(5237 S. K. m. 53, 125, 129) (5271 S. K. m. 223)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinin 15/11/2018 tarih 2018/363 Esas ve 2018/665 Karar sayılı kararına yönelik olarak yapılan istinaf talebi üzerine Dairemizce yapılan yargılama sonunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İddia:
Ilgın C.Başsavcılığının 07/08/2018 tarih ve 2018/286 esas sayılı iddianamesi ile; sanık ........'nın TCK'nın 125/1-4, 125/3-a, 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle Ilgın Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Savunma ve beyanlar:
Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinde alınan savunma ve beyanlar;
Sanık ........ savunmasında: "Olay tarihinde ben müşteki olan doktor a ilaç yazdırmak için gitmiştim, müşteki bana "ben sana ilaç yazmayacağım, ben sana gelme demedim mi" dedi, ben kendisine eczane gittiğimi ilacın süresinin dolduğunu söylediklerini, bu sebeple tekrar reçete istediklerini söyledim, güvenliği çağırdı "bunları at hastaneden, bir daha bunları hastanede görmeyeceğim, hastanenin dışına at" dedi, bu sırada eşimde benim yanımdaydı, ben bu olaydan bir gün önce de doktora gitmiştim o gün de beni odasından kovmuştur, ben hastaneden çıktığım sırada iddianamede okunan şekilde bir cümle kullandım ancak bunu doktora hitaben söylemedim doktor belki duymuş olabilir sinirlendiğinden dolayı eşime doğru cümleyi kullandım suç işleme kastım yoktur" şeklinde savunma yaptığı anlaşılmıştır.
Katılan beyanında: "Ben Ilgın Devlet Hastanesinde Nöroloji uzmanı olarak görev yapmaktayım, olay tarihinde sanık uyuşturucu bağımlısı olduğundan dolayı kullandığı ilacı yazdırmak için bana geldi, ben de sistemden bakarak daha önce yazdırdığı ilacın henüz süresi dolmadığını, süresi dolmadan tekrar yazamayacağımı söyledim, kendisi ilacı almadığını söyleyerek ısrarla yazmamı istedi, bu sırada güvenlikçi olan ........ da oradaydı, ben kendisini ilacı yazamayacağımı söylememe rağmen ısrar ettiğinden dolayı güvenliğin kendisini dışarı çıkarmasını söyledim, benim odamdan çıktıktan sonra poliklinik in dış kapısında iddianamede okunan şekilde bana dönerek "anasını sinkaf ettiğimin çocuğu" şeklinde hakaret etmiştir, ben sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Tanık ........ beyanında: "Ben hastanede güvenlik görevlisi olarak görev yaparım, olay tarihinde sanık ilaç yazdırmak için hastaneye gelmişti, doktor bey ona "sana ilaç yazmam, niye geldin" dedi, sanık da Konya ya taşınacağını son bir kez kendisine ilaç yazmasını istediğini bir daha gelmeyeceğini söyledi, doktor bey "ben sana bir daha yazmayacağım, bir daha niye geldin, kesinlikle yazmıyorum, çık dışarı" diye cevap verdi, doktor bey hatırladığım kadarıyla henüz ilaç yazma süresinin dolmadığını söylemişti, sanık da eczaneye gittiğini ilaç yazma süresinin geldiğini söylemişti, doktor beyin sanığı dışarıya çıkarmamı benden istediğinden ben de sanığı oradan uzaklaştırdım, sanığın yanında eşi de vardı, polikliniğin kapısından çıktıktan sonra yüzü bana dönük doğru olacak şekilde "anasını sinkaf ettiğimin çocuğu" dediğini duydum, bu sözü bağırarak söylemiştir ancak ben kime hitaben söylediğini bilmiyorum, bu sözü söylediği sırada doktor bey de koridordaydı, sanığın ben bir hafta önce de ilaç yazdırmaya geldiğini hatırlıyorum, o zaman da doktor bey ilaç yazmamıştı ancak bir problem çıkmamıştı, sanık kendisi hastaneden ayrılmıştı." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
Tanık ........ beyanında: "Ben hastanede sekreter olarak görev yaparım, olayın üzerinden zaman geçtiği için detaylı olarak hatırlayamıyorum, hatırladığım kadarıyla sanık olay günü doktor beye ilaç yazdırmak için gelmişti, doktor bey de kendisine ilaç yazmadı ancak sanık ilaç yazdırmakta ısrarcı olduğundan dolayı doktor bey de sinirlendi, sonra güvenlik geldiğini hatırlıyorum, doktor bey güvenlikçi kişiden sanığı dışarı çıkarmasını söylemiştim sanık poliklinikten çıkarken küfürlü bir cümle kullanmıştır, bunu doktor bey duyduğundan dolayı sinirlendiğini hatırlıyorum" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜ:
"Delillerin değerlendirilmesi sonucu Mahkememizde oluşan tam bir vicdani kanaate göre, her ne kadar sanık hakkında katılana yönelik kamu görevlisine hakaret suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açılmış ise de, sanığın alınan savunmasında, ilaç yazdırmak için katılan olan doktorun odasına gittiği sırada doktor olan katılanın kendisine rencide edici ifadelerde bulunarak odasından dışarıya attığını, bu sebeple bu olaydan dolayı sinirlendiğini, hastaneden çıkarken küfürlü bir söz kullanmış olabileceğini ama bunu doktora yönelik olarak söylemediğini beyan ettiği, tanık ........’ın alınan beyanında, sanığın savunmasını doğrular şekilde katılanın, sanığı dışarıya çıkarttığını katılanın müştekinin eşinin yanında sanığı küçük düşürücü ifadelerde bulunduğunu ayrıca katılanın diğer hastalara karşı da el kol hareketi yaparak rencide ederek odasından kovduğunu beyan ettiği görülerek sanığın atılı suçu kendisini rencide edici şekilde davranan katılanın haksız fiiline istinaden tepkisel olarak işlediği anlaşıldığından TCK 129/1 ve CMK nun 223/4.d maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
Dairemizce yapılan yargılama sırasında alınan savunma ve beyanlar;
Sanık ........ savunmasında; "Olaya ilişkin önceki savunmalarımın hepsi doğrudur, benim psikolojik rahatsızlığım vardı, müşteki doktor bu nedenle bana "larika" denen sakinleştirici özelliği olan ilaç yazmıştı, kendisi beni bu ilaca bağımlı yaptı, olay tarihinden bir gün önce gittiğimde sana ilaç yazmayacağım, ilacın günü henüz dolmadı dedi, ben de eczaneye gittim, eczaneden ilaç yazılabileceğini öğrendim, onu alıp olay günü eşimle birlikte tekrar doktorun odasına gittim, doktor yine bana sert bir şekilde sana ilaç yazmayacağımı söylemedim mi sen niye geliyorsun çık dışarı diye hakaret edip bağırmaya başladı, güvenliği çağırdı, ben de bana böyle davranamazsın gerekirse seni ilgili yerlere şikayet ederim deyip tepki gösterdim, kesinlikle hakaret etmedim, beraatimi isterim" şeklinde savunma yapmıştır.
İddia Makamı Mütalaasında; "Katılan doktorun olay tarihinden bir gün önce muayeneye gelen sanığa, ilacının süresinin dolmadığından bahisle ilaç yazmaması üzerine, sanığın ertesi günü eczaneden ilacın süresinin dolduğuna ilişkin çıktıyı alarak katılanın çalıştığı polikliniğe yanında eşi ile birlikte gittiğinde, sanığı dinlemeksizin ve elindeki kayıtlara dahi bakmaksızın sanığa bağırarak ve azarlayarak "ben sana bir daha gelme demedim mi? Atın şunu dışarı bir daha hastaneye bile almayın" diyerek doktor hasta ilişkisine, insan onuruna yakışmayacak şekilde nezaketsiz, kaba ve incitici tavrı ve sözü üzerine dışarıya çıkartılan sanığın sinkaflı küfretmesi şeklinde gerçekleşen olayda; hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlendiği, olayın en sıcak hali ile yargılama sürecini yürüten ilk derece mahkemesince takdir olunan ceza verilmesine yer olmadığına dair kararda bir hukuka aykırılığın bulunmadığı kanaatine varılmakla; katılan kurum vekili ve katılanın istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi mütalaa olunur " demiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, EYLEMİN HUKUKİ NİTELENDİRİLMESİ VE DAİREMİZİN KABULÜ:
Sanığın olay tarihinde ilaç yazdırmak amacıyla Nöroloji doktoru olarak görev yapan doktorun yanına geldiği, katılanın ilacın yazılma şartlarının oluşmadığını söylemesi üzerine sanığın aleni bir ortamda katılana "anasını sinkaf ettiğimin çocuğu" şeklindeki beyanlarla katılana görevinden ötürü hakaret ettiği, olayın meydana gelmesinde katılan doktorun sanığa kaba ve incitici davranışta bulunarak sanığı dışarıya çıkartmak istemesinin haksız bir fiil kapsamında kaldığının anlaşıldığı ve bu suretle sanık tarafından katılana işlenen hakaret suçunun katılandan kaynaklanan haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi nedeniyle sanık hakkında TCK'nın 129/1 maddesinin uygulanmasının gerektiği tespit edilerek sabit olan görevli memura görevinden ötürü hakaret suçundan dolayı sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından sabit olduğu tespit edilen hakaret suçundan dolayı eylemin haksız bir fiile tepki olarak işlendiği aynı şekilde kabul edilerek ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de; olayın meydana geliş şekli, iddianameye konu hakaret sözlerinin içeriği ve katılanın konumu dikkate alındığında dairemizce sanığa verilen cezanın takdiren 1/3 oranında indirilmesi gerektiği tespit ve kabul edilerek sabit olan hakaret suçundan ötürü sanığın cezalandırılmasına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi ve ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
CMK'nun 280/1-e maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ilişkin karara istinaden, Dairemizce yapılan duruşma sonunda;
A) Ilgın Asliye Ceza Mahkemesince 15/11/2018 tarih 2018/363 Esas 2018/665 Karar sayılı kararında sanık hakkında kamu görevlisine hakaret suçundan TCK'nın 129/1 maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararının CMK'nun 280/2. Maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
B) 1-Sanık ........'nın üzerine atılı kamu görevlisine hakaret suçunu işlediği sabit olduğundan suçun işleniş biçimi göz önüne alınarak, eylemine uyan TCK'nın 125/3-a. maddesi gereğince takdiren ve tercihen 1 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Sanığın eylemini aleni ortamda işlediği anlaşılmakla verilen cezadan TCK'nın 125/4 maddesi gereğince 1/6 oranında arttırım yapılarak 1 YIL 2 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-Sanığın eylemini katılanın kendisine kötü davranması nedeniyle haksız fiile tepki olarak işlediği anlaşılmakla TCK'nın 129/1 maddesi gereğince verilen cezadan takdiren 1/3 oranında indirim yapılarak 9 AY 10 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4-Sanığın fiilden sonraki ve yargılama aşamasındaki davranışları lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek cezasının 5237 Sayılı TCK'nun 62/1. Maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın neticeten 7 AY 23 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
5-Sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının 2 yılın altında olması sanığın adli sicil kayıtları itibari ile daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum edilmemiş olması, tazmin etmesi gereken somut maddi bir zararın bulunmaması ve kişilik özellikleri itibari ile yeniden suç işlemekten çekineceği hususunda dairemizde olumlu kanaat oluştuğundan CMK'nun 231. Maddesi gereğince HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın 5560 Sayılı Yasa ile Değişik 5271 Sayılı CMK'nun 231/8. Maddesi gereğince 5 YIL SÜRE İLE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNE TABİ TUTULMASINA,
Sanığa bu süre içerisinde ayrıca bir yükümlülük yüklenmesine takdiren YER OLMADIĞINA,
Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemediği takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ORTADAN KALDIRILMASINA ve sanık hakkındaki davanın DÜŞÜRÜLMESİNE,
Sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi halinde geri bırakılan hükmün açıklanarak infaz edileceğinin sanığa ihtar edilmesine,(ihtar edildi)
6-Katılan kendisini vekille temsil ettiğinden ilk derece mahkemesince karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hükmedilen 2.180 TL vekalet ücretine ilaveten istinaf aşamasında da birden fazla duruşma yapıldığından 2019 yılı AAÜT'ye göre 2.725 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan idareye verilmesine,
7-8 adet davetiye gideri 112 TL, 3 adet posta gideri 18,30 TL olmak üzere 130,30 TL yargılama giderinin sanıktan tahsiline,
Dair, sanığın ve katılan idare vekilinin yüzlerine karşı, katılanın yokluğunda, iddia makamında C. Savcısı (………) ........'nın huzurunda mütalaya aykırı olarak, kararın yüzlerine karşı verilenler yönünden tefhim tarihinden, yokluklarında verilenler yönünden tebliğ tarihinden itibaren, 5271 sayılı Kanunun 279/1.b-son, 268/3.e maddeleri uyarınca 7 günlük süre içerisinde, Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere İTİRAZ yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle (sanık hakkında TCK'nın 129 maddesinin uygulanması yönünden oyçokluğuyla) verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03.04.2019
MUHALEFET ŞERHİ:
Katılan doktorun yapmış olduğu muayene sonucuna göre ilaç yazacağı hastanın talebiyle ilaç yazma yükümlülüğünün bulunmadığı, ilaç yazma hususunda ısrar eden sanığa karşı odasından çıkmasını istemesi yönündeki eyleminin hakaret suçuna dayanak teşkil eden haksız fiil olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından sanık hakkında TCK'nın 129 maddesinin uygulanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 03.04.2019 (¤¤)