T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/01/2024
NUMARASI : ... Esas- ... Karar
İSTİNAF EDEN
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVADA DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVADA DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
BİRLEŞEN DAVA : Konya.... Asl. Tic. Mhk. ... E - ... K.
ASIL DAVA : Menfi Tespit
BİRLEŞEN DAVA : İstirdat
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 20/03/2025
YAZIM TARİHİ : 21/03/2025
Taraflar arasında görülen davada Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
ASIL DAVA: Asıl davada davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 07.06.2022 tarihli, bir kısım ağır sanayi makine, ekipman ve malzemelerin satışı için sözleşme imzalandığını, sözleşmenin başında "... Mah. ... Sk. No:19, 21, 23 Karatay/KONYA adresinde bulunan, mülkiyeti ...'a ait taşınır malların satışı hususunda taraflar anlaşmıştır" şeklinde ibare ile malların bulunduğu yerin ifade edildiğini, satıma konu makine ve ekipmanların değerinin toplam 750.000,00 TL olduğunun belirtildiğini, bedelinin 50.000,00 TL'sinin peşin, kalan kısmının ise her biri 100.000,00 TL tutarında 30.06.2022, 30.07.2022, 30.08.2022, 30.09.2022, 30.10.2022, 30.11.2022, 30.12.2022 tarihli senetlerle ödeneceği belirtilmesine karşın kalan 200.000,00 TL'nin ise 30.01.2023 tarihli senet ile ödenecektir ibaresinin bulunduğunu, son 200.000,00 TL tutarında senet de eklendiğinde satış rakamı olan 750.000,00 TL'nin aşılarak toplam bedelinin 950.000,00 TL olduğunun görüldüğünü, yine aynı sözleşmenin son kısmına "Alıcı, satın aldığı menkulleri yerinde görmüş, test etmiş ve çalışır/noksansız olarak teslim almıştır" denildiğini, tarafların yine aynı tarihte yaptıkları kira sözleşmesi ile satım konusu makine ve malzemelerin bulunduğu "... Mah. ... Sok. No:...Karatay/KONYA" adresinin davalı tarafından müvekkiline kiraya verilmesini konu alan bir kira sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmede kira başlangıç tarihinin 30.06.2022 olarak belirtildiğini, dolayısıyla müvekkilinin mecurun 30.06.2022 tarihinde kullanılabileceğinin satış sözleşmesinde belirtilen eşyaları da bu suretle o adreste teslim alacağının anlaşıldığını, bu kira sözleşmesinde yıllık kira bedelinin 200.000,00 TL ve ödeme şeklinin 30.01.2023 tarihli senet denilerek senede atıfta bulunulduğunu, dolayısıyla ticari satış sözleşmesinde belirtilen senedin kira sözleşmesinin bir yıllık kira bedeli olarak davalıya verildiğini, kiralanan ve satış sözleşmesinde malların bulunduğu belirtilen bu adres numaralarından 21 numaranın aynı zamanda bir süre önce vefat ettiği bilinen davalının babası ...'a ait olan ......Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin adresi olarak görünen yer olduğunu ayrıca, davalının tek ortaklı olarak sahibi olduğu ...... Tic. Ltd. Şti.'nin adresinin de aynı yer olan ... Sok. No:... olduğunu, dolayısıyla malların bulunduğu adresin halihazırda davalının kullanımında olduğunu ve davalının hakimiyet alanında bulunduğunu, taraflar arasında sözleşme imzalanmış olsa da 65 yaşında olan ve sağlık problemleri bulunan müvekkilinin davalı tarafından imzalatılan satış sözleşmesinde kendisine söylenen farklı ifadelerin bulunduğunu ve aslında teslim almadığı malları teslim almış gibi ifadelerin de yer aldığını fark edince hemen ertesi gün davalıya 08.06.2022 tarihli ihtarname göndererek sözleşmelerden caydığını ve sözleşmeleri feshettiğini, ödediği 50.000,00 TL ile vermiş olduğu toplam 900.000,00 TL tutarındaki senetlerin iadesini talep ettiğini belirttiğini, davalının ise, cevabi ihtarname ile müvekkilinin beyanlarını kabul etmediğini, müvekkilinin malları teslim aldığını, senetlerin ödenmemesi halinde takibe koyacağını beyan ettiğini, bununla birlikte karşılıklı görüşmeler neticesinde müvekkilinin yaptığı teklif doğrultusunda kiraya yönelik taleplerinden vazgeçtiğini yani kira sözleşmesinin feshedilmesini kabul ettiğini beyan ettiğini ancak, 1 yıllık kira bedeli karşılığı aldığı senedi de iade etmediğini, müvekkilinin ne kiralık dükkanı ne de satış konusu makine ve malzemeleri alamadığını, buna rağmen davalının aldığı 50.000,00 TL peşin ödemenin yanında 30.06.2022 tarihli senedi icra takibine koyarak ve 30.7.2022 tarihli senedi de ödeme için bankaya ibraz ederek müvekkiline haciz tehdidi altında ödettiğini, müvekkilinin malları teslim almadığının açık olduğunu, sözleşmede yazılan teslim hususunun birlikte imzalanmış kira sözleşmesi ile birlikte müvekkilinin söz konusu adreste oturarak hali hazırda o adreste bulunan malların zilyetliğini kazanmayı ifade ettiğini, alelade hazırlanmış satış sözleşmesine bu hususun açık ve anlaşılır şekilde yazılamadığını, davalının da bu çelişkili ibareyi kötüniyetli olarak kullanmaya çalıştığını, bir kişinin kiracı olarak oturacağı yerdeki ağır sanayi makinelerini almak üzere aynı gün satış ve kira sözleşmesi imzalayarak oturulacak gün gelmeden kira sözleşmesinin karşılıklı feshedilmesi durumunda sözleşme imza tarihinde tonlarca ağırlıktaki malları teslim aldığı şeklindeki iddianın sözleşmelerde yazılanlara, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hiçbir karşılık almaksızın müvekkilinin 250.000,00 TL ödeyerek maddi olarak zor duruma düştüğünü ileri sürerek, dava konusu senet bedelleri bakımından müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti, davalı haksız ve kötüniyetli olduğundan müvekkilinin uğradığı zarara istinaden dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davacının menfi tespit talebinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin ...... İnşaat Ltd. Şti.'nin yetkilisi olduğunu, söz konusu şirketin, 2021 yılı Haziran ayına kadar '' ... Mah. ... Sokak No:23 Karatay/ KONYA'' adresinde fiilen faaliyet gösterdiğini, ticarete konu makinelerle de üretim yaptığını ancak müvekkilinin bu tarihten sonra ''... Mah. ... sokak No: ...'' sayılı yerdeki üretim işini bırakmaya karar verdiğini, her ne kadar şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresini değiştirmese de, fiilen o adresten ayrılarak ''... Mah. ... Cad. No: ... Meram/ KONYA'' adresine taşındığını, davacı tarafından noter aracılığıyla çekilen ihtarnamedeki adres ve beyan edilen adreslerin de bu şekilde olduğunu, müvekkilinin bu adresinin ikamet değil, işyeri adresi olduğunu, müvekkilinin kendi uhdesinde olan ''... Mah. ... Sk. No: ... Karatay/ KONYA'' adresinde bulunan ve üretim işini bırakmasından dolayı davaya konu ticari malları satmaya karar verdiğini, sözleşmeye konu malların satışı ile ilgili davacının, müvekkiline müracaat ederek söz konusu makineleri satın almak istediğini, hatta aynı adreste karo üretimini yapmak istediğini, ticarethaneyi de kiralamak istediğini belirttiğini, tarafların makinelerin satışı hususunda anlaştıklarını, ticarethanenin de kiralanmasıyla alakalı ayrıca kira mukavelesi yaptıklarını, davacının, kendisinin karo imalatçısı olduğunu, söz konusu ekipmanla karo üretimi yapacağını, aynı zamanda ekipmanı aynı adreste kullanarak üretim yapacağını, ticarethaneyi de kiralamak istediğini beyan etmesi üzerine taraflar arasında satış sözleşmesi ve kira mukavelesinin imzalandığını, mukavelede malların bedellerinin nasıl ve ne şekilde ödeneceği belirtildiği gibi kira bedelinin de nasıl ve ne şekilde ödeneceğinin ayrı bir kira mukavelesiyle imza altına alındığını, satışa konu makineleri yerinde gören davacının, makinelerin çalışır olduğunu test ettiğini ve noksansız teslim aldığını, davacı her ne kadar 65 yaşında olsa da medeni hakları kullanmaya ehil olduğunu, sağlık probleminin olmasının, medeni hakları kullanamayacağını göstermeyeceğini, böyle bir durumun varlığı halinde davacının hacir altına alınmasının gerektiğini, davacının sözleşmeyi imzalayıp malları teslim aldıktan sonra, müvekkiline gelerek karo üretimini birkaç ortağı ile yapacağını, ortaklarının karo üretimi işinden vazgeçtiklerini, kendisinin de bu nedenle sözleşmeden caymak istediğini belirttiğini, bu talep ve beyan karşısında müvekkilinin satımı gerçekleşen mallarla ilgili davacının cayma teklifini kabul etmediğini, ancak kiradan vazgeçeceğini iyi niyetli olarak kabul ettiğini, bunu cevabi noter ihtarnamesi ile de bildirdiğini, davacının satımı gerçekleşen malları sözleşmede de belirtildiği üzere bizzat yerinde göründüğünü, test ettiğini, çalışır ve noksansız şekilde teslim aldığını, kira sözleşmesinin imzalanmasından sonra anahtarın davacıya verildiğini, sözleşmenin kurulmasından sonra davacının ortaklarının vazgeçmesinden kaynaklı olarak hukuki dayanaktan yoksun ve soyut ifadelerle iradesinin sakatlandığından bahisle sözleşmeden dönmek istediğini, bu talebinin kabul edilmediği ve satın aldığı makine ve ekipmanlarını biran önce taşınmazdan başka yere götürmesi gerektiğini bildirilmesine ve davacının her zaman malları istediği yere taşıyabilme imkanı bulunmakta iken davacının bunu yapmadığını, davacının, teslimi gerçekleşen malları halen müvekkilinin adresinde tuttuğunu, sözleşmenin alelade hazırlandığının, açıklayıcı olmadığının kabulünün ise izahtan vareste olduğunu, zira davacının, uzun süre esnaflık yapan, ticaretle uğraşan, basiretli bir kişi olduğunu, ticari satım gerçekleşmeden önce tüm malları yerinde görerek, test ederek, çalışır vaziyette olduğunu bizzat gördüğünü, davacının salt kötü niyetle hareket edip müvekkilinin bu dava nedeniyle zarara uğratmaya devam ettiğini, sözleşmenin halen geçerli olduğunu, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20' den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminat hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA: Birleşen davada davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 07.06.2022 tarihli, bir kısım ağır sanayi makine, ekipman ve malzemelerinin satışı için sözleşme imzalandığını, sözleşmenin başında "... Mah. ... Sk. No:19, 21, 23 Karatay/KONYA adresinde bulunan, mülkiyeti ...'a ait taşınır malların satışı hususunda taraflar anlaşmıştır." şeklinde ibare ile malların bulunduğu yerin ifade edildiğini, sözleşmede satıma konu makine ve ekipmanların değerinin toplam 750.000,00 TL olduğunun belirtildiğini, bedelin 50.000 TL'sinin peşin, kalan kısmının ise, her biri 100.000,00 TL tutarında 30.06.2022, 30.07.2022, 30.08.2022, 30.09.2022, 30.10.2022, 30.11.2022 30.12.2022 tarihli senetlerle ödeneceği belirtilmesine karşın kalan 200.000,00 TL'nin ise 30.01.2023 tarihli senet ile ödenecektir şeklinde ibare yazıldığını, 200.000,00 TL tutarında senet de eklendiğinde satış rakamı olan 750.000 TL'nin aşılarak toplam bedelin 950.000 TL olduğunun görüldüğünü, yine aynı sözleşmenin son kısmına "Alıcı, satın aldığı menkulleri yerinde görmüş, test etmiş ve çalışır/noksansız olarak teslim almıştır." ibaresinin yazıldığını, tarafların yine aynı tarihte yaptıkları kira sözleşmesi ile satım konusu makine ve malzemelerin bulunduğu "... Mah. ... Sk. No:... Karatay/KONYA" adresinin davalı tarafından müvekkiline kiraya verilmesini konu alan bir kira sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmede kira başlangıç tarihinin 30.06.2022 olarak belirtildiğini ve dolayısıyla müvekkilinin mecurun 30.06.2022 tarihinde kullanabileceği ,satış sözleşmesinde belirtilen eşyaları da bu suretle o adreste teslim alacağı açık bir şekilde taraflar arasında anlaşma yapıldığını, bu kira sözleşmesinde yıllık kira bedelinin 200.000,00 TL ve ödeme şeklinin 30.01.2023 tarihli senet denilerek 200.000,00 TL bedelli senede atıfta bulunulduğunu, ticari satış sözleşmesinde belirtilen senedin kira sözleşmesinin bir yıllık kira bedeli olarak davalıya verildiğinin açık olduğunu, kiralanan ve satış sözleşmesinde malların bulunduğu belirtilen bu adres numaralarından ... numaranın aynı zamanda, bir süre önce vefat ettiği bilinen, davalının babası ...'a ait olan ...... Tic ve San Ltd Şti'nin adresi olarak görünen yer olduğunu ayrıca, davalının tek ortaklı olarak sahibi olduğu ...... Ticaret Ltd Şti'nin adresinin de aynı yer olan ... Sk. No:... olduğunu, malların bulunduğu adresin halihazırda davalının kullanımında olduğunu ve davalının hakimiyet alanında bulunduğunun tartışmasız olduğunu, her ne kadar belirtilen sözleşmeler taraflar arasında imzalanmış olsa da 65 yaşında olan ve sağlık problemleri bulunan müvekkilinin davalı tarafından imzalatılan satış sözleşmesinde kendisine söylenenden farklı ifadelerin bulunduğunu ve aslında teslim almadığı malları teslim almış gibi ifadelerin de yer aldığını fark edince ertesi gün davalıya 08.06.2022 tarihli ihtarname gönderdiğini, ihtarnamede müvekkilinin sözleşmelerden caydığını ve sözleşmeleri feshettiğini belirttiğini, ödediği 50.000,00 TL ile vermiş olduğu toplam 900.000,00 TL tutarındaki senetlerin iadesini talep ettiğini, davalının ise cevabi ihtarnamesi ile müvekkilinin beyanlarını kabul etmediğini, müvekkilinin malları teslim aldığını, senetlerin ödenmemesi halinde takibe koyacağını, bununla birlikte karşılıklı görüşmeler neticesinde müvekkilinin yaptığı teklif doğrultusunda kiraya yönelik taleplerinden vazgeçtiğini, sözleşmesinin feshedilmesini kabul ettiğini beyan ettiğini, buna rağmen bir yıllık kira için aldığı 30.01.2023 vade tarihli, 200.000,00 TL bedelli senedi iade etmediğini, müvekkilinin ne kiralık dükkanı ne de satış konusu makina ve malzemeleri alamadığını, buna karşın müvekkili tarafından 50.000,00 TL peşin ödeme yapıldığını, 30.06.2022 tarihli senedin Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası kapsamında ödendiğini, 30.07.2022 tarihi senedin ise, ödeme için bankaya ibraz edilerek müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalındığını, müvekkilinin malları teslim almadığının açık olduğunu, sözleşmede yazılan teslim hususunun birlikte imzalanmış kira sözleşmesi ile birlikte müvekkilinin söz konusu adreste oturarak hali hazırda o adreste bulunan malların zilyetliğini kazanmayı ifade ettiğini, alelade hazırlanmış satış sözleşmesine bu hususun açık ve anlaşılır şekilde yazılamadığını, davalının da bu çelişkili ibareyi kötüniyetli olarak kullanmaya çalıştığını, taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulurken öncelikle 02.06.2023 tarihli anlaşma imzalanmış olup, anlaşma içeriğinde makineler ve kira hususunun bir bütün olarak yazıldığını, dolayısıyla bu belgeden de görüleceği üzere taraf iradesinin bir bütün olarak kira ve satış hususunu birlikte, bütünlük içerisinde oluşturma iradesinden ibaret olduğunu yine, kira bedeli ödemesi için verilen 200.000,00 TL bedelli senedin vadesinin kira başlangıç tarihinden 7 ay sonra olup, bağımsız bir kira ilişkisinde 7 ay ücret ödemeden bir yerin kiralanmasının kabulünün mümkün olmadığını, tüm bu hususların iki sözleşmenin müşterek ve birlikte hüküm ifade etmek üzere hazırlandığını gösterdiğini, davalının haksız eylemlerinin tespiti için taraflarınca Konya.... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyası kapsamında delil tespiti başvurusunda da bulunulduğunu ileri sürerek, davalıya ödenen 07.06.2022 tarihli, 50.000,00 TL peşinat miktarı, 06.06.2022 düzenleme ve 30.06.2022 vade tarihli, borçlusu müvekkili, lehdarı karşı taraf olan 100.000 TL bedelli senet bakımından Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası kapsamında icra tehdidi altında fer'ileri ile birlikte ödenen 112.855,14 TL ile 06.06.2022 düzenleme ve 30.07.2022 vade tarihli, borçlusu müvekkili, lehdarı karşı taraf olan 100.000,00 TL bedelli senet karşılığı icra tehdidi altında ödenen 100.000,00 TL bedel olmak üzere toplam 262.855,14 TL'nin, öncelikle istirdat hükümleri kapsamında ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, istirdat yönünden taleplerinin kabul edilmemesi halinde sebepsiz zenginleşme hükümleri ve sair genel hükümleri uyarınca denkleştirici adalet ilkesine göre güncellenmiş bedelin, kabul edilmemesi halinde 262.855,14 TL toplam bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte ödenmek üzere davalıdan tahsiline, müvekkilinin uğradığı zarara istinaden davalı aleyhine dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davacının istirdat talebinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin, ...... İnşaat Ltd Şti'nin yetkilisi olduğunu, söz konusu şirketin, 2021 yılı Haziran ayına kadar ''... Mah. ... Sokak No: ... Karatay/ KONYA'' adresinde fiilen faaliyet gösterdiğini, ticarete konu makinelerle de üretim yaptığını ancak bu tarihten sonra ''... Mah. ... sokak No: ... Karatay/ KONYA'' adresindeki üretim işini bırakmaya karar verdiğini ve ''... Mah. ... Cad. No: ... Meram/ KONYA'' adresine taşındığını, davacı tarafından noter aracılığıyla çekilen ihtarnamedeki adresinin ve mahkemeye beyan edilen adreslerinin de bu şekilde olduğunu, müvekkilinin bu adresinin ikamet değil, işyeri adresi olduğunu, müvekkilinin kendi uhdesinde olan ''... Mah. ... Sk. No: ... Karatay/ KONYA'' adresinde bulunan ve üretim işini bırakmasından dolayı davaya konu malları satmaya karar verdiğini, sözleşmeye konu mallarının satışı ile ilgili davacının, müvekkiline müracaat ederek makineleri satın almak, hatta aynı adreste karo üretimini yapmak istediğini, ticarethaneyi de kiralamak istediğini belirttiğini, tarafların bu şekilde makinelerin satışı hususunda anlaştıklarını, ticarethanenin de kiralanmasıyla alakalı ayrıca kira mukavelesi yaptıklarını, sözleşmede malların bedellerinin nasıl ve ne şekilde ödeneceği belirtildiği gibi kira bedelinin de nasıl ve ne şekilde ödeneceğinin ayrı bir kira mukavelesiyle imza altına alındığını, yapılan sözleşmeden de anlaşılacağı üzere satışa konu makineleri yerinde gören davacının, makinelerin çalışır olduğunu test ettiğini ve noksansız teslim aldığını, davacı her ne kadar 65 yaşında olsa da medeni hakları kullanmaya ehil olduğunu, davacının malları teslim aldıktan sonra müvekkiline gelerek karo üretimini birkaç ortağı ile yapacağını, ortaklarının karo üretimi işinden vazgeçtiklerini, kendisinin de bu nedenle sözleşmeden caymak istediğini belirttiğini, bu talep ve beyan karşısında müvekkilinin satımı gerçekleşen mallarla ilgili cayma teklifini kabul etmediğini ancak, kiradan vazgeçeceğini iyi niyetli olarak kabul ettiğini, hatta bununla ilgili cevabi ihtarname de gönderdiğini, davacının satımı gerçekleşen malları sözleşmede de belirtildiği üzere bizzat yerinde göründüğünü, test ettiğini, çalışır ve noksansız şekilde teslim aldığını, kira sözleşmesinin imzalanmasından sonra anahtarın davacıya verildiğini, sözleşmenin kurulmasından ve malların tesliminden sonra davacının ortaklarının vazgeçmesinden kaynaklı olarak hukuki dayanaktan yoksun ve soyut ifadelerle iradesinin sakatlandığından bahisle sözleşmeden dönmek istediğini, bu talebinin kabul edilmediği ve satın aldığı makine ve ekipmanlarını biran önce taşınmazdan başka yere götürmesi gerektiğini bildirilmesine ve davacının her zaman malları istediği yere taşıyabilme imkanı bulunmakta iken davacının bunu yapmadığını, davacının, teslimi gerçekleşen malları halen müvekkilinin adresinde tuttuğunu, sözleşmenin alelade hazırlandığının, açıklayıcı olmadığının kabulünün ise izahtan vareste olduğunu, zira davacının, uzun süre esnaflık yapan, ticaretle uğraşan, basiretli bir kişi olduğunu, ticari satım gerçekleşmeden önce tüm malları yerinde görerek, test ederek, çalışır vaziyette olduğunu bizzat gördüğünü, davacının salt kötü niyetle hareket edip müvekkilinin bu dava nedeniyle zarara uğratmaya devam ettiğini, sözleşmenin halen geçerli olduğunu, müvekkili tarafından davacıya yardımcı olmak amacıyla makinelerin satış bedelinin taksitlere bölündüğünü, bir yıllık kira bedelinin de makinelerin satış bedelinin bitmesinden sonra ödenmesinin kararlaştırıldığını, kira sözleşmesi ile satım sözleşmesinin ayrı ayrı düzenlendiğini, kira sözleşmesinde kiranın başlangıç tarihinin 30.6.2022 olmasının davacının talebi üzerine yapıldığını zira, davacının üretime ancak 30.6.2022 tarihinde başlayacağını ve kira başlangıç tarihinin de bu tarih olmasını istediğini beyan ettiğini, bu hususta hukuken bir aykırılık da bulunmadığını, davacının halen belirtilen adreste olduğunu, kira bedelinin 7 ay sonra defaten ödenmesinin de davacının talebi üzerine kabul edildiğini, sözleşmeler ayrı ayrı imzalandıktan sonra müvekkilinin makinelerle birlikte anahtarı davacıya teslim ettiğini, davacının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davanın reddi ile davacının %20' den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Ana davanın İİK.72.maddesine dayalı menfi tespit davası, mahkememiz dosyası ile birleşen Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. - ... K.sayılı davasının istirdat davası olduğu, İİK.72.maddesinde; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir..Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur." şeklinde, 6102 sayılı TTK.818/1-c maddesi yollaması ile TTK. 677. Maddesinde; "Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez." şeklinde, TTK. 818/1-e maddesi yollaması ile TTK'nun 687.maddesinde; "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. (2) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır." şeklinde, 6102 sayılı TTK'nun 825.maddesinde;"(1) Borçlu, emre yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ancak senedin geçersizliğine ilişkin veya senet metninden anlaşılan def'ilerle alacaklı kim ise ona karşı, şahsen haiz bulunduğu def'ileri ileri sürebilir.(2) Borçlu ile önceki hamillerden biri veya senedi düzenleyen kişi arasında doğrudan doğruya varolan ilişkilere dayanan def'ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde caizdir." şeklinde düzenlemelerin yapıldığı, 6100 sayılı HMK.nun 200.maddesinde;"Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.(2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. " şeklinde, HMK'nun 201.maddesinde;"Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." şeklinde düzenlemeler yapıldığı,
Davalı-birleşen dosya davalısı ... tarafından davacı-birleşen dosya davacısı ... aleyhine Konya....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibine geçildiği, takip dayanağının 06.06.2022 tanzim 30.08.2022 vade tarihli 100.000,00 TL miktarlı bono(senet) olduğu, 15.09.2022 tarihinde dosyanın infaz ile kapatılmasına karar verildiği görülmüştür.
Taraflar arasında 07.06.2022 tarihli bir kısım makine, ekipman ve malzemelerin satışı için satış sözleşmesi imzalandığı, sözleşme bedelinin 750.000,00 TL olduğu, bedelin bir kısmının peşin, bir kısmının 30/06/2022 tarihinde 100.000,00 TL, 30/07/2022 tarihinde 100.000,00 TL, 30/08/2022 tarihinde 100.000,00 TL, 30/09/2022 tarihinde 100.000,00 TL, 30/10/2022 tarihinde 100.000,00 TL, 30/11/2022 tarihinde 100.000,00 TL, 30/12/2022 tarihinde 100.000,00 TL, kalan 200.000,00 TL'nin 30/01/2023 tarihinde senet şeklinde sekiz parça ödeme şeklinde tamamlanacağının, alıcının satın aldığı menkuller yerinde görüp, test etmiş ve çalışı/noksansız olarak teslim aldığının düzenlendiği, satış sözleşmesinin 6098 sayılı TBK'nin 207. Ve devam eden maddelerinde düzenlendiği, 6098 sayılı TBK'nun 207.maddesinde;"Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." şeklinde düzenleme yapıldığı, TBK'nun 212.maddesinde satıcının temerrüdüne, TBK'nun 219.vd.edenen maddelerinde satıcının ayıptan sorumluluğuna, TBK'nun 232.maddesinde alıcının borçlarına, TBK'nun 235.maddesinde alıcının temerrüdüne, TBK'nun 136.maddesinde ifa imkansızlığına, TBK'nun 138.maddesinde aşırı ifa güçlüğüne ilişkin düzenlemelerin yapıldığı, davacı ile davalı arasında 07/02/2022 tarihli sözleşmeyle satış sözleşmesinin kurulduğu, tarafların karşılıklı edimlerini ifa ettikleri, davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı bir nedene dayanmadığı gibi ifa imkansızlığı ve aşırı ifa güçlüğü şartlarının da bulunmadığı, (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi'nin 21/12/2017 tarih ve 2017/565 Es.2017/1450 Kar. Sayılı ilamı benzer doğrultudadır.) yine dinlenen davacı tanığının beyanı kapsamından sözleşme aşamasında davacının iradesinin sakatlar bir durumun olmadığı, davacının satın aldığı mallara ilişkin ayıp iddiasında da bulunmadığı, bu nedenle sözleşmeden dönme hakkının da olmadığı, (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 10/12/2015 tarih ve 2015/4998 Es.2015/1663 Kar. Sayılı ilamı, benzer doğrultudadır.) sözleşme geçerli olduğundan imzası açıkça inkar edilmeyen ana davaya konu borçlusu ... alacaklısı ... olan 30.08.2022 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli, 30.09.2022 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli, 30.10.2022 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli, 30.11.2022 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli, 30.12.2022 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli bonolar yönünden, birleşen davaya konu borçlusu ... alacaklısı ... olan 06.06.2022 düzenleme tarihli 30.06.2022 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli, 06.06.2022 düzenleme tarihli 30.07.2022 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli senet yönünden davacı-birleşen dava dosyası davacısının davalıya karşı iddialarının taraflar arasındaki borç ilişkisi senede bağlandığından aksinin ancak HMK.'nun 201.maddesi gereğince senetle(yazılı belge) ispatlanması gerektiği, davacı-birleşen dava dosyası davacısının davasını ispat edemediğinden ana davanın ve birleşen davanın reddine, davalı-birleşen dava dosyası davalısının zararının bulunmadığı İİK.72/5.maddesindeki şartları oluşmadığından, yine istirdat davasında kötüniyet tazminatı öngörülmediğinden davalı-birleşen dava dosyası davalısının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmi..." gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili, dava konusu makinelerin taşınabilirliği düşük olan, yere sabitlenmiş ağır makineler olduğunu, ilgili makinelerin satımına konu dava konusu sözleşme ile aynı anda yapılmış kira sözleşmesinin ilk etapta taraflarca ilgili makinelerin kiralanan yerde kullanımına ilişkin olarak gerçekleştirildiğini, taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulurken makinelerin bulunduğu yerin kiralanarak kullanılması ile birlikte makinelerin satı alımına ilişkin sözleşme akdedildiğini, davanın reddine karar verilmesinin tarafların iradesine, sözleşme kurma amacına aykırı olduğunu, sözleşmenin geçersizliği ve iade borcuna veya istirdadına yönelik hüküm kurulması gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, diğer geçersizlik sebepleri ile birlikte yalnızca taraflar arasındaki sözleşme iradesine uyum ve karşılıklılık bulunmamasının dahi davanın kabulüne gereke iken mahkemece keşif dahi yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, satışa konu malların gerçek değerinin sözleşme konusu bedelin oldukça altında olduğunu, 65 yaşında olan ve sağlık problemleri bulunan müvekkilinin bu şekilde iradesinin fesada uğratıldığını, davalının sözleşmeye aykırılık teşkil eden eylemlerde bulunmasının da nazara alınmadığını, davalının, sözleşme konusu kiralananın kilidini değiştirmek suretiyle müvekkilini kiralanana sokmadığını, dava konusu yer ve sözleşme konusu malların halen davalının kontrolünde olduğunu, bu husustaki tanık beyanlarına ve iddialarına rağmen mahkemece bu hususların araştırılmadığını, satış sözleşmesinin geçerliliği bir an olsun kabul edilse dahi davalının makineleri halen elinde bulundurduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, mahkemece belirtilen hususlar araştırılmadan keşif yapılmadan karar verildiğini, sözleşmenin imzalanmasının hemen ardından ve kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden önce olacak şekilde müvekkilinin ihtar ile fesih bildirimi/sözleşmeden dönme bildiriminde bulunduğunu, her iki sözleşme bölünemez olmasına karşın davalının haksız menfaat yaratmak maksadıyla kira sözleşmesinin feshini onayladığını belirttiğini, buna karşın kira bedeline istinaden alınan senedin müvekkiline iade de edilmediğini, ilgili senet yönünden tefrik ve görevsizlikle ayrılan dosyanın Konya.... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... E.-... K. sayılı dosya kapsamında görüldüğünü ve davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin kiralananı ve dolayısıyla söz konusu malları teslim almadığının tefrik edilen dosyanın mahkeme kararı ile de sabit olduğunu, mahkemece söz konusu dosyanın akibeti araştırılmaksızın müvekkili tarafından mallar teslim alınmış gibi değerlendirme yapmasının hatalı olduğunu, davalının kira sözleşmesinin feshini kabul beyanına karşın senedi teslim etmemesinin de ayrıca kötüniyetini gösterdiğini, mahkemece "ifa imkansızlığı ve aşırı ifa güçlüğü şartlarının da bulunmadığı" belirtilmişse de ilgili malların rayiç değerinin sözleşmede belirtilen değerle uyumlu olup olmadığı araştırılmaksızın, hiçbir şekilde aşırı ifa güçlüğü, ifa imkansızlığı konusunda araştırma yapılmaksızın yapılan bu belirlemenin de hatalı olduğunu, müvekkilin özgür iradesiyle imzalamak istemeyeceği sözleşmeyi iradesinin fesada uğraması sonucu imzaladığı iddialarının da bulunduğunu, bu iddianın, tanıkla ispat edilebilir bir durum olmasına ve yazılı ispatı mümkün olmamasına rağmen gerekçeli kararda senet, yazılı belge ile ispattan bahsedildiğini, irade fesadı iddialarının tanık ile ispat edilebileceğini, bu hususu doğrulayacak tanık beyanlarının bulunduğunu, davalının müvekkilinin ifa güçlüğü altında olduğunu bildiğini ikrar anlamını taşıyan diğer ifadelerinden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin birlikte iş yapacağı kişilerin işten vazgeçmesi nedeniyle çok zor durumda kaldığını, sözleşme yapılırken hiçbir şekilde öngöremeyeceği ve kontrol edemeyeceği koşulların ortaya çıktığını ve bu durumun da edimler arası dengesizliğe yol açtığını, koşullarda meydana gelen değişiklik nedeniyle müvekkilinden edimini yerine getirmesi beklenemeyecek hale geldiğini ve müvekkili açısından haklı fesih sebebi doğduğunu, bu hususun dahi araştırılmadığını, makinelerin yere sabit, ağır makineler olup, bir gün içerisinde alınıp, taşınıp götürülebilmesi mümkün mallar olmadığını, yapılan sözleşmelerin birlikte düşünülmesi gerektiğini, malların ve karo işinin niteliği gereği tarafların malzemeleri kiralanandan ayrı düşünmeksizin hareket ettiğini, kira sözleşmesinin feshi müvekkilinin kiralananı kullanıma başlayacağı tarihten önce gerçekleştiğinden müvekkilinin malları teslim almadığının ortada olduğunu, müvekkilinin gerek kiralanan iş yerini gerekse sözleşmeye konu malları sözleşme imza edilmeden önce detaylı olarak incelemesine fırsat tanınmadığını, iradesinin sakatlandığını ve alacağı malların özellikleri bakımından yanıltıldığını, bütün bu nedenlerle satış sözleşmesinden cayma hakkını kullandığını, tarafların karşılıklı edimlerini ifa ettikleri hususunun doğru olmadığını, malların bulunduğu adresin halihazırda davalının kullanımında olduğunu ve davalının hakimiyet alanında bulunduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılarak asıl dava ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava; menfi tespit ve ödeme ile istirdat, birleşen dava ise; istirdat, istirdat talebinin kabul edilmemesi halinde sebepsiz zenginleşme hükümleri ve sair genel hükümlere göre denkleştirici adalet ilkesi uyarınca güncellenmiş bedelin, aksi halde ödenen bedelin tahsili istemlerine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı tarafça, taraflar arasında satım ve kira sözleşmesi akdedildiği bu kapsamda asıl ve birleşen davaya konu senetlerin imzalanarak davalıya verildiği ancak, sözleşmenin imzalanması sırasında iradesinin fesada uğratıldığının anlaşılması üzerine imza tarihinden ertesi gün noter ihtarı ile sözleşmeden caydığının ve senetlerin iadesinin davalıya bildirilmesine rağmen, davalı tarafından sadece kira sözleşmesinin feshinin kabul edildiği, satım sözleşmesinin feshinin kabul edilmediği, senet bedellerinin ödenmemesi halinde de aleyhine takip başlatılacağının beyan edilmesi nedeniyle asıl ve birleşen davaya konu senetlerin de icra tehdidi altında ödendiği iddia edilmiş, davalı tarafça, taraflar arasında satım ve kira sözleşmelerinin yapıldığı, davacının iradesinin sakatlandığına yönelik iddiasının yerinde olmadığı, davacının ortak iş yapacağı kişilerin iş yapmaktan vazgeçmesi nedeniyle sözleşmeleri feshetmek istediği, iyiniyetli olarak kira sözleşmesinin feshinin kabul ediliği ancak, satım sözleşmesinin feshini gerektirir bir durum bulunmadığından kabul edilmediği, satıma konu malların davacıya teslim edildiği, davacının iddialarının yerinde olmadığı savunularak, davanın reddi istenmiştir.
Asıl dava konusu olup, tefrik edilen, akdedilen kira sözleşmesi kapsamında kira bedeli olarak verilen senetten kaynaklı borçlu olunmadığının tespiti için Konya.... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında görülen davada, ... K. sayılı kararla davanın kabulüne, kararın istinaf edilmesi üzerine, Konya BAM...HD'nin ... E-... K. sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi kararının arabuluculuk dava şartı yokluğundan kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği, davalı tarafından davacı aleyhine açılan tahliye davasının da Konya.... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin E. sayılı dosyasında derdest olduğu, davacı tarafça asıl ve birleşen davaya konu tüm senet bedellerinin gerek icra dosyalarına gerekse de tevdi mahalli tayini kararı alınarak ödendiği anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında, her ne kadar asıl ve birleşen davada davacı tarafça irade sakatlığı, ifa güçlüğü gibi nedenlerle satım sözleşmesinin de feshedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, belirtilen sebeplerin gerçekleştiğini ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının işbu sebeplerin meydana geldiğini ispat edemediği gibi, davalının satım sözleşmesinden kaynaklı edimini yerine getirmediğini de ispat edemediğinden mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı ve bu itibarla, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken toplam 1.230,80 TL harçtan, peşin alınan 855,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 375,60 TL harcın asıl ve birleşen davada davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-İstinafa başvuran asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
...