T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .....
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: .....
KARAR NO: .....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ..... (...)
ÜYE: ..... (...)
ÜYE: ..... (...)
KATİP: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 05/02/2025
NUMARASI: ... Esas
DAVACI: ........
VEKİLİ: Av.....
İSTİNAF EDEN DAVALI: ........
VEKİLİ: Av......
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 17/04/2025
YAZIM TARİHİ: 22/04/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan ticari şirket davasında 05/02/2025 tarihinde tesis edilen ara karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı ........ A.Ş.'nin pay sahiplerinden olduğunu, ........ A.Ş.'nin 02.12.2020 tarihli Pay Sahipleri Sözleşmesi'nin "Giriş" başlıklı 2. maddesinde ve "Amaç ve Kapsam" başlıklı 5. maddesinde belirtildiği üzere projeyi gerçekleştirmek amacıyla kurulduğunu, şirketin %20 payına ........, %50 payına ........ Ticaret A.Ş. ve %30 payına müvekkili şirketin sahip olduğunu, müvekkili şirketin eski yetkilisi ........ olup, halihazırda şirket yetkilisinin ise ........, ........ Ticaret A.Ş.'nin yetkilisinin ........ olduğunu, ........, ........'ın damadı olup aralarında yakın akrabalık ilişkisinin bulunduğunu, davalı şirketin gerçekleştirmeyi amaçladığı projenin, patenti müvekkili şirkete ait olan "Deniz Araçları İçin Birden Fazla Stator İçeren Elektrikli Sualtı Jet Motoru" isimli buluşa ilişkin olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden müvekkili şirketin, sahibi olduğu patent üzerinde davalı şirkete inhisari lisans hakkı vererek sözleşmede öngörülen koşullarda kullanımına müsaade ettiğini, ayrıca taraflar arasında 05.12.2020 tarihli Danışmanlık Sözleşmesi düzenlenerek müvekkili şirketin, davalı şirkete, buluşun uygulama alanında Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) analizleri ve akış hattı optimizasyonu yapması konusunda anlaşma sağlandığını, müvekkili şirketin, buluşun hayata geçirilmesi için davacı şirkete ortak olduğunu ve her ne kadar esas sözleşmede bu şekilde yer almasa da patent üzerinde tanıdığı lisans hakkı karşılığında davacı şirkete %30 pay oranında ortak olmayı kabul ettiğini, ........'nın, lisans sözleşmesine konu olan teknolojiyle ilgili deneyime ve teknik bilgiye sahip bir makine mühendisi olarak kendisini tanıttığını ve bu durumu, pay sözleşmesinde adının yanında yazılı şekilde belirttiğini, bu bilgi birikimini sermaye olarak getirmeyi taahhüt ettiğini, ........ A.Ş. ise şirkete nakit sermaye getirmeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin, sözleşmeye lisans karşılığı ortak olduğu hakkında bir düzenleme eklenmesini talep etmesine rağmen "bu tür sözleşmelerde böyle maddeler olmaz" denilerek ikna edildiğini, şirket kuruluşu öncesinde müvekkili şirketin, ortak olarak davacı şirkete patent kullanımının yanında nakit sermaye getirmek gibi bir taahhüdü olmadığını, buna rağmen getirilecek nakit sermayenin 1.500.000,00 TL'sinin müvekkili şirkete elden verilmesi ve bu parayı şirkete nakdi sermaye olarak müvekkili şirketin getirmesinin teklif edildiğini, müvekkili şirketin eski yetkilisi ........'ın diğer pay sahipleri ile arasındaki ilişkiye güvenerek bu teklifi kabul ettiğini ve şirket esas sözleşmesinde de bu şekilde yer almasına müsaade ettiğini, müvekkili şirkete sahibi olduğu %30 pay, nakdi sermaye karşılığında değil lisans hakkı karşılığında verildiğini, bilinene göre, pay sahiplerinden ........'nında müvekkili gibi payına karşılık gelen parayı ........ A.Ş. Yetkilisi ........'dan elden alacağını ve sermaye borcunu bu şekilde ödeyeceğini, parayı ........'nın getirerek müvekkiline teslim ettiğini, müvekkilinin sermaye taahhüdü olsa idi kendisine böyle bir para verilmeyeceğini, müvekkili şirketin, lisans bedeli olarak 1.000.000,00 TL ücret aldığını, ancak lisans konusu buluşun, üretime geçildiği takdirde tanesi 30.000,00 Euro satış değerinde olan bir motor olduğunu, lisans ücretinin bu kadar düşük olmasının akla uygun olmadığını, 1.000.000,00 Lisans sözleşmelerinde lisans bedeline ek olarak satış adedine göre bir yüzdelik oran kararlaştırılmasına rağmen müvekkili şirketin, bunun yerine davalı şirkete %30 oranında ortak olma teklifini kabul ettiğini, müvekkilinin, sermaye olarak lisans hakkını getirdiğini, 01.11.2024 tarihli yönetim kurulu toplantısında müvekkili şirketin sermaye borcunu ödemediğinden bahisle 1 ay içinde ödenmemesi halinde haklarından yoksun bırakılacağı yönünde yönetim kurulu kararı alındığını ve ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, ancak müvekkili şirketin böyle bir sermaye taahhüdünün olmadığını, müvekkilinin, taahhüt ettiği miktarın elden kendisine ödeneceğine inandırılarak hile ile davalı şirkete ortak edildiğini, müvekkili şirkete payının karşılığının elden ödeneceği taahhüt edilmesine rağmen tamamı ödenmediği gibi müvekkilinden sermaye borcunun ödemesi talep edildiğini, aksi takdirde ıskat işlemi yapılacağının ihtar edildiğini, davalı şirketin yaptığı işlemin hileli olduğunu, zira müvekkilinin bu işlem ile borç altına girdiğini, borcun karşılığının kendisine elden verileceği sözü verilmiş ise de yalnızca 375.000,00 TL'lik kısmının verildiğini, bakiye miktar için ise sermaye borcunun ödenmediğinden bahisle dava konusu yönetim kurulu kararı verildiğini, müvekkili şirketin, 1.500.000,00 TL nakit sermaye getirmesi gerektiğini bilmesi durumunda davalı şirkete ortak olmayacağını, müvekkili şirketin hileyi sermaye borcunun ödenmesi talep edildiğinde öğrendiğini, bu sebeple 1 yıllık hak düşürücü sürenin müvekkilinin öğrenmesi ile başladığını, 01.11.2024 tarihli yönetim kurulu kararından önce davalı şirket tarafından böyle bir talep gelmediğinden müvekkili şirket yetkilisinin halen kendisine elden ödeme yapılacağına inandığını ve güvendiğini, davalı şirketin kuruluşunu takip eden 24 aylık süre yönetim kurulu kararında da belirtildiği üzere 27.11.2022 tarihinde dolduğunu, bu tarihten itibaren sermaye borcunun ödenmesi talep edilebilecek iken davalı şirketin, müvekkili şirket ile anlaşmazlık yaşayana kadar böyle bir talepte bulunmadığını, davalı şirketin iadeli taahhütlü mektupla bildirim yapmaması ve 1 aylık sürenin gazete ilan tarihinden itibaren hesaplanması ihtimalinde müvekkili hakkında ıskat kararı verilme ve paylarının devredilmesi riskinin bulunduğunu beyan ederek davalı şirketin, müvekkilinin paylarını devretmesini engelleyecek nitelikte bir tedbir kararı verilmesini, davalı şirkete müzekkere yazılarak "........ Tasarım Ltd. Şti.'ye ait %30 payın dava sonuçlanıncaya kadar şirket ortaklarına veya üçüncü bir kişiye devredilemeyeceği" şeklinde bir tedbir uygulanmasını, ayrıca her ne kadar Anonim Şirketlerde pay devrinin tescili zorunlu değil ise de ilgili (Konya) Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne de müvekkili şirketin paylarının devri halinde devir işleminin tescil edilemeyeceği yönünde bir ihtiyati tedbir şerhi konulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 26/12/2024 TARİHLİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İhtiyati tedbire yönelik düzenlemelerin 6100 sayılı HMK.'nun 389.vd.eden maddelerinde düzenlendiği, HMK.'nun 389/1.maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklinde, HMK. 390. Maddesinde; "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.(2) Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. (3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde, HMK.391/1. maddesinde;" (1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir." şeklinde, HMK.392. maddesinde;" (1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez.(2) Asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminat iade edilir." şeklinde düzenlemelerin yapıldığı,
Mevcut delil durumu gözönünde bulundurularak, ileride telafisi güç zararların doğmasının önlenmesi için davacı vekilinin 01/11/2024 tarihli Yönetim Kurulu toplantısı neticesinde alınan kararlar ile öncesinde müvekkile ait olup hukuka aykırı bir şekilde şirket ortaklarından ........ 'ne ait %30 pay karşılığı hissenin kayıtları üzerine işbu davada verilecek karar kesinleşinceye kadar davalı şirket ortaklarına ve üçüncü kişilere her türlü devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyaten tedbir konulmasına karar verilmesi talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; HMK'nın 389. ve devam eden maddeleri gereğince ihtiyati tedbire konu; 01/11/2024 tarihli yönetim kurul toplantısı neticesinde alınan karar gereğince davacı ........ 'nin davalı ........ Şirketi'ndeki %30 payın karşılığı hissenin davalı şirket ortaklarına veya 3. kişilere satış ve devrinin tedbiren önlenmesine karar verilmiştir.
İTİRAZ: Davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ekindeki bazı dokümanların taraflarına tebliğ edilmediğini, yönetim kurulu toplantısı yapılmasına ilişkin karar ve yönetim kurulu kararının davacı şirketin TSG'de ilan edilen yasal adresine davacı tebliğ edilmediğini, davacı şirketin kendilerine erişimi engellemek adına UETS adreslerini de kapattığını, bu nedenle başkanlık kararı ile dava konusu yönetim kurulu kararının davacı şirket temsilcisine mail/whatsapp üzerinden tebliğ edildiğini, ayrıca yönetim kurulu kararının TSG'de ilan edildiğini, davacının dava dilekçesindeki adresinin TSG'de yayımlanan resmi adres olmadığını, ........ A.Ş. esas sözleşmesi ile eş zamanlı olarak düzenlenen 02/12/2020 tarihli pay sahipleri sözleşmesi, 05/12/2020 tarihli danışmanlık sözleşmesi ve 23/12/2020 tarihli inhisari lisans sözleşmesinin hazırlanması ........ A.Ş.'nin kuruluşundan önceki son 35 gün süreyle yapılan tartışma ve görüşmeler sonucunda netleştirildiğini, birlikte incelenip değerlendirildiğini ve herhangi bir baskı olmadan bizzat davacı şirket yetkilisi ........ tarafından imzalanıp kabul edildiğini, ........'ın davacı şirketin gerçek sahibi ve yöneticisi olduğunu, dava dilekçesinde yönetim kurulu kararının davacı şirkete tebliğinin ya da davacı şirket hakkında verilen bir ıskat kararının yoklukla malul ya da batıl olduğunu tespitine ilişkin bir talep bulunmadığını, davacı şirket hakkında verilen bir ıskat kararı olmadığı gibi yönetim kurulu kararının henüz kendisine iadeli taahhüt mektupla da tebliğ edilemediğini, salt sermaye koyma borcunun ödenmesi şeklinde bir karardan davacı şirkete ne şekilde telafisi mümkün olmayan bir zarara uğrayabileceğinin açıklanması gerektiğini, 01/11/2024 tarihli yönetim kurulu kararının usul ve yasaya uygun olarak tesis edilip edilmediğiyle ilgili olduğunu, yönetim kurulu kararının sermaye koyma borçlarını ödemeyen davalı şirket ortaklarına tebliğinin iadeli taahhütlü mektupla yapılıp, ayrıca şirket web sitesinde ilan edilmesi gerekirken, değinilen işlemlerin yapılmayıp TSG'de ilan edilmiş olması TTK'nın 391. maddesi kapsamında bir iptal nedeni olmadığından, değinilen nedene dayalı olarak kararın batıl olduğunun tespitini talep etmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflarca hazırlanıp Konya Ticaret Sicil Müdürü huzurunda kurucu ortaklar ........, ........ Ltd. Müdürü ........ ve ........ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkana ........ tarafından imzalanan ........ A.Ş. esas sözleşmesinin, ispat hukuku açısından tartışmasız resmi bir senet olduğunu, bu senedin alacaklısının ........ A.Ş.'ye olan borçlarına mahsup etmeleri ve ........ A.Ş.'ye karşı borçlarından kurtulmaları, ancak esas sözleşmede açık bir hükmün varlığı ya da ........ A.Ş. ile ortakları arasında yapılacak ayrık bir sözleşmeyle mümkün olabileceğini, bu nedenle davacı şirketin, kurucu ortak ........ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanının hile yapıp kendisini kandırdığı gerekçesiyle sermaye koyma borcunu inkar etmesinin doğru olmadığını, HMK'nın 208/4 maddesinde resmi bir belgenin mahkemece hükümsüz kılınana kadar geçerli olduğunun açıkça belirtildiğini, ortada böyle bir kesin hüküm bulunmadığını, ayrıca ........ A.Ş. esas sözleşmesinin davacı şirketin sermaye koyma borcunu gösterir kesiminin geçerli olmadığına ilişkin davada, teminat dahi alınmadan ihtiyati tedbir kararı verilmesinin doğru olmadığını, ileride telafisi güç zararın bulunmadığını, hileli ve yasaya aykırı bir işlem yapılmadığını, davacı şirketin yaklaşık ispat koşuluyla ilgili olarak müvekkili şirketin esas sözleşmesindeki imzasını görmezden gelip inkar ettiğini ve hile nedenine dayandığını, ancak bu hususta bir delil sunmadığını, bu nedenle yaklaşık ispat koşulunun da gerçekleşmediğini, müvekkili şirketten lisans sözleşmesi kapsamında yaklaşık 135.000,00 $ ve danışmanlık sözleşmesi kapsamında 168.000,00 Euro tahsil ettiği halde, gerçek dışı beyanda bulunan ve Konya Ticaret Sicil müdürü tarafından onaylı imzası ve ikrarına karşı somut yazılı bir delil göstermeyen, tanık dinletebilmek amacıyla hile nedenine dayanan davacı şirketin yaklaşık 1.850.000,00 TL sermaye borcunu ödemekten muaf tutacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin oranlı ve amaca uygun olmadığını beyan ederek mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, kabul edilmemesi halinde ise en azından sermaye koyma borcu ve faizi ile asıl borca dava sürecinde işleyecek faizi de karşılayacak tutarda nakdi teminat alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 05/02/2025 TARİHLİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Somut olaya baktığımızda; yönetim kurulu kararının, butlanı davası olduğu, dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar, mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapıldığında, aksine bir değerlendirme yapıldığında, davacının hak ve menfaatlerinde telafi edilemez zararın doğma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu, geçici hukuku korumalarda davacı - davalı yönünden Mahkemece dengeli - hakkaniyete uygun bir değerlendirme yapması gerekir. Bu durumda mevcut durumun korunması davalı açısından, telafi edilemez bir zararın doğmayacağı sonuç ve kanaatine varılarak ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir.
Teminat alınması yönündeki talebinde davanın mahiyeti gereği reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davalının ihtiyati tedbir kararına itirazının reddine, teminat alınması yönündeki talebinin de davanın mahiyeti gereği reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ........ A.Ş. esas sözleşmesi ile eş zamanlı olarak düzenlenen 02/12/2020 tarihli pay sahipleri sözleşmesi, 05/12/2020 tarihli danışmanlık sözleşmesi ve 23/12/2020 tarihli inhisari lisans sözleşmesinin hazırlanması ........ A.Ş.'nin kuruluşundan önceki son 35 gün süreyle yapılan tartışma ve görüşmeler sonucunda netleştirildiğini, birlikte incelenip değerlendirildiğini ve herhangi bir baskı olmadan bizzat davacı şirket yetkilisi ........ tarafından imzalanıp kabul edildiğini, ........'ın davacı şirketin gerçek sahibi ve yöneticisi olduğunu, dava dilekçesinde yönetim kurulu kararının davacı şirkete tebliğinin ya da davacı şirket hakkında verilen bir ıskat kararının yoklukla malul ya da batıl olduğunu tespitine ilişkin bir talep bulunmadığını, davacı şirket hakkında verilen bir ıskat kararı olmadığı gibi yönetim kurulu kararının henüz kendisine iadeli taahhüt mektupla da tebliğ edilemediğini, salt sermaye koyma borcunun ödenmesi şeklinde bir karardan davacı şirkete ne şekilde telafisi mümkün olmayan bir zarara uğrayabileceğinin açıklanması gerektiğini, 01/11/2024 tarihli yönetim kurulu kararının usul ve yasaya uygun olarak tesis edilip edilmediğiyle ilgili olduğunu, yönetim kurulu kararının sermaye koyma borçlarını ödemeyen davalı şirket ortaklarına tebliğinin iadeli taahhütlü mektupla yapılıp, ayrıca şirket web sitesinde ilan edilmesi gerekirken, değinilen işlemlerin yapılmayıp TSG'de ilan edilmiş olması TTK'nın 391. maddesi kapsamında bir iptal nedeni olmadığından, değinilen nedene dayalı olarak kararın batıl olduğunun tespitini talep etmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflarca hazırlanıp Konya Ticaret Sicil Müdürü huzurunda kurucu ortaklar ........, ........ Ltd. Müdürü ........ ve ........ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkana ........ tarafından imzalanan ........ A.Ş. esas sözleşmesinin, ispat hukuku açısından tartışmasız resmi bir senet olduğunu, bu senedin alacaklısının ........ A.Ş.'ye olan borçlarına mahsup etmeleri ve ........ A.Ş.'ye karşı borçlarından kurtulmaları, ancak esas sözleşmede açık bir hükmün varlığı ya da ........ A.Ş. İle ortakları arasında yapılacak ayrık bir sözleşmeyle mümkün olabileceğini, bu nedenle davacı şirketin, kurucu ortak ........ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanının hile yapıp kendisini kandırdığı gerekçesiyle sermaye koyma borcunu inkar etmesinin doğru olmadığını, HMK'nın 208/4 maddesinde resmi bir belgenin mahkemece hükümsüz kılınana kadar geçerli olduğunun açıkça belirtildiğini, ortada böyle bir kesin hüküm bulunmadığını, ayrıca ........ A.Ş. esas sözleşmesinin davacı şirketin sermaye koyma borcunu gösterir kesiminin geçerli olmadığına ilişkin davada, teminat dahi alınmadan ihtiyati tedbir kararı verilmesinin doğru olmadığını, ileride telafisi güç zararın bulunmadığını, hileli ve yasaya aykırı bir işlem yapılmadığını, davacı şirketin yaklaşık ispat koşuluyla ilgili olarak müvekkili şirketin esas sözleşmesindeki imzasını görmezden gelip inkar ettiğini ve hile nedenine dayandığını, ancak bu hususta bir delil sunmadığını, bu nedenle yaklaşık ispat koşulunun da gerçekleşmediğini, müvekkili şirketten lisans sözleşmesi kapsamında yaklaşık 135.000,00 $ ve danışmanlık sözleşmesi kapsamında 168.000,00 Euro tahsil ettiği halde, gerçek dışı beyanda bulunan ve Konya Ticaret Sicil müdürü tarafından onaylı imzası ve ikrarına karşı somut yazılı bir delil göstermeyen, tanık dinletebilmek amacıyla hile nedenine dayanan davacı şirketin yaklaşık 1.850.000,00 TL sermaye borcunu ödemekten muaf tutacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin oranlı ve amaca uygun olmadığını beyan ederek mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması, kabul edilmemesi halinde ise en azından sermaye koyma borcu ve faizi ile asıl borca dava sürecinde işleyecek faizi de karşılayacak tutarda nakdi teminat alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddi kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesinde ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. '' hükmü düzenlenmiştir.
Aynı kanunun 390. maddesinde de '' İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. '' düzenlemesi bulunmaktadır.
Dava dosyasındaki mevcut delillerin incelenmesinde; davacının kabul edilen ihtiyati tedbir talebi yönünden ilk derece mahkemesinin delilleri değerlendirmesi sonucunda varmış olduğu kanaate göre verdiği kararda ve itiraz üzerine verdiği kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli yasal koşullarının somut olayda oluştuğu, somut olaydaki ihtiyati tedbir kararının mahiyeti nazara alındığında teminat alınmamasında da bir isabetsizlik olmadığı, davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/04/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
.....