T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ....
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ....
KARAR NO : ....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : .... (.......)
ÜYE : .... (.......)
ÜYE : .... (.......)
KATİP : .... (.......)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/09/2023
NUMARASI : ....... Esas - ....... Karar
ASIL DAVADA :
DAVACI : .......
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : .......
VEKİLLERİ : Av. .... Av. ....
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN ....... ESAS
SAYILI DAVADA :
DAVACI : .......
VEKİLLERİ : Av..... Av.....
DAVALI : .......
VEKİLİ : Av.....
DAVANIN KONUSU : Ayıp Giderim Bedeli (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 06/02/2025
G. KARAR YAZIM TARİHİ : 07/02/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalının taşınmazlarına ısıtma ve soğutma sistemlerinin satışını ve kurulumu yaptığını, müvekkilinin yaptığı hizmetten dolayı alacaklı olduğu miktarlara ilişkin kestiği faturaların davalı tarafınca ödenmediğini, davalı tarafından faturalara süresi içinde itiraz etmediğini, davalı hakkında Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ....... E. sayılı dosyasında ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin sadece müvekkiline ait tesisin mekanik sistemlerin kurulumu ile ısıtma ve soğutma sistemleri satış ve kurulumu hizmetinde bulunmadığını, bunların projelendirme dahil tüm aşamalarını takip ettiğini, davacının hem projelendirdiğini hem de alımlarını yaparak da kurulumlarını gerçekleştirdiğini, bu nedenle davacının sistem üzerinde yaşanabilecek aksaklıklardan tam anlamı ile sorumlu olduğunu, davacı taraf ile müvekkilinin et fabrikasının mekanik tesisat işlerinin yapılması hususunda anlaşıldığını, anlaşma üzerine davacı şirket tarafından işe başlandığını, ilerleyen süreçte davacı şirket tarafından işlerin anlaşılan zamanda bitirilmediğini, işten beklenen verimin alınamadığını, işin fen ve teknik kurallarına uygun olarak yapılmadığını, işin yapılmasının gecikmesinin tesisin faaliyete başlamasının gecikmesine sebep olduğunu, davacının işi yarım bırakması üzerine tesisin faaliyete başlaması için başkaca yüklenicilerle işin tamamlatılmak zorunda kalındığını, işlerin büyük kısmında birçok hata ve ayıp olduğunu, eksik hatalı ve ayıplı işler nedeniyle müvekkili şirketin büyük mağduriyetler yaşadığını, müvekkili şirketçe kesilen faturalara ilişkin kesin kabulün yapılmadığını savunarak, davanın reddini ve %20 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Birleşen ....... Esas sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile müvekkili şirket arasında et fabrikasının mekanik tesisat işlerinin yapılması hususunda anlaşıldığını, anlaşma üzerine davalı şirketçe işe başlandığını, davalı şirketin sadece müvekkili şirkete ait tesisin mekanik sistemlerin kurulumu ile ısıtma ve soğutma sistemleri satış ve kurulumu hizmetinde bulunmadığını, bunların projelendirme dahil tüm aşamalarını takip ettiğini, hem projelendirip hem de alımlarını yaparak kurulumlarını gerçekleştirdiğini, hal böyle iken sistem üzerinde yaşanabilecek tüm aksaklıklardan davalı tarafın tam manası ile sorumlu olduğunu, davalı şirketin işleri anlaşılan zamanda bitirmediğini, işten beklenen verim alınamadığını, işin fen ve teknik kurallarına uygun olarak yapılmadığını, işin gecikmesinin tesisin faaliyete başlamasının gecikmesine sebep olduğunu, davalı şirketin yarım bıraktığı işlerin fabrikanın faaliyetine başlaması ve anlık çözülmesinin zorunluluğu sebebiyle başkaca yüklenicilerle çözülmek zorunda kalındığını, davalı tarafça yapılan işlerin büyük bir kısmında birçok hata ve ayıp olduğunu, bu ayıp ve hataların tesis kullanıldıkça ortaya çıktığını, davalının eseri meydana getirme ve teslim borcunu yerine getirmediğini, ayrıca davalının zamanında işe başlama ve devam etme borcuna da uygun davranmadığını, bu nedenlerle müvekkili şirketin zarara uğradığını, sistemdeki sorunlara defalarca müdahale etmelerine rağmen sorunu çözemediklerini, bu sorunların proje hataları nedeniyle kronik hale geldiğini ve başka firmalarla da sorunların çözülemediğini, somut olayda kötü ifa, ayıplı ifa ve hatalı proje çözümlerinin söz konusu olduğunu, işin zamanında yapılıp teslim edilmemesinin davalının temerrüdüne de yol açtığını, davalının müvekkiline karşı yüklendiği edimi tam ve taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak ifa etmediğini, davalının yüklendiği edim borcunu eksik olarak ifa ettiğini, davalının müvekkili iş yerinde projelendirdiği ve yaptığı tüm imalatlardaki ayıpların tespiti ile bunların nasıl giderileceği ve maddi karşılığının ne kadar olduğunun tespiti amaçlı bilirkişi raporu aldırılması neticesinde ayıpların telafisinin giderilebilmesi için, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş; 11/07/2023 tarihli ıslah dilekçesinde; 100,00 TL tazminat talebinin 903.762,92 TL'ye arttırılmıştır.
Birleşen ....... Esas sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkili arasındaki ticari ilişki çerçevesinde davacının taşınmazlarına temini ve kurulumu yapılan ısıtma ve soğutma sistemleri satış ve kurulumu hizmetinden dolayı müvekkilinin alacaklı olduğu miktarlara ilişkin düzenlenen faturalara konu borçların ödenmesi gerekirken bugüne kadar ödenmediğini, davacı şirkete ait işyerinin mekanik sistemlerinin proje ve uygulamalarının dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşme çerçevesinde işletmenin istekleri doğrultusunda tesis edildiğini, zira tesisin 10-15 yıl önce inşa edilmeye başladığını, bir kısım imalatların geçmiş yıllarda yapıldığını, işletmenin şimdiki sahibine devri ile müvekkili şirketin 2019-2020-2021 yıllarında bahsi geçen mekanik sistemlerini tesis ettiğini, cari hesap ekstresinde müvekkili şirketin yaklaşık 2-3 yıl süresince yapmış olduğu hakedişlerin, her iki tarafın da muhasebe kayıtlarına işlenmiş olan kesmiş olduğu faturalarda müvekkilin ortalama 1.500.000,00 TL alacaklı şekilde çalışmalarına devam ettiğini, davacı şirket sahibinin müvekkili şirketin parasıyla bitirme aşamasına getirttiğini, buna rağmen davalı şirketin kalan %1' lik iş için tesise başka ekipler sokup aynı işleri çok daha yüksek rakamlara yaptırdığını, tesisin geç açılma sebebinin müvekkili olmadığını, oluşan sorunların mekanik sistemlerden değil, inşai eksikliklerle ilgili olduğunu, davacı şirketin müvekkiline çek vermek istediğini, müvekkilinin bunu kabul etmediğin, davacının ayıp ihbarında bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda;" Kök dava; faturaya dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptaline yönelik itirazın iptali davasıdır.
Birleşen dava; taraflar arasında imzalanan eser sözleşmeden kaynaklı maddi tazminat davasıdır.
TBK'nun Eser Sözleşmesi
, Tanımı başlıklı 470. maddesi; “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” hükmünü amirdir.
TBK'nun Ayıp sebebiyle sorumluluk, Ayıbın belirlenmesi başlıklı 474. maddesi; “İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir.” hükmünü amirdir.
TBK'nun Eserin kabulü başlıklı 477. maddesi; “Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır.” hükmünü amirdir.
Mahkememizce yapılan yargılama ve değerlendirmede; davacı vekilince davalı şirket aleyhine açılan ana davada davalı borçlunun Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazların iptali, takibin devamı ve %20 tazminat talep edilmiş olup; esasen davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında TBK 470.maddesinde düzenlenen 30.06.2020 tarihli bir eser sözleşmesi yapıldığı ve bu sözleşme çerçevesinde davacı yüklenici tarafından davalıya ait olan et fabrikasının mekanik tesisat işlerinin "işveren tarafından tedarik edilerek yükleniciye sunulacak malzeme montaj ve imalat işleri yüklenici tarafından yapılacağı ve bu malzemelere ait hak edişlere hizmet bedeli ve kar ilave edilmeyeceğinin" (sözleşmenin 3. Maddesi) kararlaştırıldığı hususlarında sunulan tutanak (sözleşme) kapsamında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davacının bu sözleşme kapsamında üstlendiği ifa edimini tam ve ayıpsız şekilde yerine getirip getirmediği ve takibe konu faturalar toplamı kadar davalı iş sahibinden hak ediş alacağı bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
TBK'nın 470.maddesinde düzenlenen eser sözleşmesinde yüklenicinin borcu sözleşme hükümlerine göre işi yapıp teslim etmek, işverenin borcu ise iş bedelini ödemektir. Yüklenici üstlendiği edimi yerine getirirken TBK'nın 471. maddesinde açıkça belirtildiği gibi iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Aynı zamanda basiretli bir yükleniciden beklenen özeni göstermesi ve işi mesleki ve teknik kurallara uygun olarak yapıp teslim etmesi gerekir. Aksi takdirde yüklenici TBK'nın 473. maddesi gereğince eserde imalattan kaynaklı kendi kusurları sonucu oluşan ayıptan sorumlu olacaktır.
İş sahibi de; TBK'nın 474. maddesi gereğince eserin teslim edilmesinden sonra, işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek, varsa ayıpları makul bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Aksi halde iş sahibi TBK'nın 477/2. maddesi gereğince eseri mevcut haliyle kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp gizli ayıp olup sonradan ortaya çıksa dahi iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmesi kanuni bir zorunluluktur.
Bu yasal çerçeve dahilinde ana dosyadaki samut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davalı vekilince ana davada davacı yüklenici tarafından yapılan işlerin ayıplı olduğu, eksik bırakıldığı ve eksik ve ayıplı işlerin 3. kişilere tamamlatıldığı ileri sürerek buna dair davacı yüklenici tarafın imzasının bulunmadığı ve kabul edilmeyen tutanaklar ibraz ederek savunma yapmıştır.
Mahkememizce taraf iddialarının araştırılması ve delillerinin toplanması amacı ile mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişiler önünde taraf tanıkları dinlenmiş ve dinlenen taraf tanıkları tarafından davacı yüklenicinin yaptığı işler sonrasında bir kısım ayıplar olduğu ve daha evvel başka yükleniciler tarafından meydana getirilen ayıpların davacı tarafça tam olarak giderilmediği yönünde beyanda bulunmuşlardır.
Davalıya ait tesisin imalatına 10-15 yıl önce başlanıldığı ve davacı tarafça bu tesisteki işleri tamamlayıcı ve mekanik tesisat montaj ve imalatlarının yapıldığı hususlarında taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Davalı taraf davacı yüklenicinin edimlerini tam ve gereği gibi yapmadığını ileri sürmüş, davacı yüklenici taraf da söz konusu eksikliklerin iş yerindeki daha evvelden kaynaklı inşai eksikliklerden meydana geldiği ve davacı tarafa izaf edilecek bir kusurun bulunmadığı beyanda bulunarak, davalı iş sahibi tarafından süresinde ayıp ihbarı yapılmadığı ileri sürülmüştür.
Davalı tarafa davacı yükleniciye ayıp konusunda yaptığı bir ihbar olup olmadığı, ayıba ilişkin olarak gönderilen bir ihtarname veya delil tespiti bulunup bulunmadığının bildirilmesi için süre verilmiş, davalı vekilince kesin süre içinde buna dair herhangi bir belge ve delilin sunulamadığı anlaşılmıştır.
Davalı iş sahibi tarafından davacının üstlendiği işlerin tamamlanmadığı, bir kısım işlerin 3.kişilere tamamlatıldığı ileri sürülmüş ve bu savunmalarına ilişkin bir kısım faturalar ibraz edilerek tanık beyanlarına dayanılmış ise de; Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre bu savunmanın ispatı için 3.kişilerin düzenlendiği faturalar ve tanık beyanları yeterli olmayıp, bu hususların ihtarname veya yaptırılacak delil tespiti ile mümkün olduğundan bu delillere mahkememizce itibar edilmemiştir.
Mahkememizce taraf defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ve düzenlenen raporlara göre; davaya konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmış olup; faturanın davalı taraf defterlerinde kayıtlı olması o işin yapıldığının ve teslim alındığının karinesi teşkil etmektedir. Ayrıca davalı defterlerine göre davacının bakiye alacağı 792.630,56 TL gözüktüğü ve bu anlamda taraf defterlerinin uyumlu olduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 222/4. maddesi kapsamında taraf defterlerindeki kayıtlar sahipleri açısından her zaman aleyhte delil olarak nazara alınır. Davalı iş sahibi vekilince borcun bir kısmının kendi defterlerinde kayıtlı olan 300.000,00 TL bedelli çeklerle takipten sonra ödendiği ileri sürülmüş ise de; mahkememizce yapılan araştırma ve ....... Bankası Konya Şubesinden gelen yazı cevabına göre her iki çekin keşideci tarafından ödeme yapılmadan üzeri çizilmek suretiyle iptal edilip bankaya iade edildiği anlaşıldığından davalı tarafın kısmi ödeme iddiasını ispatlamayamadığının kabulü gerekmiştir.
Toplanan tüm deliller ve mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre; davalı iş sahibinin TBK'nın 477. maddesindeki ayıp ihbar sorumluluğunu yerine getirmediğinden davacı tarafça yapılan eseri olan haliyle kabul etmiş olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle ana davada davacının davasının kısmen kabulüne ve hükmedilen alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, takipten önce davalı taraf usulüne uygun temerrüde düşürülmemiş olduğundan davacının takipten önceki faiz talebinin reddine ve ayrıca fazlaya ilişkin kısım yönünden takip haksız olmakla birlikte, kötü niyetli takip yapıldığı davalı tarafça ispatlanamadığından davalı tarafın şartları bulunmayan tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Dosyamızla birleşen Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı dosyasında davacı iş sahibi vekilince taraflar arasında düzenlenen 30.06.2020 tarihli sözleşme gereğince davalı yüklenicinin işi ayıplı yaptığı iddia edilerek maddi tazminat talep etmiş olup; davalı yüklenici tarafından davacının belirsiz alacak davası açmayacağı ileri sürülerek davanın usulden reddi talep edilmiş, ayrıca esastan da müvekkilinin işi sözleşme ve davalı tarafın istekleri doğrultusunda yapıp tesis ettiğini, davalı tarafça yapılan iş ve işlemlerin ayıpsız olduğunu, davacının iddia ettiği gibi bir ayıp var ise de; davacı tarafın usulüne uygun olarak yapmış olduğu bir ihtarın bulunmadığı belirtilerek davanın reddini talep edildiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilince HMK'nın 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası açılamayacağı ileri sürülmüş ise de; davanın nitelik olarak maddi tazminat davası olması ve talep edilecek tazminat miktarını tam ve kesin olarak dava tarihinde bilmesi davacıdan beklenemeyeceğinden dolayı davalı vekilinin bu itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Esastan yapılan değerlendirmede; her ne kadar birleşen davada davacı iş sahibi vekilince taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesi gereğince davalı yüklenicinin edimini tam ve ayıpsız olarak yerine getirmediği ileri sürülerek maddi tazminat talep edilmiş ise de; davacı iş sahibi tacir olup tüm ticari işlemlerinde ve faaliyetlerinde TBK'nın 18. maddesi hükmü gereğince basiretli davranma yükümlülüğünde olmasına rağmen, davadan önce ayıp iddiaları doğrultusunda davalı yükleniciye TBK'nın 474.-477. maddeleri uyarınca herhangi bir ihtarname göndermediği veya bu hususlarda delil tespiti de yaptırmadığı anlaşılmıştır.
Ana davada gerekçesi ayrıntılı olarak izah edildiği gibi usulüne uygun bir ayıp ihbarının yapılmaması iş sahibi yönünden TBK'nın 477. maddesi hüküm gereğince eseri mevcut haliyle kabul etmiş sonucunu doğuracaktır ve neticeten bu sonuçtan kaynaklı zararlara katlanmak durumunda kalacaktır...." gerekçesiyle; ana dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun Konya.... İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 792.630,56 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık %9 oranında yasal faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmedilen 792.630,56 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 158.526,11 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı tarafın şartları bulunmayan tazminat talebinin reddine, birleşen Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı dosyası yönünden; davacının davasının reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı birleşen dosya davalısı ....... Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını, yapıldığına dair de herhangi bir ödeme belgesi sunulmadığını, dosya kapsamında olan faturalar, WhatsApp mesajlaşma kayıtları ve bilirkişi raporuyla da davalının borçlu olduğunun açıkça ortada olduğunu, kararın eksik verildiğini, müvekkilinin davalı şirkete 30/04/2021 tarihinde 330.402,00 TL tutarlı, 20/06/2021 tarihinde 295.000,00 TL tutarlı, 02/07/2021 tarihinde 150.000,00 TL tutarlı ve son olarak 31/08/2021 tarihinde 150.000,00 TL tutarlı fatura düzenlediğini, ancak davalı şirketin faturalara ödeme yapmadığını ve itiraz da etmediğini, müvekkilinin toplam alacağının 925.402,00 TL ve bu tutarın yasal faizi olduğunu, asıl alacak hakkında hatalı karar verildiğini bu nedenle asıl alacaktan kaynaklanan icra inkar tazminatının da eksik olarak belirlendiğini, yerel mahkemenin birleşen dosya hakkında hukuka uygun olarak davanın reddine karar verdiğini, buna rağmen yerel mahkemenin, birleşen davanın reddinden kaynaklı olarak müvekkili lehine vekalet ücretine hükmetmediğini, davanın reddi halinde AAÜT gereği, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı birleşen dosya davacısı.... Anonim Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin anlaşma gereği her hak ediş bedeli için karşı yan yükleniciye ödemede bulunduğunu fakat davacı karşı davalı tarafın aynı hak ediş bedellerini mükerrer olarak takibe konu yaptığını, müvekkilinin aleyhine, Konya....İcra Müdürlüğü ....... E. Sayılı dosyasıyla başlatılan takibin konusunun fatura alacakları olduğunu, ödeme emrine bakıldığında bu faturalardan ikisinin 150.000,00 TL değerinde, 02/07/2021 ve 31/08/2021 tarihli 21. hak ediş bedeli olduğunu, 02/07/2021 tarihli 150.000,00 TL değerindeki 21. hak ediş faturasının, 24/08/2021 tarihinde müvekkili tarafından iade olduğunu, 31/08/2021 tarihinde 21. hak ediş bedeli için davacı karşı davalının yeniden 150.000,00 TL değerinde fatura kestiğini, karşı tarafın takip talebinde 21. hak ediş bedeli için hem iade olunan faturayı hem de diğer faturayı alacak konusu yaptığını, takipte haksız ve hukuka aykırı olarak mükerrerliğin söz konusu olduğunu, karşı davalı yüklenici tarafından müvekkilinin iş yerinde projelendirilen ve inşa edilen işlerde gizli ayıpların mevcut olduğunu, bu ayıpların sistem kullanımı sırasında gün yüzüne çıktığını, ayıplı imalatların ve hatalı proje çözümlerinin, TMMOB Makina Mühendisleri Odasından alınan 04/03/2022 tarihli uzman görüşü ile Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... E. Sayılı dosyasında bulunan 01/08/2022 tarihli bilirkişi raporu ile kesinlik kazandığını, fakat yerel mahkemenin ispatlanan ayıplara karşı açılan tazminat davasını mesnetsiz olarak reddettiğini, ayıp ihbarının yapıldığını, bilirkişiler tarafından belirtilen ayıpların giderimi konusunda hesaplanan 66.554,98 TL'nin yanılgılı, hatalı ve gerçekten çok uzak olduğunu, bu sebeple hatanın düzeltilmesi gerekçesiyle yeniden ek rapor alınmasının talep edildiği ancak yerel mahkemece ek rapor taleplerinin haksız olarak reddedildiğini, bilirkişi raporunda "sıcak su hatlarındaki resirkülasyon hattı bağlantısında pompaların ve boru çapları yetersiz, resirkülasyon hatları tüketim noktalarına uzak yapıldığı" şeklinde tespit yapıldığını ancak bilirkişi raporunda yer alan bu ayıplı sıcak su hattına dair herhangi bir maliyet hesabının yapılmadığını, bilirkişi raporunda gereksiz işler yapan karşı tarafın lehine olacak şekilde sözleşmedeki yararlar dengesinin bozulduğunu, hal böyle iken eserin ayıplı ifasının ortaya çıktığını, bu nedenle bilirkişi raporunda hesaplanan 834.157,93 TL'den karşı tarafın sorumlu olduğunu, bu değerin müvekkili şirket nezdinde oluşan bir ayıp değeri olduğunu, yerel mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, kötü niyetli karşı tarafın 834.157,93 TL değerinde objektif olarak yararsız giderleri ve bu giderin %10'u oranındaki hizmet bedeli ve kârı, eser sözleşmesinin bedeline dahil ettiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklı iş bedeli alacağı için başlatılan takibe itirazın iptali, birleşen dava ise, eser sözleşmesinden kaynaklı yapılandaki ayıp nedeniyle ayıp giderim bedeli istemine ilişkindir.
Asıl dava da, davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında imzalanan 30.06.2020 tarihli sözleşme ile davacı yüklenicinin davalı iş sahibine ait et fabrikasının mekanik tesisat işlerinin yapımı konusunda anlaştıkları, davacı yüklenici tarafından iş bedeli ödenmediği ileri sürülerek, 30/04/2021 tarihinde 330.402,00 TL tutarlı, 20/06/2021 tarihinde 295.000,00 TL tutarlı, 02/07/2021 tarihinde 150.000,00 TL tutarlı ve son olarak 31/08/2021 tarihinde 150.000,00 TL tutarlı faturadan kaynaklı olarak iş bedeli alacağı istemi ile yapılan takibe itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı, birleşen davada ise, yapılan işlerde ayıp bulunduğu ileri sürülerek ayıp giderim bedeli istemi ile birleşen davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece taraf defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ve düzenlenen raporlara göre; davaya konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmış olup; faturanın davalı taraf defterlerinde kayıtlı olması o işin yapıldığının ve teslim alındığının karinesi teşkil etmektedir. Ayrıca davalı defterlerine göre davacının bakiye alacağı 792.630,56 TL gözüktüğü ve bu anlamda taraf defterlerinin uyumlu olduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 222/4. maddesi kapsamında taraf defterlerindeki kayıtlar sahipleri açısından her zaman aleyhte delil olarak nazara alınır. Davalı iş sahibi vekilince borcun bir kısmının kendi defterlerinde kayıtlı olan 300.000,00 TL bedelli çeklerle takipten sonra ödendiği ileri sürülmüş ise de; mahkememizce yapılan araştırma ve ....... Bankası Konya Şubesinden gelen yazı cevabına göre her iki çekin keşideci tarafından ödeme yapılmadan üzeri çizilmek suretiyle iptal edilip bankaya iade edildiği anlaşıldığından davalı tarafın kısmi ödeme iddiasını ispatlamayamadığının kabulü gerekmiştir. Mahkemenin bu gerekçesi uyarınca asıl davanın kısmen reddedilen kısmına ilişkin davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında 6098 sayılı BK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi bulunmakta olup sözleşme hükümlerine göre iş sahibinin borcu iş bedelini ödemek (TBK'nın 479/1.md.), yüklenicinin borcu ise, eseri iş sahibinin amacına uygun, haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmektir.(TBK'nın 471/1.) Ayrıca sözleşme feshedilmediği ve ayakta olduğu sürece, sözleşme kapsamında yapılması gereken ve mahallinde yapıldığı tespit edilen sözleşme kapsamındaki işler ile fazladan yapılan imalatların sözleşmenin tarafı olan yüklenici tarafından yapıldığının karine olarak kabulü gerekmekte olup; bu konuda mahkemece yapılan bir tespit ile tespit sonrası işin başkasına yaptırıldığına dair yazılı bir belge olmadıkça işin başkasına yaptırıldığının tanık beyanları ve her zaman temini mümkün olan fatura ile ispatı mümkün değildir. (Yargıtay 15. H.D. 2014/2394 2015/1199 K ., Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi 2020/579 Esas 2021/424 Karar)
Bu itibarla asıl dava yönüyle, faturaların taraf vekillerin ticari defterlerinde de kayıtlı olması nedeniyle işin yapıldığı ve teslim edildiğinin kabulü ile tarafların ticari defterlerinde kayıtlı bakiye 792.630,56 TL alacak üzerinden takibin devamına karar verilmesi doğru olmuştur.
Ayrıca, ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumluluğunun düzenleyen TBK'nın 474. maddesi uyarınca iş sahibinin imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve açık ayıplar varsa bunu uygun bir süre içinde, gizli ayıplar yönünden ise, 477/son maddesi uyarınca da, ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Ayıbın bildirilmemesi halinde eser kabul edilmiş sayılır.
Ayıp giderim bedeline ilişkin davalarda eksik iş, açık ayıp ve gizli ayıp kavramlarına uygun ayrım yapılmak suretiyle inceleme yapılması gerekir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması gerektiği halde yapılmayan (noksan bırakılan) işleri ifade eder. Eksik işler yönünden TBK’nın 474 ve 477. maddesindeki hükümler uygulanmaz. Açık ayıp, eserde dikkatli bir inceleme sonunda görülebilen ve anlaşılabilen bozuklukları, gizli ayıp ise dikkatli bir inceleme ile ortaya çıkmayan ve sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıpları ifade eder. Yüklenicinin açık ayıplar nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için teslimden itibaren makul sürede (işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir zaman süreci içinde) eserin muayenesini yaptırıp varsa ayıplarını ihbar etmesi gerekir (TBK.md. 474). Aksi halde yüklenici ihtirâzi kayıtsız eseri kabul etmiş sayılacağından ayıba bağlı hakları yitirir (BK.md.477). Sonradan ortaya çıkan gizli ayıpların da ayıba vakıf olunur olunmaz derhal bildirilmesi gerekir. Aksi halde iş sahibi eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır ve ayıba bağlı hakları düşer. Sözleşmede garanti (teminat) süresi kararlaştırılmışsa ayıp ihbarı bu süre içinde de yapılabilir. Süresinde ayıp ihbarı yapılmışsa, açık ayıplı imalâtın bedeli eserin teslim edildiği ve ayıp ihbarının yapıldığı, gizli ayıplı imalâtın bedeli de gizli ayıbın ortaya çıktığının anlaşıldığı tarihteki rayiçlerle istenebilir. Şayet sözleşmede özel düzenlemeler varsa öncelikle sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekir.
İşin ayıplı olarak teslimi halinde iş sahibinin TBK'nın 475. maddesinde gösterilen seçimlik hakları kullanabilmesi için süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının varlığı gerekmektedir.
Somut olayda, alınan son bilirkişi raporu uyarınca ayıbın kullanım ile ortaya çıkan gizli ayıp olduğu, davalı iş sahibinin cevap dilekçesinde ayıba ilişkin tutanaklar tuttuklarını belirttiği, tutanakların 15.07.2021, 26.08.2021, 07.09.2021 tarihli olduğu, icra takibinin 01.11.2021 tarihinde yapıldığı ve asıl dosyaya ilişkin takibe itirazında iş sahibinin ayıp iddiasında bulunmadığı ve iş bu dosyaya konu cevap dilekçesi ile ayıp savunmasında bulunduğu anlaşılmakla, davalı-birleşen dosya davacısı iş sahibi tarafından ayıp ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin ihbar edildiği ispat olunamadığından ayıp giderim bedeline ilişkin birleşen dosya talebinin reddi doğru olmuştur.
Ancak, mahkemece birleşen davanın reddine karar verilmişse de davacı- birleşen dosya davalısı yüklenici lehine, birleşen dava tazminat istemine ilişkin olduğundan, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/4. maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalı olmuştur.
Açıklanan sebeplerle davalı birleşen dosya davacısı ....... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine, davacı birleşen dosya davalısı ....... Şirketi vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine, birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 uyarınca birleşen davanın kaldırılarak birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Davalı birleşen dosya davacısı ....... Şirketi vekilinin davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1.maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davacı birleşen dosya davalısı ....... Şirketi vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davacı birleşen dosya davalısı ....... Şirketi vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/09/2023 Tarihli, ....... Esas - ....... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
1-Birleşen davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin olarak alınan 15.513,00 TL harçtan mahsubu ile fazladan alınan 14.897,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine.
3-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından yapılan 3.120,00 TL yargılama giderinin birleşen dava davacısı ....... Şirketi'nden alınarak Hazine'ye gelir kaydına, (İlk Derece Mahkemesince harç tahsil müzekkeresi düzenlendiğinden yeniden düzenlenmesine yer olmadığına)
4- Birleşen dava davacısı ....... Şirketi tarafından İlk Derece Mahkemesi ve istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına.
5-Birleşen dosya davalısı ....... Şirketi tarafından istinaf aşamasında yapılan 738,00 TL yargılama giderinin birleşen dava davacısı ....... Şirketi'nden alınarak birleşen dosya davalısı ....... Şirketi'ne verilmesine,
6-Birleşen dosya davalısı ....... Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen dava davacısı ....... Şirketi'nden alınarak birleşen dava davalısı ....... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'ne verilmesine,
7- Davalı birleşen dosya davacısı ....... Şirketinden asıl davaya yönelik alınması gereken 54.144,59 TL'den peşin olarak alınan 13.536,15 TL'nin mahsubu ile bakiye 40.608,44 TL harcın davalı- birleşen dosya davacısı ....... Şirketi'nden tahsili ile Hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin Dairemiz kararı temyiz edilirse Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşirse İlk Derece Mahkemesince düzenlenmesine)
8-Davalı birleşen dosya davacısı ....... Şirketi'nden birleşen davaya yönelik alınması gereken 615,40 TL'den peşin olarak alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davalı birleşen dosya davacısı ....... Şirketinden tahsili ile Hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin Dairemiz kararı temyiz edilirse Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşirse İlk Derece Mahkemesince düzenlenmesine)
9-Davacı birleşen dosya davalısı ....... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden asıl davaya yönelik alınması gereken 615,40 TL'den peşin olarak alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacı birleşen dosya davalısı ....... Şirketi'nden tahsili ile Hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin Dairemiz kararı temyiz edilirse Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşirse İlk Derece Mahkemesince düzenlenmesine)
10-Davacı birleşen dosya davalısı ....... Şirketi tarafından birleşen davaya yönelik yatırılan 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde İlk Derece Mahkemesince kendisine iadesine,
11-Taraflarca asıl davaya yönelik yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
12-İstinaf aşamasında yatan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince re'sen ilgili tarafa iadesine,
13-İstinaf kararının Dairemizce taraflara tebliğ edilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/02/2025
....
Başkan
.......
¸e-imzalıdır
....
Üye
.......
¸e-imzalıdır
....
Üye
.......
¸e-imzalıdır
.......
Katip
.......
¸e-imzalıdır
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸