T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ...
KARAR NO: ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/11/2023
NUMARASI: ... Esas - ... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ... -
İSTİNAF EDEN
DAVALILAR: 1- ...
2- ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 17/04/2025
YAZIM TARİHİ: 22/04/2025
Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 30/11/2023 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Konya.... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile müvekkili ve diğer davalılar aleyhine alacaklı ...... A.Ş. tarafından takip başlatıldığını, müvekkilinin dava dışı banka tarafından diğer borçlulara kullandırılan kredi kapsamında gayrimenkulünü ipotek olarak verdiğini, ancak borçluların borcunu ödememesi nedeniyle müvekkilinin taşınmazının icra takibi kapsamında satış tehlikesine girdiğini, bu nedenle söz konusu icra takibindeki borç tutarını ödediğini ve bu kapsamda diğer borçlulara karşı alacaklı konumuna geçtiğini, müvekkili tarafından yapılan ödeme ile söz konusu icra takibinin kapatıldığını, müvekkilinin rücu hakkı kapsamında davalıların da müşterek sorumlulukları gereği davalılar ile dava dışı üçüncü kişi ...... ' ın borçlu olduğu Konya.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile usulüne uygun icra takibi başlatıldığını, ancak davalılar tarafından takibe itiraz edildiğini, müvekkilinin alacağını tahsil etmek için defalarca borçlular ile iletişime geçmeye çalıştığını, ancak olumlu bir sonuç alamadığını, borçluların mal kaçırma ihtimalinin çok kuvvetli olduğunu beyan ederek ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalıların itirazının iptaline, davalıların alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının herhangi bir borç ödemesinin söz konusu olmadığını, borcu dava dışı üçüncü kişi ...... isimli şahsın ödediğini, davacının hukuki yararının ve taraf ehliyetinin olmaması sebebiyle işbu davanın esasa girilmeden usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının bankanın halefi olmadığını ve bu nedenle rücu hakkının bulunmadığını, takip ve davanın eksik açıldığını, mecburi dava arkadaşı olan bir kısım borçluların takipte ve davada taraf gösterilmediğini beyan ederek davanın reddi ile davayı açan davacının %20 oranında tazminata mahkum edilmesine, masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 09/12/2021 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "...İşbu davaya bakmaya davalı yanlar tacir olmadığından dolayı mahkememiz görevsiz olup davaya Asliye Hukuk Mahkemeleri bakmakla görevlidir. Bu nedenle H.M.K.'nun 114/1-c maddesi ve H.M.K.'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığından bu konuda davacıya ek süre vs. verilmesine gerek olmaksızın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle açılan davada mahkemenin görevsiz olduğundan davanın HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, HMK nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, verildiği anda kesin olan kararlarda kararın tebliği tarihinden, süresinde kanun yoluna başvurulmadığından kesinleşen kararlarda kararın kesinleştiği tarihten ve kanun yoluna başvurulan kararlarda da kanun yolu başvurusunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren yasal iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN 26/05/2022 TARİHLİ, ... ESAS, ... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 09/12/2021 tarihli kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 26/05/2022 tarihli ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...Dava; itirazın iptali talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Somut olayda, davacının, dava dışı banka tarafından diğer borçlulara kullandırılan kredi kapsamında taşınmazını ipotek verdiğini ve kredi sözleşmesinde kefil konumunda olduğunu , kredi borcunu kendisinin ödediğini iddia ederek davalılar hakkında icra takibinde bulunduğu, davalıların ise kredi borcunu davacının ödemediğini, kendilerinin de davacı gibi kredinin kefili olduklarını savundukları, ilk derece mahkemesince kredi sözleşmesi getirtilip kredi türü belirlenmeden asliiye hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde mutlak ticari davalar belirtilmiş, aynı yasanın 5/(1) bendinde de aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu, 5/(3) bendinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu kabul edilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 4(1).f madde ve bendinde tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para vermeye ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının mutlak ticari dava niteliğinde olduğu düzenlenmiştir.
Somut olayda davaya konu kredi genel veya ticari kredi ise davada ticaret mahkemesi, tüketici kredisi ise tüketici mahkemesi görevli olacaktır. Bu sebeple kredi sözleşmesi getirtilip kredi türü belirlendikten sonra görev yönünden bir değerlendirme yapılması gerekirken deliller toplanmadan görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde olmadığından davacının istinaf talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine...'' şeklinde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 30/11/2023 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Dava; İtirazın iptali davası olup, İ.İ.K.'nun 67. maddesi gereğince yasal bir yıllık süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalıların Konya.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptalinin gerekip gerekmediği ve davacının takipteki kadar davalılardan alacaklı olup olmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır.
T.C. Yargıtay... Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı 29.05.2023 tarihli ilamında özetle;".... Yine 6098 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca rehin kefaletten sonra ve asıl borçlu dışında bir 3 üncü kişi tarafından verilip de borcun rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ödenmesi nedeniyle ipotek verenin kefile rücu hakkının bulunduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmektedir.
6098 sayılı Kanun'un 596. Maddesinin 4. Fıkrasında ;"Bir alacağın güvencesini oluşturan rehin paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malik, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabilir. " şeklinde düzenleme yer almaktadır.
6098 sayılı Kanun'un 587. Maddesinde ;" Birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur.
Borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, bir kefil, kendisiyle birlikte daha önce veya aynı zamanda müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Bir kefil, bu hakkı, diğer kefillerin kendi paylarını ödemiş veya ayni güvence sağlamış olmaları durumunda da kullanabilir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. Bu hak, borçluya rücudan önce de kullanılabilir.
Alacaklı, kefilin aynı alacak için başka kişilerin de kefil olduğunu veya olacağını varsayarak kefalet ettiğini biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu varsayımın sonradan gerçekleşmemesi veya kefillerden birinin alacaklı tarafından kefalet borcundan kurtarılması ya da kefaletinin hükümsüz olduğuna karar verilmesi durumunda kefil, kefalet borcundan kurtulur.
Birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her biri, kefalet borcunun tamamından sorumlu olur. Ancak, borcu ödeyen kefil aksine anlaşma olmadıkça, diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu hakkına sahiptir. " şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Yukarıda belirtilen Yargıtay ilamı , kanuni düzenlemeler ,bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 04.09.2023 tarihli rapor ve dosya kapsamında bulunan tüm bilgi ve deliller uyarınca Mahkememizce yapılan değerlendirmede; dava dışı asıl borçlu ...... A.Ş. İle dava dışı ...... A.Ş. Arasında 13/02/2018 tarihinde imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinde davacı ile davalılardan ... ,... ile dava dışı ...... ve ...... 'ın 2.000.000 TL'er limitlerle müteselsil kefil olduklarının görüldüğü, kredilerin teminatı olarak mülkiyeti davacıya ait olan Konya ili Karatay ilçesi ... Mahallesi ... ve ... parsellerin tamamına dava dışı ...... A.Ş.'nin dava dışı ...... A.Ş'den kullandığı kredilerin teminatı olarak 23/02/2018 tarih ... yevmiye numarası ile Karatay Tapu Müdürlüğünden 1. Derecede (boş ve serbest dereceden istifade şartıyla) 2.040.000 TL bedelle müştereken ipotek tesis edildiğinin görüldüğü, dava dışı asıl borçlu ...... İç ve Dış Tic. Ve San. A.Ş.'nin dava dışı ...... A.Ş.'den 17/10/2018 tarihinde kullanmış olduğu 200.000 TL tutarındaki ...... Nolu BCH Kredisinin vadesinde ödenmediğinden dava dışı banka tarafından dava dışı asıl borçlu ...... İç ve Dış Tic. Ve San. A.Ş. Ve davacıya yönelik Konya.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, 02/04/2021 tarihinde takip hesabının davacı ipotek veren ... adına ...... tarafından Konya.... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasına 384.083.78 TL yatırılmak suretiyle kapatıldığı görülmektedir. Davacı tarafından yapılan ödemeye istinaden davalılar ve dava dışı ...... 'a yöenlik Konya.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığı, davalılar tarafından takibe itiraz edilmesi üzerine iş bu davının açıldığı görülmektedir. Davacının dava dışı bankaya ödediği 384.083.78 TL tutarı ipotek veren sıfatı ile müteselsil kefillere rücu hakkına dayanarak istediğinin anlaşıldığı,dosya arasında mevcut resmi senet incelendiğinde 23.02. 018 tarihinde dava dışı borçlunun dava dışı bankaya olan kredi borcu nedeni ile davacıya ait taşınmazlar üzerinden ipotek tesis edildiğinin görüldüğü, kefalet sözleşmesinin ise daha önceki tarihli olacak şekilde 13.02.2018 tarihinde imzalandığı, davacının dava dışı asıl borçlu ...... A.Ş.'in dava dışı ...... A,Ş.'ne olan kredi borcunun tamamını ödediği bu suretle davacının TBK'nun 596/4 maddesi uyarınca müteselsil kefillere rücu hakkının bulunduğu kanaatine Mahkememizce varılmıştır. Davacının davalılara ne miktarda rücu hakkının olacağına yönelik yapılan değerlendirmede ise; Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda davacının davalılar ... ve ...'e rücu edebileceği miktarın davalıların hisseleri oranında 12/04/2021 icra takip tarihi itibariyle 192.041.89 TL asıl alacak ve 480.10 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplam 192.521.99 TL olacağının hesap edildiğinin belirtildiği görülmekle bu miktar itibari ile davacının davasında haklı olduğu değerlendirilmiş , bu nedenle açılan davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar verilerek icra dosyasında davalılar tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin davalı ... yönünden alacak aslı 96.020,945 TL, takip öncesi işlemiş faiz 240,05 TL olmak üzere 96.260,99 TL üzerinden devamına, takibin davalı ... yönünden alacak aslı 96.020,945 TL, takip öncesi işlemiş faiz 240,05 TL olmak üzere 96.260,99 TL üzerinden devamına, her bir davalı yönünden belirlenen asıl alacağa tahsil tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili iş bu davada dava değeri olarak 385.043,99 TL'yi göstermiş ve her iki davalının paylarını belirtmeyip müşterek müteselsilen sorumlularmış gibi davayı açmış , 08.09.2023 tarihli dilekçesinde ise talebini daraltarak her bir davalının sorumlu olduğu oranlar doğrultusunda ayrı ayrı itirazın iptaline karar verilmesini istediğinden Mahkememizce de davalıların iş bu dosyada müşterek müteselsil sorumlu olmayıp payları oranlarında sorumlu oldukları değerlendirilmekle davacının talep ettiği kısmın dışında kalan miktar yönünden davasından zımnen feragat ettiği değerlendirilmiş, hüküm kısmının 1 numaralı bendinde her iki davalı yönünden ayrı ayrı olacak şekilde itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiş, davada kabul edilen miktar 192.521,98 TL olacak şekilde , reddedilen miktar ise 192.522,01 TL olacak şekilde harç, yargılama gideri ve vekalet ücretleri hesaplanmıştır.
İcra inkar tazminatına yönelik yapılan değerlendirme ise; davacı vekili dava dilekçesinde % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İİK.`nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının İcra Hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması şart değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı olarak alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylede borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, davalı borçluların takibe itirazlarının haksız olduğu değerlendirilmekle kabul edilen asıl alacak miktarları üzerinden %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatlarının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Konya.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında davalılar tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalı ... yönünden alacak aslı 96.020,945 TL, takip öncesi işlemiş faiz 240,05 TL olmak üzere 96.260,99 TL üzerinden devamına, takibin (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalı ... yönünden alacak aslı 96.020,945 TL, takip öncesi işlemiş faiz 240,05 TL olmak üzere 96.260,99 TL üzerinden devamına, her bir davalı yönünden belirlenen asıl alacağa tahsil tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalıların takibe itirazlarında haksız olduğu anlaşılmakla 2004 Sayılı Kanunun 67/2. maddesi gereğince; T.C. Konya.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında kabul edilen ve itirazın iptali davası sonucu tespit edilen asıl borç miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 19.204,18 TL icra inkar tazminatının davalı ...'den (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) ve asıl borç miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 19.204,18 TL icra inkar tazminatının davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Konya.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili ve diğer davalılar aleyhine alacaklı ...... A.Ş. tarafından takip başlatıldığını, müvekkilinin dava dışı banka tarafından diğer borçlulara kullandırılan kredi kapsamında gayrimenkulünü ipotek olarak verdiğini, ancak borçluların borcunu ödememesi nedeniyle müvekkilinin taşınmazının icra takibi kapsamında satış tehlikesine girdiğini, bu nedenle söz konusu icra takibindeki borç tutarını ödediğini ve bu kapsamda diğer borçlulara karşı alacaklı konumuna geçtiğini, müvekkili tarafından yapılan ödeme ile söz konusu icra takibinin kapatıldığını, müvekkilinin rücu hakkı kapsamında davalıların da müşterek sorumlulukları gereği davalılar ile dava dışı üçüncü kişi ...... 'ın borçlu olduğu Konya.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile usulüne uygun icra takibi başlatıldığını, ancak davalılar tarafından takibe itiraz edildiğini, müvekkilinin bahsi geçen kredi sözleşmesinde ipotek veren olduğunu, ipotek veren kişi borcu öderse alacaklı yerine geçeceğini ve diğer kefiller borcun tamamından müteselsilen sorumlu olacağını, her ne kadar mahkemece taraflarınca 08.09.2023 tarihinde bilirkişi raporuna itiraz kapsamında verilen dilekçenin zımni feragat kabul edildiği şeklinde hüküm kurulmuşsa da bahsi geçen dilekçe de esasen bilirkişinin bu yöndeki tespitine itiraz edilmek istenildiğini ve sehven ifadelerde karışıklık meydana geldiğini, feragatin açıkça yapılması gerekli bir hukuki müessese olduğunu, zımni feragatten söz edilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla taraflarınca feragat edilmesinin söz konusu olmadığını, mahkemece varsayım üzerine hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, taleplerinin en başından beri aynı olup 385.043,99 TL'nin davalılardan tahsiliyle müvekkiline ödenmesi yönünde olduğunu, müvekkilinin ipotek veren olarak zarara uğraması nedeniyle kredi sözleşmesinin borçlusu, müşterek borçluları ve kefilleri yönünden ödediği bedelin iadesinin gerekeceğini, dolayısıyla müvekkilinin ödediği tüm bedelin faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesi gerekirken müvekkilin kefil olduğu yanılgısıyla hareket edilmesinin hatalı olduğunu, borçlu ve kefillerin tüm borcu karşılayan müvekkiline karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olup rücuen ödeme yapması gerektiğini, ayrıca yine mahkemece vekalet ücreti noktasında da usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, davalıların vekillerinin aynı kişi olduğunu, mahkemece ayrı ayrı vekalet ücreti ödenmesine karar verilmişken; davalılar tarafından ödenmesi gereken vekalet ücretinin 1/2 oranında paylaşılarak tek ödeme yapılmasına karar verildiğini, mahkemece davanın tam kabulü yönünde hüküm kurulması ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmil edilmesi, kısmen kabul olsa dahi vekalet ücretine hükmedilirken her iki taraf için de aynı oranda vekalet ücreti ödenmesine yönelik hüküm kurulması gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı ipotek takibi borcunu kendisinin ödeyerek müvekkillere karşı alacaklı hale geldiğini ifade etmiş ise de, takip borcunu ödeyen ...... isimli dava dışı üçüncü kişi olduğundan borcu ödememiş olan davacının rücu kapsamında talep edebileceği bir bedel bulunmadığını, mahkemece her bir davalı açısından, tahsil tarihine kadar faiz ödettirilmesine karar verildiğini, bu kararın TBK 589 hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, mahkemenin ancak, TBK 589 hükmüne uygun olarak, ana para ile birlikte, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizlerin tahsiline karar verebileceğini, mecburi dava arkadaşı olan bir kısım borçlular takipte ve davada taraf gösterilmediğini, ortada kefaletten sonra verilen bir rehin bulunmadığını, genel kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra, kredinin verilmesi için müşterek kefil alınacağı ve ipotek alınacağının taraflarca bilindiğini, davacının hem müşterek kefil olduğunu, hem de ipotek verdiğini, davacı müşterek kefil olduğu tarihte, ipotek vereceğini de bildiğini, bu nedenle davacının rücu hakkı bulunmadığını, bu nedenle, davacının sadece kredi borçlusu şirket ...... Grup A.Ş.'ye rücu hakkı varken, müvekkillerinin rücu borçlusu olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca mahkemece vekalet ücreti eksik hesaplandığını, kötüniyet tazminatına hükmedilmediğini, mahkemece, davacı tarafça dava değerinin 385.043,99 TL gösterildiği, davacının 08.09.2023 tarihli dilekçesinde ise talebini daraltarak her bir davalının sorumlu olduğu oranlar doğrultusunda ayrı ayrı itirazın iptaline karar verilmesini istediğini, davacının talep ettiği kısmın dışında kalan miktar yönünden davasından zımnen feragat ettiğinin değerlendirildiği belirtilerek, kısmen kabul kararı verildiğini, davada kabul edilen miktar 192.521,98 TL, reddedilen miktar ise 192.522,01 TL olacak şekilde harç, yargılama gideri ve vekalet ücretleri hesaplandığını, her bir bir müvekkili için davada reddedilen miktarın 288.837,00 TL olduğunu, her iki müvekkili için reddedilen kısım üzerinden ayrı ayrı olmak üzere 45.325,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekalet ücreti hesaplandığını, yine reddedilen miktar üzerinden her iki müvekkil için ayrı ayrı olmak üzere %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken mahkemece bu hususta hiçbir değerlendirme yapılmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; ipotek veren tarafından rücu maksadıyla müteselsil kefiller hakkında başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Dairemiz kaldırma kararı gereğince ilk derece mahkemesince kredi sözleşmesi getirtilmiş, kredi sözleşmesinin genel kredi sözleşmesi olduğu anlaşılmakla davada görevli mahkeme ticaret mahkemesi olduğundan ilk derece mahkemesinin davada görevli mahkeme olduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre dava dışı asıl borçlu ...... A.Ş. ile dava dışı ...... A.Ş. arasında 13/02/2018 tarihinde genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığı, kredi sözleşmesinde davalılardan ..., ... ile dava dışı ...... ve ...... 'ın 2.000.000,00 TL limitle müteselsil kefil oldukları, müteselsil kefillerin kefil olma tarihlerinin de 13/02/2018 tarihi olduğu, mülkiyeti davacıya ait olan Konya İli, Karatay İlçesi, ... Mahallesi ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara dava dışı ...... A.Ş.'nin dava dışı ...... A.Ş'den kullandığı ve kullanacağı kredilerden , bankaya doğmuş ve doğacak tüm borçlarından 2.040.000,00 TL'ye kadar olan kısmı için 23/02/2018 tarihinde ipotek tesis edildiği, dava dışı asıl borçlu ...... A.Ş.'nin dava dışı ...... A.Ş.'den 17/10/2018 tarihinde kullanmış olduğu 200.000 TL tutarındaki ...... Nolu BCH Kredisinin vadesinde ödenmediğinden dava dışı banka tarafından dava dışı asıl borçlu ......A.Ş. ve davacı hakkında Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, 02/04/2021 tarihinde takip borcunun dava dışı ...... 'ın banka hesabından iki farklı işlemle dava dışı ...... A.Ş. vekilinin banka hesabına gönderildiği, 379.648,27 TL bedelli banka dekontunda açıklama olarak '' Konya....İcra Müd.... E. İpotek Veren ... Dosya Kapama Bedeli'' ibaresinin yazılı olduğu, 4.435,51 TL bedelli banka dekontunda ise açıklama olarak '' Konya....İcra Müd.... E. İpotek Veren ... Dosya Tahsil Harcı'' ibaresinin yazılı olduğu, ipotek takibi dosyası için ödenen miktarın toplam 384.083.78 TL olduğu, yapılan ödemenin rücüen tahsili amacıyla davacı tarafından müteselsil kefillerden davalılar ve dava dışıı ...... hakkında Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile 12/04/2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takipte 384.083,78 TL asıl alacak, 960,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 385.043,99 TL'nin borçlulardan müteselsilen tahsilinin talep edildiği, davalıların borca itirazı üzerine davalılar yönünden takibin durduğu anlaşılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 884. maddesinde, "Borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki, borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir. Alacak, borcu ödeyen malike geçer." hükmü bulunmaktadır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 596/4. maddesinde; "bir alacağın güvencesini oluşturan rehin paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malik, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabilir" denilmektedir.
Davalılar her ne kadar bankaya olan borcun ödeyenin dava dışı ...... isimli kişi olduğunu, davacının ödeme yapmadığını savunmuşlar ise de ödeme dekontlarının açıklama kısmında ödemenin davacı ... adına yapıldığının icra dosya numarası da yazılarak belirtildiği bu sebeple ödemeyi yapanın davacı olduğunu kabul etmek gerektiği, başka bir kişinin banka hesabından ödeme yapılmış olmasının sonuca etkisinin olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen TBK'nın 596/4. maddesi hükmüne göre rehin veren malik konumunda olan davacının, borca kefil olan davalılara rücu edebilmesi için davalılarla rücuya ilişkin bir anlaşma yapmış olması veya rehnin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmiş olması gerekmektedir.
Somut olayda davacının kredi sözleşmesinde kefil olarak yer almadığı, borçtan şahsen sorumlu olmadığı, davacının rehni davalıların müteselsil kefil oldukları tarihten sonra verdiği görülmüş olup, davalılara rücu edebilmesi için gerekli şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 589. maddesi gereğince kefil, asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarından kefalet limiti ile sorumludur.
Türk Borçlar Kanunu'nun 587/2. maddesinde de ''Borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, bir kefil, kendisiyle birlikte daha önce veya aynı zamanda müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir....'' hükmü bulunmaktadır. Bu sebeple asıl borçlu ve müteselsil kefiller yönünden mecburi dava ve takip arkadaşlığı bulunmamaktadır. Kural olarak müteselsil kefillerin her biri borcun tamamından sorumlu ise de somut olayda davacı müteselsil kefillerden ...... hakkında takibe girişmediğinden TBK'nın 587/2.maddesi gereğince davalılar kendi paylarından fazlasını ödemekten kaçınabilirler.
Davacı vekili bilirkişi raporuna itiraz ve beyan dilekçesi olarak verdiği 08/09/2023 tarihli dilekçesinde; Davanın ipotek borcu nedeniyle müvekkili tarafından yapılan ödemenin rücuen tahsiline ilişkin olduğunu, buna ilişkin icra takibi yapıldığını, ...... tarafından takibe itiraz edilmemiş olmakla bu borçlu yönünden takibin kesinleştiğini, bu itibarla davalıların sorumlu olduğu bedelden geriye kalan miktar yönüyle davanın konusuz kaldığını beyan ederek davalarının kabulü ile ... yönünden 96.020,945 TL asıl, 240,05 TL işlemiş faiz, ... yönünden 96.020,945 TL asıl, 240,05 işlemiş faiz olmak üzere ... ve ... yönünden toplam 192.041,89 TL asıl alacak, 480,10 TL işlemiş faiz yönünden takibin iptaline, her bir davalının asıl alacağın %20'sinden (19.204,189 TL) aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, fazlaya ilişkin kısımla ilgili icra takibi ...... yönünden kesinleşmiş ve konusuz kalmış olmakla karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı takipte davalılardan müteselsilen 385.043,99 TL'nin tahsilini talep ettiğine ve dava değerini de bu miktar üzerinden gösterip harcını yatırarak davalılarının icra takibine yaptıkları itirazın iptalini talep ettiğine göre davacı vekilinin 08/09/2023 tarihli dilekçesi ile taleplerini daralttığı, kaldı ki davacı müteselsil kefillerden ...... hakkında takibe girişmediğinden yukarıda belirtilen TBK'nın 587/2.maddesi gereğince davalıların kendi paylarından fazlasını ödemekten kaçınabilecekleri bu sebeple davalıların kendi payları oranında sorumlu tutularak karar verilmesinde ve reddedilen kısım yönünden davacı takip başlatmakta haksız ise de, kötüniyetli takip başlattığı ispat edilemediğinden davalılar lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinde bir isabetsizlik olmadığı, davalılar kendi payları oranında sorumlu tutulduklarından kabul edilen kısma göre davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinden de yarı yarıya sorumlu tutulmalarında da bir isabetsizlik olmadığı bu sebeplerle davacının davanın esasına ve lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin, davalıların ise davanın esasına ve kötüniyet tazminatına ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı ve davalıların davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde ise; ilk derece mahkemesince her bir davalı lehine ayrı ayrı 17.900,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olup, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 3/2.maddesinde; ''Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.'' hükmü bulunmaktadır.
Davacı davaya konu icra takibinde davalılardan 385.043,99 TL'nin müteselsilen tahsilini talep etmiş olup, her bir davalı yönünden 96.260,99 TL için itirazın iptaline karar verildiğine göre her bir davalı yönünden davada reddedilen kısım 288.783,00 TL'dir. Ret sebebi ortak olduğu için 288.783,00 TL üzerinden davalılar lehine tek nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur. Bu sebeple tarafların davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin istinaf sebebi yerindedir. A.A.Ü.T gereğince 288.783,00 TL üzerinden davalılar lehine hükmedilecek nispi vekalet ücreti 46.205,28 TL yapmaktadır.
Açıklanan nedenlerle tarafların istinaf başvuru taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden karar verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)Tarafların istinaf başvuru taleplerinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2023 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
1-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
2-İstinaf başvurusunda bulunan davalılar tarafından yatırılan toplam 4.867,88 TL istinaf karar harcının talep halinde yatıran davalılara iadesine,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcı ve 40,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.209,40 TL istinaf yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-İstinaf başvurusunda bulunan davalılar tarafından yatırılan toplam 2.338,80 TL istinaf yoluna başvuru harcının davacıdan alınarak yatıran davalılara verilmesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından taraflara ücret-i vekalet taktirine yer olmadığına,
B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ ile; Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında davalılar tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalı ... yönünden alacak aslı 96.020,94 TL, takip öncesi işlemiş faiz 240,05 TL olmak üzere 96.260,99 TL üzerinden devamına, takibin (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalı ... yönünden alacak aslı 96.020,94 TL, takip öncesi işlemiş faiz 240,05 TL olmak üzere 96.260,99 TL üzerinden devamına, her bir davalı yönünden belirlenen asıl alacağa tahsil tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-İİK'nın 67/2. maddesi gereğince asıl borç miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 19.204,18 TL icra inkar tazminatının davalı ...'den (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) ve asıl borç miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 19.204,18 TL icra inkar tazminatının davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 13.151,18 TL harçtan, peşin olarak alınan 4.650,37 TL harç ve icra dosyasına yatırılan 1.925,22 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.575,59 TL harcın davalılardan 1/2 oranında tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvuru harcı ve 4.650,37 TL peşin harç olmak üzere toplam 4.709,67 TL harç yargılama giderinin davalılardan 1/2 oranında alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarfedilen 8,50 TL vekalet suret harcı, 4.500,00 TL bilirkişi ücreti, 160,10 TL posta ücreti, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 4.889,30 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre (192.521,98/385.043,99) hesaplanan 2.444,65 TL'sinin davalılardan 1/2 oranında alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yapılan 8,50 TL vekalet harcı yargılama giderinin haklılık oranına göre (192.521,98/385.043,99) hesaplanan 4,25 TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, artan bölümün davalılar üzerinde bırakılmasına,
7-Hazine tarafından karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk giderinin haklılık oranına göre (192.521,98/385.043,99) 680,00 TL'sinin davalılardan 1/2 oranında olacak şekilde 340,00'ar TL alınarak hazineye gelir kaydına, 680,00 TL'sinin ise davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 30.803,52 TL vekalet ücretinin davalılardan 1/2 oranında alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 46.205,28 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak 1/2 oranında davalılara verilmesine,
10-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine,
C)İlk derece mahkemesince yazılan 12/06/2024 tarihli harç tahsil müzekkerelerinin bila infaz iadesinin istenmesine, iade işleminin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
D) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
E) Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/04/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
...