T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/11/2023
NUMARASI: Esas Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI: ......... -
VEKİLİ: Av. S
DAVALI: 1-........... - (
VEKİLİ: Av.
DİĞER DAVALILAR: 2-...... -
: 3-.......... -
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 19/09/2024
YAZIM TARİHİ: 20/09/2024
Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya.. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 27/11/2023 tarihinde tesis edilen karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile satıcı ...... arasında bir hayvan alım satım işi olması nedeniyle senet düzenlediklerini, sözleşmede belirtildiği gibi senedin teminat olarak verildiğini, nitekim sözleşmenin karşılıklı edimleri içerdiğini ancak satıcının edimini yerine getirmediğini, senedin üçüncü kişilere devrinin de yasaklandığını, müvekkilinin dolandırıldığını fark ederek Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'na ... soruşturma sayılı dosyası ile şikayetçi olduğunu, senet hamili görünen ..........'ın senedin gerçek hamili olmadığını, senedin boş olarak doldurulduğunu ve ..........'a satıcı .........'a teslim etmek üzere yediemin olarak verildiğini, senedin bedelsiz olmasının yanında sözleşmeye aykırı olarak düzenlendiğini, senedin daha sonra şu anki alacaklı görünen şahsa da ciro yoluyla devredildiğini, alacaklı görünen şahsın Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ihtiyati haciz kararı verilmesini istediğini ve başvurduğunu, mahkemenin ihtiyati haciz kararı verdiğini, bu karar sonrası Konya .. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin taşınmazları ve banka hesapları üzerine haciz konduğunu, takibe konu senedin müvekkilinin dolandırılması suretiyle ele geçirildiğini ve bu nedenle bedelsiz olması göz önüne alınarak ihtiyati hacze itiraz edildiğini, aralarında yapmış oldukları sözleşmeye göre malların satıcılar tarafından en geç 24/09/2018 tarihnde mesai bitimine kadar teslim edilmesi gerektiğini, edilmez ise verilen senet ve atılan imzaların da şartsız olarak hükümsüz kalacağının belirtildiğini, karşılıklı edime bağlanmış olan bir sözleşmede satıcılar edimlerini yerine getirmemiş olup, edimin yerine getirilmemiş olması nedeniyle ve sözleşmede açıkça belirtildiği üzere senedin bedelsiz kaldığını, ayrıca devir yasağı olmasına rağmen devredildiğini, davalının iyi niyetli olmadığını, müvekkilinin de borcunun bulunmadığını, bu nedenlerle müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespit edilmesine, davalı ...........'ın asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ........... vekili cevap dilekçesinde özetle: dava açıldıktan sonra arabuluculuğa başvurulduğunu, dolayısıyla usulden reddedilmesi gerektiğini, davacı taraf, müvekkilinin yetkili hamil olduğu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile müvekkilinin kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi için işbu davayı açtığını, davacının işbu davası hukuka aykırı olup reddinin gerektiğini, davacı tarafın takibe konu senedin teminat senedi olduğuna yönelik itirazlarının hiçbir gerçekliği bulunmadığını, zira senet üzerinde "teminattır" ibaresi bulunmadığını ve müvekkilinin bu senedin teminat senedi olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı taraf bu itirazını müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini, müvekkilinin iyiniyetli 3. Şahıs olup keşideci-borçlu ile ciranta arasındaki uyuşmazlıktan haberdar olma imkanının bulunmadığını, yine davacı keşideci, davalı lehtara karşı ileri sürdüğü iddialarını iyiniyetli 3. Kişi olan müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini, kanunun açık hükmü ve Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğu yasal karine olup, davacı-borçlunun müvekkilinin teminat senedi olduğu iddia edilen bononun bile bile kendisinin zararına hareketle iktisap ettiğini kanıtlaması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 24/06/2020 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; ".....davacı tarafça dava açarken arabuluculuk kurumuna başvurulmadan açıldığı anlaşılmış, diğer taraftan dava açıldıktan sonra arabuluculuk başvurusu yapılmış ve avukat onaylı arabuluculuk son sureti ibraz edilmiş ise de; arabuluculuk dava şartı tamamlanamayan dava şartı olduğu da dikkate alındığında "6102 sayılı Türk Ticaret kanunun'na eklenen 5/A maddesi uyarınca 1.1.2019 tarihi itibarıyla Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir" şartı sağlanamadığı anlaşılmakla, davanın HMK'nun 115. Ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilerek vicdani kanaat ile aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN 14/12/2022 TARİHLİ, .... ESAS, .... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 24/06/2020 tarihli kararına karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 14/12/2022 Tarihli, .... Esas, ....Karar sayılı kararı ile; "Dava; menfi tespit talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.05.2021 tarih, 2020/6050 E- 2021/4519 K, 13.04.2021 tarih, 2020/6032 E-2021/3614 K, 20.04.2021 tarih, 2020/6031 E-2021/3835 K. saylı ilamlarında da belirtildiği üzere, 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Madde metni herhangi bir tereddüde ve yanlış anlamaya yer vermeyecek şekilde açık yazılmıştır. TTK'ya bu maddenin eklenmesini sağlayan 7155 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin bu konuyla ilgili kısmı ve madde için özel olarak yazılan gerekçe de bu açık anlamı desteklemektedir. Hal böyle iken, menfi tespit davalarının ticari bir dava olduğu için TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce arabulucuya başvurmaya zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da yasa koyucunun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak işin esasının incelenmesi gerekirken mahkemece anılan husus nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından davacının istinaf talebinin kabulü ile; HMK'nın 353/1.a.4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının taraflar arasındaki ihtilaf ile ilgili esasa ilişkin delillerin toplanması ve değerlendirilmesi sonucunda karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesi" şeklinde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 27/11/2023 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Müvekkili ile satıcı ...... arasında bir hayvan alım satım işi olması nedeniyle senet düzenlediklerini, sözleşmede belirtildiği gibi senedin teminat olarak verildiğini, nitekim sözleşmenin karşılıklı edimleri içerdiğini ancak satıcının edimini yerine getirmediğini, senedin üçüncü kişilere devrinin de yasaklandığını, müvekkilinin dolandırıldığını fark ederek Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'na .... soruşturma sayılı dosyası ile şikayetçi olduğunu, senet hamili görünen ..........'ın senedin gerçek hamili olmadığını, senedin boş olarak doldurulduğunu ve ..........'a satıcı .........'a teslim etmek üzere yediemin olarak verildiğini, senedin bedelsiz olmasının yanında sözleşmeye aykırı olarak düzenlendiğini, senedin daha sonra şu anki alacaklı görünen şahsa da ciro yoluyla devredildiğini, alacaklı görünen şahsın Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ihtiyati haciz kararı verilmesini istediğini ve başvurduğunu, mahkemenin ihtiyati haciz kararı verdiğini, bu karar sonrası Konya .. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin taşınmazları ve banka hesapları üzerine haciz konduğunu, takibe konu senedin müvekkilinin dolandırılması suretiyle ele geçirildiğini ve bu nedenle bedelsiz olması göz önüne alınarak ihtiyati hacze itiraz edildiğini, aralarında yapmış oldukları sözleşmeye göre malların satıcılar tarafından en geç 24/09/2018 tarihnde mesai bitimine kadar teslim edilmesi gerektiğini, edilmez ise verilen senet ve atılan imzaların da şartsız olarak hükümsüz kalacağının belirtildiğini, karşılıklı edime bağlanmış olan bir sözleşmede satıcılar edimlerini yerine getirmemiş olup, edimin yerine getirilmemiş olması nedeniyle ve sözleşmede açıkça belirtildiği üzere senedin bedelsiz kaldığını, ayrıca devir yasağı olmasına rağmen devredildiğini, davalının iyi niyetli olmadığını, müvekkilinin de borcunun bulunmadığını, bu nedenlerle müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespit edilmesine ve yapılan yargılama giderleri ile ücreti vekaletin de davalı yana hükmedilmesini talep ve dava ettiği,
Davacı vekilinin 08/11/2023 tarihli beyan dilekçesi ile; Dava dilekçemiz ekinde bulunan Mal Alım Satım Sözleşmesi içeriğinde yazdığı üzere Müvekkilimiz ile satıcı ...... arasında bir hayvan alım satım işi olması nedeni ile söz konusu senet düzenlenerek verildiğini, sözleşmeden anlaşılacağı üzere de senet teminat olarak verilmiştir. Nitekim sözleşme karşılıklı edimleri içermekte olup satıcı edimini yerine getirmediği, ayrıca senedin üçüncü kişilere devri de yasaklandığını, söz konusu sözleşme bu hususta yazılı belge olduğunu, ödeme yönünden takipten önce tarafımızca söz konusu senede istinaden yapılmış bir ödeme bulunmadığı, zira senet bir sözleşmeye bağlıdır ve sözleşme karşılıklı edimler içermediği, karşı taraf kendisine yüklenen 24/09/2018 tarihine kadar teslim etmesi gereken canlı malları teslim etmemiştir. Bu nedenle senet sözleşme içeriğine göre geçersiz ve karşılıksız hale geldiği, yine sözleşme içeriğinde senedin devir yasağı olmasına karşın senet ciro edilmek sureti ile devredildiğini beyan etmiştir.
Somut olayımızda, davacı yan teminat senedi olduğunu yazılı delil ile ispat edememiştir. (Yargıtay19. Hukuk Dairesi'nin 02/10/2007 tarih. 2007/5937 E, 8496 K. Sayılı ilamı özü: Davacı senetlerin teminat amacıyla verildiği yolundaki iddiasını yazılı delil ile kanıtlaması gerekir, başka bir ifade ile ispat külfeti davacıdadır.) ödeme olmadığı da davacı yan beyanlarından anlaşılmıştır.
İbraz edilen sözleşme de teminat senedi olduğuna ilişkin bilgi - şart yoktur.
TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır."
Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu,
Tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, kovuşturmaya yer olmadığı kararı, dava dilekçesindeki 1 ve 7 nolu bendindeki beyan ve iddialar, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacının, davalılar aleyhine açtığı menfi tespit davasının ayrı ayrı reddine dair Mahkememizce oluşan vicdani kanaatle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davacının, davalılar aleyhine açtığı menfi tespit davasının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın TC Anayasası md 141 ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.'' kısmına aykırı olduğunu, zira mahkeme tarafından senedin teminat senedi olduğunun yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, sözleşme içerisinde teminat ibaresinin yazılı olmadığı yönündeki tespitin gerekçe olarak kabulünün mümkün olmadığının kesin olduğunu, sözleşme içeriğinde söz konusu senedin karşılıklı edimlere bağlı olduğu ve davalı ......'ın edimini yerine getirmediği ve ..........'ın senedin hamili olamayacağının açık olduğunu, yine sözleşme içerisinde senedin ciro edilemeyeceği hükmünün bulunmasına karşın davalı ........... tarafından da kabul edildiği üzere senedin ciro edildiğinin kesin olduğunu, şu halde ispat külfetinin davalılarda olduğunu, davalıların neden alacaklı olduklarını ispat etmeleri gerektiğini, verilen kararın gerekçesiz olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosya kapsamına göre keşidecilerinin dava dışı ............ , ............, aval vereninin davacı ........., lehtar ve cirantasının davalı .........., diğer cirantasının ...... olan 20/09/2018 keşide ,30/11/2018 vade tarihli 220.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak davalı ........... tarafından Konya ..İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile toplam 233.613,46 TL alacak için borçlular ............, ............, ........., .......... ve ...... aleyhine kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatıldığı görülmüştür.
Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan 21/09/2018 tarihli ''Mal Alım Satım Sözleşmesidir'' başlıklı sözleşme suretine göre; satıcı konumundaki davalılar ...... ve .......... ile alıcı konumundaki dava dışı ............ ve ...........arasında canlı hayvan alım satımına ilişkin bir sözleşme yapıldığı, sözleşme başlığında davacı .........'in şahit ve kefil olarak yer aldığı, sözleşme metninde, alım satım karşılığında 30/11/2018 vadeli 220.000,00 TL bedelli senedin tanzim edildiği, alınan mal satıcılar tarafından en geç 24/09/2018 tarihinde mesai bitimine kadar alıcılardan .........'e teslim edilmez ise verilen senedin hükümsüz olacağı, senet 3.şahıslara verilse dahi geçersiz olacağı, 30/11/2018 vadeli 220.000,00 TL bedelli senedin satıcılardan ...... adına düzenlendiği ve satıcılardan ..........'ın senedi teslim aldığı hususlarının yazılı olduğu, sözleşme altında davalılardan ...... ve ..........'ın imzalarının bulunduğu görülmüştür.
Davalılar ...... ve .......... davaya cevap vermemişler duruşmalara da katılmamışlardır. Bu sebeple davacı tarafından sunulan sözleşmedeki imzaların davalılar ...... ve ..........'ın eli ürünü olup olmadığının tespiti amacıyla bu davalılara sözleşmenin bir sureti eklenerek sözleşmedeki imzalarını kabul edip etmedikleri, duruşmaya gelmezler veya bu konuda beyanda bulunmazlar ise sözleşmedeki imzalarını kabul etmiş sayılacakları konusunda ihtaratlı isticvap davetiyesi çıkarılarak bu davalıların isticvap edilmesi, imzalarını kabul etmezler ise davacı taraftan sözleşme aslını ibraz etmesi istendikten ve davalılar ...... ve ..........'ın imzalarının bulunduğu belge asılları getirtildikten ve tatbik imzaları alındıktan sonra sözleşmedeki imzaların davalılar ...... ve ..........'a eli ürünü olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu alınması gerekmektedir.
Bu işlemlerden sonra davalılar ...... ve ..........'ın duruşmaya gelmedikleri veya beyanda bulunmadıkları için sözleşmedeki imzaların bu davalılara ait olduğunun kabul edilmesi ya da bilirkişi incelemesi sonucu
sözleşmedeki imzaların davalılar ...... ve ..........'ın eli ürünü olduğunun anlaşılması halinde dava konusu bononun canlı hayvan alım satımı nedeniyle satış bedeli olarak avans mahiyetinde davalılar ...... ve ..........'a verildiğini kabul etmek gerekir. Yine sözleşme metninde davacı .........'in adı da alıcı olarak yer aldığı için davacıyı da alıcı olarak kabul etmek gerekir. Sözleşmeye göre dava konusu bono verildiği anda mal teslimi yapılmamış olup en geç 24/09/2018 tarihine kadar mal teslimi davalılar ...... ve .......... tarafından yapılacaktır.Bu sebeple malı teslim ettiklerini davalılar ...... ve .......... ispat edecektir. Aksi halde dava konusu bono bu davalılar yönünden bedelsiz kalacaktır.
Davalı ........... yönünden ise bu davalı sözleşme tarafı olmayıp, dava konusu bonoya ciro yoluyla hamil olmuştur. Bono üzerinde bononun sözleşmeye istinaden avans ya da teminat olarak verildiği yazılı değildir. Bonolarda da uygulanması gereken TTK’nın 687. maddesinin birinci fıkrası (6762 sayılı TTK’nın 599. maddesinin birinci fıkrası), “Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun…” düzenlemesini içermektedir. Bu hükme göre şahsî def’îlerin kural olarak hamile karşı ileri sürülmesi söz konusu değildir. Ancak hamil poliçeyi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket ederse, bu durumda şahsî def’îler hamile karşı da ileri sürülebilecektir.Bu durumda davacı, davalı ...........'ın dava konusu bonoyu iktisap ederken kötüniyetli olarak bile bile zararına hareket ettiğini ispat etmelidir. Bu husus tanık dahil her türlü delille ispat edilebilecektir.
Bu sebeplerle yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/11/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/09/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır