(11 Nolu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokol m. 2) (5237 S. K. m. 35, 141) (5271 S. K. m. 253, 254) (5235 S. K. m. 33)
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanıklar A. D., Y. Ç. ve Ö. Ç.'ın istinaf dilekçeleri içeriğine göre dosya görüşüldü:
Dairemizce de kabul gören Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 05/03/2018 tarih, 2016/11256 Esas ve 2018/2589 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere dosyadaki 07/11/2018 tarihli Fotoğraflı Olay Yeri Görgü Tespit ve Basit Krokisinde bahse konu inşaat alanın etrafının bahçe duvarlı olduğu, inşaatın yan tarafında boş arsa içerisinde demir ve inşaat malzemelerinin olduğu, etrafının açık olduğunun belirtildiği, sanıkların suça konu olan demirleri inşaat alanından değil bahçe duvarıyla çevrilen inşaat alanının dışındaki boş arsa ve kaldırımın yanına istiflenen demir ve inşaat malzemelerinin içinden gündüz saat 13:00 civarında almak suretiyle hırsızlık eylemini gerçekleştirmeye teşebbüs ettikleri, bu haliyle sanıkların eylemlerinin TCK 141/1, 35 maddesinde düzenlenen suça vücut vereceği gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesis edildiği,
Hükümden önce 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK'nun 253/1 maddesi uyarınca istinaf incelemesine konu basit hırsızlık suçunun uzlaşma kapsamına alınması ve aynı Kanunun 35. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK'nın 254. maddesi uyarınca "Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası uzlaştırma işlemlerinin 253. maddede belirtilen esas ve usule göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir" şeklindeki düzenleme karşısında, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan, bu nedenle muhakeme engeli olan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve 6763 Sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK'nun 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme de dikkate alındığında, kolluk, Cumhuriyet Savcısı veya hakim tarafından yapılacak uzlaşma teklifleri hukuki açıdan yok hükmünde olup, bu nedenle dosyanın öncelikle uzlaştırma bürosuna gönderilerek uzlaştırma sonucunun beklenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
5235 Sayılı Kanun'un 33. maddesi gereği, Bölge Adliye Mahkemeleri adli yargı ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlamakla görevlidir. 25.03.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 10.03.2016 tarih ve 6684 Sayılı Kanun'la onaylanan 11 No'lu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'ye Ek 7 No'lu Protokol'ün "Cezai Konularda Temyiz Hakkı" başlıklı 2. maddesi uyarınca, kural olarak herkes aleyhine verilen mahkumiyetin veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahiptir. Uzlaştırmanın bölge adliye mahkemesi tarafından gerçekleştirilmesi halinde, istinaf incelemesi sonucunda verilen bir kısım kararların kesin nitelikte olduğu da dikkate alındığında, Ek 7 No'lu Protokol'ün 2/1. maddesinde değinilen sanığın iki dereceli yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet verilebileceği dikkate alınmalıdır. Bu nedenle uzlaştırma işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yürütülmesi zorunlu olup, kovuşturma sonucunda verilecek kararların denetimi de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sağlanmalıdır.
SONUÇ : Açıklanan gerekçeyle; muhakeme engeli olmasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından uzlaştırma yoluna başvurulmadan kovuşturmanın sonuçlandırılması açıkça hukuka aykırı ve bu nedenle istinaf talebi yerinde olup, her ne kadar 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280.. maddesinde açıkça düzenlenmemiş ise de, ceza muhakemesi hukukunda mümkün olan sanık lehine genişletici yorum ve kıyas sonucu, yukarıda açıklanan hukuki zorunluluk nedeniyle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-d ve 289/1-d madde ve fıkraları gereğince sair yönler incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın, bozma kararı yönünden yeniden değerlendirilmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5271 Ceza Muhakemesi Kanununun 284/1 ve 286/1.maddeleri gereğince KESİN olmak üzere 29/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)