T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
KARAR TARİHİ: 14/11/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ..... (...)
ÜYE: ..... (...)
ÜYE: ..... (...)
KATİP: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/06/2025
NUMARASI: ... Esas ... Karar
DAVACILAR : 1- ........
2- .....
VEKİLİ:Av......
DAVALI : 1- .....
VEKİLİ: Av..... Av.....
DAVALI : 2- ........
VEKİLİ:Av.....
DAVALI : 3- ........
VEKİLİ: Av.....
DAVALILAR : 4- ........
5- ........
VEKİLİ: Av......
İHBAR OLUNAN: ........
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/11/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 18/11/2025
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacılar vekili 11/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; 25/05/2023 tarihinde müvekkillerinin murisi olan ........'nin sevk ve idaresindeki ........ şirketine ait ........ plakalı otobüsün davalılardan ........'in sevk ve idaresindeki ........ plakalı vakumlu yol süpürme aracı olan kamyonla çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında ........'nin vefat ettiğini, söz konusu kazada davalı tarafın alması gereken tedbirleri almadan yol temizleme çalışması yaptığını ve bu nedenle kazanın meydana geldiğini, kaza nedeniyle Seydişehir C. Başsavcılığının ........ soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını ve halen dosyanın derdest olduğunu, müvekkillerinin kazada ölen murislerinin ölümü nedeniyle derin üzüntü içinde olduklarını, müvekkillerinin babalarının ölümü ile murisin desteğinden de yoksun kaldıklarını, davalı sigorta şirketlerinin de kazaya karışan araçları sigortalayan şirketler olup kazada sorumluluklarının bulunduğunu, dava açılmadan önce sigorta şirketlerine yapılan başvuruların sonuçsuz kaldığını, arabuluculuk görüşmelerinden de bir netice alınamadığını beyanla öncelikle davalıların üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla her bir müvekkili için ayrı ayrı olmak üzere ve ileride arttırılmak üzere 50,00TL'si destekten yoksun kalma, 25,00TL'si cenaze masrafları ve 25,00TL'si de belgelenemeyen yol ve cari giderler olmak üzere 100,00'er TL'den toplam 200,00TL maddi tazminat ile 500.000,00'er TL'den 1.000.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan sigorta şirketleri yönünden sigorta limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ........ Sigorta A.Ş. vekili 27/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı ........ şirketin maliki olduğu, diğer davalı ........'in sürücüsü olduğu ........ plakalı aracın ZMSS poliçesi kapsamında sigortalısı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun teminat limitleri ve kusur durumu ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin manevi tazminat talepleri yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin de fahiş bedeller olduğunu, manevi tazminat kaleminin sebepsiz zenginleşmeye yönelik olamayacağını, davaya konu kaza nedeniyle kusur durumunun Adli Trafik Kurumunca usulünce tespit edilmesi gerektiğini, davalı araç sürücüsünün oluşan kazada kusurunun bulunmadığını, davacı tarafın davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğuna yönelik iddiaları kabul etmediklerini, SGK İl müdürlüğünden davacı tarafa ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, müterafik kusur durumunun da alınacak raporlarda dikkate alınması gerektiğini beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Örnek ... .... Ltd. Şti. vekili 22/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ........ plakalı aracın müvekkili şirkete ait olduğunu ancak aracın uzun süreli olarak ........ Otobüsleri A.Ş.'ne kiraya verildiğini, kaza tarihi itibariyle aracın kiralayan şirketin kullanımında olduğunu bu nedenle öncelikle müvekkili yönünden pasif husumet eksikliğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın aracı kiralayan ........ şirketine ihbar edilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin aracın işleteni olmadığından herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili araç sahibi şirketin iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliklerindeki tüm tedbirleri aldığını bu nedenle de tazminattan sorumlu tutulamayacağını, kazada diğer davalı ........ şirketinin makili olduğu süpürme aracının kusurlu olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre davacıların üzüntülü olmalarının manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bir gerekçe olamayacağını, tazminat taleplerinin sigorta şirketine yöneltilmesi gerektiğini bu nedenle de davanın ........ Sigorta A.Ş.'ne de ihbar edilmesi gerektiğini, davacı tarafların ihtiyati haciz taleplerinin de reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ A.Ş. vekili 25/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin kazaya karışan ........ plakalı aracın ZMSS poliçesi kapsamında sigortacısı olduğunu, müvekkili şirketin manevi tazminat talebine ilişkin bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafın tazminat taleplerinin tamamının teminat dışı talepler olduğunu bu nedenle davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu kaza nedeniyle kusur durumunun Adli Trafik Kurumunca usulünce tespit edilmesi gerektiğini, davacıların murisinin gelirinin resmi belgelerle ispatlanamaması nedeniyle asgari ücret olarak kabul edilmesi gerektiğini, SGK İl müdürlüğünden davacı tarafa ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, müterafik kusur durumunun da alınacak aktüerya hesap bilirkisiniden rapor alınması gerektiğini beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ........ A.Ş. ve ........ vekili 25/09/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; oluşan kazada araç sürücüsü olan müvekkili ........'in bir kusurunun bulunmadığını, karşı taraf araç sürücüsünün virajlı yolda hızını kesmeden yoluna devam etmesi üzerine arkadan çarptığını ve kazada kusurlu tarafın davacı taraf olduğunu, müvekkili tarafın aracında tüm güvenlik önlemlerinin alındığını ve yol temizleme çalışması yapan araçta yapılması gereken tüm tedbirlerin ve mevzuat gereğince uyulması gereken tüm kuralların yerine getirildiğini, kazanın oluşumunda viraja yüksek hızla giren ve virajı alamayarak şeride giren otobüs şoförü davacı tarafın neden olduğunu, kaza nedeniyle başlatılan soruşturma dosyasında kusur yönünden alınmış bir rapor olmadığını, kazadaki kusur durumunun mahkememizce alınacak raporla tespit edilmesini, davacı tarafın yaşları itibariyle murisin desteğine ihtiyaçları olmadıklarının açık olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olan maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin de sebepsiz zenginleşmeye sebep olacak şekilde yüksek bedeller olduğunu, manevi tazminat taleplerinin belirlenmesinde objektif ölçülere dikkat edilmesi gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin günümüz ülke şartlarına, sosyal ekonomik durumlara uygun olmadığını, davacı tarafın ihtiyati haciz taleplerinin de reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Somut olayda; davacılar ile davalı ........ şirketinin sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan yukarıda belirtilen kusur raporu, müteveffa ile davacılar arasındaki yakınlık derecesi, olay sonrasında duyulan manevi acı hususları dikkate alınarak davacıların manevi tazminat isteminin davalı ........ şirketi yönünden kısmen kabulü gerekmiştir.
Dava konusu kazadaki müterafik kusur durumu yönünden yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı TBK'nın 52. Maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Anılan yasal düzenlemede de belirtildiği üzere zarar görenin zararın oluşmasında ya da zararın artmasında bir ihmali varsa bu hususun tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Bir başka deyişle zararın oluşumunda zarar görenin de müterafik kusurunun bulunması halinde tazminattan indirim yapılması gerekmektedir. Müterafik kusurun dikkate alınması için bu yönde yapılan bir savunmaya gerek olmayıp Mahkemece müterafik kusurun resen dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3135 E 2018/11955 K sayılı ilamında da vurgulanmıştır. Ayrıca müterafik kusur indirimi nedeniyle kısmen reddedilen tutar üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.
Somut olayda dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, araçta bulunanların emniyet kemerlerinin takılı olup olmadığının "belirsiz" olarak işaretlenmesi, müteveffanın emniyet kemerinin takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmaması dikkate alınarak belirlenen manevi tazminat tutarına müterafik kusur indirimi yapılmamıştır. " şeklinde davacıların maddi tazminat taleplerinin tüm davalılar yönünden ayrı ayrı reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin davalı Örnek ..... Ltd. Şti. yönünden pasif husumet eksikliğinden reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin davalı ........ yönünden esastan reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin davalı ........ A.Ş. yönünden kabülü ile; davacı ........ için 100.000,00 TL, davacı ........ (........) için 100.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25/05/2023 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ........ A.Ş.'den alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararda bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların karşılanmadan hüküm verildiğini, raporda itirazlarının tam olarak değerlendirilmediğini, kusur oranının hatalı olarak belirlendiğini, hükmedilen miktarın müvekkillerinin manevi çöküntülerini karşılamayacak düzeyde olduğunu, müteveffanın gelir durumu ve sosyal yaşantısının dikkate alınmadığını, her ne kadar manevi tazminata hükmedilmiş ise de kusur indirimi yapılmadan tam sorumluluk yüklenmediğini, davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ İnş ve Tic AŞ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur oranının hatalı belirlendiğini, müvekkilinin dava konusu olay nedeniyle kusurunun bulunmadığını, manevi tazminat hükmünün hukuka aykırı olduğunu, aksi düşünülse dahi müvekkili şirketin kusur oranının %10 olduğunun kabulü karşısında hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Kusur raporuna itiraz hakkında
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
Madde 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Düzenlemesi mevcuttur. Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur, hukuk düzeninin kurallarının bilerek ve isteyerek yada ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekecektir.Kusurun kanunlarımızda tanımı yapılmamıştır. Uygulama ve öğretide kabul görmüş tanıma göre; kusur, hukuk düzenince kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranılmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur, genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınanması olup; bu kınama, o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanır.
Dosya arasına sunulan Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasından Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda davalının kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Yine
Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesindeki aynı kazaya ilişkin olarak görülmekte olan ... esas sayılı dosya kapsamında aldırılan 05/05/2025 tarihli Adli Tıp Kurumunun Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Raporu dikkate alındığında davalının kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir .
İTÜ öğretim üyelerinin düzenlemiş olduğu 25/09/2024 tarihli raporun dosya içerisindeki tüm raporları irdeler ve çelişkileri giderir mahiyette olması ve aynı zamanda kazanın oluş şeklinde ve dosya kapsamındaki delillere uygun nitelikte olması sebebiyle mahkememizce benimsenerek dava konusu kazada davalı ........'in kusursuz olduğu, davalı ........ A.Ş.'nin %10 oranında kusurlu olduğu, davacıların murisi ........'nin %90 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Görüldüğü üzere aynı kazaya ilişkin olarak çelişkili raporlar bulunmaktadır.
Bu durumda mahkemece, ilgili ceza mahkemesi ile birlikte dosyanın karayolları fen heyetinden seçilecek 5 kişilik kusur konusunda uzman bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamına göre, kazanın oluş şekli, çarpma noktaları,olayın görgü tanıklarının anlatımları da gözönünde bulundurularak sürücülerin olaydaki kusur durumlarının tespiti hususunda, önceki bilirkişi raporlarının da irdelendiği ayrıntılı, gerekçeye ve denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru olmayıp davalı vekillerinin istinafı yerindedir.
Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2019/6050 esas 2020/4014 karar 2019/6050 esas 2020/4014, 2019/3775esas 2020/3384karar sayılı ilamları
Kusur oranı belli olmadığından manevi tazminatın azlığı veya çokluğuna ilişkin inceleme yapılmasına şimdilik gerek yoktur.
Yukarıda yapılan genel açıklamalar ışığında, istinafa konu ilk derece mahkemesinin dosyası incelendiğinde, yukarıda belirtilen ve esasa etki eden hususlarda delillerin eksik toplandığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararının duruşma yapılmaksızın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesinin gerektiği düşünülmektedir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı ve davalı ........ ve Tic. A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden taraflarca yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harçlarının talep halinde yatıranlara iadesine,
4-İstinaf eden taraflarca istinaf aşamasında yapılan masrafların İlk Derece Mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK m.353 uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/11/2025
.....
Başkan
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.