T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/11/2023
NUMARASI: Esas - Karar
DAVACI: ...
VEKİLLERİ: Av.
Av.
Av.
İSTİNAF EDEN
DAVALILAR: 1-... - (T.C Kimlik No: ...)
2-
3-... - (T.C Kimlik No: ...)
VEKİLİ: Av. ... -
DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 08/07/2024
YAZIM TARİHİ: 12/07/2024
Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 22/11/2023 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı davalıların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirketin borçlu, diğer davalıların da müşterek ve müteselsil kefil oldukları 23/05/2019 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığını, sözü geçen sözleşmeye istinaden çeşitli ticari kredi hesaplarının açıldığını ve çeşitli kredilerin kullandırıldığını, borçlularca verilen taahhütname hükümlerinin yerine getirilmemesi üzerine açılan hesapların kapatılarak Beyoğlu ... Noterliği aracılığıyla 22/07/2022 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini, ihtarname ile ödenmeyen toplam 782.716,19 TL nakit alacağın ödenmesinin istenildiğini, ihtara rağmen ödeme yapmayan davalıların temerrüde düştüklerini, bunun üzerine alacaklarının tahsili için Konya .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe davalılarca itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinin de sonuçsuz kaldığını, davalı kredi borçlusu olan şirketin kullandığı kredilere müşterek ve müteselsil kefil olan diğer davalıların her birinin borcun 1.000.000,00 TL sinden sorumlu olduklarını, hesapların kat edildiği tarihler itibari ile müvekkilinin alacağının 782.716,19 TL olduğunu, müvekkili bankanın defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde alacaklarının varlığının tespit olunacağını, ayrıca davalı borçluların söz konusu sözleşmeye atmış oldukları imzalara ilişkin herhangi bir itirazları bulunmadığından bu konunun tartışmadan vareste olduğunu, davalıların faiz oranına itirazlarının da yerinde olmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak üzere davalıların haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptali ile %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; itirazın iptali davalarında dava konusunun genişletilemeyeceğini, huzurdaki davanın teknik bir dava olup, yargılamanın konusunun yalnızca takibe dayanak borç ve dayanak belge ile sınırlı olduğunu, davalının imzası bulunmayan ve bağlantı kurulmayan eski tarihli genel kredi sözleşmesi ile kullandırılan kredi ve teminat mektubundan sorumlu tutulamayacağının açık olduğunu, davacı banka ile davalı şirket arasında bir kısım ticari kredi ve iş ilişkisi olduğunun açık olduğunu, ancak söz konusu kredilerin uzatmalarında davalılar ... ve ...' ın müteselsil kefil ya da bu yönde herhangi bir kayıtla imzası yada onayının bulunmadığını, yenilenen banka teminat mektuplarının ve ek kredi sözleşmeleri ya da uzatılan kredi sözleşmelerinin davalıların şirket ortaklığından çıkmasından sonraki dönemlere ilişkin olduğunu, davalılarca kefil olunulan ve imzalarının bulunduğu kredi, teminat mektubu vb olarak kullanılan tüm kredilerin ödenerek kapatıldığını, gerçek kişi olan davalıların icra takip tarihindeki banka teminat mektubu ve borçlardan herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını, bu nedenle yapılan icra takibinin tarafları yönünden yasal dayanaktan yoksun olup reddinin gerektiğini, emsal Yargıtay uygulamalarının da bu yönde olduğunu, birden fazla kredi sözleşmesinin bulunduğu hallerde her kefilin sorumluluğunun ayrı ayrı esas alınması gerektiğini, sözleşmeye aykırı olarak uzatılan teminat mektubuna izin ve onayı bulunmayan müteselsil kefilin sorumluluğunun da düşünülemeyeceğini, müvekkillerinin hiçbir bilgisinin, şahsi kefaletinin olmadığı, kefil olduğu önceki kredilerden sonra imzalanan başka sözleşmelerden kaynaklanan borçlarının haksız ve kötü niyetli olarak tahsil edilmeye çalışıldığını, bu nedenle davacı bankanın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini savunarak davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Davalılar vekilince takibin dayanağı olan 23/05/2019 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesindeki kefil imzalarına itiraz edildiğinden; bu sözleşmenin aslının ibrazı sağlanarak, davalı gerçek kişi borçluların bu hususta beyanlarının ve imza örneklerinin temini için Ilgın Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin 13/03/2023 tarihli talimat duruşmasında davalı ... ve ... tarafından sözleşmedeki imzaların kendilerine ait olduğunu beyan ettikleri anlaşılmıştır.
******************
Mahkememizce toplanan deliller ve özellikle bankacı bilirkişinin rapor ve ek raporuna göre; davacı banka ile davalı şirket arasında 22/05/2019 tarihli 1.000.000,00 TL limitli bir adet Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, yapılan sözleşmeye diğer davalıların müteselsil kefil olarak yer aldığı, davalı gerçek kişilerin davalı şirketin ortakları olduğu, bu sebeple TBK 584/3. maddesi gereğince eş rızasına gerek bulunmadığı, kefalet sözleşmesinin TBK 584 ve 586. maddelerine uygun olarak düzenlendiği, banka tarafından gönderilen ihtarname ile tüm davalıların 30/07/2022 tarihinde temerrüde düştüğü, talepte bağlılık ilkesi de nazara alınarak davacı bankanın takip tarihi itibariyle 768.917,90 TL asıl alacak, 40.816,73 TL işlemiş temerrüt faizi, 2.040,84 TL BSMV, 3.762,02 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 815.537,49 TL alacağının olduğu anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabulüne ve kabul edilen alacaklar üzerinden %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatının da davalılardan tahsiline..." gerekçesiyle;
1-Davacının davasının icra takibindeki talebi de nazara alınarak kısmen kabulü ile; Davalı Borçluların Konya .. İcra Müdürlüğünün ...Takip dosyasına yaptığı itirazlarının kısmen iptali ile takibin tüm davalılar yönünden;
768.917,90 TL asıl alacak, 40.816,73 TL işlemiş temerrüt faizi, 2.040,84 TL faizin %5 BSMV' si ve 3.762,02 TL ihtarname masraf olmak üzere TOPLAM 815.537,49 TL üzerinden takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık %63,70 oranında faiz ve faizin %5 BSMV' si ile devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlar nazara alınmadan, ek rapor ya da yeni bir rapor alınmadan karar verildiğini, eksik araştırma yapıldığını, bilirkişi raporunun ve içeriğinin hükme esas alınabilecek mahiyette ve denetime elverişli olmadığını, kredi ve uzatmalardaki ... ve ...'ın imza ve onayları bulunmadığını, bilirkişinin de raporun sonuç bölümünün birinci bendinde bu iddialarını doğruladığını, bu yönüyle bu müvekkillerin imzasının bulunmadığı için herhangi bir sorumluluklarının da bulunmadığını, müvekkillerinin korkuyla kendi kendilerine yanlış bir beyanda bulunduklarını, uygulanan %63,70 oranındaki temerrüt faizinin çok yüksek olduğunu, özellikle takip öncesine bu faizin işletilmesinin mümkün olmayıp söz konusu bu fahiş faiz oranına açıkça itiraz ettiklerini ve kabul etmediklerini, bu yönüyle uygulanması gereken yasal faiz oranının bilirkişi tarafından tekraren gözden geçirilmesi ve hesaplanması gerektiğini, her bir davalı yönünden sorumlulukların tespit edilerek birselleştirme yapılmak suretiyle rapor düzenlenmesi ve hükmün de buna uygun olarak kurulması gerekirken bu hususların yerine getirilmeden dosyanın karara çıkarıldığını, bankanın takibe geçmeden önce hesap kat ihtarını tebliğ etmeden, hem öncesine faiz isteyemeyeceği gibi hem de usulen bir takip açmasının da mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; itirazın iptali talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, mahkemece hükme esas alınan ve dairemizce de usul ve yasaya uygun görülen bilirkişi raporunda temerrüt tarihinin, alacak kalemlerinin ve alacak kalemlerine uygulanan faiz oranlarının sözleşme hükümlerine uygun olarak belirlendiği, davalılar ... ve ... takip dayanağı sözleşmedeki imzaların kendilerine ait olmadığını ileri sürmüş ise de Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ....Talimat sayılı dosyasının 13/03/2023 tarihli duruşmasında sözleşme altındaki imzaların kendilerine ait olduğunu beyan ettikleri, taliat mahkemesince davalıların imzalarının alınmaması Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 154 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının "ç" bendine aykırı olmuşsa da davalıların ilk derece mahkemesinde beyanlarını inkar etmedikleri, istinaf dilekçesinde de beyanların davalılara ait olduğunun kabul edildiği, ancak suç olacağı düşüncesiyle yanlış beyanda bulunduklarının ileri sürüldüğü, davalılar ... ve ... sözleşmedeki imzaların kendilerine ait olduğunu kabul ettiklerinden mahkemece anılan davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, buna göre davalı tarafça ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın kısmen kabulüne ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalıların istinaf sebeplerinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalıların istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gereken 55.709,37 TL harçtan peşin alınan 13.927,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 41.782,02 TL karar ve ilam harcının davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4- İstinaf başvurusunda bulunan davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,
6-Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 08/07/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır