T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/09/2024
NUMARASI: Esas - Karar
DAVACI: ...
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ....
İSTİNAF EDEN DAVALI: ... - (T.C. Kimlik No: ...)
VEKİLLERİ: Av. ... -
Av. ... -
DAVA: Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 19/12/2024
YAZIM TARİHİ: 20/12/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 16/09/2024 tarihinde tesis edilen davanın usulden reddine ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin iflas idaresi tarafından idare edilen bir Avusturya şirketi olduğunu, davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacı şirketin yurtdışında tırlara kredili yakıt temin ettiğini, yurtdışında yapılan satışın KDV'li satış olduğunu, davalı şirketin de davacı şirketten yurtdışında tırlarına akaryakıt aldığını, davacı şirketin akaryakıt alacağını Türkiye'deki irtibat ofisi çalışanı vasıtası ile tahsil ettiğini, davacının Türkiye'deki irtibat bürosunun izninin 05/10/2012 tarihinde sona erdiğini ve ofisin kapatıldığını, davacının Türkiye ofisinin eski çalışanı davalı ...'in, davacı şirketin Türkiye'deki borçluları nezdindeki alacaklarının izlenmesi, muhasebeleştirilmesi ve borçlulardan fatura karşılığında alınan çeklerin davacı şirketin banka hesabına ulaştırılması ile görevli olduğunu, davalılardan ...'in davacı şirket nezdinde ticari bir yetkisinin ve görevinin bulunmadığını ancak ...'in davacı şirket adına ticari muamele yaptığının ve sahte belgeler (ibraname) ürettiğinin tespit edildiğini, davalı şirketin yurtdışında davacıdan yaptığı akaryakıt alımı karşılığında ödenmemiş 231.502,55 Euro borcunun bulunduğunu, davalı şirketin ödeme iddiasında bulunmasına rağmen, bu ödemelerin sözleşmeye uygun olarak davacıya yapılmadığını, davacı şirketin eski çalışanı diğer davalı ...'in diğer şirket hakkında verdiği ibranamenin de geçersiz olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 231.502,55 Euro alacağın ve fer'ilerinin Türkiye Cumhuriyeti Devlet Bankaları'nın uyguladığı en yüksek banka faizi ile birlikte her iki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davalı ...'in davacı şirketin Türkiye irtibat bürosu yetkilisi olduğunu, davacı şirket yetkilisi tarafından İzmir .. Noterliği'nin 13/09/2012 gün ve ... yevmiye nolu ibranamesi ile ibra edildiğini, kendisi hakkında yapılan suç duyurularına rağmen hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Somut olayda ; Konya BAM 6. HD'nin yukarıda yazılı kararında da açıklandığı üzere, davacı ile ... arasındaki hizmet sözleşmesi nedeniyle, bu davaya bakma görevi iş mahkemelerine ait olduğundan ve 6100 s. HMK'nin 23/2. maddesi gereğince, "(2) Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlayacağından" görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve istek halinde dosyanın yetkili ve görevli Konya Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlığın bir sermaye şirketinin, diğer bir sermaye şirketi ile olan alım satım ilişkisinden kaynaklandığını, uyuşmazlıkta davacının müvekkilini taraf olarak gösterdiğini, oysaki müvekkilinin alım satım ilişkisine taraf olmadığı için davada zaten pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, bu sebeple uyuşmazlığın görev yönünden nitelemesinin yapılmasının ve bu nitelemeye bağlı olarak görevsizlik kararı verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davacı şirketin Türkiye'de bulunan irtibat bürosunun yetkilisi olup, ticari alım satımdan kaynaklı açılan işbu davada davacının, davalının yaptığı ödemelerin kendisine ulaşmadığını, müvekkilinin çekleri ciro etme yetkisinin olmadığını, özetle irtibat bürosu aracılığıyla yapılan işlemlerin geçersizliğini iddia ettiğini, davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davaya bakmakla görevli ve yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10 yıllık yargılama sonucunda verdiği davanın reddine ilişkin karar doğru olup, bu kararın görev yönünden kaldırılarak görevsizlik kararı verilmesinin hatalı olduğunu, bir davada müvekkilinin irtibat bürosu çalışanı olmasından kaynaklı Ticaret Mahkemesi görevlidir denilirken diğer davada aynı gerekçe ile İş Mahkemelerinin görevli olduğunun ifade edilmesinin yargıda birlik, hukuki istikrar ve adli güven ilkeleri ile bağdaşmadığını, açıklamaları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin yerleşim yeri İstanbul - Ümraniye olduğundan ayrıca davacı şirketin kapanan irtibat bürosun da İstanbul - Ümraniye'de faaliyet gösterdiğinden davada yetkili mahkeme İş Mahkemeleri olacaksa yetkili mahkemenin Konya iş Mahkemesi değil, İstanbul Anadolu İş Mahkemesi olmak zorunda olduğunu, bu yetkinin kamu düzenine ilişkin olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; alacak istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince daha önce verilen 22/06/2022 tarihli kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 12/07/2024 tarih, .... Esas ..... Karar sayılı kararı ile; "...Dosya kapsamına göre davacı şirket ile davalılardan... Ltd.Şti. arasında imzalanan 23/10/2009 tarihli sözleşme kapsamında davacı şirket ile davalı şirket arasında akaryakıt alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, davacı şirketin satıcı, davalı şirketin ise alıcı konumunda olduğu, diğer davalı ...'in davacı şirketin Türkiye'deki Ofisinin yetkilisi olduğu ve hizmet akdi ile davacı şirket bünyesinde çalıştığı, davacının davalı şirketten akaryakıt satışından dolayı alacağı olduğu iddiasıyla davalılara karşı eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.
Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup taraflarca ileri sürülmese bile mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında re'sen ele alınması gereken bir husus olup, aynı zamanda dava şartıdır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, iş mahkemeleri, İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarını çözümlemekle görevlidir.
Somut olayda, davalı ... hakkındaki dava hizmet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. İşçi-işveren arasındaki sözleşmeden doğan davalarda İş Mahkemesi görevli olduğundan davalı ... hakkındaki davada İş Mahkemesi görevli olup, davada davalı ... yönünden görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı ... yönünden de işin esasına girilerek hüküm kurulması yerinde olmamıştır. Davacı şirket ile davalı ... arasında İş Mahkemesinde görülen başka bir davayla ilgili temyiz incelemesi Yargıtay 9.Hukuk Dairesi tarafından yapılmış olup, Yargıtay 9.Hukuk Dairesi'nin 31/10/2023 tarih, ... Esas-...... Karar sayılı ilamıyla da davacı şirket ile davalı ... arasındaki hukuki ilişkinin İş Kanunu kapsamında işçi-işveren ilişkisi olduğu anlaşılmıştır.
Bu sebeple tarafların diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzenine aykırılık nedeniyle tarafların istinaf başvuru taleplerinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine..." karar verildiği, dairemiz kararı gereğince ilk derece mahkemesince davalı ... hakkındaki dava tefrik edilerek davalı ... hakkındaki davanın görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği, verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı, yetki hususunun görevli mahkemece değerlendirileceği, davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2- Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4- İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6- Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/12/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır