T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .....-.....
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: .....
KARAR NO: .....
KARAR TARİHİ: 08/07/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 15/11/2024
NUMARASI: ... Esas ... Karar
DAVACILAR : 1- ........
2-........
3- ........
4-........
VEKİLİ: Av.....
DAVALI : 1- ........
VEKİLLERİ: Av......Av.....
DAVALI : 2- ........
VEKİLİ: Av.....
DAVA İHBAR OLUNAN: .....
VEKİLİ: Av......
DAVA:Tazminat(Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/07/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 08/07/2025
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili, 15.02.2021 tarihli dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; 07.07.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ........’ün sevk ve idaresindeki tırın, emniyet şeridinde park halinde olan davacıların murisi ........’a ait araca çarptığı ve ........’ın vefat ettiği ifade edilmiştir. Sakarya.... Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... E. ve ... K. sayılı kararı ile kazada davalı sürücünün asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, kararın kesinleştiği belirtilmiştir. Davalı sigorta şirketinin, destekten yoksun kalma tazminatı ödemekle yükümlü olduğu, ancak yapılan ödemenin eksik olduğu ileri sürülmüştür.
Davacı vekili 22.10.2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle ; Davacılar, olay nedeniyle davalılar aleyhine toplamda 12.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 240.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Bilirkişi raporuna göre, müvekkil ........ ve ........ için toplam maddi tazminatın 948.330,32 TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından 41.727,00 TL ödeme yapıldığı belirtilmiştir. Yerleşik Yargıtay kararları doğrultusunda, müteveffanın gerçek gelirinin tespitiyle hesaplama yapılması gerektiği savunulmuş, bilirkişi raporundaki 948.330,32 TL üzerinden sigorta ödemesi düşülerek talep edilen maddi tazminatın 906.603,32 TL’ye çıkarıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca, müvekkiller için toplam 1.200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili talep edilmiştir. Yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin de davalılardan tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
Davalı ........ vekili, 23.04.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; 07.07.2018 tarihinde meydana gelen kazadan dolayı müvekkili hakkında ceza verilmiş, davacıların sigorta şirketine başvurarak 25.09.2018 tarihinde 41.727 TL ödeme aldığı, ardından 05.12.2020 tarihinde arabulucuya başvurduğu, ancak davayı 15.02.2021 tarihinde açtıkları ifade edilmiştir. Bu sebeple zamanaşımı süresinin 25.09.2020 tarihinde dolduğu belirtilmiştir. Davacılar ile sigorta şirketi arasında yapılan anlaşmanın kesin hüküm oluşturduğu, müvekkilin kaskolu aracına ilişkin sigorta şirketine başvurulmaması sebebiyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiği savunulmuştur. Esas yönünden ise kusur oranına ilişkin yeniden bilirkişi raporu alınması, manevi tazminat taleplerinin yüksek olduğu ve mahkemece makul bir oranda kabul edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesi talep edilmiştir.
Davalı ........ vekili 24.04.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir: Müvekkil sigorta şirketine ait ........ plakalı araç, trafik sigorta poliçesi kapsamında teminat altına alınmış ve dava konusu kazadan kaynaklanan tazminat taleplerine ilişkin 25.09.2018 tarihinde 41.727,00 TL ödeme yapılmış, bu ödeme ile sorumluluk sona ermiştir. Davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olduğu ve arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğu, ayrıca taleplerin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle usulden reddi talep edilmiştir. Esas bakımından ise kusur oranı ve zararın belirlenmesi amacıyla dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesi gerektiği, müteveffanın gelirinin resmi belgelerle kanıtlanmadığı durumda asgari ücretin esas alınması gerektiği, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi ile davacı taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği savunulmuştur. Davacının fahiş taleplerine karşılık uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi ve faiz uygulanacaksa yasal faizin dikkate alınması gerektiği belirtilmiş, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Somut olayda meydana gelen trafik kazasında davalı sigorta şirketinin ZMMS sorumlusu olduğu araç ile davacıların desteği olan müteveffa ........'ın bulunduğu aracın çarpışması neticesinde meydana gelen kazada ........'ın vefat ettiği, bu nedenle anılan müteveffanın desteğinden yoksun kalan ........'ın ve ........'ın maddi zararının oluştuğu ayrıca anılan davacılarla birlikte ........ ve ........'ın da manevi zararlarının oluştuğu meydana gelen zarar nedeni ile ZMMS ile güvence altında bulunan aracın sürücüsü ve davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu ve bu kapsamda hüküm kısmında yazılı olduğu şekliyle sorumlulardan tahsil edilecek tazminatların davacı tarafa ödemesi gerektiğinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Öte yandan davacılar ........ ve ........ ibra sözleşmesi 21/09/2018 tarihinde imzaladıkları bu tarihten itibaren 2 yıl zaman aşımı 21/09/2020 tarihinde dolması gerektiği ancak 7226 sayılı yasa ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı nedeniyle sürenin 3 ay 2 gün uzayacağı bu kapsamda zaman aşımı tarihinin 23/12/2020 olduğu arabuluculuğa müracaatın ise 05/12/2020 tarihinde yapılmış olduğu nazara alınarak zaman aşımı definin reddine karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar bilirkişi tarafından dava öncesi ödeme hesaplanmış ise de bu hususta maddi hata yapıldığı anlaşıldığından mahkememizce yeniden hesaplama yapılmış, böylece daha önce ........ için ödenen 17.226,00 TL ve ........ için ödenen 24.501,00 TL poliçe teminat sınırı olan 360.000,00 TL'den çıkartıldığında geriye 318.273,00 TL kaldığı anlaşılmış, bu tutar ise ........ için hesaplanan 631.934,44 TL ve ........ için hesaplanan 316.395,88 TL ile orantılanmak suretiyle hüküm kısmında yazılı olduğu şekilde sigortanın sorumluluk tutarı belirlenmiştir.
Manevi tazminatın ıslahı mümkün olmayacağı için bu yöndeki talep kabul edilmemiş ve;
Davacı ........'ın destekten yoksun kalma davası bakımından dava dilekçesi ve harç tamamlama dilekçesine bağlı kalınarak davasının kısmen kabulü ile;
366.701,37 TL maddi tazminatın (tüm davalılar bakımından müştereken ve müteselsilen olmak üzere) davalı ........ Sigorta A.Ş'den temerrüt tarihi olan 24/08/2018 tarihinden itibaren (poliçe limiti ve ödeme durumu nazara alınarak sigorta şirketinin sorumluluğu 187.671,80120165052 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) işleyecek yasal faiz ile birlikte, diğer davalı ........ yönünden ise kaza tarihi olan 07/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
Davacı ........'ın destekten yoksun kalma davası bakımından dava dilekçesi ve harç tamamlama dilekçesine bağlı kalınarak davasının kabulü ile;
255.188,24 TL maddi tazminatın (tüm davalılar bakımından müştereken ve müteselsilen olmak üzere) davalı ........ Sigorta A.Ş'den temerrüt tarihi olan 24/08/2018 tarihinden itibaren (poliçe limiti ve ödeme durumu nazara alınarak sigorta şirketinin sorumluluğu 130.601,19368051199 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) işleyecek yasal faiz ile birlikte, diğer davalı ........ yönünden ise kaza tarihi olan 07/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacı ........'ın maddi tazminat davasının reddine,
Davacı ........'ın maddi tazminat davasının reddine,
Davacı ........'ın manevi tazminat davasının kabulü; 80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'den alınarak davacıya verilmesine,
Davacı ........'ın manevi tazminat davasının kabulü; 80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'den alınarak davacıya verilmesine,
Davacı ........ manevi tazminat davasının kabulü; 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'den alınarak davacıya verilmesine,
Davacı ........'ın manevi tazminat davasının kabulü; 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'den alınarak davacıya verilmesine" şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacılar vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiller ........ Ve ........ için TRH-2010 hesabına göre değil de PMF 1931 Yaşam Tablosu esas alınarak yapılan hesaplamaya göre karar verilmesinın hatalı olduğunu, müvekkiller ........ ve ........ için maddi tazminat taleplerinin 3.000 TL'şer iken ret edilmeden dolayı aleyhe vekalet ücretinin asıl alacağı geçerek 30.000 TL'şer olarak hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, hem maddi tazminat yönünden müvekkillerin mağdur edildiğini hem de haksız bir şekilde aleyhe vekalet ücreti ile karşı karşıya kaldıklarını, tüm bu nedenlerle Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı kararının usul ve yasaya aykırı kısımları yönünden kaldırılmasına ve talepleri gibi TRH 2010 hesabına göre müvekkiller ........ ve ........ için maddi tazminata hükmedilmesi ayrıca müvekkiller ........ ve ........ için maddi tazminat taleplerinin 3.000,00 TL'şer iken ret edilmeden dolayı aleyhe vekalet ücretinin asıl alacağı geçerek 30.000,00 TL'şer olarak hükmedilmesinin de hatalı olup bu hususun da düzeltilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ........ vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan maddi ve manevi tazminata ilişkin yerel mahkemenin müvekkilinin aleyhine vermiş olduğu kararların hukuka aykırı olup, mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminatların son derece yüksek olarak hesaplandığını, ilk bilirkişi raporuna göre müvekkilinin kusur oranının %80 iken sonrasında alınan bilirkişi raporunda %100 'e çıkarılmış olup karşı tarafa hiç kusur izafe edilmediğini, müvekkilin elim kaza nedeniyle ehliyetine el konulması nedeniyle mesleğini yapamadığını, bu nedenle asgari ücretin yarısı kadar ücret alıp çalıştığını, müvekkilin bakmakla yükümlü olduğu 4 çocuğu olup mahkeme tarafından hükmedilen maddi ve manevi tazminatları ödeyecek gücü bulunmadığını, davacının ıslah dilekçesinde maddi tazminat açısından taleplerini hangi davacı yönünden olduğunu ayrı ayrı belirtmediğini, ayrıca ıslah dilekçesi içerisinde sonuç ve istem kısmında dava ile alakası bulunmayan kişiler olan ........ için 400.000,00 TL,........ için 400.000,00TL, ........ için 200.000,00TL,........ için 200.000,00TL olmak üzere toplam 1.200.000,00TL manevi tazminat ve faizleri talep edilmiş olup yerel mahkemeye yaptıkları itiraz dikkate alınmadan gerekçeli kararda görüleceği üzere 1.200.000,00TL ........ ve ........ için talep edildiği belirtilmesine rağmen yerel mahkemece kabul edilen tutar olan her ikisine ayrı ayrı 80.000,00 TL tazminat olarak belirlenmiş ancak taraflarına reddedilen tutar bakımından vekalet ücreti verilmemiş olup bu durumun avukatlık kanunu aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, yerel mahkemenin ... Esas sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava trafik kazası nedeniyle maddi-manevi tazminat talebine ilişkin olup mahkemece verilen karar davacılar ve davalı ........ tarafından aşağıda belirtilen yönlerden istinaf edilmiştir.
-Kusura ilişkin itirazında;
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.
Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir.
Buna göre, olaya ilişkin düzenlenen tespit tutanağı, gerek ceza gerek bu dosyadaki hukuk dosyasındaki kusur raporları arasındaki çelişki 10/03/2022 tarihli Karayolları Fen Heyetinden oluşturulan uzman heyet tarafından verilen, dosyadaki delil ve tespitlere uygun raporla giderilmiş olup, Mahkemece sonradan tekraren İTÜ Heyetinden alınan rapora itibar edildiği belirtilmiş ise de, hükme esas alınan ve davalının yüzde seksen oranındaki kusuruna göre tazminat hesaplaması yapılan aktüer raporuna da bu yönden herhangi bir itirazda da bulunulmadığından ve Mahkemece bu aktüer raporuna göre karar verildiğinden, netice itibariyle isabetli biçimde davalının yüzde seksen kusuruna göre tazminat belirlenmiş olduğundan davalının buna yönelik itirazın reddi gerekmiştir.
-Davalı sigortanın, ibraname ve ödemeye ilişkin itirazlarında;
2918 sayılı KTK'nun 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir.
Somut olayda; davalı Sigorta ile davacı tarafça imzalanmış 21/09/2018 tarihli kayıtsız şartsız ibraname düzenlenmiş olup, bu ibraname tarihinden itibaren covid süreleri de gözetilerek iki yıllık hak düşürücü süre içinde ibraname hükümlerinin kabul edilmediğine dair arabuculuk başvurusu yapıldığından, ödemenin alınan aktüer bilirkişi raporu ile kaza tarihi itibariyle yetersiz olduğu anlaşılması nedeniyle, ödemenin yasal faiz işletilmek suretiyle alacaktan mahsup edilmek suretiyle bakiye tazminat miktarının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itirazlar reddedilmiştir.
- Kamu düzeni gereği ve istinaf sebebi nedeniyle aktüer raporuna yönelik;
AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.
Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”
Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.
T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).
Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.
Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; “Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.
Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.
Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.
Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;
AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir
Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.
Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.
Bu halde Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından;
Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. (Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları)
Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve vergilendirilmiş gelirin nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından, vergi dairesinden, işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.
Bu halde mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre PMF tablosu ve artış ve Progressif Rant nazara alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilerek karar verildiğinden buna yönelik davacı itirazlarının reddi gerekmiştir.
-Davacının vekalet ücretine yönelik itirazında;
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13. Maddesinde;
(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur";
Buna göre, dava dilekçesi ile davacılardan ........ ve ........ bakımından 3.000-TL 'er TL maddi tazminat talep edilmiş, ıslah dilekçesi ile bu davacılar bakımından artırım yapılmamış olmakla, hükmedilen tazminat miktarını geçmeyecek ve reddedilen miktar yönünden de davacı lehine hükmedilen miktarı da aşmayacak şekilde taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bunun aksi yönünde davacı aleyhine dava edilen miktarı da geçecek biçimde fazla vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bu sebeple davacının istinafının kabulü ile kararın bu yönden kaldırılarak yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
Bu nedenle, davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle)
1-Davacı ........'ın destekten yoksun kalma davası bakımından dava dilekçesi ve harç tamamlama dilekçesine bağlı kalınarak davasının kısmen kabulü ile;
366.701,37 TL maddi tazminatın (tüm davalılar bakımından müştereken ve müteselsilen olmak üzere) davalı ........ A.Ş'den temerrüt tarihi olan 24/08/2018 tarihinden itibaren (poliçe limiti ve ödeme durumu nazara alınarak sigorta şirketinin sorumluluğu 187.671,80120165052 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) işleyecek yasal faiz ile birlikte, diğer davalı ........ yönünden ise kaza tarihi olan 07/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davacı ........'ın destekten yoksun kalma davası bakımından dava dilekçesi ve harç tamamlama dilekçesine bağlı kalınarak davasının kabulü ile;
255.188,24 TL maddi tazminatın (tüm davalılar bakımından müştereken ve müteselsilen olmak üzere) davalı ........ A.Ş'den temerrüt tarihi olan 24/08/2018 tarihinden itibaren (poliçe limiti ve ödeme durumu nazara alınarak sigorta şirketinin sorumluluğu 130.601,19368051199 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) işleyecek yasal faiz ile birlikte, diğer davalı ........ yönünden ise kaza tarihi olan 07/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Davacı ........'ın maddi tazminat davasının reddine,
4-Davacı ........'ın maddi tazminat davasının reddine,
5-Davacı ........'ın manevi tazminat davasının kabulü;
80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'den alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı ........'ın manevi tazminat davasının kabulü;
80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'den alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı ........ manevi tazminat davasının kabulü;
40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'den alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı ........'ın manevi tazminat davasının kabulü;
40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'den alınarak davacıya verilmesine,
İlk Derece Yargılaması Yönünden;
9- Kabul miktarı 892.402,74 TL üzerinden hesaplanan toplam 58.910,73 TL karar ilam harcından davacıların ödediği peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 3.936,72 TL'nin masubu ile bakiye 54.974,01 TL'nin; 20.288,37 lik kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 34.685,64 TL'lik kısmının davalı ........'den tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Davacı tarafça yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı olan : 3936,72 TL'nin 1.452,86 TL'lik kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 2.483,86 TL'lik kısmının davalı ........'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
11-Davacı tarafça ödenen 237,20 TL başvuru hacının kabul ret oranı nazara alınarak 65,50 TL'lik kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 111,98 TL'lik kısmının davalı ........'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
12-Davacı tarafça yapılan 18.867,30 TL masrafın kabul/ ret oranına göre; 5.209,90 TL'lik kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 8.907,02 TL'lik kısmının davalı ........'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine,, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
13-Davalı ........ tarafından yapılan 180,00 TL masrafın kabul ret oranı nazara alınarak 45,324 TL sinin 37,59 TL'sinin ........'dan, 6,788982804 TL'sinin ........'dan, 0,468544894 TL'sinin ........'dan, 0,468544894 TL'sinin ........'dan alınarak davalıya verilmesine bakiye miktarın davalı üzerinde bırakılmasına,
14-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre; kabul/ ret oranı nazara alınarak arabuluculuk ücretinin 987,624 TL'sinin davalı ..... A.Ş'den; 275,718 TL'sinin ........'dan, 49,785 TL'sinin ........'dan, 3,435 TL'sinin ........'dan, 3,435 TL'sinin ........'dan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).
15-Karardan sonra yapılacak masrafların %25,18 oranında (ret oranı) davacıya ; % 36,91 oranında tüm davalılara müştereken ve müteselsilen, % 37,91 oranında davalı ........'e; yüklenmesine,
16-Artan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
17-Davacı ........ kabul edilen maddi tazminat davası bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 58.677,02 TL vekalet ücretinin 28.647,07 TL'lik kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 30.029,94 TL'lik kısmının davalı ........'den tahsili ile davacıya verilmesine,
18-Davacı ........ kabul edilen maddi tazminat davası bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 47.867,18 TL vekalet ücretinin 23.418,69 TL'lik kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 24.448,49 TL'lik kısmının davalı ........'den tahsili ile davacıya verilmesine,
19-Davacı ........ kabul edilen manevi tazminat davası bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ........'den tahsili ile davacıya verilmesine,
20-Davacı ........ kabul edilen manevi tazminat davası bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ........'den tahsili ile davacıya verilmesine,
21-Davacı ........ kabul edilen manevi tazminat davası bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ........'den tahsili ile davacıya verilmesine,
22-Davacı ........ kabul edilen manevi tazminat davası bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ........'den tahsili ile davacıya verilmesine,
23-Davacı ........'ın reddedilen maddi tazminat davası bakımından Davalı taraflar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 38.517,13 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit oranda verilmesine,
24-Davacı ........'ın reddedilen maddi tazminat davası bakımından Davalı taraflar kendisi vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak eşit oranda davalılara verilmesine,
25-Davacı ........'ın reddedilen maddi tazminat davası bakımından davalı taraflar kendisi vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit oranda verilmesine,
26-Davacı ........'ın reddedilen maddi tazminat davası bakımından davalı taraflar kendisi vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit oranda verilmesine,
İstinaf Yargılaması Yönünden;
27-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının davacı tarafa iadesine,
28-Davacılar tarafından yapılan 6.218,70 TL istinaf başvuru gideri ve 140 TL posta tebligat ücreti olmak üzere toplam 6.358,70 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
29-Davalı ........'den alınması gereken 58.875,67 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 14.727,69 TL nin mahsubu ile bakiye 44.147,98 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
30-İstinaf aşamasında davalı ........ tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
31-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.08/07/2025
.....
Başkan
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.