T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/05/2025
NUMARASI : ... Esas - ... Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTİNAF EDEN DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 07/05/2026
YAZIM TARİHİ : 07/05/2026
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 15/05/2025 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Konya Minibüsçüler ve Umumi Servis Araçları Esnaf Odası Başkanlığına kayıtlı olarak minibüs işletmecisi ve sahibi olduğunu, araç plakasının ...... olduğunu, 08/12/2021 günü oda yetkilileri huzurunda satış sözleşmesi düzenlenerek aracın 1/2 hissesinin 950.000,00 TL bedelle 01/01/2022 tarihinde satışı, aracın belirtilen günde devri ve bedelinin alınması hususunda anlaşıldığını, satış sözleşmesine göre; alıcı ve satıcıdan teminat adı altında araç satış bedeli kadar senetlerin alındığını, satıştan vazgeçilmesi durumunda cayma bedeli olarak cayan tarafın 50.000,00 TL tazminat ödeyeceğinin belirtildiğini, söz konusu sözleşmenin imzalandığını ve oda başkanlığında senetlerle birlikte muhafaza edildiğini, 22/12/2021 tarihinde müvekkilin aracının gece 22:00 civarında polis ekipleri tarafından bulunduğu yerden alınarak otoparka çekildiğini, ertesi gün yapılan araştırmada, davalı tarafın Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... D.İş sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı alındığını, Konya .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında ihtiyati hacze binaen haciz işlemleri yapılmış ticari minibüsüne de yakalama haczi konulduğunu, bu sebeple de aracın bağlandığını öğrendiğini, durum sebebi ile ilgili olarak oda başkanı ile görüşüldüğünü, ancak durumla ilgili açıklayıcı bir yanıt alınamadığını, sözleşme ve teminat senetleri istendiğinde sözleşmeden cayma olduğu gerekçesiyle senetlerin ve sözleşmenin verildiğini, davalının imzasının olmadığı sözleşmeden bir suretinin ancak alabildiklerini ve sözleşmede belirtilen senetler hakkında sağlıklı bilgi alamadıklarını, davaya konu bono fotokopilerine göre bonoda oynama yapıldığını ve malen düzenlendiğinin görüldüğünü, müvekkilinin davalıyla sözleşme konusu dışında herhangi bir para ve mal alışverişi olmadığını, 08/12/2021 tarihli satış sözleşmesine göre 01/01/2022 tarihinden önce muacceliyet söz konusu olmadığını, yasal olarak da sözleşmeden cayma olmadığına göre ve cayma bedeli tazminatına ilişkin bono da düzenlenmediği sabit olduğundan dolayı, malen olduğu belirtilen bononun davalı tarafından ispatında yasal zorunluluk hali mevcut olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin Konya .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından dolayı borçlu ve sorumlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyetli olduğu açık olduğundan %40’dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu senette nakten kaydı bulunduğunu, dava dilekçesinin ekinde sunulan n sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, sözleşmenin müvekkili ile yapılmadığını, ayrıca iddia edildiği gibi haciz aşamasında olan aracın da müvekkiline satılmadığını, senedin teminat karşılığı verilmediğini, para borcuna karşılık verildiğini, davacı tarafın senetteki imzaya, senet miktarına, müvekkiline verildiğine, vade tarihine, düzenleme tarihine itiraz etmediğini, sahtelik iddiasında da bulunmadığını, davacının müvekkilini tanımadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, senet miktarı olan 50.000,00 TL’nin müvekkilinden beraber iş yapmak amacı ile borç olarak alındığını ve ödeme yapılmadığını, dolmuş satıldıktan sonra paranın ödeneceğinin belirtildiğini, senet bedelinin icraya konulmadan önce yine istendiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, savunarak davanın reddine ve alacağın %20’si üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 23/02/2023 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "...Yukarıda bahsi geçen sözleşmenin üzerinde davalının imzası olmadığı gibi dava konusu senedin de üzerinde her ne kadar tam anlaşılmıyorsa da bile nakten ibaresi görülmüştür, aynı zamanda davacının dosya kapsamında verilen senedin teminat senedi olduğu iddiası da yine dosya kapsamında senedin teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir delil de bulunamamıştır. Aynı zamanda davacı taraf senet üzerindeki imza ve yazılara da itiraz etmeyerek davaya konu senetlerin geçerliliği konusunda herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Davacı vekiline son olarak davaya ilişkin yemin delili hakkı da hatırlatılmış olup, davacı taraf yeminde bulunmayacağını belirterek yemin delili kullanmadıkları dikkate alınarak özetle dosya kapsamında davacının iddialarını ispatlayıcı somut bir delil bulunmadığı,
Usul yasamızın 225-239 maddeleri arasında yer alan kesin delil kabul ettiğimiz yemin kurumu mevcudiyetinden davacı taraf yasanın 227. maddesine dayanarak yemin teklifinde bulunulduğu, Davacı tarafından yemin delilini kullanılmayacağının belirtilerek dosya kapasımındaki delillerle karar verilmesini talep ettiği anlaşılarak ispat edilemeyen davacının davasının reddin ile davalı tarafın mahkememizce davalı tarafın talep etmiş olduğu kötü niyet tazminatı da mahkememizce kesin olarak kabul edilmediğinden davalının da bu talebinin de reddine..." şeklinde karar verilmiştir.
DAİREMİZİN 09/02/2024 TARİHLİ, ...ESAS, ... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 23/02/2023 tarihli kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 09/02/2024 tarihli ...Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-821 Esas 2019/58 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Somut olayda dava konusu senedin incelenmesinde bedel kısmında "malen" kaydı mı, yoksa "nakten" kaydı mı bulunduğu anlaşılamamakta, bedel kaydında görünüş itibariyle tahrifat yapıldığı izlenimi oluşmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere bedel kaydı ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespiti açısından büyük önem taşıdığından bedel kaydında tahrifat yapılıp yapılmadığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespiti gerekmektedir. Mahkemece bedel kaydında tahrifat yapılıp yapılmadığı hususunun Adli Tıp Kurumu'ndan veya üniversitelerin güzel sanatlar bölümünde görevli öğretim üyesi bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle tespiti ve yapılacak tespit doğrultusunda ispat yükünün hangi tarafa düştüğü hususunun değerlendirilmesinden sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davacının istinaf sebeplerinin kabulüne, HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine.." şeklinde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 15/05/2025 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; dava konusu senedin incelenmesinde bedel kısmında "malen" kaydı mı, yoksa "nakten" kaydı mı bulunduğu anlaşılamamakta, bedel kaydında görünüş itibariyle tahrifat yapıldığı izlenimi oluşmaktadır. Bedel kaydı ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespiti açısından büyük önem taşıdığından bedel kaydında tahrifat yapılıp yapılmadığının tespiti için aldırılan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden 27/02/2025 tarihli raporunda sonuç olarak; inceleme konusu senette matbu "bedeli" ibaresinden sonra yer alan evvelce mevcut "malen" ibaresindeki "m" harfinin optik ve spektroskopik olarak ayırt edilemeyen bir kalem ile sürşarj ve tamamlama yöntemiyle halen okunur "n" harfine dönüştürüldüğü; evvelce mevcut "l" harfinin optik ve spektroskopik olarak ayırt edilemeyen bir kalem ile halen okunur "t" harfine dönüştürüldüğü belirtilmiş olup, senette borcun nedeni “malen” ibaresinin nakten ibaresine dönüştürüldüğü kanaatine varıldığından, ispat yükü bunun aksini ileri süren davalı tarafa ait olacağından ve davalının da bunun aksini ispatlayamadığı, ve cevap dilekçesinde de açıkça yemin deliline dayanmamış olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne veyasal şartları oluşmadığından davacının tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasıyla takibe konu edilen borçtan dolayı davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, yasal şartları oluşmadığından davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının imzaya, senet miktarına, senedi müvekkiline verdiğine, vade tarihine, düzenleme tarihine itiraz etmediğini, sahtelik iddiasında bulunmadığını, senedin üzerinde teminat senedi olduğuna dair bir ibare bulunmadığı gibi haricen yapılmış teminat senedi olduğuna dair sözleşme de olmadığını, senedin malen verildiğinin düşünülemeyeceğini, karşı taraf ile yapılmış satışa ya da satış vaadine dair evrak da bulunmadığını, senedin nakden düzenlendiğini, aksine yönelik icra takip sonrası itiraz dahi olmadığını, mahkemece cevap dilekçesinde de açıkça yemin deliline dayanmamış olduğundan bahsedilmişse de cevap dilekçesi ile karşı tarafın deliline karşı delil sunma hakları saklı kalmak üzere her türlü yasal delilden bahsettiklerini, her türlü yasal delil diyerek yemin deliline dayandıklarını, yeminin kesin delillerden olup, en son başvurulması gerektiğini, davacının verilen süre içerisinde müvekkili tarafından yemin teklifinde bulunulmayacağını, bu nedenle yemin teklifinde bulunulmayacağını beyan ettiğini, bunun sonucunda yemin konusu vakıaların ikrar edilmiş sayılacağını, dava konusu senedin teminat senedi olduğunu kabul etmemek üzere, dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair bir belge de bulunmadığını, senedin nakden verildiğini, buna ilişkin davacı tarafça herhangi bir belge de sunulmadığını, davacının kesin süre içinde istenen belgeleri sunamadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Somut olayda, davalı tarafından davacı aleyhine Konya ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 08/12/2021 tanzim, 20/12/2021 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibinde bulunulduğu, davalının dava konu bonoyu davacıya verdiği borca karşılık aldığını savunduğu, Dairemiz kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapora göre dava konusu bononun bedel kaydındaki ''malen'' ibaresinin tahrifat ile ''nakten'' ibaresine dönüştürüldüğünün anlaşıldığı, buna göre bononun malen kayıtlı olarak düzenlendiğinin kabulü gerektiği, davalının davacıya borç verdiği için dava konusu bononun düzenlendiğini savunarak bononun düzenleme (ihdas) nedenini talil ettiği bu sebeple ispat yükünün davalıya ait olduğu, davalının dava konusu bononun davacıya verilen borç nedeniyle düzenlendiğini yazılı delillerle ispat edemediği, açıkça yemin deliline de dayanmadığı bu sebeple davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 3.516,19 TL harçtan, peşin alınan 879,05 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.637,14 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/05/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
...