(5271 S. K. m. 193, 253, 254, 289) (5237 S. K. m. 157) (7201 S. K. m. 10, 21, 23, 35) (Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 16)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı katılan vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 25/03/2014 tarih ve 2013/12-74-2014/140 E-K sayılı ilamı ile istikrarlı diğer kararlarında da vurgulandığı üzere; ceza yargılanmasında sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulabileceğine ilişkin kuralın, fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir durumun varlığı halinde, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesi ile sınırlı olarak uygulanabileceği, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda ise sanığın savunmaları alınmadan hüküm kurulamayacağı gözetilmeden, 5271 Sayılı C.M.K.'nun 193. maddesine yanlış anlam verilerek, hakkında yapılan suç duyurusu ile ayrı dava açılarak davası birleştirilen sanık Medine Kurt'un görevli mahkemede sorgusu yapılmadan, bu sanığın savunmaları alınmadan, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde sanık Medine Kurt hakkında beraat hükmü verilmesi, bu şekilde C.M.K.'nun 193/1 ve 289/1-e maddesinin ihlal edilmesinin hukuka aykırı olduğu,
Ayrıca sanıklar Ercan Karateke, Hatice Topçu, Medine Kurt, M. Acar, Menderes Temel, M. Acar, Ramazan Gümüş, Tülay Kurt, Yakup Kurt (1962 doğumlu), Yakup Kurt (1986 doğumlu)'a isnat olunan T.C.K.'nun 157. Maddesi kapsamındaki dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamında bulunduğu, sonradan açılarak birleştirilen sanık Medine Kurt ile ilgili dosyada Cumhuriyet Savcılığınca dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği, diğer sanıklar yönünden ise, kovuşturma aşamasında, Çay Asliye Ceza Mahkemesi'nce dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği, uzlaştırma bürosunca ayrı uzlaştırmacıların görevlendirildiği, uzlaştırmacıların davanın tarafları ile telefon, telgraf, fax, elektronik posta gibi araçlardan yararlanmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere çağrı yapmadıkları, davanın taraflarına Asliye Ceza Mahkemesi üzerinden uzlaştırma müzakerelerine davet içeren tebligatları gönderdikleri, tebligatların bir kısmının tebliğ edildiği, bir kısmının bila tebliğ döndüğü, bila tebliğ dönen tebligatlardan katılan Atakan Ö. ile ilgili olarak yeniden tebligat çıkartarak tebligat yasasının 35. Maddesine göre tebliğ yapılmasını sağladıkları, tebligatların Tebligat Yasanın 10 ve 21. maddelerinde ve uzlaştırma yönetmeliğinde belirtilen usule göre yapılmadığı, sanık Medine Kurt haricindeki taraflara uzlaştırma tebligatlarının uzlaşma bürosu tarafından çıkartılmadığı, çıkardıkları tebligatlardan dolayı kendisine 3 günlük yasal süre içinde dönüş yapılmadığı ve tarafların uzlaştırma konusunda kararlarını bildirmediklerini belirterek uzlaşma teklifini reddetmiş sayıldıklarından taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin uzlaştırma raporları düzenlendiği, sanıklardan Yakup Kurt (1962 doğumlu) ve Yakup Kurt (1986 doğumlu) ceza evinde olmalarına rağmen, bu sanıklar ile SEGBİS üzerinden irtibat kurularak uzlaştırma teklifinin yapılmadığı, uzlaştırma konusunda beyanlarının alınmadığı ve uzlaştırma konusunda yapılacak görüşmelere ilişkin tutanakların ceza evi müdürlüğü kanalı ile bu sanıklara imzalattırılmadığı, uzlaştırma işlemlerinin usül ve yasalara uygun olarak yapılmadığı tespit olunmakla;
Kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdi edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaştırma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan uzlaştırma bürosunun da muhatabına ulaşamaması durumunda öncelikle,
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/1. Maddesinde tebligatın, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılacağının düzenlendiği,
Aynı Kanun'un 21/1-2. maddesinde yer alan, "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." şeklindeki düzenleme ile birlikte değerlendirildiğinde;
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine göre tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği, en son adrese yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi tespit edilerek bu adres bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması, bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu' nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği,
Davanın taraflarına uzlaştırmacı tarafından Telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere çağrı yapılmadığı, belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği halde uzlaştırmacının uzlaştırma teklifine ilişkin tebligatları davanın görüldüğü ilk derece mahkemesi üzerinden kendisinin çıkarttığı, tebligatların yukarıda belirtilen usüle ve yasaya uygun olarak yapılmadığı, ceza evinde bulunan sanıklar ile SEGBİS vasıtası ile irtibat kurularak bu sanıkların uzlaştırma konusunda beyanlarının alınmadığı, buna ilişkin uzlaştırma belgelerini sanıkların ceza evi müdürlğü kanalı ile imzalamalarının sağlanmadığı, bu sebeple yapılan uzlaştırma işlemlerinin usül ve yasaya aykırı olduğu görülmekle;
14/06/2017 tarihli ve 11/06/2018 tarihli uzlaşma işlemlerinin yasaya uygun şekilde ve yöntemince yapıldığının kabul edilmesi mümkün bulunmadığından; 6763 Sayılı Kanun'un 35. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK'nın 254. maddesi gereğince, aynı yasanın 253. Maddesinde ve ilgili yönetmelikte belirtilen esas ve usullere göre yargılama şartı olan uzlaştırma işlemlerinin usulünce yerine getirilmesi için, dosyanın uzlaştırma bürosuna yeniden tevdii edilerek, dava şartı olan uzlaştırma işlemleri usulüne uygun olarak yapılarak, düzenlenecek ek uzlaştırma raporu sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan beraatlerine karar verilmesi hukuka aykırı olduğundan,
Katılan vekilinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmekle, Sair yönleri incelenmeyen hükmün 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-d, 289/1-e ve 289/1-d maddeleri uyarınca BOZULMASINA,
SONUÇ: Kararın bir örneğinin istinaf başvurusunda bulunana ilk derece mahkemesi tarafından tebliğine, kararın bir örneğinin de Konya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine iadesine, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 284/1, 286/1. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 31/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)