T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/02/2025
NUMARASI: ... Esas - ... Karar
DAVACI: ... - ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... - ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVANIN KONUSU: Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2025
G. KARAR YAZIM TARİHİ : 23/05/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Karapınar ilçesinde gübre yem ve kömür alım satımı ile uğraştığını, 28/02/2022 tarihinde davalının müvekkilinden 27.000 kg gübre, 30.000 kg kömür ve 28.5000 kg yem satın aldığını, satılan ürünlerin 29/02/2022 tarihinde davalıya teslim edildiğini, dava dilekçesine ekli fatura ve faturaya istinaden davalının müvekkilinden 27 .000 KG gübre ve 30 .000 kg . kömür ve 28500 Kg yem satın aldığını, bu ürünlerin davalıya teslim edildiğini, taraflar arasındaki satım sözleşmesine nedeniyle fatura ve faturaya istinaden veresiyle teslim fişinin düzenlendiğini, davalının satılan ürünlerin bedelini ödemediği, alacağın tahsili için yapılan Karapınar İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sırasında kayıtlı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının itirazın iptaline, alacağın % 20'si oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın haksız olarak müvekkile karşı icra takibi başlattığını, müvekkilinin itirazı üzerine huzurdaki davanın ikame edildiğini, davacı tarafça müvekkile karşı dava dilekçesinde belirtilen mallar bakımından herhangi bir mal satışı ya da mal teslimi yapılmadığını zira takip dayanağındaki fatura ve mal teslim fişine konu mallar müvekkili tarafından imzalanmadığı gibi aynı zamanda müvekkile hiçbir suretle mal tesliminin yapılmadığını savunarak davanın reddini ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "...Taraflar arasında görülmekte olan davanın; Davacı tarafından fatura dayanak olmak üzere davalı hakkında başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın ise; Takibe dayanak fatura dolayısıyla davacının herhangi bir alacağı olup olmadığı, var ise miktarı ve davalıdan tahsilini talep edip edemeyeceği hususunda olduğu görüldü.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin faturada niteliği, adedi, miktarı belirtilen gübre, kömür ve yem satışına ilişkin olduğu, taşınır satışına ilişkin sözleşmelerin 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunumuzun 209 ve devamı maddelerinde düzenlenmesi sebebiyle eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı Mahkememizce kabul edilmiştir.
Tarafların gerçek kişi olması sebebiyle Mahkememizce T.C. Yargıtay...Hukuk Dairesinin 03/10/2019 Tarih ve ... Esas-... Karar Sayılı İlamı çerçevesinde Ticaret Sicili ve Odasında kaydının bulunup bulunmadığı, Vergi Dairesi veya Mal Müdürlüğünden bilanço esasına göre defter tutup tutmadığı hususlarında araştırma yapılmıştır. Yapılan araştırma neticesinde gerek davacının gerekse de tacir kaydı olmadığı, davacını esnaf kaydının olduğu, davalının esnaf kaydının olmadığı, davacının bilanço esasına göre defter tuttuğu, davalının ise işletme esasına göre defter tuttuğu tespit edilmiştir.
Davalının vergi dairesinden gelen kayıtlarının incelenmesinde 102 sayılı TTK 11/2 maddesi ile Esnaf ve Sanatkarlar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı gereğince 2013 sayılı VUK mükerrer 177.maddesi gereğince defter tutma hadlerine göre birinci sınıf tüccar olmasını gerektirecek tutarda alım ve satımının bulunmadığı, bu haliyle davalının tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği anlaşılmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükümleri, kurum müzekkere cevapları, Yüksek Mahkemenin emsal mahiyetteki ilamları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde eldeki davanın taşınır satışından kaynaklanması sebebiyle mutlak ticari dava mahiyetinde olmadığı, her ne kadar davacı bilanço esasına göre defter tutmakta ise de davalının vergi dairesinden gelen kayıtlarının incelenmesinde 102 sayılı TTK 11/2 maddesi ile Esnaf ve Sanatkarlar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı gereğince 2013 sayılı VUK mükerrer 177.maddesi gereğince defter tutma hadlerine göre birinci sınıf tüccar olmasını gerektirecek tutarda alım ve satımının bulunmadığı, bu haliyle davalının tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği, dolayısıyla davanın nispi ticari davaya da vücut vermediği görülmekle 6100 sayılı HMK m. 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevli olmadığı anlaşıldığından dava şartı yokluğundan usulden reddine, davaya bakmakla görevli Mahkemenin T.C. Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilerek Mahkememizde oluşan vicdani kanaatin tezahürü olarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir..." gerekçesiyle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının tacir olduğunu, müvekkilinin akrabası ve davacının eşi arasında hukuki bir ihtilaf doğduğunu, daha sonra müvekkili tarafların ikisinin arasının bulunduğunu ve söz konusu hukuki ilişki sebebi ile davacıya ödeme yapıldığını, davacı tarafça müvekkilinin bilgisi olmaksızın fatura ve mal teslim fişi düzenlendiğini, kaldı ki; müvekkilinin herhangi bir mal satın almadığı gibi mal da teslim almadığını, davaya dayanak olan faturayı müvekkilinin imzalamadığını, müvekkilinin, davacıyla hiç tanışmadığını, davacı ile davalı arasında hukuki veya ticari bir ilişki bulunmadığını belirterek davanın reddi yerine görevsizlik kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan satış bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesi uyarınca ticari davalara asliye ticaret mahkemesi bakmakla görevlidir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde belirtildiği üzere her iki tarafın da tacir olup "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, kanun gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. Dolayısıyla TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
Somut olayda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun düzenlenen satım sözleşmesinden kaynaklanan davanın mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı gibi, davacı tacir olmakla birlikte; Gelir İdaresi Başkanlığından gelen yazı cevabına göre davalının sözleşme tarihinde işletme esasına göre defter tuttuğu, mükellefiyetinin 213 sayılı VUK 'nun 178. maddesinde gösterilen esnaflık sınırları içinde kaldığı ve bu nedenlerle tacir olmadığı anlaşıldığından taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu iş de ticari iş niteliğinde olmadığından nispi ticari dava niteliğinde değildir. Bu halde, uyuşmazlığa genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılıp sonuçlandırılması gerektiğinden ve mahkemece göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/02/2025 tarihli ve ... Esas - ... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince re'sen davacıya iadesine,
5-İstinaf karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.23/05/2025
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır.
...
Üye
...
¸e-imzalıdır.
...
Üye
...
¸e-imzalıdır.
...
Katip
...
¸e-imzalıdır.
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸