AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 52190/21
Murat KÖYDEN / Türkiye
Başkan
Branko Lubarda,
Hâkimler
Jovan Ilievski,
Diana Sârcu
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 7 Haziran 2022 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan, Türk vatandaşı, 1963 doğumlu, Ankara’da ikamet eden, Ankara Barosuna bağlı Avukat N. Eldem tarafından temsil edilen Murat Köyden’in (“başvuran”) 15 Ekim 2021 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu 52190/21 no.lu başvuruyu dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, 1 Mayıs 2014 tarihinde Ankara’da düzenlenen gösteri sırasında güvenlik güçlerinin, başvurana kötü muamelede bulunduğu iddiaları ile ilgilidir.
2. Başvuran, Sözleşme’nin 3, 6 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
3. Mahkeme, başvuranın şikâyetlerini, Sözleşme’nin yalnızca 3. maddesi açısından inceleyecektir (Radomilja ve diğerleri/Hırvatistan [BD], no. 37685/10 ve 22768/12, § 126, 20 Mart 2018 ve Nasrettin Aslan ve Zeki Aslan/Türkiye, no. 17850/11, § 33, 30 Ağustos 2016).
4. Anayasa Mahkemesi 19 Nisan 2021 tarihli kararla, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvuranın kötü muameleye ilişkin şikâyetini reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, başvuranın, Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamındaki iddiaları nedeniyle idare mahkemeleri önünde açtığı tazminat davasının, tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu teşkil etmediğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi ayrıca, başvuranın, yürürlükte olan iç hukuk uyarınca, yetkili Cumhuriyet Savcısına bu konuda suç duyurusunda bulunmadığını kaydetmiştir.
5. Sözleşme’nin 3. maddesi anlamında, güvenlik güçleri tarafından bir başvurana uygulanan kötü muamele iddiaları ile ilgili olarak, Mahkeme, Devlet veya güvenlik güçleri aleyhine idare ve hukuk mahkemelerinde açılacak tazminat davasının, bu tür şikâyetler için tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu teşkil etmediğine ilişkin yerleşik içtihadını hatırlatmaktadır (bk. diğer birçok karar arasında, Sonkaya/Türkiye, no. 11261/03, § 21, 12 Şubat 2008, Fazıl Ahmet Tamer ve diğerleri/Türkiye, no. 19028/02, § 75, 24 Temmuz 2007 ve Mete ve diğerleri/Türkiye, no. 294/08, § 96, 4 Ekim 2011).
6. Mahkeme ayrıca, Sözleşme’nin 3. maddesi bağlamındaki bir şikâyet ile ilgili olarak, bir başvuranın Cumhuriyet savcısına suç duyurusunda bulunmuş olması, daha sonrasında Cumhuriyet savcısı tarafından verilen karara yetkili Asliye Ceza Mahkemesi önünde itiraz etmesi gerektiğine ilişkin yerleşik içtihadını hatırlatmaktadır (bk. özellikle, Nuray Şen/Türkiye (k.k.), no. 41478/98, 30 Nisan 2002 ve burada geçen atıflar). Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesinin kararından ayrılmak için herhangi bir gerekçe ya da hukuki argüman bulunmamaktadır. Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi tarafından ileri sürülen gerekçeler ışığında, başvuran, mevcut etkili iç hukuk yollarını tüketmemiştir.
7. Dolayısıyla, söz konusu şikâyetin, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilerek 30 Haziran 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
{signature_p_2}
Hasan Bakırcı Branko Lubarda
Yazı İşleri Müdürü Başkan