapılması olayına da öncülük etti. Kendisi de bir çok personel gibi H. D.'ten çok rahatsız oluyordu. Kendisi maddi sıkıntılar yaşıyordu ve bu sebeple de yurt dışına bir kaç defa göreve gitmek istedi. Dil notu olmasına rağmen Amerika görevi hariç hiç bir yurt dışı görevine gönderilmedi. Ben bu durumu kendisine sorduğumda bana ; " Çalmadık kapı bırakmadım. Durumumu sözlü olarakta anlatmadığım yer kalmadı ama olmuyor bir türlü" şeklinde cevap vermişti. 15 Temmuzdan önce ki bir konuşmamızda da ben kendisine Abi ekipte değilsen yurt dışını unut demiştim. Ekipten kastım fetöcülerdi. O da bana "Maalesef galiba haklısın" şeklinde bir cevap vermişti. Ben kendisini tanıdığım bu süre zarfında herhangi bir terör örgütüne açıklamasına va tavırlarına şahit olmadım. Bildiklerim bundan ibarettir" şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık D. T. ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında alınan beyanında: "Sanık .... benim 1999 yılından beri tanıdığım bir arkadaşımdır, sanık O. dinini kendi inancına göre yaşayan bir insandı, bana mobing yapıldığında sanık O.'ın yanına gittiğimde ben artık burada görev yapamayacağımı, Cumhurbaşkanlığı'na mektup yazacağımı söyledim, sanık ta bana evet haklısın, burda bunlar çok güçlü, bunlarla mücadele etmen mümkün değil, ben bunlarla bir müddet toplantılara katıldım, ancak Kur'an ile ilgili, din ile ilgili saçma sapan söylemlerini duyunca ben bunlardan ayrıldım, bir daha toplantılarına gitmedim dedi, bunlar çok güçlü dedi, hatta H. D.'in devrelerinden H. D.'in fetöcü olduğunu duydum dedi, bana mobing yapılmasından dolayı Cumhurbaşkanına mektup yazacağımı söylediğimde ben istersen H. D. ile konuşayım, belki ortam biraz daha yumuşar diye söylemişti, aramızdaki bu konuşma 2015 yılı Aralık ya da 2016 Ocak ayında idi, daha sonra sanık O.'a H. D. mobing yapmaya başladı, bu olay 2016 yılı darbe girişiminden 3-4 ay önceydi, ben sanık ....'ün fetöcüler tarafından dışlandığını, kendisinin de onlardan kurtulmaya uğraştığını düşünüyorum, hatta Afganistan görevine ısrarla gitmek istemesi kaldı ki bu 6 aylık bir görev idi ve 15 temmuz tarihinde burda olmayacaktı, sanık ....'ün fetöcülerden kaçmak için elinden geleni yaptığını düşünüyorum, darbe girişiminden sonra 3 Eylül 2016 tarihinde KOM Şube'de ilk ifademi verdim, ben polislere sanık O. ile görüşmelerini söyledim, sanık O.'ın bu yapıdan olan birçok kişiyi bildiğini söyledim, bir dönem ....'ün bunların toplantılarına katıldığını söylemiştim, H. D.'in fetöcü olduğunu H. D.'in devresinden duyduğu şeklinde bir beyanı olduğunu, bu devresinin kim olduğunu sanık O.'ın söyleyebileceğini beyan ettim, ben kısaca KOM Şube'de ayaküstü fetö yapılanmasıyla alakalı ....'ten çok bilgi alabilirsiniz demiştim, polisler benden telefon numarasını istediler, ben sanığın telefon numarasını verdim, 2 gün sonra .... yanıma geldi, beni KOM Şube'den aradılar dedi, beni neden çağırıyorlarki gibi bir ifadesi oldu, ben de ismini benim verdiğimi, heyecanlanmaması gerektiğini söyledim, bildiklerini anlatmasını istediğimi söyledim, hatta daha önce O. ile aramızdaki sohbet ortamlarında geçen bir takım isimleri gittiğinde KOM Şube'de kendisinin de anlatması gerektiğini söyledim, sanık ta bana anlatacağını söyledi, ben sanığın da korkmaması için onu desteklemeye çalıştım, bildiği herşeyi anlatmasını istedim, sanık KOM Şube'ye gitti, geldi, daha sonra bana bildiklerini anlattığını söyledi, KOM Şube'de bir polis arkadaşını gördüğünü de söyledi, ancak daha sonra sanık .... tutuklandı, ben şaşırdım, daha sonra öğrendiğim kadarıyla ifadesinde çok az kişiden 2-3 kişiden bahsetmiş, ayrıntılı olarak ifadesini emniyette vermemiş, aramızdaki geçen konuşmalardaki bahsettiği hususların büyük çoğunluğuna ifadesinde yer vermemiş, bilgim görgüm bundan ibarettir. ben sanık O.'ın FETÖ örgütünü övdüğünü hiç duymadım, ancak AKP'yi 17/25 aralık olaylarından sonra çok eleştirdiğini fazlasıyla duyduk. ben sanığın sohbetlere gittiğini görmedim, sanık kendisi bana bunları söylemişti. sanık O. beyanlarını çarpıtmaktadır, söylediğim hususlar aynen doğrudur, O. bana bunların vatan millet düşmanı olduklarını anladıktan sonra bunların toplantılarına gitmemeye başladım, bunlardan ayrılmak, bunlardan kopmak istiyorum şeklinde sözler söylemişti. .......isimli şahsın ifadesinde de benim beyanlarım teyit edilecektir. Sanık O.'ın en büyük özelliği üstleriyle çok rahat samimi iletişim kurabilmesidir, H. D. ile de samimiydi." şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık Yakup A. ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında alınan beyanında: "Ben bu konu ile ilgili olarak Mahkemenize hitaben yazılı dilekçe vermiştim, dilekçemi aynen tekrar ederim, Ben halen 131. Ekip Gurup Komutanlığı Konya da görev yapmaktayım, sanığı görev nedeniyle tanırım, 15 Temmuz olaylarından sonra duyduğum kadarı ile daha önce bunlarla muhatap olmuş, söylediğine göre daha sonra bunların ne olduklarını anlamış, uzak durmuş. Bizlerin yanında kendisi fetöcülere kızıyordu, çocuğu ya da çocukları daha önce bunların okuluna gitmiş sanırım.D. T. kendisine daha sonra sıkıntı yaşamması için savcıya gidip açıklamasını, ifade vermesini söylemiş, kendisi bu olaylardan bir süre sonra tutuklandı. Tutuklanmadan önce ifade verdimi bilmiyorum, vermediyse tutuklandıktan sonra ne söylediğinide bilmiyorum. Haricinde ben ....'ün geçmişte cemaat, şimdi ki adı ile fetö terör örgütü lehine veya aleyhine herhangi bir beyanına veya davranışlarına rastlamadım. Bildiklerim bundan ibarettir" şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık Ö. Gökalp ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında alınan beyanında: "Ben bu konuda 28.07.2017 tarihinde düzenlediğim tutanağı mahkemenize ibraz etmiştim, tutanak muhteviyatı da doğrudur, tekrar ederim. Halen Konya 3. Anajet Üs Komutanlığında görevliyim. Sanık ....'ü sadece görev yaptığım birlikten tanırım, yaklaşık 7-8 yıldır tanışırız, kendisinin "FETÖ-PDY" Silahlı Terör Örgütü ile bağlantısı veya irtibatı olduğuna şahit olmadım, ancak insani ilişkileri çok iyi olan ve personel tarafından sevilen biri olmakla birlikte, geçmişte Fetöcüler ile tanıştığını ancak onlardan uzaklaşmaya çalıştığını duydum, bu hususu D. T. isimli arkadaşımdan duydum, D. T.'da şu anda 3. Ana Jet Üssünde görevlidir, bunun haricinde sanığın "FETÖ-PDY" Silahlı Terör Örgütü ile irtibatı ve bağlantısı olduğuna dair hiçbir somut bilgim ve görgüm yoktur" şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık .......ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında alınan beyanında: "Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığı HİK Grup Komutanlığı'nda Yzb. Olarak görev yapıyorum, HİK Grup Komutanlığı'ndan 2015 tarihinde Konya'da aynı garnizon içerisinde başka bir birliğe tayin oldum, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Hv. Kont. Yzb. D. T.'ın bana anlattığı ve aynı zamanda .... ile Hv. Kont. Yzb. D. T. ile bende aynı odada iken bu konuşmanın daha 15 Temmuz öncesinde geçtiğini bahsettiğim konudan bahsetmek istiyorum, Hv. Kont. Yzb. D. T. ve H. D. arasında geçen konuşmanın ardından uzun yıllardır tanıdığı ve eski Hv. Kuv. Komutanı Abidin Ü. ile köylüsü olan ....'e H. D. ile arasında geçen konuşmayı anlattığını, ....'e bu konuda ne tarz bir yol izlenebilir demesinin ardından ....'ün "D. Yzb. H. D. Fetöcü siz bilmiyor musunuz" dediğini öğrendim, hatta ....'ün darbeden önce 2015 yılı ekim aylarında bende daha önce bunların toplantılarına birkaç kez gittim, fakat bunların amaçlarının farklı olduğunu farkedip toplantılarına bir daha katılmadım diye D. T. yüzbaşıya anlattığını öğrendim, bu konuyla alakalı olarak 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden aylar öncesinden ....'ün hangi bilgilere dayanarak kimden ve nasıl H. D.'in Fetö üyesi olduğu hakkında bilgi edindiğinin araştırılmasının uygun olacağını ve bu sayede başka FETÖ üyeleri hakkında başka bilgilere de ulaşabileceğini düşünüyorum, benim .... hakkındaki bilgi ve görgülerim bunlardan ibarettir." şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık Ferdi Gürkan ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında alınan beyanında: "Benim hakkımda da "FETÖ-PDY" Silahlı Terör Örgütü üyeliğinden yargılandım, Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davam sonuçlandı, 6 yıl 3 ay hapis cezası aldım, huzurda bulunan sanığı tanımıyorum, ben sabah dershanesi mevlana şubesinde öğrenci kayıt işlerine bakıyordum, öğrencilerden bazıları ödeme yapmıyorlardı, bu nedenle öğrenci velilerini arıyordum, bu nedenle görüşmelerim olabilir, huzurdaki sanığı tanımıyorum, bu nedenle sanıkla telefon görüşmelerim olabilir, ben 2007 yılında 8 ayda dershaneye başladım, 2014 temmuz ayına kadar dershanede çalıştım, aramızda geçen görüşmeyi hatırlamıyorum, 0505 863 29 30 numaralı hat benim şahsi hattımdır." şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık A. Bayındır ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında alınan beyanında: "Benim hakkımda da "FETÖ-PDY" Silahlı Terör Örgütü üyeliğinden yargılanmaktaydım ve Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nden 6 yıl 3 ay hapis cezası aldım. Dosyam istinaf mahkemesindedir. Bana sormuş olduğunuz sanık ....'ü tanımam. Ben sabah dershanesinde 2007-2015 yıllarında İngilizce öğretmenliği yaptım. Öğrenciler haftalık ödev yaptı yapmadı şeklinde veya Quiz sonuçlarını bildirmek için öğrenci velilerini telefonla arıyordum veya çoğunlukla mesaj atıyordum. Ya da öğrenciler ödüllü deneme sınavına katılıyorlardı. Okulda sınıf öğretmenleri öğrencileri toplu olarak bu sınava katıyorlardı. En az 10000 öğrenci katılıyordu, sınıf öğretmenleri öğrencilerin durumunu görmek için ödüllü sınava katıyorlar ve telefon numaralarını sonucu bildirmek için isimlerinin karşısına yazıyorlardı. Biz de bu sebeple bu kişileri bilgilendirmek ve dershanemize kayıt yapmak için sürekli arıyorduk. İsmini söylemiş olduğunuz sanığın çocukları bizim dershanemizde öğrenci olarak öğrenim görmüş olabilir veya ödüllü deneme sınavına girmiş olabilir. Fakat hiç dershaneye kayıt yaptırmamış ve sınıf öğretmenin tavsiyesiyle sınava katılmış da olabilir. Velisinin bilgisi haricinde de sınava girmiş olabilir. Benim kendisine gönderdiğim mesajlar veya telefon aramaları ya çocuklarını dershanemize kayıt ettirmek veya dershaneye kayıtlı ise ingilizce öğretmeni olmam sebebi nedeniyle bilgilendirme amaçlı görüşmüş olabilirim. Bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Ekleyeceğim başkaca husus yoktur" şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık H. Y. ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında alınan beyanında: "Ben .... isimli şahsı 1994 yılında atandığım Ahlatlıbel Hava Radar Mevzii Komutanlığında tanıdım. Kendisi burada radar operatörüydü. Yaklaşık 23 yıldır kendisini tanırım. Hatırladığım kadarıyla 1998 yılında o doğu görevini yapmak için ayrıldı. Ben 2000 yılında ayrıldım. Doğu görevlerimizi yaptıktan sonra 2003 yılında Konya 103 numaralı taşınabilir hava radar mevzii komutanlığına tayin oldum. Benimle birlikte önce veya sonra ....'de bu birliğe tayin oldu. 2015 yılına kadar Hava Radar mevzii komutanlığı ve sonradan tayin olduğumuz havadan ihbar kontrol grup komutanlığında birlikte görev yaptık. Bu süre zarfında çeşitli dönemlerde kendisinin bizzat komutanlığını yaptım. 2015 yılında ben Ankara'ya tayin olduktan sonra kendisi Konya'da görev yapmaya devam etti. 15 temmuz olaylarından sonra Konya'daki arkadaşlarımdan kendisinin ifadesinin alınmak üzere tutuklandığını daha sonra salındığını duydum. Daha sonraki süreçte ne olduğu konusunda bir fikrim yoktur. Beni 2017 mart ayı gibi ....'ün eşi aradı. Eşinin hala tutuklu olduğunu kendisinin uzun süredir tanıdığını ve komutanlığını yaptığımı bu vesile ile .... hakkında bildiğim ve tanıdığım kadarıyla tanıklık yapıp yapamayacağımı sordu. Öncelikle ben kendisine ....'ün tutuklu olduğunu bilmediğimi, buna şaşırdığımı belirterek tanıklık yapabileceğimi bildirdim. Benim bildiğim kadarıyla bunca yıllık tanışıklığımızda kendisini çalışkan vatan ve millet sevgisi tam, adaletli, astın ve üstün hukukuna saygılı, disiplinli bir asker olarak bilirim. Vazifesinin dışındaki sosyal hayatında söylemlerinden muhafazakar ve milliyetçi bir kişiliğe sahip olduğunu, aleni olarak sergilediği eylem ve söylemlerinden açıkça gözlemlemiş durumdayım. Birlikte çalıştığımı hiçbir dönemde inancını ve bu doğrulukta yapması gereken ibadetleri gizli saklı yaptığına tanıklık etmedim. Hatta cuma namazına giderken benden izin alır giderdi. Herhangi bir cemaatle veya örgütle bir bağlantısı olduğuna tanıklık etmedim. Zannedersem 2013 yılında tam ayını hatırlamıyorum bir arkadaşımız herkül.org internet sitesinde HİK grup komutanlığı için VIP misafirlere verilmek üzere belirli sayıda yapılmış HİK uçağı maketini Fetullah Gülen'in konuşma yaparken arkasındaki vitrinde durduğunu görmüşler ve bana rapor ettiler. Bende bu durumu o günün sıralı komutanlıklarına rapor ederek uçağın kaç sayıda ve kimlere verildiğine dair listeleri tutanak altında saklanmasını emrettim. 2015 yılıydı. Verdiğim emirle ilgili hiçbir işlem yapılmadığını gördüm. Zannedersem Balyoz, Ergenekon davalarının Yargıtay'da onaylandığı dönemde açılan bir sohbette ...., Fetullah Gülen örgütü bu kadar mı kuvvetli ve bizim aramızda da varmı. Diye sohbet ederken söylemişti. Bunun mümkün olabileceğini hatta 2013 yılında verdiğim emri ve herkül.org sitesinde konuşma yaparken arkasında bizim uçağımızın da olduğunu o sohbette söylemiştim. Hatta kendisine sen görmedin mi diye sordum. Oda görmediğini hatta bu kadar mı komutanım diye bana şaşkın şekilde cevap verdiğini hatırlıyorum. İddianamede geçen kısım bundan ibarettir" şeklinde anlatımda bulunmuştur.
7-)DAİREMİZİN DEĞERLENDİRMESİ VE KABULÜ;
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 Sayılı TCK'nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK'nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Öte yandan, amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/13-676 esas, 2016/262 karar)
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü:
Kendisini kısaca "Hizmet hareketi" olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma düşüncesine sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı ilke edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan kendine özgü bir terör örgütüdür.
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu durum Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve 2017/956-370 E-K sayılı kararı ile onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/3-2017/3 E-K sayılı kararında da dile getirilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 sürecine kadar, örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir.
Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu ayrıca devletin yanında oluşturduğu Paralel Devlet Yapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için polis ve jandarma teşkilatı, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silah kullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında, 3713 Sayılı Kanun'un 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan, 5237 Sayılı TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Ardışık Arama
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün tüm askeri birliklerde "birim yapılanması" adıyla ülke genelinde olduğu gibi mahrem yapılanma anlamında bir yapılanmaya gittiği, bu yapılanma kapsamında her askeri birlik için sözde müdürlükler oluşturulduğu, bu hiyerarşik yapıda müdür, müdür yardımcısı, öğretmen veya asistan olarak isimlendirilen mahrem yapı imamı/sivil imamların askeri personel/öğrencilere yönelik örgütsel faaliyet yürüttükleri, yürütülen faaliyetler kapsamında örgüte mensup askeri personel/öğrencilerle mahrem yapı imamı/sivil imamların dini görünümlü sohbet toplantıları yaptıkları, bu toplantılarda örgüte eleman temin etme, mahrem yapı imamlarının ilgilendikleri askeri personel/öğrenciler vasıtasıyla ilgili askeri birlik hakkında bilgi toplama, çalışan askeri personelden himmet, kurban parası, gazete/dergi aboneliği ve promosyon parası vb. isimler adı altında para toplamak suretiyle örgüte gelir temin etme gibi örgütsel faaliyetlerin yürütüldüğü, ayrıca mahrem yapı imamların/sivil imamların örgüt üyesi askeri personel ile henüz muvazzaf olmadan askeri öğrenci oldukları zaman görüşmeye başladıkları, mezun olduklarında ise tayin oldukları ilde bulunan mahrem yapı sorumlusunun öğrencinin mezun olduğu askeri okulun bulunduğu il merkezine giderek, mezun olan bu askeri öğrencilerle yüz yüze görüştükleri, ardından mezun olan askeri personel ile atandıkları illerde tekrar buluşarak bulundukları illerde örgütsel faaliyet yürüten mahrem yapı sorumluları/sivil imamlar ile askeri personelin tanıştırıldığı ve örgütsel faaliyetlere atandıkları illerde devam ettikleri, örgütsel faaliyetlerin deşifre olmaması adına ise yine örgütün kendi hiyerarşisinde belirlediği "tedbir" olarak adlandırılan gizlilik kurallarının uygulandığı, bu kurallar çerçevesinde örgüt üyesi olan askeri personel/öğrencilerle örgütsel faaliyetler kapsamında ilişki/irtibatlı olan ve sivil imam olarak tabir edilen şahısların ankesörlü/kontörlü telefon hatları üzerinden askeri personel/öğrencilerle irtibat kurdukları, irtibat sonrası sivil imamların kendi ikametlerinde ya da askeri personel/öğrencilerin kaldıkları evlerde veyahut herhangi bir örgüt evinde buluşma gerçekleştirerek üç/dört kişilik gruplardan oluşan askeri personel/öğrencinin katılımı ile örgütsel toplantılar yaptıklarının anlaşıldığı, bu bilgiler doğrultusunda sürdürülen çalışmalarda FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem yapı/birim yapılanması olarak adlandırdığı bu gizli yapı içerisinde faaliyet yürüten sivil imamların örgütsel faaliyetler kapsamında kullandıkları ve askeri personel/öğrencilerle irtibat kurdukları değerlendirilen sabit ankesörlü/kontörlü telefon hatları ile yapılan ve ardışık arama olarak tabir edilen aramalar gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar ve ilkeler ışığında sanığın hukuki durumu değerlendirildiğinde;
Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığı'nda 131. HİK Komutanlığı'nda astsubay olarak görev yapmakta iken silahlı terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla ile hakkında kamu davası açılan sanık ....'ün yargılaması sırasında dinlenen tanıklardan L. T.'un, sanığın Fetöcü olduğunu diğer tanıklardan duyduğunu belirttiği, tanık N. S.'ın da aynı yönde, sanıkla ilgili bir bilgisinin olmadığını, kesin fetöcüdür şeklindeki bilgiyi S. S.'dan aldığını ifade ettiği, yine tanık Ş. A.'nın da sanıkla ilgili gözleminin olmadığını, Fetöcü olduğunu S. S.'dan duyduğunu belirttiği, aynı minvalde beyanda bulunan tanık Aytuğ M. G.'nun, sanığın Fetöcü olduğunu L. T. ve Ş. A.'dan öğrendiği yönünde anlatımda bulunduğu, tanık S. S.'nın ise, 15 Temmuz darbe girişiminden 1-2 ay sonra sanıkla karşılaştıklarında sanığın 'ihraç olmayı bekliyorum' dediğini, sanığın çalıştığı bölüme sadece Fetöcülerin alınması sebebiyle sanığın Fetöcü olduğunu düşündüğünü belirttiği, tanık S. A.'un, 2011 yılı ve öncesinde görev yaptığı süre içerisinde sanık ile 3-4 yıl aynı komutanlıkta birlikte çalıştıklarını, sanığın dindar, namaz kılan biri olduğunu ve içine kapalı olduğunu bildiğini, o dönemde sanığın gizli namaz kıldığını, kendisine hizmet hareketinden ve yapılan hizmetlerden bahsettiğini, hizmetlere gidemediği zaman üzüntü duyduğunu söylediğini, Fetullah Gülen'in kitaplarını okuduğunu, alim olarak gördüğünü, cemaatin evlerine gidip geldiğini, gidemediği zaman üzüntü duyduğunu kendisine söylediğini, bir seferinde cemaat evine gitmediği için rüyasında Peygamber Efendimizi gördüğünü ve Peygamber Efendimizin kendisine kızarak cemaat toplantısına, evlerine gitmesini söylediğini anlattığını, bu nedenle sanığın Fetullahçı yapı içerisinde olduğunu belirttiği, tanık D. T. beyanında, sanığı 1999 yılından beri tanıdığını, dinini kendi inancına göre yaşayan bir insan olduğunu, kendisine mobing yapıldığında sanığın yanına gittiğinde, artık burada görev yapamayacağını, Cumhurbaşkanlığı'na mektup yazacağını söylediğinde, sanığın da "evet haklısın, burda bunlar çok güçlü, bunlarla mücadele etmen mümkün değil, ben bunlarla bir müddet toplantılara katıldım, ancak Kur'an ile ilgili, din ile ilgili saçma sapan söylemlerini duyunca ben bunlardan ayrıldım, bir daha toplantılarına gitmedim" dediğini, hatta H. D.'in fetöcü olduğunu duyduğunu söylediğini, bu konuşmanın 2015 yılı Aralık ya da 2016 Ocak ayında olduğunu, sanığın fetöcüler tarafından dışlandığını, kendisinin de onlardan kurtulmaya uğraştığını, fetöcülerden kaçmak için elinden geleni yaptığını söylediğini ifade ettiği, tanık Ö. Gökalp beyanında, sanığı sadece görev yaptığı birlikten yaklaşık 7-8 yıldır tanıdığını, sanığın FETÖ-PDY Silahlı Terör Örgütü ile bağlantısı veya irtibatı olduğuna şahit olmadığını, ancak insani ilişkileri çok iyi olan ve personel tarafından sevilen biri olmakla birlikte, geçmişte Fetöcüler ile tanıştığını ancak onlardan uzaklaşmaya çalıştığını duyduğunu, bu hususu D. T. isimli arkadaşından duyduğunu, bunun haricinde sanığın "FETÖ-PDY" Silahlı Terör Örgütü ile irtibatı ve bağlantısı olduğuna dair hiçbir somut bilgi ve görgüsü olmadığını belirttiği, tanık .......beyanında, Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığı HİK Grup Komutanlığı'nda yüzbaşı olarak görev yaptığını, D. T.'dan sanığın 2015 yılı ekim aylarında fetö toplantılarına bir iki kez gittiğini, amaçlarının farklı olduğunu anlayınca bir daha gitmediğini duyduğunu ifade ettiği, diğer tanıklar Seyfi Demirbaş, S. A. Narlıdere ve Ö. Adam ise, sanık ile uzun yıllardır arkadaş oldukları, ailece görüştüklerini ve bu görüşmeler neticesinde sanığın Feto/Pdy örgütü ile uzaktan yakından ilişkisi olmadığı yönünde anlatımda bulundukları, yukarıda içerikleri belirtilen aleyhe olan tanık anlatımlarının soyut, duyumdan ve zandan ibaret olduğu, tanık beyanlarını doğrular herhangi bir somut delil bulunmadığı, örgütün mahrem yapısında ki kişilerin, bu bilgileri en yakınında ki insanlardan dahi gizlediği, kod isim ile gizlilik sağladıkları, tamamen gizli hareket ettikleri ve bu nedenle sanığın çok kısa bir süre çalıştığı kişilere bu kadar gizli bilgilerini ifşa etmesinin örgütün gizlilik kurallarına ve mahrem yapılanmasına aykırı olduğu, dosya kapsamında tanık beyanlarını destekler nitelikte başka delil de bulunmadığı, ilk derece mahkemesindeki yargılama aşamasında gönderilen Konya İl Emniyet Müdürlüğü'nün 08/11/2018 tarihli cevabı yazısına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem askeri yapılanması kapsamında kontörlü/ankesörlü aramalar yönünden yapılan soruşturmada, sanık hakkında herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının belirtildiği, ayrıca Dairemizce delillerin tekrar değerlendirilmesi amacıyla yapılan yargılama aşamasında Konya Emniyet Müdürlüğü'ne havuz sorgulaması yapılarak "FETÖ/PDY" Silahlı Terör Örgütünün Mahrem Asker Yapılanması kapsamında kontörlü/ankesörlü hatlardan yapılan görüşmeler nedeniyle yürütülen tahkikatlar doğrultusunda sanıkla ilgili beyan, bilgi ve belge olup olmadığının araştırılarak, var ise bunlara ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesi üzerine Konya İl Emniyet Müdürlüğü'nün cevabı yazısına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem askeri yapılanması kapsamında kontörlü/ankesörlü aramalar yönünden yapılan soruşturmada, sanık hakkında herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının belirtildiği, yine ayrıca Dairemizce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılarak ülke genelinde ankesörlü/kontörlü sabit hatlarla yapılan görüşmelerle ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada "FETÖ/PDY" Silahlı Terör Örgütünün Mahrem Asker Yapılanması kapsamında kontörlü/ankesörlü hatlardan yapılan görüşmeler nedeniyle yapılan bilirkişi incelemesinin tamamlanıp tamamlanmadığı, sanık ....'ün bu soruşturma dosyasının şüphelilerinden olup olmadığı, bu aşamaya kadar sanık hakkında herhangi bir belge ve belge bulunup bulunmadığının tespit edilerek, var ise bunlara ilişkin bilgi ve belgelerin tasdikli örneklerinin gönderilmesinin istenilmesi üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 03.12.2019 tarih ve 2019/4846 muh. sayılı cevabi yazısına göre "FETÖ/PDY sözde TSK yapılanmasında faaliyet yürüten örgüt mensubu asker şahıslardan sorumlu sivil şahısların asker şahıslarla irtibat amacıyla kullandığı kamuya açık büfe, market vb yerlerde kurulu sabit hatlar ile ankesörlü hatların tüm ülke genelinde bu zamana kadar tespit edilerek HTS içeriklerinin alındığı ve bu konuda bir veri havuzu oluşturulduğu, veri havuzunun yeni verilere göre güncellendiği, açık kimlik bilgilerine dayalı bir veri havuzu bulunmadığı, söz konusu verilerin Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanlığına gönderilerek ülke genelinde tespit edilen her hattın içeriğinin incelenerek söz konusu hatlarla kullandıkları gsm hattı/ hatları itibariyle örgütsel işleyişe uygun şekilde irtibatlı asker şahısların deşifre edilmesi ve şahıs bazlı raporların hazırlanması işlemlerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde devam edildiği, veri havuzu oluşturulması çalışmasının ise Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Dairesi Başkanlığınca gönderilen 14/06/2019 tarih ve 4664-108843 Sayılı yazısı uyarınca tamamlandığı ve emniyet birimlerince kullanılan ''ATAÇ'' programının ''ANALİZ İŞLEMLERİ'' modülü içerisinde oluşturulan ''İSTANBUL CBS ANKESÖR/BÜFE NUMARA HAVUZU'' sekmesinde tüm taşra birimlerinin kullanımına açıldığının bildirildiği, bu sebeple sorulan hususun bulunulan İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğüne gönderilmesi halinde cevap verileceğinin" bildirildiği, bunun üzerine Dairemizce Konya Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğüne müzekkere yazılarak sanık ....'ün bu soruşturma dosyasının şüphelilerinden olup olmadığı, bu aşamaya kadar sanık hakkında herhangi bir belge ve belge bulunup bulunmadığının tespit edilerek, var ise bunlara ilişkin bilgi ve belgelerin tasdikli örneklerinin gönderilmesinin istenildiği, Konya Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü'nün 25/12/2019 tarih ve 2019/549 Sayılı analiz raporuna göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturması kapsamında sanıkla ilgili herhangi bir iletişim kaydı tespit edilemediğinin belirtildiği, öte yandan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün en önemli gizli ve kriptolu haberleşme programları olan Bylock ve Eagle programının veya başkaca kriptolu bir programın sanık tarafından kullanıldığına ve örgütün illegal boyutuna geçtikten sonra sohbet adı altındaki toplantılarına ve buna benzer faaliyetlerine katıldığına ve sanığın kod adı kullandığına dair dosyamız nezdinde somut bir delilin olmadığı, örgütün maddi kanadı olan Bank Asya'da hesabının ve örgüte müzahir kurumlarda SGK kaydının olmadığı, himmet verdiği veya topladığına dair bir bilgi ya da belgenin elde edilemediği, sanığın örgüte müzahir herhangi bir dernek veya sendikada kaydının bulunmadığı, örgütsel faaliyet veya toplantı şeklinde şüpheli herhangi bir yurt dışı giriş-çıkış kaydına rastlanmadığı, sanığa ait incelenen dijital materyal içeriğinde klasör içinde belgelerin silindiği, zaman.com.tr, rota haber ve samanyolu haber verileri tespit edilmişse de; silinen klasör içeriğinin bilinmemesi, diğer sitelerin ise haber sitesi olması nedeniyle bu sitelere giriş amacının örgütsel olduğuna ilişkin yansıyan herhangi bir bilginin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan delillerin örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği, aksi düşüncenin ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan kuşkudan sanık yararlanır kuralına aykırılık teşkil edeceği, sanığın cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği, ceza mahkûmiyetinin bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemesi gerektiği, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına geleceği, dosya kapsamı itibariyle mevcut delillerin sanığın silahlı terör örgütüne üye olduğunu göstermeye yeterli olmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin mahkumiyete yeter nitelikte ve derecede delil bulunmadığına dair değerlendirmesinin yerinde olduğu, ulaşılan vicdani kanının tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunda bulunan O yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebi yerinde görülmemiş olmakla, açılan duruşma sonunda 5271 Sayılı CMK.nın 280/2. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine göre, mahkemenin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, incelenerek tartışılan delillerin mahkumiyete yeter nitelikte ve derecede bulunmadığına dair değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunda bulunan o yer Cumhuriyet Savcısının istinaf talebi yerinde görülmemiş olmakla, 5271 Sayılı CMK.nın 280/2. maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Sanık .... kendisini müdafii ile temsil ettirdiğinden müdafiin emek ve mesaisi karşılığında Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hüküm tarihi itibari ile istinaf aşaması ve bir duruşma için 1.700,00 TL ücreti vekaletin Maliye Hazinesinden tahsili ile kendisini vekil ile temsil ettiren sanığa verilmesine,
CMK'nın 330/1-2.cümle maddesi gereğince, İstinaf Mahkemesi aşamasında yapılan yargılama giderinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Kararın bir örneğinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de sanık müdafiine tebliğine,
Dair sanık ve müdafiinin yüzüne karşı, BAM Cumhuriyet Savcısı Z. E. (…..)'un katılımıyla mütalaaya aykırı verilen kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutturup hakime onaylatmak ya da bir başka ilk derece mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin ceza infaz kurumunda bulunması halinde tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK'nın 286. maddesi uyarınca TEMYİZ YOLU açık olmak üzere, 13/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)