T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
KARAR TARİHİ: 17/10/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 26/03/2024
NUMARASI:Esas Karar
DAVACILAR: 1-
2-
3-
4-
VEKİLLERİ: Av. .....
DAVALILAR : 1-
VEKİLİ: Av.
2-
VEKİLLERİ: Av.
Av
3-
VEKİLİ: Av.
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/10/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 18/10/2024
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; 22/04/2018 tarihinde davalı ...... yönetimindeki...... plakalı aracın müvekkillerinin eşi ve babası olan muris .....'e çapması sonucu müvekkillerinin murisinin yaralandığını ve kaza sonrasında kaldırıldığı hastanede vefat ettiğini; kaza sonrası müvekkilinin kırmızı ışıkta geçtiği yönünde tutulan tutanağın kazanın oluşuna ve hukuka aykırı olduğunu; kusur durumunun mahkememizce alınacak rapor ile tespit edilmesi gerektiğini; müvekkillerinin murisinin sigortalı çalışan olup müvekkillerine bakmakla yükümlü olduğunu; sigortalı işinin yanısıra pazarlarda ve seyyaren ek işler yaparak geçimini sağladığını; müvekkili olan davacı eşinin ev hanımı olup çalışmadığını; murisin ölümünden sonra müvekkillerinin geçimlerini sağlayamadıklarını; davalı araç sürücüsünün yüksek hızla seyrettiğini ve kavşağa girerken hızını azaltmadığını; müvekkilinin üzerine gelerek çarptığını; kaza görüntüleri ve tanık beyanları ile müvekkilinin yeşil ışık yandığında geçtiğinin sabit olduğunu; ancak tüm bu hususların kaza tespit ve olay yeri inceleme tutanaklarında tam olarak yansıtılmadığını; mahkememizce kaza anı görüntülerinin ve trafik sinyalizasyon kayıtlarının celbedilerek, gerekli diğer araştırmalar da yapılmak suretiyle kazada aracın şoför mahallinden kimin indiğinin, yani aracı ehliyetli sürücünün mü yoksa başkasının mı kullandığının tespit edilmesi gerektiğini beyanla...... plakalı araç ile davalılara ait diğer malvarlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL. destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirkete başvuru yapılmadan açılan davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini; dava dilekçesinde belirtilen...... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından değil .....Sigorta Şirketi tarafından sigortalı olduğunu; müvekkili şirket tarafından sigortalı bulunan aracın .... plakalı araç olduğunu; dava dilekçesinde plaka numarasının yanlış yazıldığını düşündüklerini; cevap dilekçelerinin .... plaka sayılı araca yönelik olarak sunulduğunu; söz konusu aracın 03/05/2017-03/05/2018 tarihleri arasında ZMMS kapsamında müvekkili şirket tarafından sigortalı olduğunu; bu poliçeden dolayı müvekkilinin poliçe teminat limiti ve sigortalının kusur oranı ile sınırlı olarak sorumluluğunun bulunduğunu; talep edilen destekten yoksun kalma zararının davacı taraflarca ispatlanması gerektiğini; kusur durumunun mahkememizce usul ve esaslara uygun olarak tespit edilmesi gerektiğini; davacılar murisinin dizlik, koruyucu kıyafet giymeden bisiklet kullandığından yapılacak tazminat hesaplamasında bu durumun değerlendirilmesi gerektiğini; SGK tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının ve aylık bağlanıp bağlanmadığının tespit edilmesi gerektiğini; davadan önce başvuruda bulunulmuş olmaması nedeniyle temerrüt tarihinin ancak dava tarihi olabileceğini; dava konusu olayın ticari bir iş değil haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle de ticari faiz talep edilemeyeceğini beyanla haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddi ile yargılama gideleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Kazanın meydana gelmesinde müteveffanın kusurlu olduğunu, müvekkiline izafe edilecek kusurun bulunmadığını, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını, haksız ve yersiz davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... ...ve Tic. Ltd. Şti. Vekili cevap dilekçesi ile özetle; Kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, kazanın müteveffanın ağır kusurundan meydana geldiğini, davanın müvekkili şirket yönünden reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "...yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, ceza dosyası, müzekkere cevapları, bilirkişi raporları, Yüksek Mahkeme ilamları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde 22/04/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde müteveffa müteveffa .....'in hayatını kaybettiği, dosya içerisinde yer alan T.C. Konya ... Noterliğinin 30/04/2018 Tarihli Veraset İlamı ile Nüfus Kayıt Örnekleri gereğince davacıların müteveffanın eşi ve çocukları olduğu, Mahkememizce yargılama aşamasında aldırılan 10/05/2023 Tarihli ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporunda kazanın meydana gelmesinde müteveffa .....'in %80 oranında asli, davalı sürücü ......'nin %20 oranında tali kusurlu olduğunun anlaşıldığı, 08/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda PMF Yaşam tablosuna göre davacı eş ....’in toplam 459.879,00-TL, davacı .....’in toplam 9.656,43-TL, davacı ........’in toplam 47.175,32-TL davacı .......’in toplam 77.303,10-TL destekten yoksun kalma maddi zararı olduğu anlaşılmaka davacılar vekilinin bedel artırım dilekçesi ve talepleriyle bağlı kalınarak davacı ....'in davasının 459.879,00 TL üzerinden kabulüne, fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacı .....'in davasının 9.656,43 TL üzerinden kabulüne, davacı ........'in davasının 45.808,13 TL üzerinden kabulüne, davacı .......'in davasının 69.247,54 TL üzerinden kabulüne karar verilerek Mahkememizde oluşan vicdani kanaatin tezahürü olarak;
Davacı ....'in davasının KISMEN KABULÜ İLE; Davacının 22/04/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 459.879,00 TL destekten yoksun kalma maddi zararının DAVALI ... SİGORTA A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No:......) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Ölüm/Sakatlık Limiti: 360.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 21/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALILAR ...... VE .... OTO KİRALAMA ... LTD. ŞTİ'den (kaza tarihi olan 22/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
Davacı .....'in davasının KABULÜ İLE; Davacının 22/04/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 9.656,43 TL destekten yoksun kalma maddi zararının DAVALI ... SİGORTA A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: .....) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Ölüm/Sakatlık Limiti: 360.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 21/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALILAR ...... VE .... OTO KİRALAMA ... LTD. ŞTİ'den (kaza tarihi olan 22/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
Davacı ........'in davasının KABULÜ İLE; Davacının 22/04/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 45.808,13 TL destekten yoksun kalma maddi zararının DAVALI ... SİGORTA A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ......) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Ölüm/Sakatlık Limiti: 360.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 21/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALILAR ...... VE .... OTO KİRALAMA ... LTD. ŞTİ'den (kaza tarihi olan 22/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
Davacı .......'in davasının KABULÜ İLE; Davacının 22/04/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 69.247,54 TL destekten yoksun kalma maddi zararının DAVALI ... SİGORTA A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ....) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Ölüm/Sakatlık Limiti: 360.000,00 TL) temerrüt tarihi olan 21/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALILAR ...... VE ...OTO KİRALAMA ... LTD. ŞTİ'den (kaza tarihi olan 22/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazanın gece geç saatlerde ve yolun tenha olduğu anda meydana geldiğini, murisin tramvay hattının bulunduğu orta kısma geldikten sonra kontrollü bir şekilde gecenin karanlığında araç ışıklarının net bir şekilde görüleceğinden sağına baktığında herhangi bir araç ve ışık görmemesi üzerine ilerlediğini, üç şeritli yolun ilk şeridinin hemen başına gelir gelmez sağdan davalının aşırı bir hızla geldiğini görmesi üzerine ilk şeridin hemen başında bir an duraksadığını ancak aracın bir anda bir anda olduğu şeride doğru ani manevrası sonucu geri kaçmaya çalıştığını, davalının aracı aşırı hızlı kullandığından ani ve kontrolsüz ve yanlış bir manevra yaptığından şerit ihlalinin yasak olduğu yerde hatalı şerit değiştirdiğinden murise çarparak kazanın meydana gelmesine sebep olduğunu, çarpma anında davalıya ve murise hangi ışığın yandığının kesin olarak tespit edilemediğini, davalının birden fazla kusurlu hareketinin olduğunu, bilirkişi raporlarının davalının kusurunun tespitinde eksik ve hatalı değerlendirme yaptığını, bu raporların hükme esas teşkil edemeyeceğini, davalının murisi gördüğünde gerekli ikaz ve uyarıları yapmadığını, mahkemece TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre değil de PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre hesap yapmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tek teminat limiti bulunduğunu ve ancak bu limit kadar sorumlu olacağını, yargılama sırasında müteveffanın anne ve babasının destek payı ayrılarak hesap raporu hazırlanmasına rağmen hükümde bu hususa açıklık getirecek şekilde belirtilmediğini, davacı lehine temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin haksız olduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın müvekkili şirket yönünden reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Oto Kiralama Ltd.Şti vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin de şirketin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin de kusurunun bulunmadığını, ....'in kendisine yıkaması için bırakılan arabayı kullanma ve başkasına kullandırma hakkının olmadığını, bu durumda sorumluların aracı kullandıran.... ile aracı kullanan ...... olduğunu, müvekkili şirketin bu iki kişi üzerinde herhangi bir denetimi ve eylemlerinden sorumluluğunun söz konusu olmadığını, kazanın müteveffanın ağır kusuru ile meydana geldiğini, müvekkili şirket yönünden tazminat tutarına kaza tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi kararının hatalı olduğunu, davaya konu kazaya karışan müvekkili şirkete ait .... Plakalı araç üzerindeki tedbir şerhinin kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, 6 yıldır devam eden dava süresi boyunca araç üzerinde şerhin sürdüğünü ve müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin aksadığını, mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın müvekkili şirket yönünden reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ...... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müteveffa .....'in %80 oranında asli kusurlu olduğunu, kaza sonrası murisin kırmızı ışıkta geçtiği yönünden tutanak tutulduğunu, kusur durumunun mahkemece alınacak rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, davacıların davalı müvekkili yönünden avans faizi hükmedilmesi yönünde bir taleplerinin yok ise talepleri olduğu ihtimalde dahi avans faizine hükmedilmesinin mümkün olmadığını, kazaya konu aracın tescil kaydı ticari ise avans faizine hükmedilebileceğini, kazaya sebebiyet veren aracın kullanım amacının ticari olmadığını, mahkemece verilen kararın kaldırılmasını, "avans faizi" ifadesinin kaldırılıp yerine "yasal faizi ile " ifadesinin yazılarak düzeltilmesini, davacıların istinaf taleplerinin reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava; ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir.
1-Kusur itirazının incelenmesinde:
22/04/2018 Tarihli Kaza Tespit Tutanağında özetle; Kazanın meydana gelmesinde müteveffa .....'in asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ......'nin ise tali kusur olduğu tutanağa bağlanmıştır.
T.C. Konya ... Asliye Ceza Mahkemesinin .... Esas-.... Karar sayılı ceza kovuşturması aşamasında alınan 20/12/2018 Tarihli Adli Trafik Bilirkişi raporunda özetle; Kazanın meydana gelmesinde müteveffa .....'in asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ......'nin ise tali kusur olduğu rapor edilmiştir.
T.C. Konya ... Asliye Ceza Mahkemesinin .... Esas-.... Karar sayılı ceza kovuşturması aşamasında alınan 07/02/2019 Tarihli Adli Trafik Ek Bilirkişi raporunda özetle; Kazanın meydana gelmesinde müteveffa .....'in asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ......'nin ise tali kusur olduğu rapor edilmiştir.
T.C. Konya ... Asliye Ceza Mahkemesinin .... Esas-.... Karar sayılı ceza kovuşturması aşamasında alınan 26/06/2019 Tarihli ATK raporunda özetle; Kazanın meydana gelmesinde müteveffa .....'in asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ......'nin ise tali kusur olduğu rapor edilmiştir.
T.C. Konya ... Asliye Ceza Mahkemesinin .... Esas-.... Karar sayılı ceza kovuşturması aşamasında alınan 27/12/2019 Tarihli İTÜ Kusur raporunda özetle; Kazanın meydana gelmesinde müteveffa ..... ile davalı sürücü ......'nin eşit kusurlu olduğu rapor edilmiştir.
(e) T.C. Konya ... Asliye Ceza Mahkemesinin .... Esas-.... Karar sayılı ceza kovuşturması aşamasında alınan 07/07/2020 Tarihli İTÜ Ek Kusur raporunda özetle; Kazanın meydana gelmesinde müteveffa ..... ile davalı sürücü ......'nin eşit kusurlu olduğu rapor edilmiştir.
T.C. Konya .. Asliye Ceza Mahkemesinin .... Esas-.... Karar sayılı ceza kovuşturması aşamasında alınan 21/12/2021 Tarihli ODTÜ Kusur raporunda özetle; Kazanın meydana gelmesinde müteveffa ..... ile davalı sürücü ......'nin eşit kusurlu olduğu rapor edilmiştir.
Mahkemece yargılama aşamasında aldırılan 10/05/2023 Tarihli ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporunda Kazanın meydana gelmesinde müteveffa .....'in %80 oranında asli, davalı sürücü ......'nin %20 oranında tali kusurlu olduğu rapor edilmiş, ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Heyet Raporunun Yüksek Mahkemenin denetimine elverişli, ayrıntılı, gerekçeli ve yöntemine uygun olarak hazırlandığı raporlar arası çelişkinin giderildiği anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.
2-Pmf yaşam tablosunun uygulanmasının hatalı olduğu itirazının incelenmesinde :
AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.
Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”
Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.
T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).
Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.
Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.
Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.
Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.
Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;
AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.
Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.
Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.
Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.
Bu halde mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre rapor alınarak hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur itirazların reddi gerekmiştir.
3-İşletenlik sıfatına ilişkin itirazın incelenmesinde:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 104. maddesinde ise “Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım - satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı; işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısı bu zararlardan sorumlu değildir." hükmüne yer verilmiş ise de somut olayda davalı taraf aracı yıkamacıya teslim ettiğini ispat edemediğinden KTK 104. maddesinin somut olaya uygulanma imkanı yoktur bu nedenle itirazın reddi gerekmiştir.
4-Çocuklar yönünden yapılan hesaplamaya ilişkin itirazın incelenmesinde:
Yargıtay yerleşik uygulamasına göre; erkek çocuklar için 18 yaş, kız çocukları için ise 22 yaşa kadar destek tazminatı hakkı ve hesaplanması kabul edilmektedir. Eğitim ve öğretimin devamı halinde ise bu süre 25 yaş ile sınırlıdır. Yani çocuklarda kız veya erkek olmalarına, yüksek öğrenim yapıp yapmamalarına göre, farklı süreler kabul edilmektedir. Bunun dışında esasen çalışmaya başlama yaşı olarak rüşt yaşı olan 18 yaş esas alınmaktadır. (Bkz. YARGITAY 17. Hukuk Dairesinin 2015/19049 ESAS, 2018/11280 KARAR sayılı ilamı ile aynı dairenin 2015/8764 ESAS, 2018/3810 KARAR sayılı ilamı)
Buna göre, davacı küçüklerin kaza zamanında lise ,ilkokul döneminde ve okul dönemi dışında olmaları nedeniyle üniversitede eğitim görmedikleri anlaşıldığından, yukarıdaki ilkeye göre desteklik sürelerinin aktüer raporunda nazara alınması gerektiğinden itirazın reddi gerekmiştir.
5-Anne baba payı itirazının incelenmesinde:
YARGITAY 17. Hukuk Dairesince kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumunda ise desteğin gelirden eşi ile birlikte ikişer pay alırken çocuklara birer pay verileceği yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay eşe 2 pay çocukların her birine 1 pay ana ve babaya birer pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine çok uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselmektedir. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay eşe 2 pay esasına göre %50 desteğe %50 eşe pay verilerek varsayımsal olarak gelirin paylaştırılarak tazminatın bu ilkelere göre hesaplanmalıdır.(17. Hukuk Dairesi 2015/15413 E 2018/8252 K)
Dosya kapsamından, desteğin anne ve babasının hayatta olduğu anlaşılmış olup, hükme esas alınan aktüer raporunda anne ve babaya pay ayrıldığı garameten hesaplama yapıldığı ancak mahkemece garemeten paylaşım yapılmadığı anlaşılmakla sigorta şirketinin itirazı yerindedir. (YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2015/10471 E 2018/5051 K )
6- Faiz başlangıcı ve türü itirazının incelenmesinde:
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir.
Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir.
Davacının dava açmadan önce davalı sigortacıya başvuruda bulunduğu anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.
Davaya konu araç ticari faaliyet için kullanılan araç olduğundan avans faizine hükmedilmesi yerindedir.
Bu nedenle, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,
Davalı ...... vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,
Davalı ... Oto Kiralama Ltd.Şti vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,
Davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun KABÜLÜ ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA,
HMK.nın 353/1-b-2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle)
1-Davacı ....'in davasının KISMEN KABULÜ İLE; Davacının 22/04/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 459.879,00 TL destekten yoksun kalma maddi zararının DAVALI ... SİGORTA A.Ş ( garameten paylaşım sonucu 248.173,93 TL den sorumlu olması kaydıyla ) temerrüt tarihi olan 21/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALILAR ...... VE .... OTO KİRALAMA ... LTD. ŞTİ'den (kaza tarihi olan 22/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
2-Davacı .....'in davasının KABULÜ İLE; Davacının 22/04/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 9.656,43 TL destekten yoksun kalma maddi zararının DAVALI ... SİGORTA A.Ş (garameten paylaşım sonucu 5.211,10 TL den sorumlu olması kaydıyla) temerrüt tarihi olan 21/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALILAR ...... VE .... OTO KİRALAMA ... LTD. ŞTİ'den (kaza tarihi olan 22/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
3-Davacı ........'in davasının KABULÜ İLE; Davacının 22/04/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 45.808,13 TL destekten yoksun kalma maddi zararının DAVALI ... SİGORTA A.Ş (garameten paylaşım sonucu 25.458,19 TL den sorumlu olması kaydıyla) temerrüt tarihi olan 21/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALILAR ...... VE .... OTO KİRALAMA ... LTD. ŞTİ'den (kaza tarihi olan 22/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
4-Davacı .......'in davasının KABULÜ İLE; Davacının 22/04/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 69.247,54 TL destekten yoksun kalma maddi zararının DAVALI ... SİGORTA A.Ş (garameten paylaşım sonucu 41.716,66 TL den sorumlu olması kaydıyla) temerrüt tarihi olan 21/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALILAR ...... VE .... OTO KİRALAMA ... LTD. ŞTİ'den (kaza tarihi olan 22/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
İlk Derece Yargılaması Yönünden;
5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 39.933,42 TL karar ve ilam harcına karşılık peşin alınan 35,90 TL harcın ve 2.342,93 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 37.554,59 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, (davalı sigorta şirketinin 20.579,91 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu olmasına, diğer davalıların tamamından sorumlu olmasına,)
6-Yargılama giderinden ayrı olarak davacıların peşinen karşıladığı 273,10TL başvuru harcı, 35,90TL peşin karar ve ilam harcı ile 2.342,93TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.651,93TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacıların yaptığı 1.750,00TL bilirkişi ücreti, 1.193,00TL posta ve tebligat gideri, 5,20TL vekalet harcı gideri, 3.078,00TL Adli Tıp gideri, 1.200,00TL talimat gideri olmak üzere toplam 7.226,20TL yargılama giderinin davanın haklılık oranına (584.591,10/685.968,74) göre hesaplanan 6.158,26 TL'sinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, davacıların fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, (davalı sigorta şirketinin 3.959,95 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu olmasına, diğer davalıların 7.226,20 TL'sinden sorumlu tutulmasına,)
8-Davalı ...... vekilinin yaptığı 5,20TL vekalet harcı giderinin haklılık oranına göre hesaplanan 0,77TL'nin davacılardan alınarak davalı ......'ye verilmesine, davalının fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı ... Oto Kiralama şirketi vekilinin yaptığı 5,20TL vekalet harcı giderinin haklılık oranına göre hesaplanan 0,77TL'nin davacılardan alınarak davalı ... Oto Kiralama şirketi 'ne verilmesine, davalının fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı ... Sigorta şirketi vekilinin yaptığı 5,20TL vekalet harcı giderinin haklılık oranına göre hesaplanan 0,77TL'nin davacılardan alınarak davalı ... Sigorta şirketi'ne verilmesine, davalının fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
11-Davacı .... vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 72.981,85 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ....'e verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 50.868,34 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu olduğuna, tamamından diğer davalıların sorumlu olduğuna,)
12-Davacı ..... vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 9.656,43TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı .....'e verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 5.211,10 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmasına, diğer davalıların tamamından sorumlu olmasına,)
13-Davacı ........ vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ........'e verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 16.650,00 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmasına, diğer davalıların tamamından sorumlu olmasına)
14-Davacı ....... vekili yararına AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı .......'e verilmesine, (davalı sigorta şirketinin 18.060,00 TL'sinden diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulmasına, diğer davalıların tamamından sorumlu olmasına)
15-Davalılar vekilleri yararına .... yönünden reddedilen tazminat nedeniyle AAÜT'ye göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ....'ten tahsili ile davalılara verilmesine,
16-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,
İstinaf Yargılaması Yönünden;
17-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalı sigorta şirketine iadesine,
18-Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 3.508,20 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,
19-İstinaf eden davalı ......'den alınması gereken 39.933,42 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan toplamda 9.983,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 29.950,07 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
20-İstinaf eden davalı ... Oto Kiralama Ltd.Şti 'den alınması gereken 39.933,42 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan toplamda 9.984,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 29.949,42 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
21-Davacı tarafça yatırılan harcın yeterli olduğundan bakiye harç alınmasına yer olmadığına,
22-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,
23-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.17/10/2024
Başkan
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Katip
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.