AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
© Çeviren, Okan TAŞDELEN, AİHM Eski B Hukukçusu, AYM ve AİHM’e Başvuru Danışmanı, @O_TSDLN, Aralık 2024. [Daha önce Patreon sayfamda “https://www.patreon.com/posts/118404336” yayımlanmıştır] Bu çeviriyi yayımlama izni, HUDOC’a konulması için verilmiştir. Çevirmene atıfta bulunmak kaydıyla alıntılanabilir.
© Translated by Okan TAŞDELEN, Former B Lawyer of the ECHR, Adviser on Applications to the CC and the ECHR, @O_TSDLN, December 2024. [Already published on my Patreon page “https://www.patreon.com/posts/118404336”] Permission to re-publish this translation has been granted for the purpose of its inclusion in HUDOC. It may be reproduced with a reference to the translator.
KUMARI/HOLLANDA[1]
(Başvuru No. 44051/20)
19 Kasım 2024
GİRİŞ
Dava, başvurucuya Hollanda’da uzun süredir mukim ve Hollanda vatandaşı olan yetişkin oğluyla aile birleşimi amacıyla geçici oturum vizesinin reddine ilişkindir. Başvurucu, ilişkilerinin Sözleşme’nin 8. maddesinin korumasının kapsamına girdiğini çünkü “normal duygusal bağların haricinde ilave bağımlılık unsurlarının mevcudiyetinin ortaya konulduğunu, oğlu ve onun ailesiyle birlikte Hollanda’da oturmasına izin verilmemesinin aile hayatına saygı hakkına aykırı olduğunu ileri sürmektedir (par. 1).
OLAYLAR
Başvurucu, 1964 doğumlu ve Hindistan’da oturan bir Hint vatandaşıdır (par. 2).
Başvurucunun 3 çocuğundan ikisi 1981 ve 1988 doğumlu yetişkinlerdir ve Hollanda’da yasal olarak bulunmaktadırlar. Başvurucu çok girişli vizelerle onları düzenli olarak ziyaret etmekte ve onlar da başvurucuyu Hindistan’da düzenli olarak ziyaret etmektedir. Başvurucunun ilgili vakitte Hindistan’da yaşayan bir de yetişkin kızı vardır (par. 5).
Başvurucunun büyük oğlu, Aralık 2015 tarihinde başvurucu adına geçici oturum vizesine başvurmuş ve erken doğmuş kızlarının ölümüyle baş etmeleriyle bağlantılı olarak kendisinin ve eşinin zihnen toparlanması için başvurucunun onlarla kalmak istediğini belirtmiştir (par. 6).
Güvenlik ve Adalet Bakan Yardımcısı, Nisan 2016 tarihinde başvuruyu reddetmiştir. Bakan Yardımcısına göre başvurucunun desteğinin bir ebeveyn ile yetişkin çocuk arasındaki iyi bir ilişkide olağandır fakat aile üyelerinin bağısız olarak iş göremeyeceği normal bağların ötesine geçen hususi bir bağımlılığın mevcut olduğu ortaya konmamıştır. Başvurucunun eşinin 2012’de ölmüş olması da böyle bir bağımlılık yaratmamaktadır. Bakan Yardımcısı, “normal duygusal bağların haricinde ilave bağımlılık unsurunun” bulunduğunun ortaya konulmadığı sonucuna varmıştır. Başvurucu ile büyük oğlu arasındaki ilişki 8. maddenin koruma kapsamına girmemektedir (par. 7).
Başvurucunun bu karara yapmış olduğu idari itiraz, Bakan Yardımcısı tarafından ilk karardaki gerekçelerle Aralık 2016 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu aile üyelerinin bakımına bağımlı olduğu veya olacağı kadarıyla, Hindistan’da yaşayan kızından destek isteyebilir. Ayrıca, zihni ve mali desteğin uzaktan sağlanması da mümkündür (par. 9).
Başvurucu, Ocak 2017 tarihinde karara itiraz etmiştir. Başvurucu büyük oğlunun durumuna ilişkin gerekçelerin yanı sıra sağlığının kötü olduğunu ve artık bir eşinin olmadığını, sık sık düştüğünü ve yalnızken bunun tehlikeli olduğunu, oğlu ve onun ailesiyle birleşmesinin depresif semptomlarına karşı yardımcı olacağını belirtmiştir. Başvurucu bu kapsamda çeşitli raporlar sunmuştur. Başvurucu, sözlü dinleme imkanının tanınması gerektiğini de ileri sürmüştür (par. 10).
Lahey İstinaf Mahkemesi, Eylül 2017 tarihinde başvurucunun itirazını, itiraz sürecinde dinlenilmemiş olması nedeniyle haklı bulmuştur (par. 11).
O tarihte Hollanda’da bulunan başvurucu, Aralık 2017 tarihinde Göçmenlik ve Vatandaşlık Bürosu tarafından itirazına ilişkin olarak dinlenilmiştir (par. 12).
Bakan Yardımcısı, Ocak 2018 tarihinde başvurucunun itirazını yeniden incelemiş ve temelsiz bularak reddetmiştir (par. 14). Başvurucu ile oğlu arasında olağan duygusal bağlardan daha fazlasını içeren ilave bağımlılık unsurlarının varlığı için inandırıcı kanıtların sunulmadığını değerlendirilmiştir (par. 17).
Lahey İstinaf Mahkemesi, Ekim 2018 tarihinde başvurucunun yapmış olduğu itirazı haklı bulmuş ve başvurucunun itirazına ilişkin yeniden karar alınmasına hükmetmiştir (par. 19).
Bakan Yardımcısı, Kasım 2018 tarihinde İstinaf Mahkemesi kararına karşı Danıştay İdari Yargı Dairesine itiraz etmiştir (par. 20). İtiraz incelemesi sürerken; Bakan Yardımcısı İstinaf Mahkemesinin talimatı doğrultusunda başvurucunun ilk kararına yapmış olduğu idari itirazı yeniden incelemiş ve Aralık 2018 tarihinde tekrar reddetmiştir (par. 21).
İdari Yargı Dairesi, Bakan Yardımcısının başvurucu ile en büyük oğlu arasındaki ilişkinin 8. madde anlamında “aile hayatı” oluşturmadığını uygun şekilde gerekçelendirmiş olduğunun İstinaf Mahkemesinin farkına varamadığını belirtmiş ve Aralık 2019 tarihinde Bakan Yardımcısının itirazını kabul etmiştir (par. 23).
İdari Yargı Dairesi bu doğrultuda, İstinaf Mahkemesinin Ekim 2018 tarihli kararını bozmuş ve başvurucunun itirazını reddetmiştir. Bu kararla, başvurucunun aile birleşimine yönelik geçici oturum vizesi talebinin reddi kesinleşmiştir (par. 24).
HUKUK
8. MADDENİN OLAYA UYGULANABİLİR OLUP OLMADIĞI
Mahkeme, Sözleşme’nin 8. maddesi bakımından aile hayatının normalde çekirdek aileyle sınırlı olduğuna (bkz. Slivenko/Letonya [BD], No. 48321/99, §§ 94 ve 97, AİHM 2003-X) ve ebeveynler ile yetişkin çocuklar arasında ya da yetişkin kardeşler arasında, “normal duygusal bağlardan fazlasını içeren ilave bağımlılık unsurlarını” ortaya koyulmadıkça, aile hayatının oluşmayacağına (bkz. Kwakye‑Nti ve Dufie/Hollanda (k.k.), No. 31519/96, 07 Kasım 2000; Senchishak/Finlandiya, No. 5049/12, § 55, 18 Kasım 2014, § 55; Emonet ve Diğerleri/İsviçre, No. 39051/03, § 35, 13 Aralık 2007) hükmetmektedir (par. 35).
Yetişkinlerin fiziksel veya zihni engellerinin veya yeterli ciddiyette hastalıklarının olduğu ve diğer aile üyelerinin sürekli bakım ve desteğine ihtiyaçlarının bulunduğu durumlarda Mahkeme, böyle bir bağımlılığı kabul etmiştir (bkz. Emonet ve Diğerleri/İsviçre, yukarıda anılan, § 37; Bierski/Polanya, No. 46342/19, § 47, 20 Ekim 2022; Belli ve Arquier-Martinez/İsviçre, No. 65550/13, § 65, 11 Aralık 2018; I.M./İsviçre, No. 23887/16, §§ 30-31, 09 Nisan 2019) (par. 38).
Aksine şu tıbbi hallerde Mahkeme, başvurucuların veya yakınlarının sağlık durumlarının yeterince ciddi olduğunu ya da yeterince ciddi olsa bile, bağımlılığın ve böylelikle aile hayatının mevcudiyeti tespitini haklı kıldığını kabul etmemiştir: hiçbiri tamamen iş yapamaz hale getirmeyen şeker hastalığı, (belirlenmemiş) kalp durumu, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve ülseratif kolit (bkz. A.W. Khan/Birleşik Krallık, No. 47486/06, 12 Ocak 2010 ); astım (bkz. Konstatinov/Hollanda, No. 16351/03, 26 April 2007) ve çok ciddi olmakla birlikte başvurucuyu tamamen ailesinin bakımına bağımlı kılacak derecede onu iş yapamaz hale getirmeyen paranoid şizofreni (bkz. Savran/Danimarka [BD], No. 57467/15, §§ 177‑178, 07 Aralık 2021) (par. 39).
Olayın şartlarına bağlı olarak Mahkeme, mali desteğin uzaktan sağlanabileceğine hükmetmektedir (bkz. Berisha/İsviçre, No. 948/12, § 60, 30 Temmuz 2013; Senchishak/Finlandiya, yukarıda anılan, § 57). Mali bağımlılık tek başına asla ilave bağımlılık bağı ve dolayısıyla yetişkin aile bireyleri arasında aile hayatı oluşturmaya yeterli görülmemektedir (par. 41).
Mahkeme içtihatları uyarınca, normal duygusal bağların haricinde ilave bağımlılık unsurlarının bulunduğunun kanıtlanıp kanıtlanmadığının değerlendirilmesinin, söz konusu ilişkinin bireyselleştirilmiş bir incelemesi gerekmektedir (par. 43).
Aile birleşimi bağlamında Mahkeme, yetişkin aile bireyleri arasındaki ilişkinin “aile hayatı” oluşturup oluşturmadığı meselesini, aile birleşimi talebine ilişkin kararın kesinleşmesinin öncesinde meydana gelen bütün olguların temelinde değerlendirmektedir (bkz. T.C.E./Almanya, No. 58681/12, § 55, 01 Mart 2018; Rodrigues da Silva ve Hoogkamer/Hollanda, No. 50435/99, § 41, AİHM 2006-I). Ancak aile üyelerinden biri aile birleşimi talebinin yapıldığı tarihte küçükse; Mahkeme aile hayatının varlığı meselesini, işlemler devam ederken çocuğun yaş sınırını geçmesinden kaçınmak için o tarihte edindiği durum temelinde değerlendirecektir (bkz. El‑Ghatet/İsviçre, No. 56971/10, § 51, 08 Kasım 2016; Tanda‑Muzinga/Fransa, No. 2260/10, § 74 son cümle, 10 Temmuz 2014) (par. 44).
Mahkeme, çocuğunun ölümünün başvurucunun oğlunun zihni esenliği üzerinde önemli bir etki yaptığını kabul etmekle birlikte; durumunun onu bütünüyle iş göremez hale getirdiğine dair önünde hiçbir delil bulunmamaktadır. Hollanda’da düzenli olarak çalışmakta ve başvurucu onu ziyaret etmiyorken de eşi ve oğullarıyla günlük hayatını yürütmektedir (par. 48).
Başvurucunun oğluna olan bağımlılığı bakımında ise Mahkeme, bunun temel olarak kendisinin sağlık durumuna dayandırıldığını gözlemlemektedir. İlgili vakitte ellilerinde olmasına karşın, başvurucunun genel olarak ilerleyen yaşıyla bağlantılı çeşitli sağlık durumlarından mustarip olduğu ve tedavi gördüğü anlaşılmaktadır (par. 49).
Mahkeme, başvurucunun Hindistan’da tıbbi bakım ve hizmetçi, komşular ve arkadaşlarının sağlayacağı diğer bakım, destek ve yardım şekillerini alamayacağına dair dosyada hiçbir emare bulunmadığını değerlendirmektedir (bkz. A.W. Khan/Birleşik Krallık, yukarıda anılan, § 32). O vakitlerde Hindistan’da yaşayan kızının gerek olursa onu destekleyemeyeceği inandırıcı şekilde temellendirilmemiştir (par. 50).
Mahkeme son olarak, oğlunun başvurucuya sağladığı mali desteğin uzaktan sürdürülebileceğini dikkate almaktadır. Başvurucunun oğluna mali yönden bağımlı olduğuna dair dosyada yeterli delilin bulunmamasının haricinde; böyle bir bağımlılık tek başına ilave bağımlılık bağı oluşturmaya yeterli görülmemektedir (par. 52).
Davaya özgü olgu ve şartlar temelinde Mahkeme, başvurucu ile en büyük oğlu arasında “olağan duygusal bağlardan daha fazlasını içeren ilave bağımlılık unsurlarının” mevcut olduğunun ortaya konulmadığı sonucuna varmaktadır. Bu itibarla Mahkeme, ilişkilerinin 8. madde anlamında “aile hayatı” oluşturmadığına hükmetmektedir (par. 54).
Dolayısıyla başvurunun, Sözleşme’yle konu yönünden bağdaşmaz (incompatible ratione materiae) olduğundan reddedilmesi gerekmektedir (par. 55).
[1] Resmi dildeki karar için bkz. “https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-238680”