T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ....
KARAR NO: ....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/10/2024
NUMARASI: ....... Esas ....... Karar
DAVACI: ... - T.C Kimlik No: ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTİNAF EDEN
DAVALILAR: 1- ... -
: 2- ... -
: 3- ...
: 4- ....... Turizm Sağlık Hizmetleri Ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
DAVA: Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 28/01/2025
YAZIM TARİHİ: 30/01/2025
Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 22/10/2024 tarihinde tesis edilen davanın usulden reddine ilişkin karara karşı, davalıların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davanın açılmasından önce 29/11/2019 tarihinde zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu ancak sonuç alınamadığını, davacı müvekkili ile davalılardan ..., ... ve dava dışı .......'nin 06/08/2007 tarihinde adi ortaklık sözleşmesi düzenlediklerini, bu sözleşmeye göre ...nde ... adına olan hisselerden 80 paya (8.000,00-TL'ye) tekabül eden miktarının müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin ilgili şirkete %16 hisse ile diğer ortaklarla eşit şartlarda ortak olduğunu, müvekkilinin bu hisseleri dilediği şekilde tasarruf etme hakkına sahip olduğunu, ancak hisse satışında tüm ortakların öncelikli olarak diğer ortaklara teklifte bulunmalarının gerektiğini, ...'ın müvekkilinin hisselerinin karşılığında gerekli garantiyi sağlayacağını, ilerde hastane için kurulacak şirkette müvekkilinin resmi ortak olarak yer alacağını, bu ortaklık oluşumunda da mevcut ortaklıktaki oranların korunacağını, ortaklardan ... ile .......'nin yaptıkları işler karşılığında hakediş olarak cironun %30'unu alacaklarını, kalan karın ortaklar arasında pay edileceğini, müvekkilinin çalışması karşılığında aylık 2.500,00-TL ödeneceğini, cironun artması ile bu maaşın da tedricen artırılacağını, yeni ortak alınacağı zaman müvekkilinin hissesinin sabit kalacağını ve diğer ortakların hisselerinden devir yapılacağını, ortakların hisse miktarınca kar ve zarara ortak olacakları hususunda sözleşme imzalandığını, işbu sözleşmenin kurulması sırasında tıp merkezi kurucularının / ortaklarının doktor olması zorunluluğu bulunduğunu, bu sebeple müvekkilinin resmi ortak olamadığını ve taraflar arasında (bir nev'i inanç sözleşmesi niteliğindeki) adi yazılı sözleşme yapıldığını, tıp merkezi kurucularının / ortaklarının doktor olma zorunluluğu ortadan kalktıktan sonra müvekkilinin kendi hisselerini emaneten elinde tutan ... ve diğer davalılardan bu hisselerinin kendisine iade edilmesini talep ettiğini ancak müvekkilinin ısrarlı taleplerine rağmen davalıların müvekkilini sürekli oyaladıklarını, sözleşme gereklerini yerine getirmediklerini ve müvekkilini resmi ortak yapmaya yanaşmadıklarını, nitekim 16/08/2007 tarih ve ....... sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin ....-.... sayfalarında yapılan ilana göre adı geçen şirketin Konya 4. Noterliği 06/08/2007 tarih ve ....... yevmiye numaralı ana sözleşmesi ile kurulduğunu ve aynı noterlik ....... yevmiye numaralı ortaklar kurulu kararı ile tescil ve ilanının istenildiğinin yazılı olduğunu, yapılan ilana göre şirket sermayesinin 50.000 YTL olduğunu ve 500 adet paya ayrıldığını, bu payların 280 payının ..., 10 payının ... ve 210 payının ....... adına olduğunun ilan edildiğini, sözleşmede belirtildiği üzere resmi kayıtta ... adına olan 280 payın 80 payı gayri resmi olarak müvekkilinin payı olduğunu, 80 payın aynı zamanda toplam 500 payın (sözleşmede yazılı olduğu üzere) %16'sına tekabül ettiğini, 14/09/2012 tarihli ticaret sicil gazetesine göre resmi hissedarlardan .......'nin hisseleri resmi olarak diğer ortaklara devredildiğini, şirketin (.......) resmi olarak iki ortağı kalmış olup onların da sözleşmenin tarafı olduklarını, sözleşmenin 2. maddesi gereğince sonradan hastane için kurulacak şirkete de müvekkilinin aynı oranda hissedar olacağı yazıldığından müvekkilinin sonradan kurulan ....... ....... İnşaat Gıda ve Ticaret Ltd. Şti.'nin de işbu sözleşme gereğince (%16 oranında) adi ortağı konumunda olduğunu, ....... ....... İnşaat Gıda Ve Ticaret Ltd.Şti.'nin 22/06/2017 tarihli ticaret sicil gazetesi ilanına göre sermayesinin 3.500.000,00-TL'ye yükseltildiğini ve 3.500 adet payın 3.150'sinin ...'a 350'sinin ise ...'a ait olduğunun ilan edildiğini, bu arada 02/12/2013 tarihinde Konya İli, Selçuklu İlçesi, ....... Mah. ....... ada .... parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazın hastane için ... tarafından satın alındığını, hastane inşaatının tamamlanmasını müteakip Ankara .... Noterliği'nin 29/04/2014 tarih ve ....... yevmiye numarası ile Sağlık Bakanlığı'nın 08/04/2014 tarih ve 6912 sayılı Özel Hastane Açılış Ruhsatı düzenlediğini, ....... ....... İnşaat Gıda Ve Ticaret Ltd.Şti.'nin sözleşmede belirtildiği şekilde hastane kurulması için aynı ortaklar tarafından kurulduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği her iki şirkette de %16 oranında adi ortaklık sahibi olduğu gibi devretme ve devralma sebebiyle dahi sonradan sözleşme gereğince kurulan ....... ....... İnşaat Gıda Ve Ticaret Ltd. Şti.'nin de %16 oranında hissesinin adi ortağı konumunda olduğunu, davalıların sözleşme gereği edimlerini yerine getirmedikleri gibi müvekkilini sözleşmenin ikinci maddesi gereği hastane için kurulan şirkete de resmi olarak ortak yapmadıklarını, bu nedenlerle fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile şimdilik 1.000,00-TL tasfiye payının (davalı ....... Turizm Sağlık Hizmetleri ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı ....... ....... İnşaat Ltd. şirketlerinin değerlerinin tespit edilerek, her iki şirkette ayrı ayrı müvekkilinin payı olan %16 pay miktarının (tasfiye paylarının) ilerde artırılmak üzere, müvekkilinin arabulucuya başvuru tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı müvekkiline verilmesine karar verilmesini, şimdilik 1.000,00-TL'nin ödenmemiş hak ediş alacağının, sözleşmenin 4. maddesi gereğince (müvekkilinin hak edişlerinin belirlenerek ödenmemiş hak ediş alacaklarının belirlenerek) ilerde artırılmak suretiyle, hak ediş tarihlerinden itibaren ticari faizleriyle birlikte ....... ....... İnşaat Ltd.Şti dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı müvekkiline verilmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin de davalı taraflara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının hem asılsız hem de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ....... Turizm Sağlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.'nin Konya 4. Noterliği'nden tasdikli 06.08.2007 tarihli ....... sayılı ana sözleşme ile 07.08.2007 tarihinde tescil edildiğini, 16.08.2007 tarihinde de Ticaret Sicil Gazetesi' nde ilan edildiğini, işbu şirketin faaliyetlerine Tıp Merkezi/ ....... olarak başladığını ve hiçbir zaman hastaneye dönüşmediğini, .......'nin " ....... Mah. ....... Sk. No:.... Selçuklu/ Konya" adresinde 09.10.2007 tarihinde faaliyete başladığını, .......'nin halen aktif faaliyet gösteren bir merkez olduğunu, ....... .... Hizmetleri Tic.Ltd. Şti ne ait hastane ruhsatının 11.01.2013 tarihinde ....... Turizm Sağlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. tarafından devralındığını, 2014 yılında "... Mah. .... Sk. No:.... Selçuklu/Konya" adresinde "....... " olarak faaliyette bulunmaya başladığını, daha sonra 2017 yılında .......; "....... Mah. .... Sk. No:.... Selçuklu/Konya" adresine taşındığını ve faaliyetine burada devam etmekte olduğunu, 2019 yılında ....... Turizm Sağlık Hiz. ve Tic. Ltd. Şti.'nde kısmi bölünme olduğunu, ....... Turizm Sağlık Hiz. ve Tic. Ltd. Şti.'nin Tıp Merkezi olarak faaliyetine devam etmekte olduğunu, ortak olduğunu iddia eden davacının kısmı bölünmede üç aylık askı süresince hiçbir itirazda bulunmadığını, hiçbir hukuki yola başvurmadığını, şu anda .......'nin, davalılardan ....... ....... İnşaat Gıda ve Tic. Ltd. Şti. tarafından işletilmek olduğunu, davacının sözleşmenin kurulması sırasında tıp merkezi kurucularının / ortaklarının doktor olması zorunluluğunun bulunduğunu, bu nedenle davacının resmi ortak olamadığını beyan ettiğini, ortak bir amacın mümkün olmayıp; amacın gerçekleşmesinin imkansız olduğunu, sözleşmenin kesin olarak hükümsüz olduğunu ayrıca ortaklardan .......'nin yıllar önce devlet kadrosunda doktor olarak çalışmaya başladığını, davacının iddia ettiğinin aksine hastane için bir şirket kurulmadığını, ....... ....... İnşaat Gıda Ve Ticaret Ltd. Şti.'nin Konya 4. Noterliği'nden tasdikli 04.01.2007 tarihli ve ....... sayılı ana sözleşme ile 04.01.2008 tarihinde tescil olduğunu, 10.01.2008 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, davacının ....... ....... İnşaat Gıda Ve Ticaret Ltd. Şti. ile uzaktan yakından hiçbir ilgisinin bulunamayacağını, ....... Ltd. Şti' nin ana sözleşme tarihi 04.01.2007 olduğunu, ....... Ltd.Şti.' nin ana sözleşme tarihinden bile önce olduğunu, davacının bu şirketle hiçbir ilgisinin bulunmadığı aşikar olduğunu, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 520. maddesinin son fıkrası gereği; payın devri veya devir vaadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmemekte olduğunu, dolayısıyla "YOK" hükmünde olan bir belgeye dayanılarak talepte bulunulmasının mümkün olmayacağını, davanın reddine karar verilmesini, 6762 sayılı türk ticaret kanunu'nun 520. maddesi gereği şirkete bildirilmiş ve pay defterine kaydedilmiş bir pay devri bulunmadığından, davacının şirketten de herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, iddia edilenin aksine davacının şirkete ortak olmak için sözlü ya da yazılı herhangi bir başvurusunun bulunmadığını, mahkemelerin adi ortaklığın tasfiyesini yapma gibi bir görevinin bulunmadığını, davacının hakediş alacağının da bulunmadığını, davacının sebebiyet verdiği zararları ödeme zorunluluğunun bulunduğunu ayrıca davacının haksız alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkiline tehdit ve şantaj içeren mail gönderdiğini bu konuda davacı aleyhinde Savcılığa ayrıca suç duyurusunda bulunulacaklarını, bu nedenlerden dolayı, davanın reddine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....Mahkemelerin görevlerine ilişkin düzenlemelerin 6100 sayılı HMK.nun 1.2.3.4. maddelerinde düzenlendiği, HMK.nun 2.maddesinde; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenlendiği, yine 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı Kanun ile değişik 6102 sayılı TTK. nun 5/3.maddesinde; "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." şeklinde düzenlemenin yapıldığı, bu düzenleme ile Ticaret Mahkemeleri genel mahkemeler içinde yer alan Asliye Hukuk Mahkemelerinin bir dairesi olmaktan çıkarılarak genel mahkemeler arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğunun kabul edildiği, yine 6102 sayılı TTK.nun 4. Maddesinde Ticaret Mahkemelerinin görevine giren dava ve çekişmesiz yargı işlerinin düzenlendiği, dava şartlarına ilişkin düzenlemenin HMK.nun 114.ve 115.maddelerinde düzenlendiği, HMK.nun 114/1-c maddesinde mahkemenin görevli olmasının dava şartı olduğunun, aynı kanunun 115.maddesinde mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağının ve taraflarında her zaman ileri sürebileceğinin, dava şartlarının noksan olması halinde davanın usulden reddine karar verileceğinin düzenlendiği, uyuşmazlığın davacı ve davalılardan ... ve ... ile dava dışı ....... arasında düzenlenen 06.08.2007 tarihli Adi ortaklık sözleşmesinden ve davacının ücret alacağı talebi de mali müşavirlik hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, her iki talep yönünden de taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK.4.maddesinde tahdidi olarak sayılan dava türlerinden olmadığı, davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, TTK.4.5. maddeleri gereğince mahkememizin görevli olmadığı, Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, (Adi ortaklık yönünden Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 06/10/2015 tarih ve 2015/3416 2015/8471 Es. Sayılı ilamı, mali müşavirlik sözleşmesi yönünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi'nin 07/04/2023 tarih ve 2023/603 Es.2023/696 Kar. sayılı ilamı benzer olduğu) anlaşıldığı..." gerekçesiyle dava dilekçesinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi ile mahkemenin görevsizliğine, Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin işbu davaya bakmakta görevli olduğunu, iddiaya konu sözleşme imkansız bir sözleşme olup hükümsüz olduğunu, davacının iddia ettiğinin aksine hastane için bir şirket kurulmadığını, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun açık hükmü gereği; "payın devri vaadi" yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi hüküm ifade etmediğini, dava konusu olayda şirket adına verilmiş bir taahhüt, şirket adına atılmış bir imza bulunmadığını, yine; 6762 sayılı kanunun 520. maddesi gereği şirkete bildirilmiş ve pay defterine kaydedilmiş bir pay devri bulunmadığından, davacının şirketten de herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, iddia edilenin aksine davacının şirkete ortak olmak için sözlü ya da yazılı herhangi bir başvurusu bulunmadığını, mahkemelerin adi ortaklığın tasfiyesini yapma gibi bir görevi bulunmadığını, davacının hakediş alacağı da bulunmadığını, davacının; sözleşmenin 4. maddesi gereğince hakediş alacağının olduğunu iddia ettiğini, ancak davacının part-time bile çalışmadığını, sadece haftada 1-2 saat muhasebe için merkeze uğradığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, daha önceki dilekçelerinde belirtildiği üzere davacının alacağı değil, borcunun bulunduğunu, davacının sebebiyet verdiği zararları ödeme zorunluluğu bulunduğunu, haksız alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, açıklanan nedenle kararın kaldırılmasını, aynı mahkemede yargılamanın devam etmesi gerektiğinin tespiti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; alacak talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 18/09/2018 tarih 2016/18805 Esas 2018/8661 Karar sayılı ilamında"... Bilindiği üzere, adi ortaklık; iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK. 620/1 md.). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzelkişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını veya emeklerini) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 26.03.2015 tarihinde açılmıştır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı madde gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak) iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir..." hükmünün yer aldığı,
Davacının davalılar ile imzaladığı sözleşme uyarınca alacak talebinde bulunduğu, davacının davalılar ile imzaladığı sözleşme uyarınca davacı ile ... arasında adi ortaklık kurulduğu (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 14/09/2022 tarih 2022/5002 Esas 2022/6515 Karar ve 21/05/2015 tarih 2014/15133 Esas 2015/9154 Karar sayılı ilamları), ayrıca davacının hizmet sözleşmesi uyarınca alacak talebinde bulunduğu, davacının tacir olmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalıların istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalıların istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL karar ve ilam harcının davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4- İstinafa başvuran davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6- Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/01/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
....