T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ......
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ......
KARAR NO: ......
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ...... (.........)
ÜYE: ...... (.........)
ÜYE: ...... (.........)
KATİP: ...... (.........)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/03/2024
NUMARASI: ......... Esas - ......... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI: ......... Dış Tic. ve San. Ltd. Şti. ......... Şubesi
VEKİLİ: Av. ......
DAVALI: .........
VEKİLİ: Av. ......
DAVA: Tazminat
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 21/01/2025
YAZIM TARİHİ: 23/01/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında 05/03/2024 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirketten 05.03.2022 tarihli ......... numaralı fatura ile 47.250 kg dondurulmuş parmak patates satın aldığını, satın alınan üründen 18.900 kg'lık kısmının 20.06.2022 tarihinde teslim edildiğini, davalı şirkette kalan siparişin 22.837,50 kg'lık kısmının ise, Suriye'ye ihraç edilmek üzere davalı şirket tarafından müvekkili şirketin müşterisine gönderildiğini, gönderilen ürünlerin tamamının bozuk olduğu, sanayi patatesi ile değil yemeklik patatesle yapıldığı, paketlerin içerisine tamamen defek ve elek altı ürün doldurulduğunun şirket müşterisi tarafından tespit edildiğini ve 1 hafta içerisinde müvekkili şirkete video kayıtları ile fotoğrafların iletildiğini, malların iade etmek için müvekkili şirkete bildirimde bulunulduğunu, sağlık ekiplerinin yaptığı incelemelerle malın gıda maddesi olarak kullanılamayacağının tespit edilmesi sonucunda iade işleminin davalı şirkete mail yolu ile bildirildiğini, ancak Suriye yönetiminin söz konusu malların gıda maddesi olması ve ürünlerin çöp niteliğinde bozuk olması nedeni ile iade işlemlerini yapmaya izin vermediğini, malların işe yarar kısmının hayvan yemi olarak kullanılabileceğine, ancak kalan malların da imha edilmesi gerektiğine karar verdiğini, bu bağlamda davalı tarafça gönderilen malın 18.487,50 kg lık kısmının toplam 5465 USD bedel ile hayvan yemi olarak satıldığını, kalan 4.350 kg'lık kısmının imha edildiğini, elde edilen 5465 USD satış bedelinden de müşteri firmanın 2600 USD Nakliye ve Gümrük masrafları ile 1400 USD soğuk hava deposu masraflarını indirdikten sonra müvekkili şirkete 1465 USD ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin imha olan ürünler yönünden de hiç bir ödeme alamadığı gibi malın Türkiye'den Suriye'ye nakil masrafı olan 1150 USD yi de ödemek zorunda kaldığını, satılan malların ayıplı çıkması nedeni ile müvekkilinin maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, bu hususta davalı şirkete ayıplı mala ilişkin zararın tazmini isteminde bulunulmuşsa da; davalı şirketin sorumluluğun ortadan kalktığını beyan ettiğini, arabuluculuğa başvurulmuş olmasına rağmen taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını belirterek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak ve alınacak bilirkişi raporu ile talebi arttırmak kaydı ile şimdilik 50 USD alacağın fiili ödeme tarihindeki USD döviz kuru üzerinden davalı tarafa ilk ihbar tarihinden itibaren işleyecek faizi ile beraber tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının TTK 23/1-c maddesinde belirtilen ihbar usulüne ve sürelerine uymadığından dava konusu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketle yapılan ticari müzakereler ve fabrikaya gelen davalı şirket yetkilisinin söz konusu ürünleri incelemesi neticesinde ürünlerin istenilen şartlara uygun bulunması sonucunda 05.03.2022 tarihinde yapılan ticari anlaşma ile fabrika teslimli olarak ürünlerin satın alındığını, ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin 04.07.2022 tarihinde ......... seri numaralı irsaliye ile teslim edildiğini, TTK 23/c maddesinde belirtilen süreler içerisinde, alcının ayıp ihbarında bulunmadığı taktirde alıcının ayıptan doğan hakkını kaybedeceğini, davacının süresi içinde ihbarda bulunmadığından zararın karşılanması talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı şirkete karşı herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Davacı vekili 25/07/2023 tarihli dilekçesinde, satışa konu malların davalı şirket tarafından 06/07/2022 tarihinde malı ithal eden müşterilerine teslim edildiğini, 07/07/2022 tarihinde malların tamamının bozuk olduğu, sanayi patatesi ile değil yemeklik patates ile yapıldığı, paketlerin içerisine tamamen defek ve elek altı ürün doldurulduğunun, davacı şirkete video kaydı ve fotoğraflar ile iletildiğini, davacı şirket yetkilisinin bu durumu aracı kişi olan .........'e whatsapp ile bildirdiğini, davalı şirketin telefon görüşmelerinde malların bozuk olduğunu kabul etmemesi üzerine davacı şirket yetkilisi tarafından 02/08/2022 tarihinde mail ile bildirimde bulunulduğu ve ihtarname çıkarıldığını belirtmiştir..."
"...Dava dilekçesindeki ve 25/07/2023 tarihli dilekçedeki anlatımlardan; davacının patatesteki ayıptan 07/07/2022 tarihinde haberdar olduğunun kabulü gerekir. Bu tarih ile ihtarname tarihi olan 29/08/2022 tarihi arasındaki zaman zarfı dikkate alındığında ayıp ihbarının süresinde olmadığı açıktır. Ayrıca 02/08/2022 tarihinde gönderilen mail ile ihbarın yapılmış olduğu kabul edilse bile, yine de ihbar süresinde yapılmamıştır. Dolayısıyla davacının 6098 sayılı TBK'nın 223. maddesi uyarınca malı mevcut haliyle kabullendiği kabul edilmelidir. Süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının, ayıplı teslime dayalı olarak herhangi bir istemde bulunması da mümkün değildir. Her ne kadar ayıp ihbar süreleri ayıbın açık ya da gizli olmasına göre değişmekteyse de, ayıbın gizli ayıp olduğu kabul edilse dahi ayıbın en geç 07/07/2022 tarihinde ortaya çıktığının açık olması karşısında yaklaşık 1 ay sonraki ayıp ihbarının süresinde olmadığı her türlü şüpheden uzaktır.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; ayıplı mal teslimine dayalı açılan eldeki davada, davacı tarafça ayıp ihbarının süresinde yapıldığı iddiası usulünce ispatlanamadığından davanın reddine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla müvekkilinin süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunduğunu, malı teslim alan müvekkili şirket müşterisinin, teslimden sonra 1 hafta içerisinde müvekkili şirkete video kayıtları ve fotoğraflar ileterek malların ayıplı olduğunu ve malları iade etmek istediğini bildirdiğini, müvekkili şirketin de mail yoluyla iade işlemini davalıya bildirdiğini, davalının numune gösterilen ürünlerin aksine yemeklik patatesten ürettiği ürünleri teslim ettiğini, burada açık bir kötüniyet olduğunu, davalının ağır kusurlu olduğunu, bu nedenle TBK 225. maddesinde düzenlenen ağır kusurun sonuçlarının doğduğunu, TBK 225. madde gereğince ağır kusurlu satıcının satılandaki ayıbın süresinde bildirmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağını, gerek müvekkili şirketin zamanında ayıp ihbarında bulunmuş olması, gerekse de satıcı davalı şirketin ağır kusur ve ihmali göz önüne alındığında ihbar süresinin aşıldığından bahsetmenin mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ayıplı ürün satışı nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. Maddesi hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı, davalıdan satın almış olduğu ürünlerin ayıplı olduğunu ileri sürerek ürün bedelinin iadesini talep etmekte, davalı ise ürünlerin ayıplı olmadığını, ayrıca davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmektedir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesinde "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır" düzenlemesi bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesinde ise;
" Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.
Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır" hükmü bulunmaktadır. Bu madde hükümlerine göre malın teslimi sırasında açıkça görülebilecek ayıplar için ihbar süresi malın tesliminden itibaren iki gün, malın teslimi sırasında açıkça belli olmamakla birlikte olağan bir muayene ile tespit edilebilecek ayıplar için ihbar süresi sekiz gündür. Olağan bir muayene ile ortaya çıkmayacak ve malın kullanımı sırasında saptanabilecek ayıplar (gizli ayıp) ise ayıbın ortaya çıkması ile birlikte derhal satıcıya bildirilmelidir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/3451 Esas, 2020/4771 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.)
Dava konusu somut olayda davacı taraf, davalıdan satın aldığı ürünlerin ayıplı olduğunu 07/07/2022 tarihinde öğrendiğini, durumu hemen whatsaap mesajı ile davalıya bildirdiğini, akabinde 02/08/2022 tarihli e-mail ve 29/08/2022 tarihli noter ihtarnamesi ile ayıp ihbarında bulunduğunu beyan etmektedir. Ancak davacı, davalıya whatsaap mesajı ile ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlayacak herhangi bir delil bildirmediği, açıkça yemin deliline dayanmadığı, buna göre davacının en erken 02/08/2022 tarihinde ihbarda bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Davacının ayıbın varlığını öğrendiği tarih ile ihbar tarihi arasında 26 günlük süre bulunduğu gözetildiğinde davacının Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesinde ve Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesinde belirtilen sürelerde ayıp ihbarında bulunduğunu söylemek mümkün değildir. Her ne kadar davacı, davalının ağır kusurlu olduğunu, bu nedenle Türk Borçlar Kanunu'nun 225 inci maddesi gereğince süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağını iddia etmekte ise de dosya kapsamında davalının ağır kusurlu olduğunu ispata elverişli herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,
6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 21/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan .........
e-imzalıdır
Üye .........
e-imzalıdır
Üye .........
e-imzalıdır
Katip .........
e-imzalıdır
......