AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 46239/09
Gülabi KÖSEOĞLU / Türkiye
Başkan
Paul Lemmens,
Yargıçlar
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 23 Ocak 2018 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 16 Temmuz 2009 tarihinde yapılan başvuruyu ve davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile başvuranın cevap olarak sunduğu görüşleri göz önünde bulundurarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir.
OLAYLAR
1. Başvuran Gülabi Köseoğlu, 1954 doğumlu Türk vatandaşı olup, Adana’da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde, Ankara Barosuna bağlı Avukat M.N.Eldem tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti ("Hükümet") ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Başvurunun kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekilde, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
1. Başvuranın kamu görevinden çıkarılması
4. Başvuran, olayların meydana geldiği dönemde, Adana’da bir devlet okulunda öğretmen olarak çalışmaktaydı.
5. Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet savcısı 11 Haziran 1998 tarihli iddianameyle, bir gösteri sırasında yapılan konuşmanın -gösterinin organizasyonu için oluşturulan tertip komitesinin üyesi olarak imzaladığı- içeriği nedeniyle başvuran hakkında kamu davası açmıştır.
6. Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi 16 Şubat 1999 tarihli kararla, Devletin bölünmezliği aleyhine propaganda yapma nedeniyle, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun ("3713 sayılı Kanun") 8. maddesinin 1. fıkrası uyarınca başvuranı bir yıl hapis cezasına mahkûm etmiştir.
7. Milli Eğitim Bakanlığının ("Bakanlık") 28 Ağustos 2001 tarihli kararıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 98/b maddesi uyarınca, bir yıl hapis cezasına mahkûm edilmesi nedeniyle aynı Kanun’un 48. maddesinde belirtilen devlet memurluğu için aranan koşulları artık taşımadığı gerekçesiyle başvuran kamu görevinden çıkarılmıştır.
8. Başvuran tarafından bu karara karşı yapılan iptal başvurusu, idare mahkemeleri tarafından reddedilmiştir.
2. Başvuranın kamu görevine yeniden atanma talebi ve konuyla ilgili idari yargılama
9. 3713 sayılı Kanun’un 8. maddesi, 15 Temmuz 2003 tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.
10. Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi 6 Ağustos 2003 tarihinde, yukarıda anılan maddenin yürürlükten kaldırılmış olmasını göz önünde bulundurarak, başvuran hakkında verilen cezanın iptaline karar vermiştir.
11. Başvuran daha sonrasında, Bakanlıktan, öğretmenliğe yeniden atanma talebinde bulunmuştur. Başvuran, dilekçesinde, mahkûm edilmesine dayanak olarak gösterilen, kamu görevinden çıkarılması yönündeki idari kararın, üzerine atılı fiilin, geriye yürürlük etkisiyle artık suç olmaktan çıkmasından ötürü iptal edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
12. Bakanlık 26 Eylül 2003 tarihinde, bu bağlamda gerekçe göstermeden başvuranın talebini reddetmiştir.
13. Başvuran 26 Aralık 2003 tarihinde, Ankara İdare Mahkemesine, Bakanlık tarafından verilen karara karşı iptal başvurusunda bulunmuştur.
14. Bakanlık, savunma dilekçesinde, bir kişinin kamu görevine kabul edilmesi ya da yeniden atanması konusunda kendisine tanınan takdir yetkisinin yanı sıra Türkiye Cumhuriyetinin milli, ahlaki ve kültürel değerleri ile anayasal düzenini yüceltmek ve öğrencileri, ülkelerine, kültürlerine ve milli değerlerine sadakat içerisinde yetiştirmek amacıyla bir öğretmenin sahip olması gereken kişisel vasıflara atıf yaparak ve başvuranın mahkûm edildiği suçun -Devletin bölünmezliği aleyhine propaganda yapma- niteliğini göz önünde bulundurarak, ilgilinin yeniden kamu görevine atanmasını uygun bulmadığını belirtmiştir.
15. Ankara İdare Mahkemesi 4 Kasım 2004 tarihinde, Bakanlık kararının 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasına ve 43. maddesine uygun olduğu gerekçesiyle başvuranın itirazını reddetmiştir. İdare Mahkemesi, memur alımı ve ataması konusunda idarenin belli bir takdir yetkisine sahip olduğunu hatırlatarak, idari mercilerin, hizmet gerekleri, kadro mevcudiyeti, idarenin ihtiyaçları ve başvuranın kişisel durumunu göz önünde bulundurarak, başvuranın talebini reddettikleri kanaatine varmıştır.
16. Danıştay 18 Nisan 2007 tarihinde, başvuran tarafından yapılan temyiz başvurusunu reddetmiş ve ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
17. Danıştay 5 Aralık 2008 tarihinde, başvuranın kararın düzeltilmesi istemini reddetmiştir. Söz konusu karar 16 Ocak 2009 tarihinde ilgiliye tebliğ edilmiştir.
B. İlgili iç hukuk kuralları
1. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu
18. 657 sayılı 14 Temmuz 1965 tarihli Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesi aşağıdaki şekildedir:
"Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır.
A) Genel şartlar:
(...)
5. (...) kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına (...) devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkûm olmamak."
19. Aynı Kanun’un 98/b maddesi aşağıdaki şekildedir:
"Memurluğun sona ermesi:
(...)
b) Memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi (...);
(...)"
2. 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu
20. 14 Haziran 1973 tarihli 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2. maddesi, 16 Haziran 1983 tarihli bir Kanun’la değiştirilmiştir. İşbu madde aşağıdaki şekildedir:
" Türk Milli Eğitiminin genel amacı (...)
1. Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;
(...)"
21. Aynı Kanun’un 43. maddesi aşağıdaki şekildedir:
" Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini Türk Milli Eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler.
(...)"
ŞİKÂYETLER
22. Başvuran, Sözleşme’nin 11. maddesine dayanarak, mahkûm edildiği ve kamu görevinden çıkarıldığı suçu düzenleyen kanun yürürlükten kaldırılmasına rağmen, ulusal mercilerin, kamu görevine iade edilmesini reddetmelerinden şikâyetçi olmaktadır. Bu bağlamda, başvuran, mercilerin ret kararının, aslında kendisinin sendikal faaliyetleri ile gerekçelendirildiğini iddia etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
23. Başvuran, mahkûm edildiği ve kamu görevinden çıkarıldığı suçu düzenleyen kanun hükmünün yürürlükten kaldırılmasından sonra, ulusal mercilerin, kamu görevine yeniden atanmasını reddetmelerinden şikâyetçi olmaktadır. Göreve iade edilmesinin reddedilmesinin, sendikal faaliyetleri ile gerekçelendirildiğini iddia etmektedir. Başvuran bu bağlamda, Sözleşme’nin 11. maddesini ileri sürmektedir.
24. Hükümet, başvuranın kamu görevine yeniden atanma talebinin reddedilmesinin, idarenin, devlet memurlarının atanması konusunda bilhassa öğretmenlerin atanması hususunda kendisine tanınan takdir yetkisine dayandığını ve somut olayda, idarenin kararın keyfi olmadığını ve 1739 sayılı Kanun’un 2 ve 43. maddelere uygun olduğunu ileri sürmektedir. Hükümete göre, başvuranın kamu görevinden çıkarıldığı suçu düzenleyen kanun hükmünün yürürlükten kaldırılmış olması, ilgilinin daha önceki görevine iadesi edilmesi yönünde bir hak doğurmamaktadır.
25. Mahkeme somut olayda, başvuranın görevinden çıkarılmış olduğu için değil, görevden çıkarıldığı suçu düzenleyen kanun hükmünün yürürlükten kaldırılmasından sonra, ulusal mercilerin, kamu görevine yeniden atanmasını reddetmeleri nedeniyle şikâyetçi olduğunu kaydetmektedir.
26. Mahkeme bu bağlamda, İdarenin, başvuranın kamu görevine yeniden atanma istemini reddettiğini ve idare mahkemelerinin, ilgilinin, İdarenin bu kararının iptali istemiyle yapmış olduğu başvuruyu reddettiğini gözlemlemektedir. Mahkeme, Ankara İdare Mahkemesinin, başvuranın başvurusunu reddetmek için, bilhassa, devlet memuru alımı ve ataması konusunda iç hukukla İdareye tanınan takdir yetkisine dayandığını tespit etmektedir (yukarıda 15. paragraf).
27. Mahkeme bu bağlamda, kamu görevine giriş hakkının, kasıtlı olarak Sözleşme’ye dâhil edilmediğini ve bir kişinin kamu görevinde istihdam edilmesinin reddedilmesinin tek başına Sözleşme kapsamında bir şikâyet konusu olamayacağını hatırlatmaktadır (Glasenapp/Almanya, 28 Ağustos 1986, § 49, seri A no 104, Kosiek/Almanya, 28 Ağustos1986, § 35, seri A no 105, Vogt/Almanya, 26 Eylül 1995, §§ 43-44, seri A no 323, ve Sidabras ve Džiautas/Litvanya, No. 55480/00 ve 59330/00, § 67, AİHM 2004‑VIII).
28. Mahkeme dolayısıyla, başvuranın, Sözleşme’den, bu kararının iptali istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddedilmesi ve görevden çıkarılması sonrasında kamu görevine iade edilme yönünde bir hak elde edemeyeceği kanısındadır. Mahkeme mevcut durumda, başvuran görevine iade edilme talebinde bulunduğunda, ulusal makamların, ilgilinin durumunu bir öğretmenin sahip olması gereken nitelikler ışığında yeniden incelediğini ve bu bağlamda bilhassa, daha sonrasında iptal edilen mahkûmiyetine dayanak teşkil eden fiilleri -bahse konu mahkûmiyeti olduğu şekliyle değil de- göz önünde bulundurarak, ilgilinin artık devlet memuru olmaya uygun olmadığı kanaatine vardığını tespit etmektedir (yukarıda 14. paragraf). Mahkeme öte yandan, başvuranın, göreve yeniden alınma talebinin sendikal faaliyetleriyle gerekçelendirilerek reddedildiği yönündeki iddiasını destekleyecek nitelikte herhangi bir unsur sunmadığını gözlemlemektedir.
29. Yukarıda belirtilen hususlar ışığında, Mahkeme, ihtilaf konusu tedbirin, Sözleşme ile güvence altına alınmış bir hak olmayan, kamu görevini ifa etmekten kaynaklandığı kanaatine varmaktadır (bk. mutatis mutandis (lazım gelen değişiklikler yapılmak suretiyle) Harabin/Slovakya (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 62584/00, AİHM 2004‑VI). Mahkeme bu nedenle, söz konusu tedbirin, başvuranın, Sözleşme’nin 11. maddesiyle güvence altına alınan hakkının kullanılmasına bir müdahale teşkil etmediği kanısındadır.
30. İşbu şikâyet, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca açıkça dayanaktan olup kabul edilemez olarak açıklanmalıdır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilerek, 15 Şubat 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Bölüm Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy