T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/09/2024
NUMARASI: Esas Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI: ... - (T.C Kimlik No: ... )
VEKİLLERİ: Av. ... & Av. ...
DAVALI: ....
VEKİLLERİ: Av. ... & Av. ...
DAVA: Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 14/11/2024
YAZIM TARİHİ: 15/11/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak davasında 11/09/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacılar .... ve ... vekili 10/04/2017 havale tarihli dilekçesiyle ve 22/05/2019 tarihli duruşmadaki tavzih beyanlarıyla; davacılar tarafından davalı şirkete para yatırıldığını, davalı şirket temsilcileri tarafından para yatırılırken, davacıların davalı şirkete ortak olacakları, yatırılan para karşılığında yüksek kazanç elde edecekleri ve yatırılan paraların istendiğinde kendilerine iade edileceği konusunda davacılara güven telkin edildiğini, davalı holdingin grup şirketleri bünyesinde barındırdığını, davacıların yatırdığı paraları geri istediğinde davalı şirketin ödeme yapmadığını, davacılardan ....'in 23.165 Euro, ...'in ise 43.788,67 Euro olmak üzere her iki davacının toplam 66.953,67 Euro para yatırdıklarını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacılar ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti ile her iki davacının yatırdığı 66.953,67 Euro'nun, 3095 s. Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarınca 1 yıl vadeli Euro cinsinden açılacak vadeli hesaplara uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Holding A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar arasında mecburi veya ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığını, her bir davacının davasının tefrik edilmesi gerektiğini, davacının işbu davadaki taleplerinin kesin hüküm, hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, kesin hüküm itirazlarının kabul edilmediği takdirde yabancı mahkemede ikame edilen davada gözönüne alınarak davanın zamanaşımı nedeni ile red edilmesini, davacıların iddia ettiği ödeme tarihini dilekçesinde açıklamadığını, davacı taraf HMK 84. Maddesi gereği teminat göstermek zorunda olduğunu, davacının iddialarına dayanak gösterdiği belgenin davalıyı ilzam etmeyeceğini, davacının işbu davada bankacılık mevzuatı hükümlerinin uygulanması gerektiği yönündeki beyanlarının kabulü de yasal olarak mümkün olmadığını, davacının davalılarca SPK mevzuatı ihlal edildiği yönündeki iddiasının da gerçeğe aykırı olduğunu, davacının davalıların eski TTK ve Borçlar Kanunu hükümlerini ihlal ettiği yönündeki iddiaları da gerçeğe uygun düşmediğini, davacının hile iddiasının yasal dayanağının da olmadığını, davacının hile iddiasına hukuki üstünlük tanındığı takdirde, taleplerin hak düşürücü süre yönünde reddinin gerektiğini, işbu uyuşmazlıkta haksız fiil hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, işbu ihtilafta zamanaşımını durduran ve kesen sebepler bulunmadığı gibi zamanaşımı defilerinin dürüstlük kuralına aykırı görülemeyeceğini, davacıların 66.953,67 Euro'nun dava tarihindeki TL karşılığı olan 264.466,99 TL'nin tahsil tarihindeki döviz kuru üzerinden faizi ile birlikte tahsili talebinin hukuki dayanağının olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosyamıza suretleri konulan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 28/05/2010 gün ve ... sayılı nüshasının 209. sayfasınındaki bilgilerden .... İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Tic. A.Ş. 'nin ünvanının .... Sanayi Ticaret ve Yatırım Holding A.Ş. olarak değiştirildiği, 17/07/2012 gün ve 8113 sayılı nüshasının 108. sayfasındaki bilgilerden .... Sanayi Ticaret ve Yatırım A.Ş.'nin .... Holding A.Ş.'nin bünyesine girerek .... A.Ş.'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz infisahına karar verildiği ve 08/06/2017 gün ve .... sayılı nüshasının 291. sayfasındaki bilgilerden de .... Holding A.Ş.'nin ünvanının .... Holding A.Ş. olarak değiştirilmesine karar verildiği anlaşılmış, gerekçeli kararımızın karar başlığında da davalı şirket, güncel ünvanına uygun olarak .... Holding A.Ş. olarak yazılmıştır.
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 30/11/1995 gün ve .... sayılı nüshasının 283. sayfasınındaki bilgilerden ....'ın .... Holding A.Ş.nin kurucu yönetim kurulu başkanı olduğu, ..., ......, .... ve ..........'nin ise yönetim kurulu üyeleri olduğu, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 08/12/1997 gün ve .... sayılı nüshasının .... sayfasındaki bilgilerden de ....'ın davalı şirketin birleşme öncesi alt grup şirketlerinden olan .... İnşaat Tarım ve San. İşletmeleri A.Ş.'nin kurucu yönetim kurulu başkanı, ... ve ......'nın kurucu yönetim kurulu üyelerinden olduğu, yine Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 28/05/2010 gün ve .... sayılı nüshasının ... sayfasındaki bilgilerden de ...'in .... İnşaat Tarım ve San. İşletmeleri A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı ....'nun ise yönetim kurulu üyelerinden olduğu anlaşılmıştır.
Davada çözülmesi gereken sorunlar ; kesin hükme ilişkin dava şartı eksikliğinin bulunup bulunmadığı, davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçip geçmediği, davacının teminat yatırmasının gerekip gerekmediği, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunup bulunmadığı ve davacının davalı şirketten alacağının olup olmadığı sorunlarıdır.
6100 s. HMK'nin 84/1. maddesi gereğince "Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşının dava açması" halinde teminat yatırılması gerekli ise de; davacının Türkiye'de taşınmazlarının bulunması nedeniyle teminat yatırmasının gerekmediği sonucuna varılmıştır.
Davalı tarafın kesin hüküm ve hak düşürücü süre itirazları da reddedilmiştir.
Kesin hükme ilişkin dava şartı yönünde yapılan değerlendirmede ise ;
.... Holding A.Ş. tarafından, .... ve ... aleyhine açılan tanıma davasının sonunda, Konya .. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31/10/2019 gün ve 2... E. 2...... K. sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı istinaf yoluna gidilmesi üzerine Konya BAM 6. HD'nin 24/10/2023 gün ve ..... E. ....... K. sayılı ilamı ile istinaf talebi kabul edilip, yeniden hüküm kurulduğu ve yine davanın kabulüne karar verilerek Krefeld Asliye Hukuk Mahkemesinin .... sayılı 07/03/2013 tarihli kararının tanınmasına karar verildiği, bu karara karşı temyiz yoluna gidilmesi ve BAM kararının onanması üzerine Konya 6. HD'nin kararının 15/04/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Tanıma ilamına konu olan Krefeld Asliye Hukuk Mahkemesinin ....sayılı 07/03/2013 sayılı ilamının ve bu ilama karşı temyiz yoluna gidilmesi üzerine Düsseldorf Yüksek Eyalet Mahkemesinin 29/01/2016 tarih ve ....... sayılı temyiz talebini reddeden ilamının incelenmesi sonucu ; davacılar .... ve .... tarafından, ...... Ticaret ve Yatırım Holding A.Ş. aleyhine alacak davası açıldığı, davacıların ilk olarak 1999 yılında davalı şirkete toplamda 66.953,67 Euro verdiklerini beyan ettiklerinin ilamda yazıldığı, davacıların davasının reddine karar verildiği, yabancı mahkeme ilamının temyiz incelemesi sonucu 08/06/2018 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Yabancı mahkeme ilamının Konya .. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31/10/2019 gün ve ... E. ....K. sayılı ilamıyla (ve bu ilamı düzelten Konya BAM 6. HD. kararı ile) tanınmış olmakla, Mahkememizdeki bu davada karar verilmeden önce tarafları, sebebi ve konusu aynı olan ve davanın reddi ile sonuçlanan kesin hükmün bulunduğu, 6100 s. HMK'nin 114/1-i maddesi gereğince kesin hükmün dava şartı olduğu, 115. maddesi gereğince de dava şartının her aşamada ve re'sen değerlendirilmesinin gerektiği anlaşıldığından, davacının davasının kesin hükme ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davacının davasının kesin hükme ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; .... Grubu ve yöneticileri tarafından doksanlı yıllardan itibaren Avrupa'da yüksek faiz garantisi ve yatırılan paranın her zaman geri alınabileceği vaadiyle para toplandığını, bu durum, TBMM, MASAK ve SPK tarafından hazırlanan raporlarla defalarca ortaya konduğunu, müvekkilinden, yüksek faiz garantisi ve paranın geri alınabileceği vaadiyle, karşılığında ortaklık durumu belgesi verilip euro tahsil edildiğini ancak müvekkili tarafından yatırılan paranın geri ödenmesi talebiyle açılan davanın yerel mahkeme tarafından zamanaşımı nedeniyle reddedildiğini, yerel mahkemenin verdiği kararın hatalı olduğunu, davalı tarafın, zamanaşımı nedeniyle sorumluluktan kurtulmasının hukuka aykırı olduğunu, kötüniyetin korunmaması ilkesiyle bağdaşmadığını, konuya ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Avrupa'da yaşayan Türklerden yüksek faiz garantisi ile para toplayan ......... Holding A.Ş.'ye karşı açılan davaya ilişkin verdiği 2013/10351 Esas ..... Karar sayılı ilamında "Şu halde yüksek faiz garantisi ve paraların her istediğin an geri çekilebileceği garantisi ile inandırılıp, güven telkin edilen ve yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir." denildiğini, davalının hileli davranışı nedeniyle zamanaşımından faydalanmasının mümkün olmadığını, Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi, haksız mal iktisabına karşı açılacak davaların, zarar görenin bu durumu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl, her durumda hakkın doğduğu tarihten itibaren on yıl içinde açılması gerektiğini belirttiğini ayrıca Borçlar Kanunu'nun 28. maddesine göre diğer tarafın hilesiyle akit icrasına mecbur olan tarafın hatası esaslı olmasa bile, o akit ile ilzam olunmayacağını, davalılar, TTK 20. maddeye göre hisse senedi satamayacaklarını ve mevduat kabul edemeyeceklerini bilmek zorunda olduklarını, davalının, müvekkilleri ve diğer mağdurları yanıltarak yüksek faiz ve geri alım garantileriyle para toplamasının hileli davranışı oluşturduğunu, davalıların ileri sürdüğü zamanaşımı def’inin, kötüniyetli ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ayrıca davalıların hukuka aykırı eylemleri devam ettiği için zamanaşımı savunmasının geçerli olmadığını beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Açılan davanın ilk derece mahkemesinin ... E. sırasına kaydedildiği, 28/09/2017 tarihli duruşmada tefrik kararı verildiği, davacılardan ....'in davasının ilk derece mahkemesinin ... E., diğer davacı ...'in davasının ise ilk derece mahkemesinin ... E. sırası üzerinden görüldüğü anlaşılmıştır.
Davacı istinaf dilekçesinde davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek istinafını davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin hatalı olduğu sebebine dayandırmakta ise de, eldeki davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmediği, kesin hükümden dolayı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedildiği anlaşılmıştır.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere göre tanınmasına karar verilen ve tanıma kararı kesinleşen yabancı mahkeme kararında davacının davasının reddine karar verildiği, yabancı mahkemede açılan dava ile eldeki davanın taraflarının, sebebinin ve konusunun aynı olduğu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının "i" bendi uyarınca aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olmasının dava şartı olduğu buna göre davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin dairemiz tarafından yapılmasına,
6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde; dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 14/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır