T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .....
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: .....
KARAR NO: .....
KARAR TARİHİ: 21/03/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ..... (...)
ÜYE: ..... (...)
ÜYE: ..... (...)
KATİP: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/12/2024
NUMARASI: ... Esas ... Karar
DAVACI: ........
VEKİLLERİ: Av..... - Av..... - Av.....
DAVALI:.....
DAVA: Kayıt Ve Kabul
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 21/03/2025
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili 04/07/2023 tarihli dilekçesiyle; davacının davalı müflis şirketten alacaklı olduğunu, davalı şirketin ise iflasına karar verilip iflas masasının oluşturulduğunu, alacaklarının iflas masasına bildirilmesine rağmen alacak taleplerinin kabul edilmediğini beyan ederek, davalı müflis şirketten iflas tarihi itibariyle 601.164,72 TL. olan alacaklarının iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Somut olayda ; Davanın, yukarıda yazılı Yargıtay emsal içtihadında belirtildiği üzere görevli ve yetkili mahkemesinde, hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmış, davanın esas yönünden incelenmesi gerekmiştir.
Davalı müflis şirketi temsilen iflas idare memuru seçilememiş ise de, Yargıtay HGK’nun 01/03/2022 gün ve 2019/11-617 E. 2022/235 K. sayılı emsal içtihadı gereğince, iflas dairesinin (müdürlüğünün) iflas idaresinden sorumlu olduğu sonucuna varılarak tebligatlar iflas idaresi adına iflas müdürlüğüne yapılmıştır.
Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/04/2022 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile davalı müflis ........ .... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin iflasına, iflasın 27/04/2022 tarihi itibariyle açılmasına karar verildiği ve kararın da 09/02/2023 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan ve davacı tarafın ticari defterlerinde inceleme yapan bilirkişinin raporuna göre, davacının iflas tarihi olan 27/04/2022 tarihi itibariyle müflis şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı müflis şirketin ticari defterlerinde inceleme yapan bilirkişinin 06/10/2024 tarihli ek raporuna göre ise müflis davalı şirketin davacıya 263.727,37 TL. borçlu olduğu belirlenmiştir.
Her ne kadar müflis davalının ticari defterinde, davalının davacıya borçlu olduğu kayıtlı ise de; Yargıtay 11. HD.'nin 28/11/2016 gün ve 2016/13095 E. 2016/9138 K. sayılı emsal içtihadına ve 6100 s. HMK.'nin 222. maddesine göre, davacı yönünden ticari defterlerinin kendi yararına delil teşkil etme özelliğinin bulunmadığı, bizzat davacı tarafın ticari defterlerinde davacının davalı müflis şirketten alacaklı olmadığının kayıtlı olduğu, ticari defterlerin aynı zamanda tacirlerin aleyhine delil teşkil etme özelliğinin de bulunduğu anlaşıldığından, davacının alacağını ticari defterlerle ispat edemediği sonucuna varılmıştır.
Davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmış ise de; davalı müflis şirketi temsilen iflas idaresi olarak iflas müdürlüğünün görevli olduğu, iflas idaresinin davalı müflisin ticari defterleri dışında taraflar arasındaki alacak borç ilişkisine vakıf olmasının beklenilemeyeceği, davalı müflis şirketin ticari defterlerinin de incelendiği ve değerlendirildiği, mahkememizce bu şartlar altında davalı iflas idaresine yemin yöneltilemeyeceği ve yemine sonuç bağlanamayacağı kabul edildiğinden, davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmamış, davacının ispat edilemeyen davasının reddine karar vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde davacının davasının ispat edilememesi nedeniyle reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın somut delillere ve dosya kapsamına uygun olmadığını eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu verildiğini, bilirkişi raporlarındaki çelişkilerin giderilmeden müvekkilinin haklı alacağına ilişkin somut delillerin göz ardı edilerek davanın reddine karar verildiğini, bu durumun hem maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını engellediğini hem de müvekkilinin alacak hakkını ihlal ettiğini, müvekkilinin ticari defterlerindeki kayıtların sehven yapıldığını açıkça ifade edilmesine rağmen mahkemece bu açıklamaların dikkate alınmadığını ve bu kayıtların delil olarak kabul edildiğini, müvekkili tarafından davalı müflis şirkete düzenlenen faturaların ticari ilişkinin varlığını ortaya koyduğunu ancak mahkemece bu somut delillerin göz ardı edildiğini, davacı tarafın yemin deliline dayanmasına rağmen mahkemece bu delilin değerlendirilmediğini beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 235. maddesinde “Sıra cetveline itiraz ve neticeleri “ düzenlenmiştir.235/1. fıkrada “...Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nispette katılması gerektiği konusunda 302’nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir. “ ifadelerine yer verilmiştir. Maddede belirtilen 302/6. fıkrasında ise, çekişmeli veya geciktirici koşula bağlı yahut belirli olmayan bir vadeye tabi alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkemenin karar vereceği, şu kadar ki bu iddialar hakkında ileride mahkemece verilecek hükümlerin saklı olduğuna yer verilmiştir. 237.Maddenin üst başlığı ise, “ ikinci alacaklılar toplanması “ dır. Maddede, İflas idaresinin, alacakların tespit işini yaptıktan sonra, 232. maddedeki sürenin bitiminde alacakları tamamen veya kısmen idarece kabul edilen alacaklılar ile sıra cetveline kayıt davası açmış alacaklılardan, 235. maddeye göre katılmalarına karar verilmiş olanlarında, ikinci toplantıya ilanla davet edeceği belirtilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. maddesi;
"(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü amirdir.
Yine belirtilmelidir ki; HUMK daki ve HMK daki yazılı belge ile (ki belge kişinin kendi aleyhine olarak kendisi tarafından düzenlenir) ispat ilkesinin yegâne istisnasının tacirlerin basireti ilkesinin sonucu olan ticari defterler olduğunu asla nazardan kaçırılmamalıdır.
Tacir basiretlidir, defterlerinde sadece ve sadece gerçekler yazılıdır. Defter delilini delil yapan; tacirle ilgili basiret ilkesidir. Basiret ilkesi olmasaydı, defter delili olarak bir delil bulunmayacaktı. Tacir basiretlidir, tacir basireti gereği her işi gibi defterlerini de yasalara göre tutacaktır. Silahların denkliği ilkesi önemli bir ilkedir, ticari defterler hasmın defterlerine hasretme durumu hariç, her iki tacirin de ticari işletmesi ile ilgili davalarda delil olabilir.
Yine HMK nın 222 ve devamı maddelerine göre defterlerin sahibine delil olabilmesi için uyuşmazlığın ticari işten kaynaklanması, uyuşmazlığın tacirler arasında çıkmış olması, ticari defterlerdeki kayıtların birbirini doğrulaması, ticari defterlerin kanuna uygun tutulmuş olması gerekir.
Somut olayda ; Davanın, görevli ve yetkili mahkemesinde, hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır
Davalı müflis şirketi temsilen iflas idare memuru seçilememiş ise de, iflas dairesinin (müdürlüğünün) iflas idaresinden sorumlu olduğu sonucuna varılarak tebligatlar iflas idaresi adına iflas müdürlüğüne yapılması doğrudur.
Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/04/2022 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile davalı müflis ........ .... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin iflasına, iflasın 27/04/2022 tarihi itibariyle açılmasına karar verildiği ve kararın da 09/02/2023 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan ve davacı tarafın ticari defterlerinde inceleme yapan bilirkişinin raporuna göre, davacının iflas tarihi olan 27/04/2022 tarihi itibariyle müflis şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı müflis şirketin ticari defterlerinde inceleme yapan bilirkişinin 06/10/2024 tarihli ek raporuna göre ise müflis davalı şirketin davacıya 263.727,37 TL. borçlu olduğu belirlenmiştir.
Her ne kadar müflis davalının ticari defterinde, davalının davacıya borçlu olduğu kayıtlı ise de; ticari defterlerin sahibi yararına delil olmasının HMK m.222'nin aradığı koşulların gerçekleşmesine bağlı olmasına, bu şartların tümü gerçekleşmedikçe ticari defterlerin sahibi yararına delil olma niteliği ve dolayısıyla hükme dayanak teşkil etme gücünü kazanamamasına, ayrıca tarafların ticari defterlerini, yasaya uygun tutmuş olsalar bile, iki tarafın defterleri birbirine aykırı ise ticari defterlerin yine delil olamamasına, (Gençtürk Muharrem, Ticari Defterlerin Delil Niteliği, Sayfa 112, 1997 bası). bunun yanında sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamayacak olmasına göre, 6100 s. HMK.'nin 222. maddesine göre, davacı yönünden ticari defterlerinin kendi yararına delil teşkil etme özelliğinin bulunmadığı, bizzat davacı tarafın ticari defterlerinde davacının davalı müflis şirketten alacaklı olmadığının kayıtlı olduğu, ticari defterlerin aynı zamanda tacirlerin aleyhine delil teşkil etme özelliğinin de bulunduğu anlaşıldığından, davacının alacağını ticari defterlerle ispat edemediği sonucuna varılmıştır.
Nitekim Yargıtay 11. HD.'nin 28/11/2016 gün ve 2016/13095 E. 2016/9138 K. sayılı kararı.
Davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmış ise de; davalı müflis şirketi temsilen iflas idaresi olarak iflas müdürlüğünün görevli olduğu, iflas idaresinin davalı müflisin ticari defterleri dışında taraflar arasındaki alacak borç ilişkisine vakıf olmasının beklenilemeyeceği, davalı müflis şirketin ticari defterlerinin de incelendiği ve değerlendirildiği, mahkemece bu şartlar altında davalı iflas idaresine yemin yöneltilemeyeceği ve yemine sonuç bağlanamayacağı kabul edildiğinden, davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmamış, davacının ispat edilemeyen davasının reddine karar verilmesi doğrudur
Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
1-Davacı tarafından yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.21/03/2025
..... ..... ..... .....
Başkan Üye Üye Katip
... ... ... ...
E imza E imza E imza E imza
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.