T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .....
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: .....
KARAR NO: .....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ..... (...)
ÜYE: ..... (...)
ÜYE: ..... (...)
KATİP: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/11/2024
NUMARASI: ... Esas-... Karar
İSTİNAF EDEN
DAVACILAR: 1-........
2-........
VEKİLİ: Av......
DAVALI: ........
VEKİLİ: Av......
DAVA: Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 20/02/2025
YAZIM TARİHİ: 24/02/2025
Taraflar arasında görülen davada Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas -... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA:Davacılar vekili, taraflar tacir olup, aralarındaki mevcut ticari alışverişten dolayı borç alacak ilişkisinin bulunduğunu, davalı alacaklının Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. ve ... E. sayılı dosyaları ile fatura ve çeklere istinaden ihtiyati haciz kararı alarak ihtiyati haczi icraİ hacze çevirerek 23.12.2015 tarihinde müvekkilinin işyerinde haciz işlemlerini başlattığını, menkul malların muhafazasından vazgeçmek için açığa imzalanmış senet istediğini, müvekkili şirket yetkilisinin senedi istenildiği şekilde tanzim ve imzalayarak alacaklı şirket vekiline teslim ettiğini, daha sonra yeniden hacizli malların muhafazası için iş yerine gelinmesi nedeniyle muhafaza tehdidi altında müvekkilinin takibe konu edilen Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E.ve ... E. sayılı dosyaları karşılığında nezdinde bulunan 25.12.2015 tarihli irsaliyeli faturada belirtilen 58.800,04 TL tutarındaki emtiayı malların muhafaza altına alınmasından kurtulmak amacıyla aynı gün 45.000,00 TL bedelle davalının iş yerine gönderdiğini, malın davalı tarafça teslim alınmasına rağmen bu hususun ilgili icra dosyalarına bildirilmediğini, müvekkili şirket yetkilisinin alacaklı vekiline 19.01.2015 tarihinde 50.000,00 TL teslim ettiğini, bununla ilgili olarak alacaklı vekilinin Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına 27.500,00 TL aldığını yine 2015/... E. sayılı dosyasına da 2.500,00 TL aldığını beyan ettiğini, davalı alacaklının, alacaklı vekilinin yazı ve imzası ile beyan ettiği üzere 75.000,00 TL tutarındaki adi belgeyi tahrif ederek ödeme günü ve tanzim yeri yazarak resmi senet haline getirdiğini, resmi senet haline getirdiği 75.000,00 TL bedelli adi belgenin 40.000,00 TL'si için ihtiyati haciz kararı alarak Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ........ E. sayılı dosyası ile takip başlattığını, senette yapılan tahrifatla ilgili olarak suç duyurusunda da bulunulduğunu, Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. ve ... E. sayılı dosyalarına karşılık 50.000,00 TL nakit ve 45.000,00 TL emtia olmak üzere ödeme yapıldığını ve işbu dosyalara borcun kalmadığını, Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ..... ... Esas sayılı takibe konu senetten dolayı bir borç olmadığını, senedin cebri icra tehdidi altında alındığını, bilahare tahrif edilerek resmi senet şekline dönüştürüldüğünü, düzenlenmiş hali ile senedin sahte olduğunu, müvekkilinin böyle bir senedi borcuna karşılık davalı alacaklıya ya da vekiline vermediğini, verdiği belgenin adi bir belge olduğunu, tek başına borcun varlığını ortaya koyacak biçim ve şekle uygun olmadığını, belgenin açığa atılan imzadan yararlanarak resmi belge şekline dönüştürüldüğünü, kambiyo senedi haline getirildiğini ileri sürerek, Konya....İcra Müdürlüğü'nün ........ E. ve Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyalarına konu alacaklarla ilgili borçlu olunmadığının tespiti ile davalı aleyhine %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 08.03.2016 havale tarihli dilekçe ile, Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ........ E., Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. ve ..... .. E. sayılı dosyalarından borçlu olunmadığının tespiti ile davalı aleyhine %20 tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili, Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. ve ..... E. sayılı takip dosyalarından dolayı müvekkiline borçlu bulunan davacı şirket tarafından ödenmeyen çekler ve faturalar nedeniyle davacı adresinde haciz işlemi yapıldığını, diğer davacılar tarafından dosya borcuna karşılık 75.000,00 TL bedelli bono düzenlenerek verildiğini, yapılan protokol ile icra dosyasına kefil olunmadığı ve taahhüt verilmediği takdirde icra takibine konu edileceğinin düzenlendiğini, davacı şirket tarafından borcun ödenmemesi üzerine hacze gidildiğini ve davacı borçlu tarafından dava dilekçesinde belirtilen faturaya konu 45.000,00 TL bedelli emtianın borca mahsuben müvekkiline verildiğini, davacı tarafından haricen ödenen 5.000,00 TL ve dosya borcuna mahsuben verilen mal karşılığı ödenen 45.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL için icra dosyalarına 19.01.2015 tarihinde tahsilat bildiriminde bulunulduğunu, davacının borca mahsuben vermiş olduğu emtia dışında ayrıca 50,000,00 TL ödeme iddiasında bulunduğunu, davacının işbu iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, davacılar tarafından verilen açık bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulmadığını, davacıların kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece "...Davacı yan ödemeler bakımından 50.000,00TL ödemeyi yasal delillerle ispat edememiştir. Ticari defter kayıtlarından çıkmamıştır. Başkaca yasal yazılı delil ile ispat şartını yerine getirememiştir. 50.000,00TL'lik ödeme iddia aşamasında kalmıştır. Davacı yan yemin deliline de dayanmamıştır.
Şartları oluşmadığından davalının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Zira menfi tespit davası nedeniyle verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı yoktur....
Davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olduğundan ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Dava; Menfi Tespit davasıdır...
Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacıların, davalı aleyhine açtığı menfi tespit (istirdat) davasının ayrı ayrı reddine, davalının tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine...." gerekçesiyle, davacıların, menfi tespit (istirdat) davasının ayrı ayrı reddine, davalının tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili, bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğunun belirtilmesi dışında kararda gerekçe bulunmadığını, davalının teminat olarak aldığı senedi Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ........ E. sayılı dosyasında takibe koyduğunu, davalı tarafa 25.12.2015 tarihinde icra dosyaları karşılığından 58.800,00 TL tutarında mal faturası kesilerek tesliminin, elden 50.000 TL de nakit ödeme yapıldığını, davalı vekilinin Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına 27.500,00 TL, ..... /... E. sayılı dosyasına 22.500,00 TL aldığını beyan ederek tahsil harçlarını ödediğini, mahkemece davalının aldığını kabul ettiği bu ödemelerin göz önünde bulundurulmadığını, müvekkillerinin hiçbir borcunun kalmadığını, davalının icra takibine devam ettiğini ve Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ........ E. sayılı dosyasından maaş haczi yapıldığını, müvekkillerinin tacir olmaması nedeniyle ticari defterlerinin bulunmadığını, bu nedenle defterde bir kaydın olamayacağını, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin hatalı olduğunu ayrıca, aynı hukuki ilişkinden dolayı tek bir vekalet ücreti gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de yerinde olmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece, davacı ........ San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına ve bu dosyadan tefrikine, işbu dosyanın davacıları hakkında yapılan yargılama sonucunda da yukarıda özetlendiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. Bu hak adil yargılanma hakkının da en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir.
Adil yargılanma hakkı da Anayasanın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde mahkeme kararlarında bulunması gereken hususlar sayılmıştır. Kanun'un 297/1-c maddesi gereğince karar "tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" içermeli, 297/2 maddesi gereğince de hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Aynı Yasa'nın 298/2 madde hükmüne göre de gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Yargıtay HGK'nun 2010/1-86 E.-2010/108 K., 2014/2-1121 E.-2016/635 K., 2014/9-1137 E.-2016/994 K., 2013/21-1791 Esas, 2013/1676 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu denetiminin yapılabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur.
Anayasanın 141/3 maddesi ve HMK'nun 297. maddesi bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Kararın gerekçesinin yeterli açıklıkta ve denetime elverişli olmaması ayrıca, kendi içerisinde çelişkiler barındırması yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.
Ayrıca; Harç devletin mahkemeler aracılığı ile yaptığı adli hizmete ondan yararlananların katkısıdır. Ancak yasada belirlenen durumlarda harç alınabilir. Diğer bir deyimle kanunsuz harç alınamaz ve eksik olan harç tamamlanmadan işlem yapılamaz. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi aynen “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” hükmünü içermektedir.
Anılan yasa hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, karar ve ilam harcının peşin olarak yatırılması gereken miktar ödenmedikçe, davaya devam edilme olanağı bulunmamaktadır.
YHGK'nın 04/07/2012 tarih 2012/19-260 Esas 2012/432 Karar sayılı ilamında da bu husus"...Şu hale göre; karar ve ilam harcı maktu ise tamamı, nispi ise dörtte biri dava açılırken davacı tarafından peşin olarak ödenmelidir. Peşin olarak dörtte biri ödenecek olan nispi karar harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanacaktır. Ancak; mahkeme davacının dava dilekçesinde belirlediği hakkın niteliği ve değeri ile bağlı olmadığı gibi hakkın niteliğini ve değerini resen araştırması gereklidir. Bir başka deyişle maktu harca tabi bir iş olduğunu söyleyen davacının bu nitelendirmesi ile mahkeme bağlı değildir. Mahkemenin dava konusu hakkın mal varlığı hakkı (dava konusunun belirli bir değerle ilgili) olduğu kanısına varması halinde bu hakkın değerini takdir etmesi ve karar ve ilam harcını bu değer üzerinden hesaplayarak, davacıya tamamlattırması gerekir. Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamayacağına göre, davanın başında alınmış olan karar ve ilam harcının noksan olduğu, sonradan anlaşılırsa noksan karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunup müteakip işlemler yapılamaz. Yargılama sırasında, dava konusunun değerinin dava dilekçesinde bildirilenden daha fazla olduğu anlaşılır veya mahkemece tespit edilirse, yalnız o oturum için davaya devam edilerek ondan sonraki oturuma kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadan davaya devam olunamaz. Peşin harcın tamamlanmamasının müeyyidesi ise dosyanın işlemden kaldırılmasıdır..." şeklinde belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Davacı tarafça 79.963,06 TL dava değeri gösterilmek sureti ile işbu davanın açıldığı, dava konusu olduğu belirtilen takip dosyalarında ise, fer'ileri ile birlikte toplam 114.993,03 TL'nin tahsilinin talep edildiğinin anlaşılması karşısında, kısmi menfi tespit davası açılamayacağından mahkemece harç eksiliğinin ikmalinden sonra işin esasının incelenmesi gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın karar verilmesi yerinde olmadığı gibi, davacı tarafa, her bir davacının hangi icra dosyasından, hangi miktarda borçlu olmadığının tespitini talep ettiği hususunda HMK'nın 31. maddesi uyarınca açıklama yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken işbu husus göz önünde bulundurulmaksızın hüküm tesisi de yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, yukarıda belirtilen anayasa, yasa ve HMK'nın 297. maddesine aykırı, gerekçesiz ve denetime elverişli olmayan şekilde karar verilmesi de yerinde görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve kararın kaldırılma sebebine göre, davacılar vekilinin istinaf istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/11/2024 tarih, ... Esas- ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafça yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde yatıran davacıya iadesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/02/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
.....