T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ....
KARAR NO: ....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/06/2024
NUMARASI: ... Esas ... Karar
İSTİNAF EDEN
DAVACILAR: 1-...
2-...
VEKİLİ: Av. ...
İSTİNAF EDEN
DAVALILAR: 1-...
2-...
VEKİLİ: Av. ....
DİĞER DAVALILAR 3-.......
4-.......
VEKİLİ: Av. ...
5-...
DAVA: Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 22/04/2025
YAZIM TARİHİ: 22/04/2025
Davacılar tarafından davalılar aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan Sözleşmenin İptali davasında 04/06/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı davacılar ile davalılar ... ve ...'ın istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ile davalılar ..., ..., Abk İth.İhr.Bas.Yayın.İnş.Tah.Gıd.ve San.Ltd.Şti. ve ... ile müvekkil arasında 02.08.2019 tarihinde Özel Okul Satış ve Hisse Devir Sözleşmesi'nin imzalandığını, sözleşmeye göre, davalılara ait ....... İşletmesinin tüm demirbaşlar, personel, borçlar ve haklarıyla birlikte müvekkillerine devredildiğini, bu işletme devrinin önemli unsurlarından biri olan okul binasının, içinde bulunan demirbaşlarla birlikte Belediye'ye ait ve kiralık durumda olduğunu, müvekkilerince kira sözleşmesinin aynı koşullarla devam edeceğinin düşünüldüğünü, ancak davalıların, okul binasının kira süresinin 10 yıl olduğunu, 31.12.2017'de sona erdiğini müvekkillerine söylemediklerini ve bunu kötü niyetli olarak gizlediklerini, davalıların 08.09.2017 tarihinde Konya.... Sulh Hukuk Mahkemesi'nde tahliye işleminin iptali için dava açtıklarını ancak davanın reddedildiğini, davalıların 2021 yılında taşınmazı tahliye edeceklerine dair taahhüt verdiklerini, kira sözleşmesinin 31.12.2017'de sona erdiğini ve 3 yıl ek süre aldıklarını ve bu süre sonunda taşınmazı tahliye edeceklerine dair taahhüt verdiklerini ancak davada sonuç almadıklarını, 2021'de taşınmazın tahliyenin kesin olduğunu öğrendiklerini ve bu bilgiler müvekkilerinden saklandığını, müvekkilleri, ticari işletmeyi 4.500.000,00 TL'ye devraldıklarını ve 150.000,00 TL nakit ödeme yaptıklarını ve kalan borç için dava konusu bonoları verdiklerini, davalıların, kira sözleşmesinin süresi 31.12.2017'de sona ermesine rağmen bir kaç yıl tahliyenin uzatılması adına anlaştıklarını ve tahliye taahhüdü vererek müvekkillerine 02.08.2019'da tüm ticari işletmeyi sattıklarını, davalılar, müvekkilini aldatma, hile ve dolandırıcılık yoluyla iradelerini fesada uğrattıklarını, davalıların tahliye taahhüdü verildiği hususunu müvekkillerinden gizlediklerini, müvekkilleri taşınmazı ve ticari işletmeyi uzun süre kiralayacaklarını düşünürken, davalılar tarafından bu durumun gizlendiğini, müvekkilleri bu hususu bilselerdi sözleşme imzalamayacaklarını, ortada çok açık bir şekilde aldatma, hile, gizlenmiş ayıp, hatta dolandırıcılık durumu söz konusu olduğunu, davalıların hile yoluyla müvekkilin iradesini fesada uğrattıklarını, bu nedenle sözleşmenin baştan itibaren hükümsüz olduğunun tespiti ile Konya.... İcra Müdürlüğü ... E. ve Konya.... İcra Müdürlüğü ... E, Sayılı icra dosyalarına konu bonoların iptali için iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, sözleşme nedeniyle verilen bonoların davalı ... lehine tanzim edildiğini, davalıların yaptıkları hilenin ortaya çıkacağını bilmeleri nedeniyle kambiyo senetlerinin illetten mücerretliğinden faydalanmak için senetleri diğer davalı ....... Eğitim A.Ş'ye ciro ettiklerini, sektörden herkesin birbirini bildigi Konya'da davalı ....... Egitim A.Ş.'nin dava konusu senedin hangi sebeple alınıp verildigini bilmemesinin imkansız olduğunu, tüm davalıların son derece bilinçli bir şekilde birlikte hareket ettiklerini, davalı ....... A.Ş.'nin iyiniyetli 3. kisi olmadığını, sözleşmedeki edimler arasında aşırı nispetsizlik oluştuğunu ileri sürerek beyanla Konya.... İcra Müdürlüğü ... E. ve Konya.... İcra Müdürlüğü ... E. takip dosyalarına konu bonolardan dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptalini ve davalıların %20'den aşağı olmamak olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, talepleri kabul edilmediği takdirde sözleşmenin yeni şartlarla değerlendirilerek bedel indirimi yapılmasını ve bilirkişilerce tespit edilecek miktarda borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili karar tarihinden sonra vermiş olduğu 19/11/2024 tarihli dilekçesi ile davacı ... yönünden davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir.
CEVAP: Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; 02.08.2019 tarihinde taraflar arasında ticari işletme devri sözleşmesi akdedildiğini ve 19.08.2019'da Ticaret Siciline tescil edildiğini, bu tarihten itibaren kiracılık hakkı davacılara ait olduğunu ancak kira bedelleri ödenmediği için tahliye nedeni oluştuğunu ve kira sözleşmesinin süresi 2021'e kadar devam ettiğini, kira sözleşmesinde bir değişiklik yapılmadığını, ticari işletme devri ile mevcut kira ilişkisinin devam ettiğini, kira sözleşmesinin sona ermesine bağlı sonuçların ortaya çıkmadığını, davacıların, taşınmazın tahliyesinde asıl olarak sorumlu olduklarını, hak ve borçlarını TMK 2. maddesine uygun olarak dürüstlük kuralına göre ifa etmediklerini, davacı taraf devir sözleşmesinden önce ve sonra kira ilişkisinin sorun teşkil etmediğini, işletmeciliğe devam etme amacıyla hareket ettiklerini belirttiklerini, taraflarınca kira sözleşmesi ile ilgili tüm hususların davacılara bildirildiğini, müvekkilleri, tacir olarak yükümlülüklerini yerine getirirken, davacılar sorumluluklarını yerine getirmediklerini, ayrıca 150.000,00 TL'lik nakit ödemenin 30.000,00 TL'si kısa süre sonra iadesinin istendiğini ve müvekkillerinin iyiniyetle ödeme yaptıklarını, Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. ve Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyalarının nedeninin, sözleşmeden bahsedilen işletmenin borçları mahsup edildikten sonra bakiye alacağın ödenmemesi olduğunu, davacılar tarafından devir sözleşmesinin hile sebebiyle feshedildiği iddiasını kabul etmediklerini, sözleşmenin feshedilemeyeceğini ve kesin hükümsüzlük nedeniyle batıl sayılamayacağını, irade bozukluğu hallerinde sadece iptal edilebileceğini bu nedenle taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının bu talebinin reddinin gerektiğini, davacıların 1 yıllık hak düşürücü süre içinde irade bozukluğunu bildirmediğini beyanla davanın öncelikle usulden reddini aksi kanaatte esastan reddini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ....... Konya Eğitim A.Ş'nin 1997 yılında kurulduğunu, Konya Büyükşehir Belediyesine ait olan binanın 10 yıllığına kiralandığını,2012 yılında şirketin hisseleri 7 ortak tarafından devir alınmış ve aynı ortaklık yapısı ile 2018 yılına kadar ....... Koleji olarak çalışıldığını, bu arada davalıların tüm masrafı kendilerinden olmak üzere okulun daha verimli çalışması için ana okulu binası,spor salonu ve suni çim saha yaptıklarını, 2018 yılında şirket hisseler ..... ve ....... isimli kişilere sözleşme ile devir edildiğini, bu devir işlerine aracılık, danışmanlık yapan Mustafa Çağlar nezaretinde olmuş ve aracılık ücreti ödendiğini, bu sözleşme devir esnasında Belediye ile kiracılık ilişkisi de gündeme geldiğini, devir edenlere kiranın düzenli ödenmesi şartı ile 2020 yılı sonuna kadar tahliye olmayacağı, düzenli ödeme halinde yeni kira sözleşmesi yapılabilceği, satılması halinde alınabileceği anlatıldığını, hisseleri devir alanlar bu hisselerin bır kısmını davacı ...'a devir ettiklerini, ancak ... devir bedelinin ödemediği için işlem resmiyet kazanmadığını, iptali istenen 2.8.2019 tarihli hisse devir sözleşmesinin 10. maddesi bu maddi vakıayı doğruladığını, davacı ... ile ..... ve ....... arasındaki sözleşmeye göre şirketin yüzde 10 hissesinin 750.000,00 TL'ye ...a satıldığını, 2018 yılından itibaren ...'ın fiziken şirketin yönetimine geçtiğini, zira kendisinin aynı zamanda ingilizce öğretmeni olduğunu, çocuğunun da okulda okuduğunu, belirli bir sermayesi olduğu için okul satın almak istediğini, 2019 şubat tatilinde tüm yönetimin ...'a geçtiğini, müvekkilleri ile .....-....... arasında yapılan sözleşmeye göre alıcıların yapması gereken ödemeler yapılmayınca mayıs 2019 ayında sözleşmenin iptal edildiğini ve hisselerin geri alındığını, hal öyle iken davacı ... okulun tüm hisselerin devir almak için aracıları da devreye sokarak pazarlık yapmaya başladığını, ...'ın 2018 yılından itibaren şirketin yönetiminde kısmen bulunduğu için okulun tüm aktif ve pasifini,hukuki sorunlarını zaten bildiğini, sözleşmenin imzası ile davacıların 150.000,00 TL ödeme yaptıklarını, daha sonra okul ihtiyacı nedeni ile bu paranın 25.000 TL'sini geri aldıklarını, davacıların hisse devrinden sonra okulun tüm gelirlerine hakim olmalarına rağmen kirayı ödemediklerini, Sgk ve vergi borçlarını da ödemediklerini, kira alacağını alamayan büyükşehir belediyesi tahliye işlemini gerçekleştirdiğini, daha sonra sözleşmedeki okulu ihale ile sattığını, davanın eksik harç ile açıldığını, davanın hakdüşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davacıların bu davayı açmaları için önce kendi edimlerini ifa etmeleri gerektiğini, davacıların sözleşme ile ödemeyi üstlendikleri üçüncü kişilere olan borçları ödemediklerini, davacıların hile iddiasını ispatlamakla yükümlü olduklarını, davacıların kira süresine ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu, on yıllık kira süresinden sonraki dönemin ecrimisil ödenerek devam ettirildiğini, davacıların basiretli tacir gibi davranmaları gerektiğini, davacıların kötüniyetli olduğunu ve mevcut durumdan çıkar sağlamaya çalıştıklarını, davacıların hiçbir malvarlıklarının olmadığının ortaya çıktığını, davacıların uzun süre bekleyip davacı ...'ın babasının ölmesi ve davacıya miras kalması üzerine bu davayı açtıklarını, davacıların sözleşme gereği yapmaları gereken ödemeleri yapmadıklarını, Sgk ve vergi borçlarını ödemediklerini, bankadaki parayı çektiklerini, şirket aracını ve ....... Store'deki tüüm malları sattıklarını, öğretmen maaşlarını ödemediklerini, ilk ödemede geri verilen 25.000,00 tl iye iade etmediklerini, şu an itibari ile ....... A.Ş'nin yönetiminin davacıların elinde olduğunu, okul içinde kiralayan belediyenin yapmadığı ....... A.Ş'nin faydalı masraf olarak yaptığı ana okulu,spor salonu ve halı saha için Konya Büyükşehir Belediyesine nedensiz zenginleşmeden dava açılması gerektiğini, açılacak davanın değerinin iş bu davanın dört katı olduğunu, davacılar borçlarını ödemediğinden zorunlu olarak tüm borçların müvekkillerin kaldığını, davanın yasal şartlarının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin davaya karşı herhangi bir cevap vermediği ancak duruşmalardaki beyanında; Davacı tarafın basiretli tacir olarak davranmadığı, devraldığı yere ilişkin okula ilişkin tüm detayları bildiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ...'e dava dilekçesinin ve duruşma gününü bildirir tebligatların usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak davalı ...'in davaya karşı herhangi bir cevap vermediği gibi kendisini vekil ile de temsil ettirmediği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Davacıların, davalılar ..., ..., Abk İth. İhr. Bas. Yayın. İnş. Tah. Gıdave San. Ltd. Şti. ve ... ile arasında 02.08.2019 tarihinde Özel Okul Satış ve Hisse Devir Sözleşmesi'nin imzalandığını, sözleşmeye göre davalılara ait ....... İşletmesi'nin ticari şirketi dahil olmak üzere tüm demirbaşlar, personel, borçlar ve haklarıyla davacılara devredildiğini, özel okulun tümüyle devrini konu alan bu sözleşmenin bir işletme devri olduğunu, bu işletmenin en önemli/temel unsurlarından birininde özel okul binası olduğunu, içinde bulunan demirbaşları Belediye'ye ait olan ve kiralık durumda olan binanın aynı koşullarla (kira sözleşmesiyle) devam edeceğinin düşünüldüğünü, davalıların aktif ve pasif eylem ve söylemlerinin bu inancı yarattığını, oysa davalıların bahse konu ticari işletmenin tek ve ana iştigal konusu olan eğitim binasının kira süresinin 10 yıl olduğunu, bu sürenin 31.12.2017 tarihinde dolduğunu söylemediklerini, hatta bunu özellikle kötü niyetli olarak gizlediklerini, davalıların ayrıca Konya.... Sulh Hukuk Mahkemesinde tahliye işleminin iptali için 08.09.2017 tarihinde dava açtıklarını, bu davanın da reddedildiğini, davalıların 2021 yılında taşınmazı tahliye edeceklerine dair tahliye taahhüdü dahi verdiklerini, davalıların kira sözleşmesinin 31.12.2017 yılında bittiğini, bu nedenle araya hatırlı kişileri koyarak 3 yıl ek süre aldıklarını bu sürenin sonunda taşınmazı tahliye edeceklerine dair taahhüt verdiklerini, bu konuda dava açmış olsalar da sonuç alamadıklarını, encümen kararı dahil tüm yasal yolların tüketildiğini, 2021 yılında taşınmazın tahliyesinin kesin olduğunu öğrendiklerini, bu konuların kendilerinden saklandığını ve ticari işletmenin düzenli çalışan bir özel okulmuş gibi şirketi, binası ve diğer demirbaşları ile birlikte 4.500.000,00 TL(Dört milyon beş yüz bin TL) gibi yüksek bir bedel ile devir aldıklarını, sözleşmenin tümüyle bir ticari işletmenin devrini konu aldığını, 150.000,00 TL nakit olarak ödediklerini, kalan borç için ise, işletmenin borçları mahsup edildikten sonra çıkan bakiye için dava konusu bonoları verdiklerini, davalıların hile yoluyla davacıların iradesini fesada uğrattıkları ve bu nedenle sözleşmenin baştan itibaren hükümsüz olduğunun tespiti ile Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. ve Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyalarına konu bonoların iptali için iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, dava konusu sözleşmenin hile(aldatma)sebebiyle fesih edildiğinden bahisle; Fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, Konya.... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı ve Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas takip dosyasına konu edilen bonolardan dolayı davacıların borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline, davalılardan %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmelerine, birinci taleplerinin kabul edilmemesi halinde ödemiş oldukları nakit bedel de dikkate alınarak sözleşmenin yeni şartlara göre değerlendirilmesi ve bedelde indirim talebi ile bilirkişilerce tespit edilecek miktar kadar borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava ettiği, bir kısım davalıların davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri, davalı ...'in davaya karşı herhangi bir beyanda bulunmadığı görülmüştür.
Mahkememizin 04.06.2024 tarihli duruşmasında davacı vekili beyanında; Terditli taleplerini belirsiz alacak davası olarak açtıklarını, miktar belirlendikten sonra asıl taleplerinin miktarını belirleyeceklerini, şimdilik ikinci terditli taleplerini 1.000,00 TL olarak belirlediklerini, birinci terditli taleplerinin reddedilmesi halinde ikinci terditli talepleri yönünden alacaklarının belirlenmesini istediklerini beyan etmiş ve beyanının altını imzalamıştır.
Mahkememizin 02.11.2022 tarihli duruşmasında; Davacı vekiline 400.000,00TL üzerinden dava açtığı fakat Konya.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında alacak miktarının 2.299.895,19 TL ve Konya.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 279.268,84 TL olduğu ve bu değerlerin toplam peşin harcı miktarı olan 44.045,68TL'den dava açılışında yatırılan 6.831,00TL mahsup edilerek eksik kalan 37.214,68TL eksik peşin harcın ikmali için davacı tarafa iki haftalık kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde davacı tarafça 03.11.2022 tarihinde eksik peşin harcın mahkememiz dosyasına yatırıldığı görülmüştür.
Davanın İİK.72.maddesine dayalı menfi tespit davası olduğu, İİK.72.maddesinde; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir...." şeklinde düzenleme yapıldığı, Alacaklı ....... İç ve Dış Ticaret A.Ş.vekili tarafından borçlular ... ve ... aleyhine 550.000,00 TL bedelli 05.08.2019 tanzim tarihli 25.08.2019 vade tarihli, 267.507,00 TL bedelli 05.08.2019 tanzim tarihli 01.01.2021 vade tarihli, 6.500,00 TL bedelli 05.08.2019 tanzim tarihli 31.12.2019 vade tarihli, 250.000,00 TL bedelli 05.08.2020 tanzim tarihli 01.09.2020 vade tarihli, 250.000,00 TL bedelli 05.08.2019 tanzim tarihli 01.07.2020 vade tarihli, 250.000,00 TL bedelli 05.08.2019 tanzim tarihli 01.11.2020 vade tarihli bonolardan kaynaklı Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, yine Alacaklı ....... İç ve Dış Ticaret A.Ş.vekili tarafından borçlular ... ve ... aleyhine 250.000,00 TL bedelli 05.08.2019 tanzim tarihli 01.05.2020 vade tarihli bonodan kaynaklı Konya.... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı görülmüştür.
Davacıların birinci terditli talepleri yönünden yapılan değerlendirmede;
Davacılar ile davalılardan ..., ..., ABK ith.ihr.Basın Yayın İnş.Taah.Gıda ve San.Ltd.Şti., ... arasında 02/08/2019 tarihli Özel okul Satış ve Hisse devir sözleşmesi yapıldığı, sözleşmeye istinaden ....... Konya Eğitim Sağlık Yay.Turizm Tic.ve San.Aş'nin alacak ve borçları ile birlikte hisselerinin davacılara devredilerek adlarına tescil edildiği, sözleşme gereğince davacılar tarafından bedele istinaden düzenlenen bonoların ödenmemesi nedeniyle diğer davalı ... tarafından Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... Es.ve Konya.... İcra Dairesi'nin ... Es. Sayılı dosyalarından icra takibine geçildiği, 6098 sayılı TBK'nun 36.maddesinde;" Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir." şeklinde düzenleme yapıldığı, taraflardan birinin diğer tarafı kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltmişse, yanılmanın esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşmenin bağlayıcı sayılmayacağı, koşulların varlığı halinde aldatılan tarafın hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili olarak tek taraflı bir irade beyanı ile ortadan kaldırabileceği, davacı tarafın özel okul olarak işletilen taşınmazın kira sözleşmesinin sona erdirildiğini, belediye tarafından tahliye edildiğini, davalıların bu durumu kendilerinden gizleyerek hile yaptıklarını bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürdüğü ancak sözleşmenin 8.maddesinde özel okulu mevcut fiziki ve hukuki durumunu görerek bilerek devir ve satın aldıklarını kararlaştırdıkları, artık davacıların özel okulun mevcut halini bilerek aldıklarının kabulünün gerekeceği, sözleşme ilişkisinde asıl olanın ahde vefa ilkesi olup davacıların açıkça bildikleri veya bilmesi gerektiği konularda hile olarak değerlendirmesinin ahde vefa ilkesi ile bağdaşmayacağı, (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesi'nin 22/09/2021 tarih ve 2021/1340 Es.2021/1479 Kar. Sayılı ilamı benzer doğrultudadır), davacıların takip konusu bonoların bedelinin ödendiğine ve bonolardaki imzalara yönelik her hangi bir iddialarının bulunmadığı, takip konusu bonoların sözleşme gereğince hisse devir bedeline ilişkin verildiği, şirket hisselerinin de davalılar tarafından davacılara devredilerek sözleşmenin devir ve teslim yükümlülüğünün yerine getirildiği, bu nedenle davacıların takip konusu bonolardan dolayı borçlu olmadıklarına yönelik terditli birinci taleplerinin reddinin gerektiği,
Davacıların ikinci terditli talepleri yönünden yapılan değerlendirmede;
Davacılar ikinci terditli taleplerinde sözleşmenin yeni şarlara göre değerlendirilerek bedelde indirim yapılması ve buna göre tespit edilecek oranda borçlu olmadıklarının tespit edilmesini talep etikleri; Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme serestliği ilkelerinin kabul edildiği, buna göre sözleşmenin yapıldığı andaki gibi uygulanması gerektiği, ancak sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan dengenin sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak şekilde bozulması halinde sözleşmeye bağlılık ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalınmasının adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir durum oluşmasına sebebiyet verilmesi halinde sözleşmenin değişen şartlara uydurulması ilkesi ile giderilmeye çalışılacağı, bu konuda 6098 sayılı TBK'nun 138.maddesinde; "Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır." şeklinde düzenleme yapıldığı, uyarlama kurallarınn uygulanması için öngörülemez bir dış olayın meydana gelmesinin gerktiği, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/09/2021 tarih ve 2017/(13) 3-2308 Es.2021/994 Kar.sayılı içtihadı benzer doğrultudadır), Ancak uyarlamanın yapılabilmesi için öncelikle dava tarihinde sözleşmenin ayakta olması ve uyarlama talep edenin edimlerin ifasında temerrüde düşmemesinin gerektiği,(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 26/06/2020 tarih ve 2018/5089 Es.2020/3243 Kar. Sayılı ilamı benzer doğrultudadır), davacıların uyarlama talepleri açısından sözleşmede öngörülen şartlar dahilinde olağanüstü bir olayın gerçekleşmediği gibi dava konusu yapılan bonolar hakkında icra takipleri nedeniyle davacıların edimlerini yerine getirmede temerrüde düştükleri, davacıların iddialarını ispatlayamadıkları anlaşılmakla davacılar tarafından açılan davanın tüm yönleri ile reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davacılar tarafından açılan davanın tüm yönleri ile reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiller, yurt dışında uzun yıllar çalıştıktan sonra Türkiye’ye yatırım yapmak amacıyla, davalılara ait "......." işletmesini tüm hakları ve borçlarıyla birlikte devralmak üzere 02.08.2019 tarihinde "Özel Okul Satış ve Hisse Devir Sözleşmesi" imzaladıklarını, İşletmenin temel unsurlarından biri olan okul binasının, belediyeye ait kiralık bir taşınmaz olduğu ve 10 yıllık kira sözleşmesiyle aynı koşullarda devam edeceği yönünde davalılar tarafından bir inanç oluşturulduğunu ancak işletmeyi devir aldıktan kısa bir süre sonra dava konusu taşınmazın kira sözleşmesinin 31.12.2017’de sona erdiğini, davalıların 3 yıllık ek süre aldığını ve bu sürenin sonunda taşınmazı tahliye etmek için tahliye taahhüdü verdiklerini öğrendiklerini, tahliye taahhüdü 20.07.2023 tarihinde dosyaya sunulduğunu, devir sözleşmesi 02/08/2019 tarihinde imzalandığını ancak tahliye taahhüdü tarihi 01/06/2021 olduğunu, bu durumda müvekkilinin yalnızca iki yıl süreyle kullanılacak bir yapıyı satın almasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, bu nedenle, müvekkil sözleşmenin kasıtlı aldatma nedeniyle geçersizliğini ve devir işlemi için verilen bonolardan borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, alternatif olarak ise bedelde indirim talebinde bulunulduğunu, yerel mahkeme, sözleşmenin 8. maddesine dayanarak müvekkillerin tahliye durumunu bildiği gerekçesiyle talebini reddettiğini ancak 8. maddenin okulun genel fiziki ve hukuki durumuna ilişkin olduğunu, tahliye taahhüdünden bahsetmediğini, tahliye gibi önemli bir husus bilinseydi, mutlaka sözleşmede yer alacağını, müvekkillerin 1,5 yıl sonra tahliye edilecek bir okulu satın alması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalılar, tahliye hususunda hiçbir bilgi vermediklerini, tanıklar da bu iddianın tam aksini söylediğini, tahliye taahhüdüne mahkeme bile zorlukla ulaştığını, davalılar bu konuda bir tahliye taahhüdü verdiklerini mahkemeye beyan dahi etmediklerini, davalılar bu durumu gizleyerek müvekkillerini zarara uğrattıklarını, gizlenmiş ayıp nedeniyle sorumluluktan kaçmak ahlaki olmadığını ve ahde vefa ilkesi davanın reddine değil, kabulüne gerekçe olması gerektiğini, müvekkilleri, ticari işletmeyi devraldıktan sonra, 25/05/2021’de belediye encümeni taşınmazın tahliyesine karar verdiğini, Konya Belediyesi, taşınmazın kira sözleşmesinin 2017’de sona erdiğini ve 2018’den itibaren işgalci olduğunu belirterek tahliye talep ettiğini, davalılardan şirket yetkilisi ..., 02/08/2019’da müvekkillerine satış yaparken, 01/06/2021’de belediyeye tahliye taahhüdü verdiğini, bu durum, aldatma ve gizlenmiş ayıp teşkil ettiğini beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davalarının kabulünü talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ..., 2018’de ortakları ..... ve ....... ile hisseleri aldıklarını ancak ödeme yapmadıkları için sözleşmenin iptal edildiğini, Konya.... İcra ... Esas sayılı dosyasının bu hususa ilişkin olduğunu, davacı ... Işık yönetici olarak görev yaptığını, fakat hiçbir edimini yerine getirmediğini, şirketin parasını tahsil ettiğini, menkulleri sattığını ve SGK ile vergi borçlarını ancak af yasasından sonra ödediğini, ayrıca davacıların başka borçları da bulunduğunu yine mahkeme, davalı lehine verilmesi gereken vekalet ücretini yanlış hesapladığını beyanla ilk derece mahkemesince bahsedilen hususlar yönünden verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... Vekili 06.11.2024 tarihli dilekçesi ile davacının davadan feragat etmesi nedeniyle istinaf taleplerinden feragat ettiklerini beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava sözleşmenin hükümsüzlüğü nedeniyle menfi tespit talebine, bu talebin kabul edilmemesi halinde sözleşmenin uyarlanması talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre: Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (2. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispî esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (15. md.). Noksan tespit edilen değerler hakkında 30'uncu madde hükmü uygulanır (16/4. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınır (21. md.). Harçlar Kanunu 28. maddeye göre (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü peşin alınır (28. md.). Yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o oturum için yargılamaya devam olunur, takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır (30. md.). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (32. md.). HMK 120/1. maddeye göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.
Bu kurallar ışığında somut olaya gelindiğinde; davacıların dava dilekçesinde taraflar arasındaki sözleşmenin hile nedeniyle baştan itibaren geçersiz olduğunu ileri sürerek sözleşme kapsamında verilen senetler nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini, bu talep kabul edilmediğinde sözleşmenin yeni şartlara uyarlanarak bedel indirimi yapılmasını talep ettikleri, taraflar arasında imzalanan sözleşme bedelinin 4.500.000,00 TL olduğu, dava açılırken 400.000,00 TL üzerinden harç yatırıldığı, yargılama sırasında da 2.579.164,03 TL üzerinden eksik harcın tamamlandığı, anlaşılmıştır. Davacılar menfi tespit taleplerini taraflar arasındaki sözleşmenin hile nedeniyle geçersizliği iddiasına dayandırdıklarından ve dava dilekçesi içeriğinde açıkça sözleşmenin geçersizliğinin tespitini talep ettiklerinden uyuşmazlığın konusunun taraflar arasında imzalanan 02/08/2019 tarihli sözleşme olduğunun ve sözleşme bedeli olan 4.500.000,00 olduğunun kabulü ile bu miktar üzerinden harç alınması gerekmektedir. Mahkemece sözleşme bedeli olan 4.500.000,00 TL üzerinden ¼ nispi peşin harç alınması gerektiği gözetilerek Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca harç yatırılıncaya kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve tamamlanıp yenilenmesi halinde yargılamaya devam edilmesi gerekirken sözleşme bedeli üzerinden harç tamamlanmadığı halde bu husus gözden kaçırılarak yargılama devam edilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar ile davalılar ... ve ...'ın istinaf başvuru taleplerinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/06/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davacılar tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,
4-İstinaf başvurusunda bulunan davalılar ... ve ... tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-İstinaf başvurusunda bulunanlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/04/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
....