Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2013-1-18 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 13-27/362-166
Karar Tarihi : 09.05.2013
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Kenan TÜRK, Doç. Dr. Mustafa ATEŞ İsmail Hakkı KARAKELLE,
Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Fevzi ÖZKAN
B. RAPORTÖRLER: Harun GÜNDÜZ, Tuğçe KOYUNCU, Başak ARSLAN
C. BAŞVURUDA
BULUNANLAR : - Ahmet ZERAY
Musalla Bağları Mah. Düzyayla Sok. Gani Sitesi 12/13
Selçuklu/Konya
- Rahim ALADAĞ
Fevzi Çakmak Mah. Hüdai Cad. No:56 Karatay/Konya
- İhbar nitelikli iki başvuru
- Gizlilik talepli bir başvuru
D. HAKKINDA İNCELEME
YAPILAN : Konya ilinde Faaliyet Gösteren Otogaz Bayileri
(1) E. DOSYA KONUSU: Konya ilinde otogaz bayileri ve dağıtım firmalarının aralarında
anlaşarak otogaz satış fiyatlarını belirledikleri iddiası.
(2) F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 11.02.2013 ve 08.03.2013 tarihlerinde giren
muhtelif başvurular üzerine hazırlanan, 11.03.2013 tarih ve 2013-1-18/İİ sayılı İlk
İnceleme Raporu 19.03.2013 tarihli Kurul toplantısında görüşülmüş ve önaraştırma
yapılmasına karar verilmiştir. İlgili karar uyarınca düzenlenen 30.04.2013 tarih ve 2013-1-
18/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.
(3) G. İDDİALARIN ÖZETİ: Yapılan başvurularda özetle; Konya ilinde yerleşik ve farklı
dağıtım şirketlerinin bayiliğini yürüten istasyonların, otogaz LPG’nin (…..) TL/lt fiyat
üzerinden satılması hususunda anlaşma içerisinde olduğu iddia edilmektedir.
(4) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, dosya konusu iddialara yönelik olarak 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun)’un 41. maddesi
uyarınca soruşturma açılmasına gerek olmadığı; ancak söz konusu teşebbüslere, 4054
sayılı Kanun’u ihlal etmemeleri bakımından kaçınmaları gereken davranışlar hakkında
görüş gönderilmesinin uygun olacağı ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Önaraştırma Yapılanlar: Konya İlinde Faaliyet Gösteren Otogaz
Bayileri
(5) Dosyadaki bilgilere göre, Konya ilinde mevcut durumda 491 adet otogaz bayilik lisansı
bulunmaktadır. Başvurular incelendiğinde önaraştırma konusu iddiaların Konya ili
Karatay, Meram ve Selçuklu ilçelerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu doğrultuda,
yapılacak önaraştırmanın kapsamını söz konusu ilçelerde faaliyet gösteren otogaz
bayileri oluşturmaktadır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) internet sitesinde
yer alan bilgilere göre, mevcut durumda yürürlükte Karatay ilçesinde 46, Meram ilçesinde
34 ve Selçuklu ilçesinde 48 olmak üzere toplam 128 adet LPG otogaz bayilik lisansı
bulunmaktadır.
13-27/362-166
2/14
I.2. Önaraştırma Sürecinde Yapılan Yerinde İncelemeler ve Görüşmeler
(6) Yürütülen önaraştırma kapsamında raportörlerce 01.04.2013 tarihinde PÜİS Konya
Şubesi, Avcan-Pa Çay İşletmeleri Ltd. Şti (SHELL bayisi), Toros Ticaret Koll. Şti. -
Mustafa Şevki Duruk ve Ortakları (BP bayisi), Has-Yıl Petrol Gıda İnş. San. Tic. Ltd. Şti.
(BP bayisi), Mepet Metro Petrol ve Tesisleri San. Tic. A.Ş. (AKPET bayisi), Telefoncular
Petrol Ür. ve Oto. Sa. Ve Tic. Ltd. Şti. (OMV bayisi), Hikmet Şeflek Oto. Petrol Ürünleri
San ve Tic. Ltd. Şti (AYGAZ bayisi)’nde; 02.04.2013 tarihinde ise Koyuncu Akaryakıt Oto.
Tic. San. A.Ş. (SHELL bayisi), Hakiki Petrol Ltd. Şti (AYTEMİZ bayisi), Demirkıran Petrol
Oto. San. Tic. Ltd. Şti. (TOTAL bayisi), İ.M.N. Avcan Akaryakıt Ürünleri Tic. ve San Ltd.
Şti. (AYGAZ bayisi), GGG Petrolleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (GÜVENAL GAZ bayisi)’de
yerinde incelemeler ve Konya Ticaret Odasında görüşme yapılmıştır.
(7) Ayrıca Konya ili Karatay, Meram ve Selçuklu ilçelerinde faaliyet gösteren 29 otogaz
bayisine gönderilen bilgi isteme yazılarında, 01.12.2012-15.04.2013 tarihleri arasında
gerçekleştirilen KDV dahil günlük otogaz LPG pompa satış fiyatları ile bayisi oldukları
dağıtım firmalarının anılan tarihler arasında tavsiye ettiği otogaz tavan satış fiyatları talep
edilmiştir. Bu istasyonlardan 22 tanesi tarafından cevabi yazılar Kuruma intikal ettirilmiştir.
I.3. Değerlendirme
I.3.1. Konya İlinde Faaliyet Gösteren Akaryakıt İstasyonları Bakımından Yapılan
Değerlendirme
(8) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasında “Belirli bir mal veya hizmet
piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler
arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri
hukuka aykırı ve yasaktır.“ hükmü bulunmakta ve aynı maddenin devamında verilen
örnekler arasında yer alan (a) bendindeki düzenlemeye göre, mal veya hizmetlerin alım
ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut
satım şartlarının tespit edilmesi, yasaklanan haller arasında sayılmaktadır.
(9) Yapılan şikâyetlerde özetle; Konya ilinde yerleşik ve farklı dağıtım şirketlerinin bayiliğini
yürüten istasyonların, otogaz LPG’nin (…..) TL/lt fiyat üzerinden satılması hususunda
anlaşma içerisinde olduğu iddia edilmektedir. Bu bakımdan başvuru, 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesinin anılan bendinde sayılan hallere uyabilecek türden uygulamalara
ilişkin iddialar içermektedir.
(10) Şikâyete konu teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun’un ilgili maddesini ihlal ettikleri yönündeki
iddiaların ciddiyetini ortaya koyabilmek bakımından raportörlerce Konya ilindeki akaryakıt
istasyonlarında yapılan yerinde incelemelerde, iddia edilen fiyat birlikteliğinin Kanun’un
anılan maddesi kapsamında rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşmadan kaynaklandığına işaret
eder nitelikte herhangi bir delil bulunmamıştır.
(11) Bu noktada Konya ilinde faaliyet gösteren bayilerden örnekleme suretiyle seçilen
istasyonların uyumlu eylem içinde olup olmadıkları hususu da dikkate alınmıştır. Bu
çerçevede, Konya ilinde yerleşik istasyonların 01.12.2012-13.04.2013 tarihleri arasında
gerçekleştirmiş oldukları KDV dahil otogaz LPG pompa satış fiyatları da incelenmiştir.
Dosyada bu konuya ilişkin yer verilen bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden;
01.12.2012-15.04.2013 tarihleri arasında uygulanan KDV dahil otogaz LPG fiyatlarının
2,43 TL ile 2,90 TL arasında seyrettiği ve ayrıca istasyonların pompa satış fiyatlarındaki
değişim tarihlerinin paralel bir seyir izlediği ve seçilen tüm istasyonların birbirine yakın
tarihlerde fiyat artışı veya fiyat düşüşünü gerçekleştirdikleri anlaşılmaktadır.
(12) Söz konusu istasyonların pompa satış fiyatlarındaki değişimin, anılan istasyonların bayisi
oldukları dağıtım firmalarının tavsiye ettikleri fiyatları değiştirmesi neticesinde ortaya çıkıp
çıkmadığı incelendiğinde, istasyonların pompa satış fiyatlarındaki değişim tarihlerinin,
13-27/362-166
3/14
dağıtım şirketlerinin tavsiye ettikleri fiyatlardaki değişim tarihleriyle büyük ölçüde uyum
gösterdiği ve bu değişimlerin de; 7-8 Aralık 2012, 4-5 Ocak 2013, 21-22 Ocak 2013 ve 3-
4 Nisan 2013 tarihlerine denk geldiği görülmektedir. Bununla birlikte, pompa satış
fiyatlarının değiştiği 21-22 Ocak 2013 tarihlerinde, dağıtım şirketlerinin tavsiye ettikleri
fiyatlarda herhangi bir değişim olmadığı anlaşılmaktadır. Seçilen istasyonlar arasında
anılan tarihlerde fiyat değişimi yapmayanlar; (…..) istasyonu (…..) ((…..) TL), (…..) ((…..)
TL), (…..) istasyonu (…..) ((…..) TL), (…..) istasyonu (…..) ((…..)TL), (…..) istasyonu
(…..) ((…..) TL) ve (…..) istasyonu (…..) ((…..) TL)’dir. Seçilen istasyonlar arasında geriye
kalan istasyonların tamamı, söz konusu tarihlerde pompa satış fiyatlarını artırmışlardır.
Ayrıca bu tarihlerde fiyat artışı yapan istasyonlardan (…..) istasyonu (…..) ((…..) TL),
(…..) istasyonu (…..) ((…..) TL), (…..) istasyonu (…..) ((…..) TL) ve (…..) istasyonu (…..)
(22.01.2013-(…..) TL, 23.01.2013-(…..) TL) hariç olmak üzere seçilen tüm istasyonların
(…..) TL/lt fiyat uyguladıkları tespit edilmiştir.
(13) Bu doğrultuda, Konya ilinde faaliyet gösteren bayilerden örnekleme suretiyle seçilen
istasyonların uyumlu eylem içinde olup olmadıkları hususu incelenmiştir. 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesinin ikinci paragrafında, “Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı
durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da
teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı
piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına
karine teşkil eder” denilmektedir. Diğer bir ifadeye, teşebbüsler arasında bir anlaşmanın
varlığı tespit edilemese dahi, teşebbüsler arasında kendi bağımsız davranışları yerine
geçen bir koordinasyon veya pratik işbirliği sağlayan doğrudan veya dolaylı ilişkiler de
eğer aynı amacı taşıyor veya aynı sonucu doğuruyorsa yasaklanmıştır.
(14) Bu çerçevede, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamındaki uzlaşmalar ile salt paralel
davranışlar arasındaki ayrımın, ilave çeşitli delillerle ortaya konulması gereklidir. Aksi
takdirde teşebbüslerin fiyatlarında görülen paralel hareketlerin tek başına rekabet ihlali
olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Başvuru konusuna ilişkin olarak yapılan
yerinde incelemelerde, teşebbüsler arasında rekabet ihlali niteliğinde bir ilişkinin, iletişimin
veya davranışın bulunduğuna işaret eden herhangi bir bulguya da rastlanmamıştır.
(15) Netice itibarıyla, inceleme konusu olayda, Konya ilinde faaliyet gösteren istasyonların
pompa satış fiyatlarının benzerlik gösterdiği ve belirli bir dönem boyunca söz konusu
istasyonların çoğundaki pompa satış fiyatının (…..) TL/lt olduğu görülmektedir. Bununla
birlikte, yapılan yerinde incelemelerde fiyatların birlikte belirlendiğine ilişkin bir anlaşma
ve/veya uyumlu eylemin varlığına işaret eden herhangi bir bilgi ya da belgeye
ulaşılmadığı gibi söz konusu teşebbüsler arasında, rekabeti sınırlayıcı koordinasyonu
gösterir herhangi bir iletişime veya bilgi paylaşımına da rastlanmamıştır. Dolayısıyla
önaraştırma konusu iddialara yönelik olarak Konya ilinde faaliyet gösteren akaryakıt
istasyonları hakkında soruşturma açılmasına gerek bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
I.3.2. PÜİS Konya Şubesi Bakımından Yapılan Değerlendirme
(16) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, sadece teşebbüsler arası rekabeti kısıtlayıcı
nitelikte anlaşma veya uyumlu eylemler değil, teşebbüs birliği karar ve eylemleri de
yasaklanmaktadır. Dolayısıyla mevcut önaraştırma bakımından, PÜİS Konya Şubesinin
eylemlerinin anılan maddede yasaklanan türden bir teşebbüs birliği kararı olup olmadığı
da değerlendirilmiştir.
(17) Bu çerçevede raportörlerce, önaraştırma sürecinde PÜİS Konya Şubesinde yapılan
yerinde incelemede bulunan ve şube başkanının konuşma metinleri olduğu ifade edilen
notlar irdelenmiştir. Öncelikle söz konusu notların, başkan tarafından bayilerin katılmadığı
bir toplantı için hazırlanmış konuşma metinleri olduğu, PÜİS Konya şubesinde yapılan
yerinde incelemede ifade edilmiştir. Söz konusu konuşma metinlerinin teşebbüs birliği
kararı olarak nitelendirilemeyeceği, aksine teşebbüs birliğinin Konya Şube Başkanı
tarafından tek taraflı temennilerini yansıttığı değerlendirilmektedir. Öte yandan yapılan
13-27/362-166
4/14
yerinde incelemelerde söz konusu temenniye uyumun sağlanması ve uygulamaya
geçirilmesi noktasında PÜİS veya dağıtım firmaları tarafından herhangi bir girişimde
bulunulduğunu ortaya koyan bilgi ya da belgenin varlığına da rastlanılmamıştır.
(18) Ayrıca yine önaraştırma sürecinde PÜİS Konya Şubesine ait karar defterinin
incelenmesinden de, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında yer alabilecek
nitelikte bir teşebbüs birliği kararı alındığı yönünde bir ibareye de rastlanmamıştır.
J. SONUÇ
(19) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1. Dosya konusu iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca bu
aşamada soruşturma açılmasına gerek olmadığına,
2. Bununla birlikte, elde edilen bulgu ve emareler dikkate alınarak, fiyat ya da fiyatı
oluşturan unsurlara ilişkin ticari şartların birlikte tespit edilmesinin 4054 sayılı Kanun’un
4. maddesi kapsamında olması nedeniyle, bu tür uygulamalardan kaçınılması
gerektiği, aksi takdirde 4054 sayılı Kanun çerçevesinde haklarında işlem başlatılacağı
yönünde Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ilgili teşebbüslere duyurmak
üzere teşebbüs birliğine görüş bildirilmesi için Başkanlığın görevlendirilmesine
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
KARŞI OY GEREKÇESİ
( 09.05.2013 tarihli ve 13-27/362-166 sayılı Kurul Kararı)
Kurulun 09.05.2013 tarihli ve 13-27/ sayılı toplantısında görüşülen Konya ilinde
faaliyet gösteren Otogaz Bayiileri ile dağıtım firmalarının aralarında anlaşarak otogaz
satış fiyatlarını belirledikleri iddiası ile ilgili olarak hazırlanan ön araştırma raporu ile
dosyasının değerlendirilmesinden;
(1) Ön araştırmaya konu iddialarla ilgili olarak Kuruma 5 ayrı dilekçe ulaştığı, bu
dilekçelerde Konya’da ki Otogaz satış istasyonlarının ocak ayından bu yana
fiyatlarını değişik seferlerde olmak üzere 2,72TL/Lt ‘ye kadar çıkardıkları,
akaryakıt istasyonu çalışanlarının bu artışa neden olarak istasyon
sahiplerinin anlaşmasını gösterdikleri, Konya’da çok sayıda Akaryakıt firması
olarak faaliyet gösteren firmalar ile en fazla bayisi olan Nadir Avcan petrol
ünvanlı şirketin fiyatları kontrol edebileceğinin düşünüldüğünün ifade edildiği,
(2) Konya ilinde mevcut 13 otogaz istasyonu ile petrol ürünleri işverenler
sendikası (PÜİS) Konya şubesinde incelemeler yapıldığı, ayrıca 29 otogaz
bayisine yazılar gönderilerek fiyat artışlarına yönelik kendilerine tavsiye
olunan ve uyguladıkları fiyatları bildirmelerinin istendiği,
(3) Yapılan yerinde incelemelerde bayiler arasında rekabeti ihlal edici nitelikte
herhangi bir tespitde bulunulmadığı, PÜİS Konya Şubesinde ele geçen ve
PÜİS Konya şubesi başkanı Ahmet Sayıcı’ya ait notlar ile bir bayiden ulaşan
bir faks metninin bulunduğu, ancak bu notların Konya dışında yapılan bir
toplantının konuşma notlarına ilişkin metinler olduğu, bir bayiden gelen
faksta yer alan ifadelerin ise temennileri içerdiğinin belirtildiği,
13-27/362-166
5/14
(4) Bayilerden gelen fiyat bilgilerinin ise raportörlerce tablo ve grafiklere
aktarılması neticesinde Konya’da ki otogaz bayilerinin 01.12.2012-
13.04.2013 tarihleri arasında ki fiyat hareketlerinin ne şekilde olduğunu tespit
edildiği, bu tablolara bakıldığında 07.12.2012, 04.01.2013, 21.01.2013 ve
03.04.2013 tarihlerinde olmak üzere incelemeye konu bayilerin büyük bir
bölümünün anılan tarihlerde ya da 1-2 günlük aralarla fiyat değişikliklerini
yaptıklarının görüldüğü, incelemeye konu dönem boyunca cüz’i düşüşler
olmakla birlikte 2.72TL/Lt fiyatının korunduğu, bu fiyattan aşağı inişlerin kısa
dönemler içerisinde olduğunun görüldüğü, 3-4.04.2013 tarihinden sonra da
fiyatların 2.61TL/Lt bandında devam ettiğinin görüldüğü,
(5) Bayilerin uyguladıkları fiyatlar ile dağıtım şirketlerinin tavsiye fiyatlarının
Aralık ayında ki değişiklik hariç büyük ölçüde uyumlu olduğu,
(6) Anılan tespitlerin geçmiş Kurul kararları çerçevesinde değerlendirilmesi
neticesinde anılan davranışlar arasında bir illiyet bağını tespit edebilecek
iletişim delillerinin tespit edilememesi nedeniyle anılan eylemlerle ilgili olarak
uyumlu eylem tespitinde bulunulamadığı ifade edilmiş, bu tespitlerden
hareketle de Kurulumuz anılan iddialara yönelik soruşturma açılmasına
gerek olmadığına ancak, bu tür uygulamalardan kaçınılmasını teminen de
4054 Sayılı Kanun çerçevesinde de işlem başlatılacağı yönünde de
teşebbüslere Kanunun 9. maddesi 3. fıkrası uyarınca görüş gönderilmesi
kararına ulaşılmıştır.
(7) Kurul kararına niçin karşı olduğumuza dair değerlendirmelere geçmeden
önce Uyumlu eylemle alakalı olarak Rekabet hukukundaki paralel
davranışlar ve uyumlu eylem ilişkisine yönelik yazın’dan bahsetmek gerekir.
(8) Doç. Dr. Metin Topçuoğlu’nun uyumlu eylem tanımı ve teşebbüslerin paralel
davranışları ile ilgili görüşleri aşağıdadır.
(9) “Doktrin ve uygulamanın benimsediği yaygın uyumlu eylem tanımı; bir
anlaşmanın varlığı aşamasına ulaşmamış, teşebbüsler arasında ki rekabet
riskine karşı pratik işbirliği amacı güden paralel uygulamalardır şeklindedir.
Ayrıca şu tanımları da zikretmekten fayda umuyoruz iki veya daha fazla
işletmenin ekonomik ve rasyonel gerekçelerle açıklanamayan ve bir
anlaşmaya dayanmayan fakat bilinçli olarak birbirine paralel hale getirilmiş
rekabeti sınırlayıcı pazar davranışlarıdır. Piyasada faaliyet gösteren
teşebbüslerin aralarında bir sözleşme olmaksızın rekabet ederek karlarını
artırmak yerine rekabeti ortadan kaldırmaya yönelik ekonomik olmayan
pazar davranışlarıdır.” “işletmelerin aralarında bir anlaşma veya mutabakat
olmaksızın aynı yönde alınmış aynı sonucu doğuran, amacı aynı olan
kararları veya uygulamaları ifade eder” “Uyumlu eylem, teşebbüslerin
aralarındaki rekabet riskini bertaraf etmeye yönelik hukuken bağlayıcı
iradeden yoksun işbirliği esasına dayanan paralel davranışlardır.”1
2 Delil başlangıcı, emarelere dayanan ispat uyuşmazlık konusu olan hakkın varlığını veya yokluğunu doğrudan ispat
eden vakıalara ilişkin olmayıp bunlara delalet eden vakıalardır. Başka bir ifade ile delil başlangıcı uyuşmazlığın
esasını doğrudan ispat edecek vakıaların değil, bunlara yakın vakıaların bir takım emarelerin ispatıyla kanuni
13-27/362-166
6/14
(10) “Uyumlu eyleme vücut veren davranışlar; rekabeti sınırlandırmaya veya
ortadan kaldırmaya yönelik teşebbüslerin aralarında giriştikleri paralel
uygulamalardır. Fakat paralel davranışlar uyumlu eylemin varlığını
güçlendiren “delil başlangıcı” 2olarak değerlendirilebilecektir.
Teşebbüsler aralarındaki benzer karar ve davranışların, piyasa koşullarının
tabii ve zorunlu sonucu olduğunu ispat edebilirlerse uyumlu eylem iddiası
çürütülmüş olacaktır. İşte rekabet kanunu 4/3 maddesi bu hale işaret
etmektedir. gerçekten teşebbüslerin fiyatları yükseltmeleri, üretim girdilerine,
taşıma ücretlerine, petrol veya elektriğe yapılan zamlardan kaynaklanabilir.
Rekabeti sınırlandıran paralel davranışların piyasa şartlarından
kaynaklandığı veya tarafların serbest iradelerine dayandığı iddiasına,
ekonomik gerekçeler dışında sağlam bir zemine oturtabilmek hayli güç
olacaktır.”3
(11) “ Rekabeti, sınırlayıcı davranışların (anlaşma karar ve uyumlu eylemler) özel
hukuk alanında ki sonuçlarını düzenleyen kanunun 5. Kısmında ispat
yüküyle ilgili önemli bir hüküm yer almaktadır. Bu hükme göre, rekabeti
sınırlayıcı davranışlardan zarar gören kimseler, piyasada rekabetin
bozulduğu izlenimini veren; özellikle piyasaların fiilen paylaşılması, uzun
sayılabilecek bir süre piyasa fiyatlarında gözlenen kararlılık, fiyatların
birbirine yakın aralıklarla artırılması gibi kanıtları uyuşmadığı halle yetkili
organlara sunmaları halinde uyumlu eylem içerisinde bulunmadıkları ispat
yükü davalı taraflara geçer.”4
(12) “Uyumlu eylem iddiası ile karşılaşan teşebbüsler ya paralele davranışlar
içerisinde olmadıklarını ya da benzer veya eş zamanlı hareket etmelerinin
makul sebeplere dayandığını ispat etmelidirler. Makul sebeplerden en başta
ekonomik sebepler anlaşılacaktır. Örneğin fiyat artışına temel ihtiyaç
maddelerine yapılan zamlar, piyasa bölüşümü iddialarına fiili ulaşım
engelleri gerekçe gösterilebilir. Taraflar iddialarını HUMK madde 236-374
arasında düzenlenen her türlü delille ispat edebilirler.(RK m.4/3, m. 47/2, m.
59/2) fakat yukarıda da işaret ettiğimiz gibi Rekabet Kurulu veya zarar
görenler rekabeti sınırlayıcı faaliyetlerin fiili etkilerini ya da maddi olayı ispat
etmekle yetineceklerdir. Uyumlu eyleme taraf teşebbüsler, paralel
davranışlarının sebeplerini makul gerekçelerle ispat edemedikleri
takdirde, bu davranışların neticelerine mahkum olacaklardır.”5
unsurların gerçekleştiğini kuvvet ve muhtemel gösteren vakıalardır. Bkz. Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C.I-II
S. 605-606
1,3,4 Yrd. Doç. Dr. Metin TOPÇUOĞLU, Rekabeti Kısıtlayan Teşebbüsler Arası İşbirliği Davranışları ve Hukuki
Sonuçları, Rekabet Kurumu Lisansüstü Tez Serisi No:7, sayfa 190-211
4,6,7,8 Yrd. Doç. Dr. Metin TOPÇUOĞLU, Rekabeti Kısıtlayan Teşebbüsler Arası İşbirliği Davranışları ve Hukuki
Sonuçları, Rekabet Kurumu Lisansüstü Tez Serisi No:7, sayfa 190-211
13-27/362-166
7/14
(13) “Kanunun 59/1 hükmüne göre taraflar arasında ki temas (tarafların
toplantı tertip etmeleri, uyumlu hareketlere yön veren plan, belge,
tutanak düzenlemeleri) doğrudan ispat edilemiyor fakat piyasada
rekabetin bozulduğu izlenimi veren emarelere (eş zamanlı ve aynı
miktarlarda fiyat artışı, belirli satıcıların boykot edilmesi gibi)
dayanılarak uyumlu eylemin varlığı iddia ediliyor ve bu olguları
destekleyen deliller ibraz edilebiliyorsa, ilgili teşebbüsler paralel
davranışların uyumlu eylem olarak nitelendirilemeyeceğini ispat
etmekle yükümlüdürler” (m.59/1)6
(14) “Uyumlu eylemin ispatında, iddia edilen olayla ilgili olarak en azından
şu iki hususun olması zaruridir. Bunlardan ilki, taraf teşebbüslerin
birbirine uyumlu hareket etmeleri ve uyumlu hareketin ekonomik
koşullardan veya piyasa yapısından kaynaklanmamış olmasından,
diğeri ise, taraflar arasında vaki olan benzer veya aynı olan
davranışların bu kimseler arasındaki işbirliği veya yakın temastan
kaynaklandığı inancının sabit olmasıdır. Bu çerçevede ilgililer (başta
uyumlu eylemden zarar gören kimseler, Rekabet Kurumu ve diğerleri),
Rekabetin bozulduğu izlenimi veren emareleri, paralel davranışları
göstermekle yetineceklerdir. Bu kimselerin uyumlu davranışların
teşebbüslerin aralarındaki işbirliğine dayandığını ayrıca söz konusu
işbirliğinin Rekabet Kanununa aykırı olduğunu ispat etmek
yükümlülüğü yoktur.”7
(15) “Kanunun sevk ettiği 59/1 maddesi hükmüne göre uyumlu eylem iddiası ile
karşılaşan teşebbüsler paralel davranışların Rekabet Kanuna aykırı bir
amaca yönelmediğini ispat edeceklerdir. Bu doğrultuda öncelikle uyumlu
davranışların ekonomik gerekçelerden veya piyasa koşullarından
kaynaklandığı ispat edilecektir. Bu hususlarda başarılı olunamasa bile
uyumlu davranışların tarafların kendi bağımsız tercihleri sonucunda ortaya
çıktığı ispat edilebilirse davacı teşebbüsler sorumluluktan
kurtulabileceklerdir.8
(16) ”Karine, bilinen bir vakıadan bilinmeyen bir vakıa hakkında kanunun veya
hakimin çıkardığı sonuçlardır. Rekabet kanunu uyumlu eylemlerle ilgili bir
karine kabul etmiştir. Bundan maksat kanunun, 4/3 ve 59/1
maddelerindeki olguları ispatı gerekli bir hususun (teşebbüsler
arasında uyumlu bir eylemin varlığı) -aksi sabit oluncaya kadar- delili
saymış olmasıdır. Anılan maddeye göre bir anlaşmanın varlığının
ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişimlerinin veya arz ve talep
dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği,
bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi,
teşebbüslerin uyumlu eylem olduklarına karine teşekkül eder (m.4/3).
Görüldüğü gibi burada bir ihtimal hükmü söz konusudur. Daha kuvvetli bir
13-27/362-166
8/14
tecrübe kuralı bulmak ve dolayısıyla daha yakın bir sonuca varmak mümkün
değilse “çok defa böyle olur” denilerek karine kabul edilmiştir.9
(17) “Somut olayda teşebbüsler arasında uyumlu davranışların varlığını iddia
eden kimseler teşebbüslerin paralel (benzer veya aynı şekilde) hareket
ettiklerini ispat etmelidirler. Örneğin teşebbüslerin eş zamanda fiyat
arttırmaları ayrı yerdeki teşebbüslerin karşılıklı olarak birbirinin
piyasalarından çekilmeleri, belirli alıcılara mal verilmemesi gibi görünüş
itibariyle makul gerekçelere dayanmayan ve taraflar arasındaki işbirliği
kuşkusunu güçlendiren emareler gösterildiği takdirde ispat yükü yerine
getirilmiş sayılır.” 10
(18) Yrd. Doç. Kerem Cem Sanlı’nın uyumlu eylem tanımı ve paralel
davranışların uyumlu eylem niteliğine yönelik görüşleri ise şu şekildedir.
(19) “Uyumlu eylem, bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda
piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da
teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, ekonomik ve rasyonel bir gerekçelere
dayandırılamayacak bir şekilde rekabetin kısıtlandığı piyasalardakine
benzerlik göstermesi ve özellikle piyasaların fiilen paylaşılması, fiyatın
piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerce birbirine yakın aralıklarla
artırılması uzun sayılacak bir süre piyasada ki fiyatların kararlılık göstermesi
gibi hallerde ortaya çıkan bir işbirliği durumudur.”11
(20) “Fakat tartışmalı olmakla birlikte belirtmek gerekir ki uyumlu eyleme temel
olan taraflar arasındaki mutabakatın, klasik anlamda irade uyuşması
düzeyinde olmasına ihtiyaç bulunmamaktadır. Böylelikle anlaşma ve
sözleşme gibi irade uyuşmasının şart olduğu haller dışında ”bilinçli
paralellik” gibi hallerin de, uyumlu eylem ve 4. Madde kapsamında
değerlendirilmesi mümkün olacaktır.”12
(21) “Uyumlu eylemin pratik açıdan uygulanmasında ortaya çıkan bir diğer sorun,
yukarıda ifade edilenler açısından da söz konusu olan, uyumlu eylemin
ispatlanması meselesidir. Zira uyumlu eyleme verilen anlam çerçevesinde
tarafların ne zaman uyumlu eylem içerisinde bulunduğunun tespit edilmesi
oldukça güç ve hassas bir meseledir. Yukarıda da ifade edildiği üzere,
sadece piyasadaki paralele nitelikteki davranışlar uyumlu eylemin
bulunduğu hususunda yeterli görülmemekte, bu hususta taraflar arasında
temasa dayalı bir uyuşma halinin de bulunması gerektiği (genel olarak)
kabul edilmektedir. Buna karşılık böyle bir temasın ispatlanmasının
güçlüğü karşısında, tarafların içerisinde bulunduğu hal ve şartlar ile
özellikle ekonomik koşulların gösterdiği özellikler, uyumlu eylemin
9,10 Yrd. Doç. Dr. Metin TOPÇUOĞLU Rekabeti Kısıtlayan Teşebbüsler Arası İşbirliği Davranışları ve Hukuki
Sonuçları, Rekabet Kurumu Lisansüstü Tez Serisi No:7, sayfa 190-211
11,12,13 Yrd. Doç. Dr. Kerem Cem SANLI, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunda Öngörülen Yasaklayıcı
Hükümler ve Bu Hükümlere Aykırı Sözleşme ve Teşebbüs Birliği Kararlarının Geçersizliği, sayfa 78-83
13-27/362-166
9/14
varlığı yönünde güçlü bir delil olarak kabul edilmekte ve sadece somut
olay çerçevesindeki ekonomik koşulların analizine dayanarak ispat
yükümlülüğünün yerine getirildiği (sınırlı da olsa) kabul edilmektedir.
Özellikle Komisyon, hal ve şartların değerlendirilmesini yeterli görecek
şekilde oldukça esnek bir yaklaşım sergilemekte ve bu yaklaşım, Adalet
Divanı tarafından zaman zaman sınırlanmaktadır. Ayrıca Adalet Divanı ve
Komisyon, uyumlu eylemin varlığı bir defa kabul edildikten sonra,
bunun aksinin ispatına ilişkin tatmin edici kanıtlar gösterilmedikçe, bu
eylemin sürdürüldüğünü varsaymakta ve bu durum, özellikle verilen
cezaların şiddetinde etken olmaktadır.”13
(22) “Sonuç olarak, Avrupa Birliği Hukuku uygulaması ve doktrininden etkilenen
ve hatta bazı açılardan daha da ileri giden Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un uyumlu eyleme ilişkin olan düzenlemesi, uyumlu eylem karinesini
öngörmekle, Rekabet Kurumu ve eylemden zarar gören kişilere önemli bir
ispat kolaylığı sağlamaktadır. Buna karşılık, sadece piyasadaki paralele
eylemleri yeterli gören veya “rekabetin bozulduğu piyasalara benzerlik
göstermesi” gibi geniş bir kritere dayanan bir uyumlu eylem
karinesinin, teşebbüsler üzerinde ağır bir ispat külfeti oluşturduğu da
gözden kaçırılmamalıdır. Özellikle Türk ekonomisinin büyük bir kesiminde
görülen oligopol piyasaları, kronik enflasyon ve bozuk piyasa yapıları
dikkate alındığında, sadece bazı soyut ekonomik değerlendirmeleri yeterli
gören bir karinenin ne derece uygulanabilir olduğu, yukarıdaki yararlarına
rağmen tartışma konusu yapılabilir.”14
(23) Prof. Yılmaz Aslan’ın paralel davranışların uyumlu eylem niteliği ile
oligopolistik bağımlılığa yönelik görüşleri ise aşağıdadır.
(24) “İster oligopolistik pazarlarda pazarın koşulu icabı olsun, isterse
Rekabetçi piyasalarda işletmeler arası bağlantılarla olsun rakip
işletmelerin davranışları bilinçli olarak paralel ve uygun hale geliyorsa orada
bir uyumlu davranış vardır “(Prof. Yılmaz Aslan /Rekabet Hukuku s.54,55;).15
“Bizim kanaatimize göre oligopolistik pazarlarda akıllı davranış adıyla
rekabetin sınırlanmasına göz yummamak gerekir, davranışın tek yanlılığının
araştırılması da gerekir. İşletmeler için en akıllı davranış tabi ki rekabetten
kaçınarak, tekel karı elde edebilecek bir ortam yaratmaktır. Piyasalardaki
işletmelerden birisi diğerlerinden bağımsız olarak Pazar politikalarını
belirlerken tabi ki rakiplerin ne yapacağı konusunda tahminlerde
bulunacaktır. Zaman zaman da bu tahminleri tutacaktır. Ancak, oligopolistik
pazarlarda pazardaki tüm işletmeler paralel davranışlarda bulunuyorsa
bunun akıllı davranmaktan daha çok birlikte işbirliği halinde davranma
ihtimalini doğurması gerekir. Özellikle bu birlikteliği gösteren ve
13,14 Yrd. Doç. Dr. Kerem Cem SANLI, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunda Öngörülen Yasaklayıcı Hükümler
ve Bu Hükümlere Aykırı Sözleşme ve Teşebbüs Birliği Kararlarının Geçersizliği, sayfa 78-83
15 Prof. Dr. Yılmaz Aslan, Rekabet Hukuku Teori-Uygulama-Mevzuat, sayfa 155-176
13-27/362-166
10/14
koordinasyona işaret eden bir bilgi akış sisteminin varlığı halinde uyumlu
eylem söz konusu olmalıdır. Oligopol teorisi açısından bakıldığında
oligopolistlerden birisinin fiyat arttırması halinde diğerlerinin de fiyat
arttırması zorunluğu bulunmamaktadır. Bu zorunluluk fiyat indirimi halinde
vardır. Fiyat artırımı halinde normal olarak diğerlerinin fiyat arttırmayarak
daha yüksek Pazar payına ulaşmaları beklenir. Ancak enflasyonist Pazar
yapısı içinde, enflasyon nedeniyle yapılan artışların uyumlu eylem olup
olmadığının araştırılması daha da zorluk arz eder.
Rekabet Kurulu’na göre oligopolistik piyasalarda teşebbüslerin “oligopolistik
bağımlılık” nedeniyle uyumlu eylem sayılmaması gereken paralele
davranışlarla normalin üzerinde tekelci karlar elde etmeleri mümkündür.
Rekabet Kurulu’na göre; “Marmara Denizcilik piyasa lideri konumundaki
rakibinin fiyat artışını takip ederek Aralık 2005’te navlun ücretlerini artırmıştır.
Marmara Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı(…) rakiplerinin navlun fiyatlarını
arttırmasının kendilerine de zarardan kurtulma şansı verdiğini, fiyat
artışlarının eş zamanlı yapılmadığını (1ay sonra) ifade etmektedir. Marmara
Denizcilik’in Karadeniz Ro-Ro’nun navlun ücreti artırımını takip etmesi,
düopol piyasalarda rasyonel kabul edilen bir ticari davranıştır.”
Bize göre tüm şirketler daha fazla kar için çalışırlar karlarını en iyi
artırabilecekleri kartel yapıları onlar için en “rasyonel” davranış olacaktır.
Rekabet Kurulu’nun mantığı ile gidersek tüm kartelleri en rasyonel davranış
olarak kabul etmek ve onaylamak gerekmektedir. Esasen Rekabet
Kurulunun kararı doğrudur, ancak gerekçesi yanlıştır. Gerekçeye
bakıldığında oligopol piyasalarda Pazar lideri fiyat artırınca diğerlerinin de
onu takip etmesi normal bir durummuş gibi algılanmaktadır. Oysa bu doğru
değildir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi kural olarak oligopol piyasalarda fiyat
lideri fiyatları arttırınca diğerleri de arttırmak zorunda değildir. Aksine
yerinde kalarak satışlarını arttırarak da karını maksimize eder. Bu durumda
eğer paralel artışlar varsa bunun rasyonel (Pazar yapısından başka)
gerekçelerinin olup olmadığına bakmak gerekir.”16
(25) Paralel davranışların uyumlu eylem niteliğine yönelik rekabet hukuku
yazını’nda geçen görüşlerinin değerlendirilmesi sonucunda; Kanunun 4/3 ve
59. maddelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, teşebbüslerin paralel
davranışlarının delil başlangıcı (emare) ya da kesinliğe yakın (karine) delil
standardında olarak kabul edildiği, teşebbüsler arasında bir iletişim bir
bağlantı tespit edilemese bile Kurum Uzmanları tarafından yapılan paralel
davranış tespitlerinden hareketle taraflara soruşturma açılarak uyumlu eylem
iddiasında bulunulabileceği, taraflarında kendilerine isnat edilen uyumlu
eylem iddialarını ekonomik delillerle ispat durumunda oldukları, ya da iddiaya
konu uyumlu eylem davranışlarının kendi özgür iradeleriyle meydana
geldiğini ispat etmek durumunda oldukları anlaşılmaktadır. Yine adı geçen
hukukçular tarafından Rekabet Kurulu kararlarına dayanak yapılan
oligopolistik bağımlılık durumunun çoğu kere Kurul’ca kabul edildiği şekliyle
16 Prof. Dr. Yılmaz Aslan, Rekabet Hukuku Teori-Uygulama-Mevzuat, sayfa 155-176
13-27/362-166
11/14
artış biçiminde gerçekleşmeyeceği, bunun aksinin de mümkün olabileceği
ifade edilmektedir.
(26) Dosya konusunu değerlendirirken Kurulun uyumlu eylemle alakalı olarak
aldığı 27.06.2000 tarih ve 00-24/255-138 sayılı ve 23.09.2005 tarih ve 05-
60/896-241 sayılı nihai kararları ile sonuçlandırılan Maya kararlarına göz
atmakta yarar bulunmaktadır.
(27) 27.06.2000 tarih ve 00-24/255-138 sayılı karar ile sonuçlandırılan ilk Maya
kararının Pakmaya, Özmaya, Safmaya, Akmaya ve Mauri maya isimli
teşebbüslere yönelik olarak açıldığı, soruşturma sonucunda teşebbüslerin
Pazar ve bölge paylaştığına, ayrıca liste fiyatlarını birlikte belirlediğine dair
yeterli delil bulunmadığına, ancak tarafların uyumlu eylem sonucu bayiler
arasındaki rekabeti önleyerek bayii satış fiyatlarını yükseltmesinin 4054
sayılı kanunun 4. Maddesi kapsamında olduğuna, bu nedenle anılan
teşebbüslere para cezası verilmesine hükmedildiği, kararda 1998 ve 1999
yıllarını kapsayacak şekilde gerçekleştirilen uyumlu eylemin ihlal teşkil
ettiğinin değerlendirildiği, Pakmaya ve Özmayanın anılan kararı yargıya
götürmeleri üzerine Danıştay’ın 17.11.2005 tarihinde 2647 ve 2646 sayılı
kararlarla soruşturmayı yürüten Kurul üyesinin nihai karar toplantısına
katılarak oy kullanmasını hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle kararın
bozulduğu, Kurulun Danıştay’ın bozma gerekçesini göz önünde
bulundurarak dosyayı yeniden değerlendirdiği ve anılan teşebbüslere ceza
verilmesine yönelik 12.11.2008 tarih ve 08-63/1051-410 sayılı kararı aldığı,
anılan kararın yine yargıya götürülmesi üzerine kararın Danıştay 13.
Dairesince 04.08.2009 ve 11.08.2009 tarihli ve 2012/4056 ve 2012/4055
sayılı kararlarla onandığı anlaşılmıştır.
(28) Konu ile ilgili diğer Maya soruşturması ise Kurulun 23.09.2005 tarih ve 05-
60/896-241 sayılı nihai kararı ile sonuçlandırılmış olup, bu soruşturmada
Pakmaya, Özmaya, Mauri maya ve Akmaya’nın fiyat anlaşması yaptığı
iddiasının ele alındığı, anılan teşebbüslerin soruşturma dönemi itibariyle
yüksek oranlı ve birbiriyle uyumlu fiyat artışları gerçekleştirdiği, ekonomik ve
rasyonel gerekçelere dayanmayan bu davranışların 4054 sayılı kanunun 4.
maddesi kapsamında uyumlu eylem teşkil ettiği belirlenmiş ve anılan
teşebbüslere para cezası verilmiştir. Anılan teşebbüslerden üçünün bahse
konu kararı yargıya götürmeleri üzere Danıştay 13. Dairesi 22.11.2006 tarih
cezaya esas alınan cironun ait olduğu yılın yanlış belirlendiği gerekçesi ile
kararın yürütmesinin durdurulduğu, Kurulun Danıştay’ın iptal gerekçeleri
çerçevesinde dosyayı 12.11.2008 tarih ve 08-63/1050-409 sayılı
toplantısında yeniden değerlendirdiği ve adı geçen teşebbüslere uyumlu
eylemleri nedeniyle para cezası verilmesini kararlaştırdığı, karara konu
teşebbüslerin konuyu yargıya intikal ettirdikleri, ancak Kurulun kararının
tasdik edilerek teşebbüslerin taleplerinin reddedildiği anlaşılmıştır.
(29) Bu dosyada göz önünde tutulması gereken diğer bir husus da, Danıştay’ın
ön araştırma sürecinde elde edilen bilgi ve delillerin hiçbir kuşkuya yer
bırakmayacak şekilde soruşturma açılmamasını gerektiriyorsa soruşturma
açılmayacağı, ancak bu sonuca ulaşmaya engel olacak bir kuşku varsa
13-27/362-166
12/14
soruşturma açılması gerektiği yolunda aldığı çok sayıda kararın dikkate
alınması gerekliliğidir.
(30) Kanunun 40.maddesinde geçen “Kurul resen veya kendisine intikal eden
başvurular üzerine doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma çoğu
kere açılmasına gerek olup olmadığının tespiti için ön araştırma yapılmasına
karar verir” hükmü ile 41. maddesinde geçen” ön araştırma raporunun Kurula
teslimini takip eden 10 gün içinde, Kurul elde edilmiş olan bilgileri
değerlendirerek karar vermek üzere toplanır ve soruşturma açılmasına veya
açılmamasına karar verir” hükmünün Danıştay kararları çerçevesinde
değerlendirilmesi neticesinde aslolanın rekabet ihlali şüphesi olduğu, bu
varsa ön araştırmaya bile gerek olmadan doğrudan soruşturma
açılabileceği gerçeğidir.
(31) Polonya’da yapılan 12. ICN Konferansının 23-26/5/2013 tarihlerinde İkinci
günü Otorite Etkinliği Çalışma Grubunun inceleme süreçleri başlıklı ana
oturumunda konuşan Alman Rekabet Otoritesi Başkanı Andreas MUNDT;
otoritelerin kimi durumlarda pro-aktif olmaları gerektiğini belirtirken kendi
ülkelerinden bir örnek vermiştir. MUNDT; net olarak ihlal ortaya
koyamadıkları bir dosyada, pazardaki verilerin de kartele işaret etmesi
nedeniyle, son anda ek bir inceleme yaptıklarını bu incelemenin
teşebbüslerde ellerinde bilgi var izlenimi yarattığını ve o gün yedi
pişmanlık başvurusu aldıklarını anlatarak deneyimlerini
paylaşmıştır.17Mundt’un söylediklerini bize uygularsak; eğer açık ihlal
şüphesi varsa soruşturma açılması gerektiği, soruşturma sürecinde de çok
sayıda pişmanlık başvurusu alabileceğidir.
(32) Diğer taraftan 15/2/2009 tarihli 27142 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan
Kartellerin Ortaya Çıkarılmasına Dair Aktif İşbirliği Yapılmasına Dair
Yönetmeliğin 4. Maddesinde Kurulun önaraştırma yapılmasından önce ya
da Kurulun önaraştırma yapmaya karar vermesinden soruşturma
raporunun tebliğine kadar Kanunun 4. Maddesinin ihlal edildiği sonucuna
ulaştıracak delilleri rakiplerinden bağımsız bir şekilde Kurula sunan ve
koşulları yerine getiren ilk teşebbüse para cezası verilmeyeceği
belirtilmektedir. Bu ağır ihlal şüphesi taşıyan dosyalarda soruşturma
sürecinde ilave delil bulunamasa bile soruşturma sürecinin sonuna kadar
pişmanlık başvurusunun alınabileceğini ifade etmektedir. Buradan da
hareketle açık ihlal şüphesi olan dosyalarda süreci erken kesmenin paralel
fiyat davranışlarını oligopolistik bağımlılık olarak değerlendirmenin ve bu
şekilde teşebbüsleri bu aşamada aklamanın anlamsız olduğu
anlaşılmaktadır.
17 Dünya Bankası tarafından 23 Nisan 2013 tarihinde düzenlenen “Uluslararası Rekabet Ağı Yıllık
Konferansı Öncesi Forum (Pre-ICN Forum) ve Polonya Rekabet ve Tüketicinin Korunması Komisyonu
tarafından 24-26 Nisan 2013 tarihleri arasında düzenlenen “Uluslararası Rekabet Ağı’nın (ICN) 12.
Yıllık Konferansı”na ilişkin hazırlanan bilgi notu.
13-27/362-166
13/14
(33) Sonuç olarak, Kurul’un 09-05.2013 tarihli ve 13/27 sayılı toplantısında
görüşülen Konya ilinde faaliyet gösteren Otogaz bayiileri ile dağıtım
firmalarının aralarında anlaşarak Otogaz satış fiyatlarını belirledikleri iddiası
ile ilgili olarak hazırlanan ön araştırma raporu ile dosyasında ön araştırmaya
konu Konya’daki Otogaz istasyonları ile PÜİS Konya Şubesinde yapılan
incelemelerde Konya’daki otogaz bayilerinin 01.12.2012-13.04.2013 tarihleri
arasında 07.12.2012, 04.01.2013, 21.01.2013 ve 03.04.2013 tarihlerinde
olmak üzere Otogaz satış fiyatlarına paralel şekilde birlikte değiştirdikleri,
incelemeye konu dönem boyunca cüz’i değişiklikler olmakla birlikte 2,72TL/Lt
fiyatının korunduğu, bayilerin büyük bir bölümünün anılan tarihlerde ya da 1-
2 günlük aralarla fiyat değişikliklerini uyguladıklarının görüldüğü, bu
değişikliklerden biri hariç üçünün dağıtım firmalarının tavsiye fiyatlarına
uygun şekilde yapıldığının anlaşılmasına rağmen Kurul’un geçmiş Kurul
kararları doğrultusunda anılan fiyat değişiklikleri arasında teşebbüsler
arasında bir bağlantı tespit edilememesi nedeniyle anılan eylemlerle ilgili
olarak uyumlu eylem tespitinde bulunulamamasına ve bu tespitlerden
hareketle de Kurulun anılan iddialara yönelik soruşturma açılmasına gerek
olmadığına, ancak bu tür uygulamalardan kaçınılmasını teminen 4054 sayılı
kanun çerçevesinde işlem başlatılacağı yönünde teşebbüslere Kanunun 9.
Maddesi 3. Fıkrası uyarınca görüş gönderilmesi kararına.
Ele geçen belgelerin (PÜİS Konya Şubesi’nde ele geçen ve şube
başkanı Ahmet Sayıcı’ya ait notlar ile bir bayiden ulaşan bir faks
metninin) niteliği üzerinde yeterli inceleme yapılmadan tarafların
beyanlarının doğru kabul edilmesi,
Paralel davranışların uyumlu eylem niteliği konusundaki Rekabet
Hukuku yazınında da dile getirildiği gibi Kanunun 4/3 ve 59.
maddelerinin açık şekilde iletişim delili olmasa bile Kurulun paralel
davranışlarda bulunan teşebbüslerle ilgili olarak soruşturma
açabileceği, teşebbüslerin benzer ve paralel davranışlarının nedeninin
çoğu kere oligopolistik bağımlılık olduğu görüşünün doğru
olmayabileceği,
Teşebbüslerin anılan dönemdeki fiyat değişikliği uygulamalarının
teşebbüslerin bilinçli hareket ettiklerine dair inancı yüksek kıldığı,
Teşebbüslerin paralel fiyat davranışlarının emare(delil başlangıcı) ya
da karine(kesine yakın delil) delil standardında kabul edildikleri, bu
itibarla Kurulun paralel davranışların varlığında soruşturma açması
gerektiği,
Devam eden süreçte delil bulunamayacağından bu aşamada sürecin
kapatılması düşüncesi pişmanlık yönetmeliği hükümleri karşısında
anlamlı olmadığı,
İletişim delili bulunamadığı için soruşturma açılmayan ihlal dosyaları
nedeniyle rekabet hukuku konusunda profesyonelleşen ve belge
bırakmayan teşebbüslerin rekabet ihlallerine fütursuzca devam
13-27/362-166
14/14
etmelerine göz yumulmuş olacağı, Kurumun da olan biteni sadece
izleyeceği,
Oysa ki dosyada yapılan tespitlerle uyumlu eylem tanımına uygun
şekilde ülkenin diğer bölgelerinden bariz şekilde yüksek fiyata otogaz
satıldığı açık olarak ortaya konulduğundan Kurulun esasen uyumlu
eylem karinesinden hareketle soruşturma açması gerektiği, Kurulun
bu aşamada başkaca bir hareket tarzının olmadığı,
Esasen Kurulun iletişim belgesi olmamasına rağmen nihai kararla
neticelendirdiği maya soruşturmalarına benzer şekilde bu dosyalarda
da uyumlu eylem karinesinden hareket edebileceği,
Esasen Danıştay’ın aldığı şüphenin izalesi için soruşturma açılması
gerektiği yolundaki kararlarından sonra Kurulun farklı bir hareket tarzı
olmaması gerektiği,
Yukarıda örneği verildiği gibi Uluslararası uygulamanın da bu şekilde
olduğu,
Ezcümle; özellikle işbu dosya gibi ülkenin büyük bölümünden farklı şekilde
bilinçli davranışlarla yüksek fiyat uygulanan ve kamu vicdanını rahatsız eden
uygulamaların bulunduğu dosyalarda Kurulun daha önceki olumlu
örneklerdeki gibi Danıştayın da kararları doğrultusunda soruşturma açması
gerektiği düşüncesiyle,
karşıyım.
Fevzi ÖZKAN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy