T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/12/2022
NUMARASI: Esas - Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI:
VEKİLİ: Av.
DAVALILAR: 1-
2-
3-
VEKİLİ: Av.
DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 18/12/2023
YAZIM TARİHİ: 19/12/2023
Taraflar arasında görülen davada Konya. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .. Esas - .. Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı şirket arasında akdedilen kredi genel sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını, diğer davalıların söz konusu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kefillerin borcun tamamından asıl borçlu gibi sorumlu olduklarını, sözleşme yükümlülüklerinin yerine gelmemesi üzerine Konya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazları üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek, davalıların itirazlarının iptali ile takip tarihi itibari ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 801.636,54 TL üzerinden devamına, davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili, başlatılan takibin, gönderilen ödeme emri, ödeme emrindeki asıl borç, faiz ve fer'ileri haksız, faiz oranının afaki olduğunu, müvekkillerinin borcunun bulunmadığını, bulunsa dahi tüm borçlardan müteselsil sorumlu olmayacaklarını, yapılan yargılama neticesinde borçların tespitinin gerektiğini, davacının bu durumu ispatlayamayacağını, kat ihtarlarının müvekkillerine tebliğ edilmediğini savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Mahkememizce yapılan yargılama ve değerlendirmede; davacı banka vekilince davalılar aleyhinde açılan bu davada; davalı borçluların Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazların iptali, takibin devamı ve %20 tazminat talep edilmiş olup; dosyada toplanan deliller, bankacı bilirkişisinin 23/11/2022 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre: davacı banka ile davalı şirket arasında 10/06/2015 ve 07/06/2017 tarihli genel kredi sözleşmeleri düzenlediği, davalı gerçek şahısların da bu sözleşmeleri müteselsil ve müşterek borçlu olarak imzaladıkları, davalı tarafça sözleşmelerin geçersizliğine ilişkin herhangi bir itiraz ve savunma yapılmadığı, davalılar ... ve ...'ün celbedilen ticaret sicil kayıtlarına göre asıl borçlu/davalı şirketin ortak ve yetkilileri olmasından dolayı TBK 584/3. maddesi gereğince kefalet için eş rızası aranmadığı ve bu nedenle kefalet sözleşmelerinin hukuken geçerli olduğu, bankacı bilirkişisinin hesap ve raporuna göre davacı bankanın takip tarihi itibariyle davalılardan 706.996,60 TL asıl alacak, 71.151,09 TL işlemiş akdi faiz, 11.622,20 TL işlemiş temerrüt faizi ve 3.173,65 TL faizin %5 BSMV si olmak üzere toplam 792.943,54 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından davacının davasının kısmen kabulüne, davacı tarafça talep edilen ihtarname masrafına ilişkin delil ve belge sunulmadığından bu talebinin ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddine ve hükmedilen toplam alacağın 792.943,54 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 158.588,70 TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, reddedilen kısım yönünden takip haksız olmakla birlikte takibin kötü niyetli takip yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın şartları bulunmayan tazminat talebinin ise reddine.." gerekçesiyle, davacının davasının icra takibindeki talep miktarı da nazara alınarak kısmen kabulü ile, davalı borçluların Konya .. İcra Müdürlüğü'nün .. Esas sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibin 706.996,60 TL asıl alacak, 71.151,09 TL işlemiş akdi faiz, 11.622,20 TL işlemiş temerrüt faizi ve 3.173,65 TL faizin %5 BSMV' si olmak üzere toplam 792.943,54 TL üzerinden takip tarihinden itibaren davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak yıllık %23,76 oranında işleyecek faizi ile devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kabul edilmeyen kısım ile ilgili müvekkili banka aleyhine ilave yargılama gideri, vekalet ücreti ve masrafa hükmedildiğini, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili bankanın alacağının eksik hesaplandığını, bilirkişi raporuna itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini ileri sürerek, mahkeme kararında aleyhe olan kısımların kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kredi ve kredi kartı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporu uyarınca yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. Bu hak adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Adil yargılanma hakkı da Anayasanın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde mahkeme kararlarında bulunması gereken hususlar sayılmıştır. Kanun'un 297/1-c maddesi gereğince karar "tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" içermeli, 297/2 maddesi gereğince de hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Aynı Yasa'nın 298/2 madde hükmüne göre de gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Yargıtay HGK'nun 2010/1-86 E.-2010/108 K., 2014/2-1121 E.-2016/635 K., 2014/9-1137 E.-2016/994 K., 2013/21-1791 Esas, 2013/1676 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu denetiminin yapılabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.
Anayasanın 141/3 maddesi ve HMK'nun 297. maddesi bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Kararın gerekçesinin yeterli açıklıkta ve denetime elverişli olmaması ayrıca, kendi içerisinde çelişkiler barındırması yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın ve gerekçenin de kendi içerisinde uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetim yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise, düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilir ise de, somut olayda, mahkemece kısa kararda kötüniyet tazminatı hakkında hüküm kurulmamasına rağmen, gerekçeli kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Yargıtay 11. HD'nin 2017/2982 E-2019/256 K. , 2017/520 E-2018/7023 K. sayılı ilamları da bu doğrultudadır.
Bu nedenle, ilk derece mahkemesince verilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğu ve bu kapsamda kararın HMK'nın 297. maddesine aykırı olduğundan işin esası incelenmeksizin HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca re'sen kaldırılmasına ve kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin istinaf istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile; Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/12/2022 tarih, ..Esas - .. Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4- İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6- Konya .. İcra Dairesi'nin .. Esas sayılı icra dosyası üzerinden tehiri icra talebi ile ilgili İİK'nın 36/5 maddesi gereğince yatırılan teminatın yatırana iadesine,
7- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/12/2023 tarihinde oy çokluğu ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan . Üye. Üye . Katip .
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
(muhalif)
R.T
MUHALEFET ŞERHİ: Açılan dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince kısa kararda; "1-DAVACININ DAVASININ İCRA TAKİBİNDEKİ TALEP MİKTARI DA NAZARA ALINARAK KISMEN KABULÜ İLE; Davalı borçluların Konya . İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibin 706.996,60 TL asıl alacak, 71.151,09 TL işlemiş akdi faiz, 11.622,20 TL işlemiş temerrüt faizi ve 3.173,65 TL faizin %5 BSMV si olmak üzere toplam 792.943,54 TL üzerinden takip tarihinden itibaren davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak yıllık %23,76 oranında işleyecek faizi ile devamına.
2-Fazlaya ilişkin talebin reddine.
3-Hükmedilen asıl alacağın 792.943,54 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 158.588,70 TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
Gerekçeli kararda;
"1-DAVACININ DAVASININ İCRA TAKİBİNDEKİ TALEP MİKTARI DA NAZARA ALINARAK KISMEN KABULÜ İLE; Davalı borçluların Konya.. İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibin 706.996,60 TL asıl alacak, 71.151,09 TL işlemiş akdi faiz, 11.622,20 TL işlemiş temerrüt faizi ve 3.173,65 TL faizin %5 BSMV si olmak üzere toplam 792.943,54 TL üzerinden takip tarihinden itibaren davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak yıllık %23,76 oranında işleyecek faizi ile devamına.
2-Fazlaya ilişkin talebin reddine.
3-Hükmedilen toplam alacağın 792.943,54 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 158.588,70 TL icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine.
Davalıların şartları bulunmayan tazminat talebinin reddine..." şeklinde hüküm kurulduğu, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğu,
İstinaf incelemesi sonucunda dairemizce; ilk derece mahkemesince delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Yargıtay 10.04.1992 tarih 7/4 içtihadı birleştirme kararı ve HMK 297. Maddesine uygun hüküm kurulmaması gerekçesiyle HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince, yeniden yargılama yapılmak üzere dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine oy çokluğu ile karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin istinaf kanun yoluna başvurulan ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili dava dosyalarının istinaf inceleme aşamasında vereceği kararların HMK'nın duruşma yapılmadan verilecek kararlar başlıklı 353. Maddelerinde açıkça belirtildiği,
Duruşma yapılmadan verilecek kararlar
Madde 353- (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;
a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:
1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması.
2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması.
3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması (…) (1)
4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması.
5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, (…) (1) karar verilmiş olması. (1)
6) (Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.
b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,
2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,
3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yukarıda metinleri verilen maddelerindeki düzenleme nazara alındığında; Bölge Adliye Mahkemelerince; yeniden yargılamayı gerektirecek bir noksanlık bulunmadığı durumlarda sadece kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasındaki çelişki gerekçe gösterilerek dava dosyasının yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderme kararı verilmesinin hukuka uygun olmadığı, yeniden yargılamayı gerektirmeyen durumlarda HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatindeyim.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemelerince Yargıtay'ın 10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına dayanılarak dava dosyasının yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmekte ise de; dayanak Y.İ.B.K'nın tarihi, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluş görev ve yetkileri hakkındaki kanunun yürürlük tarihi nazara alındığında Y.İ.B.K'nın Yüksek Mahkeme Yargıtay Dairelerinin temyiz incelemesi sonunda verilecek kararlarına yönelik olduğu, Yüksek mahkeme Yargıtay dairelerinin yeniden yargılamayı gerektirmeyen basit hataları düzeltmek suretiyle kararı onama dışında ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık tespit ettiği taktirde ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılmak üzere dava dosyası mahkemesine gönderilmekte ise de; Bölge Adliye Mahkemelerinin derece mahkemesi olması sıfatıyla Yüksek Mahkemenin uygulamasının aksine istinaf incelemesi yaptığı dava dosyasında HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince; kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı durumlarda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla yeniden hüküm kurma görev ve yetkisine sahip olduğu yasa gereğidir.
Yukarıda yapılan tespit ve açıklamalar değerlendirildiğinde; dava dosyasının HMK 353/1.a.6 maddesine dayanılarak yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesinin istinaf mahkemelerinin kuruluş amacı, yargıda hedef sürelerini uzatmaya sebebiyet vermesi ve yargılamanın temel ilkeleri (çabukluk, ekonomik v.b) ile bağdaşmadığı, tarafların talepleri ile ilgili karar verilmesi için araştırılması gereken bir husus bulunmaması nedeniyle istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Başkan .
e-imzalıdır