Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2012-1-7 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 13-10/152-75
Karar Tarihi : 14.02.2013
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : İsmail Hakkı KARAKELLE, Dr. Murat ÇETİNKAYA,
Reşit GÜRPINAR, Kenan TÜRK
B. RAPORTÖRLER : Çağlar Deniz ATA, Başak ARSLAN
C. ŞİKÂYET EDEN : Gizlilik talebi bulunmaktadır.
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN :
Konya Sarraflar ve Kuyumcular Derneği
Şükran Mah. Tevfikiye Cad. Ahibaba Sk. Garanti İş Hanı No:1/25
Meram / Konya
(1) E. DOSYA KONUSU : Konya Sarraflar ve Kuyumcular Derneğinin altın satış
fiyatlarını, satış ve pazarlama koşullarını pazar dışında belirlemek suretiyle 4054 sayılı
Kanun'un 4. maddesini ihlal edip etmediğinin tespiti.
(2) F- İDDİALARIN ÖZETİ: Konya’da bulunan Sarraflar ve Kuyumcular Derneğinin (Dernek)
altın ve ziynet eşyasının satış ve tamir fiyatlarını belirleyerek, bunun yanı sıra reklam ve
promosyon gibi diğer satış/pazarlama faaliyetlerine ilişkin kısıtlamalar getirerek 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun)’un 4. maddesini ihlal ettiği
yönündeki iddialar.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 16.01.2012 tarih ve 415 sayı
ile giren başvuru üzerine hazırlanan 03.02.2012 tarih ve 2012-1-7/İİ sayılı İlk İnceleme
Raporu Rekabet Kurulunun (Kurul) 09.02.2012 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 4054
sayılı Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvuruya konu iddialara yönelik
olarak önaraştırma yapılmasına 12-06/194-M sayı ile karar verilmiştir.
(4) Yukarıda yer verilen karar uyarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 05.04.2012
tarih ve 2012-1-7/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu Kurulun 12.04.2012 tarihli toplantısında
görüşülerek Dernek’in altın ve ziynet eşyasının satış ve tamir fiyatlarını belirleyerek, bunun
yanı sıra reklam ve promosyon gibi diğer satış/pazarlama faaliyetlerine ilişkin kısıtlamalar
getirerek 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediğinin belirlenmesi amacıyla
aynı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına 12-20/509-M sayı ile karar
verilmiştir.
(5) Hakkında soruşturma açıldığını ve ilk yazılı savunmasının 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesi
uyarınca 30 gün içinde gönderilmesi gerektiğini bildiren 27.04.2012 tarih ve 2063 sayılı yazı
Dernek tarafından 30.04.2012 tarihinde tebellüğ edilmiştir. Dernek’in ilk yazılı savunması
4054 sayılı Kanun’un 43/2. maddesinde öngörülen süre içinde 24.05.2012 tarih ve 4426 sayı
ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
13-10/152-75
2/17
(6) Soruşturma Heyeti tarafından hazırlanan 10.10.2012 tarih ve 2012-1-7/SR sayılı
Soruşturma Raporu ve ekleri Kanun'un 45/1. maddesi uyarınca Kurul üyeleri ile Dernek’e
tebliğ edilmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince hakkında soruşturma yürütülen
taraftan 30 gün içinde ikinci yazılı savunmalarını göndermeleri istenmiştir. Soruşturma
Raporu Dernek tarafından 15.10.2012 tarihinde tebellüğ edilmiştir.
(7) Dernek’in ikinci yazılı savunması 14.11.2012 tarih ve 9711 sayılı yazı ile Kurum kayıtlarına
yasal süresi içerisinde intikal etmiştir. Soruşturma Heyeti tarafından hazırlanan 27.11.2012
tarih ve 2012-1-7/EG sayılı ek yazılı görüş, Dernek’e 28.11.2012 tarih ve 7061 sayılı yazı
ekinde gönderilmiş ve Dernek temsilcisi tarafından gönderilen üçüncü yazılı savunma ve
sözlü savunma talebi 28.12.2012 tarih ve 10746 sayılı yazı ile Kurum kayıtlarına intikal
etmiştir.
(8) Tarafın talebi üzerine Kurul, 10.01.2013 tarih ve 13-03/23-M sayılı kararıyla, 12.02.2013
tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar vermiştir.
(9) Sözlü savunma toplantısı 12.02.2013 tarihinde yapılmıştır.
(10) Kurul 14.02.2013 tarihli toplantısında 13-10/152-75 sayılı nihai kararını vermiş, söz konusu
karar tarafa 17.02.2013 tarihinde tefhim edilmiştir.
(11) H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili rapor ve ek görüşte;
- Dernek’in, altın alış ve satış fiyatı ile tamir fiyatları, satış ve pazarlama koşulları gibi diğer
unsurları pazar dışında belirlemek, belirlenen fiyatlara uymayan üyelere baskı ve yaptırım
uygulamak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği,
- Bu nedenle Dernek’e 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması
Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” uyarınca idari para cezası verilmesi
gerektiği
sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ifade edilmektedir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Teşebbüs: Konya Kuyumcular ve Sarraflar
Derneği (Dernek)
(12) Dernek, 25.05.1985 yılında, üyeleri ile yanlarında çalışanların mesleki, sosyal ve ekonomik
ihtiyaçlarını gidermek, sanat ve ticaretin, mesleki ahlak ve kamu yararına uygun, ahenkli ve
verimli bir tarzda gelişmesini sağlamak, müşteriler ile aralarındaki münasebetleri
düzenlemek gayesi ile Dernekler Kanununa göre kurulmuştur. Mart 2012 itibarıyla Dernek
Yönetim Kurulu; Mustafa Dolmacı (Başkan), Muammer Ataç (Başkan yardımcısı), Metin
Nurügengi (Muhasip), İsmail Karagöz (Genel Sekreter/Basın Danışmanı), Ahmet Köksal
Akköylü, Sadirettin Eken ve Mustafa Yaşar’dan oluşmaktadır. Dernek’in, soruşturma
döneminde yapılan yerinde incelemede elde edilen üye bilgilerine göre; 246 sarraf üyesi, 2
ayar evi üyesi ve 18 atölye üyesi bulunmaktadır.
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. İlgili Ürün Pazarı
(13) Soruşturmaya taraf olan Dernek ve üyelerinin kuyumculuk sektöründe faaliyet gösterdikleri
dikkate alınarak ilgili ürün pazarı, “kuyumculuk pazarı” olarak belirlenmiştir.
13-10/152-75
3/17
I.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
(14) Soruşturmaya taraf olan Dernek üyesi kuyumcular satışa sundukları altını genellikle Konya
dışından temin etmelerine rağmen, bu ürünleri Konya’daki müşterilere satmaktadırlar. Bu
nedenle “Konya ili” ilgili coğrafi pazar olarak belirlenmiştir.
I.3. Yapılan Tespitler ve Deliller
I.3.1. Yerinde İncelemelerde Bulunan Belgeler
(15) Başvuru konusu iddiayı araştırmak amacıyla raportörlerce 13.03.2012 ve 30.04.2012
tarihlerinde Dernek merkezinde yerinde inceleme yapılmış olup, elde edilen belgelere
aşağıda yer verilmektedir.
(16) BELGE 1: Kuyumcu Tamir Fiyat listesi başlıklı belgede 24 farklı ürüne ilişkin 19.05.2008
tarihinden itibaren uygulanacak tamir fiyatlarına yer verildiği görülmektedir.
(17) BELGE 2: 02.03.2009 tarihli “Sarraflar ve Kuyumcular Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
(…..) Başkanlığında Toplanan Yönetim Kurulu Toplantı Belgeleri” başlıklı belgede; “Ara
farkının 2,50 TL olmasına ve 22 ayarın hasa göre 0,50 TL düşük tutulmansa oy çokluğuyla
karar verildi.” ifadeleri bulunmaktadır.
(18) BELGE 3: 11.05.2009 tarihli “Sarraflar ve Kuyumcular Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
(…..) Başkanlığında Toplanan Yönetim Kurulu Toplantı Belgeleri” başlıklı belgenin 1.
maddesinde; “(…..), katılmış olduğu İKO VİZYON toplantısıyla ilgili bilgi verdi. Toplantıda;
Fiyat birliği ve ayar konusunda KONYA’nın diğer illerle mukayesesinin yapıldığına ve bu
konuda en iyi birkaç ilden biri olduğumuz sonucuna varıldığını…açıkladı” ifadelerinin
bulunduğu görülmüştür.
(19) Ayrıca belgenin “Fiyat kırımlarının tespiti ve yaptırımlar” başlıklı 4. maddesinde; “(…..).(…..)
ve (…..)’e ceza uygulanmasına, (…..)’ın ise uyarılmasına, ayrıca esnafında katılımını
sağlayarak verilecek yemekli bir toplantı ile fiyat kırımlarının yapılmaması için uyarılarda
bulunmak ve çeşitli sorunların tartışılacağı bir toplantının tertip edilmesine karar verildi.”
ifadeleri yer almaktadır.
(20) BELGE 4: Aşağıda Belge 5’de yer alan faaliyet takvimine göre 29.05.2009 tarihinde yapılan
toplantıda tutulan, “2. İSTİŞARE TOPLANTI NOTLARI” başlıklı belgede şu ifadeler yer
almaktadır: “8 – FİYAT BİRLİĞİ: Öncelikle müşterinin fiyat sorduğu zaman direkt olarak
%1’lik iskonto’nun düşülerek söylendiğini ve bunun yanlış bir uygulama olduğunu söyledi.
İskonto’nun ise pazarlık yapıldıktan sonra düşülmesinin uygun olacağını ve bu hususta çok
şikayet aldıklarını dile getirdi. Fiyat birliğinin önemini vurgulayan ve avantajlarından
bahseden (…..), Ziyaret etmiş olduğum illerde fiyat birliği yoktu ve esnafın perişanlığına
bizzat şahit oldum dedi. Liste bozulduğu zaman olacaklardan da bahsetti ve geçmiş yıllarda
yaşanan olaylardan örnekler verdi. Listeye uymayıp fiyat kırımı yapan esnaflara da cezai
müeyyide uyguladıklarını da ifade eden (…..) Bu durum artarsa, fiyat kırımı yapan esnafın
isimlerinin alenen açıklanacağını diye ikazda bulundu.”
(21) BELGE 5: 12.02.2010 tarih ve “Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu” başlıklı belgede; “ 12-)
Daha önceleri Dernek tarafından kağıt olarak dağıtılan Bilgi Amaçlı Fiyat listesi, günümüzün
değişen koşullarına bağlı olarak müşterilerimizin bize olan güvenini ve fiyat birliğini
13-10/152-75
4/17
sağlamlaştırmak, hareketli altın fiyatlarını en hızlı biçimde siz değerli esnafımıza bildirmek
üzere…bilgisayarlarınıza yüklenmiştir.” ifadeleri yer almaktadır.
(22) Aynı belgede rastlanılan bir diğer ifade ise; “36-) 16.11.2009 tarihinde esnafımızın
temsilcilerinin katıldığı yemekli toplantıda “Liste birliği” konulu bir toplantı düzelenmiş olup,
fikir alış verişi yapılmış ve çözüm yolları aranmıştır.” şeklindedir.
(23) Yine bu belgede; “41-) Listenin uygulanmasında sıkıntı yaşatan meslektaşlarımız yönetim
kurulumuzca ziyaret edilerek uyarılmış, uyarı sınırını aşmış olan meslektaşlarımıza ceza
uygulanmış ve makbuzları kesilmiştir.” ifadeleri bulunmaktadır.
(24) BELGE 6: 29.03.2010 tarih ve “Kuyumcular Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Özboyacı
Başkanlığında Toplanan Yönetim Kurulu Toplantı Belgeleri” başlıklı belgenin 1.
maddesinde; “(…..) Fiyat kırım tespit timi oluşturacak ve 02.04.2010 günü faaliyete geçecek”
ve 6. maddesinde ise “(…..), esnafın kendisine ulaştırdığı şikâyetlere değindi;
- Kredi kartı ile yapılan taksitli satışlarda liste kırılıyor.
- Primle çalışan elemanlar liste kırıyor.” ifadeleri yer almaktadır.
(25) BELGE 7: 19.04.2010 tarihli “Yönetim Kurulu Toplantısı” başlıklı belgede; “1 – (…..) fiyat
kırımıyla ilgili herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığını dile getirdi. Görevlendirilen kişinin
kılık değiştirerek devam etmesine karar verildi.” ifadelerine rastlanmıştır.
(26) BELGE 8: 10.05.2010 tarihli “Yönetim Kurulu Toplantısı” başlıklı belgede aşağıdaki ifadeler
bulunmaktadır:
“ 2 – Fiyat kırım tespit ekibinin devamına
…
5- Yeraltındaki (…..)’ın çağrılarak fiyat kırımı konusunda uyarılmasına”
(27) BELGE 9: 28.01.2011 tarih ve “Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu” başlıklı belgede;“5-)
Muhtelif tarihlerde esnafımıza gönderilen müşteri kılığındaki şahıslarla fiyat birliği kontrol
edilmiş ve uymayanlara gerekli cezai müeyyide uygulanmıştır.
…
10-) Listenin uygulanmasında sıkıntı yaşatan meslektaşlarımız yönetim kurulumuzca ziyaret
edilerek uyarılmış, uyarı sınırını aşmış olan meslektaşlarımıza ceza uygulanmış ve
makbuzları kesilmiştir.” ifadeleri bulunmaktadır.
(28) BELGE 10: 12.03.2012 tarihli ve “Meslektaşlarımızın Uymak Zorunda Olduğu Hususlar”
başlıklı belgede;
“1 – 22 Ayar bilezik satışlarında en fazla gramda 0,50 TL (50 Krş.) ikram edilebilecektir.
Kapıdan fiyat soran müşteriye indirimli fiyat söylenemeyecektir.
2 – Değiştirmelerde liste tam olarak uygulanacak, herhangi bir ikram yapılmayacaktır.
3 – Fiyat indirimi dışında, başka isimler altında; bil hassa bilezik ve ziynet satışlarını
artırmaya yönelik; İndirim kuponu, hediye çeki, tatil promosyonu ve sair özendirmeler
yapılmayacaktır.
4 – Radyo, gazete, dergi, tv ve benzer mecralarda fiyatlara ve indirimlere yönelik tanıtımlar
yapılmayacaktır. (Firma tanıtımı, adres – telefon bilgileri gibi hususları içeren reklamlar tabii
olarak yapılabilecektir.)
…
6 – Cumhuriyet altın çeşitlerini satarken günlük liste fiyatlarına uyulacaktır. Ancak
derneğimize kayıtlı esnaf aralarında alış ve satışları serbesttir.
13-10/152-75
5/17
7 – Bilezik ve cumhuriyet altınlarının alış ve satışlarında müşteriye indirim yapmıyormuş gibi
göstererek yüzük, küpe ve buna benzer hediyeler verilmeyecektir.
…
12 – Liste fiyatlarının belirlenmesinde dernek yönetim kurulu tam yetkilidir. Esnafımızın
huzur içinde ticaretini yapabilesi için yukarıdaki kararlar tekrar teyit edilmiş olup
güncelleştirilmiştir. Bu kurallara uymak hepimizin vicdani borcudur…
13 – Bu şartlara riayet etmeyen meslektaşlarımıza uygulanacak ceza tutarını belirlemede
dernek yönetimi tam yetkilidir.
YEMİN:
DERNEĞİMİZİN DAĞITMIŞ OLDUĞU LİSTEYİ VE YUKARIDA YAZILI OLAN 13
MADDELİK ANLAŞMA METNİNİ AYNEN VE HİÇBİR NOKSANSIZ YERİNE
GETİRECEĞİME, YANIMDA ÇALIŞAN ORTAĞIM VE BÜTÜN PERSONELİMLE
UYACAĞIMA, NAMUSUM VE ŞEREFİM ÜZERİNE SÖZ VERİYORUM VE YEMİN
EDİYORUM” ifadelerine yer verildiği görülmüştür.
(29) BELGE 11: Anket değerlendirmesi başlıklı belgede; bilezik satış ve hurda alış arasındaki
fiyat farkının, bilezikte değiştirme farkının, değiştirme ara farkının ve ziynet ara farklarının
kaç TL olması gerektiğine yönelik bir anket yapıldığı görülmektedir. Belgenin ankete katılan
üyeler tarafından ‘önerilerin ortaya konulduğu yapılan yorumlar’ başlıklı kısmında;
(30) “(…..)
Esnafımız hiç duyarlı değil. Herkes kendini düşünür oldu. Tabiri caizse liste kırma işi
çığrından çıktı. Bu konuda hepimizin duyarlı olması lazım ve bu kişilerin tespit edilmesi için
el birliği olmak gerekir. Ayrıca listeye uymayan esnafın yüksek bir rakamla para cezasına
çarptırılması görüşündeyim.”
(31) “(…..)
Tüm meslektaşların bir ağız olması, hurdayı almayacaksa kimseye yüksek fiyat vermesin.
Satışın ise elinde olmayan malzeme için düşük fiyat vermesin.”
(32) “(…..)
Fiyat bozulmaması için daha sıkı denetim ve cezaların artırılması…”
(33) “(…..)
Sıkı denetim yapılması. Esnaf ziyareti yapılıp listenin öneminin anlatılması ve rekabetin zor
ve kazançsız bir iş olduğunun anlatılması. Kırdığı her fiyattan diğer arkadaşlarından
çaldığının anlatılması.”
(34) “(…..)
%1’lik iskonto oranının kaldırılması, ziynette olduğu gibi tek fiyat uygulanması daha iyi olur.”
(35) “(…..)
Şu an günümüz Türkiyesinde olduğu gibi Konyamız da ve sarraf meslektaşlarımızda (kendi
aralarında ve dernekle olan ilişkilerinde) bazı meslektaşlarımıza dokunamıyor, laf bile
söyleyemiyor. A yada B sarraf listeyi bozuyor ve hiçbir uyarı almıyor. Öncelikle çifte
standartın bir an önce kaldırılmasını istiyoruz. Herkesin eşit olduğunu görmek istiyoruz.
Ayrıcalıklar ortadan kalktığı zaman eminim ki diğer arkadaşlar da liste konusunda daha
duyarlı olacaklardır.”
(36) “(…..)
İkram sistemi kaldırılsın. Müşteriye KDV’li fiyat söylenip sadece KDV ikram edilsin…”
(37) “(…..)
13-10/152-75
6/17
Esnaflar grup grup çağrılarak ve kameraya kaydedilerek kendisi ve yanında çalışanlarda
Kuran’a el basarak yemin etsin. İş yeri sahibi her şeyden sorumlu tutulsun. Cezalar 500$’dan
başlasın.”
(38) “(…..)
Cezalar 10.000 TL’ye çıkarılsın.”
(39) “(…..)
Fiyat listesini bozanlar deşifre edilsin”
(40) “(…..)
Fiyat kırım tespit timi oluşturulsun. Kıranlar deşifre edilsin.”
(41) “(…..)
…Fiyatların bozulmaması için ise bozanlara yapacak pek bir şey yok. Bozanlar belli.
Yaptırım olaraksa ceza ve ayrıca esnaflara kişiyi kağıt dağıtmakla tehdit edebilirsiniz.
Bozanların reklamını yapın.”
(42) “(…..)
Daha caydırıcı cezaların kararlılıkla uygulanması.”
(43) “(…..)
Herkes listeye saygılı olacak…”
(44) “(…..)
…Listeyi kıranlar deşifre edilsin.”
(45) “(…..)
Fiyat kıranlar deşifre edilsin.”
(46) “(…..)
Taksitli kredi kartı satışı normal liste fiyatından satılmasın, bu bir rekabettir.”
(47) “(…..)
Esnaftan imzalı belge yani fiyatı bozduklarının tespiti halinde vukuu bulacak, hakkında
uygulanarak yaptırım ve cezayı şimdiden kabul ederim gibi bir imzalı belge alınması ve
cezanın artırılması.”
(48) “(…..)
Fiyat kırımı yapanlar deşifre edilsin.”
(49) “(…..)
Fiyat kırınlar ifşa edilsin.”
(50) “(…..)
Belli bir müddet gram başı 1,5 TK kar kalacak şekilde liste ayarlansın.”
(51) “(…..)
Gram başı 1,5 TK kar kalacak şekilde liste ayarlansın.”
(52) “(…..)
Fiyat kırım tespit timi oluşturulsun.”
13-10/152-75
7/17
(53) “(…..)
Tekrardan yemin edilsin. Kırım yapanlar deşifre edilsin.” ifadelerine yer verildiği görülmüştür.
(54) BELGE 12: Tarih ve başlık kaydı bulunmayan, zamanın Dernek Başkanı’nın üyelere
açıklamalarını içeren belgede şu ifadeler yer almaktadır: “…görüştüğümüz bütün iller
Konya’nın liste uyumunu sordular, anlatmaya çalıştık. Ama şunu gördük ve anladık. Kayseri
bizi örnek aldığını ve şimdi çok güzel çalıştıklarını anlattılar. Doğruydu, vitrinlerden de
belliydi. Diğer illerin bazıları da iyi olduğunu anlatsalar da öylesine. Fakat listesi olmayan
bütün illeri sabahlara kadar dinlesen perişanlıklarını anlattılar. Mesleğimiz adına içler acısı
bir durum. Biz geldiğimizin üçüncü gününden itibaren şikayetleri sabırla dinledik, dinlemeye
de devam edeceğiz. Ama şunu gördüm. Derneğe yardımcı olan, destek olan hiç kimse yok.
Olsun, biz işimize bakıyoruz. Şikayetlerimizin başında Liste, çantacı, taksit, toptancı ama
sorunların başında liste uyumu başta geliyor. Geldiğimiz günden beri fiyatları çekin yoksa
biz çekeceğiz diye şikayetleri dinledik. Bunlardan bazıları listenin çok bozulduğunu, hiçbir
esnafın müşterisinin fiyat sorduktan sonra gelmediğini ve buna benzer şikayetler.
Araştırıyoruz doğruydu, inanamayacağınız işlerle ve olaylarla karşılaşıyoruz. Bu arada
bilezik fiyatını çektik. Bu olmadı, zıynetleri de çek. Ne olacaksa anlayamadım. Yani böyle
durumda bile liste hala allak bullak olmaya devam ediyor. Bir müddet sonra aynı kişiler, bu
fiyata mal mı satılır demeye başladılar. Peki ne yapalım, sen listeyi eski haline getir. Bozan
bozsun. Peki çözüm getirin diye söylediğimde, çözüm yok. Sen başkansın çözümü de sen
bul. Arkadaşlar yemin ederim geldiğim günden beri gördüğüm şu. Birbirimizin ekmeğiyle
oynamak, neyi paylaşamıyoruz anlayamadım. Helal haram kalmamış. Edilen yeminler Allah
korusun yerlerde sürünüyor. Ne olur liste eski haline gelse, herkes kısmetine göre
alışverişini yapsa. ONS’un böyle çalkantılı olduğu bir zamanda 3-5 kuruş kazansak, ama
yok. Bozmak için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.”
(55) BELGE 13: Kuyumcu Tamir ve Fiyat Listesi başlıklı, Dernek Başkan ve Başkan Yardımcısı
imzalı belgede altın ve gümüş ürünlerine ait çeşitli tamir, bakım ve işçilik ücretlerine yer
verilmekte olup, 01.07.2011 tarihinden itibaren geçerli olacağı belirtilen listede; “ Şayet bu
listeye uyulmadığı takdirde gereken idari ceza uygulanacaktır.” ifadelerine yer verilmiştir.
(56) BELGE 14: Esnafımızın Dikkatine başlıklı belgede; “Birlik ve beraberliğimizin değişmez
temel kuralı olan tavsiye edilen fiyat birliği hususunda daha önce tartışmalara yol açan 22
ayar ürünlere ziynetlere ve külçe altına taksit yapmak, fiyat kırmaktır diyen birtakım esnaf
grubundan gelen şikayetler neticesinde bu konuyu değerlendirdik. 22 ayar ürünlere taksit
yapan esnaflarımızı belirleyerek, dernek binasında toplantılar yaptık. Yapılan görüşmeler
neticesinde 22 ayar ürünlere taksit yapan esnafın gram bazında fark laması kararı çıktı.
Yönetim kurulu olarak yaptığımız toplantıda alınacak oranla ilgili nihai kararımızı sizinle
paylaşarak, bu günden sonra yapacağımız alışverişlerde bu hususa dikkat etmenizi önemle
rica ederiz. Bu karara uyulmaması fiyat kırmakla doğru orantılıdır. Tavsiye edilen fiyat
birliğimizin, birlik ve beraberliğimizin sağlıklı bir şekilde devam etmesi ticaretimizin
düzgünlüğüyle mümkün olacaktır. Konuya göstereceğiniz hassasiyete teşekkür eder, hayırlı
işler dileriz.” ifadelerine yer verilmiştir.
(57) Bu ifadelere ek olarak belgede kredi kartı ile yapılacak satışlarda uygulanacak farklar ürün
bazında gösterilmekte ve örneklerle açıklanmaktadır.
(58) BELGE 15: 2010 Genel Kurul Dilek ve Temenniler başlıklı belgede üyelerin; “(…..):
…Listeye sahip çıkılması
(…..): Bilezik fiyatlarının düşük tutulmasının sebebini fiyat kırımlarına bağlayan Yaşamış,
istenirse yükseltilebileceğini ifade etti.
13-10/152-75
8/17
(…..): Fiyatların kış aylarında düşük tutulmasını desteklediğini ifade etti.” ifadeleri yer
almaktadır.
(59) BELGE 16: 11.02.2008 tarihli Faaliyet Raporu başlıklı belgede; “Demokratik hukuk devleti
çerçevesinde anayasal kuruluşlardan bir tanesi de Rekabet Kurulu’dur. Malumlarınız olduğu
vecihle bu kurul Serbest Piyasa ekonomisi koşulları içerisinde her türlü sabit fiyatı
yasaklamaktadır.
Bu şartlar çerçevesinde derneğimiz, üyelerimize hizmetin en iyisini vermek üzere var
gücüyle çalışmıştır. Belirlenen tavsiye niteliğindeki listeyi çok az sayıda da olsa bazı
üyelerimiz bozmaktadır. Bu durum değerli esnafımızın güvenirliliğini sarsmaktadır.” ifadeleri
yer almaktadır.
(60) BELGE 17: Yapılan tavsiye ve yorumlar başlıklı bir diğer belgede;
“…Fiyat listelerini delen arkadaşlara daha caydırıcı cezalar uygulanmalı. Onlarla mücadele
edilmeli. Şimdiye kadar gerekli önemin gösterilmediğini düşünüyorum.
…Yapmış olduğunuz bu anket esnaflar arasındaki fiyat birliği bakımından çok önemli, lakin
bu anketteki uygulamalara geçilmeden önce yapacağınız ve mevcut olan listeye uymayan
[……….]’e karşı bir önlem almanız gerektiğini düşünüyorum.”
(61) (…..): Fiat listesinin bozulmadan daha sadık bir şekilde devam edilmesini diliyorum.
(…..): Liste fiatı değişimleri daha hızlı olmalı. 22 ayar bilezik satış fiyatının %1 lik iskontolu
fiatı listeye ilave edilmeli. Müşteriye herkes aynı fiyatı vermeli.
(…..): Listeyi bozan arkadaşların uyarılmasını istiyoruz. Uyarılmayacak ise bizde o
arkadaşlar gibi fiyatı düşürebilirmiyiz.
(…..): Listeyi bozanların daha fazla gözetimden geçirilmesi ve dikkat edilmesi, cezanın
artırılıp müsaade edilmemesi ve gayret gösterilmesini, sıkı takip edilmesi ve esnafın bunu
önemsemesi.
(…..): Fiat listesi çıkan fiata göre en hızlı şekilde değiştirilmesini. Listenin herkes tarafından
uyulması ve listenin bozulmasına imkan tanınmaması.
(…..): Dernek liste fiyatlarını bozan esnafa caydırıcı ceza uygulansın. Gerekirse herkesden
senet gibi yaptırımı olacak bir şeyler düşünülsün. İşçilikli mamullerde ortak bir noktada
ayarlanıp liste fiatıyla satılsın.
(…..): Bütün esnaf tarafından %1 lik indirime tam uyulmasını talep ediyoruz. Bu kuralın bazı
hem de büyük esnaflar tarafından uyulmadığını müşahede ediyoruz. Uymayanlara
müeyyide uygulanmasını talep ediyoruz.
(…..): Konyamız da dağıtılmış olan ve sabitlenmiş fiat anlaşmasına herkesin kayıtsız şartsız
uymasına, esnaflar arasında olan diyaloglarımızda vede müşterilere karşı olan
saygınlığımızı ve güvenimizin sarsılmamasını temenni ederiz.
(…..): Lütfen dikkat edelim listeyi bozdurmamaya çalışalım. Esnaf arkadaşlarımızı sıkı
denetleyelim.
(…..): …Liste fiatlarına riayet etmeyen meslektaşlarımız vardır. Bu konunun üstüne
hassasiyetle gidilmesi.
(…..): Listeye kesinlikle çoğu esnaf arkadaş uymuyor.
(…..): Esnaflarımızın liste birliği sağlanmalı, aralıklarla geniş yazılı ve sözlü istişare
yapılmalı. Fiat dengesizliklerine dernek hemen müdahale etmelidir.
(…..): Ziynetteki tek fiyat aynen devam etmesin. Eski tarihli ziynetler içinde ayrı fiyat
uygulansın.
(…..): Fiat listesinin bozulmaması ve korunması.
(…..): Lütfen listeye uyulması konusunda ciddi yaptırımlar getirilsin ve bu konuda esnafa
gerekli bilgi verilsin.
(…..): Listeye uyum konusunda daha ciddi takip ve yaptırımlarınızı bekliyoruz.
13-10/152-75
9/17
(…..): Listeye herkesin uyması kesinlikle sağlanmalı. Listeye uymayanlara cezai müeyyide
uygulanmalı. Has fiyatı yükseldiğinde hemen bildirilmeli. Pazar günleri satış yapılmasın,
engellenmeli.
(…..): Her şeyden öncelikle liste delinmesine tedbir alınmasıdır. Listeyi delenlere para
cezası uygulanmalı. Gerekirse herkesten açık senet alınmalı. Topluca toplanıp listeye sadık
kalınmasını resmi olarak belgelenmelidir.
(…..): Elektronik fiyat listeleri her sarrafın vitrininde olursa ve fiyatlar da sabit olup iskonto
kaldırılırsa müşteriler fiat araştırması yapmazlar, pazarlık etmezler. Bu durum mesleğimizin
itibarı için çok önemli. Tek fiyat olmalı, gerekirse toplamdan küçük küsüratlar kaldırılabilir.
(…..): Liste fiyatlarının kırılmasına karşın tedbirlerin artırılması ve zamanında liste
değişikliğinin yapılması.
(…..): Listenin bozulmaması için yaptırım gücü daha iyi olması ve daha sıkı denetlenip takip
edilmesi. Listeyi bozanların tespit edilip, liste yapılıp esnaf arkadaşlara teşhir edilmesi.
(…..): …Listenin öneminin anlaşılması için kar oranlarımızı geçici olarak düşürelim. Mesela
bu yıl satışlarımızı düşük bir fiyat ayarlaması ile yapalım. Kar düşük olunca esnaf listeyi
bozamaz. Ayrıca bozulan listeden çok zarar göreceğini anlar ve listesine sahip çıkar. Ama
liste yüksek olursa yani esnaflar bunu suistimal ediyor, düşük fiata altın satılıyor. Biliniyor
ama derneğin yaptırım gücü olmayınca bir şey yapılamıyor. Buda art niyetli arkadaşların
işine geliyor.” ifadeleri yer almaktadır.
(62) BELGE 18: Tarih ve başlık bulunmayan ve el ile yazılmış belgede;
“ 10’ar-15’er kişilik gruplar kurularak esnafın birbirini denetlemesi sağlanabilir
Liste eski haline getirilsin, yeminini satan satsın
5.000 $’lık senetlerin tüm üyelerden alınması
10 kişilik bir ekip kurularak liste delmelerin ve bu hataların cezalandırılmasının bu ekipçe
takip edilmesi, alınacak ceza senetlerinin de bu ekip tarafından toplanması.” ifadeleri
bulunmaktadır.
(63) BELGE 19 ve BELGE 20: Ayrıca yapılan incelemede elde edilen ve Dernek tarafından tahsil
edilen tutarları gösteren makbuzlarda “teberru” adı altında (…..)’ün yetkilisi (…..)’tan 460,00
TL ve (…..)’ın yetkilisi (…..)’dan 480,00 TL tutarında tahsilat yapıldığı görülmektedir.
I.3.2. Yapılan Görüşmeler
I.3.2.1. Dernek Başkanı Mustafa Dolmacı ile Yapılan Görüşme
(64) 30.04.2012 tarihinde Dernek Başkanı Mustafa Dolmacı ile yapılan görüşmede aşağıda yer
verilen hususlar ifade edilmiştir:
“Dernek’in uygulamaları tüketicilerin, kuyumcuların ve tamir işlerini gerçekleştiren esnafın
haklarını korumaya yöneliktir. Konya’da faaliyet gösteren bazı esnaflar altının ayarını
değiştiriyor ama fiyatını daha yüksek bir ayar üzerinden belirleyebiliyor.
Has altın işlenmemiş külçe altındır ve bunlar 0,50 ramdan başlayarak 1 gram, 2,5 gram, 5
gram, 10 gram, 20 gram, 50 gram, 100 gram, 500 gram ve 1000 gram olarak poşetlenmiş
halde sertifikalı olarak satılıyorlar.
Altın fiyatları İstanbul Altın Borsası ve Kapalı Çarşı’da belirleniyor ve bunlara işçilik fiyatları
da eklenerek liste fiyatları oluşturuluyor. Dernek tarafından sadece 22 ayar bileziklerin
tavsiye edilen satış fiyatları belirleniyor; bunun dışındaki herhangi bir ürüne yönelik böyle bir
uygulama mevcut değil. 22 ayar bilezik 916 milyemdir. Ancak satış fiyatları maliyet kalemleri
ve kar oranı da eklenerek 940 milyem üzerinden hesaplanır.
Konya’da şu an 18 adet imalatçı atölye bulunmaktadır. Ancak kuyumcular sadece burada
yer alan atölyelerle değil, diğer şehirlerde bulunan atölyelerle de çalışabiliyorlar. Piyasada
13-10/152-75
10/17
ayrıca “çantacı” olarak nitelendirilen il dışından gelen toptancılar da faaliyet gösteriyor.
Ancak bu kişilerin önce Dernek’e gelerek ayar ölçümü yaptırmaları gerekiyor.
Daha önceden esnafın kendi arasında toplanıp oluşturduğu “fiyat kurum tespit timi” gibi bir
ekip vardı ve bu kişiler müşteri kılığında kuyumcuları geziyorlardı. Ancak şu an böyle bir ekip
bulunmuyor. Ben göreve geldiğimden beri ne bir tespit timi oluşturulmuş ne de bu yönde bir
denetim yapılmıştır.”
I.3.2.2. Çavuşoğlu Sarraf ile Yapılan Görüşme
(65) 01.05.2012 tarihinde Sarraf Çavuşoğlu’nun yetkilisi Ömer Çavuşoğlu tarafından aşağıda
sunulan hususlar beyan edilmiştir:
“Dernek liste satış fiyatlarını yayınlıyor ve bu fiyatlara uyulmasını öneriyor. Bunlar sadece
toplantılarda konuşuluyor. Ancak bu fiyatlara uyulmuyor. Büyük hacimlerle çalışan firmalar
bu fiyatlara uymuyor ya da başka promosyonlar uyguluyorlar. Bu fiyatlara uyulmaması
durumunda derneğin herhangi bir yaptırımı ya da uygulaması yok.”
I.3.2.3. Sarraf Onur ile Yapılan Görüşme
(66) 01.05.2012 tarihinde Sarraf Onur’un yetkilisi Metin Nurügengi tarafından aşağıda sunulan
hususlar beyan edilmiştir:
“Dernek’in uygulamış olduğu liste fiyatı sistemi sadece bilgi amaçlı bir uygulama. Bu fiyatlara
uyulması konusunda kuyumcuların zorlanması mümkün değil. Bu liste uygulaması hem
müşterileri bilgilendiriyor hem de esnaf olarak bize de faydası oluyor.
Alış fiyatlarımızı atölyecilerin bizden alış fiyatlarına göre belirliyoruz. Atölyeci bizden ürünü
912-913 milyem civarından alıyor ve ortalama 928 milyemden satıyor. Biz de müşterilere
940 milyemden satış gerçekleştiriyoruz.
Şu an gramda (…..)TL gibi bir tutar kar olarak kalıyor.”
I.3.2.4. Altınkaynak Mücevherat A.Ş. ile Yapılan Görüşme
(67) 01.05.2012 tarihinde Altınkaynak Mücevherat A.Ş.’nin yetkilisi Satılmış Kozan tarafından
aşağıda sunulan hususlar beyan edilmiştir:
“Bizim yaptığımız altın satışlarında müşterilerin ödeme şekline göre indirim uyguluyoruz.
Bugünün değerine baktığımızda 22 ayarın gram satış fiyatının (…..)TL olduğunu görüyoruz.
Eğer müşteri kredi kartı ile tek çekim şeklinde alırsa gramın fiyatını (…..)TL’ye peşin alırsa
(…..)TL’ye kadar indiriyoruz. Ama müşterilerin alım miktarına göre farklı indirim oranları
uygulayabiliyoruz. Altın alışlarında ise gram fiyatı (…..)ile (…..)TL arasında değişiyor. Alım
fiyatının hesaplanmasında İstanbul Altın Borsası’nda 24 ayar altın fiyatı 912 gram baz
alınarak hesaplanıyor.”
I.3.2.5. Sarraf Başak ile Yapılan Görüşme
(68) 01.05.2012 tarihinde Konya Sarraf Başak Kuyumculuk ve Mücevherat yetkilisi Adem Atar
tarafından aşağıda sunulan hususlar beyan edilmiştir:
“Dernek’in belirlediği liste fiyatlarına uyulmadığı zaman herhangi bir yaptırım veya ceza
uygulanmıyor. Biz kendi maliyet kalemlerimizi göz önünde bulundurarak bu liste fiyatının
altında ya da üstündeki fiyatlara alış ve satış gerçekleştirebiliyoruz. Dernek’in yayınladığı
liste fiyatı uygulaması müşterilerin ve kuyumcuların menfaatine olan bir uygulama.
Biz borsalardaki yaşanan gelişmeleri güncel olarak takip edip alış ve satış fiyatlarımızı
belirliyoruz. Ancak bütün kuyumcuların böyle bir imkânı olmayabiliyor. Dernek’in uygulaması
bu yönden yararlı bir uygulama.”
13-10/152-75
11/17
I.3.2.6. Sarraf Yaşarlar ile Yapılan Görüşme
(69) 01.05.2012 tarihinde Sarraf Yaşarlar’ın yetkilisi Kahraman Veziroğlu tarafından; “Müşteriden
alınan hurda fiyatı, çalıştığımız toptancının internet sitesinde yayınlanan fiyata göre
belirleniyor. Üzerine herhangi bir kar marjı eklemiyoruz. Şu an gramında (…..) TL gibi bir
tutar ödeniyor. Dernek, liste fiyatlarına uyulması için yıllardır toplantı yapıyor ve bu fiyatlara
uyulması için yemin ediliyor. Ancak bu fiyatlara uyulmuyor. Farklı fiyatlarla alış ve satış
gerçekleştiriliyor.” hususları beyan edilmiştir.
I.3.2.7. Keleş Kuyumculuk ile Yapılan Görüşme
(70) 01.05.2012 tarihinde Keleş Kuyumculuk’un yetkilisi Ali Keleş tarafından; “Dernek’in bir liste
fiyatı uygulaması var. Ama bu liste fiyatlarına uyulmuyor. Biz alış ve satış fiyatlarımızı
kendimiz belirliyoruz. Dernek’in bu fiyatlara uyulması hususunda kuyumculara herhangi bir
baskısı ya da zorlaması yok. Tam tersine derneğin faaliyetlerinin faydalı olduğunu
düşünüyorum. Dernek’in liste fiyatlarına uyulmadığı zaman herhangi bir ceza uygulandığını
duymadım.” hususları beyan edilmiştir.
I.3.2.8. Kiraz Altın ile Yapılan Görüşme
(71) 01.05.2012 tarihinde Kiraz Altın ve Kuyumculuk’un yetkilisi İzzet Kiraz tarafından; “Biz alış
ve satış fiyatlarımızı kendimiz belirliyoruz. Dernek’in yayınladığı fiyat listelerine pek
uyulmuyor. Bu fiyatlara uyulması için de herhangi bir zorlama ya da yaptırım söz konusu
değil. Alış fiyatlarımızı internet sitelerinden takip ederek belirliyoruz.” hususları beyan
edilmiştir.
I.3.2.9. Baki Kuyumculuk ile Yapılan Görüşme
(72) 01.05.2012 tarihinde Baki Kuyumculuk’un yetkilisi Arif Oğraş tarafından; “Dernek’in
belirlediği liste fiyatları tavsiye niteliğindedir. Bu listeye uymak zorunlu değil. Biz farklı
fiyatlarla alım ve satış işlemleri yapabiliyoruz. Dernek’in belirlediği liste fiyatı tüketiciyi
korumak amacıyla fiyatları düşük tutmak için oluşturulmuştur. Mağazamıza bugüne kadar
bu fiyatlara uyulmadığı için bir ceza kesilmedi. Ayrıca 7 yıldır mağazamızın reklamlarını
yaptırabiliyoruz. Bu konuda herhangi bir zorlukla karşılaşmadık.” hususları beyan edilmiştir.
I.3.2.10 Sarraf Çeliksürer ile Yapılan Görüşme
(73) 01.05.2012 tarihinde Sarraf Çeliksürer’in yetkilisi Ahmet Yüksel Çeliksürer tarafından
aşağıda sunulan hususlar beyan edilmiştir:
“Dernek tarafından tavsiye edilen bir liste fiyatı var. Ancak biz kendi durumumuza göre zarar
etmemek şartıyla farklı fiyatlarla satış yapabiliyoruz. Dernek’in yayınladığı fiyatlar her zaman
bizim için uygun olmuyor. Bu durumda farklı fiyatlarla alış ve satış işlemleri yapıyoruz. Söz
konusu liste fiyatlarından farklı fiyatlarla satış yapıldığı zaman herhangi bir ceza uygulaması
söz konusu değil.
Dernek’in bize en büyük yararı ürünlerin ayar kontrolünü yaparak, düşük ayarlarda ürünlerin
satışını engellemek. Böylece Konya’daki kuyumcuların zarar görmesi önleniyor.”
I.3.2.11. Negaş Kuyumculuk ile Yapılan Görüşme
(74) 01.05.2012 tarihinde Negaş Kuyumculuk’un yetkilisi Gürman Alan tarafından aşağıda
sunulan hususlar ifade edilmiştir:
13-10/152-75
12/17
“Kuyumculardan aldığımız ürünlere verdiğimiz fiyatlar, ürünün özelliklerine (fire oranı,
üzerinde kaynak olup olmaması, temiz olması vb.) göre milyemi ayarlanarak belirlenir.
Üretimi gerçekleştirilen yeni ürünlerin milyemi, alınan ürüne gerekiyorsa has altın eklenerek
ayarlanır. Altın üretiminde işlenmek üzere alınan altın fiyatı, ürünün özelliği ve işçiliği gibi
unsurlardan oluşan maliyet kalemlerini belirlemek çok zordur. Ayrıca altının satış fiyatının
da sürekli değişim içinde olması maliyet belirlemeyi zorlaştırır.
Dernek, iş yoğunluğuna göre ürünlerimizin ayar kontrolünü yapar.”
I.3.2.12. Özboyacı Altın ile Yapılan Görüşme
(75) 02.05.2012 tarihinde Konya İli, Özboyacı Altın’ın yetkilisi ve aynı zamanda Dernek eski
başkanı Ziya Özboyacı ile yapılan görüşmede aşağıda sunulan ifadelere yer verilmiştir;
“Altın sektörü çok hassas ve insanların fiyat, ayar ve gram olarak en çok aldatıldığı
sektörlerden birisi. Ayrıca esnaflar dahil herkesin aynı bilgi düzeyine sahip olmaması da
piyasadaki aldatılma olaylarının artmasına neden olmaktadır.
1985 yılına kadar Dernek kurulmadan önce Konya’da esnafın müşteriyi aldatmaması için
gayri resmi bir sistem vardı. Ancak o yıllarda teknoloji çok fazla gelişmiş değildi ve
piyasadaki malların kontrolü çok rahat yapılamıyordu. Gayri resmi olan organizasyonun
olduğu dönemde yapılan denetimlerde 22 ayar olması gereken bileziklerin esnaflarda 18,
20, 21 yarlarda olduğu tespit edildi. Bu nedenle altın sektörüne yönelik ürünlerin ayarlarının
çok sıkı bir denetime tutulması gerekiyor. Dernek’in de en çok üzerinde durduğu konu bu
denetime yöneliktir. Mevcut durumda ise gelişen teknoloji ile birlikte birkaç saat içerisinde
çok rahatlıkla ürünlerin ayar kontrolü yapılabiliyor. Esnaftan ve atölyelerden örnek mallar
alınıyor ve ayar evlerinde bunların kontrolü yaptırılıyor. Bu denetimler sayesinde düşük
ayarlı ürünlerin önlenmesi sağlandı.
Dernek’in uygulaması olan dijital ekranlarda yer alan liste fiyatlarından önce kağıt olarak
dağıtılan liste fiyatları vardı. Bu listelere öneri niteliğindeydi ve bunlara uyulması için
herhangi bir zorlama veya baskı hiçbir zaman yapılmadı. Bu liste fiyatları hem esnafın hem
de müşterinin bilgilendirilmesi için oluşturuldu.
Esnafa bakıldığında bilgisayar kullananların oranı en fazla %10 civarındadır ve sadece bu
oranda esnaf internete sürekli erişim sağlayarak piyasa bilgilerine erişebilmektedir.
Dernek’in dijital ekran uygulaması ile piyasaların takibi ile gerekli bilgilere esnafın ulaşması
sağlanmaktadır. Yayınlanan liste fiyatları sadece Konya’da birlik ve beraberliği sağlamak,
müşterilerin ve esnafın menfaatini korumak amacıyla kurulmuş ve uygulanmıştır. Ancak
yayınlanan alış ve satış fiyatları hiçbir zaman dayatma niteliği taşımamıştır.
Yapılan incelemelerde bulunan belgelerde yer alan bağışlar ise düşük ayarlı altınların tespit
edilmesi ve müşteriyi aldatıcı fiyatlardan satış yapılması durumunda gerçekleştirilmiştir.
Ayrıca bu bağışlar da hiçbir şekilde zorla alınmamıştır.”
I.4. Tarafın Savunmaları ve Savunmaların Değerlendirilmesi
I.4.1. Dernek’in 4054 sayılı Kanun Kapsamında Teşebbüs Niteliğinin Olmadığına
İlişkin Savunmanın Değerlendirilmesi
(76) Tarafın savunmasında öne çıkan ilk husus, Dernek’in teşebbüs ya da teşebbüs birliği niteliği
taşımadığına; dolayısıyla 4054 sayılı kanun kapsamında değerlendirilemeyeceğine
ilişkindir. Tarafın bu savunmasına dayanak oluşturan temel sav, Dernek’in kar amacı
gütmeyen bir tüzel kişilik olmasıdır.
(77) 4054 sayılı Kanun’un tanımlar başlıklı 3. maddesinde teşebbüs birliğinin tanımı
“Teşebbüslerin belirli amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzel kişiliği haiz ya da tüzel kişiliği
olmayan her türlü birlikler” olarak verilmekte, teşebbüsler tarafından oluşturulan birlikteliğin,
13-10/152-75
13/17
teşebbüs birliği olarak değerlendirilmesi için kar amacı gütme koşulu aranmamaktadır.
Nitekim daha önce 16.12.2010 tarih ve 10-78/1616-620 sayılı Kurul kararında, karara konu
derneklerin 4054 sayılı Kanun karşısındaki konumları incelenirken; “…Derneklerin
oluşumunda ticari bir amacın güdülmemesi ya da ticari ya da ekonomik bir faaliyet içerisinde
bulunulmaması derneklerin teşebbüs birliği olarak nitelendirilmesine engel teşkil
etmemektedir. Bu nedenle üyelerinin ticari kararlarını etkileyen oluşumlar tüzel kişiliği olup
olmadığına bakılmaksızın rekabet hukuku kapsamındaki fiillerinden sorumlu olacaklardır.”
değerlendirmesi yapılmıştır.
(78) Benzer nitelikte sav başka bir dosyada da ileri sürülmüş ve Reklamcılar Derneği'nin 1995-
2001 döneminde her altı ayda bir güncelleyerek yayınladığı taban fiyat listesi uygulamasıyla
4054 sayılı Kanun'u ihlal ettiği iddiasına ilişkin olarak alınan, davacıya para cezası verilmesi
hakkındaki 02.08.2007 tarih ve 07-63/782-287 sayılı Kurul kararının iptali istemiyle dava
açılmıştır. Söz konusu dava sonucunda Danıştay, “Reklamcılar Derneği'nin 1995-2001
döneminde her altı ayda bir güncelleyerek yayınladığı taban fiyat listesi uygulamasıyla;
yayınlanan taban fiyat listesinin, bağlayıcılığı olmasa da piyasaya fiyatlarının ne yönde
oluşması gerektiği yönünde belirleyici bir unsur olduğunun kabul edilmesi gerekmekte olup,
bu eylemin açıkça 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan ‘rekabeti engelleme, bozma
ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan
teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve
eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır’ kuralını ihlâl ettiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde
hukuka aykırılık bulunmamaktadır.” şeklinde karar almıştır.
(79) Yukarıda yer verilen Kurul kararlarında yapılan bu tür “derneklerin teşebbüs birliği niteliğinde
oldukları ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edecek eylem ve davranışlarda
bulundukları” yönündeki değerlendirmelerin Danıştay tarafından hukuka aykırı bulunmadığı
görülmektedir. Dolayısıyla ilgili Dernek’in teşebbüs veya teşebbüs birliği olmadığı yönündeki
savunmanın kabul edilmesi mümkün değildir.
I.4.2. Soruşturma Açılmasına Dayanak Oluşturan Belgelerin İmzasız, Bağlayıcılığı ve
Uygulaması Olmayan Belgeler Olması Sebebiyle Delil Niteliği Taşımadıklarına Yönelik
Savunma
(80) Rekabet hukuku kapsamında ihlal niteliği taşıyan anlaşma kavramı rakip teşebbüsler
arasında gerçekleştirilen bir uzlaşma türü olarak nitelendirilmektedir. Gerek Türkiye gerekse
mehaz mevzuat uygulamaları ve literatür incelendiğinde ise anlaşma kavramının hukukun
diğer alanlarında düzenlenen hukuki işlemlere nazaran daha geniş yorumlandığı görülebilir.
Nitekim 4054 sayılı Kanun’un 4. madde gerekçesinde belirtildiği üzere; anlaşmanın varlığı
için tarafların kendilerini bağlı hissettikleri herhangi bir uzlaşma ya da uyuşmanın mevcut
olması yeterlidir. Bu çerçevede yazılı, sözlü, sarih veya zımni herhangi bir suretle taraf
iradelerin uyuşması yeterli olmakta; anlaşmanın kurulması bakımından ilave bir geçerlilik
şartı aranmamaktadır. İhlalin tespitinde şekil şartlarına uygunluğunun aranmaması
sebebiyle, rakipler arasında anlaşma sağlandığını ortaya koyan belgelerin imzalı olup
olmadığı yahut görüşmeye/toplantıya katılan şahsın teşebbüsü temsile yetkili olup olmadığı
hususları, teşebbüsün ihlalden dolayı sorumlu tutulabilmesi bakımından önem
taşımamaktadır.
13-10/152-75
14/17
J. GEREKÇE ve HUKUKİ DAYANAK
(81) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca, “belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan
veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu
etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte olan anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği
kararları” hukuka aykırıdır.
(82) Önaraştırma ve soruşturma döneminde elde edilen belgeler değerlendirildiğinde, birçok
belgede her bir altın türü için alış ve satış fiyatlarının belirlenmeye çalışıldığı açıkça
görülmektedir. Süreçte elde edilen belgelerden eyleme ilişkin kesin bir başlangıç tarihi tespit
etmek mümkün olmamakla birlikte 2008 ve 2009 yıllarında Dernek’in altın alış ve satış
fiyatlarını belirleme yönünde faaliyetleri olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim 2009 tarihli BELGE
3 incelendiğinde, dönemin Dernek başkanı tarafından fiyat birliği ve ayar konusunda
Konya’nın diğer illerle mukayesesinin yapıldığı ve Konya’nın bu konuda en iyi birkaç ilden
biri olduğu sonucuna varıldığı göze çarpmaktadır. Dolayısıyla bu tarihte Dernek tarafından
fiyat birliğinin sağlanmasına yönelik iradenin halihazırda hayata geçmiş olduğu ve Dernek
başkanının ifadesiyle “başarıyla uygulandığı” tespitinin yapılabileceği değerlendirilmiştir.
Belgeler incelendiğinde eylemin sona erişine ilişkin kesin bir tarih belirlenememekle birlikte
en yakın tarihli belge olan BELGE 10’un 2012 yılı Mart ayı tarihli olması sebebiyle eylemin
2012 yılı ilk çeyreğine kadar devam ettiğinin varsayılabileceği ancak, eylemlerin bir önceki
Dernek yönetimi döneminde yoğunlaştığı tespit edilmiştir.
(83) Dosya sürecinde elde edilen belgeler incelendiğinde Dernek’in ürün alış ve satış fiyatlarını
tespit etmek üzere tavsiye başlıklı bir fiyat listesi yayımladığı ancak ismi tavsiye olsa da bu
listedeki fiyatlara uymayan üyelere Dernek tarafından birtakım müeyyideler uygulandığı
görülmektedir. Dolayısıyla kimi zaman tavsiye kimi zaman bilgi amaçlı fiyat listesi olarak
adlandırılan bu listenin fiyat tespitine yönelik bir araç olduğu anlaşılmaktadır. Yayımlanan
bu listenin ismiyle müsemma olmayıp tavsiye niteliğinin ötesine geçtiğini gösteren
belgelerden biri BELGE 16’dır. Belgede yer alan ve içeriğinde Kurula da değinilen ifadeler
şöyledir:
“…Demokratik hukuk devleti çerçevesinde anayasal kuruluşlardan bir tanesi de Rekabet
Kurulu’dur. Malumlarınız olduğu vecihle bu kurul Serbest Piyasa ekonomisi koşulları
içerisinde her türlü sabit fiyatı yasaklamaktadır.
Bu şartlar çerçevesinde derneğimiz, üyelerimize hizmetin en iyisini vermek üzere var
gücüyle çalışmıştır. Belirlenen tavsiye niteliğindeki listeyi çok az sayıda da olsa bazı
üyelerimiz bozmaktadır. Bu durum değerli esnafımızın güvenirliliğini sarsmaktadır.”
(84) Bu ifadeden de anlaşıldığı üzere üyeler tavsiye niteliğindeki listeye genel olarak uymakta;
liste fiyat uygulamasını az sayıda esnaf bozmaktadır. Önce Kurulun sabit fiyatı
yasakladığına değinilen hemen arkasından da kimi üyelerin listeyi delmesinden bahsedilen
bu ifadeler oldukça çarpıcıdır. Fiyat tespitine ilişkin hukuki yasağa dair kabulün ardından
belgede yer verilen ifadeler bu noktada akla listeyi bozma eyleminin, liste fiyatından düşük
mü yoksa yüksek fiyata mı satış yapılması anlamına geldiği sorusunu getirmektedir. Dosya
kapsamında elde edilen belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde ise bu sorunun
cevabının “listeden düşük fiyata satış yapmak” olduğu anlaşılabilecektir. Bu hususu
örneklendirmek gerekirse, üye esnafın görüş ve önerilerinin toplandığı BELGE 17’de yer
verilen; “Listeyi bozan arkadaşların uyarılmasını istiyoruz. Uyarılmayacak ise bizde o
arkadaşlar gibi fiyatı düşürebilirmiyiz” ifadesi ve
(85) BELGE 4’te yer alan; “…Fiyat birliğinin önemini vurgulayan ve avantajlarından bahseden
(…..), Ziyaret etmiş olduğum illerde fiyat birliği yoktu ve esnafın perişanlığına bizzat şahit
oldum dedi. Liste bozulduğu zaman olacaklardan da bahsetti ve geçmiş yıllarda yaşanan
olaylardan örnekler verdi. Listeye uymayıp fiyat kırımı yapan esnaflara da cezai müeyyide
13-10/152-75
15/17
uyguladıklarını da ifade eden (…..) Bu durum artarsa, fiyat kırımı yapan esnafın isimlerinin
alenen açıklanacağını diye ikazda bulundu.” ifadesi listeyi bozmak ile fiyat kırımı yapmak
anlatımlarının aynı manada kullanıldığına işaret etmektedir. Yine BELGE 4’te yer verilen
fiyat kırımı yapan esnaflara cezai müeyyide uygulandığı ifadesi, eylemin tatbikine dair bir
başka hususu ortaya koymaktadır. Belgelerden anlaşıldığı üzere Dernek yayımladığı liste
fiyatına uymayan üyeleri tespit etmekte ve çeşitli şekillerde cezalandırmaktadır.
(86) BELGE 6’da yer alan; “…(…..) Fiyat kırım tespit timi oluşturacak ve 02.04.2010 günü
faaliyete geçecek” ifadesinden denetleme düzeneğinin tespit ayağının 02.04.2010 tarihinde
bir nevi kurumsallaştığı anlaşılmaktadır.
(87) BELGE 7’de ise fiyat tespit timi olarak adlandırılan şahsın veya şahısların kılık değiştirerek
kuyumcuları gezdiğine değinilmektedir. Bu husus BELGE 9’da geçen; “5-) Muhtelif tarihlerde
esnafımıza gönderilen müşteri kılığındaki şahıslarla fiyat birliği kontrol edilmiş ve
uymayanlara gerekli cezai müeyyide uygulanmıştır.” ifadeleri ile de tekrarlanmaktadır.
Dolayısıyla eylemin sadece fiyat listesi yayımlamak ile sınırlı olmadığı bu fiyat listesine
uyumun da Dernek tarafından denetlendiği ve fiyat birliğini bozan üyelere gerek sözlü uyarı
yapıldığı gerekse cezai müeyyide uygulandığı anlaşılmıştır. Ancak bu merhalede inceleme
kapsamında görüşülen üye esnaf ve ilgililerin beyanatları değerlendirildiğinde, bu beyanların
yukarıdaki tespit ile tezat oluşturduğu görülmektedir. Nitekim biri hariç raportörlerce
görüşülen esnaf, Dernek tarafından yayımlanan fiyat listesine uyum zorunluluğu
bulunmadığı ve Dernek tarafından müeyyide uygulandığına dair bilgileri olmadığı yönünde
beyanat vermişlerdir. Bu noktada elde edilen belgelerin, soruşturmaya konu olan Dernek
merkezinden elde edilmiş ve soruşturma döneminden önce oluşturulmuş olması, bahse
konu beyanlar karşısında bu belgelerde yer alan ifadelerin ispat niteliklerini artırmakta ve
sağlamlaştırmaktadır. Diğer taraftan BELGE 3, BELGE 19 ve BELGE 20 bir arada
değerlendirildiğinde fiyat listesine riayet etmeyen üyelerin cezalandırıldığı görülmektedir.
BELGE 3’te (…..) ve (…..)’ın Dernek’e çağrılarak konuşulacağı, bunlardan ilk ikisine ceza
uygulanacağı (…..)’ın ise [sözlü] uyarılacağı ifadeleri yer almakta olup; BELGE 19 ve
BELGE 20’de ise “teberru” adı altında (…..) yetkilisi (…..)’tan 12.05.2009 tarihinde 460,00
TL ve (…..) yetkilisi (…..)’dan 17.04.2009 tarihinde 480,00 TL tutarında tahsilat yapıldığı
görülmektedir.
(88) Diğer taraftan eyleme ilişkin değinilmesi gereken bir diğer husus ise eylemin kapsamıdır.
12.03.2012 tarihli ve “Meslektaşlarımızın Uymak Zorunda Olduğu Hususlar” başlıklı 13
maddeden oluşan ve bir mutabakat niteliğindeki BELGE 10 bu konuyu aydınlatmaktadır.
(89) Eylemin kapsamını göstermesi yönünden önem arz eden belgeden anlaşıldığı kadarıyla
Dernek sadece satışa konu ürünlere ilişkin fiyatları tespit etmeye çalışmamakta, aynı
zamanda reklam ve promosyon gibi diğer rekabet araçlarına da kısıtlama/yasak
getirmektedir. Rekabet araçlarına Dernek tarafından getirilen kısıtlamaya bir diğer örnek ise
BELGE 14’te görülmektedir. Belgede özetle 22 ayar ürünlere, ziynetlere ve külçe altına taksit
yapmanın fiyat kırmak olduğuna dair şikâyetler neticesinde, bu konunun [Dernek tarafından]
değerlendirildiği ve yapılan görüşmeler neticesinde 22 ayar ürünlere taksit yapan esnafın
gram bazında fark almasına karar verildiği ve bu karara uyulmamasının fiyat kırmak
anlamına geldiği belirtilmektedir. Bu bağlamda Dernek’in üyeler arasındaki doğrudan fiyat
rekabetini kısıtlamaya çalışmanın yanı sıra dolaylı yoldan da olsa fiyat rekabeti sonucunu
doğuracak nitelikteki başka uygulamaları da engellemeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Buna ek
olarak çeşitli belgelerde yer alan ifadelerden yola çıkarak Dernek’in aynı zamanda tamir ve
kimi işçilik fiyatlarını tek tipleştirmeye çalıştığı da görülmektedir. Nitekim 01.07.2011
tarihinden itibaren geçerli olacağı belirtilen Kuyumcu Tamir ve Fiyat Listesi başlıklı BELGE
13’te altın ve gümüş ürünlerine ait çeşitli tamir, bakım ve işçilik ücretlerine yer verilmekte
13-10/152-75
16/17
olup; belgede “Şayet bu listeye uyulmadığı takdirde gereken idari ceza uygulanacaktır.”
denilmektedir.
(90) Yukarıda ortaya konan hususlar ışığında, Dernek tarafından altın alış ve satış fiyatı ile tamir
fiyatları, satış ve pazarlama koşulları gibi diğer unsurların pazar dışında belirlendiği;
dolayısıyla bu eylemlerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin “Mal veya hizmetlerin alım ya
da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi her türlü alım yahut satım şartlarının tespit
edilmesi” şeklindeki (a) bendi kapsamına girdiği tespit edilmiştir.
(91) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs
birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya
bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan
ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para
cezası verilir.” hükmüne yer verilmiştir. 15.02.2009 tarih ve 27142 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanan ‘Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik (Yönetmelik)’in 1.
maddesinde ise Yönetmeliğin amacı; “4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun
4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs
birlikleri veya bu birliklerin üyeleri ile bunların yönetici ve çalışanlarına, aynı Kanunun 16 ncı
maddesi gereğince verilecek para cezasının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenlemek”
şeklinde belirlenmiştir.
(92) Bu kapsamda soruşturma çerçevesinde edinilen bulgu ve değerlendirmeler çerçevesinde;
Dernek’in 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği anlaşıldığından, söz konusu
Dernek’in 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi ve ilgili Yönetmelik’in 5. maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi hükümleri esas alınarak 2012
mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen gelirlerinin takdiren %3 oranında idari
para cezası ile cezalandırmasına karar verilmiştir.
K. SONUÇ
(93) 12.04.2012 tarih, 12-20/509-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili
olarak düzenlenen Rapor'a ve Ek Görüş'e, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü
savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre;
1- Konya Sarraflar ve Kuyumcular Derneğinin, altın alış, satış ve tamir fiyatları ile satış ve
pazarlama koşulları gibi iktisadi ve ticari faaliyet unsurlarını pazar dışında belirlemek,
belirlenen fiyatlara uymayan üyelerine baskı ve yaptırım uygulamak suretiyle, 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğine OYBİRLİĞİ ile;
2- Bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti Sınırlayıcı
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde
Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve
ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi hükümleri uyarınca 2012 mali yılı sonunda oluşan
ve Kurul tarafından belirlenen gelirlerinin takdiren %3’ü oranında olmak üzere; Konya
Sarraflar ve Kuyumcular Derneğine 7.215,47 TL idari para cezası verilmesine Kurul Üyesi
Reşit GÜRPINAR’ın farklı gerekçesi ve OYBİRLİĞİ ile,
Ankara Idare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
13-10/152-75
17/17
Rekabet Kurulu’nun 14.02.2013 Tarih ve 13-10/152-75 Sayılı Kararına
FARKLI GEREKÇE
Kurulumuz mezkur Kararıyla, 4054 Sayılı Kanun’un 16. maddesinin 3.fıkrası ile
“Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi hükümleri uyarınca anılan
teşebbüse 2012 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi
gelirlerinin takdiren % 3’ü oranında olmak üzere; Konya Sarraflar ve Kuyumcular
Derneği’ne 7.215,47 TL idari para cezası verilmesine karar vermiş bulunmaktadır. Anılan
bu idari para cezası belirlenirken, 4054 sayılı yasanın 16.maddesi ile birlikte, yukarıda
belirtilen Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin yönetmeliğin ilgili
hükümlerinin uygulanarak temel para cezaları baz alınarak ceza verilmiş olup, ceza
miktarına sonuç olarak katılmakla birlikte gerekçe yönünden, anılan yönetmeliğin 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırı olduğu inancıyla, aşağıda
belirteceğim nedenlerle kararın ceza oran ve miktarlarını belirleyen 2.fıkrasına
katılmıyorum.
Farklı gerekçemiz, “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile
Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in
5.maddesi ile getirilen kabahat tipleri ve bu kabahat tiplerine verilecek idari para cezalarına
alt ve üst sınır konulması suretiyle kanuna aykırı yönetmelik hükümlerinin uygulanması
noktasından doğmaktadır.
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin yönetmelik 4054 Sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırıdır.
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in; “Temel Para Cezası’’
başlığı altındaki 5.maddesinde;
(1)Temel para cezası hesaplanırken, Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış
davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin, nihai
karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa
nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan
yıllık gayri safi gelirlerinin;
a) Karteller için, yüzde ikisi ile yüzde dördü,
b) Diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü,
arasında bir oran esas alınır.
(2) Birinci fıkrada yazılı oranların belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin
piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın
ağırlığı gibi hususlar dikkate alınır.
(3) Birinci fıkraya göre belirlenen para cezası miktarı;
a) Bir yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde yarısı oranında,
b) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında,
arttırılır.’’ denilmiş, yine 6.maddesinde Ağırlaştırıcı Unsurlar ve 7.maddesinde de hafifletici
unsurlar ayrı ayrı sayılmıştır.
Aşağıda geniş olarak açıklanacağı üzere Yasa Koyucu 16.maddeye göre verilecek
cezalarda; alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların yüzde ona kadar
verileceğini hükme bağlamasına ve Rekabet Kurulu’na aşağıda geniş olarak
açıklayacağımız gibi, yetki aşımı nedeniyle yönetmelikle düzenlenmesi mümkün olmayan
13-10/152-75
18/17
bir konuda, yönetmelikle düzenleme yapılarak belli suçlar için, belirli cezalar getirilmiş, yine
yönetmelikte, Kanunda olmayan bir kural konularak alt sınır ve yasada öngörülmeyen bir
üst sınır belirlenmiş ve karteller için yüzde iki ile dört arası, diğer ihlaller içinse binde beş ile
yüzde üçü oranında şeklinde ceza verilmesi öngörülmüştür.
Anayasamızın 13.maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı
olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,
demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı
olamaz.” hükmü bulunmakta, Anayasamızın madde 38.maddesinde ise; “Kimse, işlendiği
zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz;
kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır
bir ceza verilemez.” ……hükmü yer almıştır. Bu hükümler kişilere maddi yaptırımlarında
kapsamına girdiği, kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasının ancak yasa ile söz
konusu olabileceğini, yine yasa hükmü ile belirlenen bir cezadan daha ağır bir cezanın
verilemeyeceğini belirlemiştir. Aşağıda ayrıntılı olarak açıklayacağımız gibi, yukarıda
hükmü açıklanan anılan yönetmelik hükmü ile bu hükme aykırı maddi ceza hükümleri
getirilerek, anayasal kurallar göz ardı edilmiştir.
Hiyerarşik normlar sistemine dayalı olan hukuk düzenimizde, alt düzeydeki
normların dayanaklarını ve yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur.
Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta, daha
sonra gelen kanunlar dayanağını ve yürürlüğünü Anayasa’dan, tüzükler dayanağını ve
yürürlüğünü kanundan, yönetmelikler ise dayanağını ve yürürlüğünü kanun ve tüzükten
almaktadır. Bir normun kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını teşkil eden
bir norma aykırı ve bunu değiştirici veya ihmal edici nitelikte bir hükmü hukuk alemine
getirmesi olanaklı bulunmamaktadır.
Hukuk devletinde yönetimin işlem ve eylemlerine uygulanacak hukuki kurallarının
şeffaf ve anlaşılabilir bir şekilde belirlenmesi kadar söz konusu normların normlar
hiyerarşisine uygunluğu da, bu kuralların sağlığı için büyük bir önem taşımaktadır. Normlar
hiyerarşisine aykırı düzenlenen bir norm, denetim aşamasını da etkilemekte ve denetime
esas kararlarda çoğu zaman normlar hiyerarşisinden sapmalar hukuka aykırılık nedeni
olarak kabul edilmektedir. Bu konuda onlarca Danıştay kararı bulunmaktadır.(1)
Bu nedenlerle, hukuk sistemimizde öngörülen hukuk hiyerarşisi kavramının sağlıklı
işleyebilmesi için; gerek düzenleme yapıcıların, uygulayıcıların ve gerekse, yargısal denetimi
yapan mercilerin anayasal ve yasal sınırlar içerisinde hareket etmeleri gerekli ve hatta
zorunludur. Çünkü bu gereklilik ve zorunluluk Anayasa’mızın 2.maddesinde öngörülen
devletin temel niteliklerinden en önemlisi olan “hukuk devleti ilkesinin’’ olmazsa
olmazlarındandır.
Yasama yetkisi asli bir yetkidir. Yasama yetkisinin kullanımı şeklinde ortaya çıkan
yasa yapımı yasa koyucunun istediği alanda düzenleme yapmasına cevaz vermektedir. Bir
konu Anayasa da düzenlenmese bile yasa koyucu bu konuda yasa çıkarabilir. Bu nedenle
Anayasa’ya dayanma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, yasa yapılırken uyacağı mutlak
kural, yapılan yasanın Anayasa’ya aykırı olmamasıdır. Buna karşılık idare, daha önce
yasama organı tarafından yasa ile düzenlenmemiş bir alanda doğrudan doğruya bir
1 Danıştay İ.D.D.K 16.06.2005 gün ve E.2003/275 K.2005/2170 Sayılı Kararı
Danıştay 8.Daireesi 07.03.2007 gün ve E.2005/6261, K.2007/1246 Sayılı Kararı
Danıştay 10.Dairesi 16.03.2009 gün ve E.2006/5588, K.2009/1879 Sayılı Kararı
13-10/152-75
19/17
düzenleme yapamaz. Bu nedenle idarenin bu düzenleme yetkisi yasadan kaynaklanan,
yasayı izleyen (secundum legem) bir yetkidir. Başka bir deyişle idarenin tüm düzenleyici
işlemleri yasaya dayanmak, yasayla düzenlenmiş bir alan içerinde olmak zorunda olan, onun
altında ve ona bağımlı bir yetkidir. Bu yetki idareye bir anlamda tam insiyatif vermeyen ve
yasayla düzenlenmiş alanla sınırlı bir yetkidir.
Öte yandan, idarenin düzenleyici işlemler yönünden uyacağı bir diğer kural yasalara
aykırı düzenleme yapamayacağıdır. İdarenin düzenleyici işlemlerinin dayandığı yasaya
uygun olması ve bu yasanın çizdiği sınırların dışına çıkmaması zorunludur. İdarenin
düzenleyici işlemlerinin yasaya aykırı (contra legem) olması olanaklı değildir. İdarenin
düzenleyici işlemlerinin yasaya uygun olması, ve yasanın çizdiği sınırlar içerisinde kalması
(intra legem) düzenleyici işlemelerin asli şartlarının en önemlilerinden birisidir.(2)
Anayasa’mızın “Yönetmelikler” başlığı altındaki 124. maddesinde; Başbakanlık,
bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve
tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla,
yönetmelikler çıkarabileceği ve hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağının
kanunda belirtileceği Anayasa Koyucu tarafından vaz edilmiştir.
Yönetmelikler, Kamu Kuruluşlarının kendi görev alanlarına giren konularda yasa
ve tüzük uygulanmasına yönelik yönetsel anlamdaki hukuk kurallarıdır. Yukarıda hükmü
alınan Anayasanın 124.maddesine göre Başbakanlık, Bakanlıklar ve Kamu Kuruluşları
görev alanları ile ilgili yasa ve tüzüklerin uygulanmasını belirleyen yönetmelik çıkarabilir.
Anayasa’mızın 11.maddesinin 2.fıkrasına göre Kanunlar Anayasa’ya aykırı olamayacağı
gibi, bu kuraldan hareketle hukukun genel ilkelerine göre; yönetmelikler normlar hiyerarşisi
kurallarının bir tekrarı niteliğinde olan anılan 124.madde hükmüne göre de yasa ve
tüzüklere aykırı olamayacağı gibi üst hukuk kurallarına da aykırı olamaz. Yönetmelikler
yasanın açıkça yetki vermediği bir konuda yeni bir düzenleme yapamayacağı gibi,
Yasa ile öngörülen kuralı sınırlayamaz , genişletemez ve yeni bir hüküm koyamaz.
4054 Sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16.maddesinin
3.fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda
bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai
karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa
nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan
yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir.” hükmü getirilmiş,
5.fıkrasında da; ‘’Kurul, üçüncü fıkraya göre idarî para cezasına karar verirken, 30/3/2005
tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası
bağlamında, ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki
gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup
uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi
muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alır.’’ denilmiş, son fıkrasında da; “Bu
maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar, işbirliği
halinde para cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar
Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.’’ hükmü ihdas edilmiştir.
Yukarıda hükmü açıklanan 16.maddenin 5.fıkrasının yollamada bulunduğu,
Kabahatler Kanununun 17.maddesinin 2.fıkrasında ise; “ İdarî para cezası, kanunda alt ve
üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının
2 Kemal Gözler , ‘’Yönetmelikler’’ /yönetmelik.htm erişim tarihi 14.07.2013
13-10/152-75
20/17
miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik
durumu birlikte göz önünde bulundurulur. hükmü bulunmaktadır.
Bu hükümleri yorumlamaya çalışırsak; Yasa Koyucu, maddenin 3.fıkrası ile verilecek
cezalarda alt sınır (asgari had) koymayıp, sadece üst sınırı (azami haddi) belirleyerek,
cezaların nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması
mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından
saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar verilebileceğini hükme
bağlamış, son fıkrasında ise sadece “cezanın tespitinde dikkate alınan hususlar”
kavramını getirerek, Rekabet Kurulu’na sadece cezanın tespitinde dikkate alınacak
hususların belirlenmesine ilişkin yönetmelik çıkarma konusunda sınırlı yetki vermiştir.
Cezanın tespitinde dikkate alınacak hususlar derken yasa koyucu neyi kastetmektedir?
Burada kastedilen hangi fiillere, ne miktarda ceza vereceğini tespit et demek anlamında
değil, 16.madde ile verilen ceza sınırları içerisinde ( % 10 ‘a kadar) ceza takdir ederken
hangi unsurlara göre veya hangi şartların varlığı halinde cezayı ağırlaştıracaksın veya
hafifleteceksin, bir başka deyişle yasada öngörülen sınırlar içerinde ceza tayin ederken,
takdir yetkini kullanma adına hangi unsurları dikkate alarak ceza tesis edeceksin
anlamındadır. Yasa koyucu Rekabet Kurulu’na, Yönetmelik yaparken hangi fiillere ne
oranda ceza verileceğini tespit etme yolunda bir yetki verseydi o zaman yasaya; “Bu
maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespiti ve maddeye göre verilecek idarî
para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar” kavramını ayrı ayrı yazarak birlikte
getirirdi.
Yasa koyucu bu görüşümüzü teyit eder mahiyette olmak üzere, anılan 16.maddenin
5.fıkrasında, verilecek cezanın üst sınıra kadar olmak koşuluyla tespit edilirken, bir başka
deyişle Rekabet Kurulu takdir yetkisini kullanırken ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs
veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici
etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması,
gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate
alacağını işaret ederek Yönetmelik koyucuya, “idarî para cezalarının tespitinde dikkate
alınan hususlar”ın nelerden ibaret olabileceğini söylemiş ve adeta bir anlamda Rekabet
Kuruluna yol göstermiştir. Hatta bir adım daha giderek “GİBİ HUSUSLAR” kavramını
getirerek bu hususların tahdidi değil tadadı olduğunu, bu unsurların çoğaltılabileceğini
belirtmiştir. Yasa koyucu bir anlamda, son fıkrada belirtilen idarî para cezalarının
tespitinde dikkate alınan hususlar kavramının ne olduğunu 5.fıkra ile önceden açıklamış
ve bu kavramı son fıkrada yine tekrar ederek, bu ilkelere göre yönetmelik çıkarılabileceğini
söylemiştir.
Amaçsal yorum (gai yorum) ilkelerinden hareketle yasa koyucunun gerçek amacını
anlamaya çalışırsak, bizce yasa koyucu, yollamada bulunduğu, yukarıda hükmü açıklanan
Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünün ceza verilirken öncelikle
dikkate alınacağını belirterek, bu hükümde yer alan kanunlarca alt ve üst sınırı belirlenen
idari para cezalarında kullanılacak takdir yetkisinin etkenlerini hatırlatarak ve adeta
yönetmelik koyucuya da, bu şekilde yasalarda cezaların alt ve üst sınırı belirlenebilir, sen
yönetmelikle alt ve üst sınır koyamazsın, sadece bu sınırlar içerisinde karar verirken bazı
unsurları dikkate alınabileceği hususlarını düzenleyebilirsin anlamında yol göstermiştir.
Olayımızda 4054 sayılı yasanın 16.maddesi ile konulan kural, anılan yönetmelikle bir
anlamda değiştirilmekte ve Kurulun hareket alanı daraltılmaktadır. Yasa ile getirilmeyen ve
Yönetmelik Koyucuya ceza miktarlarını ve ceza sınırlarını saptama konusunda verilmiş bir
yetki olmamasına rağmen, belirli suçlara verilecek cezaların saptanması, para cezasına yeni
bir alt sınır ve yeni bir üst sınır konulması 4054 sayılı yasanın 16.maddesine aykırıdır. Öte
13-10/152-75
21/17
yandan 5/1-a bendinde; karteller için yüzde ikisi ile yüzde dördü, (b) bendinde; karteller
dışında kalan diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü oranında bir ceza öngörülmesi,
Yasanın 16/son maddesinde Kurulca çıkarılması için verilen yönetmelik yetkisini
aşmaktadır. Onu contra legem hale getirmektedir. Zira yönetmelik ile temel ceza tespiti
mümkün değildir. Bu nedenle yasaya aykırı bulunan Yönetmelik hükümlerine göre ceza
belirlenmesinin olanaklı olmadığı, hukuken sakat olduğu açıktır. Öte yandan bu karşı oy
sahibinin 4054 sayılı yasa ile kendisine verilmiş bulunan yüzde on sınırları içerisinde kalmak
kaydıyla, ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurları dikkate alarak ceza miktarını tespit etme
yolundaki takdir yetkisi, daha önce görev yapan ve aynı seviyede olan üyelerin çıkardığı bir
düzenleme ile ipotek altına alınmakta, adeta onların düşünce ve kararlarını devam ettirme
zorunluluğu gibi ve yasaya dayalı olarak özgürce karar vermesini engelleyecek şekilde asla
kabulü mümkün olmayan hukukla bağdaşmayacak bir durum ortaya çıkarmaktadır.
Bu görüşe karşı bir sav getirilebilir. “Yönetmelik Danıştay’ca iptal edilmediğine göre
hukuken geçerlidir ve zaten verilen cezada yönetmeliğin 6. ve 7. maddeleri uygulanarak
sonuç olarak cezanın, yasanın öngördüğü alt ve üst sınırlara ulaşmaktadır.’’ Hukukun genel
ilkeleri, hafifletici ve ağırlaştırıcı unsurların bulunmadığı olayda Rekabet Kurulu’nun anılan
yönetmeliğe göre alt ve üst sınır belirleme yönünden bağlı olması karşısında bu savın bir
geçerliliği olamaz.
Öte yandan 2577 sayılı İ.Y.U.K nun 7.maddesinin 4.fıkrasında “Düzenleyici işlemin
iptal edilmemiş olması, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olamayacağı hükmü
karşısında, açık olarak hukuka aykırı olduğuna inandığımız yönetmelik hükmünün
tarafımızdan da uygulanmasının zorunlu olmadığına inanıyoruz. Bu hükme göre,
Kurul’umuzca tesis edilen kararın İdare Mahkemesi ve Danıştay’ca yapılacak olası bir
yargısal denetiminde de dikkate alınacağı kanısındayız.
26.9.2004 gün ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun “Suçta ve cezada kanunîlik
ilkesi” başlığı altındaki 2.maddesinde; “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye
ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik
tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve
ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” hükmü getirilmiştir.
Yine 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun “Kanunilik İlkesi”
başlıklı 4.maddesinde; “Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça
tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün
içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir.
Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla
belirlenebilir.’’ hükmü bulunmaktadır.
Kabahatler kanunun anılan maddesinin, gerekçesinde; ……….. suçta kanunilik
ilkesine nazaran, kabahatler açısından daha esnek bir sistem kabul edilmiştir. Buna karşılık,
ikinci fıkrada , idari yaptırımlar açısından, cezada kanunilik ilkesine paralel bir hükme yer
verilmiştir……..denilmiş (3) , idari ceza hukuku ile ceza hukuku arasındaki kanunilik
ilkesindeki ayrım gösterilmiştir. Ancak her iki hukuktaki kanunilik ilkesinin değişmez kuralı
ceza hukukunda suç ile cezanın, idari ceza hukukunda yaptırımın türü, süresi ve miktarının
3 Kabahatler Kanunu Hükümet Tasarısı ve Adalet Komisyonu madde gerekçesi
13-10/152-75
22/17
kanunla belirleneceği kuralıdır. Ayrıca, Anayasamıza göre yasama görevi, devredilmesi
mümkün olmayan bir yetkidir. Bireyin maddî ve manevî varlığı üzerinde derin etkiler doğuran
suç ve cezaların, ancak ulusal iradeyi temsil eden organ tarafından yapılacak kanunla
düzenlenebilmesi, kişi hak ve özgürlüklerine sağlanan en önemli anayasal garantilerden
birini oluşturur.
Rekabet Kurulu, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in;
5.maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 2.maddesinin 2.fıkrasına ve Kabahatler Kanunu’nun
4.maddesinin 2.fıkrasına aykırı olarak 4054 sayılı yasa ile yüzde ona kadar idari para cezası
verilebilmesi hükmünü daraltarak, belli kabahatlere, yeni ceza oranları belirleyerek adeta
kendisini Yasa Koyucu yerine koymuştur.
Yönetmelikle, Yasada Bulunmayan Kartel adlı Bir Kabahat Tipi Yaratılmıştır.
Yine 4054 sayılı Yasada kartel suçu şeklinde bir tanım yapılmamasına ve böyle bir
kabahat tipi bulunmamasına rağmen Yönetmelikle kartel kabahati getirilmiş ve bu kabahat
türü için ayrı ve daha yüksek bir ceza oranı öngörülmüştür. Oysa, 4054 sayılı yasanın
4.maddesinde öngörülen rekabete aykırı kabahatler rekabeti sınırlayıcı, anlaşma, uyumlu
eylem ve kararlar başlığı altındaki fiillerdir. Bu fiiller arasındaki ayrım Yönetmelikle suç tipi
yaratılarak değil, cezayı ağırlaştıran veya hafifleten nedenlerle yapılabilecek ve saptanacak
ceza oranları ile yapılabilecek bir husustur. Bu kabahat tipi yaratma ve bu kabahat tipine
ceza oranı belirlenmesi yukarıda belirttiğim gerekçelerle hukuka açıkça aykırıdır. Kartel
kavramı ile hukukumuzda geçen tek hüküm Anayasa’mızın 167.maddesinde bulunmakta
olup, bu maddede , “Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve
düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiilî veya anlaşma
sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.’’ denilmiştir.4054 sayılı yasada kartel
kabahatine ilişkin hiçbir hüküm bulunmaması nedeniyle, bu kabahat tipinin yaratılmasına
anılan Anayasa hükmü gerekçe teşkil edemez.
Yönetmeliğin Geçici Madde İle Daha Önce İşlenmiş Kabahatlere Uygulanması
Hukukun Genel Kurallarına Aykırıdır.
Dosyamızda, rekabet ihlaline konu olayın belli bir bölümü 2009 yılı öncesine aittir.
Elde edilen delil niteliğindeki bir kısım belge 2008 yıllarına ait olup, kurulumuz kararının
muhtelif sayfalarında belirtildiği gibi kabahatin bir bölümünün 2008 yılını kapsadığını
belirtilmektedir. 4054 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen maddelerine dayanılarak “4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış
davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyeleri ile bunların
yönetici ve çalışanlarına, aynı kanunun 16 ncı maddesi gereğince verilecek para cezasının
tespitine ilişkin usul ve esasları düzenlemek” amacıyla hazırlanan “Rekabeti Sınırlayıcı
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde
Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” 15.2.2009 tarih ve 27142 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan Yönetmeliğin geçici 1. maddesinde
Yönetmelik hükümlerinin yürürlüğe girmesinden önce başlatılan ancak soruşturma raporu
tebliğ edilmemiş olan soruşturmalar hakkında da uygulanacağı hükmü yer almaktadır.
Yönetmeliğin, yürürlük tarihten sonra meydana gelen kabahatler açısından uygulanması ve
lehe olan hüküm kuralı gereği, açık hukuk normu esasları da dikkate alınmak koşuluyla
geçmişe geçerli olabileceği açıktır.
Ceza Hukukunun temel konularından biriside, ceza kanunlarının zaman bakımından
uygulanmasıdır. Zaman bakımından uygulama konusunda baz alınan husus suçun
işlendiği tarihtir. Nitekim, 30.03.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 5/1
maddesinin yaptığı yollama ile uygulanacak olan Türk Ceza Kanununun “ZAMAN
BAKIMINDAN UYGULAMA’’ başlıklı 7.maddesinin 2.fıkrasında “Suçun işlendiği zaman
13-10/152-75
23/17
yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin
lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.’’ hükmü getirilmiştir. Yönetmeliğin yürürlük
tarihinden önce meydana gelen olaylar hakkında, açık hukuk normu kuralları dikkate
alınmak şartıyla, lehe olan ceza kuralı dışında, geçmişe uygulanması mümkün bulunmadığı
gibi, bir ceza uygulamasında, soruşturma tarihini, kararın verildiği tarihi veya bir başka tarihi
ceza uygulamasında esas almak mümkün değildir. Ceza miktar ve oranlarını belirleyen bu
yönetmeliğin geçici birinci maddesi ile daha önce işlenen ve soruşturma aşamasında
bulunan suçlara teşmil edilmesi de yasaya ve hukukun genel ilkelerine aykırıdır. Böyle bir
uygulamanın benimsenmesi, halinde ayni tarihte suç işleyenler yönünden soruşturma
tarihinin farklı olması halinde farklı cezalar uygulanabilecektir. Bu durum da eşitsizliğe yol
açacaktır.
Öte yandan, yukarıda belirtilenlerin dışında anılan Yönetmeliğin hukukun genel
ilkelerine ve Kanuna aykırılıkları bulunmaktadır. Türk hukukunda, 5237 sayılı yeni Türk Ceza
Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte para cezası kalmamıştır.Adli ve İdari Para cezası
kavramları hukukumuza girmiştir.Rekabet Kurulunun verdiği para cezası aslında “İdari Para
Cezası’’dır. Bu nedenle yönetmelikte geçen para cezası kavramı Türk Ceza Kanununa ve
Kabahatler Kanununa aykırıdır.
Yönetmeliğin Yasaya Aykırı Hükümlerinin Açılacak Olası Bir Davada İptal
Edilebileceği Kanısını Taşıyoruz.
İdare hukuku kurallarına göre Yönetmelik gibi düzenleyici işlemlere karşı iptal
davaları iki halde açılabilmektedir. Yönetmeliklerin yayımlanması üzerine ilgililer tarafından
yasal süre içerisinde iptali için dava açılabileceği gibi, bu düzenlemenin bir idari işleme
dayanak olarak alınıp uygulanması ile menfaatleri haleldar olan kişiler tarafından da işlemle
birlikte, yönetmeliğin ilgili hükümlerinin de iptali yolunda işlemin tabi olduğu dava açma
süresi dava açılabileceği bilinmektedir. Bu nedenlerle ve yukarıda açıklamaya çalıştığım
gerekçelerle, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in; 4054 sayılı
yasaya aykırı bulunan ilgili hükümlerinin iptal davasına konu olması halinde iptal
edilebileceği kanısını taşımaktayım.
4054 Sayılı Kanunun 16.Maddesinin İrdelenmesi, Anayasa’ya Aykırılık Sorunu ve
Maddenin Yeniden Düzenlenmesi Gereği.
Yukarıda geniş olarak hükmünü açıkladığımız 4054 Sayılı “Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 16.maddesinin 3.fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde
yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya
bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve
Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para
cezası verilir.” hükmü bulunmaktadır. Bu hükümle Yasa Koyucu anılan 4054 sayılı Kanunun
4, 6 ve 7.madde de belirtilen rekabet ihlali olarak nitelendirilen kabahatler hakkında verilecek
idari para cezalarında Rekabet Kuruluna geniş bir takdir yetkisi alanı bırakmış ve % 0-10
oranı arasında ceza takdir edebilmesi konusunda yetki vermiştir.
Yukarıda da, açıkladığımız gibi, cezanın takdirinde dikkate alınacak hususlar
konusunda, anılan yasanın 16/5 fıkrası ile, Kabahatler Kanununun 17/2 fıkrasına yaptığı
yollamayla birlikte (işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu)
ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin
13-10/152-75
24/17
gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye
yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi
kavramları getirmiş, yine yukarıda açıkladığımız, 16/son fıkrası ile “gibi” kavramı ile tadadı
olarak bu unsurların çoğaltılması adına “cezanın tespitinde dikkate alınan hususlar”
konusunda yönetmelik çıkarma yetkisi vermiştir. Yönetmeliğin çeşitli hükümleri ile, cezanın
ağırlaştırıcı unsurları olarak; İhlalin süresi, Soruşturma kararının tebliğinden sonra kartele
devam edilmesi, İncelemeye yardımcı olunmaması hali, Diğer teşebbüslerin ihlale
zorlanması gibi davranışlar, Cezanın hafifletilmesi unsurları olarak ise, yasal
yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde incelemeye yardımcı olunması, ihlalde kamu
otoritelerinin teşvikinin veya diğer teşebbüslerin zorlamasının bulunması, zarar görenlere
gönüllü olarak tazminat ödenmesi, diğer ihlallere son verilmesi, ihlal konusu faaliyetlerin
yıllık gayri safi gelirler içerisindeki payının çok düşük olması gibi haller olarak belirlenmiştir.
Sonuç olarak; Rekabet Kurulu Rekabet ihlalleri için vereceği nispi idari para cezasını
tespit ederken % 0-10 oranı arasında kalmak koşulu ile, yukarıda yasa hükmü ile belirtilen
ve yine Yönetmelik hükmü ile yasa koyucunun işareti ile çoğaltılan unsurları dikkate alarak
takdir yetkisini kullanacaktır.
Hukuk devleti ilkesi, “vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin fiil
ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemi ifade eder. Hukukî güvenlik ilkesi,
herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutumunu ve davranışlarını buna
göre güvenle düzene sokabilmesi anlamına gelir. Bu güvenliğin sağlanabilmesi her şeyden
önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin de uyması bağlıdır. Hukuk
devletinin ön şartlarından biri olan hukuk güvenliği ilkesi ile bireylerin hukuki güvenliğinin
sağlanması amaçlanmaktadır.
Hukuk güvenliğinin unsurları, hukuki belirlilik ilkesi, öngörülebilirlik ilkesi, eşitlik ilkesi ve
cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik ilkeleridir. Bunun dışında konumuzla doğrudan ilgisi
olmayan kazanılmış hak ilkesi ile geriye yürümezlik ilkeleri de Hukuk güvenliğini sağlayan
diğer en önemli ilkelerdir.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”
tir. Yasal düzenlemelerin nesnel olması, hukuk devletinde yasadan doğan sorumluluğunun
eylem ve olgu, hukuksal sonuç, hak süjesi yönlerinden herhangi bir duraksamaya ve
kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, belli, anlaşılabilir olması en temel ilkedir. Bu
nedenlerledir ki hukuksal güvenliğinin var olduğunun algılandığı otoritenin keyfilikten uzak
olduğunun düşünüldüğü ortamda bireyde davranışlarını hukuka uyarlayabilecek ve kendine
düşen ödevi yerine sorunsuz getirebilecek kamu düzeni ve hukuk devleti ilkesinin
yerleşmesine katkı ile gereksiz uyuşmazlıkların oluşmasının önüne geçilmiş olabilecektir.
Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde,
hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını,
bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir
Hukuki belirlilik ilkesi gereği olarak Yasa Koyucu tarafından getirilen kuralın, kuralın
muhatabı kişilerin olağan şartlar altında belirli işlem ve eylemlerin hangi sonuçlar
doğurabileceğini öngörmelerini sağlayacak nitelikte düzenlenmesini gerektirir. Bu ilke ile
kuralın, muhatap kişi bu kuraldaki takdir yetkisinin kapsamını, kendisi tarafından
öngörülemez keyfi tutum ve davranışlardan koruyacak düzeyde açıklıkla anlayacak şekilde
düzenlenmelidir. Bir başka deyişle kuralın hukuki öngörülebilirliği olmalıdır.
Yasa ile getirilen kural, Anayasamızın 10.maddesinde belirlenen eşitlik ilkesine uygun
olmalıdır. Şöyle ki; alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanı geniş, sınırsız ve
13-10/152-75
25/17
ölçüsüz olmamalı, cezanın belirlenmesinin alt ve üst sınır arasında çok büyük oranda
açılmış bir makas şeklinde makul ve ölçülü olmayan şekilde genişliği, uygulamada, yorum
ve değerlendirme farklılıklarına dayalı olarak eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol
açabilecek nitelikte düzenlenmemelidir.
Yasa koyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında hangi
eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma
bağlanacağı konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, cezaların yasallığı ve
hukuksal güvenlik ilkelerinin gereği olarak, farklı ve keyfi uygulamalara neden olmamak için,
kabahatler hukukuna uygun geçerli sebepler ve objektif ölçütleri yasada göstermesi gerekir.
Anayasa Mahkemesi, 17.04.2008 gün ve E.2005/5, K.2008/93 sayılı kararıyla,
3.5.1985 günlü, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesini iptal etmiştir.
İptale konu 42.madde de “Ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerine veya imar
mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine ve müteahhidine, istisnalar dışında
özel parselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana 500 000 TL. den 25 000 000
liraya kadar para cezası verilir. Ayrıca fenni mesule bu cezaların 1/5’i uygulanır.
Birinci fıkrada belirtilen fiiller dışında bu Kanunun 28, 33, 34, 39 ve 40 ıncı maddeleri
ile 36 ncı maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen mal
sahibine, fenni mesule ve müteahhide 500 000 TL.den 10 000 000 liraya kadar para cezası
verilir.
Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen fiillerin tekrarı halinde para cezaları bir katı artırılarak
verilir………………………………………………hükmü bulunmaktaydı.
Anayasa Mahkemesi, yasa ile getirilen kuralın hukuk devleti ilkelerinden olan hukuki
belirlilik, öngörülebilirlik ilkesi ve cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik ilkelerine aykırı
olduğundan bahisle anılan kuralı iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi mezkur kararında;
“3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesinde düzenlenen idari para cezaları, imar ve kamu
düzenine aykırı davranışların önlenmesi amacıyla, araya yargısal bir karar girmeden,
idarenin doğrudan işlemiyle idare hukukuna özgü usullerle kesilen ve uygulanan
yaptırımlardır. Maddenin birinci fıkrasındaki idari yaptırım, idarenin ruhsat alınmadan, ruhsat
veya eklerine veya imar mevzuatına aykırı olarak yapının yapıldığı yönündeki tespiti ve bu
konudaki değerlendirmesine bağlı olarak idarece uygulanmaktadır. Başka bir deyişle hem
cezayı gerektiren eylemin işlendiğini saptamak hem de Yasa’da gösterilen alt ve üst sınırlar
arasında cezanın tutarını belirlemek tamamıyla idari makamların, belediyeler veya en büyük
mülki amirlerin kararlarıyla oluşmaktadır. İtiraz halinde yargının vereceği karar, onun bu
niteliğini değiştirmemektedir. Sonuçları belli ölçüde genel para cezalarına benzese de
tümüyle idari işleme dayanan bir yaptırımdır. Yargı organlarının müdahalesi olmadan
idarece kararlaştırılmakta ve uygulanmaktadır.
İdari makamların Yasa’nın belirlediği sınırlar arasında cezanın takdirinde esas
alacakları objektif ölçütler Yasa’da gösterilmemiştir. Yasa’yla imar para cezasının alt ve üst
sınırları gösterilmiş, bu alan içinde cezayı uygulama yetkisi idareye bırakılmıştır. İdarelerin
hangi ölçütleri esas alacakları açık, belirgin ve somut olarak Yasa’da yer almamıştır. Yasa
kuralı bu anlamda belirli ve öngörülebilir değildir.
Alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir alanı geniş, sınırsız ve ölçüsüzdür.
Cezanın belirlenmesinin alt ve üst sınır arasında elli kat gibi makul ve ölçülü olmayan şekilde
13-10/152-75
26/17
genişliği, uygulamada, yorum ve değerlendirme farklılıklarına dayalı olarak eşitsizliğe,
haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecek niteliktedir.
Yasakoyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında hangi
eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma
bağlanacağı konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, cezaların yasallığı ve
hukuksal güvenlik ilkelerinin gereği olarak, farklı ve keyfi uygulamalara neden olmamak için,
imar hukukuna uygun geçerli sebepler ve objektif ölçütleri yasada göstermesi gerekir.
Cezanın Yasa’da gösterilen sınırlar arasında idarece belirlenmesinde, yapının, taşkın,
heyelan, kaya düşmesi gibi afet alanlarında bulunan, sıhhi ve jeolojik mahsurları olan veya
bunlar gibi tehlikeli durumlar göstermesi nedeniyle imar planlarına veya ilgili idarelerce
hazırlanmış, onaylanmış raporlara göre yapılması yasak olan alanlara, imar planlarında
umumi hizmet alanlarına, kamu tesis alanlarına ve yapı sahibine ait olmayan alanlara
yapılması; hangi amaçla yapıldığı, büyüklüğü ve konut, ticari, sanayi, otel, akaryakıt
istasyonu gibi niteliği; fen ve sağlık kurallarına aykırılık taşıması; içinde oturacak veya
çalışacak kişiler için tehlike oluşturması; çevresinde ya da aynı bölgede emsal yapılar için
uygulanan imar para cezaları; kente ve çevreye etkisi; bitmiş ve kullanılır durumda olması
gibi ölçütlere yer verilmemiştir.
Bu tür idari işlemlere karşı yargı yolu açık olmakla birlikte, bu güvencenin uygulama
aşamasından sonra ve ancak itiraz yoluyla ortaya çıkacağı göz önünde bulundurulduğunda,
yasa kurallarının yürürlükte olduğu sürece keyfiliği ortadan kaldırmaya yeterli olduğu
söylenemez. Hukuk kuralları, yargının yorumuna ihtiyaç göstermeyecek ve uygulayıcılar
tarafından anlaşılabilecek şekilde açık ve belirgin olmak, uygulayıcılara güvence vermek
zorundadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali
gerekir.
Kural iptal edilmiş olduğundan ayrıca Anayasa’nın 10. maddesi yönünden
incelenmesine gerek görülmemiştir.
demiştir.(4)
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız, ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer nitelikteki
kararı ışığında 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 16.maddesinin ilgili
fıkralarını irdelediğimizde; Yasa Koyucunun bu maddede de, Hukuki belirlilik, hukuki
öngörülebilirlik, eşitlik ilkesi ve cezaların yasallığı ile hukuksal güvenlik ilkelerine tam
uyduğunu söylemek mümkün değildir. Yasa koyucu, bu hükümle cezanın alt ve üst sınırı
arasında Rekabet Kuruluna büyük bir takdir yetkisi bırakmıştır. Yukarıda açıklanan, iptale
konu 42.madde de alt üst sınır cezanın parasal miktarı konularak 50 kat şeklinde olmasına
rağmen, 16.madde de nispi ceza oranı belirlenmiş olmakla bu fark şimdiye kadar ki
uygulamalara göre 10.000 kat şeklindedir ve hatta Rekabet Kurulu bu katı daha fazla
arttırabilme olanağına sahiptir.
4
13-10/152-75
27/17
Öte yandan, yukarıda da belirttiğimiz gibi, Rekabet Kuruluna bu alt ve üst sınırlar
arasında idari para cezasını tespit ederken dikkate alacağı hususlar gerek 4054 sayılı yasa,
gerek Kabahatler Yasası ve gerekse Yasa Koyucunun verdiği yönetmelik yetkisi ile
belirlenmiştir. Gerçekten belirlenen unsurlar, alt ve üst sınır arasında bu kadar büyük bir
orandaki farklılık içinde hukuka ve adalete uygun bir şekilde idari para cezasını tespit etmeye
yeterlimidir. Biz bu konuda tam yeterlidir diyemiyoruz. Bu durumun, bir başka deyişle bu
maddenin Anayasa Mahkemesi’nin önüne götürülmesi halinde iptal edilebileceği kuşkusunu
taşımaktayım.
Bilindiği gibi, Rekabet Hukuku 1900 lü yıllarda Sherman yasası ile ilk A.B.D de doğmuş,
1950 li yıllarda da Avrupa Devletleri bu hukuku kabul etmiştir. Ülkemizde ise 1994 yılında
çıkarılan 4054 sayılı yasaya göre Rekabet Kurumu 1997 yılında faaliyetine başlamıştır.
Dünyada epeyce yol alan Rekabet Hukuku, teorik anlamda dahil olmak ülkemizde, Rekabet
Kurumu ile pratik alanda da belirli ve üst bir seviyeye gelmiş bulunmaktadır. Artık Rekabet
Hukukunda da, rekabete aykırı fiiller arasında ayrım yapılarak kabahat tiplerinin
belirlenerek bir ayrıma gidilmesi olanaklıdır. Öte yandan Anayasamızın 13.maddesinde
vücut bulan Ceza muhakemesi hukuku işleminin yapılması ile sağlanması beklenen yarar
ve verilmesi ihtimal dâhilinde bulunan zarar arasında makul bir oranın bulunmasını,
oransızlık durumunda işlemin yapılmamasını ifade eden ölçülülük ilkesi dikkate alınarak
ceza miktarlarının belirlenmesi mümkündür.
Belirtilen nedenlerle, hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ve eşitlik ilkeleri bağlamında, Yasa
Koyucunun gelişen Rekabet hukuku ilkelerini dikkate alıp, kabahat tiplerinde bir ayrıma
giderek, cezada ölçülülük ilkelerini de göz ardı etmeksizin 16.maddeyi yeniden düzenlemesi
gerektiği inancındayım.
Sonuç
Yukarıda geniş olarak açıklanan nedenlerle, Kurulumuzca verilen; 4054 Sayılı
Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem
ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına
İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve ikinci fıkrası, üçüncü
fıkrasının (a) bendi hükümleri uyarınca 2012 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından
belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren, verilen % 3 oranındaki, ilgili hükümlerinin
uygulanarak temel para cezaları baz alınarak verilen idari para cezasına, anılan bu idari
para cezası belirlenirken 4054 sayılı yasa ile birlikte, uygulanan Rekabeti Sınırlayıcı
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde
Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanuna aykırı olmasından dolayı uygulanmasının mümkün olmadığı düşüncesiyle kararın
sonuç ceza oran ve miktarına katılmakla birlikte, gerekçe yönünden katılmıyorum.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy