T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
KARAR TARİHİ: 16/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 17/04/2024
NUMARASI: Esas Karar
DAVACI :
VEKİLİ: Av.
DAVALILAR : 1-
VEKİLİ: Av.
2-
VEKİLİ: Av.
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/12/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 16/12/2024
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı taraf vekili dava dilekçesi ile özetle; 28/07/2022 tarihinde davalının sevk ve idaresindeki .... plakalı kamyonun yaya olarak bulunun müvekkili .....' e çarptığını, müvekkilinin bu kaza neticesinde hayati tehlikesinin bulunacak şekilde iş ve çalışma gücünü tamamen bitirecek şekilde yaralandığını, diğer davalı sigorta şirketinin ise kazaya karışan kamyonun trafik sigortacısı olduğunu, sigorta şirketine yönelik olarak 14/02/2022 tarihinde başvuru gerçekleştirildiğini, müvekkilinin kaza nedeniyle uğradığı iş ve çalışma gücü kaybının, SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve yol giderlerinin, ekonomik geleceğinin sarsılması gibi bedeni hasarlar ve diğer maddi zararların davalılarca karşılanmadığını, kaza nedeniyle başlatılan soruşturmanın Ereğli (Konya) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile kovuşturma aşamasına geçildiğini, kazanın sürücü ....' nin dikkatsiz ve tedbirsiz araç kullanımı nedeniyle meydana geldiğini, müvekkilinin traktörünün tekerinde meydana gelen arıza nedeniyle yolun olabildiğinde sağ tarafına çekili vaziyette yardım beklediğini, yardıma gelen ....., ....., .... ve ... ın tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini, sayılan şahıslarla birlikte müvekkilinin traktörün tekerindeki arızayı giderdikleri sırada davalının dikkatsiz ve tedbirsizliği nedeniyle müvekkiline çarptığını, müvekkilinin kazadan sonra yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi verdiğini, zararın tespiti için müvekkilinin tedavi gördüğü hastanelere müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin taburcu olduktan sonraki tedavilerinin devam ettiğini, bedeni hasarlar nedeniyle yatağa ve bakıma muhtaç bir şekilde hayatını sürdürdüğünü, müvekkilinin çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan bir kişi olduğunu, kazancının asgari ücretin üzerinde olduğunu, kaza nedeniyle hem kendisi hem de oğullarının tarla ve hayvanların bakımına yetişemediğini, tarlalardaki ürünlerin hasat bile edilemediğini, müvekkilinin sağlığında çektiği kredilerin kaza nedeniyle ödenememesi nedeniyle icra takibine maruz kaldığını, müvekkilinin uğradığı kazanç kayıplarının tespiti için o yıl ektiği yerleri gösterir çiftçi kayıt belgelerinin ve hayvan pasaportlarının ilgili kurumdan getirtilmesini talep ettiklerinden bahisle müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen kazanç kaybı zararının tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL kazanç kaybının davalı şirket yönünden temerrüt, davalı kişi yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödettirilmesine, müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen iş ve çalışma gücü kaybı zararının tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL iş gücü ve çalışma gücü zararının davalı şirket yönünden temerrüt, davalı kişi yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödettirilmesine, müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen ekonomik geleceğin sarsılması zararının tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zararın davalı şirket yönünden temerrüt, davalı kişi yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödettirilmesine, müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen beden hasarı zararının tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL beden hasarı zararının davalı şirket yönünden temerrüt, davalı kişi yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödettirilmesine, müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen ve SGK nın karşılamadığı yol ve bakım gideri zararı dahil diğer tüm maddi zararların tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL tedavi, yol ve bakım gideri dahil olmak üzere diğer maddi zararlarının davalı şirket yönünden temerrüt, davalı kişi yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödettirilmesine, müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen acı, elem, ıstırap, keder, bozulan ailevi durumu ve sağlığı nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 180.000,00 TL manevi zararın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı ....' den alınarak müvekkiline ödettirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 16/10/2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile özetle; öncelikle müvekkilinin ekonomik durumu göz önüne alınarak teminatsız olarak ihtiyati tedbir talep ettiklerini, 100,00 TL olan geçici iş göremezlik tazminatı taleplerini 17.445,01 TL olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz, davalı .... yönünden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine, 300,00 TL olan sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerini 537.826,70 TL olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz, davalı .... yönünden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine, 100,00 TL olan tedavi, yol ve bakım gideri taleplerini 5.600,00 TL tedavi gideri, 647.878,50 TL bakıcı gideri olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz, davalı .... yönünden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik, tedavi, yol ve bakıcı gideri taleplerimiz yönünden tedavi klozuna ilişkin poliçe limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasını, aynı şekilde davalı sigorta şirketinin sürekli iş göremezlik talepleri yönünden sakatlık klozuna ilişkin poliçe limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasını talep ettiklerininden bahisle dava değerimizi manevi tazminat dahil 1.388.750,21 TL olarak belirlediklerini, bu bedel üzerinden davalarının kabulünü talep etmiştir.
Davalı ..... Sigorta A.ş. vekili cevap dilekçesi ile özetle; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğradığını, dava konusu trafik kazasının anılan zamanaşımı süreleri geçtikten sonra işbu davanın açıldığı, bu nedenle zamanaşımı itirazları doğrultusunda işbu davanın reddinin gerektiğini, yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkının ortadan kaldırıldığını, dava öncesinde sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun getirildiğini, başvurunun tam yapılması gerektiğini, hasar başvuru kapsamında davacı taraftan kalıcı maluliyet oranını belirtir sağlık kurulu raporu talep edilmiş ise de eksikliğin tamamlanmadığını, bu nedenle müvekkili şirket nezdinde davacıda meydana geldiği iddia olunan maddi zararın tespiti için aktüerya hesabının mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin temerrütünden bahsetmenin mümkün olmadığını, davacının müvekkili şirkete resmi bir başvuru yapmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan tedavi evraklarının yargılama neticesinde müvekkili şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, maluliyet oranının Yargıtayca da kabul edildiği üzere Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, somut olayda trafik kazasının anlatıldığı gibi husule gelmediğini, müvekkilinin bu nedenle ZMMS kapsamında bir sorumluluğunun bulunmadığını, araç sürücüsünün ehliyetinin olmaması nedeniyle müvekkilinin herhangi bir ödeme sorumluluğunun bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili şirketin ZMMS uyarınca sigortalısının kusuru ile 3. şahıslara verilen zararı poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, geçici iş göremezlik giderleri ve geçici iş göremezlik dönemine tabi geçici bakıcı tazminat taleplerinin ZMSS genel şartları gereğince teminat dışı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik talepleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafın geçici iş göremezlik nedeniyle doğan zararlardan tedavi giderleri kapsamında olması nedeniyle müvekkili sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, bu kalemden Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğunu, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatlar tespit edilerek müvekkili şirket aleyhine hükmedilecek olası bir tazminattan mahsup edilmesi gerektiğinin son derece açık olduğunu, bu kapsamda tazminat hesabının da uzmanlık gerektiğinden hazine müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanının seçilerek anılan hesaplamaların yaptırılması gerektiğini, ayrıca yine dava konusu trafik kazası ile ilgili açılmış bulunan ceza davasının da bu dava da doktrin ve yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava konusu poliçenin 01/06/2015 tarihinden sonra tanzim edildiğinden eldeki uyuşmazlıkta 01/06/2015 tarihli genel şartların uygulanması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için söz konusu görülen davanın haklı olduğu varsayılsa bile müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğundan bahisle öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine, davacı uhdesinde meydana gelen zararlardan müvekkili şirketin ZMMS poliçe teminatı kapsamında sorumluluğu bulunmadığı nedeniyle haksız davanın reddine, müvekkili şirketin aleyhine hüküm kurulacak olması halinde SGK tarafından yapılan/yapılacak ödemelerin müvekkili şirketin sorumluluğundan tenziline, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... vekili cevap dilekçesi ile özetle; 28/07/2021 günü saat 09:20 sıralarında müvekkilinin sürücüsü olduğu .... plakalı kamyonun seyir halinde iken davacı ..... isimli yol kenarında lastik tamir ettiği sırada aniden yola çıkması ile müvekkilinin davacının ağır kusuru nedeniyle davacıya çarptığını, bu kaza nedeniyle Ereğli (Konya) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin .....Esas sayılı dosyası ile yargılamanın devam ettiğini, trafik kazalarında kusurun temel öge olduğunu, tazminat hesaplarının genellikle kusur oranları üzerinden hesaplandığını, kusursuz sorumluluklarda dahi bazı ayrık durumlar dışında bir kusur ölçücünün belirlenmesi gerektiğini, davacıların dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurlu olduğunu iddia ettiklerini, ancak davacıların kusur oranına ilişkin bir iddialarının gerçeği uygun olmadığından taraflarınca kabul edilmediğini, davacıların iddiasının yalnızca olay yerinde düzenlenen trafik kazası tespit tutanağına dayandığını, kaza tespit tutanağının mahkeme tarafından karar verilmesi için yeterli delil niteliğini arz etmediğini, ayrıca kaza tespit tutanağına göre davacının asli kusurlu olduğunu, mahkemece alınacak bilirkişi raporu tespitleri ile müvekkilinin kusursuzluğunun tespit edileceğini, bu nedenle davacının kaza tespit tutanağına dayanarak müvekkiline kusur izafe etmesinin ve bu kusur doğrultusunda talep edilen tazminatların kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu kazanın davacının kusurlu hareket nedeniyle yaşandığını, meydana gelen kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kazanın meydana geldiği yerde hız sınırlarının 80 km olduğu, müvekkilinin kullandığı kamyonun hızının ise 50-60 km civarında olduğunu, müvekkilinin hızının takograf ile ölçüldüğünü, müvekkilinin kullandığı kamyonun trafik sigortasının ve fenni muayenesinin bulunduğunu, lastiklerinin mevsim şartlarına uygun olduğunu, ceza dosyasındaki tanık ifadelerinden de anlaşılacağı üzere davacının yola bakmadan yolu kontrol etmeden kendi can güvenliğini ve trafik güvenliğini tehlikeye atarak yolun trafik durumunu kontrol etmeden aniden sebepsizce yola fırladığını, bu esnada davacının müvekkilinin aracına çarptığını, müvekkilinin tüm tedbirleri almasına rağmen davacının kusuru ile dava konusu kazanın meydana geldiğini, gerekli olması halinde dosyanın kusura ilişkin olarak ATK ndan yeniden rapor aldırılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin kusursuz olması nedeniyle maddi ve manevi tazminatların reddedilmesi gerektiğinden bahisle maddi ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın esastan reddine, yargılamam giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas..... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Mahkememizce yapılan yargılama ve değerlendirmede; davacı vekilince davalılar aleyhine açılan bu davada 28/07/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı sürücü ....' nin sevk ve idaresindeki .... plakalı kamyonun yaya davacı .....' e çarpması ve davacının yaralanması nedeniyle, davalı sigorta şirketinden maddi ve davalı ....' den maddi ve manevi tazminat talep edilmiş olup; davalı sigorta şirketince davada 2918 Sayılı Kanunun 97. maddesi gereğince davadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığı ileri sürülerek davanın davalı sigorta şirketi yönünden dava şartı yokluğundan usulden reddi talep edilmiş ise de; davalı sigorta şirketinden gelen yazı cevabı ve dava dilekçesi ekinde sunulan posta evrakları incelendiğinde davadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından bu itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekilince verilen cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunulmuş ise de; tüm dosya kapsamına göre kaza tarihi olan 28/07/2021 tarihi ile dava tarihi olan 16/06/2022 tarihleri nazara alındığında 2918 Sayılı Kanunun 109. Maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan dava açıldığı anlaşıldığından bu itirazın da reddine karar vermek gerekmiştir.
Esastan yapılan değerlendirmede; TBK 49. maddesi ve devamı maddelerinde haksız fiilden doğan sorumluluğa ilişkin düzenlemeler mevcuttur. Bir kişinin kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar vermesi durumunda bu zararın giderilmesine ilişkin tazminat sorumluluğu vardır. Bu tazminat maddi ve manevi olmak üzere ikiye ayrılır. Ancak bir kişinin tazminat sorumluluğuna gidilebilmesi giderilmesi için öncelikle oluşan zarar ile eylem arasında illiyet bağının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda zarar gören, zararını, zararı verenin kusurunu ispatlamakla mükelleftir. Bu yasal düzenlemeler çerçevesinde eldeki uyuşmazlığı değerlendirecek olursak; her ne kadar meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının cismani ve manevi yönden zarara uğradığı dosyada toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiş ise de; söz konusu zararların oluşmasında davalının kusurlu olduğu ispatlanamamıştır. Özellikle dosyada bulunan tüm kusur raporları arasında çelişkinin giderilmesine yönelik düzenlenen 21/02/2024 tarihli 7 kişilik Ankara Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar heyetinden alınan rapora göre davalı ....' ye atfı kabil kusurun bulunmadığı tespit edildiğinden ;
DAVACININ DAVASININ VE MADDİ-MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİNİN AYRI AYRI REDDİNE. " şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usule, esasa ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemece bilirkişi raporları arasında çelişki olduğuna yönelik gerekçenin de yerinde olmadığını, bu gerekçeye itibar edilse dâhi dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu, Karayollar Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi dosyada daha önceden görüş bildirmemiş olan bir kuruma veya bilirkişi heyetine tevdii gerekm mahkemece bilirkişi raporları arasında çelişkinin hukuka uygun bir şekilde giderilmediğini, davalı sürücünün kusurlu olduğu sabit olup mahkemece kusur takdirinin yanlış tayin edildiğini, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesinin hukuk hakimini bağlamayacağını, dosyada dört farklı bilirkişi ve kurum davalının kusurlu olduğunu, bir tane kurum davalının kusursuz olduğunu mütalaa ettiğini, bilirkişinin seçimine ve bilirkişilere yönelik itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının duruşmalı incelenerek kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kabulüne, aksi takdirde yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, trafik kazası nedeniyle tazminat davasıdır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekilince kusur ve sorumluluk noktasında istinaf edilmiştir.
Ceza davasında hükme dayanak yapılan maddi olgularla ve özellikle eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen, mahkumiyet kararının bu yönlerinin hukuk hakimini bağlayacağı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hususlarının doktrinde ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında kabul edilmekte olduğu, bunun yanında, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararının, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıdığı, (YHGK'nın 23.01.1985 gün ve 1983/10-372 esas, 1985/21 karar sayılı ilamı) ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgular hakkındaki kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturacağı, bunun nedeninin, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hakiminin hukuk hakiminden çok daha elverişli bir konumda olmasından kaynaklandığı, (Mustafa Çemberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s. 22 vd; Turgut Uygur, Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, S. 844; YHGK'nın 28.03.2012 gün ve 19-24 esas, 243 karar sayılı ilamı) böylece, kural olarak hukuk hakiminin ceza yasasındaki hükümlerle ve ceza hakiminin kararıyla bağlı tutulmadığı, ancak ceza yargılamasındaki mahkumiyet kararı, kusurun takdiri ve zarar tutarının saptanması konusunda hukuk hakimini bağlamaz ise de; mahkumiyet kararı, eylemin haksızlığını ve sanık tarafından işlendiği hususları hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir.
Ceza mahkemesi tarafından delil yetersizliği nedeniyle verilen beraat kararı hukuk hakimi yönünden bağlayıcı da değildir.
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.
Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir.
Karayolları Trafik Kanunun 85 maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Aynı yasanın 88. Maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
Yine TBK 61. Maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır.
Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, davacı kusursuz olduğuna göre zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/11886 Esas, 2017/6732 Sayılı Kararı)
Anlatılan ilke ve düzenlemeler ışığında somut olayda, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderildiği ayrıntılı, gerekçeli, oluşa ve deliller ile İTÜ uzman bilirkişi heyetinin raporunda davalı tarafa da kusur verilen kusur oranlarında bir isabetsizlik bulunmadığından, yukarıda yazılı olduğu gibi ceza dosyasının maddi vakıa dışındaki kusur belirlemesinin hukuk mahkemesini de bağlayıcı kılmayacağından, davalıların az da olsa kusurunun varlığında müteselsil sorumluluk gereğince sorumlu oldukları göz önüne alınarak; tüm deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, çelişkilerin giderilmesi için alınan İTÜ heyet raporundan sonra usule aykırı biçimde ceza dosyasında kusur raporu veren Adli Tıp Kurumu aynı heyetinde yer alan bilirkişilerin de yer aldığı Adli Tıp Kurumu bilirkişi heyetinden alınan rapora itibar edilerek ve gerek ceza gerekse Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu raporları haricinde diğer tüm kusur raporlarında davalı tarafın kusurlu bulunduğu da gözetildiğinde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmakla, buna ilişkin davacı istinafının kabulü ile kararın kaldırılarak mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK.nın 353/1.a.6. maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların İlk Derece Mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK m.353 uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/12/2024
Başkan
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Katip
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.