T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : .....
KARAR NO : .....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/11/2023
NUMARASI : ...... Esas - ...... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
YAZIM TARİHİ : 24/10/2024
Taraflar arasında görülen davada Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... Esas - ...... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine Konya.... İcra Dairesi'nin ...... Esas sayılı dosyası ile 50.000,00 TL'lik bir kambiyo evrakına dayalı olarak icra takibi başlattığını, ancak takip konusu bononun geçerli bir kambiyo evrakı olmadığını ve teminat senedi niteliği taşıdığını, taraflar arasında herhangi bir mal alışverişi olmadığı gibi hiçbir ticari ve iş ilişkilerinin de olmadığını, davalının alacağını ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek, müvekkilinin takibe dayanak senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davanın yasal süresinde açılmadığını, TTK 776.madde uyarınca bononun kayıtsız ve şartsız bir bedel ödemek vaadini içerdiğini, bonoda yer alan taahhüdün herhangi bir kayda ve şarta bağlanamaması nedeniyle, temel olarak soyut borç ikrarı içeren bir kambiyo senedi olduğunu, davaya konu senedin hukuki anlamda geçerli bir teminat senedi olmayıp her iki tarafın da amacının teminat değil borcun ödenmesi gayesi olduğunu, senedin üzerine teminatın hangi ilişkiden kaynaklandığı açık bir şekilde yazılmamışken veya teminat senedi olduğuna dair bir sözleşmeden bahsedilemezken bu iddialarda bulunulmasının kabul edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Somut olayda; Konya.... İcra Dairesi'nin ...... Esas sayılı takip dosyasında takibi yapılan 50.000 TL'lik bononun, geçerli bir bono olmaması, teminat senedi olarak verilmesi ve davalıya borçlu olunmadığı iddiası ile davacı tarafından mahkememizde menfi tespit davası açıldığı, mahkememizce bono fotokopisi üzerinde yapılan incelemede, bononun sıhhatini etkileyen bir durumun gözlenmediği, ayrıca bono üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin bir kaydın yer almadığı, bononun kambiyo senedi olması nedeniyle illetten mücerret olduğu, her ne kadar davalı tarafından kollukta alınan beyanında; ...'ın kendisine, ... adına düzenlenmiş 50.000,00 TL'lik teminat senedi verdiği ve bunun karşılığında da beton sattığını belirtmiş ise de; satıldığı belirtilen beton karşılığında, davalıya ödeme yapıldığı, yada davacı tarafça senet bedelinin ödendiğine ilişkin bir delilin dosyaya sunulmadığı, davacı vekiline tanınan kesin süreye rağmen delil avansı yatırılmadığından tarafların ticari defterlerinin incelenemediği, açıklanan nedenlerle davacının davasını ispatlayamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. .." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davanın, dava konusu bononun bir teminat bonosu olduğu ve kambiyo senedi vasfını taşımadığına ilişkin olduğunu, mahkemece davanın bu yönüyle sınırlı incelenmesi gerektiğini, dava konusu bononun, teminat amaçlı olarak verilmesi nedeniyle geçerli bir kambiyo senedi olmadığını, iddialarını davalının savcılık dosyalarıyla ispat etmelerine rağmen mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini, taraflar arasında herhangi bir ticari iş ya da ilişki bulunmadığını, mahkemece yemin delilinin hatırlatılmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Harç devletin mahkemeler aracılığı ile yaptığı adli hizmete ondan yararlananların katkısıdır. Ancak yasada belirlenen durumlarda harç alınabilir. Diğer bir deyimle kanunsuz harç alınamaz ve eksik olan harç tamamlanmadan işlem yapılamaz. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi aynen “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” hükmünü içermektedir.
Anılan yasa hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, karar ve ilam harcının peşin olarak yatırılması gereken miktar ödenmedikçe, davaya devam edilme olanağı bulunmamaktadır.
YHGK'nın 04/07/2012 tarih 2012/19-260 Esas 2012/432 Karar sayılı ilamında da bu husus"...Şu hale göre; karar ve ilam harcı maktu ise tamamı, nispi ise dörtte biri dava açılırken davacı tarafından peşin olarak ödenmelidir. Peşin olarak dörtte biri ödenecek olan nispi karar harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanacaktır. Ancak; mahkeme davacının dava dilekçesinde belirlediği hakkın niteliği ve değeri ile bağlı olmadığı gibi hakkın niteliğini ve değerini resen araştırması gereklidir. Bir başka deyişle maktu harca tabi bir iş olduğunu söyleyen davacının bu nitelendirmesi ile mahkeme bağlı değildir. Mahkemenin dava konusu hakkın mal varlığı hakkı (dava konusunun belirli bir değerle ilgili) olduğu kanısına varması halinde bu hakkın değerini takdir etmesi ve karar ve ilam harcını bu değer üzerinden hesaplayarak, davacıya tamamlattırması gerekir. Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamayacağına göre, davanın başında alınmış olan karar ve ilam harcının noksan olduğu, sonradan anlaşılırsa noksan karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunup müteakip işlemler yapılamaz. Yargılama sırasında, dava konusunun değerinin dava dilekçesinde bildirilenden daha fazla olduğu anlaşılır veya mahkemece tespit edilirse, yalnız o oturum için davaya devam edilerek ondan sonraki oturuma kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadan davaya devam olunamaz. Peşin harcın tamamlanmamasının müeyyidesi ise dosyanın işlemden kaldırılmasıdır..." şeklinde belirtilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Davacı tarafından 50.000,00 TL dava değeri gösterilerek açılan işbu davada takip dosyasından borçlu olmadığının tespitinin oysa, dava konusu takip dosyasında fer'ileri ile birlikte 50.930,14 TL'nin tahsilinin talep edildiği, bu durum karşısında kısmi menfi tespit davası açılamayacağından davacıya işbu hususta açıklama yaptırılarak akabinde harç eksikliğinin tamamlatılmasından sonra işin esasının incelenmesi gerekirken anılan hususun nazara alınmaması yerinde görülmemiştir.
Ayrıca, dava ve takip konusu bononun, 06.08.2021 tanzim, 15.1.2022 vade tarihli, 50.000,00 TL miktarlı, keşidecisi davacı ..., lehtarı ... olan, malen kaydı bulunan bono olduğu, davacı tarafça senedin teminat senedi olup, geçerli bir kambiyo senedi olmadığı, taraflar arasında herhangi bir mal alışverişi olmadığı gibi, hiçbir ticari ilişki de bulunmadığı, davacı tarafından yapılan suç duyurusu üzerine davalının alınan ifadesinde senedin teminat senedi olduğunu kabul ettiği iddia edilmiş, davalı tarafça davalı iddialarının yerinde olmadığı ve yazılı delille ispat edilmesi gerektiği savunulmuştur.
Davacı vekili tarafından ibraz edilen 12.7.2023 tarihli dilekçede, davacı tarafça davalıya doğrudan doğruya bir ödeme yapılmadığı, davalıyı tanımadığı sadece davalı ile dava dışı Turgut arasındaki bir ticaret nedeniyle kendisine teminat senedi verilmesi gerektiğinin ifade edildiği ve dava konusu teminat senedinin verildiği ancak, cebri icra tehdidi altında senet bedelinin ödenmiş olmasının muhtemel olduğunun beyan edildiği, davalının soruşturma aşamasında alınan beyanında; ...''...'ın kendisinden bir miktar beton almak istediğini, beton satmak için bu şahıstan teminat senedi istediğini, bu şahsın da ... isimli şahıs adına düzenlenmiş, 50.000,00 TL'lik, ödeme günü ve kime ödeneceği kısmı boş olan bir adet teminat senedi verdiğini, bunun karşılığında kendisine beton sattığını, .... bu şahsın parayı ödememesi üzerine senedin boş kısımlarını doldurarak işleme koyduğunu...'', ...'ın alınan beyanında; ''... beton almak için ... ile irtibat kurduğunu, teminat senedi istediğini, kendisinin de Fahrettin Pelçak'tan almış olduğu teminat senedini ...'a verdiğini..'' beyan ettiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, ispat yükü davacı üzerinde olup, davacı tarafça senedin teminat senedi olduğu ve teminat fonksiyonunun devam ettiğinin ispat edilmesi gerektiği, davalının soruşturma aşamasında alınan beyanında senedin teminat senedi olduğunu kabul ettiği bu durumda mahkemece teminat fonksiyonunun devam edip etmediğinin tespiti yönünden senet bedelinin ödenip ödenmediğinin araştırılması bu kapsamda davacı delillerinin toplanılması ve davacının yemin deliline dayandığı da anlaşılmakla senedin teminat fonksiyonunun devam edip etmediği araştırılıp, yemin teklif etme hakkı da hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi de yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/11/2023 tarih, ...... Esas- ...... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/10/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
.....