T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (... ...)
ÜYE: ... (... ...)
ÜYE: ... (.. ....)
KATİP: ... (. .....)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
EK KARAR TARİHİ: 05/12/2024
NUMARASI: ... ... Esas - ... ... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI: ... ... Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... ... Hayv. San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 23/01/2025
YAZIM TARİHİ: 24/01/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 05/12/2024 tarihinde tesis edilen ek karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İşbankası 30/08/2023 Keşide Tarihli ... ... Çek Seri Numaralı 3.080.000 TL Bedelli Çek, İşbankası 14/09/2023 Keşide Tarihli ...... Çek Seri Numaralı 530.000.00 TL Bedelli Çek, İşbankası 23/09/2023 Keşide Tarihli ... ... Çek Seri Numaralı 530.000.00 TL Bedelli Çek, İşbankası 26/09/2023 Keşide Tarihli ....... Çek Seri Numaralı 530.000.00 TL Bedelli Çek, İşbankası 28/09/2023 Keşide Tarihli ....... Çek Seri Numaralı 530.000.00 TL Bedelli Çek, İşbankası 30/09/2023 Keşide Tarihli ....... Çek Seri Numaralı 3.080.000 TL Bedelli Çek, İşbankası 14/10/2023 Keşide Tarihli ....... Çek Seri Numaralı 530.000.00 TL Bedelli Çek, İşbankası 18/10/2023 Keşide Tarihli ....... Çek Seri Numaralı 530.000.00TL Bedelli Çeklerde yer alan imzaların müvekkili şirkete ait olmadığını, söz konusu çeklerin müvekkilinin rızası dışına ele geçirildiğini, hukuken karşılığı olmayan davalılar tarafından kötüniyetli olarak işleme alınan çekler olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin imzasının taklit edildiğini, müvekkili şirketin davalı ile dava konusu çeki imzalamasını gerektirir hiçbir ticari ya da harici ilişki bulunmadığını beyan ederek çekler nedeniyle müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine,
davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, dava konusu çeklere istinaden ....... İcra Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasından Jandarma Genel Komutanlığı Ankara Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğünden uzmanlık raporu alındığını ve dava konusu çeklerdeki imzanın borçlu şirket yetkilisi .......'nın eli ürünü olduğunun tespit edildiğini, davacının dava konusu ve başkaca çeklerle ilgili Konya....Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı dosyası ile açmış olduğu menfi tespit davasında takibe konu çekleri keşide ederek borcuna karşılık dava dışı .......'a verdiğini beyan ettiğini, davacının bu beyanının mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğunu, yine sanık .......'nın savunmasında belirttiği ....... Cumhuriyet Başsavcılığının ....... soruşturma numaralı dosyasında da dava dışı .......'a şikayete konu çeki verdiğini kabul ettiğini beyan ederek davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, menfi tespit davasıdır.
Usul ekonomisi gereği dava şartlarının öncelikle değerlendirilmesi gerektiğinden, iş bu davada davanın arabuluculuğa tabi olup olmadığı, açılan davada arabuluculuk dava ön şartının yerine getirilip getirilmediği üzerinde durmak gerekmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere kanuna eklenen "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlıklı 7445 sayılı Kanunun 31.maddesi ile değişik 5/A maddesinin 1. fıkrasına göre; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 18/A maddesine göre ise "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."
Eldeki davanın konusunun bir miktar paraya ilişkin menfi tespit talepli ticari dava olduğu ve davanın 7445 sayılı Kanunun 31.maddesinin yürürlüğe girdiği 01/09/2023 tarihinden açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 27/09/2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunmuş olduğu arabuluculuk başvuru formunun incelenmesinde; başvuru tarihinin 05/06/2024 tarihi olduğu, arabuluculuk son tutanağının 28/06/2024 tarihinde düzenlendiği, dava tarihinin 10/06/2024 olduğu ve arabuluculuk sürecinin dava tarihi itibariyle henüz neticelenmediği anlaşılmıştır.
Davacı sırf arabuluculuğa müracaat ederek, arabuluculuk son tutanağı ile süreç sona ermeden dava açamaz. Süreç tamamlanmadan dava açılması da dava şartının yerine getirilmiş olması olarak değerlendirilemez. Bu itibarla davanın Zorunlu Arabuluculuk ön şartı eksikliğinden usulden reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekliyle hüküm tesis edilmiştir. (Emsal Ankara BAM 22. H.D 2019/835 Esas, 2019/753 Karar)..." gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili 11/11/2024 tarihli dilekçesi ile; gerekçeli kararda cevap dilekçesine hiç değinilmediği gibi tarafları lehine de vekalet ücretine hükmedilmediğini, vekalet ücretine hükmedilmemesinin yasal olmadığını beyan ederek mahkemece ek kararla birlikte yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi yönünde karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı vekilinin 11/11/2024 tarihli talebinin kabulü ile, Mahkemenin ... ... Esas ... ... Karar sayılı,14/10/2024 tarihli kararına '' AAÜT'nin 7/2. maddesine göre 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, davalı tarafından yapılan 60,80 TL vekalet suret harcı yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine'' ibarelerinin eklenmesiyle hükmün bu şekilde tamamlanmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen ek kararda davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin asıl hükmü değiştirdiğini, hükmün tamamlanması yoluyla davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin müvekkili aleyhine borç yüklemekte olup bu hususların kanuna aykırı olduğunu, tavzih yolu ile hükümde unutulan talepler hakkında karar verilip bu hükme eklenemediği gibi kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkinin de tavzih yolu ile giderilemeyeceğini, tavzih yolu ile kesinleşen hükmün sınırlandırılamayacağını, genişletilemeyeceğini ve değiştirilemeyeceğini, Yargıtay’ın istikrar kazanmış görüşüne göre maddi hatanın kazanılmış hak oluşturmayacağını, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda, dava şartlarından birinin bulunmaması ve husumet nedeniyle usulden reddine karar verilmesi hallerinde HMK 114-115 maddeleri gereğince maktu ücreti geçmemek üzere nispî vekâlet ücretine takdir edileceğini, davanın 10.000,00 TL üzerinden açıldığını, dolayısıyla davalı ....... vekili lehine hükmedilen maktu vekalet ücretinin anılı Yasa hükümleri uyarınca kaldırılması gerektiğini, mahkemece bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmanın zorunlu hale geldiğinden bahisle 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 ile HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmişse de, davanın müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğunu beyan ederek mahkemece verilen ek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkemece verilen ek karar davacı tarafından istinaf edilmiş ise de, dosyanın incelenmesinde, davacı tarafından sunulan ek karara yönelik istinaf dilekçesi içeriğinde asıl karara yönelik de istinaf sebepleri ileri sürüldüğü ancak dilekçenin konu ve sonuç kısmında sadece ek kararın kaldırılmasının talep edildiği bu sebeple davacının asıl karara yönelik de istinaf talebinde bulunup bulunmadığı anlaşılamadığından;
Öncelikle, davacı vekilinden ilk derece mahkemesince verilen asıl karara yönelik istinaf taleplerinin bulunup bulunmadığı ve bu kapsamda istinaf dilekçesinin asıl ve ek karara yönelik olup olmadığı hususunda açıklama yapılmasının istenilmesi ve davacı vekili tarafından dilekçenin asıl ve ek karara yönelik istinaf dilekçesi olarak ibraz edildiğinin beyan edilmesi halinde asıl karar için yatırılması gereken istinaf başvuru ve karar harcının HMK'nın 344. maddesi gereğince bir hafta içerisinde yatırılması için davacı vekili adına usulüne uygun ve kesin süreyi içerir muhtıra düzenlenerek tebliğ edilmesi,
A) Yapılan uyarı üzerine gerekli harçların yatırılması halinde; dosyanın davacının istinaf taleplerinin incelenmesi için dairemize gönderilmesi,
B) Verilen süre içerisinde istinaf harçlarının yatırılmaması halinde; davacının asıl karara karşı istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi, kararın usulüne uygun olarak ilgililere tebliğ edilmesi, bu karara karşı istinaf talebinde bulunulup bulunulmaması durumuna göre işlem yapılması ve her halükarda davacının ek karara yönelik istinaf talebi incelenmek üzere dava dosyasının dairemize gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Dava dosyasının HMK'nın 352/1.ç maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi'ne GERİ ÇEVRİLMESİNE,
2-Eksikler giderildikten sonra istinaf incelemesi yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda 23/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
...