AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 22916/20
İsmail KOŞUM / Türkiye
Başkan,
Jovan Ilievski,
Hâkimler,
Lorraine Schembri Orland,
Diana Sârcu,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 28 Şubat 2023 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm);
1975 doğumlu olan ve Kahramanmaraş’ta tutuklu bulunan Türk vatandaşı İsmail Koşum’un (“başvuran”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (“AİHM” veya “Mahkeme”), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca, 21 Mayıs 2020 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine yapmış olduğu başvuruyu (no. 22916/20);
Sözleşme’nin 10. maddesi kapsamındaki şikâyetin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde görevlisi Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) tebliğ edilmesine ve başvurunun geri kalan kısımlarının kabul edilemez olduğuna dair kararı;
Tarafların beyanlarını göz önüne alarak,
Gerçekleştirdiği müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, Yargıtaya verdiği dilekçede yer alan bazı ifadeler nedeniyle başvurana ceza infaz kurumu yetkilileri tarafından verilen bir ay boyunca bazı faaliyetlerden yoksun bırakılma şeklindeki disiplin cezasıyla ilgilidir.
2. Başvuran, ilgili tarihte Türkoğlu Ceza İnfaz Kurumunda mahkûmdur.
3. Türkoğlu Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu, 21 Mart 2019 tarihinde, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un (5275 sayılı kanun) 40 § 2 (e) maddesi uyarınca, kurumun yetkilileri ile uygunsuz bir şekilde konuştuğu veya yetkililere karşı uygunsuz davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle başvurana bazı faaliyetlerden yoksun bırakılma disiplin cezasını vermiştir. Bu bağlamda Disiplin Kurulu, başvuranın Yargıtaya verdiği dilekçesinde yer alan “Allah tüm teşkilatınızın zalimlerini tepeden tırnağa cehennem çukuruna atsın...” şeklindeki ifadesinin uygunsuz olduğuna kanaat getirmiştir.
4. Başvuran, bu karara sırasıyla Kahramanmaraş İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz etmiştir. Yerel mahkemeler, verilen disiplin cezasının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvuranın itirazını reddetmiştir.
5. Söz konusu disiplin cezası, 24 Mayıs ve 23 Haziran 2019 tarihlerinde infaz edilmiş olup, başvuranın bu süre içerisinde ceza infaz kurumunun kapalı ve açık tesislerinde düzenlenen spor faaliyetlerine katılması engellenmiştir.
6. Başvuran, kendisine verilen disiplin cezasının Sözleşme’nin 10. maddesi uyarınca ifade özgürlüğünü ihlal ettiği hususunda şikâyette bulunmuştur.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
7. Hükümet, verilen disiplin cezası nedeniyle başvuranın önemli bir zarara maruz kalmadığını öne sürerek başvurunun kabul edilemez olduğunu iddia etmiştir. Hükümet, başvuranın ceza infaz kurumu idaresi tarafından sunulan diğer sosyal ve kültürel faaliyetlerden yararlanmaya devam ettiğini ve diğer tutuklularla iletişiminin kesilmediğini belirtmiştir. Başvuranın ziyaret haklarına herhangi bir kısıtlama getirilmemiş, zira ziyaretçileri ve avukatı söz konusu süre içerisinde başvuranı ziyaret edebilmiştir. Başvuran bu süreçte televizyon ve radyodan faydalanabilmiştir ve gazeteler ile diğer yayınlara erişimi engellenmemiştir. Hükümet, son olarak söz konusu cezanın yalnızca bir ay süreli olduğunu ve başvuranın, kişisel durumuna bu cezanın infazından kaynaklanan herhangi bir zarar geldiğini belirtmediğini kaydetmiştir.
8. Başvuran, Hükümetin iddialarıyla hemfikir olmayıp söz konusu disiplin cezasının Sözleşme’nin 10. maddesi uyarınca ifade özgürlüğünün ihlaline neden olduğunu yinelemiştir.
9. Mahkeme, önemli zarar kriterine ilişkin içtihadında geliştirilen ilkeleri yineler (Korolev/Rusya (k.k.), no. 25551/05, AİHM 2010; Giusti/İtalya, no. 13175/03, §§ 24-36, 18 Ekim 2011; ve Bartolo/Malta (k.k.), no. 40761/19, § 22, 7 Eylül 2021).
10. Başvuranın bir ay boyunca spor faaliyetlerinden yoksun bırakılması nedeniyle önemli bir zarara uğrayıp uğramadığı hususunda ise, Mahkeme, öncelikle söz konusu disiplin cezasının ceza infaz kurumunda düzenlenen faaliyetlerin tümü için geçerli olmadığını ve başvuranın diğer sosyal ve kültürel faaliyetlerden yararlanmaya devam ettiğini gözlemlemektedir. Bu nedenle Mahkeme, başvuranın disiplin cezasının infazı süresince diğer mahkûmlarla iletişimini sürdürebildiğini, böylece cezanın kendisini soyutlayıcı bir etkisi olmadığını değerlendirmiştir. Mahkeme, aynı zamanda söz konusu disiplin cezasının geçici nitelikte olduğunu ve bir ay gibi kısa bir süre boyunca uygulandığını gözlemlemektedir. Mahkeme, özellikle başvuranın dava konusu cezanın kendi kişisel durumunu herhangi bir şekilde olumsuz olarak etkilediğini belirtmediğini kaydetmiştir. Başvuran, bu disiplin cezası nedeniyle, daha önceden takip ettiği veya katılmayı planladığı belirli bir spor faaliyetine katılmasının engellendiğini iddia etmemiştir. Yukarıdaki hususlar göz önüne alındığında, Mahkeme, somut davanın koşulları altında, başvuranın ifade özgürlüğünden faydalanması hususunda herhangi bir “önemli zarara” uğramadığı kanaatindedir (bu davaya uygulanabilir olduğu ölçüde bk. Kaya ve Bal/Türkiye (k.k.), no. 6992/18 ve diğer 3 başvuru, 19 Ocak 2021; Akkurt/Türkiye (k.k.), no. 41726/20, 17 Mart 2022; ve Tekmenüray/Türkiye (k.k.), no. 30024/20, 5 Mayıs 2022).
11. Sözleşme ve Protokollerinde tanımlanan insan haklarına saygının başvuruların esas bakımından incelenmesini gerektirip gerektirmediği hususunda ise Mahkeme, benzer şikâyetleri hâlihazırda incelemiş olduğunu ve özellikle Mehmet Çiftçi ve Suat İncedere kararları (no. 21266/19 ve 21774/19, 18 Ocak 2022) olmak üzere, Türkiye aleyhindeki kararlarda, ceza infaz kurumlarında ifade özgürlüğü hakkındaki içtihadından doğan ilkeleri belirttiğini gözlemlemektedir. Somut başvurunun esas bakımından incelenmesi, Mahkemenin mevcut içtihadına herhangi bir katkı sağlamayacaktır. Bu nedenle Mahkeme, insan haklarına saygının bu başvurunun incelenmesini gerektirmediği kanaatine varmıştır.
12. Yukarıdaki hususlar ışığında, Mahkeme, mevcut başvurunun Sözleşme’ye Ek 14 ve 15 No.lu Protokollerle değiştirilen 35 § 3 (b) maddesi uyarınca kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiğini tespit etmiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 23 Mart 2023 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Jovan Ilievski
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan