T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 12/03/2025
NUMARASI: ... Esas
İHTİYATİ TEDBİR TALEP
EDEN DAVACILAR: 1-......
2-......
VEKİLLERİ: Av.... & Av....
İSTİNAF EDEN
KARŞI TARAF DAVALI: ......
VEKİLİ: Av...
TALEP: İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 20/05/2025
YAZIM TARİHİ: 21/05/2025
İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından karşı taraf davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan davada 12/03/2025 tarihinde tesis edilen ara karara karşı, karşı taraf vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin her biri davalı şirkette %5 paya sahip olduğunu, şirketin tüm hisseleri başlangıçta baba ......’ye aitken, zamanla çocukları ve eşine devredildiğini ancak erkek çocuklara %39’ar hisse verilirken müvekkillerine yalnızca %5’er hisse bırakıldığını, müvekkillerin bugüne kadar yapılan genel kurullara usulüne uygun şekilde davet yapılmadığını, bilgileri dışında sahte imzalarla katılmış gibi gösterildiği düşünülerek şirket yönetiminden tamamen dışlandığını, bugüne kadar hiçbir kar payı dağıtımının yapılmadığını, şirket 2011 yılından bu yana herhangi bir ticari faaliyet göstermediğini, kötü yönetim sebebiyle şirketi borç batağı içerisinde onlarca icra takibine uğramasına neden olduklarını, borç nedeniyle şirketin ana faaliyetini sürdüğü fabrika icra kanalı ile satıldığını, dosyaya yapılan 189.842.120,00 TL ödemeden şirketin borçları düşüldükten sonra kalan 168.000.000,00 TL'yi parayı şirket kasasından çekecekleri ve müvekkillerine dağıtmayacakları hususunda endişe duyduklarını, ortaklar arasında güven ilişkisinin sonra erdiğini ileri sürerek şirket yetkililerinin icra dosyasından gelecek olan parayı kendi uhdelerine geçirmelerinin önlenmesi adına tedbir kararı verilmesini, şirket tarafından borçlandırıcı işlem yapılmaması için denetçi ve denetim kayyımı atanmasını, bununla birlikte tüm borçlandırıcı işlem ve tasarruf işlemlerinin denetim kayyımı onayına tabi tutulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Karşı taraf davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Şirketin hakim ortaklarının şirketi tekrar aktif hale getirip şirketin ticari faaliyetlerini devam ettirmek ülke ekonomisine ve istihdama katkı sunmaya devam etmek istediklerini, bu nedenle başta aile büyüğü baba ...... olmak üzere şirketin davacılar dışında kalan hakim ortaklarının şirketin fesih ve tasfiyesine dair talebi kabul etmediklerini, davacıların bütün genel kurul toplantılarına her seferinde iadeli taahhütlü mektupla bilgilendirilerek çağrılmalarına rağmen kendilerinin katılmamayı tercih ettiklerini, davalı şirketin ülke genelinde yaşanan olumsuz gelişmeler, ekonomik krizler, devalüasyon, buğday fiyat artışları, tahsilatların gecikmesi gibi nedenlerle kredi kullanmak zorunda kaldığını, kredi kullanılan bankalardan ...... Bankasının icra takibine geçmesi ile diğer bankaların da harekete geçtiğini, bu süreçte davacıların şirkete herhangi bir desteklerinin olmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin hiçbir şahsi menfaatini düşünmeden şirketin varlığının korunması, faaliyetlerinin devamı için çaba sarfettiklerini, gayrimenkul satışı sonrası şirkete iade edilecek meblağın şirket sermayesi olarak ana sözleşmeye uygun şekilde buğday ticareti faaliyetlerinde bulunmak üzere kullanılıp işletilmeye müsait olduğunu, %90 çoğunluk hisse sahipleri şirketin faaliyetlerini devam ettirmek istemekte olup fikir birliği içinde iken ve şirketin mevcut aktifi buna müsait iken şirketin feshi için ortada haklı yasal sebep bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARIN ÖZETİ: Mahkemece, "...yaklaşık ispata elverişli belgeler sunulduğundan, ileride telafisi mümkün olmayan zararların doğmaması, tarafların hak ve menfaatlerinin dengelenmesi ve gözetilmesi için, aleyhine ihtiyati tedbir istenilen şirketin borçlanma ve şirket mal varlığını azaltma konularındaki işlemlerin denetim altına alınması amacıyla denetim kayyumu atanmasına karar vermek gerekmiştir. (Nitekim Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 08/11/2022 tarih ve 2022/1273 Esas 2022/1548 Karar sayılı kararı)
Teminat yönünden yapılan değerlendirme;
Denetim kayyumunun yapacağı inceleme ve araştırma süresi zarfında olası gecikmelerden kaynaklı zararının karşılığı olmak üzere, tarafların ve üçüncü kişilerin hak ve menfaatleri gereği takdiren 200.000 TL teminat yatırılması gerektiği anlaşılmıştır." gerekçesiyle dava dilekçesindeki ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; İş bu tedbir kararının talep eden tarafa tebliğinden tarihten itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde 6100 s. HMK'nın 393/1. maddesi gereğince 200.000 TL nakdi veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu niteliğindeki teminatın Mahkememize ibrazı ve denetim kayyumunun aylık 7.500 TL'den altı aylık ücreti karşılığı olan 45.000 TL nakit paranın Mahkememiz bu dosyasına depo edilmesi kayıt ve şartıyla; davalı şirket yönetiminin davalı şirketi borçlandırıcı ve malvarlığını azaltıcı işlemlerinin denetim kayyımının onayına tabi tutulmasına, Tedbir kararı gereğince davalı şirket tarafından denetim kayyımı onayına ihtiyaç duyulduğunda, davalı şirket yönetiminin bütün ticari defter ve belgeleri tutanak ile denetim kayyımına teslim etmesi ve ayrıca denetim kayyımının da bu davalı şirketi borçlandırıcı ve/veya davalı şirket malvarlığını azaltıcı işlemlerin davalı şirketin menfaatine uygun olduğuna kanaat getirmesi şartıyla, denetim kayyımı tarafından gerekli onayın verilmesine karar verilmiştir.
İTİRAZ: Karşı taraf davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; verilen kararın hatalı olduğunu, kayyım atanmasına gerektirecek hukuki gerekçe ve şartların mevcut olmadığını, bir şirkete yönetim ya da denetim kayyımı atanmasının başlıca sebeplerinin, iflasın ertelenmesi davası açılması, şirket içi menfaat ihtilaflarına ait davalar, organ eksikliği nedeniyle şirketin canlandırılması ve ceza hukuku alanındaki tedbirlerin yer aldığını, Türk Medeni Kanunu’nun 403. maddesinin belirli işlerin görülmesi için kayyum atanmasına izin verdiğini ancak Anonim Şirketlerde organlar iş başında olduğu sürece bu hüküm uygulanmayacağını, kayyumun yalnızca, aciliyet ve zorunluluk gerektiren durumlarda atanabileceğini, ortaklar arası uyuşmazlıklar veya farklı ilişkilerden doğan anlaşmazlıklar hiçbir şekilde kayyım tayinini gerektirmeyeceğini, şirketin ve temsili, yönetim kuruluna ait olduğunu, bir şirkete kayyım atanması için öncelikle şirketin organlarının mevcut olmaması gerektiğini, müvekkili şirkete iade edilecek para üzerine tedbir konulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmazın satışı sonrası, borçlar ödendikten sonra iade edilmesi gereken 174.564.122,07 TL bulunduğunu, ancak bu paranın tamamı üzerine mahkeme tarafından tedbir konulduğunu, davacıların şirketteki hisse oranı toplamda %10 olup, asıl talepleri tasfiye paylarının korunması olduğunu, davanın konusu bu %10 hisseye karşılık gelen 17.456.412,20 TL olduğunu, paranın tamamı üzerinden tedbirin orantısız olduğunu, bu durumun şirketin faaliyetlerini engellediğini ve diğer ortakların zararlarına sebep olduğunu, davacıların şirket hisseleri oranındaki bedele tedbir konularak kalan bedelin müvekkili şirkete iade edilmesi gerektiğini, mahkemece belirlenen teminat bedelinin icra dosyasında bulunan bedele oranla çok düşük kaldığını savunarak icra dosyasındaki paranın %10'u üzerine tedbirin uygulanmasına, teminat bedelinin tekrar gözden geçirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF EDİLEN ARA KARARIN ÖZETİ: Mahkemece, "..Talep sahibi tarafça ortaya konulan iddialar ve dayanak belgelerin yaklaşık ispata elverişli olduğu, buna karşılık itiraz eden vekilinin sunduğu beyan ve delillerin Mahkememizde oluşan kanaati değiştirecek ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, ayrıca ihtiyati tedbir için belirlenen teminatın dosya kapsamındaki deliller dikkate alındığında makul ölçüde olduğu, değişen durum ve koşullara göre ihtiyati tedbirin kaldırılmasının veya teminatın azaltılmasının her zaman mümkün olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla itirazın reddi gerekmiştir." gerekçesiyle aleyhine ihtiyati tedbir istenilen vekilinin 03/03/2025 tarihli itirazının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Karşı taraf davalı vekili itiraz dilekçelerini tekrarla, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kayyım atanmasını gerektirecek hukuki gerekçe ve şartların mevcut olmadığını, ticari şirkete yalnızca organ eksikliği ve yönetim kurulunun görevini yerine getirmesinde engel bulunması halinde kayyım atanabileceğini, bu kapsamda hakimin hukuk yaratmasına ya da TMK'nın kayyımlığa ilişkin diğer hükümlerinin kıyasen şirketlere uygulanmasına cevaz verilmediğini, pay sahipleri arasında vuku bulan uyuşmazlıklar hiçbir şekilde kayyım tayinini gerektirmediğini, tedbir kararının oransız olduğunu, borçlar ödendikten sonra iade edilmesi gereken 174.564.122,07 TL bulunduğunu, ancak bu paranın tamamı üzerine mahkeme tarafından tedbir konulduğunu, davacıların şirketteki hisse oranı toplamda %10 olup, paranın tamamı üzerinden tedbirin orantısız olduğunu yine mahkemece belirlenen teminat bedelinin icra dosyasında bulunan bedele oranla çok düşük kaldığını ileri sürerek ilk derece mahkemesince verilen itiraza konu ara kararın kaldırılarak, icra dosyasındaki paranın %10'u üzerine tedbirin uygulanmasına, teminat bedelinin tekrar gözden geçirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, davalı şirkete tedbiren denetim kayyım atanması ara kararına yapılan itirazın reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacılar, davalı şirketin kötü yönetilmesi nedeniyle borca battığını, şirket aleyhine icra takipleri yapıldığını, icra takibi nedeniyle şirketin ana faaliyetini sürdürdüğü fabrika binasının satıldığını, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğini ileri sürerek şirketin feshini ve şirketin mal varlığının korunması için denetim kayyımı atanmasını talep etmekte, davalı ise şirketin olumsuz piyasa şartları ve kredi maliyetlerindeki artışlar nedeniyle zor duruma düştüğünü, ancak şirketin borca batık olmadığını, sermaye artırımı yoluyla şirketin faaliyetlerine devam etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini ve mahkemece denetim kayyımı atanmasına ilişkin olarak verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 531 inci maddesinde; "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir" düzenlemesi bulunmaktadır.. Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce taktir edilecektir. Öğretide temel fesih sebepleri arasında, genel kurula çağrıda usulsüzlük, azlık haklarının ihlali, bilgi alma ve inceleme hakkının ihlali, sürekli zarar, dağıtılan kar payının düzenli olarak azalması olayları sayılmıştır.
Türk Ticaret Kanunu'nda anonim şirketin feshinin istenmesi halinde şirket hakkında verilecek tedbirlere ilişkin bir düzenleme yoktur. Bu nedenle tedbire ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389 uncu maddesinde '' Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. '' hükmü düzenlenmiştir. Aynı kanunun 390 ıncı maddesinde ''İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. '' hükmü yer almaktadır. Yine aynı kanunun 396 ıncı maddesinde de '' Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.'' hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; dosyada mevcut delillere göre davalı şirket aleyhine çok sayıda icra takibi yapıldığı, şirketin ana faaliyetini sürdürdüğü fabrika binasının icra marifeti ile satıldığı, bu nedenle şirket sermayesinin önemli miktarda azaldığı görülmektedir. Bu hususlar dikkate alındığında şirketin feshinin talep edilebilmesi için gerekli olan haklı sebeplerin varlığı hususunda yaklaşık ispatın sağlandığının kabulü gerekir. Buna göre mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu nedenle ihtiyati tedbire itiraz eden davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Karşı taraf davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-İstinafa başvuran karşı taraf davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/05/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
...