T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 22/07/2024
NUMARASI: Esas
DAVACI:
VEKİLİ: Av.
İSTİNAF EDEN DAVALI:
VEKİLİ: Av.
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 15/10/2024
YAZIM TARİHİ: 16/10/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile açılan ticari şirket davasında 22/07/2024 tarihinde tesis edilen talebin reddine ilişkin ara karara karşı, davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin halı sektöründe 40 yıllık tecrübesi olan ayrıca 20 yıldır ..... Halı İhracatçıları Birliği'nin yönetim kurulu üyesi olduğunu, ayrıca 10.000.000,00 TL sermayeli .... Mobilya ve Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin 133.333 hissesine isabet edecek şekilde %33,33 oranda hissedarı olduğunu, aynı şekilde grup şirketler olan ve ihracatçı firmalar ...Mobilya Tekstil Ürünleri Pazarlama Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi ve ... Tekstil Dekorasyon Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi firmalarının da aynı oranda ortağı olduğunu, ...ve ... Tekstil, .... çatısı altında faaliyet göstermekte olan grup şirketler olduğunu, müvekkilinin anılan şirketlerin kuruluşundan bu yana öz veri ile ve hassasiyetle çalıştığını ve bu şirketleri halı piyasasında itibar sahibi yaptığını, ancak özellikle ...., ...ve ... Tekstil’in gizli ortağı ....’ın fiil ve eylemleri, müvekkilini bu şirketlerdeki hissedarlığını çekilmez hale getirdiğini, her ne kadar, resmiyette 76 yaşında olan ve halı sektörüne dair hiçbir tecrübe ve faaliyeti bulunmayan ve aynı zamanda ....’ın kayınpederi ....'in şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olarak görünse de esasında kendisi ....’ın paylarını temsil etmekte ve .... adına faaliyette bulunduğunu, daha önce ticari geçmişinin problemli olduğu gerekçesi ve resmiyette ortak ya da yönetim kurulu üyesi olmamasının kendisine daha geniş bir hareket imkanı tanıması nedeniyle ve bunun haricinde farklı gerekçelerle ....'ın resmi ortak ve yönetici sıfatına sahip olmamayı müvekkiline ve diğer ortak ....’a kabul ettirdiğini, ilk kuruluş aşamasında, şirket ortakları arasında yapılan görüşmeler neticesinde, ortaklık paylarının %46 ...., %34 ...., %20 .... şeklinde belirlendiğini, yukarıda belirtilen nedenden ötürü ....’ın payları resmiyette müvekkili tarafından temsil edildiğini, şirketin ilk kurulduğu günden bu yana, özellikle ....’ın ilk başta fiil ve davranışlar nedeniyle hep bir huzursuzluk olduğunu, sürekli tartışmalar kavgalar yaşandığını, ancak satışların çok iyi olması nedeniyle diğer taraftan şirketlerin sürekli büyümeye devam ettiğini, he ne kadar şirketlerin büyüyüp karlılığı artsa da güven ve huzur dolu bir yılın hiç olmadığını, daha sonra ....’ın baskı ve zorlamaları neticesinde 2020 yılında, herhangi bir hisse devir bedeli ödenmeden müvekkilinden %12,67; ....'dan %0,66 hisse ....'a devredildiğini ve 3 ortağın %33,33 hisse dağılımıyla halihazırdaki mevcut pay sahipliği yapısı oluşarak, müvekkilinin azınlık pay sahibi konumuna geldiğini, halihazırda ortaklık yapısının .... - 133.333 pay - %33,33, .... - 133.334 pay - %33,34, .... (....) - 133.333 pay - %33,33 şeklinde olduğunu, müvekkilinin; kurucusu, pay sahibi ve son genel kurula kadar yönetim kurulu üyesi olduğu ...., .... ve ....'un birtakım fiil ve eylemleri ile zarara uğratıldığını ve uğratılmaya devam ettiğini, bununla bağlantılı olarak müvekkilinin ....’daki paylarından doğan haklarının da ihlal edildiğini, şirket ortağı ve eski yönetim kurulu üyesi olan müvekkilinin, rencide edici, hakaret ve tehdit içerikli birçok e-posta ve yazışma ile uzun zamandır süren psikolojik bir mobbinge maruz kaldığını, şirketin ilk zamanlarından bu yana yaşanan tüm tartışmaların kaynağı ....'ın, birtakım amaçlarla müvekkilini yönetimden uzaklaştırma gayreti içerisine girdiğini, ....'un da desteğini alarak, Türkiye'nin en büyük halı ihracatçı firmalarından biri davalı ....'nın tek sahibi ve yöneticisi olma amacıyla her türlü ikili ilişkiye girerek, son genel kurul ile dengeleyici rolünü üstlenen müvekkilini şirket yönetiminden uzaklaştırdığını, ....'ın, ....’yı aile işletmesi haline getirdiğini, kendi akrabaları, özel çalışanlarını davalı şirkette istihdam ettiğini, bu kişilere şirket bütçesinde maaş verdiğini, yine davalı şirket ile danışmanlık hizmeti içerisinde bulunan meslek mensuplarını baskı ile kendi tanıdıkları ile değiştirdiğini, göreve layık olmayan veya ilgili alanda eğitimi olmayan kişileri istihdam ettiğini, bu kapsamda, eşi ...'ın kardeşi ....'i fiili olarak işe gelmemesine rağmen fotoğrafçı olarak işe aldığını, yine eski eşi .... ve kayınvalidesi .....'in de şirkette hiç çalışmamasına rağmen sigortalı olarak göstererek kendisine maaş verdiğini, hatta ....'ın evinde çalışan yabancı uyruklu .... isimli kişinin 2019 yılından bu yana .... Halı'da sigortalı olarak gösterildiğini, çalışma izninin dahi ...üzerinden alındığını, bu kişinin ....'ın evinde bakıcılık yapıyor olmasına rağmen maaşının ...tarafından ödendiğini, bu gibi iş ve işlemlerle hem şirkete kendi akrabalarını tanıdıklarını doldurduğunu, hem de liyakati bitirme noktasına geldiğini, ....'ın, her ne kadar müvekkiline karşı çıkmışsa da, .... ile işbirliği yaparak, ....’yı Mısır’da hiçbir resmiyeti olmayan bir ortaklık içerisine soktuğunu, ....’ın oğlu ...’nun da ismini taşıyan ... isimli bu firmanın sözde %40’ı .... Halı’ya ait olacakken, aradan geçen 5 yıla rağmen resmi hiçbir ortaklık kurulmadığını, ayrıca, ... isimli bu firmaya, ....’nın makineler, aletler, araç ve gereçleri gönderildiğini, her türlü ticari sır ve know-how bilgilerinin paylaşıldığını, ....’dan bu firmanın akıbeti hakkında açıklama istendiğinde, herhangi bir bilgi ve belge verilmediğini, ....’dan herhangi bir belge ve bilgi alamayan müvekkilinin, nihayetinde ... firmasına ihtarname göndererek, firmanın akıbeti sorulduğunu ve 227.776,76 USD tutarında mutabık kalınan borcun .... Halı’ya ödenmesinin ihtar edildiğini, ne var ki ....’ın ...’ı yönlendirmesi sebebiyle taraflarına herhangi bir dönüş yapılmadığı gibi herhangi bir ödeme de yapılmadığını, akabinde bu konuların aydınlatılması, .... Halı’nın ... hakkında hukuki bir süreç başlatılıp başlatılmadığı konusunda .... Halı’ya 02.05.2024 tarihinde ihtarname gönderildiğini, ancak bu ihtara herhangi bir dönüş olmadığını, netice itibariyle müvekkiline ... şirketinin ve projesinin, .... Halı’nın binbir emekle oluşturduğu know-how, portföy ve birikimin .... tarafından ele geçirilmesi için tasarlanmış bir proje olduğu kanaati hasıl olduğunu, bu kanaati destekleyecek şekilde de, ... üzerinden .... ve eşi ....’ın banka hesaplarına para gönderildiğinin düşünüldüğünü, yine ....’ın zorlama ve baskı politikaları sonucu, kendisinin “... Halı’dan tanıdıklarım” diyerek .... ve .... kişilere .... Halı firmasını kurdurttuğunu, ....'nun kendi oğlu ... üzerine .... Halı ile aynı adreste bulunan ... isimli firma açtığını, .... Halı’nın ....’dan yüksek fiyattan aldığı ürünleri yarı fiyatına ya da kârsız bir şekilde, ....'yı zarara uğratarak, ...’a sattığını, ...’un da bu ürünleri üçüncü kişilere bedelsiz satmak suretiyle .... Halı’yı ciddi zarara uğrattığını, diğer taraftan bu işlemlerin ....'da istihdam edilen ve .... tarafından işe alınan (....'nun diğer oğlu) Satış Pazarlama Şefi .....tarafından yapıldığını ve şirket yönetim kuruluna bu konuda hiçbir bilgi verilmediğini, son olarak .... ve ...., müvekkiline ....'nın .... Halı'ya ortak olacağına inandırdığını, ancak söz konusu ortaklığında hiçbir şekilde gerçekleşmediğini, diğer taraftan .... ve ...., şirket ortakları arasında yaşanan anlaşmazlıklar sonrası müvekkilini kendi iş yerine, ofisine girmesini engellediğini, öyle ki müvekkilinin 29.03.2024 tarihinde, şahsına ait eşya ve belgeleri dahi güvenlik görevlileri nezaretinde ve ancak tutanak tutulması sonucu alabildiğini, son olarak müvekkilinin kendi ofisine girmesini ve çalışmasını engellemek amacıyla iş yerinin kapı anahtarlarının da değiştirildiğini, böylece müvekkilinin şahsi eşya ve evraklarının bulunduğu ofisine girebilmesi ihtimalinin de tamamen ortadan kaldırıldığını, bu iş ve işlemlerin durdurulması için ihtarname gönderildiğini, ancak hiçbir işlem yapılmadığı aksine, .... tarafından müvekkilinin bağlantılarına, müşterilerine, ticari iş ve ilişki içerisinde olduğu kişilere e-postalar atılarak müvekkili hakkında incitici ifadelere yer verildiğini, müvekkilinin itibarının zedelenmeye çalışıldığını, nitekim son dönemde müvekkili ile yaşanan ihtilaflar sebebiyle müvekkilinin ticari itibarını ve güvenirliğini hedef alan yazılı ve sözlü açıklamalar yapıldığını, müşterilere, tedarikçilere ve yurtdışında bulunan çözüm ortaklarına yanıltıcı ve yalan beyanlarda bulunularak, e-postalar gönderildiğini, ek olarak, müvekkilinin iş icabı kullandığı, müşterilerle ve çalışanlarla yazıştığı ...@........e-posta adresinin 03.05.2024 tarihinde müvekkilinin erişimine kapatıldığını, bu çerçevede müvekkilinin müşteriler, çalışanlar ve tedarikçilerle olan iletişiminin engellenmek istendiğini, müvekkilinin şirketin işleyişi, faaliyeti hakkında bilgi alabileceği ve pay sahipliğinden doğan haklarını kullanabileceği tüm imkanların ortadan kaldırıldığını, en sonunda şirketlere ait tüm Whatsapp gruplarından da çıkarıldığını, bu şekilde hem müvekkilinin itibarını zedeleyecek iş ve işlemlerin, beyanların, faaliyetlerin derhal sonlandırılmasına hem de şirket işleyişi hakkında bilgi almasının önüne geçilmesinin sonlandırılmasına yönelik ihtarname gönderildiğini, ancak hiçbir işlem yapılmadığını, hatta personele baskı yapılarak müvekkili ile hiçbir şekilde iletişime geçmemeleri talimatı verildiğini, tüm bu usulsüzlük, şüphe, belirsizlik ve güvensizlik dolu ortamın gölgesinde, .... ve ....’ın birlikte hareket ederek sırf müvekkilimizi yönetimden uzaklaştırmak, yönetim kurulu üyeliğini elinden almak amacıyla 17.04.2024 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) m. 414 hükmüne aykırı bir şekilde çağrı ilanı yapılmadan apar topar genel kurul toplantısı gerçekleştirildiğini, davalı şirket pay sahipleri ve yönetim kurulu üyelerinin yukarıda ifade edilen işlemlerinden dolayı müvekkili tarafından şirketin yönetim kurulu üyelerine e-posta aracılığıyla ve yazılı olarak bilgi alma ve inceleme kapsamında talepte bulunulduğunu ancak müvekkilinin talep ettiği bilgi ve belgelerin müvekkiline verilmeden genel kurul toplantısı icra edildiğini, müvekkilinin söz konusu toplantıya vekaleten kaldığını, TTK m. 420 gereği toplantının ertelenmesi talep edildiğini, ancak söz konusu talep tutanağa geçirilmeden reddedilerek gündem maddelerinin hukuka aykırı bir şekilde görüşülmeye başlandığını, finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların görüşülmesi hususunda yeterli bilgi ve veriye sahip olmayan müvekkilinin erteleme talebine rağmen gündemin görüşülmesi ve çeşitli kararların alınması sebebiyle tüm kararlara muhalefet şerhi konulduğunu ve ret oyu kullanıldığını, müvekkilinin muhalefetine rağmen onaylanan finansal tablolar, genel kurul tarihinden sonra 29.04.2024 tarihinde şirket muhasebe müdürü .... tarafından e-posta yoluyla müvekkiline iletildiğini, netice olarak ....’nın ticari ilişkileri olan şirketlerle/kişilerle ve pay sahipleriyle ile olan ticarî ilişkinin şeffaf bir şekilde ortaya konulması, aradaki alım-satım ilişkisinin ayrıntılı olarak izah edilmesi pay sahipleri tarafından usulsüz bir şekilde para transferinin yapılıp yapılmadığı, şirketin bir finansman aracı hale getirilip getirilmediği, şirket çalışan ve araçlarının pay sahiplerinin özel işlerinden kullanılıp kullanılmadığı vb. işlemlerin bulunup bulunmadığı, bu tür işlemler varsa bunlar hakkında gereken bilginin, yönetim giderleri hesabının açıklanması konularında taraflarına bilgi ve belge verilmediğini, bilgi talep edilen konularda faaliyet raporunda bul bilgilere yer verilmediğini, bu kapsamda bilgi talep edilen konularda ilgili raporların hazırlanarak yönetim kurulu faaliyet raporuna dahil etmesi gerekirken gereğinin yapılmadığını, genel kurulda onaylanan finansal tablolar, bilançolar ve gelir gider tabloları dahi genel kurul tarihinden sonra müvekkilinin ısrarlı talebi sonrası 29/04/2024 tarihinde müvekkilinin bilgisine sunulduğunu, diğer taraftan müvekkiline gönderilen 07/05/2024 tarihli ihtarname de "Genel kurul iradesini hazmetme zorluğunun şirketlere akla gelen her an ve ortamda başvuru hakkı vermediğini bilmeniz gerekmektedir." şeklindeki cümle ile de zaten müvekkilinin pay sahipliğinden doğan bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiğinin kabul edildiğini, son olarak işbu genel kurul toplantısında, müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinin oy çokluğu ile sona erdirildiğini, ancak yukarıda ifade edilen süreç nedeniyle taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya, ticari teamüle aykırı olarak ve .... ve ....’ın birlikte hareket ederek, müvekkilini devreden çıkarma, yönetimden uzaklaştırma amacına dayalı işbu karar, usulsüz ve şüpheli işler ile kendilerine menfaat sağlama gayesi güden ve şirketi zarara uğratıcı bu kararın kanunda bahsedilen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, aksi halde zaten istediğini almak, istediğini aymak için her türlü baskı, yıldırma ve mobbingi uygulayan ....’ın ....'un da desteğiyle, denetimsiz bir şekilde yönetimi tek başına ele alma ihtimalinde davalı şirketin uğrayacağı zararlarını tahmin etmenin güç olmadığını, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olduğu zamanlarda dahi kendi şahsına menfaat devşirme masadıyla elinden geleni ardına koymayan ancak müvekkilinin dengeleyici rolüyle uğranılmayan zararların sadece ....’ın yönetimiyle kaçınılmaz olacağına şüphe bulunmadığını, diğer bir ifadeyle, şirketin şu an, halıcılık sektöründeki kötü namıyla resmiyette ortak olamayan ve ikili ilişkilerle, usulsüz işlerle kendisine ve ailesine hukuka aykırı menfaat elde eden .... ile halıcılık sektöründe tecrübesi olsa dahi yönetimsel anlamda hiçbir bilgi ve tecrübesi olmayan ....’un elinde kan kaybettiğini, bu kaybının da kısa gelecekte şirketin sonucu getireceğini ve dolaylı olarak müvekkilinin pay sahipliğinden doğan haklarını ve özellikle mülkiyet hakkını ihlal edeceğinin açık olduğunu, netice olarak işbu genel kurul toplantısında alınan hukuka aykırı kararlar ile davalı şirket nezdindeki usulsüzlük, hileli işlemler ve çürümenin müvekkili tarafından gündeme getirilmesi, müvekkilinin ısrarlı takip ve sorguları sonucu rahatsız olarak diğer ortakların müşterek hareket etmesiyle müvekkilinin davalı şirket yönetiminden çıkarıldığını ve davalı şirkete ilişkin bilgi alabileceği tüm yolların kapatıldığını, taraflarınca gönderilen ihtarnamelere, e-postalara, uyarılara ve açılan davalara rağmen, davalı şirketin diğer ortakları ve yönetim kurulu üyeleri olan .... ve ....'ın usulsüz, hukuka ve ahlaka mugayır tutum ve davranışlarının tüm hızıyla devam ettiğini, müvekkilinin davalı şirketin yönetiminde, faaliyetinde, üretiminde, üçüncü kişilerle olan iletişiminde hiçbir şekilde söz sahibi olmadığını, hatta bilgi sahibi dahi olmadığını, müvekkilinin yılların birikimiyle ve emeğiyle bugünlere gelen davalı şirket için her daim elini taşın altına koyduğunu, gerektiğinden ortaklar arasında çıkan kavgaları şirketin geleceği için yatıştırdığını, çeşitli fuarlara yeni müşteri portföyü oluşturduğunu, müvekkilinin tüm bu iyi niyetli davranışlarına rağmen .... ve .... şirketi zarara uğratmaya devam etmeleri nedeniyle, aradaki ihtilaf ve tarafların ortaklığı devam ettirmesinin mümkün olmaması sonucu TTK m. 531 hükmü çerçevesinde davalı şirketin feshine karar verilmesi gerektiğini, tüm bu sebeplerden dolayı, şirket malvarlığının korunması amacıyla bir an önce şirket yönetiminin tedbiren kayyıma devredilmesini, yönetim kayyımı taleplerinin kabul görmese dahi denetim kayyımı atanmasını, şirket hesaplarına tedbir konulmasını, evleviyetle şirket defterleri üzerinde bir inceleme yapılmasını, şirketin yönetim ve temsili ile malvarlıklarının ve hatta defter ve belgelerinin korunması için gerekli her türlü önlemin tedbiren alınmasını, şirket malvarlığının tespit edilmesini, şirket taşınmaz ve araçları ile her türlü devredilebilir malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İlk derece mahkemesi 04/07/2024 tarihli ara karar ile; "....ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile; davacı tarafın; davalı .... Mobilya ve Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'(Mersis No:..., Vergi No:....)'ne denetim kayyumu atanması talebinin kabulüne, a)-Davalı .... Mobilya ve Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'(Mersis No:..., Vergi No:....)'nin mal varlığının azaltılması ve şirketin borçlandırılmasına yönelik tüm işlemlerinin kayyum denetimine tabi tutulmasına, b)-Denetim Kayyumu olarak ... T.C Kimlik Numaralı Mali Müşavir ....'ın (adı geçenin görevlendirilmesi mümkün olmaz ise resen seçilecek başka bir mali müşavir veya yeminli mali müşavir'in) görevlendirilmesine...." karar verilmiştir.
İTİRAZ: Davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili şirketteki görevinden uzaklaştırılmış olmasından kaynaklanan hırs, düşmanlık ve kötüniyeti ile ihtarname ve e-posta mesajıyla müvekkili şirketi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde tacize yöneldiğini, suç duyurları ve davalarla asıl amacının rahatsızlık vermek ve gündemde kalmaya devam etmek olduğunu, bu yöndeki hırs ve kinini çalışılmakta olan bankalara da şirketi ve yöneticilerini karalayıcı yazışmalar ve ziyaretlerde bulunarak sürdürdüğünü, bunların hiçbirinden hedeflediği kötülüğe ulaşamayan davacının diğer tüm mahkemelerdeki ihtiyati tedbir taleplerinin reddedildiğini, buna karşın yalnızca mahkememizde genel kurul ibra kararı yönünden ve bu davada denetim kayyumu ve ihtiyati tedbir kararı açısından kısmi kabul kararı verildiğini, bunların ikisinde de, dava dilekçesine cevap verme süresi içerisinde, hatta ... E. sayılı dosyamızda cevap dilekçelerini sundukları halde, karar metninde cevaplarından bahsedilmeksizin karar verildiğini, öncelikle davalı .... Mobilya ve Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş'ne denetim kayyumu atanması ve şirket adına kayıtlı mevcut araç ve taşınmazların devredilmemesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulü kararlarına hukuki dinlenilme hakları ihlal edilerek ve cevap dilekçeleri tamamen yok sayılarak verilmiş olması nedeniyle itiraz ettiklerini, kayyumluğun, genel olarak hasta, sakat veya medeni haklarını kullanamayanlar için Medeni Kanunda düzenlenmiş bir kurumken, Türk Ticaret Kanunu'nda şirketlere kayyum atanması ile ilgili bir düzenleme olmadığını, davacının ileri sürdüğü iddialarının tamamının gayrihukuki olması ve dedikodu niteliğinde ürettiği kurgular olduğunu, nitekim, davacının iddialarının hiçbirinin belgesi veya geçerli kaydı bulunmadığını, mahkememize kendi yaptığı yazışma, e-posta mesajları ve ihtarnamelerinden başka hiçbir delil veya belge ortaya koyamayan davacının iddialarının hukuken ciddiye alınabilirliği yokken, kayyum atanması gibi ciddi bir tedbire dayanak görülmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, bu nedenlerle mahkemenizin 04.07.2024 tarihli ara kararının 1 ve 2 nolu denetim kayyumu ve araç ve taşınmaz devrinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararlarının itirazen kaldırılmasına, aksi halde teminat bedelinin yükseltilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....davacı vekilinin; davalı şirkete denetim kayyımı atanması ve davalı şirketin taşınır ve taşınmazları ile hak ve alacakları dahil tüm malvarlığı üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulması yönünden mevcut dosya kapsamı, mevcut delil durumu, tarafların hak ve menfaat dengesi kül halinde değerlendirildiğinde; yargılama neticesinde olumlu karar çıkması halinde davalı şirketin mali durumunun korunması gerektiği, aynı zamanda da şirketin rutin işleyişine halel gelmemesi gerektiği hususları nazara alındığında hakkaniyet ilkeleri doğrultusunda ihtiyati tedbir taleplerinden davalı şirkete denetim kayyımı atanması yönünden tedbirin mahiyeti ve HMK 392. maddesi gereğince takdiren teminat alınmasına yer olmadığına, (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi'nin 25/03/2021 tarih ve 2021/447 Es. 2021/445 Kar. Sayılı ilamı benzer doğrultudadır.), davalı şirketin taşınır ve taşınmazları üzerine 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi yönünden HMK 389 ve devamı maddeleri gereğince teminat karşılığında (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi'nin22/11/2019 tarih ve 2019/911 Es. 2019/1308 Kar. Sayılı ilamı benzer doğrultudadır) değerlendirildiğinde davalı yanın mahkememizin 04/07/2024 tarih ve ... Esas sayılı ihtiyati tedbir kararının yapılan itirazların(denetim kayyum, araç ve taşınmazlara ilişkin) reddine karar vermek gerekmiştir...." gerekçesiyle davalı vekilinin 04/07/2024 tarih ve.... Esas sayılı ihtiyati tedbir kararının yapılan itirazların (denetim kayyum, araç ve taşınmazlara ilişkin) reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek ara karar verildiğini, davaya cevap süresinin dolması beklenmeden, cevap için talep edilen ek süre için halen bir karar dahi verilmeden ve HMK 127. maddesi açıkça göz ardı edilerek denetim kayyımı atanması ve tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, denetim kayyımı atanmasının hukuki şartlarının bulunmadığını, Yargıtay şirketin "kötü" yönetilmesinin kayyım atanmasına geçerli hukuki neden olamayacağını net biçimde gösterdiğini, aynı mahkemenin sadece 23 gün sonra şirkette yine yönetim boşluğu bulunmadığı halde, bu kez kayyım atama kararı vermesinin anlaşılamaz ve kabul edilemez bir çelişki olduğunu, atanan denetim kayyımının yetkilerinin yönetim kayyımı gibi düzenlendiğini, ihtiyati tedbir kararının da hukuka ve maddi gerçeklere aykırı olduğunu, müvekkili şirketin mal varlığının uyuşmazlık konusu olmadığı da dikkate alınarak malvarlığı üzerinde verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, aksi kanaatte olunacak olursa; denetim kayyımının yönetim kayyımı yetkileri yerine yalnızca denetim göreviyle devamına ve ödemelere - borçlanmalara onay verme yetki sorumluluğunun kaldırılmasına, ihtiyati tedbir kararı kaldırılmayacak olursa nakdi teminat tutarının yükseltilerek devamına veya uygun görülecek şekilde düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep; ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin verilen ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı tarafından davalı aleyhine şirketin feshi ve terditli taleplerle açılan davada ilk derece mahkemesince 04/07/2024 tarihinde davalı şirkete denetim kayyımı atanmasına, davalı şirketin araç ve taşınmazlarının devredilmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiği, bu karara karşı davalının yaptığı itirazın 22/07/2024 tarihinde reddine karar verildiği, bu karara karşı davalının istinaf talebinde bulunduğu, ilk derece mahkemesince 11/09/2024 tarihinde davanın geri alınması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına ve 04/07/2024 tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildiği, bu durumda davalının istinaf talebinin konusu kalmadığından konusu kalmayan istinaf talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının istinaf talebinin konusu kalmadığından karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
5-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/10/2024 tarihinde oy çokluğuyla HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan .
e-imzalıdır
(Muhalif)
Üye .
e-imzalıdır
Üye .
e-imzalıdır
Katip .
e-imzalıdır
A.G
MUHALEFET ŞERHİ: alep; ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin verilen ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının 22/04/2024 tarihinde verildiği ve bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu, istinaf başvuru tarihinde verilen tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin herhangi bir kararın bulunmadığı,
İstinaf incelemesi devam ederken, ilk derece mahkemesinin istinaf incelemesine konu ara kararı ile ilgili durum ve koşulların değişmesi üzerine HMK'nın 396. maddesi gereğince verdiği kararın istinaf talebini konusuz bırakmayacağı, söz konusu kararların verildiği tarih itibariyle hukuka uygun olup olmadıklarının (haksız geçici hukuki koruma kararına dayalı tazminat talepleri yönünden) önem arzettiği, bu nedenle istinaf sebeplerinin esastan incelenmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan;
Sayın çoğunluğun; ilk derece mahkemesinin HMK'nın 396. maddesi gereğince istinaf incelemesine konu kararı kaldırması veya değiştirmesinin istinaf talebini konusuz bıraktığı görüşüne katılmıyorum.
Başkan .
e-imzalıdır