T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: .....
KARAR NO: ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KONYA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 24/04/2024
NUMARASI: .... Esas
İHTİYATİ TEDBİR
TALEP EDEN
DAVACILAR :1-
İSTİNAF EDEN 2-
3-
4-
VEKİLİ: Av.
KARŞI TARAF DAVALI:
VEKİLİ: Av.
TALEP : İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 17/09/2024
YAZIM TARİHİ: 18/09/2024
İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından karşı taraf davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan davada 24/04/2024 tarihinde tesis edilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili, müvekkillerinin murislerinden dolayı davalı şirkette hisselerinin bulunduğunu, davalı şirketin 19/04/2007 tarihinden beri ortaklar kurulu toplantısı yapmadığını, bu toplantıda da müvekkillerinin babasının münferiden şirket müdürü olarak seçildiğini, bu tarihten sonra başkaca bir yönetici seçimi yapılmadığı gibi, ortaklar kurulu toplantısı da yapılmadığını ancak, davalı şirketin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki son ilanı olan 12/08/2008 tarih, ... sayılı ilanına göre 27/07/2008 tarihinde ortaklar kurulu toplantısı yapıldığını ve müvekkillerinin murisi ... ....'ün yöneticiliği kaldırılmadan ... ...'ün yöneticiliğe seçilmiş gibi göründüğünü, müvekkillerinin 27/07/2008 tarihli ortaklar kurulu toplantısının yapılmadığını, tamamen sahte ve üretme bir belge ve ortaklar kurulu toplantısı olduğunu işbu davadan bir gün önce öğrendiklerini, yıllardır şirketinin içinin boşaltıldığını, gerçeğe aykırı belgelerle şirketin borçlu gösterildiğini, şirketin kazançlarının gizlendiğini, şirketin haklı bir sebep olmaksızın kar payı dağıtmadığını, şirketin otelinin amacına uygun işletilmediğini, şirkette organ boşluğu olduğunu, mirasçıların şirketin ortaklar pay defterine kayıtlarının bile yapılmadığını, yöneticilik görevinin keyfi yönde kullanıldığını, şirketin ve ortakların menfaatleri gözetilmeksizin rekabet yasağına aykırı davranıldığını, aileler arasında dargınlık olduğundan bir araya gelmelerinin söz konusu olmadığını, artık şirkette amaç ve amacı gerçekleştirme olgularının kalmadığını ileri sürerek, öncelikle şirketin ve müvekkillerinin uğradıkları zararlar nazara alınarak takdiren teminatsız olarak davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına, bu taleplerinin uygun görülmemesi halinde terdiden pay sahibi müvekkillerinin ve diğer ortakların haklarının korunması, şirket mal varlığının kasıtlı olarak azaltılmasının önlenmesi amacıyla belirlenecek makul bir değer üzerindeki tüm işlemler ve olağan yönetim işleri dışındaki tüm işlemler yönünden davalı şirkete tedbiren denetim ve onay kayyımı atanması ve kayyıma bu davada davalı şirketi temsil etmek üzere yetki verilmesi, feshe ve alternatif çözüme karar verilmesi halinde pay sahibi müvekkillerinin paylarına düşecek ortaklık mal varlıklarının korunması için ortaklık mal varlıklarının kasıtlı olarak azaltılmasının önlenmesi amacıyla davalı şirkete ait taşıt, demirbaş, makine, marka, ruhsat, patent vb. tüm haklar ve mallar dahil tüm taşınır ve taşınmaz malları üzerine ihtiyati tedbir şerhi konulması suretiyle üçüncü kişilere devirlerini önleyecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Talep, ihtiyati tedbir yoluyla davalı şirkete yönetim kayyımı atanması, şayet bu mümkün olmaz ise davalı şirkete deneti ve onay kayyımı atanması ile davalı şirket üzerine kayıtlı olan mal varlıklarına devri önleyici tedbir konulmasına ilişkindir.
İhtiyati tedbir, yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş, değişen hal ve şartlara göre her zaman kaldırılması veya olumlu görülmemesi halinde yeniden talep edilmesi mümkün, geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.
HMK'nun 389/1 maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK'nun 390/3.maddesinde tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Yönetim kayyımı atanması talebi için yapılan değerlendirme;
Bir şirkete yönetim kayyım atanması için kural olarak şirketin yasal organlarının mevcut olmaması gerekmektedir. Bu kural 4721 sayılı TMK'nın 427/1-4. maddesinde ifade edilmiştir. Bu maddeye göre, bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, yönetim kayyımı atanmak zorundadır.
Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nın sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yargıtay 11. H.D. 08/03/2018 tarih ve 2016/7714 E-2018/1804 K)
Somut olayda, davalı şirketi temsile yetkili organların bulunduğu ve hali hazırda organ boşluğunun söz konusu olmadığı, asıl olan şirketin, ortakları tarafından alınan kararlar ile belirlenen yöneticiler tarafından yönetilmesi olduğu, ticari şirketlerde görev süresi dolan yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair yürürlükteki mevzuatta bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin genel kurulda belirlenen görev sürelerinin bitmesiyle şirketin organsız kaldığından söz edilemeyeceği (Yargıtay 11. H.D 2021/1446 E. 2022/5737 K.) bu itibarla yönetim kurulunun yetkilerini sınırlandırır biçimde yönetim kayyımı atanamayacağı anlaşılmıştır.
Davalı şirkete denetim kayyımı atanması ve mal varlıklarına devir ve satışı önleyici tedbir konulması talebi için yapılan değerlendirmede ise;
Davacı tarafın dilekçesindeki iddiaların yaklaşık ispata tek başına yeterli olmadığı, dilekçe ekinde iddiaları destekler mahiyette olumlu kanaat uyandıracak delile yer verilmediği, bu itibarla dosyadaki delil durumu ve hak ve menfaat dengesi uyarınca ihtiyati tedbire karar verilemeyeceği..." gerekçesiyle, davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili, dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, fesih davalarında gerekli tedbirleri almak mahkemenin kendi görevi gereği iken ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, ihtiyati tedbir talep şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, mahkemece verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince 04.06.2024 tarihli ek kararla, istinaf harçları yatırılmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacılar ...., ..... ve .... yönünden HMK'nın 344. maddesi gereğince istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği, ek kararın işbu davacılar vekiline tebliğ edilmesine rağmen davacılar vekili tarafından istinaf edilmediği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 636/3 maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." hükmü,
Aynı Yasa'nın 636/4 maddesi de "Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir" hükmünü haizdir.
Anılan maddede ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde limited şirketin feshi davası açabilme olanağı tanınmıştır. Bu nedenle, fesih isteminde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin var olup olmadığı yahut haklı olup olmadığı mahkemece değerlendirilecektir. Diğer yandan anılan madde ile fesih davası açıldığında mahkemeye gerekli tedbirleri alma yetkisi verilmiştir. Bu çerçevede, mahkemece davadaki isteme göre, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceğinden, dava süresince davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilecektir. (Yargıtay 11.HD'nin 03/02/2015 tarih, 2014/15047 E- 2015/1168 K. sayılı ilamı )
İhtiyati tedbir kurumu genel olarak da HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
HMK'nın 389. maddesinde ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. '' hükmü,
HMK'nın 390. maddesinde ''İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. '' hükmü,
Aynı Yasa'nın 396. maddesinde de '' Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.'' hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kabulü için gerek TTK'nın 636. maddesi gerekse de HMK'nın 389. ve 390. maddelerinde belirtilen talep koşullarının oluşmadığı, talep eden tarafça yaklaşık ispatın sağlanamadığı, kaldı ki yargılama sırasında durum ve koşulların değişmesi halinde mahkemece HMK'nın 396. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebileceği ve bu itibarla, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2- Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4- İstinafa başvuran ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6- Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/09/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan .... Üye ......... Üye ...... Katip .........
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
R.T