T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/05/2023
NUMARASI : Esas - Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
YAZIM TARİHİ : 24/10/2024
Taraflar arasında görülen davada Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas-... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili, taraflar arasında %25 toleranslı 6.500 ton kok kömürü alımına ilişkin sözleşme imzalandığını, müvekkilinin sözleşme gereğince davalıya kömür teslim ettiğini ancak davalı tarafından ödeme ediminin gereği gibi ifa edilmediğini, davalının sözleşme gereği belirli hale getirilen vadede ödemediği her fatura için temerrüde düştüğünü, müvekkili şirketin adına bahse konu faturalara ilişkin Konya ... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ancak, davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş, müvekkilinin sözleşme konusu ticari ilişkiye uygun davrandığını, taraflarca akdedilen sözleşme kapsamında davacı tarafından, müvekkili şirkete 14.09.2018 tarihi itibariyle teslim edilen ürünlerin bedeline ilişkin çeşitli faturalar tanzim edildiğini ve işbu faturalarda tahakkuk etmiş bedellerin, sözleşmeye uygun bir şekilde ve eksiksiz olarak ödendiğini, davacının uyuşmazlık konusu faturalar dışında tanzim ettiği tüm faturalarda, fatura tanzim tarihindeki TCMB satış kurunu ayrıca göstermek suretiyle, Türk Lirası cinsinden fatura düzenlediğini, uyuşmazlık konusu 30.09.2018 tarih ve ..... seri nolu faturanın ise, tutarı 480.852,07 USD olacak şekilde, döviz cinsinden tanzim edildiğini, VUK kapsamında yurt içindeki müşteriler adına yabancı para biriminde düzenlenen faturalarda, yabancı para birimi tutarı ve Türk para birimi tutarının yer alması gerektiğini, yabancı para biriminde düzenlenen faturada, Türk para birimi tutarı karşılığının bulunmaması usule ve şekle ilişkin bir usulsüzlük olup, bu fiil dolayısıyla mükellef adına Vergi Usul Kanunu uyarınca ikinci derece usulsüzlük cezası kesilmesi gerektiğini, taraflar arasında aksi kararlaştırılmadıkça yabancı para cinsinden bir bedel içeren (döviz) faturanın, yine bu yabancı para cinsinden (döviz olarak) ödenmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme bedeli tutarının nasıl ödeneceğine dair ayrıca bir husus belirtilmediğinden, dava konusu fatura bedelinin müvekkili şirket tarafından 20.02.2019 tarihinde 480.852,07 USD olarak, davacının hesabına eksiksiz olarak ödendiğini, işbu gerekçe ile davacının ilgili faturadan kaynaklı müvekkili şirketten hiçbir ad ve nam altında herhangi bir hak ve alacağının kalmadığını savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacının, davalı borçlu hakkında Konya ..İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlattığını ve takibe yasal süresi içerisinde itiraz edildiğinden takibin durduğundan bahisle; Fazlaya dair ve başkaca her türlü alacak, hak, talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalarının kabulü ile davalının Konya.... İcra Müdürlüğü .... E. sayılı dosyasına tamamen haksız ve mesnetsiz itirazların iptali ile takibin devamına, davalı taraf aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalı tarafın davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği, davanın, İİK.67.maddesi gereği fatura alacağına bağlı itirazın iptali davası olduğu, davanın yasal dayanağını oluşturan İİK.67. maddesinde; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." şeklinde düzenlendiği görülmüştür.
Alacaklı ......Pazarlama Anonim Şirketi tarafından, davalı-borçlunun......Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine 23.10.2020 tarih .... Nolu Fatura Alacağı bedeli olan 89.824,00 TL, 12.11.2019 tarih ..... Nolu Fatura Alacağı bedeli olan 1.795.888,07 TL, 23.10.2020 tarih .....Nolu Fatura Alacağı bedeli olan 488.816,76 TL, 12.11.2019 Tarih ......Nolu Fatura Alacağı bedeli olan 82.295,39 TL ve 30.09.2018 Tarih ..... Nolu Fatura Alacağı bedeli olan 330.008,78 TL'den kaynaklı Konya ...İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, Örnek:7 ödeme emrinin davalı-borçluya 04.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği, 09.11.2020 tarihinde borçlu vekili tarafından takip alacaklısına herhangi bir borçları bulunmadığından, ödeme emrine, faize, faiz oranlarına ve fer'ilerine itirazda bulunduğu ve 09.11.2020 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Bursa Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak; Dosyanın mahkememizce UYAP sistemi üzerinden re'sen seçilen SMMM bilirkişisi ...'ya tevdi edilerek; Davacı tarafın ticari defterlerinde iddia ve savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesinin istenildiği; SMMM Bilirkişisi ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; Davacının 2018, 2019, 2020 yılı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin T.T.K'nun 69. ile 213. sayılı V.U.K.'nun 220. ve 222.inci maddelerinde öngörülmüş olan esaslara uygun olarak yaptırılmış olduğunun, 2018, 2019, 2020 yılı defterlerinin kayıtlama sistemi olarak Tek Düzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği'ne ve Muhasebe İlke ve Kurallarına uygun olarak tutulduğunun, dosya içerisinde yer alan sözleşmede faturanın TL yada USD olarak düzenleneceğine dair bir ibarenin bulunmadığını, fatura üzerinde her ne kadar 7 gün vade belirtildiyse de Sözleşmede "...Şeker Entegre Tesisleri ihtiyacı kömürün teslimatından sonra ilgili teknik servisin onayına müteakip tanzim edeceğiniz. fatura karşılığı 90 gün içerisinde... nolu IBAN hesabına tediye edilecektir.", denildiğini, 30.09.2018 tarihli ...... San. Tic. A.Ş. firmasına düzenlenen ..... fatura nolu KDV dahil 2.885.593,28 TL'nin dip notunda TCMB satış kuru 6,0010 USD olarak ve fatura tutarının:480.852,07 USD olarak belirtildiğinin, faturanın sözleşmeye uygun düzenlendiğini, davalı tarafından faturanın ödemesinin 20.02.2019 tarihinde 480.852,07 USD olarak gerçekleştirdiğini, dava dosyası içeresinde de yer aldığını, davacının yevmiye defteri kayıtlarında 20.02.2019 tarihli ..... fiş ile kayıt altına alındığını, sözleşme ile karşılaştırıldığına davalı taraf ödemeyi sözleşmede beyan ettiği tarihte gerçekleştirmediğinin, vade tarihi 29.12.2018 cumartesi gününe geldiği, ödeme tarihinin 28.12.2018 olması gerektiği, sözleşmeye göre 51 gün ödeme gününü davalı tarafın aştığının, bu süre içerisinde taraflar arasında ürün yada teslimat açısından karşılıklı bir yazışma olmadığının görüldüğünü, davacının, ticari defterlerine göre, icra (23.10.2020) itibariyle davacının davalıdan 2.786.833,00TL alacaklı göründüğünün bildirildiği, mahkememiz dosyasının SMMM Bilirkişisi Prof.Dr...... ve sözleşmeler konusunda uzman Borçlar Hukuku Nitelikli Hesaplama Bilirkişisi Doç.Dr......'a tevdi edilerek; Davalı tarafın ticari defterlerinde uyuşmazlık konuları ile sınırlı olmak üzere bilirkişi incelemesi yaptırılmasının istenildiği, SMMM Bilirkişisi Prof.Dr....... ve sözleşmeler konusunda uzman Borçlar Hukuku Nitelikli Hesaplama Bilirkişisi Doç.Dr.......tarafından düzenlenen 10.04.2023
tarihli bilirkişi heyet raporunda; Taraflar arasındaki ticari ilişkinin 31.08.2018 tarihinde başladığı ve 31.10.2020 tarihi itibariyle taraflar arasında borç ya da alacağın bulunmadığının, yani hesap kalanının sıfır olduğunun, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda davacı şirket defterlerindeki kayıtlara göre davacının davalıdan 2.786.833,00 TL alacaklı olduğunun tespitinin yapıldığını, bu durumda iki taraf kayıtları arasında bu tutarda bir fark bulunduğunu, farkın sebebi araştırıldığında; 1-)12.11.2019 tarihli ....... nolu faiz bedeli faturanın; “Vadesinden sonra ödenen faturaların gecikme faiz bedelidir” açıklaması ile “faiz bedeli” konusu ile tanzim edildiğini, hangi faturalarda gecikme olduğu ve bu faizin neye göre hesaplandığına ilişkin bir açıklamanın bulunmadığını, bu fatura için davalı tarafından aynı gün iade faturasının düzenlendiğini, 2-)12.11.2019 tarihli ....... nolu faiz bedelli faturanın; “30.09.2018 tarihli ve .......- nolu 2.885.593,28 TL'lik faturanın ödenmeyen 330.008,78 TL'lik kısmı için hesaplanan gecikme faizi bedelidir” açıklaması ile “faiz bedeli” konusu ile tanzim edildiğini, bu fatura konusundaki uyuşmazlık aşağıda açıklaması yapılan faturanın USD olarak ödenmesinden kaynaklanan fatura uyuşmazlığındaki duruma bağlı olduğunu, bu fatura için de davalı tarafından aynı gün iade faturasının düzenlendiğini, 3-)23.10.2020 tarih ....... Nolu Faturanın; “12.11.2019 tarihli ve ......nolu 1.795.888,07 TL'lik ödenmeyen fatura için hesaplanan ek gecikme faizi bedelidir” açıklaması ile “ek gecikme faiz bedeli” konusu ile tanzim edildiğini, bu fatura bu tabloda yukarıdaki 1) nolu satırda yer alan faiz bedelinin faizi şeklinde olduğunu, bu fatura için de davalı tarafından aynı gün iade faturasının düzenlendiğini, 23.10.2020 tarihli ...... nolu faiz bedeli faturanın: “30.09.2018 tarihli ve .......nolu 2.885.593,28 TL'lik faturanın ödenmeyen 330.008,78 TL'lik kısmı için hesaplanan gecikme faiz fark fatura bedeli” açıklaması ve “faiz bedeli” konusu ile tanzim edildiğini, bu faturanın da bu tablonun 2) nolu satırında yer alan fatura ile aynı konulu olup, faiz fark faturası olduğunu, bu fatura için de davalı tarafından aynı gün iade faturasının düzenlendiğinin, bu faturaların davacı kayıtlarında yer aldığını, ancak davalı kayıtlarında bu faturalar için iade faturası düzenlendiğini ve iade faturaları ile bu faturaların etkisinin sıfırlanmış olduğunun, özetle; 1 ve 3 nolu faturalardan; 1 nolu 12.11.2019 tarihli ....... nolu faiz bedeli faturanın “Vadesinden sonra ödenen faturaların gecikme faiz bedelidir” açıklaması ile “faiz bedeli” konusu ile tanzim edilmiş olup, hangi faturalarda gecikme olduğu ve bu faizin neye göre hesaplandığına ilişkin bir açıklamanın bulunmadığını, bu fatura için davalı tarafından aynı gün iade faturası düzenlendiğini, 3 nolu faturanın ise 1 nolu faturaya ilişkin ek gecikme faiz bedeline ilişkin olup, bu faturaya ilişkin olarak da iade faturası düzenlendiğini, bu faturanın, 1 nolu faturaya bağlı olarak düzenlenen bir fatura olup, bu faturanın geçerliliğinin, 1 nolu faturaya bağlı olduğunun, 2 ve 4 nolu faturaların ise yine faiz bedeli faturası olup, bu faturaların, 30.09.2018 tarihli ...... Nolu Faturanın taraflarca farklı kaydedilmesinden kaynaklandığının, davacının, bu faturayı TL cinsinden 2.885.593,28 TL olarak kaydettiğini, davalının ise, bu faturanın USD tutarı olan 480.852,07 USD'yi borç olarak kabul ettiğini, bu tutarı USD olarak ödediğini ve borcu kapattığını, davacının, davalının ödediği USD'yi ödeme tarihi itibariyle TL'ye çevirerek 2.555.585 TL tahsilat olarak kaydettiğini, bu durumda davacının, iki tutar arasındaki fark olan 330.008,28 TL alacağı bulunduğu iddiasında olduğunu, davacının kendisine yapılan USD ödemeyi iade edip TL olarak ödenmesi talebinde bulunmadığını, buna göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 1)“Vadesinden sonra ödenen faturaların gecikme faiz bedelidir” açıklaması ile “faiz bedeli” ve “ek gecikme faiz bedeli” olarak düzenlenen, ancak vadesinden sonra ödenen faturaların hangi faturalar olduğunun açıklanmayıp, davalı tarafından aynı gün iadesi gerçekleştirilen 2 fatura ile davacı tarafından düzenlenen ve faturada USD tutarı gösterilen faturanın davalı tarafından USD olarak ödenmesi, bu faturayı davacının TL olarak kaydetmesi, ödeme tarihinde USD/TL kurunun daha düşük olması nedeniyle davacı tarafından yapılan ödemenin TL karşılığının fatura tutarından düşük kalması ve aradaki farka faiz hesaplanmasından (diğer 2 fatura) kaynaklandığını, bu faturalar için de davalının aynı gün iade faturası düzenlediğinin, bu durumda, davalının USD olarak ödeme yapmasının sözleşme ve hukuki açıdan durumunun belirleyici olacağının, somut olayda, mahkemenin davacı alacaklının seçim hakkını kullanmadığı kanaatine varırsa ve davacı alacaklının USD ödemesini de kabul etmişse davalı borçlunun borcu aynen ödemesinin geçerli sayılabileceğinin, geciken günler için temerrüdün şartları gerçekleşmişse temerrüt faizine ilişkin haklarının saklı olduğunun, davacı alacaklının, seçimlik hakkını kullanmak suretiyle fiili ödeme gününde kurun düşmesi sebebi ile zarara uğradığını düşünüyorsa ödemeyi USD olarak kabul etmeyip TBK m. 99/3 hükmünde yer alan seçimlik hakkını kullanarak vade günündeki veya fiili ödeme günündeki kurdan alacak talebinde bulunabileceğini, mahkemeye göre davacının bu yönde bir tercihte bulunduğu kabul edilirse buna göre karar verebileceğinin, seçim hakkının kullandığı kabul edilirse, fiili ödeme günündeki kur üzerinden davacının davalıdan alacağının olabileceği sonucuna varılabileceğinin, ancak, TBK m. 99/2'nin açık hükmü gereği fatura tarihindeki kur üzerinden borcun varlığından bahsetmenin mümkün görünmediğinin, öte yandan, kesilen faturaya davalının itirazın değerlendirilmesinin mahkemenin takdirine bırakıldığının bildirildiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alınmıştır.
Taraflar arasında 03/08/2018 tarihinde "....... San.ve Tic.Aş......Şeker Fabrikası %25 Töleranslı 6.500 Ton Kok Kömürü Alım Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşmede işin konusu başlıklı 1. Maddesinde;" iş bu sözleşmenin konusu detayları ekli ... Şeker Enteğre Tesisleri için kok kömür satınalma şartnamesinde verilen %25 toleranslı 6.500 ton kok kömürü alım işini teşkil eder." şeklinde, sözleşmenin 4.1- Maddesinde;" "..... San vee Tic.Aş.... Entegre Tesisleri ihtiyacı %25 toleranslı 6.500 ton kok kömürü nakliye ve istifleme dahil KDV hariç ... Şeker Entegre Tesisleri teslimi toplam 2.567.500,00 USD'dir.Aşağıdaki tabloda belirtilen birim fiyatlar sabittir. İş bitimine kadar hiçbir şekilde değiştirilmeyecektir." şeklinde, Sözleşmenin 6. maddesinde;" ......Entegre tesisleri ihtiyacı kömürün teslimatından sonra ilgili teknik servisin onayına müteakip tanzim edeceğiniz fatura karşılığı bedel 90 gün içerisinde ....nolu IBAN hesabına tediye edilecektir" şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüştür.
Satış sözleşmesine ilişkin düzenlemelerin 6098 sayılı TBK'nun 207.vd. Eden maddelerinde düzenlendiği, TBK'nun 207/1.maddesinde;"Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir." şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüştür.
Yine borçlunun temerrüdüne ilişkin olarak 6098 sayılı TBK'nun 117.maddesinde;" Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." şeklinde düzenlenmiştir.
Yabancı para borçlarına ilişkin 6098 sayılı TBK'nun 99.maddesinde;"Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Her iki tarafın da tacir olduğu, defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddesi gereğince tarafların lehine ve aleyhine delil vasfında olduğu, taraflar arasında 03.08.2018 tarihinde "....... San. ve Tic. A.Ş. ... Şeker Fabrikası %25 Toleranslı 6.500 ton Kok Kömürü Alım Sözleşmesi''nin imzalandığı, Sözleşmenin 6. maddesinde;" .... Şeker Entegre tesisleri ihtiyacı kömürün teslimatından sonra ilgili teknik servisin onayına müteakip tanzim edeceğiniz fatura karşılığı bedel 90 gün içerisinde ....nolu IBAN hesabına tediye edilecektir" şeklinde düzenleme yapılmak suretiyle vadenin belirlendiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, vadesinden sonra ödenen faturaların gecikme faiz bedelidir açıklaması ile faiz bedeli ve ek gecikme faiz bedeli olarak düzenlenen, ancak vadesinden sonra ödenen faturaların hangi faturalar olduğunun açıklanmayıp, davalı tarafından aynı gün iadesi gerçekleştirilen 2 fatura ile davacı tarafından düzenlenen ve faturada USD tutarı gösterilen faturanın davalı tarafından USD olarak ödenmesi, bu faturayı davacının TL olarak kaydetmesi, ödeme tarihinde USD/TL kurunun daha düşük olması nedeniyle davacı tarafından yapılan ödemenin TL karşılığının fatura tutarından düşük kalması ve aradaki farka faiz hesaplanmasından (diğer 2 fatura) kaynaklandığı, taraflar arasında düzenlenen alım satım sözleşmesinin döviz üzerinden yapıldığı, 30/09/2018 tarih ve .......nolu faturanın TL olarak düzenlendiği ancak faturada döviz karşılığının belirtildiği, taraflar arasındaki sözleşmede döviz ile aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadığı gibi yabancı para cinsinden ödeme yapıldığında ödemenin gecikmesi halinde kur farkı zararının talep edileceğine ve sözleşme bedeli tutarın nasıl ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, tarafların ticari defterlerinde bilirkişi vasıtasıyla inceleme yapıldığı, SMMM Bilirkişisi ....... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; davacı tarafın ticare defter kayıtlarına göre icra takip tarihi (23.10.2020) itibariyle davacının davalıdan 2.786.833,00TL alacaklı göründüğünün bildirildiği, davalı tarafın ticari defterlerine incelemesi sonucunda SMMM Bilirkişisi Prof.Dr......ve sözleşmeler konusunda uzman Borçlar Hukuku Nitelikli Hesaplama Bilirkişisi Doç.Dr....... tarafından düzenlenen 10.04.2023 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre de 31.10.2020 tarihi itibariyle taraflar arasında borç ya da alacağın bulunmadığı, tarafların ticari defterler arasındaki farkın davacı tarafından düzenlenen ve faturada USD tutarı gösterilen faturanın davalı tarafından USD olarak ödenmesi, davacının ticari defterlerine TL olarak kaydetmesi ve ödeme tarihindeki USD kurunun fatura tarihindeki kurdan daha düşük olmasından kaynaklandığı, takip konusu faturaların davacı tarafın ticari defterlerine TL olarak kaydettiği ve davalı tarafça USD olarak vadesinden 51 gün gecikmeli olarak ödenen paranın fatura farkı ve bu farka davacı tarafça gecikme faizi hesaplanarak düzenlenen ve davalı tarafça iade edilen faturalara ilişkin olduğu, davalı tarafça gecikmeli olarak ödenen 480.852,07 UD'nin davacı tarafça iade edilmeyip kabul edildiği, davacının artık alacağını bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş bulunduğu, 6098 sayılı TBK'nun 99/2. Ve 3. Maddesi gereğince davacının fatura tarihindeki döviz kuru üzerinden kur farkını talep etmesinin mümkün olmadığı, bunun yanında taraflar arasında belirlenen vadenin olağan vade olup davalının temerrüde düşmesi için 6098 sayılı TBK'nun 117/1.maddesi gereğince davacı tarafça ihtar yapılmasının gerektiği, davacı tarafça da bu yönde ihtarın varlığı iddia edilmediği gibi dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı, dolayısıyla davacının davalıdan kur farkı ve gecikme faizi talebinde bulunamayacağı, takip konusu yapılan faturalar ile ilgili olarak takip tarihi itibari ile davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalının icra takibine itirazında haklı olduğu anlaşılmakla davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin davalı tarafından davacının kötüniyetinin varlığının ispat edilemediği İİK.67/2. Maddesi gereğince şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle, davanın reddine ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5. maddesinde fatura karşılığının ödenmesi için belirli süre öngörülerek vadenin belirli hale getirildiğini, davalının sözleşme gereği belirli hale getirilen vadede ödemediği her fatura için temerrüde düştüğünü, sözleşme devam ederken müvekkili tarafından 30.09.2018 tarih, ....... no'lu satış faturası kesildiğini, bu faturaya istinaden davalı tarafından vadesinden sonra bir kısım ödemeler yapılmışsa da faturanın 330.008,78 TL'lik kısmının ödenmediğini, faturanın ödenmeyen kısmından kaynaklı olarak düzenlenen 82.295,39 TL bedelli 12.11.2019 tarih, ....... nolu fatura, yine faturanın ödenmeyen kısmı için düzenlenen 89.824,00 TL bedelli 23.10.2020 tarih, ....... nolu faturaların davalı tarafından iade edilerek ticari defterlere işlenmediğini yine, davalı tarafından aradaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak adına düzenlenip ticari defterlerine kaydedilmekle birlikte vadesinde ödenmeyen faturalardan kaynaklanan gecikme faiz bedeli olarak 1.795.888,07 TL bedelli, 12.11.2019 tarih ........nolu fatura ile 488.816,76 TL bedelli, 23.10.2020 tarih, ...... nolu faturalar düzenlendiği, davalı tarafından bu faturaların da defterlerine kaydedilmediğini, mahkemece ticari defter ve kayıtlar, iade edilen faturalar birlikte değerlendirildiğinde ödenmemiş fatura alacağı ve vadesinde ödenmeyen faturalar dolayısı ile davalının dava konusu fatura tutarlarında borçlu olduğunun tespit edileceğini, müvekkilinin sözleşme gereği ve sözleşmeye uygun olarak istenen kalite ve şartlarda kömür teslimini gerçekleştirmiş olmasına rağmen davalının sözleşmeden kaynaklı ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalının temerrüdü dolayısıyla müvekkilinin gecikmeden kaynaklı zararlarını tazmin yükümlülüğünün doğduğunu, vadenin sözleşme kurulduğu anda belirli olmasa bile sözleşmenin kurulmasından sonraki süreçte kesin ve açık bir şekilde belirli hale gelmesinin, belirli vadenin varlığı için gerekli ve yeterli olduğunu, diğer bir deyişle, sonradan “belirli hale gelen vade”nin de, belirli vade niteliğinde olduğunu, önemli olanın, sözleşmenin kurulduğu anda değil, ifanın gerçekleşeceği tarihten önceki herhangi bir zamanda vadenin kesin ve açık olarak hesaplanabiliyor olması olduğunu, faturanın kesildiği tarihten itibaren belirli bir süre sonra ödemenin yapılacağının kararlaştırılması durumunda, söz konusu sürenin kesin ve açık bir şekilde belirlenebilir durumda olduğunu, bu belirlemenin, mutlaka sözleşmenin kurulduğu anda yapılması gerektiği konusunda ise, TBK m 117’de bir hüküm bulunmadığını, müvekkili şirketin tedarik borcunu yerine getirdiğinde şüphe olmadığını, bu nedenle TTK'nın 1530. maddesi uyarınca borçlunun ihtara lüzum olmadan temerrüde düştüğünü, TBK m. 117 uyarınca, sözleşmede belirli bir vadenin öngörülmediği her durumda, borçlunun temerrüde düşebilmesi için, alacaklı tarafından temerrüde düşürülmesi gerektiğini oysa, TTK'nın 1530. maddesinin sözleşmede ödeme günü veya süresi kararlaştırılan tüm durumlarda, alacaklının ihtarına gerek kalmaksızın borçlunun temerrüde düşmesini öngördüğünü, TTK m. 1530/4 uyarınca borçlunun fatura veya eşdeğer ödeme talebini almasından otuz gün sonra temerrüde düşeceğini, bu durumda, alacaklının borçluya fatura göndermesi ve borçlunun bu faturayı almasından itibaren otuz gün içinde ödemede bulunmamış olmasının temerrüdün oluşması bakımından yeterli olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılarak benimsenen bilirkişi raporu uyarınca yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında 03/08/2018 tarihli, "....... San.ve Tic.A.Ş. ......Şeker Fabrikası _+ %25 Töleranslı 6.500 Ton Kok Kömürü Alım Sözleşmesi" imzalandığı, anılan sözleşmenin '' İşin Konusu'' başlıklı 1. maddesinde; '' İşbu sözleşmenin konusu detayları ekli .... Şeker Enteğre Tesisleri için kok kömür satınalma şartnamesinde verilen _+%25 toleranslı 6.500 ton kok kömürü alım işini teşkil eder., ''Fiyat'' başlıklı 4. maddesinde ".....Şeker San. ve Tic.A.Ş. ....Şeker Entegre Tesisleri ihtiyacı _+%25 toleranslı 6.500 ton kok kömürü nakliye ve istifleme dahil KDV hariç ....... Şeker Entegre Tesisleri teslimi toplam 2.567.500,00 USD'dir.Aşağıdaki tabloda belirtilen birim fiyatlar sabittir. İş bitimine kadar hiçbir şekilde değiştirilmeyecektir.", ''İşin Teslim Süresi ve Yeri '' başlıklı 5. maddesinde ''İşin teslim süresi sözleşme imzalandığı tarihten itibaren başlayacaktır.'' , ''Ödeme'' başlıklı 6. maddesinde '' Çumra Şeker Entegre tesisleri ihtiyacı kömürün teslimatından sonra ilgili teknik servisin onayına müteakip tanzim edeceğiniz fatura karşılığı bedel 90 gün içerisinde ....nolu IBAN hesabına tediye edilecektir" şeklinde hükümlere yer verildiği,
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
1- 12.11.2019 tarihli, 1.795.888,07 TL bedelli, ''Faiz Bedeli Faturası'',
2- 12.11.2019 tarihli, 82.295,399 TL bedelli, ''Faiz Bedeli Faturası'',
3- 23.10.2020 tarihli, 488.816,76 TL bedelli, ''Faiz Bedeli Faturası'',
4- 23.10.2020 tarihli, 89.824,00 TL bedelli, ''Faiz Bedeli Faturası'',
5- 30.09.2018 tarihli, 330.008,78 TL bedelli faturalara ilişkin olduğu,
2 ve 4 nolu faturaların 30.9.2018 tarihli faturanın taraflarca farklı kaydedilmesinden kaynaklandığı, davacının bu faturayı TL cinsinden 2.885.593,28 TL olarak kaydettiği, davalının da 480.852,07 USD borç olarak kabul ederek bu tutarı USD olarak ödemesi, bu USD tutarının da ödeme tarihi itibariyle 2.551.016,40 TL'ne ( anılan tutarın davacıda 2.555.585 TL olarak kaydedildiği) tekabül etmesinden kaynaklandığı, yani davalının borcunun USD cinsinden olması nedeniyle USD cinsinden ödeyerek borcun kapandığını savunurken, davacının alacağın TL cinsinden olduğu, kendisine yapılan USD ödemenin TL karşılığı kadar tahsilat kaydederek aradaki fark olan 330.008,28 TL alacağı bulunduğu iddiasında olduğu ancak, kendisine yapılan USD ödemeyi iade edip TL olarak ödenmesi talebinde de bulunmadığı anlaşılmıştır.
6098 sayılı TBK'nın 207. maddesinde ''Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.
Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.
Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Yasa'nın 117.maddesinde "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.
Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.'' hükmü yer almaktadır.
Yine, TBK'nın 99. maddesinde'' Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.'' düzenlemesi bulunmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Taraflar arasında düzenlenen satım sözleşmesinde fiyatın USD cinsinden belirlendiği, 30/09/2018 tarihli faturanın TL olarak düzenlendiği ancak faturada döviz karşılığının belirtildiği, taraflar arasındaki sözleşmede döviz ile aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadığı gibi yabancı para cinsinden ödeme yapıldığında ödemenin gecikmesi halinde kur farkı zararının talep edileceğine ve sözleşme bedeli tutarının nasıl ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, davalı tarafça gecikmeli olarak ödenen 480.852,07 UD'nin davacı tarafça iade edilmeyip kabul edildiği, davacının artık alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiş olduğu, TBK'nun 99/2. ve 3. maddesi gereğince davacının fatura tarihindeki döviz kuru üzerinden kur farkını talep etmesinin mümkün olmadığı, bunun yanında taraflar arasında belirlenen vadenin olağan vade olup, davalının temerrüde düşmesi için 6098 sayılı TBK'nun 117/1 maddesi gereğince davacı tarafça ihtar yapılması gerektiği, davacı tarafça bu yönde bir ihtarın varlığı iddia edilmediği gibi, bir belge de sunulmadığı, bu nedenle davacının davalıdan kur farkı ve gecikme faizi talebinde bulunamayacağı, taraflar arasında bu yönde bir teamülün bulunduğu hususunun da iddia ve ispat edilemediği, TTK'nın 1530. maddesinin, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olup, tacirler arası satım sözleşmelerinde uygulanmasının söz konusu olmadığı zira, Yargıtay 19. HD'nin 18.9.2018 tarih, 2017/3266 E-2018/4228 K. sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu işbu nedenle anılan kanun hükmünün somut uyuşmazlığa uygulanma imkanının da bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı ve davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4- İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
6- Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 22/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan .... Üye ....... Üye...... Katip ......
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır