AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 18379/09
Şemsettin KÜÇÜK / Türkiye
Başkan
Nebojša Vučinić
Yargıçlar
Valeriu Gritco,
Stéphanie Mourou-Vikström ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 27 Eylül 2016 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm) (“Mahkeme”), 4 Mart 2009 tarihinde yapılmış olan yukarıdaki başvuruyu göz önünde bulundurarak, yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki şekilde karar vermiştir.
OLAYLAR
1. Başvuran, Şemsettin Küçük, 1922 doğumlu bir Türk vatandaşıdır ve İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, İstanbul Barosu’na kayıtlı Avukat E. Eraslan tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın koşulları
2. Dava konusu olaylar, taraflarca ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuran, gerçekleşen bir trafik kazasının ardından 22 Ocak 2002 tarihinde, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde tazminat davası açmıştır. Mahkeme, 18 Aralık 2007 tarihinde, başvuranın tazminat talebini kısmen kabul etmiş ve başvurana maddi ve manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Yargıtay, 3 Kasım 2008 tarihinde, bu kararı onamıştır. Söz konusu karar, başvurana 19 Aralık 2008 tarihinde tebliğ edilmiştir.
4. Başvurana, 13 Şubat 2009 tarihinde, tazminat ödenmiştir.
B. İlgili iç hukuk
5. İlgili iç hukuka ilişkin açıklamalara Turgut ve Diğerleri / Türkiye ((k.k.), no. 4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013) kararında yer verilmiştir.
ŞİKÂYETLER
6. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, yürütülen yargılamaların süresinin uzunluğundan şikâyetçi olmuştur.
7. Başvuran ayrıca, Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, yargılamaların adil olmadığından şikâyetçi olmuş ve yerel makamların davaya konu olayların değerlendirilmesi hususunda hata yaptıklarını iddia etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
8. Başvuran, yargılamaların uzunluğunun Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinde yer alan “makul süre” koşuluna uymadığından şikâyet etmiştir.
9. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, yargılamaların uzunluğu ve kararların icra edilmemesine ilişkin başvuruları incelemek üzere Tazminat Komisyonunun kurulması suretiyle yeni bir hukuk yolunun oluşturulduğunu beyan etmiştir. Hükümet, başvuranın söz konusu Tazminat Komisyonu’na başvuruda bulunmamış olması nedeniyle iç hukuk yollarının tüketilmediğini ileri sürmüştür: bu gerekçe, Mahkeme’nin Müdür Turgut ve Diğerleri ((k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013) kararında da kabul edilmiştir.
10. Mahkeme, Hükümet tarafından belirtildiği üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından, Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme, sonrasında, Müdür Turgut ve Diğerleri (yukarıda anılan) davasında verdiği kararda, başvuranların iç hukuk yollarını, başka bir deyişle yeni oluşturulmuş olan bu hukuk yolunu, tüketmedikleri gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, bu kararı verirken, özellikle, söz konusu yeni hukuk yolunun, yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikâyetler bakımından, ilk bakışta erişilebilir ve makul bir çözüm sunacak nitelikte olduğu kanısına vardığını belirtmiştir.
11. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasında verdiği kararda, Hükümete hali hazırda tebliğ edilmiş olan bu tür başvuruları yine de normal usul kapsamında inceleyebileceğini vurguladığına dikkat çekmektedir.
12. Ancak, Mahkeme, Hükümetin başvuranın 6384 sayılı Kanun ile tesis edilmiş olan yeni iç hukuk yoluna başvurmamış olmasına ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak, yukarıda anılan Turgut ve Diğerleri davasında varmış olduğu sonucu yinelemektedir. Mahkeme bu nedenle, hukuk yargılamalarının aşırı uzun olduğuna ilişkin şikâyetin, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 hükümleri uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
13. Başvuran ayrıca, yargılamaların adil olmadığından şikâyet etmiştir. Ancak, Mahkeme, önündeki belgeler ışığında ve şikâyet edilen konular yargı yetkisi alanına girdiği ölçüde, söz konusu şikâyetin, Sözleşme’de ve Protokollerinde güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin ihlaline işaret etmediğine hükmetmektedir. Mahkeme, bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve dolayısıyla Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4 hükümleri uyarınca reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 20 Ekim 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıNebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy