kredi T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
KARAR TARİHİ: 10/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 04/03/2026
NUMARASI: ... Esas ... Karar
DAVACI: ......
VEKİLİ: Av...
DAVALI : HASIMSIZ
FERİ MÜDAHİLLER: 1-...
: 2-...
: 3-...
VEKİLİ: Av...
: 4-...
VEKİLİ: Av...
: 5-...
VEKİLİ: Av...
: 6-......
VEKİLİ: Av...
: 7-...
VEKİLİ: Av....
: 8-.....
VEKİLİ: Av...
: 9-....
VEKİLİ: Av...
: 10-...
VEKİLİ: Av...
: 11-....
VEKİLİ: Av...
: 12- ...
VEKİLİ: Av...
: 13-...
VEKİLİ: Av...
: 14-...
VEKİLİ: Av...
VEKİLİ: Av...
MÜDAHİLLİK TALEBİ REDDEDİLEN
İLGİLİLER:1-...
: 2-...
: 3-......
VEKİLİ: Av...
İLGİLİLER: 1-...
: 2-......
: 3-.....
: 4-....
VEKİLİ: Av...
KOMİSERİ: .....
DAVA: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/06/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 10/06/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili 08/10/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2020 yılında kurulmuş olduğunu, faaliyet konusunun işlenmiş patates imalatı ve satışı olduğunu, 6.200 m2 kapalı olan olmak üzere toplan 22.249 m2 arsa üzerine kurulu bulunan şirketin 2021 yılında"......" markasıyla dondurulmuş patates ürünleri de üretmeye başladığını, tüm Türkiye genelinde satış ağının bulunduğunu, şirketin sektöründe öncü bir şirket olduğunu, son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon, sabit maliyetlerin artışı, üretim tesislerinin bakım ve onarım giderlerindeki artışlar, işçilik maliyetlerindeki artışlar, TL yabancı para karşısında değer kaybetmesi, tarım sektöründe yaşanan sıkıntılar nedeniyle müvekkili şirketin olumsuz yönde etkilendiğini, müvekkili şirketin ciddi bir nakit sıkıntısı içerisine girdiğini, tehlikeli bir finans durumunun ortaya çıktığını, piyasaların daralmasından dolayı alacaklarını almakta zorlandığını, banka kredi koşullarının zorlaştığını, müvekkili şirketin içinde bulunduğu durumun bütünlüğünü ve faaliyet sürekliliğini engeller hale geldiğini, müvekkilinin borçlarından dolayı icra tehdidi ile karşı karşı kalacağını, haciz baskısı altında çalışılamaz duruma gelebileceğini, mal varlığı ve işletme varlıklarının yok olma tehlikesi olduğunu, tedbir alınmadığı takdirde müvekkili şirketin ticari faaliyetine devam edemez hale gelebileceğini, müvekkilinin faaliyetine devam etmesi durumunda tüm borçlarını ödeyebilecek şekilde konkordato projesi hazırlandığını, İİK'nun 285. maddesinde belirtilen şartların oluştuğunu, hazırlanan proje kapsamında tüm borçlarını ödeyebilir konuma geleceğinin öngörüldüğünü, mevcut durumda müvekkilinin borçları nedeniyle haciz ve hukuksal tacizlerle karşı karşıya kalabileceğini, olası haciz ve şerhler nedeniyle müvekkili şirketin faaliyetlerinin zarar görebileceğini, mevcut sermaye ve malvarlıklarıyla işletme faaliyetlerinin devam edebileceğini beyanla müvekkili şirket hakkında konkordato projesinin tasdik kararı verilmesine kadar geçici mühlet kararı verilmesine, geçici konkordato komiseri atanmasına, müvekkil şirketin mallarının muhafazası için gerekli tedbir kararlarının alınmasına, müvekkili lehine tedbirlere hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Davacı şirket vekilinin dilekçe ve beyanları, dosya kapsamında toplanan deliller, yukarıda yer verilen bilirkişi heyetinin 13/02/2026 tarihli raporu, konkordato geçici komiserinin raporları ve açıklamaları ile müdahil vekillerinin talep ve itirazları, yukarıda yer verilen yargısal içtihatlar, doktrin görüşleri ve yürürlükteki mevzuat hükümleri hep birlikte değerlendirildiğinde;
Davacı şirketin geçici mühlet kararı ile başlayan süreçteki mal alımı, işlenmesi ve satımı şeklinde gerçekleşen ticaretinin neredeyse tamamını şirket ortağı ......'nun oğlu, şirket müdürü ......'nun ise kardeşi olan ......'nun ya yetkilisi olduğu şirket ya da kendi adına olan şahıs işletmesi ile gerçekleştirdiği, davacı şirket yetkilisi tarafından bunun gerekçesi olarak konkordato sürecine girilmesiyle birlikte piyasada aleyhlerine oluşan olumsuz algıdan dolayı ticaretlerinin aksadığı ve bunun giderilmesi için böyle bir yola girildiğinin belirtildiği, ancak özellikle ...... aracı kılınarak yapılan mal satımlarından elde edilen hasılatın, incelenen fatura suretlerine göre üstelik peşin satış yapıldığı halde, davacı şirkete aktarılmadığı, zaman zaman ......'ndan tahsilat yapıldığı görülmekte ise de bu tahsilatların sadece elektrik, doğalgaz v.s abonelik ücretlerinin ödeneceği dönemde gerçekleştiği ve gelen para veya çek gibi ödemelerin şirketin bu nitelikteki zaruri ödemelerine kullanıldığı, bu durumun davacının ticari faaliyetlerinde duyulması gereken güveni zedeleyici nitelikte olduğu ve şirket karının organik bağ olan işletmelere aktırıldığı olgusunu güçlendirdiği, zira ...... ile gerçekleşen ticaretten kayraklı olarak şirketin aktif pasif dengesinde alacaklıların zararına bir durum ortaya çıktığı ve bu dengesizliğin günden güne arttığı, konkordato komiserliğince tespit edildiği üzere şirketin ......'ndan olan alacağının dava başındaki duruma göre ciddi anlamda artış gösterdiği, bununla birlikte davacının geçici mühlet süresinde ortaya koyduğu mali performansın hedeflenenin oldukça gerisinde kaldığı, nitekim nakit fazlası hedefinin neredeyse yüzde yüz oranında tutturulamadığı, şirketin SGK, vergi, personel borçlarının geçici mühlet sürecinde artış gösterdiği, bu açıdan projenin uygulanma kabiliyetinin de olmadığı, davacının projeyi uygulanabilir kılan somut ve fiiliyata geçmiş bir garantör vaadinin bulunmadığı, sermaye arttırım taahhüdünün soyut nitelikte kaldığı ve bu taahhüdün gerçekleşme ihtimalini gösteren inandırıcı bir veri veya belgenin ortaya konulamadığı, anlaşılmıştır.
Netice itibariyle davacının geçici mühlet sürecini iyi niyetle yürütmediği, kesin mühlet aşamasına geçilmesinin alacaklıları daha da mağdur edeceği sonuç ve kanaatine varılarak, davacı şirkete verilen geçici mühletin ve bütün tedbirlerin kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davanın reddi karşısında iflas kararının da verilmesinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesinde ise ;
İİK'un 292 maddesinde kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflasın açılması ve aynı kanunun 287/5 maddesinde aynı hükümlerin geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanabileceği hususları düzenlenmiştir.
İİK.un Geçici Mühlet başlıklı 287/5.maddesi: "291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır." hükmünü içermektedir.
Yine Aynı Yasanın Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması başlıklı 292.maddesi gereğince:
"İflasa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:
a)Boçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.
b)-Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.
c)-Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa.
d)-Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse.
İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir.
Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." hükmüne yer verilmiştir.
2004 Sayılı İİK'nun 292/1-d maddesindeki şartların oluşması halinde davacı borca batık ise iflas kararı verileceği düzenlenmiş ancak, aynı maddenin a, b ve c maddeleri için açıkça borca batıklık şartı aranmamıştır.
2004s. İİK'nin 292/1-b maddesi yönünden de kural olarak davacı şirketin borca batık olması aranmamalı ise de; iyiniyetli borçluların ya davanın kabulü ya da iflas seçeneklerinden birisi ile karşı karşıya bırakılması, mahkemeler önünde hak arama özgürlüğünü kısıtlayacağı gibi, iyiniyetli ancak projesi gerçekleşmeyebilecek borçluları cezalandırıcı bir uygulamaya dönüşebileceğinden, yasada açıkça belirtilmemesine rağmen sadece 292/1-b maddesindeki haller yönünden borca batıklık şartını aramak adalet ve hakkaniyet prensiplerinin bir gereği olacaktır.
2004s. İİK'nın 292/1-a ve 292/1-c maddesindeki hallerin varlığı halinde ise, yasada 292/1-d fıkrasında olduğu gibi açık bir düzenleme veya (292/1-b maddesinde olduğu gibi) hakkaniyet gereği olmadığından, iflas için borca batıklık şartını aramak gerekmeyecek aksine, 292/1-a ve 292/1-c maddesindeki hallerde davacının iflası için borca batıklık şartını da aramak kötüniyetli borçluları ödüllendirici bir uygulamaya dönüşebilecektir.
Bu nedenlerle 2004 s. İİK'nin 292/1-c maddesi gereğince davanın reddine karar verilirken, iflasa tabi borçlu yönünden borca batıklık şartı aranmadan iflas kararının da verilmesi gerekir.
2004s. İİK'nin 292/1-c maddesine göre iflas kararı verilebilmesi için diğer bir gereklilik de, davacı şirkete atfedilen kötüniyetli davranışın konkordato kesin mühletinin verilmesinden sonra (geçici mühlet de kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından dolayısıyla geçici mühletin verilmesinden sonra) gerçekleşmesidir.
Bu itibarla, yukarıda detayına yer verildiği üzere, davacının mali tablolarının gerçeği yansıtmaması, kötü niyetli davranışta bulunulduğuna dair delil ve emarelerin bulunması, davacının eylemlerinin alacaklılarını zarara uğratıcı nitelikte olması, alacaklıların daha fazla zarara uğramaması için mal varlığının korunması gerekmesi hususları gözetildiğinde, davacının iflasına da karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekliyle hüküm oluşturulmuştur.
2004 s. İİK.nin 288/1 yollamasıyla, 2004 s. İİK'nin 292/1-a, b ve c maddesi gereğince, Akşehir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...... sicil sırasında kayıtlı davacı ...... (Akşehir Ticaret Sicil No: ......, Akşehir Vergi Dairesi: ...... - Mersis No : ......) KONKORDATO DAVASININ REDDİNE,
Mahkememizin 22/10/2025 tarihli ara kararı ile verilen GEÇİCİ MÜHLETİN ve 14/01/2026 tarihli duruşmada verilen GEÇİCİ MÜHLETİN 2 AY UZATILMASINA ilişkin kararlarının iş bu kararın kesinleşmesi beklenmeksizin derhal KALDIRILMASINA,
Mahkememizin 22/10/2025 tarihli ara kararı ve 14/01/2026 tarihli duruşmada verilen İHTİYATİ TEDBİRE İLİŞKİN TÜM KARARLARIN, kararın kesinleşmesi beklenmeksizin derhal KALDIRILMASINA,
Akşehir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...... sicil sırasında kayıtlı davacı ...... (Akşehir Ticaret Sicil No: ...... , Akşehir Vergi Dairesi: ...... - Mersis No : ......)'nin İFLASINA, 04/03/2026 günü saat 13:30 itibariyle İFLASININ AÇILMASINA,
İflas tasfiyesinin ADİ TASFİYE şeklinde yapılmasına, Mahkememizce konkordato komiserinin tasfiye memuru olarak görevlendirilmesine yer olmadığına,
İflasa ilişkin hüküm özetinin iflas müdürlüğüne derhal bildirilmesine, müzekkere, tebligat ve ilan masrafları ile geçici komiserin ücretinin ödenmesinden sonra artan gider avansının tamamının iflas müdürlüğüne gönderilmesine,
Konkordato davasının reddedilip, bütün ihtiyati tedbirlerin ve konkordato şerhlerinin de derhal kaldırıldığının, davacının iflasına karar verildiğinin ve konkordato komiseri ......'nin görevinin son bulduğunun daha önce müzekkere yazılan ilgili yerlere müzekkereyle bildirilmesine ve ayrıca gerekli ilanların yapılmasına" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı şirketin konkordato revize ön projesi açısından mahkeme tarafından değerlendirme yapılmadığını, gerek komiser raporları gerekse bilirkişi raporları ele alındığında şirketin borca batık olmadığı aksine mal varlığının güçlü olduğunun görülebileceğini, kesin mühlet taleplerinin reddi ve iflasın açılması kararının hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacı şirket için İİK 289 ve ilgili diğer yasal düzenlemeler çerçevesinde bir yıl için konkordato kesin mühlet kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran tarafların dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda re’sen gözetilerek yapılmıştır.
Dava, borçlarını ödeme güçlüğü içinde olduğunu ileri süren davacının İİK'nun 285 vd. maddeleri gereğince geçici ve kesin mühlet kararı verdikten sonra ileri sürdüğü vade konkordatosunun tasdiki istemine ilişkindir.
Konkordato bir borçlunun alacaklılarının kanunda öngörülen çoğunluğunun kabulüyle borçlarını belirli bir oranda ve/veya vadelerle ödemesini öngören, borçların yapılandırılmasını sağlayan bir cebri icra türüdür. Borçlu ile alacaklılar arasındaki bir çeşit sulh sözleşmesi niteliğinde olan konkordato, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak amacıyla getirilmiş bir müessesedir. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. Borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu vade verilmek veya indirim yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkânı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkânları da korunmuş olur.
Konkordatonun tasdikinin şartları, talep tarihinde yürürlükte bulunan İİK'nın mülga 297 ve 298. maddesi hükümlerinde sayılmış olup, buna göre yasada açıkça belirtilmese de öncelikle borçlunun dürüst olması, daha sonra, teklif olunan meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması, konkordatonun 297/1. maddesi uyarınca alacaklıların yarısı ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunlukla kabul edilmesi, borçlunun konkordato işlemlerinin yerine getirilmesi, alacakları kabul edilmiş olan imtiyazlı alacakların tamamen ödenmesi ve mühlet sırasında komiserin onayı ile akdedilmiş borçların ifasını sağlamak için yeterli teminatı göstermesi, konkordatonun tasdikinin gerektirdiği, yargılama masrafları ve ilam harçlarının tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması gerekir. (AYNI YÖNDE BAKINIZ YARGITAY 23 HK DAİRESİNİN 2019/3021 ESAS , 2020/292 KARAR SAYILI İLAMI)
Konkordato, belli (nitelikli) bir alacaklı çoğunluğunun muvafakat etmesi halinde borçlunun ekonomik faaliyetine devam etmesine imkan vererek mallarının cüz’i veya külli icra yoluyla paraya çevrilmesine engel olan özel bir cebri icra alternatifi teşkil etmektedir. Öyle ki, bu cebri icra aracı, konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklıları da bağlamakta ve resmi organların katılımıyla cereyan etmektedir. Konkordato vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği kombine/karma konkordato şeklinde olabilir. Borçlu bu seçenekleri değerlendirirken alacaklılar arasındaki eşitliği ya da en azından denkliği sağlayacak ve onların kabul oyunu alacak uygun bir kombinasyona ulaşmaya çalışacaktır.
Somut dosyamızda; 08/10/2025 tarihinde istemde bulunulduğu, mahkemece 22/10/2025 tarihinde 3 ay geçici mühlet kararı verildiği; Mahkemece: Davacı şirketin geçici mühlet kararı ile başlayan süreçteki mal alımı, işlenmesi ve satımı şeklinde gerçekleşen ticaretinin neredeyse tamamını şirket ortağı ......'nun oğlu, şirket müdürü ......'nun ise kardeşi olan ......'nun ya yetkilisi olduğu şirket ya da kendi adına olan şahıs işletmesi ile gerçekleştirdiği, davacı şirket yetkilisi tarafından bunun gerekçesi olarak konkordato sürecine girilmesiyle birlikte piyasada aleyhlerine oluşan olumsuz algıdan dolayı ticaretlerinin aksadığı ve bunun giderilmesi için böyle bir yola girildiğinin belirtildiği, ancak özellikle ...... aracı kılınarak yapılan mal satımlarından elde edilen hasılatın, incelenen fatura suretlerine göre üstelik peşin satış yapıldığı halde, davacı şirkete aktarılmadığı, zaman zaman ......'ndan tahsilat yapıldığı görülmekte ise de bu tahsilatların sadece elektrik, doğalgaz v.s abonelik ücretlerinin ödeneceği dönemde gerçekleştiği ve gelen para veya çek gibi ödemelerin şirketin bu nitelikteki zaruri ödemelerine kullanıldığı, bu durumun davacının ticari faaliyetlerinde duyulması gereken güveni zedeleyici nitelikte olduğu ve şirket karının organik bağ olan işletmelere aktırıldığı olgusunu güçlendirdiği, zira ...... ile gerçekleşen ticaretten kayraklı olarak şirketin aktif pasif dengesinde alacaklıların zararına bir durum ortaya çıktığı ve bu dengesizliğin günden güne arttığı, konkordato komiserliğince tespit edildiği üzere şirketin ......'ndan olan alacağının dava başındaki duruma göre ciddi anlamda artış gösterdiği, bununla birlikte davacının geçici mühlet süresinde ortaya koyduğu mali performansın hedeflenenin oldukça gerisinde kaldığı, nitekim nakit fazlası hedefinin neredeyse yüzde yüz oranında tutturulamadığı, şirketin SGK, vergi, personel borçlarının geçici mühlet sürecinde artış gösterdiği, bu açıdan projenin uygulanma kabiliyetinin de olmadığı, davacının projeyi uygulanabilir kılan somut ve fiiliyata geçmiş bir garantör vaadinin bulunmadığı, sermaye arttırım taahhüdünün soyut nitelikte kaldığı ve bu taahhüdün gerçekleşme ihtimalini gösteren inandırıcı bir veri veya belgenin ortaya konulamadığı,davacının geçici mühlet sürecini iyi niyetle yürütmediği, kesin mühlet aşamasına geçilmesinin alacaklıları daha da mağdur edeceği sonuç ve kanaatine varılarak, Davacı şirketin iyiniyetli görülmeyen yaklaşımları, projenin uygulanabilir olmaması, alacaklılar arasında (dava öncesi) eşitsizlik yaratması ve borçlunun malvarlığının korunmasının gerekmesi nedenleriyle, 2004 s. İİK'nin 292/1-a ve 292/1-b maddelerine gereğince davacı şirketin konkordato isteminin REDDİNE, ŞİRKETİN İFLASINA karar verilmiştir.
Gerekçeli karar Borçlu vekiline 24/03/2026 tarihinde tebliğ edilmiş olup İİK 308/a maddesi gereğince iki haftalık süre içinde30/03/2026 tarihinde istinaf edildiğinden istinafın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda anılan Yasa'nın "Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması" başlıklı 292. maddesi gereğince:
"İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:
a)Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa,
b)Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa,
c)Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa,(Ek:06/12/2018-7155/m.16) ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.
d)Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse,
İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine re'sen karar verir.
Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." hükmü emredicidir.
Diğer bir anlatımla borçlunun konkordatoda DÜRÜSTLÜK koşulunun arandığı aşikardır. Aslında borçlunun alacaklılarını zarara uğratma amaçlarına yönelik hareketleri esasen kanunun amacı dikkate alındığında konkordatonun başarıya ulaşmasını engelleyecektir. Bu bendin varlığının mahkemece tespiti halinde kesin mühlet kararı kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun İİK'nin 292/1.b. maddesi gereğince iflasına re'sen karar verilir. İİK m. 292. madde gereğince konkordato mühleti içerisinde maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde mühlet kararı kaldırılarak iflasa tabi borçlunun iflasına karar verilecektir. Yani İİK’nın 292. Maddesi1,b,c bendi uyarınca, iflas kararı verilebilmesi için şirketin borca batıklık şartının aranmasına gerek yoktur. Konkordatonun tasdik edilmemesi ile birlikte derhal borçlunun iflasına karar verecek ve bu karar ile birlikte iflasa bağlanan sonuçlar ortaya çıkacaktır. (AYNI YÖNDE BAKINIZ YARGITAY 23 HK DAİRESİNİN 2019/2690 ESAS, 2021/117 KARAR SAYILI İLAMI)
Yine İİK 292/ son fıkrası “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.” Hükmü gereğince . konkordato talep eden borçlu şirketin yetkili temsilcisi ...... nun katıldığı 04/03/2026 tarihli son oturumda beyanı alınmıştır.
Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesindeki hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, HMK.'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca itirazın esastan reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan harçlar yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması aşamasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İİK m. 308/a gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA İÇİNDE, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 10/06/2026
...
Başkan
...
e-imzalı
...
Üye
...
e-imzalı
...
Üye
...
e-imzalı
...
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.