T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: .......
KARAR NO: ................
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 19/03/2025
NUMARASI: ... Esas
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTİNAF EDEN DAVALI: ...
VEKİLLERİ: Av. ... Av. ...
DAVA: Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 20/05/2025
YAZIM TARİHİ: 26/05/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 19/03/2025 tarihinde tesis edilen ara karara karşı, davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının hissedarı olduğu birçok taşınmazın Çumra Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülen ortaklığın giderilmesi davasının ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesi karar verildğiini, kararın kesinleşmesi üzerine Çumra Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğu'nun ... satış dosyasında taşınmazların satışına ilişkin işlemlere başlandığını, müvekkili taşınmazların satışını istemediği için satış talep eden davalı taraf ile aralarında protokal akdedildiğini, iş bu protokolün akdedilmesinin ardından 30/10/2023 tarihli ekte sunulan dilekçe ile tarafların satış talebinden vazgeçtiklerini, müvekkiline 20/11/2023 tarihinde aralarınndaki sulh anlaşmasına istinaden 23.000,000 TL ödemeiyi nakit olarak yaptığını, ancak müvekkili protokole göre belirlenen bedeli ödemede güçlük yaşamasından dolayı ödeyemediğini, bu nedenle davalının satış memurluğu dosyasında tekrar satış talep edip satış işlemlerine devam ettiğini, ödeme yapılmadığından satışlara devam edilmesine ek olarak protokol uyarınca düzenlenen sette takibe girilerek müvekkiline Konya.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, iş bu takibin halen devam ettiğini, takibe konu senedin teminat senedi olmasına binaen müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, icra dosyasındaki paranın ödenmesi halinde kanuni faizi ile birlikte istirdadına, mahkemenin uygun göreceği bir teminat karşılığında vezneye yatan paranın davalıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesi 10/02/2025 tarihli ara karar ile; davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kabulüne; İİK.72/3.maddesi gereğince dava konusu edilen miktarın takdiren %20 (yüzde yirmi) oranındaki 62.554,124TL nakdi teminat tutarını mahkememiz veznesine yatırdığında veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz, kayıtsız ve şartsız nitelikteki teminat mektubunu mahkememize ibraz ettiğinde Konya.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki icra takibi nedeniyle icra veznesine hangi yolla olursa olsun girmiş veya girecek her türlü paranın tedbiren davalı ...'e ödenmemesine/ verilmemesine karar verilmiştir.
İTİRAZ: Davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; öncelikle; İİK'nın 72/3 maddesi takipten sonra açılan her menfi tespit davasında %15' den az olmamak üzere takdir edilecek teminatı yatıran her borçlu (davacı) yönünden, icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin söz konusu olmadığını, somut olayın tüm özellikleri, davacının ileri sürdüğü hususlar, davalının 6 sayfadan ibaret cevap dilekçesi, özellikle davalının takibe konu icra dosyasındaki takip talebindeki "....Çumra Satış Memurluğunun ... Ort. Gid. Satış sayılı dosyasından satış yapılması halinde işbu icra takibi konusuz kalacak olup, tahsilde tekerrür olmaması koşuluyla tahsili..." ifadeleri hep birlikte gözetildiğinde HMK'nın 390/3 maddesindeki "yaklaşık ispat" şartının gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğini, somut olayda uyuşmazlığın senedin metninden kaynaklanan itiraz ve def'ilere ilişkin olmadığını, taraflar arasındaki temel ilişkinin "ortaklığın giderilmesi davasında verilen karara dayalı Satış Memurluğu dosyasından yapılacak satıştan taraflara düşecek payın devrinden" kaynaklandığı gözetildiğinde mahkemenin işbu davada görevli olmadığının açık olduğunu, davacının (borçlunun) görevsiz mahkemede açmış olduğu işbu menfi tespit davasında, mahkemenizin görevli olmadığı gözetilerek, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekirken talebin kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla 10.02.2025 tarihli ihtiyati tedbir ara kararına karşı itirazların kabulüne, ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik talepleri kabul görmez ise; HMK'nın 87/2 maddesi uyarınca teminatı gerektiren durum ve koşullarda davacı (borçlu) aleyhine değişiklik olduğu gözetilerek, mahkemece takdir olunan %20 teminat oranının ve miktarının artırılmasına, teminat oranının %120 ve teminat miktarının 375.324,74 TL. olarak takdir ve tayin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....Tüm dosya kapsamı, mevcut deliller dikkate alındığında davalı vekiline Mahkememizin 10/02/2025 tarihli ihtiyati tedbir ara kararının 16/02/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 25/02/2025 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbire itiraz ettiği, itiraz etmesi için verilen 1 haftalık yasal sürenin geçmiş olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir...." gerekçesiyle davalının 10/02/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararına itirazının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda ihtiyati tedbir ara kararının müvekkilinin gıyabında verildiğini, HMK'nın 393/1 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafın, ihtiyati tedbirin uygulanmasını talep etmediğini, buna rağmen ilk derece mahkemesinin kendiliğinden (re'sen), ihtiyati tedbirin uygulanması kapsamında icra dairesine yazı yazdığını, ihtiyati tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanak tanzim edilmediğini ve ihtiyati tedbirin uygulanmasına ilişkin davalıya herhangi bir tebligat yapılmadığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde "ihtiyati tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliği" ile "ihtiyati tedbir ara kararının tebliği" birbirine karıştırılarak, ihtiyati tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın davalıya tebliğ edilmediği gözden kaçırılmak suretiyle ihtiyati tedbire itirazın süresinde olmadığından bahisle verilen 19.03.2025 tarihli ara kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, itiraz dilekçesindeki beyanlarını tekrar ettiklerini, davacının işbu menfi tespit davasını, davalının icra takibinde alacağına kavuşmasını geciktirmek maksadıyla açtığı belli olup haksız ve mesnetsiz işbu davada ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi ve bu karara itirazlarının reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının görevsiz mahkemede açmış olduğu işbu menfi tespit davasında mahkemenin görevli olmadığı gözetilerek ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekirken talebin kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla 19.03.2025 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbirin kabulüne ilişkin ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, menfi tespit davasında verilen ihtiyati tedbir talebine itirazın reddine ilişkin ara kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 394/2 maddesinde "İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/42 md.) Esas hakkında dava açıldıktan sonra, itiraz hakkında, bu davaya bakan mahkemece karar verilir." hükmünün yer aldığı,
Dosyamız konusu, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında, icra takibinin durumuna ilişkin ihtiyati tedbir 72/3 maddesinde düzenlenmiş olup "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir" hükmünü getirmiştir.
Yukarıdaki emredici kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında; mahkemenin ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar veremeyeceğini, ancak gecikmeden doğan zararın karşılanması ve alacağın %15'den aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesinin istenebileceğini hüküm altına almıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 6100 sayılı kanunun 394/2 maddesi gereğince ihtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebileceği, ihtiyati tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın davalıya tebliğ edilmediği, bu nedenle itirazın süresinde olduğu, davacının Konya.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takibe konulan senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti için açtığı davada icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir talebinde bulunduğu, ilk derece mahkemesince tedbir talebinin kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, davalının itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı, davalının ihtiyati tedbire itirazının bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken itirazın süresinde olmadığından bahisle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığından davalının istinaf başvuru talebinin kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b.2.maddesi gereğince yeniden karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A) Davalının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas 19/03/2025 tarihli ara kararının KALDIRILMASINA,
1-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
2-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflara ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,
3-Davalı tarafın istinaf başvurusu ile ilgili yaptığı yargılama giderlerinin; ilk derece mahkemesince davanın esası ile ilgili kurulacak hükümde değerlendirilmesine,
B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davalının itiraz talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
-Davalının Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/02/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararına yapmış olduğu itirazlarının REDDİNE,
C) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
D) Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/05/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
...