T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/01/2023
NUMARASI: Esas Karar
DAVACI/TEMLİK ALAN:
VEKİLİ: Av.
DAVALI:
VEKİLİ: Av. TS
DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 24/01/2024
YAZIM TARİHİ: 26/01/2024
Davacı(temlik eden) tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 12/01/2023 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı (temlik eden) vekili dava dilekçesinde özetle; takip borçlusu ....'a karşı Konya .. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasından, dava dışı temlik eden şirket ....i ve Ticaret Ltd.Şti. tarafından ilamsız icra takibi yapıldığını, ödeme emrinin takip borçlusuna tebliğinden itibaren süresi içinde takip borçlusu (davalı) vekili kanalı ile borca itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, takibe konu edilen senetler ile faturaya ilişkin olarak takip borçlusu .... ile dava dışı temlik eden şirket olan ....e Ticaret Ltd.Şti. arasında protokol imzalandığını, TBK'nın 201. maddesi kapsamında borca katılma şeklinde yapılan protokol gereğince takip borçlusu ....'un, takip konusu senetler ve fatura bakiyesinden senet keşidecisi ve fatura borçlusu olan ....... Ticaret Ltd. Şti. ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek; borçlunun icra takibinde ana para borcu olan 195.000,00 TL'ye yönelik itirazının iptali ile bu miktara takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, davalının takip konusu asıl alacağının %20'sinden aşağı kalmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava sırasında dava konusu alacak davacı .... tarafından temlik alınmıştır.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özekle; takip alacaklısının.... isimli bir limited şirketi olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin de bu şirketle yapıldığını, daha sonra icra dosyasının davacı ... ...isimli şirkete devredildiğini, müvekkilinin .... San ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirketin yetkilisi olduğunu, ... ile.... İthalat arasında faturaya dayalı ticari bir ilişkinin olmadığını, ancak iki tarafında ayrı tüzel kişilikleri bulunmakta olduğunu, icra takip alacaklısı ... İthalat Şirketi kötüniyetli hareket etmiş ve müvekkilin şahsına takip başlatılmış ve ilgili faturada müvekkilinin şahsi sorumluluğunun bulunmadığının, eğer bir alacak iddiası varsa müvekkili şirkete karşı takip yapılmasının gerektiğini, bu yönüyle Konya .. İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyasının usulen hatalı olduğunu, icra dosyasına sunulan senetlerdeki ve protokoldeki imzaların hiçbirinin müvekkiline ait olmadığını, bu hususun bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını belirterek; protokol ve senetlerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığının tespitine, davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; ".....02/04/2020 tarihli protokol bilgisayar ortamında hazırlanmış olup, sorumluluk tutarı ve sözleşme tarihi el yazısı ile yazılmamıştır. Dolayısıyla bu protokol 6098 sayılı TBK'nın 603. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken aynı yasanın 583. maddesi uyarınca geçersiz olup, davalıyı sorumluluk altına sokmayacaktır. Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2018/1619 E 2020/704 K, İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi'nin 2020/906 E 2022/1004 K ve Bursa BAM 7. Hukuk Dairesi'nin 2020/17 E 2022/908 K sayılı ilamları da bu yöndedir.
Her ne kadar davacı vekili, 10/01/2023 tarihli beyan dilekçesi ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/(19)11-356 E 2022/1160 K sayılı ilamını ibraz ederek, anılan karara istinaden TBK'nın 583. maddesindeki şekle ilişkin şartları taşımayan sözleşmeye karşı geçersizlik savunmasının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun HGK tarafından benimsendiğini iddia etmiş ise de anılan HGK kararının 16. bendi dikkate alındığında direnme kararının mahkemece bozmadan önce TBK'nın 583. maddesi kapsamında değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle onanmasına karar verilmiş olup, geçersizlik savunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğuna dair bir HGK kabulü bulunmamaktadır.
Mahkememizce geçersizlik savunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı yönünden yapılan değerlendirmede ise; TBK'nın 583 maddesi protokol tarihi itibariyle yürürlükte olup, dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin dolayısıyla davacının basiretli bir tacir gibi davranıp yasaya uygun bir sözleşme yapması gerekirken bunu ihmal etmesi karşısında geçersizlik savunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığı kabul edilmiştir.
Her ne kadar davacı yemin deliline dayanmış ise de yemin delili ispatı mümkün herhangi bir vakıa/uyuşmazlık bulunmadığından davacı tarafa yemin delili hatırlatılmamıştır.
Anılan nedenlerle, protokolün geçersiz olması nedeniyle davalıyı yükümlülük altına sokmayacağı sonucuna varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Tarafların feri nitelikteki tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede, takibe itirazın haksız olduğunun kabulü mümkün olmadığından davacının, takibin kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından ise davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiştir...." gerekçesiyle davanın reddine, tarafların tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı...'ın ... . San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin tek ortağı ve müdürü olduğunu, davalı ile dava dışı temlik eden şirket olan ... ..Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti. arasında 02/04/2020 tarihli borca katılma/borç üstlenme niteliğinde sözleşme yapılmış olup davalıyı borçlandıran belgedeki imzanın davalı ....'a ait olduğunun bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, bilirkişi raporu ile faturaların dava dışı temlik eden alacaklı şirket defterlerinde de kayıtlı olduğunu, kambiyo senetlerinin ticari defterlere işlenmesini zorunlu kılan bir yasal düzenleme bulunmadığı gibi takip tarihi itibariyle dava dışı şirketin ... Ltd.Şti.'ne 4.104.960,29-TL borçlu bulunduğunun bizzat ... . San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin defter ve kayıtları ile ispat edildiğini, mahkemece her ne kadar davalının imzasının kefalet niteliğinde olduğu, kefaletin de şekil şartlarına uygun olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; bu değerlendirmenin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/09/2022 tarih ve 2020/(19)11-356 Esas 2022/1160 Karar sayılı ilamı nedeniyle doğru olmadığını, davalının imza koyduğu sözleşmenin "borca katılma sözleşmesi" olduğunu, bu sözleşmede şekil şartı aranmayacağını, mahkeme hukuki vasıflandırmayı yanlış yapmış olup, sözleşmenin kefalet sözleşmesi değil borca katılma sözleşmesi olduğunu, imzanın davalıya ait olduğunu, davalının bu borçtan sorumlu olduğunu, ticari defter ve belgelere göre borcun varlığı ispat edilmiş olmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Ankara BAM 22.Hukuk Dairesi'nin 25/12/2017 tarih ... Esas ....Karar sayılı ilamı ve bu kararı onayan Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 01/06/2020 tarih .. Esas ... Karar sayılı ilamında ".....Borca katılmanın düzenlendiği TBK’nun 201. maddesine göre, borca katılma, mevcut bir borca, borçlunun yanında yer almak üzere, borca katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın borçlu ile birlikte sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin akdedilmesiyle birlikte borca katılan ve borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olurlar. Hükümden anlaşıldığı üzere, borca katılmada, borca katılanın, alacaklıya karşı borçlunun yanında yer alması ve böylece alacaklının alacağı için iki müteselsil borçlunun bulunması söz konusu olmaktadır.
Borca katılma ağırlıklı olarak teminat amacıyla yapılmakla birlikte, istisnai olarak iç ilişkide bir yükümlülüğün üstlenilmesi amacıyla yapılabilmesi de mümkündür. Her iki durumda da borca katılmayla birlikte, katılan, borçlunun alacaklıya karşı olan borcunu, onunla beraber üstelenerek, bu borca eklenen kişisel ve bağımsız bir sorumluluk altına girer.
Davacı, teminat amaçlı borca katılmaktadır. Borca katılan, borcu, teminat amacıyla, ilk borçlu ile birlikte müteselsil olarak üstlenmektedir.
Belirtmek gerekir ki, bu halde bir borçlu değişikliği söz konusu olmayıp, bilakis alacaklı karşısında ilk borçlu yanında müteselsil borçlu konumunda ek bir borçlu daha bulunmaktadır. Böylece teminat amacıyla borca katılma neticesinde, alacaklıya karşı bir şahsi teminat sağlanmakta ve onun hukuki durumu güçlendirilmektedir.
Borca katılmanın temel şartı, borca katılmanın gerçekleştiği anda hukuken geçerli bir borcun varlığıdır. İlk borcun mevcut ve geçerli olmaması halinde borca katılan için de herhangi borç doğmaz. Borca katılma sözleşmesinin geçerliliği kanununda herhangi bir şekil şartına bağlanmamıştır. TBK’nun 603. maddesinden hareketle, kefalet sözleşmesi hakkında öngörülen şekil kurallarının borca katılma sözleşmelerinin kefalet sözleşmesi hakkında öngörülen şekil kurallarına tabidir.
Ancak belirtmek gerekir ki, borca katılma her ne kadar kuruluş bakımından fer’i nitelik taşıyor ise de, katılma gerçekleştikten sonraki aşamada bağımsızlık söz konusudur. Şu halde, borca katılma yoluyla ortaya çıkan borcun ilk borca bağımlılığı yalnızca katılma anıyla sınırlı olduğundan, borca katılma fer’i nitelikte bir borç doğurmaz. Borca katılmanın düzenlendiği TBK’nun 201. maddesinde borca katılma sözleşmesi hakkında herhangi bir şekil şartı öngörülmemiştir. Özellikle kefalet sözleşmesine ilişkin şekil kurallarının uygulama alanını genişleten TBK’nun 603. maddesi bağlamında borca katılmanın kefaletin tabi olduğu şekil kurallarına tabidir.
TBK’nun 603. maddesine göre, “Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır.” Kanun koyucu, kefalet sözleşmesini sıkı geçerlilik kurallarına bağladıktan sonra, kişilerin başka bir şahsi teminat yoluna başvurarak kefaletin bu geçerlilik kurallarından kurtulmasının önüne geçmek için, 603. maddede ile kefalet sözleşmesi hakkında öngörülen geçerlilik şartlarının, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine yönelik başka ad altında yapılan sözleşmelere de uygulanacağını hüküm altına almıştır.
TBK’nun 603. maddesinin uygulanması gereğince; Borca katılmanın ilk borçlu ile borca katılan arasında müteselsil borçluluk ilişkisi meydana getirdiğinden hareketle ve müteselsil sorumluluğun kefilin fer’i sorumluluğundan daha ağır bir sorumluluk doğurduğundan, kefalet sözleşmesine ilişkin şekil kurallarının, gerçek kişilerce teminat amacıyla yapılan borca katılma sözleşmeleri bakımından da uygulanması gerekmektedir.
Buna karşılık borca katılma teminat amacıyla yapılmadığı hallerde herhangi bir şekil şartına tabi olmayacaktır. TBK’nun 201/I. maddesinde borca katılma sözleşmesinin, alacaklı ile borca katılan arasında yapılacağı öngörülmüş ise de, Borçlar Hukuku’nda hâkim olan nisbilik ilkesi gereği, ilk borçlunun, alacaklı ile borca katılan arasında yapılan sözleşmeye rıza vermesi gerektiğini kabul etmek yerinde olacaktır...." hususunun belirtildiği,
6098 sayılı TBK'nun 583 maddesinde "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz...." hükmünün yer aldığı, 02/04/2020 tarihli protokolün bilgisayar ortamında hazırlanmış olup, sorumluluk tutarı ve sözleşme tarihi el yazısı ile yazılmadığı, dolayısıyla bu protokolün 6098 sayılı TBK'nın 603. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken aynı yasanın 583. maddesi uyarınca geçersiz olduğu, davalının şekil noksanlığını sonradan ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemeyeceği (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 11/09/2023 tarih 2022/1461 Esas 2023/4810 Karar ve Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 08/06/2020 tarih 2018/2868 Esas 2020/869 Karar sayılı ilamları), bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/01/2024 tarihinde oy çokluğuyla HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
(Muhalif)
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
MUHALEFET ŞERHİ: Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sayın çoğunluğun borca katılmayla ilgili tüm açıklama ve şekil şartlarına yönelik görüşlerine aynen katılıyorum.
Ancak, borca katılmaya dayanak gösterilen 02/04/2020 tarihli protokol başlıklı belge incelendiğinde; borca katılan davalının, borçlu şirketin sahibi ve tek yetkilisi olduğu nazara alındığında; davalının şekil şartlarına yönelik savunmasının TMK'nın 2. maddesinde belirtilen bir hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu nedeniyle şekil şartlarının noksan olup olmadığına bakılmaksızın davalının borca katıldığının kabulü gerektiği kanaatinde olduğumdan;
Sayın çoğunluğun, davalının şekil noksanlığına yönelik savunmasına itibar edilmesine ilişkin görüşüne katılmıyorum.
Başkan.
e-imzalıdır