T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/01/2024
NUMARASI: ... Esas - ... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI: ...
VEKİLLERİ: Av. ... - Av. ...
İSTİNAF EDEN DAVALI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 10/07/2025
YAZIM TARİHİ: 11/07/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında 23/01/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kalıp üretimi ile iştigal ettiğini, kalıp üretimi için gerekli malzeme olarak ...... markasını kullandıklarını, yaptıkları sosyal medya paylaşımlarıyla ve beyanları ile ...... marka malzeme sattığını beyan eden davalı şirketten malzeme aldıklarını ancak bu malzemelerin ...... marka olmadığını, davalı şirketten aldıkları malzeme ile ürettikleri kalıpların sattıkları kişilerin kullanımı sırasında çatladığını, bu kalıpları yeniden üretmek zorunda kaldıklarını, davalının haksız eylemleriyle zarara uğradıklarını beyan ederek müvekkilinin söz konusu ayıplı malzemelerin alımı için davalıya ödediği 251.358,94 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, haksız fiil sebebiyle tekrar ürettiği kalıpların aynını tekrar üretmek zorunda kalmasından dolayı uğradığı zararın zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte şimdilik 100,00 TL olarak davalıdan tahsiline, haksız fiil sebebiyle yaşadığı iş kaybı sebebiyle oluşan maddi zararın zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte şimdilik 100,00 TL olarak davalıdan tahsiline, haksız fiil sebebiyle zarar gören markası, ticari kimliği ve meslek itibarı sebebiyle 500.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, miktarı artırım hakları ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik maddi zarar kalemleri için toplam 251.558,94 TL'nin, manevi zararları için toplam 500.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 16/04/2021 tarihli dilekçesi ile, dava dilekçesinde sehven 500.000,00 TL olarak belirtilen manevi tazminat taleplerinin 50.000,00 TL olduğunu beyan etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının manevi tazminata ilişkin talep sonucunu azaltmasının feragat hükmünde olduğunu, müvekkili ile davacı arasındaki ticari ilişkinin mal alım satım akdi olup davacı tarafça ileri sürülen ayıp iddialarının süresinde olmadığını, müvekkilinin imalatçı olmayıp, muhtelif çelik malzemeleri üreticinden alarak imalatçılara satış yaptığını, müvekkilinin davalıya ...... çeliği vereceği hususunda bir taahhüdünün bulunmadığını, davalının faturalara ve teslim edilen mallara ilişkin bir itirazının bulunmadığını, davacı tarafça 2020 yılının ekim ayı sonlarına doğru çatlama şikayeti yapıldığını, çatladığı iddia edilen kalıpta kullanılan çeliğin 1,2344 kalite standartlarına uygun olup olmadığı yönünde analiz yapılmak üzere laboratuvar incelemesi yapılması için ...... Ticaret Ltd Şti firmasına gönderildiğini, gelen analiz raporunda çeliğin 1,2344 kalite standartlarına uygun olduğu, kalıbın detaylı görsel incelemesinde orta kısmında kullanım esnasında oluştuğu düşünülen darbeler sebebiyle oluştuğu düşünüldüğünün rapor edildiğini, müvekkilinin kalıp yapım aşamasından, ışıl işlem aşamasından ve kullanımdan hatalardan sorumlu tutulamayacağını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı vekili 30.11.2020 tarihli celsedeki beyanında müvekkilinin zararının Borçlar Kanunu ayıp hükümlerine göre tam olarak karşılanamayacağından haksız fiil hükümlerine dayandıklarını beyan etmiştir.
Yargılama sırasında davacının davalı aleyhine dolandırıcılık suçu kapsamında şikayette bulunması üzerine başlatılarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlanan Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ...... soruşturma numaralı evrakı temin edilerek dosya arasına alınmıştır.
Taraflar arasında yazılı olmayan bir sözleşme bulunduğu hususunda ihtilaf yoktur.
Gerek takipsizlik kararı gerekse davacı tarafça bildirilen tanık beyanında yer alan "Davalı şirketten teslim aldığımız çelik kalıpların bir tanesinin kenarında beyaz keçeli kalemle Çince harflerin bulunduğu bir yazı gördüm. Bunun üzerine ...... Bey ile iletişime geçtim, kendisi gelip ürüne baktı, bunlara aldırış etmeyin, önemli değil, gümrükte yazılmıştır deyip beni geçiştirdi." (Davacı şirketin eski ortağı olduğunu beyan eden Yaşar Yüksel'in beyanı) şeklindeki ifadeler ve davacının bir bütün olarak talepleri nazara alındığında iddiaların tacir olan davacının basiretli bir iş adamı gibi hareket etme sorumluluğuna uygun düşmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla olay kapsamında haksız fiilin hukuka aykırı fiil unsuru bulunmamaktadır.
Davanın ayıba karşı sorumluluk hükümleri kapsamında incelenmesi:
Her ne kadar davacı vekili TBK'nın ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanmamış ise de hukuki nitelendirme hakime ait olduğundan bu hususta da değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Taraflar arasında bir sözleşme bulunup bu sözleşme kapsamında dava değeri de nazara alındığında davalının malzemelerin ...... marka olacağı hususunda taahhütte bulunduğu konusu yazılı delille ispatlanamamıştır.
Davacı tarafça sunulan whatsap yazışmalarının yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilip değerlendirelemeyeceği hususunda öncelikle söz konusu yazışmaların sağlıklı bir delil olarak sunulması icap etmektedir. Ekran görüntülerinin çıktı olarak sunulması ile söz konusu yazışmaların hangi bağlamda yapıldığının tespiti mümkün değildir. Zira telefonların karşılıklı olarak incelenmesi varsa silinmiş mesajların tespiti yapılmalıdır. Bu husus ancak bilirkişi incelemesiyle tespit edilebilecek bir husustur. Bu incelemenin yapılabilmesi için ise söz konusu yazışmaların yapıldığı iddia olunan telefonların sunulması icap etmektedir. Bu kapsamda davacı vekilinden whatshap yazışmalarının bulunduğu telefonları bildirmesi istenilmiş bu hususta kendisine iki haftalık kesin süre verilmiş söz konusu ara karar davacı vekiline 01.11.2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davacı ara karar gereğini yerine getirmemiştir.
Dolayısıyla davacının davalının kendisine "......" marka çelik satmayı taahhüt ettiğine dair iddiası kanıtlanamamıştır.
Öte yandan satılan çeliklerin marka tartışması bir kenara bırakıldığında ayıplı olup olmadığı hususu bakımından davacı vekilinin davalı ile dava kapsamındaki alışverişine ilişkin olarak sunduğu en eski tarihli fatura 24.12.2018, en güncel tarihli fatura 01.10.2020 tarihli faturalardır. Davacı vekilince ayıba ilişkin sunulan ihtarname (02971) 04.03.2021 tarihlidir. Yani ayıp bildirimi son fatura tarihinden yaklaşık 5 ay sonra (24.03.2021 tarihinde) tanzim edilen ihtarname ile yapılmış olup bu süre ayıbın ihbarı için TBK 223.maddede aranan makul süreyi aşmaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş olup bu doğrultuda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece whatsapp yazışmalarına ait ekran görüntüsü çıktılarının delil başlangıcı olarak sayılmadığını, oysa bu yazışmaların davalı tarafından inkar edilmediğini, mahkemece whatsapp yazışmaları ile ilgili yemin deliline başvurması gerektiğini, müvekkili tarafından yaptırılan laboratuvar incelemelerinde davalı tarafından temin edilen ürünler istenilen standartlarda olmadığı tespit edildiğini, satıcının ayıptan dolayı sorumluluğunun doğabilmesi için ayıpların satıcı tarafından bilinmesi beklenmeyeceğini, satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumlu olduğunu, mahkemece ihbar süresini fatura tarihinden başlatması ve makul süreyi aştığı gerekesiyle davanın reddine karar vermesi hukuka aykırı olduğunu, davalının, verdiği ürünün markasının müvekkilinin istediği marka ile aynı olmadığını bilerek verdiğini, davalının kendisini ...... markasının yetkili temsilcisi olarak tanıttığını, ...... markasının yetkili temsilcisi olduğuna ilişkin paylaşımlarda bulunduğunu ve müvekkiliyle de bu kapsamda görüşmeler yaptığını, TBK'nın 225. maddesine göre, alıcıyı iğfal etmiş olan satıcının, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağını, TBK'nın 231/2 maddesine göre, satıcının, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanmayıp bu gibi durumlarda TBK’daki 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacağının belirtildiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının maddi talepleri yönünden dava değerinin 251.558,94 TL olduğunu, mahkemece maddi tazminat taleplerinin reddi sebebiyle AAÜT gereğince nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedildiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının bu yönüyle kaldırılmasını talep etmiştir.
DELLİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; satım sözleşmesine dayalı bedel iadesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı davalıdan aldığı kalıp malzemesinin'' ...... ' markalı olması konusunda anlaştıklarını, müşterilerden kalıpların çatladığı ile ilgili şikayetler gelince durumu davalıya bildirdiğini, yaptırılan analizler sonucu kalıplarda kullanılan malzemelerin ...... marka olmadığının tespit edildiğini iddia ettiği, davalının ise süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, kendisinin imalatçı olmadığını, muhtelif çelik malzemeleri üreticisinden alarak imalatçılara sattığını, davacıya ...... markalı çelik vereceğine dair bir taahhüdünün bulunmadığını, davacı tarafça 2020 yılının ekim ayı sonlarına doğru çatlama şikayeti yapıldığını, kalıpta kullanılan çeliğin 1,2344 kalite standartlarına uygun olup olmadığı yönünde analiz yapılmak üzere aldığı firmaya gönderdiğini, analiz raporunda çeliğin 1,2344 kalite standartlarına uygun olduğu, kalıbın detaylı görsel incelemesinde orta kısmında kulanım esnasında oluştuğu düşünülen darbeler sebebiyle oluştuğunun düşünüldüğü yönünde rapor verildiğini savunduğu görülmüştür.
Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise hakime aittir.
Çeşidiyle belirlenen bir menkulün satımında, sözleşenlerin çeşidini belirlemek için sözleşmede öngördükleri vasıflardan biri teslim edilen şeyde bulunmazsa artık ayıplı teslim değil satılandan başka bir şeyin teslimi (aliud teslimi) söz konusudur. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde TBK'nın 112. ve devamı maddelerinin nazara alınması gerekecektir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 09.06.2015 Tarih, 2014/11508 E., 2015/7972 Karar sayılı ilamı).
İlk derece mahkemesince davalının ...... marka malzeme teslim edeceğine dair taahhütte bulunduğunun yazılı delille ispat edilemediği kabul edilmiş ise de davacı tarafından sunulan whatsapp yazışmaları bulunmakta olup, davalı bu yazışmaları inkar etmemiş ancak yapılan yazışmaların mahiyetleri ve tam olarak hangi mallara ilişkin olarak görüşme yapıldığı hususlarının açık olmadığını, hangi amaçla ve saikle hareket edildiğinin belli olmadığını beyan ederek bu görüşme kayıtlarını kabul etmemiştir.
Whatsapp yazışmaları Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202 inci maddesi gereğince yazılı delil başlangıcı teşkil edeceğinden tanık dinlenebilecektir. Mahkemece de tanıklar dinlenmiştir.
Davacı hangi faturalardaki hangi ürünler için talepte bulunduklarını açıklamıştır.
Davalı her ne kadar whatsapp yoluyla yapılan görüşme kayıtlarını kabul etmediklerini beyan etmiş ise de davalı bu yazışmalarının hiçi yapılmadığını savunmamakta yazışma yapıldığını kabul etmektedir. Bu durumda yazılı delil başlangıcı olan bu whatsapp yazışmalarından dolayı tanık dinlenebileceğinden tanık beyanları ve whatsapp yazışmaları dikkate alındığında tarafların '' ...... '' markalı kalıp malzemesinin alım-satımı konusunda anlaştıkları sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu sebeple davalının davacıya teslim ettiği kalıp malzemelerinin ''......'' marka kalıp malzemesi olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra teslim edilen kalıp malzemelerinin ''......'' marka olmadığının anlaşılması halinde aliud teslimi söz konusu olacağından bu durumda uyuşmazlığın ayıp hükümlerine göre değil, TBK'nın 112. ve devamı maddeleri hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceğinden bu yönde deliller değerlendirilerek davacının talepleri konusunda karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmadığından davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırma sebebine göre davalının istinaf talebinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/01/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-İstinaf başvurusunda bulunanlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/07/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
...