T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ........
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ........
KARAR NO: ........
KARAR TARİHİ: 11/04/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ........ (...)
ÜYE : ........ (...)
ÜYE : ........ (...)
KATİP : ........ (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 13/06/2024
NUMARASI: ... Esas ... Karar
DAVACILAR :1- ...........
2-...........
3- ...........
4- ...........
VEKİLLERİ: Av. ........ Av........ Av........Av........
DAVALI : 1-...........
VEKİLİ: Av.........
DAVALILAR : 2- ...........
3- ...........
VEKİLLERİ: Av........ Av.........
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/04/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:11/04/2025
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özet olarak; 17.07.2021 davalı ...........'ın kullanımında olan ........... plaka sayılı aracı ile ... Mahallesi Beyşehir Caddesi üzerinde seyir halindeyken aracırın sağ ön tarafı ile müteveffa ...........'in sevk ve idaresinde bulunan ........... plaka sayılı motosikletin sol arka tarafından çarpması neticesinde ağır şekilde yaralanmasma neden olduğu, daha sonra da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdiğini, kaza tespit tutanağında davalı sürücünün kural ihlalinin bulunduğunu, müteveffanın ise kural ihlalinin bulunmadığının belirlendiğini, kazaya ilişkin olarak başlatılan Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ........... soruşturma sayılı dosyasından alınan kusur raporunda da davalının kural ihlalinin bulunduğu, müteveffanın ise kural ihlalinin bulunmadığının belirtildiğini, davalı hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan Konya.... Asliye Ceza Mahkemesinin ........... Esas sayılı dava dosyası üzerinden yargılamanın devam ettiğini, kazaya karışan ........... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketine ........... poliçe numarası ile ZMMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkillerinin desteklerini kaybetmeleri nedeniyle maddi ve manevi anlamda zarara uğradıklarını, vefat nedeniyle cenaze ve defin giderleri zararlarının bulunduğunu, zararların tazmini yönüyle davalı sigorta şirketine müracaatta bulunulduğunu, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını belirterek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, baba ........... için şimdilik 1.000,00 TL, anne ........... için şimdilik 1.000,00TL olmak üzere toplamda 2.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan sigorta şirketi için temerrüt tarihinden, diğer davalılar için olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketi poliçe limiti uyarınca olmak şartıyla) alınarak müvekkillerine verilmesine, baba ........... için 100.000,00TL, anne ........... için 100.000,00 TL, kardeş ........... için 50.000,00TL ve kardeş ........... için 50.040,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte araç işleteni ........... ve araç maliki ...........'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline ile müvekkillerine verilmesine, şimdilik 100,00 TL cenaze ve defin giderlerinin davalı sigorta şirketi temerrüt tarihinden olmak üzere, diğer davalılar ise olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkillerine verilmesine, davalı şahısların tespit edilecek taşınır taşınmaz mallarına, banka hesaplarına, 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına teminatsız ihtiyati haciz konulmasa, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ........... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özet olarak; usulüne uygun şekilde başvuru yapılmadığından herhangi bir ödemenin yapılamadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. şahıslara verdiği zararı poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için aksi düşünülür ve dava konusu kaza nedeniyle tazminat hesabı yapılmasına karar verilir ise; destekten yoksun kalma sebebiyle açılacak maddi tazminat davalarında, tazminatın denkleştirilmesi kuralı gereğince, olay sebebiyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi ile haksız eylem sonucu gerçekleşen gerçek zararın belirlenmesi ve ona göre tazminata hükmedilmesinin gerektiğini, müteveffanın davacılara destek olup olmadığı hususunun tespiti gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, davanın haklı olduğu varsayılsa bile müvekkil şirkete geçerli bir başvuru olmadığı için faiz dava tarihinden itibaren işletilmesinin gerektiğini belirterek; davanın öncelikle usulden, aksi durumda ise esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı şahıslar vekili cevap dilekçesinde özet olarak; öncelikle davaya bakmakya görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, kazaya ilişkin olarak kavuşturma sırasında alınan kusur raporunda müteveffanın asli kusurlu olduğunun belirlendiğini, söz konusu kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, ihtiyati haciz talebinin haksız olduğunu ve şartlarının da gerçekleşmediğini, davacıların, müvekkillerinden talep ettiği maddi manevi tazminat miktarı fahiş olduğunu, kaldı ki müvekkilinin kazanın oluşumunda asli kusuru bulunmadığı gibi, müteveffanın kask kullanmaması, olay yerinde ilk sağlık ekiplerini arayan müvekkili olduğunu, bu sebeple tazminat zenginleşme aracı olarak kullanılmamakla beraber hakkaniyete uygun olmasının gerektiğini belirterek; davanın görevsizlik nedeniyle reddine, aksi durumda esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, davacıların müteveffa ile olan bağları, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacıların manevi tazminat davalarının kabulüne karar vermek gerekmiş ve ;
MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
Davacı ........... için (davalı ........... A.Ş.'nin sorumluluğu 168.391,51 TL'lik kısmı ile sınırlı olmak kaydıyla) 289.004,64 TL,
Davacı ........... için (davalı ........... A.Ş.'nin sorumluluğu 261.608,49 TL'lik kısmı ile sınırlı olmak kaydıyla) 448.989,77 TL olmak üzere toplam 737.994,41 TL tazminatın, davalı ........... A.Ş.'nin sorumluluğu 430.000,00 TL ile sınırlı olması kaydıyla, davalı ........... A.Ş. yönünden 26/10/2021 tarihinden itibaren, davalı ........... ile davalı ........... yönünden ise 17/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılar ........... ile ...........'e verilmesine, cenaze ve defin masrafının tahsili talebinin reddine,
MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ İLE, davacı ........... için 100.000,00 TL, davacı ........... için 100.000,00 TL, davacı ........... için 50.000,00 TL ve davacı ........... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın 17/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........... ile davalı ...........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ........... vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin kazanın oluşumunda herhangi bir kusurun olmadığını, bu hususun gerek ceza dosyasından gerekse de mahkeme dosyasından alınan kusur raporlarıyla da sabit olduğunu, müvekkilin kusuru olmadığı taksirli bir fiil neticesinde 4 ay tutuklu kaldığını, olay yeri tutanakları, akabinde özensiz olarak tanzim edilen kaza tespit tutanağı nedeniyle müvekkilin işinden gücünden, ailesinden ve en önemlisi özgürlüğünden geri kaldığını, mahkemenin bu hususları gözetmeksizin hüküm kurduğunu, eldeki tazminat dosyasında manevi tazminat yönünden verilen hükmün, benzer tazminat dosyalarında verilen hükümlerden bariz derecede yüksek olduğunu, müvekkilin hüküm kurulurken, tali kusurlu olduğu halde aleyhine manevi tazminat yönünden hangi kriterler ile tam kabul verildiğini anlayamadığını, müteveffanın kusurunun %60 olarak belirlenmiş olmakla hükümde sadece %20 müterafik kusur indirimi yapılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, desteğin bakiye ömrü konusunda TRH 2010 a göre rapor alındığını, uzun süredir uygulanan ve tüm yönleriyle gerek Yargıtay gerekse de BAM tarafından yasal denetimlerden geçerek kabul görmüş PMF1931 tablosuna itibar edilmeyerek yine takdir yetki kullanılarak hüküm kurulduğunu, yargılama sırasında müvekkiller aleyhinde ihtiyati haciz uygulanmış olmakla mahkeme tarafından verilen ihtiyati haciz kararının da hatalı olduğunu, müteveffanın ağır kusuru nedeniyle müterafik kusur indirim yapılmakla, hakimin bu indirimi hükme uygularken ıslah edilen bedel üzerinden neticeten düşürdüğünden ve davacının maddi tazminat talebi kısmen reddedildiğinden reddedilen kısma ilişkin vekalet ücreti çıkmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/06/2024 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamının davalı müvekkil lehine kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini, tüm istinaf ve yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davacılar vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; müteveffanın meydana gelen kazada kusursuz olup dosyada mevcut kusur raporlarının yetersiz olduğundan bu raporlara istinaden hesaplanan maddi tazminatın son derece düşük olduğunu, yerel mahkemenin kazanın şehir içinde gerçekleşmesi sebebiyle kaskın koruyuculuğunu ortadan kaldıracak derecede yüksek olduğunun kabulünün hayatın olağan akışını aykırı olduğu değerlendirmesine katılmanın mümkün olmadığını, zira müteveffanın kask takmasının olayın oluşuna etkisinin bulunmadığını, ve bu hususun müterafik kusur olarak değerlendirilmemesinin gerektiğini, aktüerya hesap raporundaki aleyhe olan hususları kabul etmemekle birlikte hesaplanan miktarların son derece az olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkemenin destekten yoksun kalma ve cenaze ve defin giderlerine yönelik kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda eksikliklerin giderilerek davanın tümden kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dairemizin ilamı ile verilen kaldırma ve gönderme kararı üzerine Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen kararın bir kısım davacı ile davalı ........... tarafından istinaf edilmiş; diğer davalı ........... istinafının yapılmamış sayılmasına dair kararın kesinleşmiş bulunduğu görülmüştür.
Kaldırma kararında belirtilen biçimde kusur konusunda AYM kararı sonucunda PMF yaşam tablosu ve Progressif Rant baz alınarak, güncel veriler de gözetilerek hazırlanan aktüer raporunun yasaya uygun, ayrıntılı, gerekçeli, dosya kapsamındaki delillere uygun olmasına; tarafların kusur, kask nedeniyle müterafik, müterafik indirim nedeniyle vekalet ve cenaze defin giderlerine ilişkin sair itirazların Dairemizin önceki kaldırma kararında değerlendirilerek reddedilmiş olup yeniden incelenmesinin mümkün olmamasına; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, bu konulara ilişkin davacılar ........... ve ........... ile davalı ........... vekilinin, yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacılar ..........., ........... ve davalı ........... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı ...........'ın istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 70.905,39 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 17.726,35 TL'nin mahsubu ile bakiye 53.179,04 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacılar ........... ve ...........'in istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak ayrı ayrı 615,40'ar TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 427,60'ar TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 'er TL istinaf karar harcının bu davacılardan ayrı ayrı tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden taraflar üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, HMK'nun 361 maddesi gereğince; davacı ........... yönünden davalı ........... için TEMYİZ YOLU AÇIK, diğer davacılar ve davalılar yönünden ise HMK'nun 362. maddesi gereğince; (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.11/04/2025
........
Başkan
...
e-imzalı
........
Üye
...
e-imzalı
........
Üye
...
e-imzalı
........
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.