T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .....
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: .....
KARAR NO: .....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ..... (...)
ÜYE: ..... (...)
ÜYE: ..... (...)
KATİP: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/07/2024
NUMARASI: ... Esas ... Karar
DAVACI: ........
VEKİLİ: Av......
İSTİNAF EDEN DAVALI: ........
VEKİLLERİ: Av...... Av.....
DAVA: Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 18/03/2025
YAZIM TARİHİ: 19/03/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 16/07/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı, davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine Konya.... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosya ile takip başlatıldığını, takibin dayanağının 11.09.2019 tanzim 11.09.2020 vade tarihli 95.000 TL bedelli bono olduğunu, takibin ise 35.000 TL üzerinden başlatıldığını, müvekkilinin anılan icra takibine dayanak bonodan dolayı davalıya borcu bulunmadığını, müvekkilinin bononun tanzim tarihinde ekonomik olarak zor bir süreçte olduğundan daha önceden tanıdığı olan davalıdan borç istediğini, davalının da müvekkiline ... Konya Şubesi aracılığıyla 60.000,00 TL gönderdiğini, müvekkilinin 11.09.2020 tarihinde bu parayı aldığını, 06.10.2020 tarihinde de "...'tan çekilerek .....'ya verilen 60bin karşılığı alınan 11/9/20 vadeli 95bin bedelli Konya.....Noterliği ..... ödememe protestolu evrakın kalan 60bininin ödenmesi - Senedi ........'ya ver" açıklaması ile ........ aracılığı ile ödediğini, bu nedenle davalının takibi 95.000 TL üzerinden değil 35.000,00 TL üzerinden takibe koyduğunu, müvekkilinin davalıdan aldığı borç miktarının 60.000,00 TL olduğunu ve ekteki dekontta da yer aldığı üzere ödediğini beyanla davanın kabulüne, öncelikle müvekkili hakkında açılan takibin teminatsız bir şekilde tedbiren durdulmasını, mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek teminat mukabilinde takibin durdurulmasını, davacının Konya.... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki takibe dayanak bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini, davalının takip konusu bedelin %20'si oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının borçlu olmadığını ispatlamakla yükümlü olduğunu, müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunun açık olduğunu, davacının müvekkili ile yaptıkları anlaşma gereği tüm süreci yürütmek ve tamamlamak ile görevli olduğunu, ancak gerekli özeni göstermediğini ve işin tamamlanmasının geciktiğini, sürekli müvekkilinden işleri bahane ederek para almasına rağmen gereken hiçbir işi tamamlamadığını, son olarak Enerji Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından işletme için gerekli olan ruhsatın iptal edildiğini, hal böyle olunca müvekkilinin bu işi birlikte yürütemeyeceklerine karar verdiğini ve davacı ile bir araya gelip aralarında bulunan alacak hesabını yaptıklarını, taraflarca yapılan hesaplamaya göre davacının müvekkiline toplamda 95.000,00 TL borçlu olduğunun ortaya çıktığını, kaldı ki davacı ile yapılan hesaplamaya bizzat iştirak ettiğini, bu tutarı kabul ettiğini ve ödeyeceğini beyan ettiğini, davacının daha sonra bu tutarı nakit olarak ödeyemeyeceğini söylediğini, bizzat kendisi tarafından tanzim edilen iş bu davaya konu bonoyu müvekkiline verdiğini, alacağının tamamının ödeneceğine inanan müvekkilinin bonoyu kabul ettiğini, ancak davacının 95.000,00 TL tutarındaki bononun yalnızca 60.000,00 TL sini (banka aracılığıyla) ödediğini, müvekkilinin bakiye 35.000,00 TL ödeme yapması gerektiğini söylemişse de davacının ödeme yapmaktan kaçındığını, müvekkiline ödenmeyen 35.000,00 TL bakiye için borçlu aleyhine taraflarınca İstanbul Anadolu.....İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, akabinde davacı yönünden yetkisizlikle dosyanın tefrik edildiğini ve Konya.... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile takibe devam edildiğini, kaldı ki borçlu olmadığını iddia eden davacıya 15/11/2021 tarihinde kendisine ödeme/icra emri tebliğ edildiği halde süresi içinde takibe itiraz etmediğini, anılan takibin 23/11/2021 tarihinde kesinleştiğini beyanla haksız ve hukuka aykırı ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ".....Davacının nakde ihtiyacı olduğu, bu çerçevede davalıdan 60.000,00 TL borç para istediği, davalının senedin tanzim tarihi ile aynı tarihi taşıyan ... nolu dekont ile davacıya "11/09/2019 tarihinde "........'ya senet karşılığı ödenen" açıklaması ile 60.000,00 TL havale ettiği, gerek söz konusu EFT gerekse de yukarıda detayı verilen tanık anlatımlarından anlaşıldığı üzere davalının 60.000,00 TL göndermesine rağmen davacıdan 95.000,00 TL bedelli dava konusu senedi aldığı, senedin tanzim tarihinin 11/09/2019 tarihi olduğu, ödeme tarihinin ise 11/09/2020 tarihi olduğu, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 28/2 maddesi gereğince zor durum halinin ortadan kalktığı tarihin "senedin ödenme tarihi" olacağı ve 1 yıllık hak düşürücü sürenin 11/09/2020 tarihinden itibaren başladığı, yukarıda detayı verilen ve davacı tarafından davalıya ödeme olarak gönderilen 06/10/2020 Tarihli ve 60.000,00 TL EFT açıklamasında "...'tan çekilerek Y. Taşçı'ya verilen 60 Bin karşılığı alınan 11/09/2020 vadeli 95.000,00 bedelli Konya.... Noterliğinin ..... Ödememe Protestolu evrakın kalan 60.000,00 Binin ödemesi-Senedi ........'ya ver" ibaresinin davacı tarafından ödemeye şerh düşüldüğü, T.C. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 06/11/2018 Tarih ve ..... Esas-..... Karar sayılı ilamı gereğince iptal hakkının kullanılmasının hiç bir şekle tabi olmadığı anlaşılmakla, davacının hak düşürücü süreye ilişkin iptal hakkını 06/10/2020 tarihinde EFT açıklamasında ileri sürdüğü, bu sebeple davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, tanıklar ... ve ........'nun yeminli anlatımları, EFT kayıtları ve ödeme dekontu nazara alındığında davalının, davacının nakdi olarak zor durumda olmasından kaynaklanarak 60.000,00 TL borç para vermesine rağmen 95.000,00 TL bedelli senedi tanzime zorladığı, nitekim kaldırma ilamında da açıkça "dava konusu senedin 60.000,00 TL karşılığında verildiğinin ve anlaşmaya aykırı olarak 95.000,00 TL olarak doldurulduğunun davacı tarafından ispat edildiğinin" kabul edildiği, takibe konu 35.000,00 TL yönünden alacaklı olduğunun ispat yükünün davalıya düştüğü, kaldırma ilamı çerçevesinde Mahkememizin 16/07/2024 tarihli duruşmasında davacı asilin "dava konusu senedin 60.000,00 TL'lik borç için düzenlendiğini, 60.000,00 TL'nin bankadan havale yoluyla davalıya ödendiği ve bakiye kalan 35.000,00 TL yönüyle davalıya herhangi bir borcu olmadığı hususunda" yemin ettiği ve yemininde sebat ettiği anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile davacının, T.C. Konya.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında alacak aslı ile faiz ve feriyle birlikte davalı(takip alacaklısı) ........'e borçlu olmadığının tespitine, davacının borçlu olmadığı halde başlatılan takip sebebiyle yargılama sırasında ödemek zorunda kaldığı toplam 47.000,00 TL'nin 2004 Sayılı Kanunun 72/6 maddesi gereğince istirdaden Davalı ........'den Alınarak Davacıya verilmesine karar verilmiştir.
T.C. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 18/02/2016 Tarih ve 2015/8689 Esas-2016/2532 Karar sayılı ilamı da emsal alınarak davalının söz konusu bonoyu alacağı olmadığını bilmesine rağmen icra takibine konu etmesi sebebiyle takipte davalı(alacaklının) haksız ve kötüniyetli olduğuna kanaat edilmekle 2004 Sayılı Kanunun 72/5. Maddesi gereğince T.C. Konya.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında davacının haksız olarak ödemek durumunda kaldığı miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan 9.400,00 TL kötüniyet tazminatının davalı ........'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir...." gerekçesiyle davacı ........'nın davasının kabulüne, davacının, Konya....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında alacak aslı ile faiz ve feriyle birlikte davalı(takip alacaklısı) ........'e borçlu olmadığının tespitine, davacının borçlu olmadığı halde başlatılan takip sebebiyle yargılama sırasında ödemek zorunda kaldığı toplam 47.000,00 TL'nin 2004 sayılı kanunun 72/6 maddesi gereğince istirdaden davalı ........'den alınarak davacıya verilmesine, takipte davalının haksız ve kötüniyetli olduğuna kanaat edilmekle 2004 sayılı kanunun 72/5. maddesi gereğince; Konya....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında davacının haksız olarak ödemek durumunda kaldığı miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan 9.400,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle hükme esas alınan yeminin taraflarınca dosyaya sunulan yemin metni olmadığını, taraflarınca sunulan yemin metninin gerekçesiz olarak kabul edilmediği ve yerel mahkeme tarafından taraflarına yemin metninin sunulması için yeniden süre verilmeden yanlı şekilde adeta isticvap yaparcasına yemin eda ettirildiği bu kapsamda yemin metninin içeriği itibariyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, akabinde davacı tarafından eda edilen yemin kapsamında çelişkiler bulunduğunu, yerel mahkeme tarafından kaldırma kararı öncesi verilen karar ile kaldırma kararı ile ve son verilen karar ile taraflarınca öne sürülen aşırı yararlanmanın hak düşürücü süre nedeniyle dikkate alınamayacağı iddiasının ya değerlendirilmediğini yada hatalı şekilde değerlendirildiğini, yerel mahkeme tarafından hükmün gerekçesinde beyanlarına itibar edildiği belirtilen tanıklardan biri dava konusu bonoda imzası bulunan kefil, diğer tanığın ise müvekkili ile çokça dosyadan alacak verecek ilişkisi olan bir şahıs olduğunu, tanık ... bu bono kapsamında borçlu olup davacı ile birlikte bonoya imza attığını, bu hususun bononun incelenmesi neticesinde rahatlıkla anlaşılacağını, tanık ...'ın bizzat bonoyu imzalamış olmasına rağmen bonoda neden 95.000-TL yazdığını bilmediğini ifade ettiğini, tanık ...'ın tarafsız şekilde tanıklık yapmasının mümkün olmadığını, bu nedenle tanık ...'ın tanıklığına itibar edilerek müvekkili aleyhine karar verilmesini kabul etmediklerini beyanla kararın bozularak ortadan kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklindedir.
Menfi tespit davasında da anılan Yasa hükümlerindeki ispat yüküne ilişkin kuralın uygulanması gerekir. Buna göre, menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davalıya düşer. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/3521 Esas 2019/1844 Karar sayılı ilamı).
6100 sayılı HMK’nın “Taleple Bağlılık İlkesi” başlıklı 26. maddesinde (mülga HUMK’nın aynı doğrultuda hüküm içeren 74. maddesinde); “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır” hükmünün yer aldığı,
Davacının davalıdan 60.000,00 TL borç aldığı halde davalının 95.000,00 TL'lik senet imzalattığını, davalıya 60.000,00 TL'yi ödediğini belirterek Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 17/11/2016 tarih ... Esas ..... Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi açığa senet düzenlemesi mümkün olduğundan senedin boş kısımlarının anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu davacı borçlunun ispat etmesi gerekeceği, takibe konu senette malen kaydının bulunduğu, her iki tarafından da senedin borç para nedeniyle düzenlendiğini beyan ettikleri, çift taraflı talilin söz konusu olduğu, ispat yükünün davacıya düştüğü, davalı tarafından davacıya gönderilen senedin tanzim tarihi ile aynı tarihli 60.000,00 TL'lik havalenin açıklama kısmında "........'ya senet karşılığı ödenen" ibaresinin yazılı olduğu, davacının senedin 60.000,00 TL karşılığında verildiğini ve anlaşmaya aykırı olarak 95.000,00 TL olarak doldurulduğunu ispat ettiğinden takibe konu 35.000,00 TL yönünden alacaklı olduğunun ispat yükünün davalıya düştüğü, davalının yemin deliline dayandığı, dairemizin kaldırma kararı üzerine davalı tarafından teklif edilen yeminin davacı tarafından eda edildiği, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 14/10/2020 tarih ... Esas ... Karar ve Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 21/10/2019 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği gibi yemin teklif eden tarafın hazırladığı yemin metninin mahkemeye bir teklif niteliğinde olduğu, yemin teklif eden tarafın hangi vaka hakkında yemin teklif ettiğini bildireceği, yemin konusunu (sorusunu) hakimin belirleyeceği, bu nedenle yemin sorusunun hakim tarafından belirlenmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gereken 2.628,64 TL harçtan peşin alınan 802,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.826,00 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4- İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6- Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/03/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
.....